Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2024/2680 E. , 2025/418 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2024/2680
Karar No : 2025/418
TEMYİZ EDENLER : I- (DAVACILAR)
1- ...
2- ...
3- ...
VEKİLİ : Av. ...
II- (DAVALI) ... Valiliği
VEKİLİ : Av. ...
III- MÜDAHİL (DAVALI YANINDA ) : ... İnşaat Turizm Ticaret Madencilik ve Sanayi Limited Şirketi
VEKİLLERİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DİĞER DAVACILAR) :
1-... 2- ...
3- ...
4- ...
5- ... Derneği
6- ...
...
22-...
23- ...
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ...İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Muğla ili, Datça ilçesi, İskele Mahallesi sınırları içerisinde davalı yanında müdahil şirket tarafından yapılması planlanan "II-A Grubu Kalker Ocağı ve Kırma-Eleme Tesisi (ER:...) Projesi" ile ilgili olarak 25/11/2014 tarihli, 29186 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği'nin 17. maddesi uyarınca Muğla Valiliğinin ... tarihli ve ...sayılı işlemi ile verilen "Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Gerekli Değildir" kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Dava konusu işlemin iptali yolunda verilen İdare Mahkemesi kararının, Danıştay Altıncı Dairesinin 17/04/2023 tarih ve E:2023/1602, K:2023/3948 sayılı kararıyla bozulması üzerine, bozma kararına uyularak kısmen davanın ehliyet nedeniyle reddi, kısmen dava konusu işlemin iptali yolunda İdare Mahkemesince verilen kararın, davacılardan ..., ... ve ...'a ilişkin davanın ehliyet nedeniyle reddine ilişkin kısmına yönelik dava dosyasında bulunan bilgi ve belgelerin değerlendirilmesinden; anılan davacıların, dava konusu proje alanı veya proje etki alanında ikamet etmedikleri ya da belirtilen alanlarda taşınmaz maliki olmadıkları, bu nedenle belirtilen davacıların görülmekte olan davanın açılmasında kişisel, meşru, güncel menfaatlerinin bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Temyize konu İdare Mahkemesi kararının diğer davacılara ilişkin dava konusu işlemin iptaline yönelik kısmına yönelik dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile yaptırılan keşif sonucunda hazırlanan bilirkişi raporunun birlikte değerlendirilmesinden; projenin gerçekleştirileceği faaliyet alanının bozuk ve kapalı orman alanlarından ve nispeten önceki izin alanları arasına sıkışmış orman parçalarından oluştuğu, alanda orman bütünlüğü ve orman ekosisteminin varlığından bahsetmenin tam olarak mümkün olmadığı, alandaki doğal süksesyonun evvelce tahrip edilmesi nedeniyle orman olarak muhafazasının güç olduğu, yüzey örtü tabakası ve bitkisel toprağın varlığının ve erozyon etkilerinin buna bağlı sınırlı kaldığı, tohum meşcereleri, gen koruma alanları, muhafaza ormanları, orman içi dinlenme yerleri, endemik ve korunması gereken nadir ekosistemlerin bulunduğu alanlarda yer almaması nedenlerinden yola çıkarak proje faaliyetinin gerçekleşmesi durumunda orman alanlarına olası etkilerin sınırlı düzeyde olacağı, projenin gerçekleştirileceği alanda ortaya çıkacak atıkların çevresel etki oluşturma riskinin düşük, faaliyetlerden kaynaklı oluşacak gürültü düzeyinin ise çevredeki yerleşim birimlerinde kabul edilebilir düzeyde kalacağı, proje etki alanında toz emisyonu taşınımı gerçekleşeceği ve model sonuçlarına göre beklenen emisyon değerlerinin Sanayi Kaynaklı Hava Kirliliğinin Kontrolü Yönetmeliği tarafından belirlenen sınır emisyon değerlerini aşmadığının anlaşıldığı, projenin gerçekleştirileceği alanda planlanan kırma-eleme tesisinin ve söz konusu tesisin patlatmalı kazı sonucu oluşacak çevresel etkiler açısından uygun olduğu, ancak; projeden kaynaklı toz emisyonu değerlerinin belirlenmesinde proje tanıtım dosyasının yetersiz olduğu ve projenin gerçekleşmesi durumunda alanda öngörülenden daha yüksek toz emisyonu oluşmasını beklendiği, ayrıca maden rezerv hesaplarında ve açık ocak planlamasında eksiklikler olduğu, dava konusu maden ocağı ve kırma-eleme tesisi projesinin toz çıkaran bir tesis