WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 07 Haziran 2026

DANIŞTAY 4. DAIRE

A- A A+

Danıştay 4. Daire Başkanlığı         2024/1047 E.  ,  2024/2327 K.
"İçtihat Metni"T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2024/1047
Karar No : 2024/2327

DAVACI : … vasisi …

DAVALI : … Bakanlığı (E-Tebligat)
VEKİLİ : Av. …

DAVANIN KONUSU : Davacı tarafından, Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünün "Ceza İnfaz Kurumları ve Denetimlik Serbestlik Müdürlüklerinde Koronavirüs Salgını Kapsamında Alınacak Tedbirler" konulu, … tarih ve … sayılı işleminin iptali ile anılan işlem nedeniyle uğradığı manevi zarara karşılık 200.000,00 TL tazminatın hak ediş tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.

DAVACININ İDDİALARI : Dava konusu düzenleme ile açık görüş hakkının engellendiği, günlük hayatın tüm safhalarında normalleşme adımları atıldığı halde açık görüşlere geçilmemesinin hukuka aykırı olduğu, bu durumun kendisi ve ailesi üzerinde psikolojik bir yıkıma neden olduğu ileri sürülmektedir.

DAVALININ SAVUNMASI : Usule ilişkin olarak, görülmekte olan davanın sulh hukuk mahkemesinden alınacak izinle birlikte davacının vasisi tarafından veya vasinin tayin edeceği vekil tarafından açılması gerektiği, bu nedenle davanın ehliyet yönünden reddi gerektiği, esas yönünden ise, ceza infaz kurumlarının toplu yaşanan yerler, pandemi sürecinin ise halen devam ediyor olması nedeniyle Sağlık Bakanlığı Bilimsel Danışma Kurulunun ceza infaz kurumlarına ilişkin tavsiye kararı doğrultusunda tesis edilen dava konusu işlemin usule ve hukuka uygun olduğu savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Dava konusu işlemin derdestlik nedeniyle incelenmeksizin reddine, manevi tazminat talebinin de reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.

