WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 08 Haziran 2026

DANIŞTAY 4. DAIRE

A- A A+

Danıştay 4. Daire Başkanlığı         2024/474 E.  ,  2024/2511 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2024/474
Karar No : 2024/2511

TEMYİZ EDENLER : 1- (DAVALI) … Bakanlığı
VEKİLİ : Hukuk Müşaviri …

2- (DAVALI YANINDA MÜDAHİL) … Anonim Şirketi
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVACI) : … Derneği
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Kocaeli ili, Körfez ilçesi, … Mahallesi, … ada, … parsel sayılı taşınmaz üzerinde yapılması planlanan "Siyah Ürün Dönüşüm Tesisi (Resid Ugrading) ve Depolama Tankları Kapasite Artışı Projesi" ile ilgili olarak 25/11/2014 tarih ve 29186 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği'nin 14. maddesi uyarınca Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Çevresel Etki Değerlendirmesi, İzin ve Denetim Genel Müdürlüğünce verilen … tarihli, … sayılı "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" iptali istenilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Dava konusu işlemin iptali yolunda verilen İdare Mahkemesi kararının, Danıştay Altıncı Dairesinin 08/02/2023 tarih ve E:2022/8333, K:2023/1366 sayılı kararıyla bozulması üzerine, bozma kararına uyularak yeniden yaptırılan keşif sonucu düzenlenen bilirkişi raporu ile dosyada bulunan bilgi ve belgelerin değerlendirilmesinden; davalı yanında müdahil şirket tarafından yapılması planlanan "Siyah Ürün Dönüşüm Tesisi (Resid Ugrading) ve Depolama Tankları Kapasite Artışı Projesi" hakkında hazırlatılan nihai ÇED raporunda, hava kirliliğine ilişkin olarak TVOC (total volatile organic compunds - toplam uçucu organik bileşikler) bazında yapılan incelemede, mevcut ve planlanan tesislerden ortaya çıkan emisyonlarla ilgili yapılmış değerlendirmelerde eksiklik bulunduğu, işletme koşullarında ortaya çıkması muhtemel kayıp - kaçak TVOC emisyonlarının modelleme hesaplamalarında dikkate alınmamış olduğundan, bulunacak sonuçların yasal sınırlar içerisinde kalıp kalmadığı hakkında yapılmış değerlendirmelerin de eksik kalmış olacağı, yeni planlanan tesiste günde kullanılacağı belirtilen 1000 m³ debide endüstriyel suyun, tesiste mevcut atık su geri kazanım ünitesinden geleceği, bu ünitede kullanıldığı belirtilen malzemelerin (kum filtre, aktif karbon, membranlar) kullanım ömürleri tamamlandıktan sonra ne şekilde uzaklaştırıldıkları veya geri kazanıldıkları (rejenere edilip edilmedikleri gibi) hakkında bir bilginin verilmediği, aynı ünite içinde kullanıldığı belirtilen ters ozmoz sisteminden ortaya çıkacak tuzlu sular hakkında, nasıl bir işlem yapıldığına dair bir bilginin bulunmadığı, mevcut ve planlanan tesisten gelecek atık suların arıtımı sonucunda oluşacak arıtma çamurunun olup olmadığı, varsa ne miktarda, nereye ve nasıl uzaklaştırıldıkları konusunda bir bilginin bulunmadığı görüldüğünden; davaya konu "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararında hukuka ve mevzuata uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle hukuka aykırı bulunan dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : 1- Davalı tarafından; hükme esas alınan bilirkişi raporunda çevre mühendisliği dışında Bakanlık lehine değerlendirmelerde bulunulduğu ve nihai ÇED raporunun çevre mühendisliği dışındaki bilim dalları açısından uygun olduğu yolunda görüş bildirildiği; projeden kaynaklanan hava emisyonlarının nihai ÇED raporunda detaylı olarak incelendiği, hava emisyon değerlerinin hava kalitesi katkı değerlerine etkisinin önemsiz seviyede olduğu, planlanan kapasite artışının TÜPRAŞ Entegre Tesisleri'nin mevcut kirlilik yükünü önemli bir seviyede artırmayacağı, planlanan projeden kaynaklanacak ek emisyonların yanı sıra, mevcut TÜPRAŞ Entegre Tesisleri'nin kümülatif etkisinin de değerlendirilmek istenildiği, her bir kirletici parametresi için ayrı ayrı modelleme sonuçlarının nihai ÇED raporu içerisinde verildiği, hava dağılım modellemesi çalışmalarında TÜPRAŞ İzmit Rafinerisi'nin mevcut ölçümlerinin kullanıldığı, ilgili mevzuata aykırı bir durumun olmadığı, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülmektedir.

