Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2024/4181 E. , 2025/3360 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2024/4181
Karar No : 2025/3360
TEMYİZ EDENLER : I-DAVACILAR
1- ... Derneği
2- ...
...
14- ...
15- ...
VEKİLLERİ : Av. ... - Av. ...
II- (DAVACILAR YANINDA MÜDAHALE TALEBİ REDDEDİLEN) ... Barosu Başkanlığı
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Valiliği
VEKİLİ : Av. ...
MÜDAHİL (DAVALI YANINDA) : ... Elektrik Üretim ve Ticaret Anonim Şirketi
VEKİLLERİ : Av. ... - Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Muğla Valiliği İl Çevre ve Orman Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı yazısı ile verilen "ÇED kapsam dışı kararı"nın, "ÇED kapsam dışı kararı"nın devam ettiğinin bildirilmesine ilişkin Muğla Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğünün ... tarihli, ... sayılı işleminin ve 16/12/2004 tarihli 25672 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına İlişkin Yönetmeliğin 3. maddesinde yer alan "çevre mevzuatı ve ilgili diğer mevzuat uyarınca yetkili mercilerden izin, ruhsat veya onay ya da kamulaştırma kararı alınmış" ibaresinin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Danıştay Dördüncü Dairesinin 23/11/2023 tarih ve E:2023/13279, K:2023/6519 sayılı kararıyla, davanın 16/12/2004 tarihli 25672 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına İlişkin Yönetmeliğin 3. maddesinde yer alan ibarenin iptali istemine ilişkin kısmı bakımından karar verilmesine yer olmadığına; Muğla Çevre ve Orman Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı yazısı ile verilen ÇED Kapsam Dışı Kararı ve Kapsam Dışı Kararının devam ettiğinin bildirilmesine ilişkin Muğla Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğünün ... tarihli, ... sayılı işlemi bakımından ise; davanın görev yönünden reddine ve dosyanın görevli ve yetkili Muğla İdare Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Davanın karar verilmesine yer olmadığına ilişkin kısmı temyiz edilmeden kesinleşmiştir. Muğla Valiliği İl Çevre ve Orman Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı yazısı ile verilen "ÇED kapsam dışı kararı" ve "kapsam dışı kararı"nın devam ettiğinin bildirilmesine ilişkin Muğla Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğünün ... tarihli, ... sayılı işlemi yönünden İdare Mahkemesince verilen kararda; dava dosyasında bulunan bilgi ve belgelerin değerlendirilmesinden; dava konusu işlemde zikredilen ... sicil numaralı ruhsat sahasının; 18/03/1993 işletme ruhsat tarihli ... sicil numaralı ruhsat sahası ile 28/12/2011 tarihinde işletme ruhsatı tanzim edilen ... sicil numaralı maden sahasının birleşiminden oluştuğu, ... sicil sayılı ruhsat sahasının hakkında ise 28/12/2011 tarihinde işletme ruhsatı düzenlenen ... sicil numaralı maden sahası ile 14/09/1987 tarihinde düzenlenen işletme ruhsatı ile faaliyete başlanılan İR:... sayılı sahaların birleşiminden meydana geldiği, bu itibarla uyuşmazlık konusu işleme esas İR:... sayılı ruhsat sahasının halihazırda 28/12/2011 tarihinde işletme ruhsatı düzenlenen ... sicil numaralı saha içerisinde kaldığı, İR:... sayılı sahaya ilişkin işletme ruhsatının ilk olarak 14/09/1987 tarihinde düzenlendiği, dolayısıyla İR:... sayılı sahada üretim faaliyetlerine 25/11/2014 tarihli ve 29186 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği’nin yürürlüğe giriş tarihinden önce başlanıldığı, yine söz konusu maden sahasında 1979 – 2005 yılları arasında oluşan üretim miktarları nazara alındığında yıllık tüvenan üretim değerlerinin 39.512 ton ile 8.137.000 ton arasında değişiklik gösterdiği, 2006 – 2014 tarihleri arasında yıllık tüvenan üretim değerlerinin 8.137.000 ton altında kaldığı, söz konusu sahanın işletmeye başlama tarihi nazara alındığında Çevresel Etki Değerlendirme Yönetmeliği’nin geçici 3.maddesi çerçevesinde söz konusu maden sahasına dair yürütülecek faaliyetlerin söz konusu ruhsat sınırlarının ve yıllık üretim miktarlarının aşılmaması, başka bir deyişle alan veya kapasite artışı yapılmaması kaydıyla Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği hükümlerinden muaf olduğu, nitekim davalı idarece tesis edilen işlemde birleşmeler neticesinde meydana gelen ... sicil numaralı alanda İR:... sicil numaralı maden sahasının toplam alanı ve yıllara göre tüvanen üretim değerleri nazara alınarak söz konusu maden sahasının Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği yürürlüğe girmeden önce mevcut sınırları ile üretim değerlerinin aşılmaması halinde anılan Yönetmelik hükümlerinden muafiyetin geçerliliğini koruyacağının açık biçimde ifade edildiği anlaşıldığından; Muğla ili, Milas ilçesi, İkizköy Mahallesi sınırları içerinde kalan Yeniköy Kemerköy Elektrik Üretim A.Ş. tarafından işletilen termik santrallerin kömür ihtiyacının karşılanması amacıyla faaliyet gösteren İR:... sayılı ruhsat sahasının Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği hükümlerinden muaf bulunduğuna dair Muğla Valiliği Çevre ve Orman Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı işleminin ... sicil numaralı ruhsat sahası kapsamında bulunan 1.192,04 ha alanda herhangi bir üretime başlanılmaması, 3.475,31 ha.lık alanda herhangi bir çalışma yapılmaması, 19.832,17 ha.lık alanda ise 8.137.000 tonluk kapasitenin aşılmaması kaydıyla halen geçerliliğinin devam ettiğine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : 1- Davacılar tarafından; ÇED kapsam dışı kararı ile faaliyetini sürdüren, 2014 yılında özelleştirme kapsamında davalı yanında müdahil şirket tarafından devralınan santrale yakıt sağlanması amacıyla işletilen linyit maden sahaları nedeniyle, birçok