Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2024/478 E. , 2024/2512 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2024/478
Karar No : 2024/2512
TEMYİZ EDENLER : 1- (DAVALI) … Bakanlığı
VEKİLİ : Av. …
2- (DAVALI YANINDA MÜDAHİL) … Anonim Şirketi
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : … Derneği
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Kocaeli ili, Körfez ilçesi, … Mevkiinde, davalı yanında müdahil … Anonim Şirketi (İzmit Rafineri Müdürlüğü) tarafından yapılması planlanan, "Tüpraş İzmit Rafinerisi Faz-2 İskelesi Kapasite Artışı ve Dip Tarama Projesi" ile ilgili olarak 25/11/2014 tarih ve 29186 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği'nin 14. maddesi uyarınca Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Çevresel Etki Değerlendirmesi, İzin ve Denetim Genel Müdürlüğünce verilen … tarih ve … sayılı "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Dava konusu işlemin iptali yolunda verilen İdare Mahkemesi kararının, Danıştay Altıncı Dairesinin 08/02/2023 tarih ve E:2022/316, K:2023/1363 sayılı kararıyla bozulması üzerine, bozma kararına uyularak yeniden yaptırılan keşif sonucu düzenlenen bilirkişi raporu ile dosyada bulunan bilgi ve belgelerin değerlendirilmesinden; davalı yanında müdahil şirket tarafından yapılması planlanan, "Tüpraş İzmit Rafinerisi Faz-2 İskelesi Kapasite Artışı ve Dip Tarama Projesi" projesine ilişkin olarak, dip tarama işinde kullanılacak araçların egzozları dışında bir emisyon oluşumunun söz konusu olmamasına rağmen, tam kapasite çalışma şartlarında ortaya çıkacak egzoz emisyonlarının ve ağır iş makinelerinin saatlik yakıt tüketiminde ortaya çıkaracağı egzoz emisyonlarının hesaplanmadığı, deniz tabanından alınması planlanan 29.750 m³ miktarındaki malzemenin taşınarak, Tuzla döküm alanında denize dökülmesi sırasında, gerek taranan alandaki, gerekse taranmış malzemenin döküldüğü alanlardaki deniz ekosisteminin etkileneceği, her iki ortamın da (tarama ve döküm sahaları) zaman içerisinde eski haline gelmesi mümkün ise de, mevcut proje sahası ve yakın çevresindeki deniz ortamının önemli bir kirlilik baskısı altında olduğu anlaşıldığından; davaya konu "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararında hukuka ve mevzuata uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle hukuka aykırı bulunan dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : 1- Davalı tarafından; dava konusu "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararı tesis edilmeden önce işletilen ÇED sürecinde oluşturulan İnceleme Değerlendirme Komisyonu üyesi olan kurum ve kuruluşların, yetki alanları dahilinde proje hakkında görüşlerini bildirdiği, nihai ÇED raporunun gerçekleştirilecek faaliyetin deniz ortamına kümülatif etkilerinin içermediğine yönelik bilirkişi değerlendirmesinin yerinde olmadığı, denizin mevcut kalitesinin ortaya konulması amacıyla alınmış numunelerin projenin yapılacağı mevcut tesis ile çevredeki diğer tesislerin de çevresel etkilerini içerdiği, bu bağlamda analiz sonuçları ve yapılan değerlendirmelerin tesisin mevcut duruma etkileri, çevredeki diğer tesislerin etkisi ve yapılması planlanan projenin etkilerini içerdiği; ÇED raporunun ilgili kısmında deniz araçlarından kaynaklanacak emisyon oluşumuna değinildiği, ayrıca projenin inşaat ve işletme faaliyetleri sırasında olası olumsuz etkileri ile ilgili ilgili mevzuatta öngörülen sınır değerlere uyulmasının sağlanacağı ve bu konuda proje sahibinin taahhüdü bulunduğu; proje sahası ve yakın çevresinin mevcut kirlilik yükünün azaltılması gerekliliği ile dava konusu proje hakkında hazırlanan ÇED raporunda yer verilen kümülatif etki değerlendirmesine yönelik çalışmasının ayrı ele alınması gerektiği; dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu ileri sürülmektedir.