2- Davalı yanında müdahil tarafından; hükme esas alınan bilirkişi raporunun çevre mühendisliği disiplini açısından değerlendirmeler içeren kısmında yapılan değerlendirmelerin haksız nitelikte olduğu, projenin gerçekleştirilme yöntemi ve projenin yerine ilişkin esasa ilişkin bir iptal gerekçesine yer verilmediği, aksine nihai ÇED raporunda, projenin mevzuata uygunluk teşkil ettiğine, projenin çevresel açıdan daha az zararlı bir ürüne dönüşüm için planlandığına, projede kullanılan modelin teknik ve bilimsel açıdan uygun olduğuna yönelik değerlendirmelerde bulunulduğu; bilirkişi raporunun çevre mühendisliği disiplini açısından değerlendirmeler içeren kısmında yer verilen görüşte belirtilen çalışmaların projeye başlandıktan sonra yerine getirilecek nitelikte olduğu; hava kirliliğine ilişkin olarak TVOC bazında yapılan incelemede, mevcut ve planlanan tesislerden ortaya çıkan emisyonlarla ilgili değerlendirmelerde eksiklik olduğuna yönelik bilirkişi görüşünün yerinde olmadığı, mevcut tesislerden ortaya çıkan emisyonları ve hava kalitesine etkileri belirlemek için "mevcut durum ölçümleri"nin, projeden kaynaklı emisyonların mevcut durum ölçümleri yapılan noktalara getireceği ek kirlilik hesaplaması için ise "AERMOD Hava Dağılım Modellemesi" çalışmalarının yapıldığı, bu çalışma sonuçlarının Sanayi Kaynaklı Hava Kirliliğinin Kontrolü Yönetmeliği kapsamındaki sınır değerler bağlamında karşılaştırıldığı, kümülatif değerlendirme sonucunda anılan Yönetmelik kapsamında sınır değerlerin çok altındaki kalındığına dair farklı parametrelere göre yapılmış değerlendirmeler bulunduğu; bilirkişi tarafından AERMOD modellemesine yer seviyesinden kaynaklı oluşacak emisyonların modele girilmediği belirtilmiş ise de, nihai ÇED raporu EK-10'da verilen ekran alıntılarının incelenmesinden, alansal kaynak olarak TVOC emisyonlarının hesaba katıldığının açıkça anlaşılacağı, bu konuda eksiklik bulunduğuna yönelik bilirkişi görüşünün yerinde olmadığı; bu bağlamda bilirkişinin hatalı tespitinin Mahkeme kararına esas alındığı ve kayıp-kaçak değerleri gündeme getirilerek nihai ÇED raporunda eksiklik olduğu gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verildiği, oysaki taraflarınca bilirkişi raporuna yapılan itiraz dilekçesinde belirtilen hususlara açıkça değinildiği; öte yandan, yeni planlanan tesiste kullanılacak endüstriyel suyun geleceği mevcut atık su geri kazanım ünitesinde kullanılan malzemenin kullanım ömürleri tamamlandıktan sonra ne şekilde uzaklaştırılacaklarına veya geri kazanılacaklarına, ayrıca aynı ünitede kullanılan ters ozmoz sisteminden ortaya çıkacak tuzlu su hakkında yapılacak işleme dair bilginin olmadığı, atık suların arıtımı sonucunda oluşacak atık su çamurunun miktarı ve uzaklaştırılma yöntemi konusunda belirsizlik bulunduğu yolundaki bilirkişi görüşünün de hatalı olduğu, zira nihai ÇED raporunun 193. ve 194. sayfalarında atıkların nasıl yönetileceğinin detaylı biçimde açıklandığı, belirtilen durumların eksiklik olarak değerlendirilmesine olanak olmadığı, proje kapsamında arazi hazırlık, inşaat ve işletme aşamalarında oluşacak atıkların Atık Yönetimi Yönetmeliği hükümleri kapsamında tesis edilmiş olan geçici atık depolama alanında biriktirileceği, ayrıca ters ozmoz sisteminden çıkan suların yönetilmesi konusunda, nihai ÇED raporu ekinde yer alan İSU Körfez Atıksu Arıtma Tesisi ile yapılan Su Kullanım Protokolü'nde detaylı açıklamalara yer verildiği, ters ozmoz sisteminde ortaya çıkabilecek tuzlu suyun bu şekilde uzaklaştırılacağı, dava konusu işlemin iptali yolunda verilen İdare Mahkemesi kararının bozularak davanın reddine karar verilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.

TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile dava konusu işlemin iptali yolunda verilen temyize konu İdare Mahkemesi kararının, Dairemiz kararının karşı oyunda belirtilen gerekçe doğrultusunda bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Kocaeli ili, Körfez ilçesi, … mahallesi, … ada, … parsel sayılı taşınmaz üzerinde davalı yanında müdahil Türkiye Petrol Rafineleri Anonim Şirketi tarafından yapılması planlanan "Siyah Ürün Dönüşüm Tesisi (Resid Ugrading) ve Depolama Tankları Kapasite Artışı Projesi" ilgili olarak 25/11/2014 tarih ve 29186 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği'nin 14. maddesi uyarınca Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Çevresel Etki Değerlendirmesi, İzin ve Denetim Genel Müdürlüğünce … tarihli, … sayılı "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararı verilmiştir.