mahallenin (köyün) boşaltılmak durumunda kaldığı, Akbelen ormanında Tarım ve Orman Bakanlığının 28/11/2020 tarihli oluru ile tahsis süresinin uzatıldığının öğrenildiği, temyize konu İdare Mahkemesi kararının gerekçesiz olduğu, ÇED muafiyetinin geçerliliğine dair yeterli veri ve belgenin davalı idare tarafından sunulmadan karar verildiği, 2004 ÇED Yönetmeliği'ne göre, ÇED kapsam dışı kararı verilebilmesi için, 7/2/1993'ten önce uygulama projelerinin onaylanması, çevre mevzuatı ve ilgili diğer mevzuat uyarınca yetkili mercilerden izin, ruhsat veya onay ya da kamulaştırma kararı alınmış olması, yatırım programına alınmış olması, mevzi imar planlarının onaylanmış olması, üretim ve/veya işletmeye başlama koşullarının bir arada gerçekleşmesinin gerekli olduğu; kapsam dışı kararının verildiği tarih itibarıyla ruhsat sahasının tamamında işletim yapılmadığı, yargı kararlarındaki değerlendirmelere göre, ruhsat sahasının tamamının değil, çalışma yapılan kısmının ÇED'e tabi tutulduğu, ÇED kapsam dışı kararının, 23/6/1997 tarihinden önce kamu yatırım programına alınmış olup, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla üretim veya işletmeye başlamış olan projelerin gerçekleştirilmesi için zorunlu olan yapı ve tesisleri kapsadığı, bu hususu düzenleyen 2872 sayılı Çevre Kanunu'nun geçici 3. maddesinin dava konusu işlem bakımından uygulanmasının mümkün olmadığı, dava konusu işlemin 2005 yılında tesis edildiği, anılan maddenin ise 2013'te yürürlüğe girdiği; öte yandan, entegre tesisin parçası olan ünitelerin tekil olarak ÇED'e tabi tutulmasının mümkün olmadığı, 2014 tarihli özelleştirmeler öncesinde, kamu kurumları uhdesindeki 3 ayrı işletmenin, özelleştirme sonrasında entegre tesis niteliğine büründüğü, Yeniköy - Kemerköy Elektrik Üretim ve Ticaret Anonim Şirketi tarafından işletilen Yeniköy Termik Santral'inde (420 MW) ve Kemerköy Termik Santrali'nde 630 MW olmak üzere toplam 1050 MW kurulu güce sahip termik santraller ile bu santrallerde kullanılmak üzere madencilik çalışmaları yürütülen Yeniköy Linyit ocaklarını kapsayan entegre termik santralinin söz konusu olduğu; ÇED muafiyetinin TKİ'ye sadece kömür çıkarma ve bu kömürü iç ve dış piyasaya servis etmesi için verilmesine karşın, mevcut organizasyonda elektrik üreten santrallerde kullanılan entegre bir yapı niteliğinde olduğu, 2017'de yapılan teknolojik yenilemeler ile üretim kapasitesinin artırıldığı, buna karşın ÇED muafiyetinin sürdürüldüğü, ÇED kapsam dışı kararının eski tekil işletmeler için verilmesine karşın, geçerliliğinin tesisin bütününü etkileyecek biçimde sürdürülmesinin hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
2- Davacılar yanında müdahale talebi reddedilen Muğla Barosu Başkanlığı tarafından; 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 76. ve 95. maddeleri uyarınca baroların hukukun üstünlüğünü savunma ve insan haklarını koruma görevinin bulunduğu, çevre hakkının da Anayasa'nın 56. maddesi kapsamında insan haklarının bir parçası olduğu; bu nedenle Muğla Barosu Başkanlığının görülmekte olan davaya davacılar yanında müdahale talebinin reddedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu; öte yandan, İdare Mahkemesince ÇED muafiyetine ilişkin düzenlemelerin yanlış yorumlanarak karar verildiği, projenin hayata geçirilmesi halinde yerel halkın yaşam alanları üzerinde çok ciddi olumsuz etkiler doğacağı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : 1- Davalı tarafından, davacılar tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen hususların, kararın bozulmasının gerektiren bir niteliğinin bulunmadığı; davanın reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu savunulmuştur.
2- Davalı yanında müdahil tarafından, şirketlerince devralınan maden ruhsatlarının tümüyle Yeniköy ve Kemerköy Termik Santralleri'nin işletilmesi amacıyla kullanılmakta olduğu ve 2872 sayılı Çevre Kanunu'nun geçici 3. maddesi uyarınca "Çevresel Etki Değerlendirmesi" kapsamı dışında olduğu; proje alanında yürütülen başka bir faaliyet nedeniyle ÇED sürecine tabi kılınması istemiyle yapılan başvurunun reddine dair işlemin iptali istemiyle görülen davada İdare Mahkemesince davanın reddine karar verildiği ve bu kararın Danıştay Altıncı Dairesinin 20/09/2022 tarih ve E:2022/3270, K:2022/7791 sayılı kararıyla onanarak kesinleştiği, anılan İdare Mahkemesi kararının gerekçesinde, dava konusu projenin bulunduğu ruhsat sahasında faaliyet gösteren işletmenin 23/06/1997 tarihinden önce yatırım programına alındığı ve Çevre Kanunu'nun geçici 3. maddesinin yürürlüğe girdiği tarihten önce üretim ve işletmeye başladığı hususuna yer verildiği; dava konusu maden faaliyetinin devam etmesinde kamu yararı bulunduğu, Muğla ili, Milas ilçesi, İkizköy Mahallesi sınırları dahilindeki orman sahası için Yeniköy Kemerköy Elektrik Üretim ve Ticaret Anonim Şirketi adına maden açık işletme (orman) izni verilmesine ilişkin (... tarih ve ... sayılı Milas Orman İşletme Müdürlüğü işlemi ile bildirilen) ... tarih ve ... sayılı Tarım ve Orman Bakanlığı işleminin iptali istemiyle ... İdare Mahkemesinin E:... sayılı dosyasında yaptırılan keşif sonucunda düzenlenen bilirkişi raporu hükme esas alınarak davanın reddine karar verildiği; ÇED kapsam dışı kararının verildiği tarih itibarıyla ruhsat sahasının tamamının işletilmesi gerektiğine ilişkin davacıların iddiasının gerçeği yansıtmadığı, projenin üretim ve işletmeye başlamış olmasının ÇED kapsam dışı kararı bakımından yeterli kabul edilmesi gerektiği; öte yandan, dava konusu işlemin kesin ve yürütülebilir nitelikte olmadığı ve davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiği savunulmuştur.