özelliğinde olduğu ve proje alanı çevresindeki 3 kilometre mesafe içinde kapama şeklinde zeytinlik alanlar ile badem bahçelerinin daha az yoğunlukta deliceye aşılı zeytinlik alanların olduğu, madenin işletilmesi ve taşıması sırasındaki toz oluşumunun devamlı olması nedeniyle dava konusu yapılması planlanan kalker ocağı ve kırma-eleme tesisinin işletilmesinden kaynaklanacak olan toz etkisinin tarımsal açıdan çevredeki 3 kilometre uzaklık içinde bulunan zeytinlik alanlardaki zeytin ağaçlarının vejetatif ve generatif gelişimini olumsuz olarak etkileyerek zarar vereceği, proje tanıtım dosyasında bu konuda alınacak önlemlerin ise yetersiz düzeyde kaldığı, davaya konu proje alanının Datça Bozburun Yarımadası Önemli Bitki Alanı içerisinde yer aldığı ve bu kapsamda son derece hassas bitki türlerini ihtiva ettiği, işletme sırasında oluşacak etkilerin bu zenginliği olumsuz yönde etkileyeceği gibi ayrıca söz konusu etkilerinin en aza indirilmesi ile ilgili proje tanıtım dosyasında ileri sürülen tedbirlerin yeterli düzeyde olmadığı, Datça Yarımadası ve Bozburun'un Türkiye'de bulunan 9 sıcak noktadan biri olduğu, bu bölgenin aynı zamanda Biyolojik Çeşitlilik Sıcak Noktası da olduğu, bu noktalarda tehdit altında bulunan bütün bitki ve hayvan türlerini, mümkün olan en çok sayıda türün korumaya alınmasının hedeflendiği ve uluslararası alanda korunması gereken önemli yerlerden olduğu, dava konusu alanda yapılacak taş ocağı ve kırma-eleme tesisinin mevcut ekosisteme zarar vereceği gibi buradaki habitatların kaybolmasına, parçalanmasına veya bölünmesine ve dolayısıyla türlerin yaşam alanlarının yok olmasına neden olacağı, proje alanının Datça Yarımadası içinde küçük bir alanı kapsamasına rağmen yapılacak faaliyetin habitat kaybı ve habitat parçalanmasına neden olacağı ve bu durumun da bölgenin biyolojik çeşitliliğine olumsuz yönde etki edeceğinin anlaşıldığı; bu durumda, davaya konu proje alanına yönelik olarak çevresel etkilerin kümülatif olarak değerlendirilerek çevresel etki değerlendirmesine tabi tutulmasının uygun olacağı kanaatine varıldığından, dava konusu Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) gerekli değildir kararında hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlemin, davacılardan ..., ... ve ... yönünden 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 15/1-b maddesi gereğince davanın ehliyet yönünden reddine; diğer davacılar yönünden ise davaya konu işlemin iptaline karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : 1- Davacılardan ..., ... ve ... tarafından, İdare Mahkemesi kararının davanın ehliyet yönünden reddine ilişkin kısmının bozulması gerektiği, zira ...'un halen Datça'da yaşamakta olduğu, fiilen Datça'da yaşadığının başka davalardaki tutanaklar ve basında yer alan haberlerden anlaşılabileceği; davacılardan ...'in eşi ...'in maliki olduğu konutun aile konutu niteliğinde olduğu; ...'ın ise evini Muğla'ya taşımasına karşın, yılın 6-7 ayını Datça'da kiraladığı evde geçirdiği; belirtilen nedenlerle anılan davacıların görülmekte olan davayı açmakta kişisel, güncel ve meşru menfaatlerinin bulunduğu ileri sürülmektedir.
2- Davalı tarafından; dava konusu proje alanının Muğla Taş Ocakları İnceleme Komisyonu tarafından Datça-Bozburun Özel Çevre Koruma Bölgesi içerisinde uygun görülen 3 sahadan biri olduğu, bina, yol, vb. yapıların yapılmasında kullanılacak malzemelerin ilçede bulunan taş ocaklarından temin edildiği, taş ocağına izin verilmemesi halinde Marmaris veya Muğla'dan temin zorunluluğu doğacağı, bu durumun maliyetleri artıracağı ve planlanan işlemleri sekteye uğrayacağı, projede hassasiyet gösterilen hususlar bakımından ilgili kurumlardan gerekli önlem ve izinlerin alınarak sürecin devam etmesinin sağlanabileceği, "Hava Kalitesi Değerlendirme Raporu", "Akustik Rapor", "Ekosistem Değerlendirme Raporu" gibi raporların proje tanıtım dosyası hazırlanırken süreç içerisinde temin edildiği, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülmektedir.