Bunun üzerine bakılan dava açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT
2872 sayılı Çevre Kanunu'nun 10. maddesinde; "Gerçekleştirmeyi plânladıkları faaliyetleri sonucu çevre sorunlarına yol açabilecek kurum, kuruluş ve işletmeler, Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu veya proje tanıtım dosyası hazırlamakla yükümlüdürler. Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı veya Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir Kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili onay, izin, teşvik, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez; proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez..." hükmüne yer verilmiştir.
25/11/2014 tarih ve 29186 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan ve dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte olan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği'nin 4. maddesinde; Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir Kararı: Seçme Eleme Kriterlerine Tabi Projeler hakkında yapılan değerlendirmeler dikkate alınarak, projenin çevre üzerindeki muhtemel olumsuz etkilerinin, alınacak önlemler sonucu ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olduğunun belirlenmesi üzerine projenin gerçekleşmesinde çevre açısından sakınca görülmediğini belirten Bakanlık kararı, Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı: Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu hakkında Komisyon tarafından yapılan değerlendirmeler dikkate alınarak, projenin çevre üzerindeki muhtemel olumsuz etkilerinin, alınacak önlemler sonucu ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olduğunun belirlenmesi üzerine projenin gerçekleşmesinde çevre açısından sakınca görülmediğini belirten Bakanlık kararı olarak tanımlanmış, 6. maddesinde; "(1) Bu Yönetmelik kapsamındaki bir projeyi gerçekleştirmeyi planlayan gerçek veya tüzel kişiler; Çevresel Etki Değerlendirmesine tabi projeleri için; ÇED Başvuru Dosyasını, ÇED Raporunu, Seçme Eleme Kriterleri uygulanacak projeler için ise Proje Tanıtım Dosyasını, Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlara hazırlatmak, ilgili makama sunulmasını sağlamak ve proje kapsamında verdikleri taahhütlere uymakla yükümlüdürler. (2) Kamu kurum/kuruluşları, bu Yönetmelik hükümlerinin yerine getirilmesi sürecinde proje sahiplerinin veya Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşların isteyeceği konuya ilişkin her türlü bilgi, doküman ve görüşü vermekle yükümlüdürler. (3) Bu Yönetmeliğe tabi projeler için "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararı veya "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili teşvik, onay, izin, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez, proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez. Ancak bu durum söz konusu teşvik, onay, izin ve ruhsat süreçlerine başvurulmasına engel teşkil etmez. (4) Bu Yönetmelik hükümlerine göre karar tesis edilmeden önce, projenin gerçekleştirilmesinin mevzuat bakımından uygun olmadığının tespiti halinde, aşamasına bakılmaksızın süreç sonlandırılır." kuralına, 7. maddesinde; "(1) Bu Yönetmeliğin; a) Ek-1 listesinde yer alan projelere, b) "ÇED Gereklidir" kararı verilen projelere, c) Kapsam dışı değerlendirilen projelere ilişkin kapasite artırımı ve/veya genişletilmesinin planlanması halinde, mevcut proje kapasitesi ve kapasite artışları toplamı ile birlikte projenin yeni kapasitesi ek-1 listesinde belirtilen eşik değer veya üzerinde olan projelere, ÇED Raporu hazırlanması zorunludur." kuralına, 15. maddesinde; "(1) Bu Yönetmeliğin; a) Ek-2 listesinde yer alan projeler, b) Kapsam dışı değerlendirilen projelere ilişkin kapasite artırımı ve/veya genişletilmesinin planlanması halinde, mevcut proje kapasitesi ve kapasite artışları toplamı ile birlikte projenin yeni kapasitesi ek-2 listesinde belirtilen projeler, seçme, eleme kriterlerine tabidir." kuralına, 17. maddesinde ise; "(1) (Değişik:RG-26/5/2017-30077) Bakanlık, Proje Tanıtım Dosyalarını Ek-4’te yer alan kriterler çerçevesinde inceler ve değerlendirir. Bakanlık, bu aşamada gerekli görülmesi halinde Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlardan proje ile ilgili geniş kapsamlı bilgi vermesini, araç gereç sağlamasını, yeterliği kabul