TETKİK HÂKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Davacılar tarafından yapılan temyiz isteminin kabulü ile İdare Mahkemesi kararının Dairemiz kararında belirtilen gerekçe doğrultusunda bozulması; davacılar yanında müdahale talebi reddedilen Muğla Barosu Başkanlığının temyiz isteminin ise incelenmeksizin reddedilmesi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin 2. fıkrası uyarınca davacıların duruşma istemi yerinde görülmeyerek işin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
DAVACILAR YANINDA MÜDAHALE TALEBİ REDDEDİLEN ... BAROSU BAŞKANLIĞININ TEMYİZ İSTEMİ YÖNÜNDEN;
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesinin yollamada bulunduğu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 66. maddesinde; üçüncü kişinin, davayı kazanmasında hukuki yararı bulunan taraf yanında ve ona yardımcı olmak amacıyla, tahkikat sona erinceye kadar, fer’î müdahil olarak davada yer alabileceği 67. maddesinde ise, müdahale talebinde bulunan üçüncü kişinin, yanında katılmak istediği tarafı, müdahale sebebini ve bunun dayanaklarını belirten bir dilekçeyle mahkemeye başvuracağı ve müdahale dilekçesinin, davanın taraflarına tebliğ edileceği, mahkemenin, gerekirse taraflarla birlikte üçüncü kişiyi de dinlemek üzere davet edeceği ve gelmeseler dahi müdahale talebi hakkında bir karar vereceği hükmüne yer verilmiştir.
1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun baroların kuruluş ve niteliklerini düzenleyen 76. maddesinin birinci fıkrasında baroların; avukatlık mesleğini geliştirmek, meslek mensuplarının birbirleri ve iş sahipleri ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni sağlamak; meslek düzenini, ahlakını, saygınlığını, hukukun üstünlüğünü, insan haklarını savunmak ve korumak, avukatların ortak ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla tüm çalışmaları yürüten, tüzel kişiliği bulunan, çalışmalarını demokratik ilkelere göre sürdüren kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşları olduğu; Baro Yönetim Kurulunun görevlerinin sayıldığı 95. Maddesinde de, hukukun üstünlüğünü ve insan haklarını savunmak, korumak ve bu kavramlara işlerlik kazandırmakla görevli olduğu hükmüne yer verilmiştir.
Baroların hukukun üstünlüğünü ve insan haklarını savunmak, korumak ve bu kavramlara işlerlik kazandırmak konusunda yasal olarak yetkili kılındığı konusunda duraksama bulunmamakla birlikte, Baroların hukukun üstünlüğünü savunma görevinin avukatlık mesleğinin geliştirilmesi çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğinden, Baronun avukatlık mesleğini ilgilendirmeyen ve avukatların ortak menfaatlerini koruma amacı dışında kalan işlemleri dava konusu etmesi durumunda, bu davaların subjektif ehliyet koşulunun bulunmaması nedeniyle reddedileceği tabiidir.
Her ne kadar; Danıştay kararlarında, çevre, tarihi ve kültürel değerlerin korunması, imar uygulamaları gibi kamu yararını ilgilendiren konularda dava açma ehliyeti geniş yorumlanarak, özellikle yörede ikamet eden vatandaşların da dava açma ehliyetlerinin bulunduğunun kabul edildiği görülmekte ise de, çevreyi geliştirmeyi, çevre sağlığını korumayı, çevre kirliliğini önlemeyi Devlete bir ödev olarak veren, ayrıca herkesin sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahip olduğunu belirten Anayasa'nın 56. maddesine dayanılarak, yaşadığı çevre ile ilgili işlemler nedeniyle, Anayasal hakkı ihlal edilen kişilerce açılan söz konusu davaların, bu dava için emsal oluşturmayacağı açıktır.
Bu durumda; baroların yukarıda yer verilen kuruluş amaçları dikkate alındığında; davacılardan Muğla Barosu Başkanlığının dava konusu işlemle meşru, kişisel ve güncel bir menfaat ilişkisinin bulunmadığı anlaşıldığından, Muğla Barosu Başkanlığının davacılar yanında müdahale talebinde bulunamayacağı gibi, görülmekte olan davada İdare Mahkemesince verilen karara yönelik Muğla Barosu Başkanlığınca davacılar yanında müdahale ile istemi ile birlikte yapılan temyiz isteminin esasının da incelenemeyeceği sonucuna varılmıştır.
DAVACILARIN TEMYİZ İSTEMİ YÖNÜNDEN;
MADDİ OLAY :
Muğla ili, Milas ilçesi sınırları içinde bulunan Yeniköy ve Kemerköy Termik Santrallerinde kömür ihtiyacını karşılamak üzere faaliyet gösteren İR ... No'lu kömür ocak işletmesi ile ilgili olarak, 16/12/2003 tarih ve 25318 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren mülga Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği'nin geçici 3. maddesinde yer alan "04/02/1993 tarihinden önce uygulama projeleri onaylanmış veya çevre mevzuatı ve ilgili diğer mevzuat uyarınca yetkili mercilerden izin, ruhsat veya onay ya da kamulaştırma kararı alınmış veya yatırım programına alınmış veya mevzi imar planları onaylanmış projelere ve bu tarihten önce üretim ve/veya işletmeye başladığı belgelenen faaliyetlere bu Yönetmelik hükümleri uygulanmaz." hükmü uyarınca, bahse konu faaliyetin ruhsat tarihinin 07/02/1993 tarihinden önce olması nedeniyle Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği kapsamı dışında değerlendirilmesine yönelik Muğla Valiliği İl Çevre ve Orman Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı işlemi tesis edilmiştir.