DANIŞTAY SAVCISI : …
DÜŞÜNCESİ : Dava, hükümlü olan davacı tarafından davalı Bakanlık Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünün ... tarih ve E.... sayılı "Koronavirüs Salgınının Ceza İnfaz Kurumlarına Bulaşmasını Önlemek Amacıyla Alınan Tedbirler" konulu genel yazısının iptali ve 200.000,00TL manevi tazminatın hak ediş tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi istemiyle açılmıştır.
Usul yönünden; davacının terör örgütüne üyelik suçlaması ile yapılan yargılama sonucunda suçun sübut bulduğu nedeniyle 7 yıl 6 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına, hak yoksunluğu uygulanmasına, cezanın infazından sonra denetimli serbestlik uygulanmasına … tarihinde … Ağır Ceza Mahkemesince K:… sayılı karar ile karar verilmiş, istinaf isteminin reddi sonrasında Yargıtay ... Ceza Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile onanarak kesinleşmiştir. Davacının 28/06/2018 tarihinden itibaren cezaevinde bulunduğu, dava konusu Genel Yazının uygulanması sonrasında 29/09/2020 tarihli dilekçe ile düzeltilmesini istemesi üzerine 06/10/2020 tarihli cevapta; normalleşme adımlarının başlaması nedeniyle hükümlü ve tutukluların görüşleriyle ilgili düzenlemelerin yapılarak, ilgili Cumhuriyet Başsavcılıklarına bildirildiği yolundaki açıklamaya istinaden 16/10/2020 tarihinde hükümlü olan davacı tarafından bu davanın açıldığı dosyadaki mevcut bilgi ve belgeden anlaşılmaktadır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 50. maddesinde, dava ehliyetinin, medeni hakları kullanma ehliyetine göre belirleneceği, 52. maddesinde, medeni hakları kullanma ehliyetine sahip olmayanların davada kanuni temsilcileri, tüzel kişilerin ise yetkili organları tarafından temsil edileceği, "Dava takip yetkisi" başlıklı 53. maddesinde, dava takip yetkisinin, talep sonucu hakkında hüküm alabilme yetkisi olduğu, bu yetkinin, kanunda belirtilen istisnai durumlar dışında, maddi hukuktaki tasarruf yetkisine göre tayin edileceği, 54. maddesinde, kanuni temsilcilerin, davanın açılıp yürütülmesinin belli bir makamın iznine bağlı olduğu hallerde izin belgelerini, (...) dava veya cevap dilekçesiyle mahkemeye vermek zorunda oldukları, (...), süresi içinde belgelerin ibraz edilmemesi veya mahkemeye başvurulmaması halinde davanın açılmamış veya gerçekleştirilen işlemlerin yapılmamış sayılacağı hükme bağlanmıştır.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 407. maddesinde, bir yıl veya daha uzun süreli özgürlüğü bağlayıcı bir cezaya mahkum olan her erginin kısıtlanacağı, cezayı yerine getirmekle görevli makam, böyle bir hükümlünün cezasını çekmeye başladığını, kendisine vasi atanmak üzere hemen yetkili vesayet makamına bildirmekle yükümlü olduğu, 403. maddesinde, vasinin, vesayet altındaki küçüğün veya kısıtlının kişiliği ve malvarlığı ile ilgili bütün menfaatlerini korumak ve hukuki işlemlerde onu temsil etmekle yükümlü olduğu, 448. maddesinde, vesayet dairelerinin yetkilerine ilişkin hükümler saklı kalmak kaydıyla vasinin, vesayet altındaki kişiyi bütün hukuki işlemlerinde temsil edeceği, hükmü yer almıştır.
Davacıya verilen 7 yıl 6 ay cezanın 09/07/2020 tarihinde kesinleştiği, bu davanın ise 16/10/2020 tarihinde açıldığı, davacının cezaevine girişinin 28/06/2018 tarihinde olduğu, ancak vasi tayininin 19/11/2020 tarihinde açılan dava sonucunda 23/03/2021 tarihinde verilen karar ile gerçekleştiği fakat vasi tayin edilen kişi için kısıtlı adına dava açma hakkının 07/10/2021 tarihinde Polatlı Sulh Hukuk Mahkemesince verilen ek karar ile tanındığı dikkate alındığında, davacının dava açtığı tarih itibariyle hükümlü bulunduğu kendi adına dava açma hakkının bulunduğundan söz edilemeyeceği, vekil aracılığı ile de bu davanın açılmadığı, davanın açıldığı tarih itibariyle de vasi tayin edilmemiş olduğu görülmekte, Dairemizce yapılan ara kararları sonucunda vasi tayinine ilişkin bilgi ve belgenin sunulduğu ve 29/11/2021 tarihinde vasi tarafından davacıya dava açma izninin verildiği yolunda dosyaya bir dilekçe sunulmasına karşın, dava sürecinin hükümlü davacı tarafından takip edildiği ve yürütmenin reddine ilişkin karara yapılan itirazın da davacı tarafından bizzat düzenlenen dilekçe ile yapıldığı görülmekte olup, vasinin hükümlüye davayı takip izni vermesi gibi uygulamaya dayanak oluşturacak yasal bir düzenleme bulunmadığı gibi, hükümlü kişinin açtığı davanın bir yıl sonra vasi tayin edilen kişinin kabulü ile devam ettirilmesi mümkün görülse bile vasi tarafından bu davanın kendisi ya da vekili aracılığıyla takibi mümkün olup, hükümlü olan davacı tarafından kendisi adına açılarak yürütülen davanın bu haliyle ehliyetli kişi tarafından açıldığının ve vasi tayini sonrasında vasi aracılığıyla yürütüldüğünün kabulü mümkün bulunmamaktadır.
