WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 23 Haziran 2026

DANIŞTAY 4. DAIRE

A- A A+

Danıştay 4. Daire Başkanlığı         2024/3571 E.  ,  2024/8025 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2024/3571
Karar No : 2024/8025

TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) :1- ...
2- ... Muhtarlığı
VEKİLİ : Av. ...

KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Valiliği
VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Samsun İli, Tekkeköy İlçesi, ... Mahallesinde Tekkeköy Belediye Başkanlığı tarafından yapılması planlanan "ER:... (HÜİN No:...) Numaralı II-A Grubu Bazalt (Mıcır) Ocağı" projesiyle ilgili olarak Samsun Valiliği, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğünce verilen ... tarih ve E-... sayılı "Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Gerekli Değildir" kararı ile projenin iptal edilmesi isteğiyle yapılan 05/07/2024 tarihli başvurunun reddine ilişkin davalı idarenin ... tarih ve ... sayılı işleminin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: İdare Mahkemesince verilen kararda; niteliği gereği yargılamanın geciktirilmeden sonuçlandırılması hedeflenen 2577 sayılı Kanun'un 20/A maddesinde düzenlenen ivedi yargılamaya tabi bu tür uyuşmazlıklarda, ilan yolu ile yapılan tebliğlerde, ilanın süresiz olması halinde, ilgili idarelerin her an dava tehdidi altında bulunmasının, idari istikrar ve hukuki güvenlik ilkelerinin ihlaline yol açabileceği ve kamu hizmetlerinin aksamasına neden olabileceği dikkate alındığında, açılacak davalar için bir süre sınırlaması getirilmesinde kamu yararı bulunduğu, ivedi yargılama düzenlemesine de uygun olarak, ilan yolu ile yapılan tebliğlerde ilanın süresiz olması halinde, ilan süresinin ivedi yargılama usulündeki dava açma süresine paralel şekilde 30 gün olarak belirlenmesinin kamu hizmetlerinin aksatılmadan yürütülebilmesi ve muhatabın haklarını kullanmasını sağlayacak yeterli ve makul bir süre olduğu, bu nedenle davanın süresinde açılıp açılmadığının, bu süreye göre belirlenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Bu durumda; uyuşmazlıkta, dava konusu ... tarih ve E-... sayılı "ÇED Gerekli Değildir" kararının Muhtarlık ilan panosuna 07/06/2022 tarihinde asıldığı, ilanın süresiz şekilde yapılması nedeniyle yukarıda yer verilen hususlar dikkate alınarak belirlenen 30 günlük ilan süresinin 07/07/2022 tarihinde sona erdiği ve davanın bu tarihten itibaren 30 günlük dava açma süresi içinde ve en son 08/07/2022 tarihine kadar açılması gerekirken, bu tarihten çok sonra, söz konusu kararın dayanağı projenin iptal edilmesi istemiyle yapılan başvurunun reddi üzerine açılan davanın süre aşımı sebebiyle esasının incelenmesine olanak bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Öte yandan, bakılan davada, davacılar tarafından, her ne kadar proje iptali ile ilgili olarak yapılan başvurunun reddine ilişkin işlemin de iptali istenilmekte ise de, davacıların, projeden de en geç ÇED Gerekli Değildir kararı ile birlikte haberdar olduğunun kabulü gerekeceğinden, projenin iptali istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin ... tarih ve ... sayılı dava konusu işlem yönünden de davanın süresinde olmadığı açıktır.
Belirtilen gerekçeyle davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davacılar tarafından, Mahkeme kararında dava açma süresinin hatalı hesaplandığı, ilanın süresiz olduğu dikkate alındığında, öğrenme üzerine davanın süresinde açıldığı, diğer taraftan işlemin sebep ve amaç unsuru bakımından hukuka aykırı olduğu belirtilerek, Mahkeme kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davalı idare tarafından, dava konusu işlemin mahalle muhtarlığınca ilan edildiği, buna göre davanın süresinde açılmadığı, ayrıca dava konusu işlemin ilgili kurumların olumlu görüşleri çerçevesinde tesis edildiğinden hukuka uygun olduğu belirtilerek, temyiz istemlerinin reddi gerektiği savunulmuştur.