Davalı yanında müdahil şirket tarafından verilen 26/02/2015 ve 17/03/2015 tarihli dilekçeler ile ... (İR:...) sicil numaralı ve ... ruhsat numaralı sahaların 28/11/2014 tarihinde Maden İşleri Genel Müdürlüğü tarafından birleştirilerek ... ruhsat sahası ile davalı yanında müdahil şirket uhdesine geçtiği ve Muğla Valiliği İl Çevre ve Orman Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı işlemi ile verilen ÇED muafiyetinin halen geçerli olup olmadığı ile ilgili Bakanlık görüşünün davalı yanında müdahil şirket tarafından sorulması üzerine; Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Çevresel Etki Değerlendirmesi Genel Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı yazısı ile, ... (İR:...) sicil numaralı sahaya ilişkin olarak 1979-2005 tarihinde yapılan yıllık tüvenan üretim değerlerinin 39.512 ton ile 8.137.000 ton arasında değişkenlik gösterdiği, 2006-2014 tarihlerinde yapılan yıllık tüvenan üretim değerlerinin ise 8.137.000 tonun altında kaldığı, bu kapsamda ... ruhsat numaralı saha içerisinde kalan 19.832,17 hektar alan için Muğla Valiliği İl Çevre ve Orman Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı yazısı ile verilen Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği kapsamı dışında değerlendirilmesine yönelik görüşe esas şartlarda herhangi bir değişiklik olmadığı, bu sebeple iki farklı ruhsatın birleştirilmesi işleminin kapasite artışı anlamı taşımayacağından, ... ruhsat numaralı saha kapsamında yer alan 1192,04 hektar alan için herhangi bir üretime başlanmaması kaydıyla ve ayrıca aynı ruhsat numaralı saha içerisinde kalan 19.832,17 hektar alan için Muğla Valiliği İl Çevre ve Orman İl Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı yazısı ile verilen görüşün geçerliliğinin devam etmesinin uygun mütalaa edilmesi üzerine, Muğla Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı işlemi ile, ... ruhsat numaralı saha içerisinde yer alan 1192,04 hektarlık alanda herhangi bir çalışma yapılmaması, 19.832,17 hektarlık alanda ise yıllık 8.137.000 ton kapasitenin aşılmaması kaydıyla Muğla Valiliği İl Çevre ve Orman Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı yazısı ile verilen projenin Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği kapsamı dışında değerlendirilmesine yönelik görüşün halen geçerliliğini devam ettirdiği hususu, davalı yanında müdahil şirkete bildirilmiştir.
Muğla ili, Milas ilçesi, İkizköy Mahallesi sınırları dahilinde Yeniköy Kemerköy Elektrik Üretim Anonim Şirketi tarafından yapılan ve yapılması planlanan kömür ocağı faaliyetleri ile ilgili olarak, izinsiz bir şekilde ağaç kesimine başlandığı, faaliyete ilişkin ÇED raporu ya da proje tanıtım dosyası hazırlanması gerektiğinden bahisle ÇED süreci hakkında bilgi verilmesi talebiyle davacılardan ... Derneği vekili Av. ... tarafından verilen 03/08/2023 tarihinde idare kaydına giren (dava dilekçesi ekinde 28/07/2023 tarihli dilekçe sunulmuştur.) başvuru üzerine; Muğla Valiliği Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı işlemi ile, ... (ER:...) ruhsat numaralı saha içerisinde kalan 19.832,17 hektar alan için Muğla Valiliği İl Çevre Orman Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı yazısı ile verilen Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği kapsamı dışında değerlendirilmesine yönelik görüşüne esas şartlarda değişiklik olmadığı, bu sebeple iki farklı ruhsatın birleştirilmesi işleminin kapasite artışı anlamını taşımadığından, ... (ER:...) ruhsat numaralı saha kapsamında yer alan 1.192,04 hektar alan için üretime başlanmaması kaydıyla ve ayrıca aynı ruhsat numaralı saha içerisinde 19.832,17 hektar alan için Muğla Valiliği İl Çevre Orman Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı yazısı ile verilen görüşün geçerliliğini devam ettirdiği; bu nedenle, ... (ER:...) ruhsat numaralı saha içerisinde yer alan 3.475,31 hektarlık alanda herhangi bir çalışma yapılmaması, 19.832,17 hektarlık alanda ise yıllık 8.137.000 ton kapasitesinin aşılmaması kaydıyla Muğla Valiliği İl Çevre Orman Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı yazısı ile verilen görüşün halen geçerliliğinin devam ettirdiği davacılara bildirilmiştir.
Bunun üzerine; Muğla Valiliği İl Çevre ve Orman Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı yazısı ile verilen ÇED Kapsam Dışı kararının, Kapsam Dışı kararının devam ettiğinin bildirilmesine ilişkin Muğla Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğünün ... tarihli, ... sayılı işleminin ve 16/12/2004 tarihli 25672 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına İlişkin Yönetmeliğin 3. maddesinde yer alan "çevre mevzuatı ve ilgili diğer mevzuat uyarınca yetkili mercilerden izin, ruhsat veya onay ya da kamulaştırma kararı alınmış" ibaresinin iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT ve HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 56. maddesinde; "Herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir. Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek Devletin ve vatandaşların ödevidir." hükmü yer almaktadır. Maddenin gerekçesinde ise; vatandaşın korunmuş çevre şartlarında, beden ve ruh sağlığı içinde yaşamını sürdürmesini sağlamanın Devletin ödevi olduğu, Devletin hem kirlenmenin önlenmesi hem de tabii çevrenin korunması ve geliştirilmesi için gereken tedbirleri alması gerektiği belirtilmiştir.
2872 sayılı Çevre Kanunu'nun 2. maddesinde; sürdürülebilir çevre; "Gelecek kuşakların ihtiyaç duyacağı kaynakların varlığını ve kalitesini tehlikeye atmadan, hem bugünün hem de gelecek kuşakların çevresini oluşturan tüm çevresel değerlerin her alanda (sosyal, ekonomik, fiziki vb.) ıslahı, korunması ve geliştirilmesi sürecini ifade eder."; sürdürülebilir kalkınma ise, "Bugünkü ve gelecek kuşakların, sağlıklı bir çevrede yaşamasını güvence altına alan çevresel, ekonomik ve sosyal hedefler arasında denge kurulması esasına dayalı kalkınma ve gelişmeyi ifade eder." şeklinde tanımlanmıştır. Buna göre sürdürülebilir çevre ve sürdürülebilir kalkınma ilkelerinin içeriği itibarıyla hem bugünün hem de gelecek kuşakların çevresini oluşturan tüm çevresel değerlerin her alanda ıslahı, korunması ve geliştirilmesi ile sağlıklı bir çevrede yaşamasını güvence altına aldığı açıktır.