2- Davalı yanında müdahil tarafından; projenin gerçekleştirilme yöntemi ve projenin yerine ilişkin esasa ilişkin bir iptal gerekçesine yer verilmediği, aksine raporda, dip tarama ve dökü konusunda raporda açıklanan yöntemlerin teknik ve bilimsel olarak kabul edilebilir yöntemler olduğu, uygulanmasının da doğru şekilde yapılması ile deniz ortamının minimum seviyede etkilenmesinin sağlanmış olacağına yönelik değerlendirmede bulunulduğu; bilirkişi raporunun çevre mühendisliği disiplini açısından değerlendirmeler içeren kısmında yer verilen görüşte belirtilen çalışmaların projeye başlandıktan sonra yerine getirilecek nitelikte çalışmalar olduğu; dip tarama işinde kullanılacak araçların egzoz emisyonlarının hesaplanmadığına yönelik bilirkişi görüşünün yerinde olmadığı, zira ÇED raporunun 192. sayfasında dip tarama işleminin gemi, duba, romörkör gibi yüzer araçlarla gerçekleştirileceği, tüm işlemlerin denizel ortamda gerçekleşecek olması ve denizden alınacak tarama malzemesinin ıslak durumda gemilerle taşınacak olması nedeniyle, kullanılacak yakıt tüketimi sonucu oluşacak emisyon dışında emisyon oluşumunun beklenmeyeceği, öte yandan projenin her aşamasında Sanayi Kaynaklı Hava Kirliliği Kontrolü Yönetmeliği'ne ve Hava Kalitesi Değerlendirme ve Yönetimi Yönetmeliği'ne uyulacağının nihai ÇED raporunda taahhüt altına alındığı; bu kapsamda çevre izni bulunan TÜPRAŞ İzmit Rafinerisi'nin, ilgili mevzuat uyarınca baca gazı emisyon ve ortam emisyon ölçümlerinin yaptırıldığı, bilirkişi raporunda dip tarama işlemleri sırasında ortaya çıkacak emisyon hesaplamalarının yapılmadığına yönelik değerlendirmenin, çevresel açıdan önemli bir kirlilik yaratmayacağı ve bahse konu bilirkişi görüşünün zorunluluk niteliğinde değil, tavsiye niteliğinde değerlendirilmesi gerektiği; öte yandan, işletme aşamasında emisyonda artış olmayacağı, aksine, iskeleye daha büyük ve daha az sayıda geminin yanaşması sağlanacağından, iskele operasyonlarından kaynaklanan emisyonun azaltılması sonucunun doğacağı; deniz tabanından alınan 29.750 m3 miktarındaki malzemenin Tuzla döküm alanında denize dökülmesi sırasında, taranan alan ve döküm alanının deniz ekosisteminin etkileneceği, her iki ortamın zaman içerisinde eski haline gelmesi mümkün ise de, mevcut proje sahası ve yakın çevresindeki deniz ortamının önemli bir kirlilik baskısı atlında olduğu yolundaki bilirkişi görüşüne karşı taraflarınca yapılan itirazın dikkate alınmadığı, "Tuzla Boşaltım Alanı"nın Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından işaret edilen döküm alanı olduğu, ülkemizde dip tarama işlemlerinin, Dip Tarama Malzemesinin Çevresel Yönetimi Yönetmeliği kapsamında yürütüldüğü, dip tarama işlemi ile ilgili detaylı çalışmaların anılan mevzuat kapsamında belirlendiği, bu kapsamda tesis için belirtilen dip tarama çalışmalarının yapıldığı ve buna ilişkin planın Bakanlık tarafından onaylandığı; "Dip Tarama Çevresel Yönetim Planı"nın 10 ila 12. sayfalarında Dip Tarama Çevresel Yönetimi Yönetmeliği Ek-1 Tablo 2'ye göre yapılan analiz sonuçlarına yer verildiği, işin tamamlanmasından sonra izleme analizlerinin yapılacağı, işin tamamlanmasından sonra izleme analizlerinin yaptırılacağı, bilirkişi raporunda ve dava konusu işlemin iptali yolunda verilen temyize konu İdare Mahkemesi kararında yürütülecek bu sürecin göz ardı edilerek eksiklik olarak değerlendirildiği, kaldı ki bilirkişi değerlendirilmesinde dahi deniz ekosisteminin etkileneceği belirtildikten sonra, gerek döküm sahasının, gerekse tarama sahasının zaman içinde eski haline gelmesinin mümkün olduğunun belirtildiği, bu nedenle dava konusu işlemin iptali yolunda verilen İdare Mahkemesi kararının bozularak davanın reddine karar verilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.
TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile dava konusu işlemin iptali yolunda verilen temyize konu İdare Mahkemesi kararının, Dairemiz kararının karşı oyunda belirtilen gerekçe doğrultusunda bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Kocaeli ili, Körfez ilçesi, … Mevkiinde, davalı yanında müdahil … Anonim Şirketi (İzmit Rafineri Müdürlüğü) tarafından yapılması planlanan, "Tüpraş İzmit Rafinerisi Faz-2 İskelesi Kapasite Artışı ve Dip Tarama Projesi" ile ilgili olarak 25/11/2014 tarih ve 29186 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği'nin 14. maddesi uyarınca Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Çevresel Etki Değerlendirmesi, İzin ve Denetim Genel Müdürlüğünce … tarih ve … sayılı "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararı verilmiştir.
Bunun üzerine bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT
2872 sayılı Çevre Kanunu'nun 10. maddesinde; "Gerçekleştirmeyi plânladıkları faaliyetleri sonucu çevre sorunlarına yol açabilecek kurum, kuruluş ve işletmeler, Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu veya proje tanıtım dosyası hazırlamakla yükümlüdürler. Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı veya Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir Kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili onay, izin, teşvik, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez; proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez..." hükmüne yer verilmiştir.