TETKİK HÂKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin reddi ile Mahkeme kararının aşağıda yer verilen gerekçeyle onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY:
Tekkeköy Belediye Başkanlığı tarafından, Samsun İli, Tekkeköy İlçesi, ... Mahallesinde yapılması planlanan "ER:... (HÜİN No:...) Numaralı II-A Grubu Bazalt (Mıcır) Ocağı" projesinin yapılmasının planlanması üzerine, hazırlanan proje tanıtım dosyası (PTD) davalı idareye sunulmuş, ilgili kurumlardan alınan görüşler çerçevesinde davalı idarece ... tarih ve E-... sayılı "ÇED Gerekli Değildir" kararı verilmiştir.
Davacılar tarafından, yapılması planlanan projenin çevre üzerinde olumsuz etkilerinin olacağı belirtilerek, projenin iptal edilmesi isteğiyle davalı idareye yapılan 05/07/2024 tarihli başvuru, davalı idarenin ... tarih ve ... sayılı işlemi ile; söz konusu projeyle ilgili ... tarih ve E-... sayılı "ÇED Gerekli Değildir" kararının verildiği ve bu kararın, ancak Mahkeme tarafından iptal edilebileceği gerekçesiyle reddedilmiştir.
Bunun üzerine, ÇED Gerekli Değildir kararı ile başvurunun reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasa'nın "Temel hak ve hürriyetlerin korunması" başlıklı 40. maddesinin ikinci fıkrasında; "Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır." düzenlemesi öngörülmüştür.
Anayasa'nın "Yargı Yolu" başlıklı 125. maddesinde; "... İdari işlemlere karşı açılacak davalarda süre yazılı bildirim tarihinden başlar." hükmü yer almış, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Dava açma süresi" başlıklı 7. maddesinde; "1. Dava açma süresi, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve idare mahkemelerinde altmış ve vergi mahkemelerinde otuz gündür. 2. Bu süreler; a) İdari uyuşmazlıklarda; yazılı bildirimin yapıldığı, ...Tarihi izleyen günden başlar. ..." hükmüne, "İdari makamların sükutu" başlıklı 10. maddesinde; "1. İlgililer, haklarında idari davaya konu olabilecek bir işlem veya eylemin yapılması için idari makamlara başvurabilirler. 2. Altmış gün içinde bir cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır. İlgililer altmış günün bittiği tarihten itibaren dava açma süresi içinde, konusuna göre Danıştaya, idare ve vergi mahkemelerine dava açabilirler. Altmış günlük süre içinde idarece verilen cevap kesin değilse ilgili bu cevabı,isteminin reddi sayarak dava açabileceği gibi, kesin cevabı da bekleyebilir. Bu takdirde dava açma süresi işlemez. Ancak, bekleme süresi başvuru tarihinden itibaren altı ayı geçemez. Dava açılmaması veya davanın süreden reddi hallerinde, altmış günlük sürenin bitmesinden sonra yetkili idari makamlarca cevap verilirse, cevabın tebliğinden itibaren altmış gün içinde dava açabilirler." hükmüne, "Üst makamlara başvurma" başlıklı 11. maddesinde ise; "1. İlgililer tarafından idari dava açılmadan önce, idari işlemin kaldırılması, geri alınması değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılması üst makamdan, üst makam yoksa işlemi yapmış olan makamdan, idari dava açma süresi içinde istenebilir. Bu başvurma, işlemeye başlamış olan idari dava açma süresini durdurur. 2. Altmış gün içinde bir cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır. 3. İsteğin reddedilmesi veya reddedilmiş sayılması halinde dava açma süresi yeniden işlemeye başlar ve başvurma tarihine kadar geçmiş süre de hesaba katılır." hükmüne, "İvedi yargılama usûlü" başlıklı 20/A maddesinde; "1. İvedi yargılama usulü aşağıda sayılan işlemlerden doğan uyuşmazlıklar hakkında uygulanır: (...) e) 9/8/1983 tarihli ve 2872 sayılı Çevre Kanunu uyarınca, idari yaptırım kararları hariç çevresel etki değerlendirmesi sonucu alınan kararlar. (...) 2. İvedi yargılama usulünde: a) Dava açma süresi otuz gündür. b) Bu Kanunun 11 inci maddesi hükümleri uygulanmaz. (...)" hükmüne yer verilmiştir.