edilebilir kuruluşlarca analiz, deney ve ölçümler yapmasını veya yaptırmasını isteyebilir. Bakanlık inceleme değerlendirme sürecinde gerekli görülmesi halinde yetkili kurum/kuruluşlardan görüş isteyebilir. Otuz (30) takvim günü içerisinde görüş bildirmeyen kurum/kuruluşun görüşü olumlu kabul edilir. (Son cümleye yönelik, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 05/07/2018 tarih ve YD İtiraz No:2018/177 sayılı kararıyla yürütmenin durdurulmasına karar verilmiştir.) (2) Bakanlık on beş (15) iş günü içinde inceleme ve değerlendirmelerini tamamlar. Proje hakkında "ÇED Gereklidir" veya "ÇED Gerekli Değildir" kararını beş (5) iş günü içinde verir, kararı Valiliğe, proje sahibine ve Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlara bildirir. Valilik, bu kararı askıda ilan ve internet aracılığıyla halka duyurur. (3) “ÇED Gerekli Değildir” kararı verilen proje için beş (5) yıl içinde mücbir sebep bulunmaksızın yatırıma başlanmaması durumunda “ÇED Gerekli Değildir” kararı geçersiz sayılır. (4) "ÇED Gereklidir" kararı verilen projeler için bir (1) yıl içerisinde Bakanlığa başvuru yapılmaması durumunda karar geçersiz sayılır." kuralına yer verilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Uyuşmazlığın çözümü için İdare Mahkemesince Jeoloji Mühendisi Prof. Dr. … , İnşaat Mühendisi Prof. Dr. … , İmar Uzmanı Prof. Dr. … , Çevre Mühendisi Prof. Dr. … , Ziraat Mühendisi Prof. Dr. … , Deniz Ulaştırma Mühendisi Prof. Dr. … , Su Ürünleri Mühendisi Doç Dr. … , Şehir Plancısı Doç. Dr. … ve … … 'den oluşan bilirkişi heyetine mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmış olup; hazırlanan bilirkişi raporunda dava konusu "ÇED Olumlu kararı"nın, çevre mühendisliği disiplini haricindeki bilim dalları bakımından uygun olduğu, bilirkişi raporunun çevre mühendisliği disiplini açısından değerlendirmeler içeren kısmında yer alan tespitler uyarınca, dava konusu "ÇED Olumlu kararı"nın dayanağı nihai ÇED raporunda eksiklikler ve tutarsızlıklar bulunduğu ve teknik olarak uygun olmadığı yolunda görüş bildirildiği görülmektedir.
Dosyanın incelenmesinden; İdare Mahkemesi kararında iptal gerekçesi olarak, "nihai ÇED raporunda, hava kirliliğine ilişkin olarak TVOC (total volatile organic compunds - toplam uçucu organik bileşikler) bazında yapılan incelemede, mevcut ve planlanan tesislerden ortaya çıkan emisyonlarla ilgili yapılmış değerlendirmelerde eksiklik olduğu, işletme koşullarında ortaya çıkması muhtemel kayıp - kaçak TVOC emisyonlarının modelleme hesaplamalarında dikkate alınmamış olduğundan, bulunacak sonuçların yasal sınırlar içerisinde kalıp kalmadığı hakkında yapılmış değerlendirmelerin de eksik kalmış olacağı" hususuna yer verilmiş ise de; nihai ÇED raporunun 125. sayfasında, "Proje kapsamında işletme döneminde kullanılacak yakıtların türleri, hangi ünitede kullanılacağı, tüketim miktarları, kimyasal analizleri ve bacaların kütlesel emisyon debi hesaplamalarının, ÇED raporu Bölüm III.2’de verilmiştir. Gerçekleştirilen hesaplamalarda mevcut ve planlanan tüm bacalardan kaynaklı oluşacak toplam kirletici debilerinin, SKHKKY Ek-2 Tablo 2.1’de verilen sınır değerleri aştığı görülmüştür." ibaresine yer verildikten sonra, proje için hesaplanan NO2 ve SO2 parametreleri toplam emisyon kütlesel debilerinin sınır değerlerini aştığı görüldüğünden, işletme aşamasında tesisten yayılması muhtemel emisyonların dağılım profillerini belirlemek üzere; AERMOD (AMS/EPA Regulatory Model Improvement Committee Model) Modeli kullanılarak hava dağılım modelleme çalışması yapıldığı; nihai ÇED raporunun 151,vd. sayfalarında ise, planlanan projeden kaynaklanacak ek emisyonların yanı sıra, mevcut TÜPRAŞ Entegre Tesislerinin kümülatif etkisinin ele alındığı, bu bağlamda, münferit ve kümülatif senaryolar dikkate alınarak kapsamlı bir değerlendirme yapıldığı; öte yandan, bilirkişi raporunda TVOC hesaplamalarının dikkate alınmadığı belirtilmiş ise de, nihai ÇED raporu ek-10'da yer verilen "Hava Kalitesi Modeli Girdi ve Çıktı Dosyaları" içerisinde gerek münferit senaryoda, gerekse kümülatif senaryoda TVOC model girdi ve çıktılarına ilişkin verilere yer verildiği görüldüğünden; yukarıda yer verilen bilirkişi görüşünün bu haliyle nihai ÇED raporunu kusurlandırmayacağı sonucuna varılmıştır.