25/11/2014 tarih ve 29186 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan ve dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte olan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği'nin 4. maddesinde; Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir Kararı: Seçme Eleme Kriterlerine Tabi Projeler hakkında yapılan değerlendirmeler dikkate alınarak, projenin çevre üzerindeki muhtemel olumsuz etkilerinin, alınacak önlemler sonucu ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olduğunun belirlenmesi üzerine projenin gerçekleşmesinde çevre açısından sakınca görülmediğini belirten Bakanlık kararı, Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı: Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu hakkında Komisyon tarafından yapılan değerlendirmeler dikkate alınarak, projenin çevre üzerindeki muhtemel olumsuz etkilerinin, alınacak önlemler sonucu ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olduğunun belirlenmesi üzerine projenin gerçekleşmesinde çevre açısından sakınca görülmediğini belirten Bakanlık kararı olarak tanımlanmış, 6. maddesinde; "(1) Bu Yönetmelik kapsamındaki bir projeyi gerçekleştirmeyi planlayan gerçek veya tüzel kişiler; Çevresel Etki Değerlendirmesine tabi projeleri için; ÇED Başvuru Dosyasını, ÇED Raporunu, Seçme Eleme Kriterleri uygulanacak projeler için ise Proje Tanıtım Dosyasını, Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlara hazırlatmak, ilgili makama sunulmasını sağlamak ve proje kapsamında verdikleri taahhütlere uymakla yükümlüdürler. (2) Kamu kurum/kuruluşları, bu Yönetmelik hükümlerinin yerine getirilmesi sürecinde proje sahiplerinin veya Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşların isteyeceği konuya ilişkin her türlü bilgi, doküman ve görüşü vermekle yükümlüdürler. (3) Bu Yönetmeliğe tabi projeler için "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararı veya "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili teşvik, onay, izin, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez, proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez. Ancak bu durum söz konusu teşvik, onay, izin ve ruhsat süreçlerine başvurulmasına engel teşkil etmez. (4) Bu Yönetmelik hükümlerine göre karar tesis edilmeden önce, projenin gerçekleştirilmesinin mevzuat bakımından uygun olmadığının tespiti halinde, aşamasına bakılmaksızın süreç sonlandırılır." kuralına, 7. maddesinde; "(1) Bu Yönetmeliğin; a) Ek-1 listesinde yer alan projelere, b) "ÇED Gereklidir" kararı verilen projelere, c) Kapsam dışı değerlendirilen projelere ilişkin kapasite artırımı ve/veya genişletilmesinin planlanması halinde, mevcut proje kapasitesi ve kapasite artışları toplamı ile birlikte projenin yeni kapasitesi ek-1 listesinde belirtilen eşik değer veya üzerinde olan projelere, ÇED Raporu hazırlanması zorunludur." kuralına, 15. maddesinde; "(1) Bu Yönetmeliğin; a) Ek-2 listesinde yer alan projeler, b) Kapsam dışı değerlendirilen projelere ilişkin kapasite artırımı ve/veya genişletilmesinin planlanması halinde, mevcut proje kapasitesi ve kapasite artışları toplamı ile birlikte projenin yeni kapasitesi ek-2 listesinde belirtilen projeler, seçme, eleme kriterlerine tabidir." kuralına, 17. maddesinde ise; "(1) (Değişik:RG-26/5/2017-30077) Bakanlık, Proje Tanıtım Dosyalarını Ek-4’te yer alan kriterler çerçevesinde inceler ve değerlendirir. Bakanlık, bu aşamada gerekli görülmesi halinde Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlardan proje ile ilgili geniş kapsamlı bilgi vermesini, araç gereç sağlamasını, yeterliği kabul edilebilir kuruluşlarca analiz, deney ve ölçümler yapmasını veya yaptırmasını isteyebilir. Bakanlık inceleme değerlendirme sürecinde gerekli görülmesi halinde yetkili kurum/kuruluşlardan görüş isteyebilir. Otuz (30) takvim günü içerisinde görüş bildirmeyen kurum/kuruluşun görüşü olumlu kabul edilir. (Son cümleye yönelik, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 05/07/2018 tarih ve YD İtiraz No:2018/177 sayılı kararıyla yürütmenin durdurulmasına karar verilmiştir.) (2) Bakanlık on beş (15) iş günü içinde inceleme ve değerlendirmelerini tamamlar. Proje hakkında "ÇED Gereklidir" veya "ÇED Gerekli Değildir" kararını beş (5) iş günü içinde verir, kararı Valiliğe, proje sahibine ve Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlara bildirir. Valilik, bu kararı askıda ilan ve internet aracılığıyla halka duyurur. (3) “ÇED Gerekli Değildir” kararı verilen proje için beş (5) yıl içinde mücbir sebep bulunmaksızın yatırıma başlanmaması durumunda “ÇED Gerekli Değildir” kararı geçersiz sayılır. (4) "ÇED Gereklidir" kararı verilen projeler için bir (1) yıl içerisinde Bakanlığa başvuru yapılmaması durumunda karar geçersiz sayılır." kuralına yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Uyuşmazlığın çözümü için İdare Mahkemesince Jeoloji Mühendisi Prof. Dr. … , İnşaat Mühendisi Prof. Dr. … , İmar Uzmanı Prof. Dr. … , Çevre Mühendisi Prof. Dr. … , Ziraat Mühendisi Prof. Dr. … , Deniz Ulaştırma Mühendisi Prof. Dr. … , Su Ürünleri Mühendisi Doç Dr. … , Şehir Plancısı Doç. Dr. … ve … … 'den oluşan bilirkişi heyetine mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmış olup; hazırlanan bilirkişi raporunda dava konusu "ÇED Olumlu kararı"nın, çevre mühendisliği disiplini haricindeki bilim dalları bakımından uygun olduğu, bilirkişi raporunun çevre mühendisliği disiplini açısından değerlendirmeler içeren kısmında yer alan tespitler uyarınca, dava konusu "ÇED Olumlu kararı"nın dayanağı nihai ÇED raporunda eksiklikler ve tutarsızlıklar bulunduğu ve teknik olarak uygun olmadığı yolunda görüş bildirildiği görülmektedir.