25/11/2014 tarih ve 29186 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren ve işlem tarihinde yürürlükte bulunan "Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği"nin "Tanımlar" başlıklı 4. maddesinde; "(...) y) (Ek:RG-9/2/2016-29619) Askıda ilan: Gerçekleştirilmesi planlanan projenin ÇED süreci hakkında, projeden etkilenecek veya etkilenmesi muhtemel halkın yaşadığı yer/yerlerde, valilik, kaymakamlık ve muhtarlık binasında veya köy odasında bulunan askı ilan yerlerinde yapılan yazılı duyuruyu, (...) ifade eder." olarak tanımlanmış, "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gereklidir veya Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir Kararı" başlıklı 17. maddesinin 2. fıkrasında ise; Bakanlığın, proje hakkında "ÇED Gereklidir" veya "ÇED Gerekli Değildir" kararını beş (5) iş günü içinde vereceği ve bu kararı; Valiliğe, proje sahibine ve Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlara bildireceği, proje için verilen "ÇED Gereklidir" veya "ÇED Gerekli Değildir" kararının, Valilik tarafından askıda ilan ve internet aracılığıyla halka duyurulacağı düzenlenmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Yukarıda belirtilen mevzuat hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinden; dava açma süresinin, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştay'da ve idare mahkemelerinde altmış gün, ivedi yargılamaya konu uyuşmazlıklarda ise otuz gün olduğu, bu sürenin, idari işlemin tebliğ, yayın veya ilân tarihini izleyen günden başlayacağı, dava konusu işlemin niteliği gereği belli bir bölgeyi ilgilendirmesi nedeniyle, tüm ilgililerine ayrı ayrı bildirilmesi mümkün olmadığından, ilgililerin etkin ve yeterli bir şekilde dava konusu işlemden haberdar olması amacıyla ÇED kararlarının da projeden etkilenecek veya etkilenmesi muhtemel halkın yaşadığı yer/yerlerde, il müdürlük, kaymakamlık, muhtarlık binasında askıda ve internette ilan edilmesi gerektiği düzenlenmiş olup, buna göre, ÇED kararlarına karşı açılan davalarda, kural olarak, dava açma süresinin son ilan tarihini izleyen günden itibaren başlayacağı anlaşılmaktadır. Kanunda öngörülen bu durumların söz konusu olmadığı hallerde, davacıların dava konusu işlemi öğrenme tarihinin iyiniyet kuralları çerçevesinde, olayın özelliği ve niteliği göz önünde tutulmak suretiyle yargı organınca belirleneceği kuşkusuzdur.
Bununla birlikte, dava konusu işlemin ilan yolu ile süresiz olarak tebliğ edildiği durumlarda, ilgililerin sürekli dava açılma tehdidine maruz bırakıldığı görülmüştür. Nitekim Anayasa Mahkemesi kararlarında da belirtildiği üzere, idari işlemlerin belirli bir süre sınırlaması olmaksızın, süreklilik arz edecek şekilde veya makul olmayacak ölçüde uzun bir süre dava konusu edilebilme olasılığının bulunmasının, kamu hizmetlerinin işleyişini aksatacağı ve idarede bulunması gereken istikrarı bozacağı, dolayısıyla, hukuki güvenlik ve idari istikrarın sağlanabilmesi amacıyla dava açma sürelerinin, idarenin işlem ve eylemlerinin özelliklerine göre belli bir süre ile sınırlandırılabileceği, ayrıca süresiz/sınırsız dava açma tehdidinden dolayı, idareye güven ilkesi doğrultusunda alınan izinlere ve ruhsatlara dayanılarak yüksek maliyetlere katlanılmak suretiyle gerçekleştirilen yatırımlar nedeniyle maddi ve manevi zararların ortaya çıkabileceği, bu zararların tazmin edilebilmesi için adli ve idari davalar açılarak bozulan hukuk düzeninin yeniden oluşturulması yoluna gidileceği, bunun da hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmayacağı, idari istikrar ve hukuki güvenlik ilkelerini ihlal edeceği açıktır.