Davanın esasına yönelik olarak,
Dava konusu işlem, ceza infaz kurumlarının toplu yaşanan yerler olması ve bulaşıcı hastalıklar açısından risk oluşturması nedeniyle Covid-19 salgını sonucunda Sağlık Bakanlığı Koronavirüs Bilim Kurulunun tavsiye kararları doğrultusunda özel önlemlerin alınmasına yönelik tutuklu ve hükümlülerin ziyaret edilmelerine ilişkin açık ve kapalı görüşün ertelenmesi ya da belirlenen koşullar çerçevesinde gerçekleştirilmesine ilişkin alınan tedbirleri gösteren bir düzenlemedir.
Anayasamızın 17. maddesinde; "Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.", "Sağlık hizmetleri ve çevrenin korunması" başlıklı 56'ncı maddesinde ise; "Herkes sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir. Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek Devletin ve vatandaşların ödevidir. Devlet, herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak; insan ve madde gücünde tasarruf ve verimi artırarak, işbirliğini gerçekleştirmek amacıyla sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet vermesini düzenler. Devlet, bu görevini kamu ve özel kesimlerdeki sağlık ve sosyal kurumlarından yararlanarak, onları denetleyerek yerine getirir." hükümlerine yer verilmiştir.
1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanununun 1. maddesinde; "Memleketin sıhhi şartlarını ıslah ve milletin sıhhatine zarar veren bütün hastalıklar veya sair muzır amillerle mücadele etmek ve müstakbel neslin sıhhatli olarak yetişmesini temin ve halkı tıbbi ve İçtimai muavenete mazhar eylemek umumi Devlet hizmetlerindendir.” hükmüne yer verilmiş, 27. maddesinde; "Umumi hıfzıssıhha meclisleri mahallin sıhhi ahvalini daima nazarı dikkat önünde bulundurarak şehir ve kasaba ve köyler sıhhi vaziyetinin ıslahına ve mevcut mahzurların izalesine yarayan tedbirleri alırlar. Sari ve salgın hastalıklar hakkında istihbaratı tanzim, sari ve içtimai hastalıklardan korunmak çareleri ve sıhhi hayatın faideleri hakkında halkı tenvir ve bir sari hastalık zuhurunda hastalığın izalesi için alınan tedbirlerin ifasına muavenet eylerler.” hükmüne yer verilmiş, 64. maddesinde, 57 nci maddede zikredilenlerden başka her hangi bir hastalık istilai şekil aldığı veya böyle bir tehlike baş gösterdiği takdirde o hastalığın veya her hangi bir hastalık şeklinin memleketin her tarafında veya bir kısmında ihbarı mecburi olduğunu neşrü ilâna ve o hastalığa karşı bu kanunda mezkür tedabirin kaffesini veya bir kısmını tatbika Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaleti salahiyettardır. 72. maddesinde de; 57 nci maddede zikredilen hastalıklardan biri zuhur ettiği veya zuhurundan şüphelenildiği takdirde hangi tedbirlerin uygulanacağı yedi fıkra olarak sıralanmış ve 1. fıkrasında; "Hasta olanların veya hasta olduğundan şüphe edilenlerin ve hastalığı neşrü tamim eylediği tetkikatı fenniye ile tebeyyün edenlerin fennen icap eden müddet zarfında ve sıhhat memurlarınca hanelerinde veya sıhhi ve fenni şartları haiz mahallerde tecrit ve müşahede altına vaz'ı.", 2. fıkrasında; "Hastalara veya hastalığa maruz bulunanlara serum veya aşı tatbikı." olunacağı hükme bağlanmıştır.