Uyuşmazlıkta, her ne kadar İdare Mahkemesi kararında iptal gerekçesi olarak, çevre mühendisinin değerlendirmeleri esas alınarak, "deniz tabanından alınması planlanan 29.750 m³ miktarındaki malzemenin taşınarak, Tuzla döküm alanında denize dökülmesi sırasında, gerek taranan alandaki, gerekse taranmış malzemenin döküldüğü alanlardaki deniz ekosisteminin etkileneceği, her iki ortamın da (tarama ve döküm sahaları) zaman içerisinde eski haline gelmesi mümkün ise de, mevcut proje sahası ve yakın çevresindeki deniz ortamının önemli bir kirlilik baskısı altında olduğu" hususuna yer verilmiştir. Nihai ÇED raporunda, tarama malzemesinin, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından önerilen Tuzla Döküm Sahası'na döküleceği; dip tarama faaliyetleri kapsamında, dip tarama yapılacak olan alanın, faaliyet öncesinde batimetrik ölçümleri yapılıp en az 1/1000 ölçekli batimetri haritası hazırlanarak Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’ne sunulacağı, dip tarama yapılacak olan alanın faaliyet öncesinde oluşturulan batimetri haritası kullanılarak taranacak malzeme miktarı ve alanın konumu belirleneceği, dip tarama yapılacak olan alanda bulunan katı atıkların ayrı olarak toplanacağı ve ilgili mevzuat kapsamında bertaraf edileceği, dip tarama faaliyetlerinin olumsuz çevresel etkilerinin önlenmesi veya en aza indirilmesi amacıyla uygun ekipman kullanılacağı ve tarama zamanının belirleneceği; boşaltım işlemleri sırasında ise, sınır değerleri aşmayan dip tarama malzemesinin uygun deniz alanlarına boşaltılacağı, tarama malzemesinin analizi sonrasında parametrelerden herhangi birinin üst sınır değeri aşması durumunda dip tarama malzemelerinin deniz ortamına boşaltılmayacağı, dip tarama malzemesinin boşaltılacağı deniz alanının faaliyet öncesinde ve sonrasında batimetrik ölçümleri yapılıp en az 1/1000 ölçekli batimetri haritası hazırlanacağı ve hazırlanan haritanın Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğüne sunulacağı, dip tarama malzemesinin boşaltılacağı deniz alanı, heyelan veya kaymaların oluşmayacağı eğime sahip olacağı, dip tarama malzemesinin; deniz çayırı, diğer korunan türler, deşarj ve boru hatları ile bu alanları etkileyebilecek deniz alanlarına, kentsel, tarihi ve arkeolojik sit alanlarına, dalışa yasak alanlara, taşınmaz kültür varlıklarının koruma alanlarına boşaltılmayacağı hususunun taahhüt edildiği görülmektedir. Öte yandan; dip tarama ve boşaltım çalışmaları kapsamında izleme ve raporlama çalışmaları kapsamında, faaliyet sahibince dip tarama faaliyeti sonucunda oluşan malzemenin boşaltıldığı deniz alanında oluşabilecek değişikliklerin tespit edilmesi amacıyla Dip Tarama Malzemesinin Çevresel Yönetimi Yönetmeliği Ek-1’de yer alan Tablo 5’te belirtilen parametreler dahilinde izleme çalışmaları yapılacağı, izleme çalışmalarının en az 5 örnekleme noktasında deniz yüzeyinden numuneler alınıp ayrı ayrı analizleri yapılarak gerçekleştirileceği, numune alım noktaları, boşaltım alanının ortasından ve boşaltım faaliyetinin etkileyebileceği deniz alanının sınırlarında olacak şekilde belirleneceği, boşaltım faaliyeti öncesinde deniz ortamının mevcut durumunu tespit etmek amacıyla yapılacak ilk izleme çalışmasının Dip Tarama Çevresel Yönetim Planına ilave edileceği, boşaltım faaliyetinin sona ermesinden 6 ay sonra son izleme çalışması yapılarak, ilk izleme çalışması sonuçları ile karşılaştırmalı olarak 1 ay içerisinde Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’ne sunulacağı, izleme raporlarının Çevre Yönetimi Hizmetleri Hakkında Yönetmelik kapsamında yetkilendirilmiş ve dip tarama ve boşaltım konularında Bakanlık veya Bakanlıkça görevlendirilen bilimsel kurum/kuruluşlarca düzenlenecek eğitimi almış çevre görevlileri veya bu personeli bulunduran çevre danışmanlık firmaları tarafından hazırlanacağı, numune alma ve analiz çalışmalarının Bakanlıkça yetkilendirilmiş laboratuvarlarca, yetkilendirilmiş laboratuvarların bulunmaması durumunda akredite laboratuvarlarca