2872 sayılı Kanun'un "Çevresel Etki Değerlendirmesi" başlıklı 10. maddesinde ise; "Gerçekleştirmeyi planladıkları faaliyetleri sonucu çevre sorunlarına yol açabilecek kurum, kuruluş ve işletmeler, Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu veya proje tanıtım dosyası hazırlamakla yükümlüdürler. Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı veya Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili onay, izin, teşvik, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez; proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez. Çevresel Etki Değerlendirmesine tabi projeler ve Stratejik Çevresel Değerlendirmeye tabi plan ve programlar ve konuya ilişkin usul ve esaslar Bakanlıkça çıkarılacak yönetmeliklerle belirlenir." kuralına yer verilmiştir.
2872 sayılı Çevre Kanunu'nun 10. maddesinde belirtilen ÇED (Çevresel Etki Değerlendirmesi); gerçekleştirilmesi planlanan projelerin çevreye olabilecek olumlu ya da olumsuz etkilerinin belirlenmesinde, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin, seçilen yer ile teknoloji alternatiflerinin belirlenerek değerlendirilmesinde ve projelerin uygulanmasının izlenmesi ve kontrolünde sürdürülecek çalışmaları kapsar.
2872 sayılı Çevre Kanunu gereğince, 07.02.1993 tarihinde yayınlanan ve daha sonra birkaç kez değişikliğe uğrayan "Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği", ÇED sürecini tanımlayan önemli bir belgedir. Gerçekleştirmeyi planladıkları faaliyetleri sonucu çevre sorunlarına yol açabilecek kurum, kuruluş ve işletmeler ÇED Yönetmeliğinde belirtildiği üzere bir Proje Tanıtım Dosyası (PTD) veya ÇED Raporu hazırlarlar. ÇED raporunda çevreye yapılabilecek tüm etkiler göz önünde bulundurularak, çevre kirlenmesine neden olabilecek atık ve artıkların ne şekilde zararsız hale getirilebileceği ve bu hususta alınacak önlemler belirtilir.
ÇED Yönetmeliği'nin belirlediği ilkeler kapsamında; Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, diğer yatırımcı ve planlayıcı bakanlık ve kurumlar, özel sektör, üniversiteler ve meslek odaları, mühendislik ve müşavirlik büroları, çevre mühendisliği alanında hizmet veren özel firma/kuruluşlar, sivil toplum kuruluşları ve toplumun değişik kesimleri ÇED Sürecinin tarafları ve bileşenleridir. Bu anlamı ile, ÇED Süreci demokratik katılımın öne çıktığı bir ortamdır.
2872 sayılı Kanun'un 1983 yılında yürürlüğe girmiş olmasına ve Kanun'un 31. maddesinde, bu Kanunun uygulanmasıyla ilgili olarak çıkarılacak Yönetmeliklerin Kanunun yürürlüğe girmesinden başlayarak en geç altı ay içinde çıkarılmasının kurala bağlanmış olmasına karşın; 2872 sayılı Kanundan sonra bu konuda yapılan ilk düzenleme 07/02/1993 günlü Resmi Gazete'de yayımlanan "Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği'dir. Dolayısıyla, Çevresel Etki Değerlendirmesi sürecinde uygulanacak kriterler ilk kez bu Yönetmelik ile belirlenmiştir. Daha önce bu konuda çıkarılmış bir yönetmeliğin olmaması, başka bir anlatımla, Çevresel Etki Değerlendirmesi sürecindeki kriterlerin ilk kez bu yönetmelik ile belirlenmiş olması nedeniyle, ÇED raporu hazırlanmadan uygulanmasına başlanmış faaliyet ve yatırımlar anılan Yönetmeliğin geçici 4. maddesi ile Yönetmelik kapsamı dışında bırakılmıştır. Bu istisna hükmüne daha sonra 1997, 2002, 2003, 2008, 2013, 2014 ve 2022 tarihli Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmelikleri'nde de yer verilmiştir.
17/07/2008 tarihli 26939 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Yönetmeliğin geçici 3. maddesine karşı açılan davada; Danıştay Altıncı Dairesince verilen yürütmenin durdurulması isteminin reddine ilişkin karara karşı yapılan itiraz üzerine, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 07.10.2010 günlü, YD. İtiraz No:2010/968 sayılı kararıyla; "...ÇED süreci izlenilmesi zorunlu olan projeler yönünden dahi anılan Yönetmeliklerde yatırıma başlanılması için belirli bir süre öngörülmekte iken, 7.2.1993 tarihinden önce uygulama projeleri onaylanmış veya çevre mevzuatı ile ilgili diğer mevzuat uyarınca yetkili mercilerden izin, ruhsat veya onay ya da kamulaştırma kararı alınmış veya yatırım programına alınmış veya mevzi imar planları onaylanmış projelere, yatırıma başlanması için belirli bir süre öngörülmeksizin aradan geçen bunca zamana rağmen, ÇED sürecinden muafiyet sağlayan düzenlemede, çevrenin korunması ilkesi açısından hukuka uyarlık görülmediği..." gerekçesiyle itirazın kabulüne ve anılan geçici 3. maddenin yürütmesinin durdurulmasına karar verilmiş ve kararda, ÇED sürecinin planlama aşamasında yer alan projelere uygulanması gerekliliği karşısında, planlama aşaması geçmiş olan, diğer bir anlatımla, üretim ve/veya işletmeye başladığı belgelenen projelere anılan madde hükmüyle muafiyet tanınmasında mevzuata aykırılık bulunmadığı da belirtilmiş, bu karar üzerine Danıştay Altıncı Dairesince aynı gerekçeyle anılan geçici 3. maddenin "7.2.1993 tarihli ve 21489 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinden önce uygulama projeleri onaylanmış veya çevre mevzuatı ve ilgili diğer mevzuat uyarınca yetkili mercilerden izin, ruhsat veya onay ya da kamulaştırma kararı almış veya yatırım programına alınmış veya mevzi imar planları onaylanmış projelere..." kısmının iptaline, "bu tarihten önce üretim ve/veya işletmeye başladığı belgelenen projelere" kısmına yönelik davanın reddine karar verilmiştir.