Dosyadaki mevcut belge ve bilgilerden; Dünya Sağlık Örgütü tarafından Koronavirüs kaynaklı Covid-19 hastalığı nedeniyle 11/03/2020 tarihinde pandemi ilan edildiği, aynı hastalık temelinde ülkemizde de virüs yayılımına bağlı olumsuz etkilerin devam ettiği, pandeminin salgın durumuna geçişini önlemek, salgın halinde ise yapılacakları belirlemek üzere 13.4.2019 tarihli ve 2019/5 sayılı Küresel Grip Salgını (pandemi) konulu Cumhurbaşkanlığı Genelgesi yayımlandığı, ve başta Sağlık Bakanlığı olmak üzere ilgili kurum ve kuruluşları ile ülkece uygulanacak yol haritalarının belirlendiği, Sağlık Bakanlığınca, konunun güncel ve bilimsel gelişmeler çerçevesinde değerlendirilmesi amacıyla Ocak 2020 tarihinde 2019-n-CoV Bilimsel Danışma Kurulu oluşturulduğu ve salgının ülke gündemindeki boyutuna yönelik bilimsel tavsiyelerde bulunduğu, 14.7.2021 tarihli toplantının 7. maddesinde, 28.7.2021 tarihli toplantının 5. maddesinde ve 18.8.2021 tarihli toplantının 3. maddesinde zorunlu PCR testi istenmesi gerektiğinin değerlendirildiği, dava konusu düzenlemenin yayınlandığı tarih itibariyle koronavirüs hastalığının ortaya çıkmasını engellemek üzere geliştirilmiş bir ilaç bulunmadığı, hasta kişilerin Dünya Sağlık Örgütü ve Sağlık Bakanlığı’nın yayınladığı rehbere göre tedavi edildiği, halihazırda kesin tedavisi bilinmeyen, semptomatik ve deneysel tedavi ile sonuç alınmaya çalışılan hastalığın salgın niteliğinin engellenmesi amacıyla önleyici tedbirler alındığı, hastalığın yayılmasında “süper-yayılma olayları”nın etkisinin büyük olduğu, hastalığın yayılımının önlenmesi açısından hastalık bulgusuna sahip kişilerin tespitinin önem arz ettiği, ülkemizde bu tanının PCR testi ile konulduğu, salgınla ilgili olarak öngörülen tedbirlerin, Sağlık Bakanlığı Bilim Kurulu tarafından salgının seyri dikkate alınarak geliştirilen önerilerin Cumhurbaşkanlığı Kabinesinde görüşülerek kararlaştırılmasından sonra hayata geçirildiği anlaşılmaktadır.
Koronavirüs salgınının önlenmesinde, toplum sağlığı ve kamu düzeni açısından oluşturduğu riskin yönetilmesi ve hastalığın yayılım hızının kontrol altına alınması amacıyla ülke genelinde tedbirler alındığı, dolayısıyla bu sürecin, birden fazla kişinin birarada bulunduğu alanlardaki veya topluluklardaki yayılma hızının kontrol altını alınabilmesi adına hastalık bulgusuna sahip kişilerin ya da henüz semptom göstermemiş kişilerin tespitinin önem taşıdığı dikkate alındığında, ceza infaz kurumlarının da toplu yaşanılan yerler olması nedeniyle özel tedbirlerin buralarda da alınması gereği ortaya çıkmıştır.
5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun, ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazına ilişkin usûl ve esasları düzenlemek amacıyla yayımlanmıştır. 6. Maddesinin birinci fıkrası (f) bendinde, ceza infaz kurumlarında hükümlülerin yaşam hakları ile beden ve ruh bütünlüklerini korumak üzere her türlü koruyucu tedbirin alınmasının zorunlu olduğu hükme bağlanmış, bu çerçevede dava konusu işlemin tesis edildiği anlaşılmıştır.
Davacı tarafından açık görüşlerin askıya alınması nedeniyle uzun süredir ailesiyle görüşemediği ve psikolojik baskının devam ettiği, toplumun farklı kesimlerine yönelik yasakların kaldırıldığından ailesi ile görüşmesinin sağlanması yolunda yapılan 29/09/2020 tarihli başvuru sonrasında verilen16/10/2020 tarihli cevap ve dosyada mevcut olan bilgi ve belgelerden; salgın sonrası normalleşme adımlarının başlaması ile birlikte ceza infaz kurumlarındaki görüşlerle ilgili düzenlemeler yapılarak Cumhuriyet Başsavcılıklarına bildirildiği belirtilmiş, 140/03/2020 tarihli Sağlık Bakanlığı Bilimsel Danışma Kurulunun Ceza İnfaz Kurumlarına yönelik tavsiye kararları doğrultusunda tüm ülkede açık görüşlerin ertelendiği, Sağlık Bakanlığının 26/11/2021 tarihli tavsiye kararları doğrultusunda 1-31/12/2021 tarihleri arasında iki yakını ve çocukları ile iki kez kapalı ve bir kez açık görüş yapılmasına, açık görüş hakkını kullanmayanlara üç kez kapalı görüş yaptırılmasına, aşı ve hastalık geçirme durumu değerlendirilerek uygulamanın gerçekleştirildiği,
Eskişehir L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğü İdare ve Gözlem Kurulunca alınan 31/12/2021 tarihli karar ile açık ve kapalı görüşün gün ve saatlerinin yeniden düzenlendiği, Bilimsel Danışma Kurulundan alınan görüş ve tavsiye kararları uyarınca açık ve kapalı görüşün 2022 Şubat ayı itibariyle tekrar düzenlendiği yine Ocak 2022 itibariyle de iki kez kapalı bir kez açık görüş olmak üzere düzenleme yapıldığı, ayrıca telefonla görüşme haklarının da düzenlendiği açıklanmış olup, genel sağlığı ve kamu esenliğinini ilgilendiren, toplumun bir bütün olarak yaşam hakkını korumayı amaçlayan bu doğrultuda ceza ve infaz kurumlarında bulunanların da sağlığının korunmasına yönelik Sağlık Bakanlığı Bilimsel Danışma Kurulunun görüş ve tavsiyeleri doğrultusunda yetkili olan idare tarafından tesis edilen işlemin, üst hukuk normu niteliğindeki düzenlemelere ve hukuka aykırılık taşımadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen nedenle manevi tazminat talebinin de reddi gerekmektedir.