yapılacağı, dip tarama faaliyeti sırasında çevresel açıdan olumsuzlukların tespiti durumunda Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü tarafından boşaltım faaliyeti süreli ya da tamamen durdurulacağı, aynı alana birden fazla boşaltım faaliyetinin yapılması hâlinde, faaliyet sahipleri istemesi durumunda ortak bir izleme çalışması yapacağı hususunun taahhüt edildiği görülmektedir. Bu bağlamda, dip tarama ve boşaltım faaliyeti kapsamında, nihai ÇED raporunda yukarıda yer verilen bilgi, taahhüt ve önlemlere yer verilmiş olması ve hükme esas alınan bilirkişi raporunun su ürünleri mühendisliği disiplini açısından değerlendirmeler içeren kısmında da, "TÜPRAŞ İzmit Rafinerisi Faz-2 İskelesi Kapasite Artışı ve Dip Tarama Projesinin Nihai ÇED raporunda belirtilen hususlara uyulduğu takdirde, dip tarama ve döküm esnasında ortaya çıkacak çamur örneklerinin deniz ortamındaki canlı yaşamı olumsuz yönde etkilemeyeceği" şeklinde görüş bildirilmiş olması hususları birlikte değerlendirildiğinde, İdare Mahkemesince yaptırılan keşif sonucunda düzenlenen bilirkişi raporunun çevre mühendisliği disiplini açısından görüşün bildirildiği kısmında yer alan "deniz tabanından alınması planlanan 29.750 m³ miktarındaki malzemenin taşınarak, Tuzla döküm alanında denize dökülmesi sırasında, gerek taranan alandaki, gerekse taranmış malzemenin döküldüğü alanlardaki deniz ekosisteminin etkileneceği, her iki ortamın da (tarama ve döküm sahaları) zaman içerisinde eski haline gelmesi mümkün ise de, mevcut proje sahası ve yakın çevresindeki deniz ortamının önemli bir kirlilik baskısı altında olduğu" şeklindeki görüşün, genel ve soyut nitelikte olduğu ve bu haliyle nihai ÇED raporunu kusurlandırmayacağı sonucuna varılmıştır.
İdare Mahkemesi kararında diğer bir iptal gerekçesi olarak, çevre mühendisinin değerlendirmeleri esas alınarak, "dip tarama işinde kullanılacak araçların egzozları dışında bir emisyon oluşumunun söz konusu olmamasına rağmen, tam kapasite çalışma şartlarında ortaya çıkacak egzoz emisyonlarının ve ağır iş makinelerinin saatlik yakıt tüketiminde ortaya çıkaracağı egzoz emisyonlarının hesaplanmadığı" hususuna yer verilmiş ise de; dava konusu projeye ilişkin sunulan nihai ÇED raporunun "3.5. İnşaat ve İşletme Aşamasında Oluşacak Emisyon Kaynakları ve Alınacak Önlemler" başlıklı kısmında, "Proje kapsamında Tüpraş İzmit Rafineri Müdürlüğü Faz-2 İskelesi güney kısmında dip taramasının yapılması planlanmakta olup, tarama işlemleri gemi, duba, römorkör gibi yüzer araçlarla gerçekleştirileceği; ayrıca proje kapsamında, tüm işlemlerin denizel ortamda gerçekleştirilecek olması, denizden alınacak tarama malzemesinin ıslak durumda gemilerle taşınacak olması nedenlerinden dolayı deniz araçlarında kullanılacak yakıt tüketimi sonucu oluşacak emisyon dışında bir emisyon oluşumu beklenmediği belirtildikten sonra, projenin her aşamasında; 03/07/2009 tarih ve 27277 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Sanayi Kaynaklı Hava Kirliliğinin Kontrolü Yönetmeliği ile 06/06/2008 tarih ve 26898 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Hava Kalitesi Değerlendirme ve Yönetimi Yönetmeliği hükümlerine uyulacağı hususunun taahhüt edildiği; bu bağlamda dip tarama sonucunda çıkan malzemenin taşınması sırasında kullanılacak araçların denizel ortamda çalışacağı, denizden alınacak tarama malzemesinin ise ıslak durumda gemilerle taşınacağı hususu ile projenin her aşamasında Sanayi Kaynaklı Hava Kirliliğinin Kontrolü Yönetmeliği ve Hava Kalitesi Değerlendirme ve Yönetimi Yönetmeliğine uyulacağının davalı yanında müdahil şirket tarafından taahhüt edilmiş olması karşısında, bilirkişi raporunda yer verilen ve "tam kapasite çalışma şartlarında ortaya çıkacak egzoz emisyonlarının ve ağır iş makinelerinin saatlik yakıt tüketiminde ortaya çıkaracağı egzoz emisyonlarının hesaplanmaması" şeklinde ifade edilen ve eksiklik olarak değerlendirilen durumun da, nihai ÇED raporunu kusurlandırmadığı sonucuna varılmıştır.