3- Davalı yanında müdahil tarafından; proje alanındaki rezerv miktarının doğru hesaplandığı, proje tanıtım dosyasındaki mesafelerin hatalı olduğuna ve proje sahasının kuzeyinde doğal eşik ve yükselti olmadığı şeklindeki değerlendirmenin yerinde olmadığı, yapılması planlanan çalışmaların doğal yükseltilerin güneyinde kalmasından dolayı zeytinlik ve bademliklere zarar vermeyeceği, proje alanı ve çevresinde benzer nitelikte başka tesislerin de faaliyetlerini sürdürdüğü, proje alanının bölgede başka bir alternatifinin bulunmadığı, ilgili kamu kurum ve kuruluşlarının olumlu görüşlerinin bulunduğu, dava konusu işlemin hukuka ve mevzuata uygun olarak tesis edildiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Taraflarca cevap verilmemiştir.
TETKİK HÂKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Muğla ili, Datça ilçesi, İskele Mahallesi sınırları içerisinde davalı yanında müdahil şirket tarafından yapılması planlanan "II-A Grubu Kalker Ocağı ve Kırma-Eleme Tesisi (ER:...) Projesi" ile ilgili olarak 25/11/2014 tarihli, 29186 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği'nin 17. maddesi uyarınca Muğla Valiliğinin ... tarihli ve...sayılı işlemi ile verilen "Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Gerekli Değildir" kararı verilmiştir.
Bunun üzerine, anılan işlemin iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT ve HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Temyiz istemine konu İdare Mahkemesi kararının davacılardan ..., ... ve ... yönünden 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 15/1-b maddesi gereğince davanın ehliyet yönünden reddine ilişkin kısmı yönünden;
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Temyiz istemine konu İdare Mahkeme kararının diğer davacılar yönünden dava konusu işlemin iptaline ilişkin kısmına gelince;
3573 sayılı Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerin Aşılattırılması Hakkında Kanun'un 20. maddesinde; "Zeytinlik sahaları içinde ve bu sahalara en az 3 kilometre mesafede zeytinyağı fabrikası hariç zeytinliklerin vegatatif ve generatif gelişmesine mani olacak kimyevi atık bırakan, toz ve duman çıkaran tesis yapılamaz ve işletilemez. Bu alanlarda yapılacak zeytinyağı fabrikaları ile küçük ölçekli tarımsal sanayi işletmeleri yapımı ve işletilmesi Tarım ve Köyişleri Bakanlığının iznine bağlıdır. (Değişik ikinci fıkra: 23/1/2008-5728/99 md.) Zeytincilik sahaları daraltılamaz. Ancak, belediye sınırları içinde bulunan zeytinlik sahalarının imar hudutları kapsamı içine alınması hâlinde altyapı ve sosyal tesisler dahil toplam yapılaşma, zeytinlik alanının %10’unu geçemez." hükmü yer almaktadır.
03/04/1996 tarih ve 22600 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Zeytinciliğin Islahı Yabanilerin Aşılattırılmasına Dair Yönetmelik'in 4. maddesinde "Zeytinlik Saha: Orman sınırları dışında bulunan ve Devletin hüküm ve tasarrufunda olan yabani zeytinlik, antepfıstığı ve harnupluklar ve her nevi sakız çeşitleri veya şahıs arazisi olan tapuda bu şekilde kayıtlı sahalar ile orman sınırları dışında olup da 17/10/1983 tarihli ve 2924 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi Hakkında Kanun kapsamında bulunmayan zeytin yetiştirmeye elverişli makilik ve fundalıklardan oluşan en az 25 dekarlık alan" olarak tanımlanmış; (03/04/2012 tarih ve 28253 sayılı Resmî Gazete'de Yayımlanan Yönetmelikle değiştirilen) "Zeytinlik Sahalarda Sanayi Tesisi Kurulmasının Önlenmesi" başlıklı 23'üncü maddesinin dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan halinde "Zeytinlik sahaları içerisinde ve bu sahalara en az üç kilometre mesafede, zeytinyağı fabrikası hariç, zeytinin vegetatif ve generatif gelişmesine mani olacak kimyevi atık bırakan, toz ve duman çıkaran tesis yapılamaz ve işletilemez.