Açıklanan nedenlerle, davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
Dava, Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünün "Ceza İnfaz Kurumları ve Denetimlik Serbestlik Müdürlüklerinde Koronavirüs Salgını Kapsamında Alınacak Tedbirler" konulu, … tarih ve … sayılı işleminin iptali ile anılan işlem nedeniyle uğradığı manevi zarara karşılık 200.000,00 TL tazminatın hak ediş tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
Davalı idarenin usule yönelik itirazları yerinde görülmemiştir.
Dava konusu işlem yönünden yapılan incelemede;
Tarafları ve konusu aynı olan bir davanın, daha önce aynı veya başka bir mahkemede açıldığının ve görülmekte olduğunun saptanması halinde, usul hukukunun temel kavramlarından biri olan derdestlik müessesesinin ifade ettiği ''ilk davanın aynısı olan diğer davaların açılmasında davacının hukuki yararı bulunmadığı'' olgusundan hareketle, sonraki davaların derdestlik nedeniyle incelenmeksizin reddine karar verilmesi gerekmektedir.
Derdestlik durumunun ortaya çıkması için; aynı davanın birden fazla açılmış olması ve birinci davanın görülmekte olması şartları birlikte gerçekleşmelidir. Davaların aynı dava olarak kabul edilebilmesi de; davaların taraflarının, konularının, dava konusu işlemlerin aynı olmasına bağlıdır.
Dosyanın incelenmesinden, davacı tarafından, Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünün "Ceza İnfaz Kurumları ve Denetimlik Serbestlik Müdürlüklerinde Koronavirüs Salgını Kapsamında Alınacak Tedbirler" konulu, … tarih ve … sayılı işleminin iptali ile anılan işlem nedeniyle uğradığı manevi zarara karşılık 200.000,00 TL tazminatın hak ediş tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılan davanın açıldığı, bununla birlikte davacı tarafından aynı istemi içeren (manevi tazminat istemi 250.000,00 TL olarak) Dairemizin E:2023/9455 sayılı dosyasına kayıtlı ayrı bir davanın daha açıldığı ve bu davanın derdest olduğu anlaşılmaktadır.
Buna göre, yukarıda belirtilen ve Dairemizin E:2023/9455 sayılı esasına kayıtlı dava ile bakılmakta olan bu davanın tarafları, konusu ve sebeplerinin aynı olduğu görüldüğünden, derdestlik nedeniyle davanın bu kısmının incelenmesine hukuken imkan bulunmamaktadır.
Davacının manevi tazminat istemi yönünden yapılan incelemede;
Manevi tazminat, malvarlığında meydana gelen bir eksilmeyi karşılamaya yönelik bir tazmin değil, manevi tatmin aracı olup, başka türlü giderim yollarının bulunmayışı veya yetersiz kalışı, manevi tazminatın parasal olarak belirlenmesini zorunlu hale getirmektedir. Manevi tazminata hükmedilebilmesi için kişinin fiziki yapısını zedeleyen, yaşama ve kazanma gücünün azalması sonucunu doğuran olayların meydana gelmesi veya idarenin hukuka aykırı bir işlem veya eylemi sonucunda ağır bir elem ve üzüntünün duyulmuş olması ya da şeref ve haysiyetin rencide edilmiş olması gerekmekte olup, uyuşmazlıkta anılan şartlar oluşmadığından, davacının manevi tazminat isteminin reddi gerekmektedir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Dava konusu … tarih ve … sayılı işlem yönünde DAVANIN DERDESTLİK NEDENİYLE İNCELENMEKSİZİN REDDİNE,
2. Davacının manevi tazminat isteminin REDDİNE,
3. Davacının adli yardım isteminin kabul nedeniyle davanın açılışı sırasında tahsil edilemeyen ve ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam … TL yargılama giderinin davacıdan tahsili için kararın kesinleşmesinden sonra müzekkere yazılmasına,
4. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca … TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen otuz (30) gün içinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere, 02/04/2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.