29/05/2013 tarihli, 28661 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan, 21/05/2013 tarihli, 6486 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 12. maddesi ile 2872 sayılı Çevre Kanunu'na geçici 3. madde eklenmiş ve bu madde ile; "23/6/1997 tarihinden önce kamu yatırım programına alınmış olup, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla planlama aşaması geçmiş ve ihale süreci başlamış olan veya üretim veya işletmeye başlamış olan projeler ile bunların gerçekleştirilmesi için zorunlu olan yapı ve tesisler Çevresel Etki Değerlendirmesi kapsamı dışındadır.” hükmü getirilmiştir. Söz konusu hükmün iptali istemiyle açılan davada; Anayasa Mahkemesinin 03.07.2014 günlü, E:2013/89, K:2014/116 sayılı kararı ile "Gerek yaşam hakkıyla gerekse sağlık hakkıyla olan yakın ilişkisi, bugünkü nesil kadar, hatta daha çok gelecek nesilleri ilgilendirmesi çevre hakkını günümüzde çok daha önemli hâle getirmektedir. Çevrenin kirlendikten ve bozulduktan sonra eski hâline getirilmesinin çok güç ve külfetli olması hatta kimi zaman mümkün olmaması nedeniyle, kalkınma ve ekonomik gelişme için yapılacak yatırım ve faaliyetlerin, doğayı tahrip etmeden ve çevreyi kirletmeden gerçekleştirilmesi; kirlenen çevrenin temizlenmesi veya bozulan çevrenin onarılması yerine, kirliliği ve bozulmayı önleyici tedbirlere ağırlık verilmesi gerekir. Bu bağlamda ÇED, kalkınma ve ekonomik gelişme için yapılacak yatırım ve faaliyetlerin, doğayı tahrip etmeden ve çevreyi kirletmeden gerçekleştirilmesinde kullanılan, karar verme sürecini etkileyen, dolayısıyla karar mercilerine, kararlarını sağlıklı bir şekilde verebilmeleri için seçenek üreten ve bu seçeneklerin olumlu ve olumsuz yönlerini saptayan bir yöntem olarak görülmektedir. Dolayısıyla, çevresel etkisi bulunan yatırımların çevrenin korunması amacına dayandığı anlaşılan ÇED uygulamasının kapsamı dışına çıkarılmasının sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına müdahale teşkil edeceği söylenebilir. Dava konusu kuralla, 23.6.1997 tarihinden önce kamu yatırım programına alınmış olup bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih (29.5.2013) itibarıyla planlama aşaması geçmiş ve ihale süreci başlamış olan veya üretim veya işletmeye başlamış olan projeler ile bunların gerçekleştirilmesi için zorunlu olan yapı ve tesisler ÇED uygulamasının kapsamı dışında bırakılmıştır. Anılan projelerin ÇED uygulamasının kapsamı dışında bırakılması, bu faaliyetlerin gelecekte yol açabileceği olumsuz çevresel etkileri önceden değerlendirilerek çevre kirliliğinin ve tahribatının önlenmesi bakımından gereken tedbirlerin alınmasını engelleyeceğinden sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına müdahale niteliği taşıdığı açıktır. Dava konusu kuralda yer alan “… planlama aşaması geçmiş ve ihale süreci başlamış olan veya…” ibaresiyle, kuralın yürürlüğe girdiği 29.5.2013 tarihi itibarıyla henüz üretim ya da işletmeye başlamamış veya ihale süreci henüz tamamlanmayan kamu yatırım projelerinin ÇED uygulamasının kapsamı dışına çıkarılması öngörülmektedir.
İptali istenilen düzenleme ile öngörülen projelerde ÇED uygulamasından ayrılmayı gerektirecek haklı bir neden bulunmamaktadır. Belirtilen aşama yatırıma hazırlanma sürecini ifade etmektedir. Bu aşamada henüz yatırımlar hayata geçirilmemiş, üretim veya işletme safhası başlamamıştır. İhale süreci henüz tamamlanmamış yatırımların ÇED’e tabi tutulmasının, ciddi kamusal zararlara yol açması söz konusu değildir. Ayrıca bu safhada çevrenin kirlenmesi veya tahribatı bakımından geri dönülemez bir aşamaya gelinmemiştir. Bu aşamada, ilgili yatırım yönünden varsa olumsuz çevresel etkilerin önlenmesi ve/veya çevreye zarar vermeyen, hukuken ve çevresel açıdan kabul edilebilir bir düzeyde en aza indirilmesi için alternatif çözümler bulunmak üzere ÇED uygulaması yapılması mümkündür. Dolayısıyla henüz ihale süreci tamamlanmayan ve fiilen hayata geçirilmeye başlanmayan yatırımların, Anayasanın 56. maddesiyle Devlete yüklenin çevrenin korunması ödevinin bir gereği olduğu kabul edilen ÇED uygulamasının dışında tutulmasının zorunlu bir önlem niteliği taşımadığı sonucuna ulaşılmaktadır. Bu itibarla, kuralın yürürlüğe girdiği 29.5.2013 tarihi itibarıyla henüz üretim ya da işletmeye başlamamış veya ihale süreci henüz tamamlanmayan kamu yatırım projelerinin ÇED uygulamasının kapsamı dışına çıkarılmak suretiyle sağlıklı ve dengeli çevrede yaşama hakkına yapılan müdahalenin ölçülü olduğu söylenemez. Açıklanan nedenlerle, dava konusu kuralda yer alan “… planlama aşaması geçmiş ve ihale süreci başlamış olan veya…” ibaresi Anayasa’nın 13. ve 56. maddelerine aykırıdır. Dava konusu kuralın “…planlama aşaması geçmiş ve ihale süreci başlamış olan veya…” ibaresi dışındaki bölümüyle, 23.6.1997 tarihinden önce kamu yatırım programına alınan, 29.5.2013 tarihi itibarıyla üretim veya işletmeye başlamış projeler ile bunların gerçekleştirilmesi için zorunlu olan yapı ve tesislerin ÇED uygulamasının kapsamı dışına çıkarılması öngörülmektedir. Bu projelerde ihale aşaması tamamlanmış, üretim veya işletme faaliyeti başlamıştır. Üretim ve işletme safhasına geçmiş proje ve yatırımların ÇED’e tabi tutulması, daha büyük kamusal zararların oluşmasına yol açabilecektir. ÇED’in temel amacı, faaliyetlerin olası olumsuz çevresel etkilerini ve olumsuz etkileri önleme yöntemlerini tespit etmek, bu tespitlere göre karar vericilerin yatırım konusunda doğru karar vermelerini sağlamak olduğuna göre, üretim veya işletme aşamasına geçilmiş yatırımlar yönünden ÇED uygulaması