Zeytinlikler içinde zeytinyağı fabrikası ve küçük ölçekli tarımsal sanayi işletmesi tesis etmek isteyenler, mahallin en büyük mülki amirine başvururlar. Bunun üzerine Müdürlüklerce yerinde yapılacak inceleme sonunda düzenlenecek rapor, Bakanlığa gönderilir.
Bakanlıkça uygun görüldüğü takdirde, ilgili mevzuat çerçevesinde mahallin en büyük mülki amiri tarafından gerekli izin verilir. Aksi takdirde olumsuz cevap başvuru sahibine yazı ile tebliğ edilir. İzin alınmaksızın yapılan fabrikaların işletilmesi yetkililerce men edilir. Kaçak işletildiği takdirde umumi hükümlere göre kanuni takibat yapılır. " hükmüne yer verilmiştir.
2872 sayılı Çevre Kanunu'nun 10. maddesinde, "Gerçekleştirmeyi plânladıkları faaliyetleri sonucu çevre sorunlarına yol açabilecek kurum, kuruluş ve işletmeler, Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu veya proje tanıtım dosyası hazırlamakla yükümlüdürler. Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı veya Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir Kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili onay, izin, teşvik, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez; proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez..." hükmüne yer verilmiştir.
25/11/2014 günlü, 29186 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren ve dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği'nin "Kapsam" başlıklı 1. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde, söz konusu Yönetmelik'in "Çevresel Etki Değerlendirmesi kapsamına giren projelerin başvuru, inşaat öncesi, inşaat, işletme ve işletme sonrası izlenmesi ve denetlenmesi" kapsadığı belirtilmiş; 4. maddesinde; ''Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı: Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu hakkında Komisyon tarafından yapılan değerlendirmeler dikkate alınarak, projenin çevre üzerindeki muhtemel olumsuz etkilerinin, alınacak önlemler sonucu ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olduğunun saptanması üzerine projenin gerçekleşmesinde çevre açısından sakınca görülmediğini belirten Bakanlık kararı" olarak, "Çevresel Etki Gerekli Değildir Kararı: Seçme Eleme Kriterlerine Tabi Projelerin çevresel etkilerinin incelenerek, çevresel etkilerinin daha detaylı incelenmesi amacıyla Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu hazırlanmasının gerektiğini belirten Bakanlık kararı" olarak; "Çevresel Etki Değerlendirmesi Süreci: Gerçekleştirilmesi planlanan projenin çevresel etki değerlendirmesinin yapılabilmesi için; başvuru, inşaat öncesi, inşaat, işletme ve işletme sonrası çalışmaları kapsayan süreci" olarak; "Etki: Gerçekleştirilmesi planlanan bir projenin hazırlık, inşaat ve işletme sırasında ya da işletme sonrasında, çevre unsurlarında doğrudan ya da dolaylı olarak, kısa veya uzun dönemde, geçici ya da kalıcı, olumlu ya da olumsuz yönde ortaya çıkması olası değişiklikleri" olarak; "Etki Alanı: Gerçekleştirilmesi planlanan bir projenin işletme öncesi, işletilmesi ve işletme sonrasında etkilediği alanı" olarak; "İzleme ve kontrol: Gerçekleştirilmesi planlanan projeye dair "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" veya "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararı alındıktan sonra, inşaat, işletme ve işletme sonrası dönemine ilişkin, kararın verilmesine esas teşkil eden şartlar doğrultusunda yürütülmesinin sağlanması için yapılan çalışmaların bütünü olarak, "Denetim: Gerçekleştirilmesi planlanan projeye dair "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" veya "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararı alındıktan sonra, inşaat, işletme ve işletme sonrası dönemine ilişkin, kararın verilmesine esas teşkil eden şartlar doğrultusunda yürütülüp yürütülmediğinin tespit edilmesine yönelik çalışmaların bütünü" olarak tanımlanmıştır. Aynı Yönetmelik'in 6. maddesinde, "(1) Bu Yönetmelik kapsamındaki bir projeyi gerçekleştirmeyi planlayan gerçek veya tüzel kişiler; Çevresel Etki Değerlendirmesine tabi projeler için ÇED Başvuru Dosyasını, ÇED Raporunu, Seçme Eleme Kriterleri uygulanacak projeler için ise Proje Tanıtım Dosyasını, Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum ve kuruluşlara hazırlatmak, ilgili makama sunulmasını sağlamak ve proje kapsamında verdiklere taahhütlere uymakla yükümlüdürler... (3) Bu Yönetmeliğe tabi projeler için "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararı veya "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" kararı alınmadıkça bu projelere hiçbir teşvik, onay, izin, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez, proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez...' kuralına yer verilmiş olup; 7. maddesinde, Çevresel Etki Değerlendirmesine tabi projeler sayılmış, buna göre anılan Yönetmeliğin EK-1 listesinde yer alan projeler ile Seçme Eleme Kriterlerine tabi olup "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gereklidir" kararı verilen projeler için Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu hazırlanmasının zorunlu olduğu; 15. maddesinde ise, Bu Yönetmeliğin EK-2 listesinde yer alan projeler ile kapsam dışı değerlendirilen projelere ilişkin kapasite artırımı ve/veya genişletilmesinin planlanması halinde, mevcut proje kapasitesi ve kapasite artışları toplamı ile birlikte projenin yeni kapasitesi EK-2 listesinde belirtilen projelerin seçme, eleme kriterlerine tabi olduğu kurala bağlanmıştır.