İdare Mahkemesi kararında diğer bir iptal gerekçesi olarak, çevre mühendisinin değerlendirmeleri esas alınarak, "yeni planlanan tesiste günde kullanılacağı belirtilen 1000 m³ debide endüstriyel suyun, tesiste mevcut atık su geri kazanım ünitesinden geleceği, bu ünitede kullanıldığı belirtilen malzemelerin (kum filtre, aktif karbon, membranlar) kullanım ömürleri tamamlandıktan sonra ne şekilde uzaklaştırıldıkları veya geri kazanıldıkları (rejenere edilip edilmedikleri gibi) hakkında bir bilginin verilmediği" hususuna yer verilmiş ise de; dava konusu projeye ilişkin sunulan nihai ÇED raporunun 193, vd. sayfalarında projenin inşaat ve işletme aşamasında oluşacak katı atıklar ve alınacak önlemlere yer verildiği, inşaat çalışmalarından oluşacak parça demir, çelik, çimento torbası, ambalaj malzemesi ve benzeri katı atıklardan; geri kazanımı mümkün olanlar inşaat imalatlarında yeniden değerlendirileceği; geri kazanımı mümkün olmayan atıkların ise özel atık grubunda olduğundan türlerine bağlı olarak tabi olduğu Yönetmelik çerçevesinde bertaraf edileceği; bu kapsamda gerek arazi hazırlık ve inşaat, gerekse de işletme aşamalarında oluşacak atıkların 02.04.2015 tarih ve 29314 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren “Atık Yönetimi Yönetmeliği” hükümleri kapsamında tesis edilmiş olan geçici atık depolama alanında biriktirileceğinin ve türüne göre ayrı olarak biriktirilmiş atıkların Çevre İzin ve Lisans Belgesi veya bu atıkların kabul edebilecek kapsamda Geçici Faaliyet Belgesi (GFB) bulunan firmalara verilerek geri kazanım ve/veya bertarafı sağlanacağı hususunun taahhüt edildiği; öte yandan Atık Yönetimi Yönetmeliği’nin 5. maddesinin 1. fıkrasının (o) bendi ile 9. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendi kapsamında hazırlanmış olan “Endüstriyel Atık Yönetim Planı”nın, dava konusu proje kapsamında ÇED Olumlu Kararı alınması ve yatırımın tamamlanmasına binaen Endüstriyel Atık Yönetim Planı revize edileceği ve onay için Kocaeli Valiliğine sunulacağının belirtildiği de dikkate alındığında; bilirkişi raporunda yer verilen ve "yeni planlanan tesiste günde kullanılacağı belirtilen 1000 m³ debide endüstriyel suyun, tesiste mevcut atık su geri kazanım ünitesinden geleceği, bu ünitede kullanıldığı belirtilen malzemelerin (kum filtre, aktif karbon, membranlar) kullanım ömürleri tamamlandıktan sonra ne şekilde uzaklaştırıldıkları veya geri kazanıldıkları (rejenere edilip edilmedikleri gibi) hakkında bir bilginin verilmediği" şeklinde ifade edilen ve eksiklik olarak değerlendirilen durumun da, nihai ÇED raporunu kusurlandırmadığı sonucuna varılmıştır.
İdare Mahkemesi kararında diğer bir iptal gerekçesi olarak, çevre mühendisinin değerlendirmeleri esas alınarak, "mevcut su geri kazanım ünitesi içinde kullanıldığı belirtilen ters ozmoz sisteminden ortaya çıkacak tuzlu sular hakkında, nasıl bir işlem yapıldığına dair bir bilginin bulunmadığı, mevcut ve planlanan tesisten gelecek atık suların arıtımı sonucunda oluşacak arıtma çamurunun olup olmadığı, varsa ne miktarda, nereye ve nasıl uzaklaştırıldıkları konusunda bir bilgi bulunmadığı" hususuna yer verilmiş ise de; nihai ÇED raporu ekinde davalı yanında müdahil şirket ile İzmit Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü arasında imzalanan "İzmit Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü Körfez Atıksu Arıtma Tesislerinde Arıtılmış Geri Kazanım Suyunun TÜPRAŞ İzmit Rafinerisince Kabulü ve Değerlendirilmesine Dair Protokol" kapsamında mevcut durumda İSU tarafından üretilen geri kazanım suyunun TÜPRAŞ'a ait tesiste kullanılmasının sağlandığı, anılan Protokol'ün tarafların hak ve yükümlülüklerinin düzenlendiği 4. maddesinde, sistemin kurulumu, işletmesi ve bakımının İSU tarafından yapılacağının taahhüt edildiği, TÜPRAŞ atıksu deşarj hattındaki parametlerin Su Kirliliği Kontrol Yönetmeliği'nde öngörülen sınır değerleri aşması halinde, deşarj edilen atık sunun arıtılmak üzere Körfez Atıksu Arıtma Tesisi giriş hattına verileceği, TÜPRAŞ atıksu deşarj hattında online ölçülen parametrelerin iki saatlik ortalamasının sınır değere uyması halinde, deşarj edilen Körfez Atıksu Deşarj Hattı'na, uymaması halinde ise, deşarj edilen atık su arıtılmak üzere Körfez Atıksu Arıtma Tesisi giriş hattına verileceğinin belirtildiği, dolayısıyla su geri kazanım ünitesine ilişkin kapsamlı bilgilerin, söz konusu Protokol'de düzenlendiği dikkate alındığında, bilirkişi raporunda yer verilen ve "mevcut su geri kazanım ünitesi içinde kullanıldığı belirtilen ters ozmoz sisteminden ortaya çıkacak tuzlu sular hakkında, nasıl bir işlem yapıldığına dair bir bilginin bulunmadığı, mevcut ve planlanan tesisten gelecek atık suların arıtımı sonucunda oluşacak arıtma çamurunun olup olmadığı, varsa ne miktarda, nereye ve nasıl uzaklaştırıldıkları konusunda bir bilgi bulunmadığı" şeklinde ifade edilen ve eksiklik olarak değerlendirilen durumun da, nihai ÇED raporunu kusurlandırmadığı sonucuna varılmıştır.