Bu itibarla; davalı yanında müdahil … Anonim Şirketi (İzmit Rafineri Müdürlüğü) tarafından yapılması planlanan, "Tüpraş İzmit Rafinerisi Faz-2 İskelesi Kapasite Artışı ve Dip Tarama Projesi" ile ilgili olarak muhtemel çevresel etkilere ve olumsuz etkilerin giderilmesi için alınacak önlemlere yer verildiği görülmekte olup, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığından; dava konusu işlemin iptali yolundaki İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalı ve davalı yanında müdahilin temyiz istemlerinin kabulüne,
2. Temyize konu … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının BOZULMASINA, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A-2(i) maddesi uyarınca DAVANIN REDDİNE,
3. Aşağıda ayrıntısı gösterilen … -TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
4. Davalı idarece temyiz aşamasında yapılan ve aşağıda dökümü gösterilen … -TL yargılama gideri ile hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen … TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
5. Davalı yanında müdahil tarafından yapılan … -TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı yanında müdahile verilmesine,
6. Hazine'den karşılanan toplam … -TL'lik keşif harcı, araç ücreti ile bilirkişi ücretinin davacıdan tahsili için ilgili Kuruma yazı yazılmasına ve kararın bir örneğinin ilgili Kuruma tebliğine,
7. Artan posta avansının ise istemi halinde taraflara ve müdahile iadesine,
8. Dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
9. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A-2-(i) maddesi uyarınca, kesin olarak, 17/04/2024 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY :
2872 sayılı Çevre Kanunu'nun 10. maddesinde; "Gerçekleştirmeyi plânladıkları faaliyetleri sonucu çevre sorunlarına yol açabilecek kurum, kuruluş ve işletmeler, Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu veya proje tanıtım dosyası hazırlamakla yükümlüdürler. Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı veya Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir Kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili onay, izin, teşvik, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez; proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez..." hükmüne yer verilmiştir.
25/11/2014 tarih ve 29186 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan ve dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte olan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği'nin 4. maddesinde; Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir Kararı: Seçme Eleme Kriterlerine Tabi Projeler hakkında yapılan değerlendirmeler dikkate alınarak, projenin çevre üzerindeki muhtemel olumsuz etkilerinin, alınacak önlemler sonucu ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olduğunun belirlenmesi üzerine projenin gerçekleşmesinde çevre açısından sakınca görülmediğini belirten Bakanlık kararı, Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı: Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu hakkında Komisyon tarafından yapılan değerlendirmeler dikkate alınarak, projenin çevre üzerindeki muhtemel olumsuz etkilerinin, alınacak önlemler sonucu ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olduğunun belirlenmesi üzerine projenin gerçekleşmesinde çevre açısından sakınca görülmediğini belirten Bakanlık kararı olarak tanımlanmış, 6. maddesinde; "(1) Bu Yönetmelik kapsamındaki bir projeyi gerçekleştirmeyi planlayan gerçek veya tüzel kişiler; Çevresel Etki Değerlendirmesine tabi projeleri için; ÇED Başvuru Dosyasını, ÇED Raporunu, Seçme Eleme Kriterleri uygulanacak projeler için ise Proje Tanıtım Dosyasını, Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlara hazırlatmak, ilgili makama sunulmasını sağlamak ve proje kapsamında verdikleri taahhütlere uymakla yükümlüdürler. (2) Kamu kurum/kuruluşları, bu Yönetmelik hükümlerinin yerine getirilmesi sürecinde proje sahiplerinin veya Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşların isteyeceği konuya ilişkin her türlü bilgi, doküman ve görüşü vermekle yükümlüdürler. (3) Bu Yönetmeliğe tabi projeler için "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararı veya "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili teşvik, onay, izin, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez, proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez. Ancak bu durum söz konusu teşvik, onay, izin ve ruhsat süreçlerine başvurulmasına engel teşkil etmez. (4) Bu Yönetmelik hükümlerine göre karar tesis edilmeden önce, projenin gerçekleştirilmesinin mevzuat bakımından uygun olmadığının tespiti halinde, aşamasına bakılmaksızın süreç sonlandırılır." kuralına, 7. maddesinde; "(1) Bu Yönetmeliğin; a) Ek-1 listesinde yer alan projelere, b) "ÇED Gereklidir" kararı verilen projelere, c) Kapsam