Uyuşmazlığın çözümü için yaptırılan keşif sonucunda düzenlenen bilirkişi raporu ile dosyada bulunan bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesi sonucunda; İdare Mahkemesince "projenin gerçekleştirileceği faaliyet alanının bozuk ve kapalı orman alanlarından ve nispeten önceki izin alanları arasına sıkışmış orman parçalarından oluştuğu, alanda orman bütünlüğü ve orman ekosisteminin varlığından bahsetmenin tam olarak mümkün olmadığı, alandaki doğal süksesyonun evvelce tahrip edilmesi nedeniyle orman olarak muhafazasının güç olduğu, yüzey örtü tabakası ve bitkisel toprağın varlığının ve erozyon etkilerinin buna bağlı sınırlı kaldığı, tohum meşcereleri, gen koruma alanları, muhafaza ormanları, orman içi dinlenme yerleri, endemik ve korunması gereken nadir ekosistemlerin bulunduğu alanlarda yer almaması nedenlerinden yola çıkarak proje faaliyetinin gerçekleşmesi durumunda orman alanlarına olası etkilerin sınırlı düzeyde olacağı, projenin gerçekleştirileceği alanda ortaya çıkacak atıkların çevresel etki oluşturma riskinin düşük, faaliyetlerden kaynaklı oluşacak gürültü düzeyinin ise çevredeki yerleşim birimlerinde kabul edilebilir düzeyde kalacağı, proje etki alanında toz emisyonu taşınımı gerçekleşeceği ve model sonuçlarına göre beklenen emisyon değerlerinin Sanayi Kaynaklı Hava Kirliliğinin Kontrolü Yönetmeliği tarafından belirlenen sınır emisyon değerlerini aşmadığının anlaşıldığı, projenin gerçekleştirileceği alanda planlanan kırma-eleme tesisinin ve söz konusu tesisin patlatmalı kazı sonucu oluşacak çevresel etkiler açısından uygun olduğu, ancak; projeden kaynaklı toz emisyonu değerlerinin belirlenmesinde proje tanıtım dosyasının yetersiz olduğu ve projenin gerçekleşmesi durumunda alanda öngörülenden daha yüksek toz emisyonu oluşmasını beklendiği, ayrıca maden rezerv hesaplarında ve açık ocak planlamasında eksiklikler olduğu, dava konusu maden ocağı ve kırma-eleme tesisi projesinin toz çıkaran bir tesis özelliğinde olduğu ve proje alanı çevresindeki 3 kilometre mesafe içinde kapama şeklinde zeytinlik alanlar ile badem bahçelerinin daha az yoğunlukta deliceye aşılı zeytinlik alanların olduğu, madenin işletilmesi ve taşıması sırasındaki toz oluşumunun devamlı olması nedeniyle dava konusu yapılması planlanan kalker ocağı ve kırma-eleme tesisinin işletilmesinden kaynaklanacak olan toz etkisinin tarımsal açıdan çevredeki 3 kilometre uzaklık içinde bulunan zeytinlik alanlardaki zeytin ağaçlarının vejetatif ve generatif gelişimini olumsuz olarak etkileyerek zarar vereceği, proje tanıtım dosyasında bu konuda alınacak önlemlerin ise yetersiz düzeyde kaldığı, davaya konu proje alanının Datça Bozburun Yarımadası Önemli Bitki Alanı içerisinde yer aldığı ve bu kapsamda son derece hassas bitki türlerini ihtiva ettiği, işletme sırasında oluşacak etkilerin bu zenginliği olumsuz yönde etkileyeceği gibi ayrıca söz konusu etkilerinin en aza indirilmesi ile ilgili proje tanıtım dosyasında ileri sürülen tedbirlerin yeterli düzeyde olmadığı, Datça Yarımadası ve Bozburun'un Türkiye'de bulunan 9 sıcak noktadan biri olduğu, bu bölgenin aynı zamanda Biyolojik Çeşitlilik Sıcak Noktası da olduğu, bu noktalarda tehdit altında bulunan bütün bitki ve hayvan türlerini, mümkün olan en çok sayıda türün korumaya alınmasının hedeflendiği ve uluslararası alanda korunması gereken önemli yerlerden olduğu, dava konusu alanda yapılacak taş ocağı ve kırma-eleme