Bu itibarla; davalı yanında müdahil Türkiye Petrol Rafinerileri Anonim Şirketi (İzmit Rafineri Müdürlüğü) tarafından yapılması planlanan "Siyah Ürün Dönüşüm Tesisi (Resid Ugrading) ve Depolama Tankları Kapasite Artışı Projesi" ile ilgili olarak muhtemel çevresel etkilere ve olumsuz etkilerin giderilmesi için alınacak önlemlere yer verildiği görülmekte olup, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığından; dava konusu işlemin iptali yolundaki İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalı ve davalı yanında müdahilin temyiz istemlerinin kabulüne,
2. Temyize konu … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının BOZULMASINA, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A-2(i) maddesi uyarınca DAVANIN REDDİNE,
3. Aşağıda ayrıntısı gösterilen … -TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
4. Davalı idarece temyiz aşamasında yapılan ve aşağıda dökümü gösterilen … TL yargılama gideri ile hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen … -TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
5. Davalı yanında müdahil tarafından yapılan … -TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı yanında müdahile verilmesine,
6. Hazine'den karşılanan toplam … -TL'lik keşif harcı, araç ücreti ile bilirkişi ücretinin davacıdan tahsili için ilgili Kuruma yazı yazılmasına ve kararın bir örneğinin ilgili Kuruma tebliğine,
7. Artan posta avansının ise istemi halinde davacıya verilmesine,
8. Dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
9. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A-2-(i) maddesi uyarınca, kesin olarak, 17/04/2024 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

(X) KARŞI OY :
2872 sayılı Çevre Kanununun 2. maddesinde; çevresel etki değerlendirmesi, gerçekleştirilmesi plânlanan projelerin çevreye olabilecek olumlu ve olumsuz etkilerinin belirlenmesinde, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin, seçilen yer ile teknoloji alternatiflerinin belirlenerek değerlendirilmesinde ve projelerin uygulanmasının izlenmesi ve kontrolünde sürdürülecek çalışmalar olarak tanımlanmış; 10. maddesinde, "Gerçekleştirmeyi plânladıkları faaliyetleri sonucu çevre sorunlarına yol açabilecek kurum, kuruluş ve işletmeler, Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu veya proje tanıtım dosyası hazırlamakla yükümlüdürler. Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı veya Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir Kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili onay, izin, teşvik, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez; proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez. Çevresel Etki Değerlendirmesine tâbi projeler ve Stratejik Çevresel Değerlendirmeye tâbi plân ve programlar ve konuya ilişkin usûl ve esaslar Bakanlıkça çıkarılacak yönetmeliklerle belirlenir." hükmüne yer verilmiştir.