dışı değerlendirilen projelere ilişkin kapasite artırımı ve/veya genişletilmesinin planlanması halinde, mevcut proje kapasitesi ve kapasite artışları toplamı ile birlikte projenin yeni kapasitesi ek-1 listesinde belirtilen eşik değer veya üzerinde olan projelere, ÇED Raporu hazırlanması zorunludur." kuralına, 15. maddesinde; "(1) Bu Yönetmeliğin; a) Ek-2 listesinde yer alan projeler, b) Kapsam dışı değerlendirilen projelere ilişkin kapasite artırımı ve/veya genişletilmesinin planlanması halinde, mevcut proje kapasitesi ve kapasite artışları toplamı ile birlikte projenin yeni kapasitesi ek-2 listesinde belirtilen projeler, seçme, eleme kriterlerine tabidir." kuralına, 17. maddesinde ise; "(1) (Değişik:RG-26/5/2017-30077) Bakanlık, Proje Tanıtım Dosyalarını Ek-4’te yer alan kriterler çerçevesinde inceler ve değerlendirir. Bakanlık, bu aşamada gerekli görülmesi halinde Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlardan proje ile ilgili geniş kapsamlı bilgi vermesini, araç gereç sağlamasını, yeterliği kabul edilebilir kuruluşlarca analiz, deney ve ölçümler yapmasını veya yaptırmasını isteyebilir. Bakanlık inceleme değerlendirme sürecinde gerekli görülmesi halinde yetkili kurum/kuruluşlardan görüş isteyebilir. Otuz (30) takvim günü içerisinde görüş bildirmeyen kurum/kuruluşun görüşü olumlu kabul edilir. (Son cümleye yönelik, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 05/07/2018 tarih ve YD İtiraz No:2018/177 sayılı kararıyla yürütmenin durdurulmasına karar verilmiştir.) (2) Bakanlık on beş (15) iş günü içinde inceleme ve değerlendirmelerini tamamlar. Proje hakkında "ÇED Gereklidir" veya "ÇED Gerekli Değildir" kararını beş (5) iş günü içinde verir, kararı Valiliğe, proje sahibine ve Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlara bildirir. Valilik, bu kararı askıda ilan ve internet aracılığıyla halka duyurur. (3) “ÇED Gerekli Değildir” kararı verilen proje için beş (5) yıl içinde mücbir sebep bulunmaksızın yatırıma başlanmaması durumunda “ÇED Gerekli Değildir” kararı geçersiz sayılır. (4) "ÇED Gereklidir" kararı verilen projeler için bir (1) yıl içerisinde Bakanlığa başvuru yapılmaması durumunda karar geçersiz sayılır." kuralına yer verilmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesinin yollamada bulunduğu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Bilirkişiye başvurulmasını gerektiren haller" başlıklı 266. maddesi, "(1) Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Ancak genel bilgi veya tecrübeyle ya da hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukukî bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz. Hukuk öğrenimi görmüş kişiler, hukuk alanı dışında ayrı bir uzmanlığa sahip olduğunu belgelendirmedikçe, bilirkişi olarak görevlendirilemez." hükmünü; "Bilirkişi sayısının belirlenmesi" başlıklı 267. maddesi, "(1) Mahkeme, bilirkişi olarak, yalnızca bir kişiyi görevlendirebilir. Ancak, gerekçesi açıkça gösterilmek suretiyle, tek sayıda, birden fazla kişiden oluşacak bir kurulun bilirkişi olarak görevlendirilmesi de mümkündür." hükmünü; aynı Kanun'un"Bilirkişinin haber verme yükümlülüğü" başlıklı 275. maddesinde "(1) Bilgisine başvurulan bilirkişi, kendisine tevdi olunan görevin, uzmanlık alanına girmediğini, inceleme konusu maddi vakıaların açıklığa kavuşturulması ve tespiti için, uzman kimliği bulunan başka bir bilirkişi ile işbirliğine ihtiyaç duyduğunu veya görevi kabulden kaçınmasını haklı kılacak mazeretini bir hafta içinde görevlendirmeyi yapan mahkemeye bildirir. (2) Bilirkişi, incelemesini gerçekleştirebilmek için, bazı hususların önceden soruşturulması ve tespiti ile bazı kayıt ve belgelerin getirtilmesine ihtiyaç duyuyorsa, bunun sağlanması için, bir hafta içinde kendisini görevlendiren mahkemeye bilgi verir ve talepte bulunur." hükmünü; aynı Kanun'un "Bilirkişi açıklamalarının tespiti ve rapor" başlıklı 279. maddesinin 2. fıkrası ise, "(2) Raporda, tarafların ad ve soyadları, bilirkişinin görevlendirildiği hususlar, gözlem ve inceleme konusu yapılan maddi vakıalar, gerekçe ve varılan sonuçlarla, bilirkişiler arasında görüş ayrılığı varsa, bunun sebebi, düzenlenme tarihi ve bilirkişi ya da bilirkişilerin imzalarının bulunması gerekir. Azınlıkta kalan bilirkişi, oy ve görüşünü ayrı bir rapor hâlinde de mahkemeye sunabilir..." hükmünü içermekte olup; "Bilirkişi raporunun verilmesi" başlıklı 280. maddesinde ise, bilirkişinin, raporunu, varsa kendisine incelenmek üzere teslim edilen şeylerle birlikte bir dizi pusulasına bağlı olarak mahkemeye vereceği, raporun verildiği tarihin rapora yazılacağı ve duruşma gününden önce birer örneğinin taraflara tebliğ edileceği; "Bilirkişi raporuna itiraz" başlıklı 281. maddesinin 1. fıkrasında ise, tarafların, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilecekleri düzenlenmiştir.