yapılmasının, çevrenin korunmasını, çevre kirliliğinin ve tahribatının önlenmesini sağlayamayacağı açıktır. Üretim veya işletme aşamasına geçilmesiyle çevreyi etkileyen birtakım yatırımlar da hayata geçirilmiş olmakta ve yapılacak ÇED uygulaması sonucu söz konusu yatırımın önemli çevresel etkilerinin bulunduğu kanaatine ulaşılsa dahi çevrenin eski haline döndürülmesi çoğu zaman mümkün olamayabilmektedir. Ayrıca bu gibi hallerde olumsuz çıkacak ÇED raporlarının gereğinin yerine getirilmesinin zorunlu tutulması, doğayı eski haline getiremeyeceği gibi, yapılan masrafların da boşa gitmesine ve kamu kaynaklarının heba olmasına yola açabileceğinden daha büyük kamusal zararlara neden olabilecektir. Belirtildiği üzere ÇED’in temel amacı, faaliyetlerin olası olumsuz çevresel etkilerini ve olumsuz etkileri önleme yöntemlerini tespit etmek, bu tespitlere göre karar vericilerin yatırım konusunda doğru karar vermelerini sağlamaktır. Bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde ÇED’in yatırım ile ilgili planlama ve karar alma sürecinde etkin olduğu görülmektedir. Dava konusu kuralda ise karar aşaması geçmiş, üretim veya işletme aşaması başlamıştır. Bu anlamda kamu yatırım projesinde üretim veya işletmeyi durdurarak önceki aşamalara dönmenin, çevresel etkinin önceden belirlenmesi ve bu belirmeye göre çevreye olumsuz etkisi varsa önlem alınmasına katkısı olmayacaktır. Bununla birlikte faaliyette olan projenin çevreye olumsuz etkisi var ise Devletin denetim yapma ve denetim sonucunda yaptırım uygulama yükümlülüğü devam etmektedir.
Belirtilen durumda olumsuz çevresel etkinin giderilmesi için başta 2872 sayılı Kanun olmak üzere yürürlükteki çevreye ilişkin mevzuatın uygulanması gerektiği açıktır. Bugünkü ve gelecek kuşakların, sağlıklı bir çevrede yaşamasını güvence altına alan çevresel, ekonomik ve sosyal hedefler arasında denge kurulması esasına dayalı kalkınma ve gelişmeyi ifade eden sürdürülebilir kalkınmanın gerçekleştirilmesi, Devletin görevleri arasındadır. Kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlama ve insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlama ödevi Anayasanın 5. maddesiyle Devlete verilmiştir. Ekonomik ve mali olarak güçlü olmak Devletin bu ödevleri yerine getirmesinin en önemli koşulları arasındadır. Bu amaç için kalkınma ve ekonomik gelişmişliğin üst seviyelere çıkması gerekmektedir. Kalkınma ve ekonomik gelişme için kamu yatırımlarının ve bu yatırımlarda kullanılacak kaynakların olumlu ve verimli kullanmasının önemi açıktır. Kural kapsamındaki kamu yatırımları, istihdam, üretim veya işletmeye başlamış, diğer anlatımla ciddi mali kaynaklarla gerçekleştirilmiş ve artık ekonomiye katkı verir hâle gelmişlerdir. Bu yatırımların ekonomik ve sosyal hayata yaptıkları katkı ile çevreye zarar vermeleri durumunda faaliyetlerinin durdurulması dâhil olmak üzere ciddi yaptırımlara muhatap olabilecekleri birlikte değerlendirildiğinde, üretim veya işletmelerinden vazgeçilmesinin giderilmesi mümkün olan çevresel etkiden daha olumsuz etki yaratacağı söylenebilir. Bütün bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, 23.6.1997 tarihinden önce kamu yatırım programına alınan, 29.5.2013 tarihi itibarıyla üretim veya işletmeye başlamış projeleri ve bunların gerçekleştirilmesi için zorunlu olan yapı ve tesislerin ÇED uygulamasının kapsamı dışına çıkarılmasının, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına ölçüsüz bir müdahale teşkil etmediği sonucuna ulaşılmaktadır. Açıklanan nedenlerle dava konusu kuralın “…planlama aşaması geçmiş ve ihale süreci başlamış olan veya…” ibaresi dışındaki bölümü Anayasa’nın 13. ve 56. maddelerine aykırı değildir." gerekçeleriyle 2872 sayılı Çevre Kanunu’na eklenen geçici 3. maddenin; “…planlama aşaması geçmiş ve ihale süreci başlamış olan veya…” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline, diğer kısmı yönünden ise iptal isteminin reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Yukarıda yer verilen Anayasa Mahkemesinin 03/07/2014 tarihli, E:2013/89, K:2014/116 sayılı kararı uyarınca, 2872 sayılı Çevre Kanunu'nun geçici 3. maddesinin yürürlüğe girdiği 29/05/2013 tarihi itibarıyla üretim veya işletmeye başlamış projeler ile bunların gerçekleştirilmesi için zorunlu yapı ve tesislerin, ÇED uygulamasının kapsamı dışına çıkartılmasının Anayasa'ya aykırı olmadığına karar verildiği anlaşılmaktadır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesinde; '' Bu Kanunda hüküm bulunmayan hususlarda; hakimin davaya bakmaktan memnuiyeti ve reddi, ehliyet, üçüncü şahısların davaya katılması, davanın ihbarı, tarafların vekilleri, dosyanın taraflar ve ilgililerce incelenmesi, feragat ve kabul, teminat, mukabil dava, bilirkişi, keşif, delillerin tespiti, yargılama giderleri, adli yardım hallerinde ve duruşma sırasında tarafların mahkemenin sukünunu ve inzibatını bozacak hareketlerine karşı yapılacak işlemler, elektronik işlemler ile ses ve görüntü nakledilmesi yoluyla duruşma icrasında Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu hükümleri uygulanır. Ancak, davanın ihbarı Danıştay, mahkeme veya hakim tarafından re'sen yapılır. Bilirkişiler, bilirkişilik bölge kurulları tarafından hazırlanan listelerden seçilir ve bilirkişiler hakkında Bilirkişilik Kanunu ve 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun ilgili hükümleri uygulanır.'' hükmüne yer verilmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesinin atıf yaptığı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu yerine çıkarılan ve 01/10/2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Bilirkişiye başvurulmasını gerektiren hâller" başlıklı 266. maddesinde "Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Ancak genel bilgi veya tecrübeyle ya da hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukukî bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz. Hukuk öğrenimi görmüş kişiler, hukuk alanı dışında ayrı bir uzmanlığa sahip olduğunu belgelendirmedikçe, bilirkişi olarak görevlendirilemez." hükmüne yer verilmiştir