25/11/2014 günlü, 29186 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan ve dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte olan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinin 4. maddesinde; Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı: Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu hakkında Kapsam Belirleme ve İnceleme Değerlendirme Komisyonunca yapılan değerlendirmeler dikkate alınarak, projenin çevre üzerindeki olumsuz etkilerinin, alınacak önlemler sonucu ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olduğunun saptanması üzerine gerçekleşmesinde sakınca görülmediğini belirten Bakanlık kararı olarak tanımlanmış, 6. maddesinde; "(1) Bu Yönetmelik kapsamındaki bir projeyi gerçekleştirmeyi planlayan gerçek veya tüzel kişiler; Çevresel Etki Değerlendirmesine tabi projeleri için; ÇED Başvuru Dosyasını, ÇED Raporunu, Seçme Eleme Kriterleri uygulanacak projeler için ise Proje Tanıtım Dosyasını, Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlara hazırlatmak, ilgili makama sunulmasını sağlamak ve proje kapsamında verdikleri taahhütlere uymakla yükümlüdürler. (2) Kamu kurum/kuruluşları, bu Yönetmelik hükümlerinin yerine getirilmesi sürecinde proje sahiplerinin veya Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşların isteyeceği konuya ilişkin her türlü bilgi, doküman ve görüşü vermekle yükümlüdürler. (3) Bu Yönetmeliğe tabi projeler için "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararı veya "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili teşvik, onay, izin, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez, proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez. (4) Bu Yönetmelik hükümlerine göre karar tesis edilmeden önce, projenin gerçekleştirilmesinin mevzuat bakımından uygun olmadığının tespiti halinde, aşamasına bakılmaksızın süreç sonlandırılır." hükmüne, 7. maddesinde; "Bu Yönetmeliğin; a) EK-I listesinde yer alan projelere b) "ÇED Gereklidir" kararı verilen projelere, c) Kapsam dışı değerlendirilen projelere ilişkin kapasite artırımı ve/veya genişletilmesinin planlanması halinde, mevcut proje kapasitesi ve kapasite artışları toplamı ile birlikte projenin yeni kapasitesi Ek-1 listesinde belirtilen eşik değer veya üzerinde olan projelere, ÇED Raporu hazırlanması zorunludur." hükmüne yer verilmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesinin yollamada bulunduğu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Bilirkişiye başvurulmasını gerektiren haller" başlıklı 266. maddesi, "(1) Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Ancak genel bilgi veya tecrübeyle ya da hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukukî bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz. Hukuk öğrenimi görmüş kişiler, hukuk alanı dışında ayrı bir uzmanlığa sahip olduğunu belgelendirmedikçe, bilirkişi olarak görevlendirilemez." hükmünü; "Bilirkişi sayısının belirlenmesi" başlıklı 267. maddesi, "(1) Mahkeme, bilirkişi olarak, yalnızca bir kişiyi görevlendirebilir. Ancak, gerekçesi açıkça gösterilmek suretiyle, tek sayıda, birden fazla kişiden oluşacak bir kurulun bilirkişi olarak görevlendirilmesi de mümkündür." hükmünü; aynı Kanunun "Bilirkişi açıklamalarının tespiti ve rapor" başlıklı 279. maddesinin 2. fıkrası ise, "(2) Raporda, tarafların ad ve soyadları, bilirkişinin görevlendirildiği hususlar, gözlem ve inceleme konusu yapılan maddi vakıalar, gerekçe ve varılan sonuçlarla, bilirkişiler arasında görüş ayrılığı varsa, bunun sebebi, düzenlenme tarihi ve bilirkişi ya da bilirkişilerin imzalarının bulunması gerekir. Azınlıkta kalan bilirkişi, oy ve görüşünü ayrı bir rapor hâlinde de mahkemeye sunabilir..." hükmünü içermekte olup; "Bilirkişi raporunun verilmesi" başlıklı 280. maddesinde ise, bilirkişinin, raporunu, varsa kendisine incelenmek üzere teslim edilen şeylerle birlikte bir dizi pusulasına bağlı olarak mahkemeye vereceği, raporun verildiği tarihin rapora yazılacağı ve duruşma gününden önce birer örneğinin taraflara tebliğ edileceği; "Bilirkişi raporuna itiraz" başlıklı 281. maddesinin 1. fıkrasında ise, tarafların, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilecekleri düzenlenmiştir.
ÇED süreci sonunda verilecek kararların yargısal denetimi yapılırken, seçilecek bilirkişiler arasında bir çevre mühendisinin bulunması, diğer bilirkişilerin ise projenin bulunduğu çevrenin özelliklerine göre ve proje tanıtım dosyası ve ÇED raporunu hazırlayan kişilerin uzmanlık alanları da dikkate alınmak suretiyle belirlenmesi önemli bir gereklilik olmakla birlikte; böyle bir heyet tarafından hazırlanacak bilirkişi raporunun, dava konusu proje kapsamında öngörülen faaliyetin çevresel etkilerinin ve bu etkilerin minimize edilmesi için Proje Tanıtım Dosyası ya da ÇED Raporu içinde yer verilen önlemlerin yeterli olup olmadığının tespit edilerek değerlendirilmesi açısından, tarafları tatmin edici düzeyde hazırlanmasının da önemli bir gereklilik olduğu açıktır. Belirtilen hususların sağlanması, adil bir yargılama yapılması açısından önem arz etmektedir.
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinin değerlendirilmesinden, bilirkişi raporunda eksiklik veya belirsizlik arz edilen hususların varlığı durumunda, Mahkemece bu hususların, bilirkişiye tamamlattırılması ya da belirsiz olan hususların açıklattırılması veya yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırılabileceği sonucuna varılmaktadır.