tesisinin mevcut ekosisteme zarar vereceği gibi buradaki habitatların kaybolmasına, parçalanmasına veya bölünmesine ve dolayısıyla türlerin yaşam alanlarının yok olmasına neden olacağı, proje alanının Datça Yarımadası içinde küçük bir alanı kapsamasına rağmen yapılacak faaliyetin habitat kaybı ve habitat parçalanmasına neden olacağı ve bu durumun da bölgenin biyolojik çeşitliliğine olumsuz yönde etki edeceğinin anlaşıldığı; bu durumda davaya konu proje alanına yönelik olarak çevresel etkilerin kümülatif olarak değerlendirilerek çevresel etki değerlendirmesine tabi tutulmasının uygun olacağı kanaatine varıldığı" gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verildiği görülmektedir.
Dosyanın incelenmesinden; dava konusu işlemin iptali yolundaki temyize konu İdare Mahkemesi kararının gerekçesinde, dava konu proje alanına yönelik olarak çevresel etkilerin kümülatif olarak değerlendirilerek çevresel etki değerlendirmesine tabi tutulmasının uygun olacağı belirtilmiş ve projenin mahiyeti itibarıyla zeytinliklerin vegatatif ve generatif gelişmesine mani olacak etkilerine yönelik gerekli bilgi, önlem ve tedbirlere proje tanıtım dosyasında yer verilmediği ve bu konuda alınacak önlemlerin ise yetersiz düzeyde kaldığı hususunun belirtildiği görülmekle birlikte; projenin zeytinliklerin vegatatif ve generatif gelişmesine mani olacak olumsuz etkilerinin alınacak önlemler ile giderilmesi ve İdare Mahkemesi kararının gerekçesinde yer verilen diğer hususların projenin revize edilerek Mahkeme kararının gereklerinin yerine getirilebilmesi halinde, Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği hükümlerine istinaden yeniden başvuru yapılabileceği değerlendirilmekte olup; başta projenin zeytincilik üzerine etkileri olmak üzere, İdare Mahkemesi kararının gerekçesinde yer verilen hususlarda proje tanıtım dosyasında eksiklik bulunduğu ve bu haliyle anılan proje tanıtım dosyasına dayalı tesis edilen dava konusu "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" kararında hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varıldığından; dava konusu işlemin iptali yolundaki temyize konu İdare Mahkemesi kararında sonucu itibarıyla isabetsizlik bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz istemlerinin reddine,
2. Temyize konu ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının davacılardan ..., ... ve ... yönünden davanın ehliyet nedeniyle reddine ilişkin kısmının oybirliğiyle ONANMASINA, diğer davacılar yönünden dava konusu işlemin iptaline ilişkin kısmının ise oyçokluğuyla yukarıda belirtilen gerekçeyle ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunanlar üzerinde bırakılmasına,
4. Dosyanın anılan İdare Mahkemesine gönderilmesine,
5. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A-2-(i) maddesi uyarınca, kesin olarak, 15/01/2025 tarihinde karar verildi.
(X) KARŞI OY :
Temyiz dilekçelerinde öne sürülen hususlar, temyize konu İdare Mahkemesi kararının bozulmasını sağlayacak nitelikte bulunmadığından temyiz istemlerinin reddi ile davacılardan ..., ... ve ... tarafından davanın ehliyet nedeniyle reddi, diğer davacılar yönünden ise dava konusu işlemin iptali yolundaki İdare Mahkemesi kararının dava konusu işlemin iptaline ilişkin kısmının aynen onanması gerektiği görüşüyle, Dairemiz çoğunluk kararının değişik gerekçe ile onamaya ilişkin kısmına katılmıyoruz.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!