ÇED süreci sonunda verilecek kararların yargısal denetimi yapılırken, seçilecek bilirkişiler arasında bir çevre mühendisinin bulunması, diğer bilirkişilerin ise projenin bulunduğu çevrenin özelliklerine göre ve proje tanıtım dosyası ve ÇED raporunu hazırlayan kişilerin uzmanlık alanları da dikkate alınmak suretiyle belirlenmesi önemli bir gereklilik olmakla birlikte; böyle bir heyet tarafından hazırlanacak bilirkişi raporunun, dava konusu proje kapsamında öngörülen faaliyetin çevresel etkilerinin ve bu etkilerin minimize edilmesi için Proje Tanıtım Dosyası ya da ÇED Raporu içinde yer verilen önlemlerin yeterli olup olmadığının tespit edilerek değerlendirilmesi açısından, tarafları tatmin edici düzeyde hazırlanmasının da önemli bir gereklilik olduğu açıktır. Belirtilen hususların sağlanması, adil bir yargılama yapılması açısından önem arz etmektedir.
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinin değerlendirilmesinden, bilirkişi raporunda eksiklik veya belirsizlik arz edilen hususların varlığı durumunda, Mahkemece bu hususların, bilirkişiye tamamlattırılması ya da belirsiz olan hususların açıklattırılması veya yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırılabileceği sonucuna varılmaktadır.
Dava konusu işlemin iptali yolunda verilen İdare Mahkemesi kararının, Danıştay Altıncı Dairesinin 08/02/2023 tarih ve E:2022/316, K:2023/1363 sayılı kararı ile bozulmasına karar verildiği; söz konusu bozma kararının gerekçesinde, aralarında çevre mühendisi, deniz jeolojisi alanında uzman jeoloji mühendisi, deniz biyolojisi alanında uzman biyolog ile kılavuz kaptan, deniz ulaştırma işletme mühendisi, gemi inşa mühendisi veya gemi makineleri işletme mühendisi (deniz trafiğine yönelik sayılanlardan yalnızca biri) olmak üzere, gerekirse başka dallardan da öğretim üyeleri seçilerek oluşturulacak yeni bir bilirkişi heyetiyle, mahallinde yeniden keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılması ve projenin çevresel etkilerinin değerlendirilmesi suretiyle düzenlenecek rapor dikkate alınarak, işin esası hakkında yeniden karar verilmesi gerektiği hususunun belirtildiği; bu bağlamda, dava konusu "ÇED Olumlu kararı"nın "Tüpraş İzmit Rafinerisi Faz-2 İskelesi Kapasite Artışı ve Dip Tarama Projesi hakkında verildiği, bu kapsamda proje kapsamında gerçekleştirilecek dip tarama ve denize boşaltım faaliyetlerinin deniz ekosistemine etkilerinin esas itibarıyla deniz biyolojisi alanında uzman biyolog tarafından ele alınması gerektiği sonucuna varılmaktadır.
Öte yandan, proje kapsamında gerçekleştirilecek dip tarama ve denize boşaltım faaliyetlerinin deniz ekosistemine etkileri ile nihai ÇED raporunda bu konuda yer verilen, bilgi, taahhüt ve önlemlerin yeterliliği konusunda, hükme esas alınan bilirkişi raporunda su ürünleri mühendisliği disiplini açısından yapılan değerlendirmeler ile çevre mühendisliği disiplini açısından yapılan değerlendirmeler açısından da çelişkiler olduğu, kaldı ki bu kapsamda yapılan değerlendirmelerin esas itibarıyla yukarıda değinildiği üzere deniz biyolojisi alanında uzman biyolog tarafından ele alınmasının yerinde olacağı göz önüne alındığında; İdare Mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunun, bu nitelik ve yeterlilikte olmadığı sonucuna varılmıştır.
Bu itibarla; Danıştay Altıncı Dairesinin 08/02/2023 tarih ve E:2022/316, K:2023/1363 sayılı kararı bozma kararında belirtilen uzmanlar (mümkünse öğretim üyeleri) başta olmak üzere, başka dallardan da uzmanların (mümkünse öğretim üyeleri) yer aldığı yeni bir bilirkişi heyetiyle, mahalinde yeniden keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılması ve projenin çevresel etkilerinin değerlendirilmesi suretiyle düzenlenecek rapor dikkate alınarak işin esası hakkında yeniden bir karar verilmesi gerektiğinden, dava konusu işlemin iptali yolunda verilen temyize konu İdare Mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın reddi yolunda verilen Dairemiz çoğunluk kararına katılmıyorum.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!