Danıştay Altıncı Dairesinin E:2022/3270 sayılı dosyasının incelenmesinden; Muğla İli, Milâs İlçesi, ... Mahallesi mevkisinde, Yeniköy Kemerköy Elektrik Üretim ve Dağıtım A.Ş tarafından işletilmekte olan termik santral projesi kapsamında özelleştirmeyle alınan ve Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) muafiyeti bulunan İR ... ruhsat numaralı (güncel ... ruhsat numaralı) sahadaki maden işletme faaliyetinin ve bu sahadaki konveyör bant inşası faaliyetinin ÇED sürecine tâbi tutulması talebiyle davacılar tarafından yapılan başvurunun reddine ilişkin Muğla Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı işleminin iptali istemiyle açılan ... İdare Mahkemesinin E:... sayılı dosyasında görülen davada; dosyada bulunan bilgi ve belgeler ile yaptırılan keşif sonucunda düzenlenen bilirkişi raporunun birlikte değerlendirilmesinden; dava konusu projenin bulunduğu ruhsat sahasında faaliyet gösteren işletmenin 23.6.1997 tarihinden önce yatırım programına alındığı ve 2872 sayılı Çevre Kanunu'nun geçici 3. maddesinin yürürlüğe girdiği tarihten önce üretim ve işletmeye başladığı, bu nedenle de hâlihazırda yürürlükte olan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği'nden muaf olduğu anlaşıldığından, dava konusu konveyor bant inşasının söz konusu işletmede kapasite artışına neden olmayacağı yönündeki bilirkişi raporu gereğince, konveyor bant inşasının çevresel etki değerlendirmesinden muaf olduğu, Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği'nin öngördüğü süreç uygulanmaksızın yapılacak konveyor bant için müdahil şirket başvurusu üzerine tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmış ve davanın reddi yolunda ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:...sayılı karar, Danıştay Altıncı Dairesinin 20/09/2022 tarih ve E:2022/3270, K:2022/7791 sayılı kararıyla onanmıştır.
Uyuşmazlıkta; Muğla ili, Milas ilçesi, İkizköy Mahallesi sınırları dahilinde Yeniköy Kemerköy Elektrik Üretim Anonim Şirketi tarafından yapılan ve yapılması planlanan kömür ocağı faaliyetleri ile ilgili olarak, izinsiz bir şekilde ağaç kesimine başlandığı, faaliyete ilişkin ÇED raporu ya da proje tanıtım dosyası hazırlanması gerektiğinden bahisle ÇED süreci hakkında bilgi verilmesi talebiyle davacılardan ... Derneği vekili Av. ... tarafından verilen 03/08/2023 tarihinde idare kaydına giren (dava dilekçesi ekinde 28/07/2023 tarihli dilekçe sunulmuştur.) dilekçe ile yapılan başvuru üzerine; Muğla Valiliği Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı işlemi ile, ... (ER:...) ruhsat numaralı saha içerisinde yer alan 3.475,31 hektarlık alanda herhangi bir çalışma yapılmaması, 19.832,17 hektarlık alanda ise yıllık 8.137.000 ton kapasitesinin aşılmaması kaydıyla Muğla Valiliği İl Çevre Orman Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı yazısı ile verilen görüşün halen geçerliliğinin devam ettirdiğinin davacılara bildirildiği görülmektedir.
Bu durumda; 03/08/2023 tarihli dilekçeye konu alanda yapılan faaliyetlerin; proje kapsamında ÇED kapsam dışı kararına konu alanın izin ve ruhsatların sınırlarında bulunup bulunmadığı, çalışma alanı koordinatlarında, üretim yöntemi ve üretim miktarında değişiklik bulunup bulunmadığı ve 2872 sayılı Çevre Kanunu'nun geçici 3. maddesi kapsamında kapsam dışı kararına konu termik santrallerin gerçekleştirilmesi bakımından zorunlu yapı ve tesis niteliğinde olup olmadığı konularıyla sınırlı olmak üzere; çevre mühendisi, maden mühendisi ve harita mühendisi başta olmak üzere, projenin mahiyeti ve yukarıda kapsamı belirtilen keşif ve bilirkişi incelemesinin sınırları da gözetilerek, gerekirse başka dallardan uzmanların da bulunduğu, mümkünse üniversite öğretim üyelerinden oluşan bilirkişi heyetiyle yerinde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılarak, bunun sonucunda hazırlanacak bilirkişi raporu dikkate alınarak, işin esası hakkında yeniden karar verilmesi gerekmekte olup; eksik incelemeye dayalı olarak davanın reddi yolunda verilen temyize konu İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1.Davacıların temyiz isteminin oyçokluğuyla kabulüne,
2.Davacılar yanında müdahale talebi reddedilen Muğla Barosu Başkanlığının temyiz isteminin ise, oybirliğiyle İNCELENMEKSİZİN REDDİNE,
3.Temyize konu ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının Üye ...'in karşıoyu ve oyçokluğuyla BOZULMASINA,
4.Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan İdare Mahkemesine gönderilmesine,
5.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A-2-(i) maddesi uyarınca, kesin olarak, 26/05/2025 tarihinde karar verildi.
(X) KARŞI OY :
Davacıların temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, temyize konu Mahkeme kararının bozulmasını sağlayacak nitelikte bulunmadığından; davacıların temyiz isteminin reddi ile İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği görüşüyle, Dairemiz kararının davacıların temyiz istemlerinin kabulü ile temyize konu kararın bozulmasına ilişkin kısmına katılmıyorum.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!