Bu nedenlerle; niteliği gereği yargılamanın geciktirilmeden sonuçlandırılması hedeflenen 2577 sayılı Kanunun 20/A maddesinde düzenlenen ivedi yargılamaya tabi bu tür uyuşmazlıklarda, ilan yolu ile yapılan tebliğlerde, ilanın süresiz olması halinde, muhatapların her an dava tehdidi altında bulunmasının, idari istikrar ve hukuki güvenlik ilkelerinin ihlaline yol açabileceği ve kamu hizmetlerinin aksamasına neden olabileceği dikkate alındığında, açılacak davalar için bir süre sınırlaması getirilmesinde kamu yararının bulunduğu, dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan ÇED Yönetmeliğinde ilan süresine ilişkin düzenleme olmaması nedeniyle ivedi yargılama düzenlemesine uygun olarak, yapılan ilanın süresiz olması durumunda ilan süresinin 30 gün olarak belirlenmesinin kamu hizmetlerinin aksatılmadan yürütülebilmesi ve muhatabın haklarını kullanmasını sağlayacak yeterli ve makul bir süre olduğu, bu nedenle davanın süresinde açılıp açılmadığının, bu süreye göre belirlenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Uyuşmazlıkta, İdare Mahkemesince; muhtarlık ilan panosuna 07/06/2022 tarihinde asıldığı, ilanın süresiz şekilde yapılması nedeniyle 30 günle sınırlandırılarak belirlenen ilan süresinin 07/07/2022 tarihinde sona erdiği gerekçesiyle hüküm kurulduğu görülmüş olup, yukarıda yer verilen mevzuat gereği, söz konusu işlemin askıda ilanın yanı sıra internette yapılan ilan ile de duyurulması gerektiğinden, Bakanlığın internet sayfası (eced-duyuru) incelendiğinde dava konusu işlemin 31/05/2022 tarihinde ilana çıkarıldığının anlaşılması nedeniyle, 2014 tarihli ÇED Yönetmeliğinde ilan süresine ilişkin düzenleme bulunmamakla birlikte, (somut olay bakımından askıda ilanda olduğu gibi) internette yer alan ilanın da süresiz olarak yapılması durumunda, yukarıda yer verilen hususlar dikkate alınarak, internette ilanın 30 gün süreyle sınırlandırılması gerekmekte olup, (internette) ilan süresinin 30/06/2022 tarihinde sona erdiği dikkate alındığında, dava konusu işlemden en geç (internetteki ilan süresi daha önce sona erdiğinden) askıda ilanın sona erdiği 07/07/2022 tarihi itibarıyla öğrendiğinin kabulü gerekmekte olup, ilana ilişkin değerlendirmeler bakımından İdare Mahkemesi kararında isabetsizlik bulunmamaktadır.
Ancak, dava açma süresine gelince; Anayasa'nın temel hak ve hürriyetlerin korunması başlıklı 40. maddesinin 2. fıkrasında yer alan hüküm ile bireylerin yargı ya da idari makamlar önünde sonuna kadar haklarını arayabilmelerine kolaylık ve imkan sağlanmasının amaçlandığı, son derece dağınık mevzuat karşısında kanun yolu, mercii ve sürelerin belirtilmesinin hak arama, hak ve hürriyetlerin korunması açısından zorunluluk haline geldiği, maddenin gerekçesinde belirtilmiştir.
İdari işlemden hak ve menfaati etkilenen kişilere, bu işleme karşı başvurulabilecek tüm idari ve yargısal yolların ve merciilerin gösterilmesi mahkemeye erişim hakkının etkin kullanımı ve dolayısıyla hak arama hürriyetinin sağlanması bakımından önem arz etmektedir.
Diğer yandan, Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 19/06/2022 tarih ve 31871 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 15/03/2022 tarih ve E:2021/2, K:2022/1 sayılı kararıyla; "(...) idarî işlemlerde dava açma süresinin belirtilmediği hallerde özel ve genel dava açma süresinin işletilmesi veya işletilmemesi konusunda Danıştay dava daireleri ile kurullarının kararları arasında var olan içtihat aykırılığının, içtihatların birleştirilmesi yoluyla bağlayıcı bir çözüme kavuşturulması ve içtihadın, “özel dava açma süresine tâbi bir idarî işlemde, dava açma süresinin gösterilmemiş olması durumunda, vergi mahkemelerinde 30, Danıştay ve idare mahkemelerinde 60 günlük genel dava açma süresinin uygulanması gerektiği; aynı şekilde genel dava açma süresine tâbi bir idarî işlemde dava açma süresi gösterilmemiş olsa da, 30 ve 60 günlük genel dava açma süresinin uygulanması gerektiği” yönünde birleştirilmesi sonucuna ulaşılmıştır. (...) 2- Yazılı olarak bildirilen özel veya genel dava açma süresine tabi idari işlemlerde dava açma süresinin belirtilmediği hallerde genel dava açma süresinin uygulanması gerektiği doğrultusunda içtihadın birleştirilmesine (...)" karar verilmiştir.