Uyuşmazlığın çözümü için İdare Mahkemesince Jeoloji Mühendisi Prof. Dr. …, İnşaat Mühendisi Prof. Dr. …, İmar Uzmanı Prof. Dr. …, Çevre Mühendisi Prof. Dr. …, Ziraat Mühendisi Prof. Dr. …, Deniz Ulaştırma Mühendisi Prof. Dr. …, Su Ürünleri Mühendisi Doç Dr. …, Şehir Plancısı Doç. Dr. … ve … … 'den oluşan bilirkişi heyetine mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmış olup; hazırlanan bilirkişi raporunda dava konusu "ÇED Olumlu kararı"nın, çevre mühendisliği disiplini haricindeki bilim dalları bakımından uygun olduğu, bilirkişi raporunun çevre mühendisliği disiplini açısından değerlendirmeler içeren kısmında yer alan tespitler uyarınca, dava konusu "ÇED Olumlu kararı"nın dayanağı nihai ÇED raporunda eksiklikler ve tutarsızlıklar bulunduğu ve teknik olarak uygun olmadığı yolunda görüş bildirildiği görülmektedir.
Dosyanın incelenmesinden, davalı yanında müdahil şirket tarafından yapılması planlanan "Siyah Ürün Dönüşüm Tesisi (Resid Ugrading) ve Depolama Tankları Kapasite Artışı Projesi" hakkında hazırlatılan nihai ÇED raporunda, hava kirliliğine ilişkin olarak TVOC (total volatile organic compunds - toplam uçucu organik bileşikler) bazında yapılan incelemede, mevcut ve planlanan tesislerden ortaya çıkan emisyonlarla ilgili yapılmış değerlendirmelerde eksiklik bulunduğu, işletme koşullarında ortaya çıkması muhtemel kayıp - kaçak TVOC emisyonlarının modelleme hesaplamalarında dikkate alınmamış olduğundan, bulunacak sonuçların yasal sınırlar içerisinde kalıp kalmadığı hakkında yapılmış değerlendirmelerin de eksik kalmış olacağı, yeni planlanan tesiste günde kullanılacağı belirtilen 1000 m³ debide endüstriyel suyun, tesiste mevcut atık su geri kazanım ünitesinden geleceği, bu ünitede kullanıldığı belirtilen malzemelerin (kum filtre, aktif karbon, membranlar) kullanım ömürleri tamamlandıktan sonra ne şekilde uzaklaştırıldıkları veya geri kazanıldıkları (rejenere edilip edilmedikleri gibi) hakkında bir bilginin verilmediği, aynı ünite içinde kullanıldığı belirtilen ters ozmoz sisteminden ortaya çıkacak tuzlu sular hakkında, nasıl bir işlem yapıldığına dair bir bilginin bulunmadığı, mevcut ve planlanan tesisten gelecek atık suların arıtımı sonucunda oluşacak arıtma çamurunun olup olmadığı, varsa ne miktarda, nereye ve nasıl uzaklaştırıldıkları konusunda bir bilginin bulunmadığından bahisle, dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle temyize konu İdare Mahkemesi kararı ile dava konusu işlemin iptaline karar verilmiş ise de; hava emisyonlarına ilişkin olarak ÇED raporunun ilgili kısmında TVOC emisyonlarının da dikkate alındığı, mevcut atık su geri kazanım ünitesinde kullanılan malzemelerin bertarafı konusunda yeterli bilgiye ÇED raporunda yer verildiği ve ters ozmoz sisteminden ortaya çıkacak tuzlu sular konusunda yapılacak işleme ilişkin bilgi eksikliğinin bulunmadığı, bu konuda İzmit Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü ile yapılan Protokol'de yeterli bilgiye yer verildiğine yönelik iddia ve itirazlarda bulunulduğu; bu bağlamda, söz konusu itirazların değerlendirilmesi ve ÇED raporunda yukarıda belirtilen hususlarda yer alan bilgi, önlem ve taahhütlerin bilimsel ve teknik yönden yeterliliği konusunda bilirkişi heyeti tarafından tekrar bir değerlendirme yapılması gerektiği, başka bir ifadeyle bilirkişi raporunun bu haliyle hükme esas alınabilecek nitelik ve yeterlilikte olmadığından, uyuşmazlığın tereddüte mahal vermeyecek şekilde çözümlenebilmesi ve yukarıda yer verilen hususların açıklığa kavuşturulması amacıyla ek bilirkişi raporu alınması ve buna göre uyuşmazlığın esası hakkında yeniden bir karar verilmesi gerekmektedir.
Bu itibarla; yukarıda belirtilen hususların açıklığa kavuşturulması amacıyla düzenlenecek ek rapor dikkate alınarak işin esası hakkında yeniden bir karar verilmesi gerektiğinden, dava konusu işlemin iptali yolunda verilen temyize konu İdare Mahkemesi kararının, yeniden keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmak üzere bozulması gerektiği görüşüyle; İdare Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddi yolunda verilen Dairemiz çoğunluk kararına katılmıyoruz.