Her ne kadar, söz konusu Kurul kararında "ilanı gereken işlemler" açısından açık bir hüküm kurulmamış olsa da, Anayasa'nın 40. maddesinin 2. fıkrası ve gerekçesi ile anılan Kurul kararının gerekçesi bir bütün olarak değerlendirildiğinde, ilan edilen işlemler yönünden de anılan Anayasa hükümünün uygulanması gerekmektedir. Dolayısıyla idari işlemlerin nitelikleri gereği genel dava açma süreleri dışında ayrı dava açma sürelerinin öngörülmüş olması halinde, mahkemeye erişim hakkının etkin kullanımı ve hak arama hürriyetinin gereği olarak Anayasanın 40. maddesi uyarınca idare tarafından idari işlemlerin nitelikleri ve tabi oldukları dava açma süreleri gösterilmedikçe, özel dava açma sürelerinin işletilmesine olanak bulunmamakta olup, özel dava açma süresine tabi olmasına rağmen, bu hususun idari işlemde açıklanmaması halinde, dava konusu idari işlemin tebliği veya askı ilan süresinin sona erdiği tarihi izleyen günden itibaren özel dava açma süresinin değil, 2577 sayılı Kanun'un 7. maddesinde belirtilen 60 günlük genel dava açma süresinin uygulanması gerektiği açıktır.
Olayda, İdare Mahkemesince; dava açma süresinin 07/07/2022 tarihini izleyen günden itibaren 30 gün içerisinde dava açılması gerekirken, bu süre geçirildikten sonra söz konusu kararın dayanağı projenin iptal edilmesi istemiyle yapılan başvurunun reddi üzerine 13/08/2024 tarihinde açılan davanın süre aşımı nedeniyle esasının incelenmesine olanak bulunmadığına karar verilmiş ise de, dava konusu ÇED Gerekli Değildir kararının duyurulmasına ilişkin askıda ilan metninde Anayasa'nın 40. maddesi uyarınca özel dava açma süresinin gösterilmediği dikkate alındığında, dava konusu ÇED Gerekli Değildir kararına ilişkin askıda ilan süresinin sona erdiği tarihi izleyen günden itibaren 2577 sayılı Kanun'un 20/A maddesi uyarınca özel dava açma süresinin değil, 2577 sayılı Kanun'un 7. maddesinde belirtilen 60 günlük genel dava açma süresinin uygulanması gerekmekte olup, davanın, askıda ilan süresinin sona erdiği 07/07/2022 tarihini izleyen günden itibaren 60 günlük genel dava açma süresi içinde (ve en son 05/09/2022 tarihinde) açılmadığı anlaşıldığından, 13/08/2024 tarihinde açılan davanın esasının incelenemeyeceği sonucuna varılmıştır.
Diğer taraftan, bakılan davada, davacılar tarafından, (dava konusu ÇED Gerekli Değildir kararına konu) "projenin" iptali isteğiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin işlemin de iptalinin istenildiği, ancak davacılar tarafından 2577 sayılı Kanun'un 11. maddesi kapsamında yapılan söz konusu başvurunun, dava açma süresi içinde yapılması gerektiği açık olup, davacıların, anılan projeden en geç ÇED Gerekli Değildir kararına ilişkin ilanın son gününden itibaren haberdar olduğunun kabulü gerekeceğinden, projenin iptali isteğiyle dava açma süresi geçtikten sonra yapılan başvurunun reddine ilişkin ... tarih ve ... sayılı dava konusu işlem yönünden de davanın süresinde açılmadığı sonucuna varılmıştır.
Bu itibarla, davanın süre aşımı nedeniyle reddine ilişkin temyize konu İdare Mahkemesi kararında sonucu itibarıyla isabetsizlik bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz istemlerinin reddine,
2. Temyize konu ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçe ile ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunanlar üzerinde bırakılmasına,
4. Dosyanın anılan İdare Mahkemesine gönderilmesine,
5. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A-2-(i) maddesi uyarınca, kesin olarak, 26/12/2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.