Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2024/10 E. , 2024/1819 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2024/10
Karar No : 2024/1819
TEMYİZ EDEN TARAFLAR:
1- (DAVACI) … İnşaat Maden Dış Ticaret Pazarlama Özel Eğitim Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi
VEKİLİ: Av. …
2- (DAVALI) … Bakanlığı
VEKİLİ: Av. …
İSTEMİN KONUSU: ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Gaziantep İli, Nurdağı İlçesi, … Mahallesi, No:… mevkiinde yapılması planlanan “Krom Ocağı ve Zenginleştirme Tesisi Alan Artışı" projesi ile ilgili olarak Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Yönetmeliğinin 5. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendi uyarınca "ÇED sürecinin sonlandırılmasına" ilişkin … tarih ve … sayılı Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının işleminin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: İdare Mahkemesince verilen kararda; uyuşmazlığın çözümü amacıyla çevre mühendisi, ziraat mühendisi, jeoloji mühendisi, maden mühendisi ve harita mühendisinden oluşan bilirkişi heyetiyle yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen bilirkişi raporunda özetle; Harita Mühendisliği Yönünden Yapılan Değerlendirmede; Yeni ÇED1, Yeni ÇED2, ve Yeni ÇED3 olarak belirtilen alanlarda Krom Ocağı ve Zenginleştirme Tesisi Alan Artışı kapsamında Gaziantep İli, Nurdağı İlçesi, … nolu parsel üzerinde kurulu krom ocağının, geniş alandaki çevre parsellerin ve ÇED sürecinin sonlandırılmasına sebep olan Kahramanmaraş İli, Türkoğlu İlçesi, … Mahallesinde bulunan … ada, … nolu ve … ada, … nolu parsellerin gezildiği, ÇED sürecinin sonlandırılmasına sebep olan Kalıramanmaraş İli, Türkoğlu İlçesi, … Mahallesinde bulunan … ada, … nolu ve … ada, … nolu parsellerin ve yeni ÇED1, yeni ÇED2 ve yeni ÇED3 alanlarının … İnş. Mad. Dış. Tic. Paz. Özel Eğt. San ve Tic. Ltd. Şti.'ye ait ruhsatlı saha içerisinde kalmakta olduğu, yeni ÇED1, yeni ÇED2 ve yeni ÇED3 alanları içerisindeki yapılması planlanan yapı ve tesislerin dikkate alınarak kuzey, güney, doğu ve batı yönlerinde 3 km'lik 3 adet sahanın oluşturulduğu, keşif günü bu sahaların içerisinde yapılan gözlemde Kahramanmaraş İli, Türkoğlu İlçesi, … Mahallesi, … ada, … nolu ve … ada, … nolu parseller haricindeki parsellerde zeytin ağaçlarının bulunmadığı, bu parseller dışında bölgede sürülü şekilde tarımsal faaliyetin yapıldığı, … ada, … nolu ve … ada, … nolu parseller üzerindeki zeytin ağaçlarının, yeni ÇED1 ve yeni ÇED2 alanlarında yapılması planlanan yapı ve tesislerin 3 km etki alanında kaldığı, … ada, … nolu ve … ada, … nolu parseller üzerindeki zeytin ağaçlarının ise yeni ÇED3 alanında yapılması planlanan yapı ve tesislerin 3 km etki alanının dışında kaldığının hesap edildiği, ÇED sürecinin sonlandırılmasına sebep olan Kahramanmaraş İli, Türkoğlu İlçesi, … Mahallesi, … ada, … nolu ve … ada, … nolu parseller ile yeni ÇED1, yeni ÇED2 ve yeni ÇED3 alanları içerisindeki yapılması planlanan yapı ve tesisler dikkate alınarak kuzey, güney, doğu ve batı yönlerinde 3 km'lik 3 adet sahadaki parsellerin tapudaki vasıfları (cinsi) TKGM'nin CBS sistemi üzerinde sorgulandığında zeytinlik vasfında parsel/parsellerin bulunmadığının gözlemlendiği, Çevre Mühendisliği Yönünden Yapılan Değerlendirmede; davaya konu olan zeytinlik alanlar incelendiğinde, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Çevresel Etki Değerlendirmesi, İzin ve Denetim Genel Müdürlüğünce 09/08/2022 tarihinde yapılan tespitte ağaçların 5-6 yaşlarında olduğu, Google Earth görüntülerine göre zeytinlik alanın 11/2017 tarihinden sonra oluşturulduğu, zeytinlik alanların bulunduğu … ve … ada/parsellerin niteliklerinin “tarla” olduğu, tüm dosya kapsamı ile ilgili yapılan inceleme ve araştırma neticesinde; 23/05/2016 tarihli T.C. Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı Maden İşleri Genel Müdürlüğünün “Sicil:… İşletme İzni” konulu yazısından da anlaşılacağı üzere 11/2017 tarihinden sonra oluşturulan zeytinlik alanların alınmış maden ruhsatı sınırları içerisinde kaldığından, 3573 sayılı “Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerinin Aşılattırılması Hakkında Kanun" kapsamında değerlendirilmesinin uygun olmayacağının belirtildiği, Maden Mühendisliği Yönünden Yapılan Değerlendirmede; 660/1 parselin krom madeni işletmesine uzak bulunduğu, önünde tepelik şeklinde bir sütre görevi gören engelin bulunduğu, ocak çalıştığında ve zenginleştirme tesisi kurulduğunda teknolojik koşulların tozu indirgeyecek seviyede olduğu, anılan parselin tescilli zeytin alanı olmadığı, bu alanda daha önce dikilen zeytin ağaçlarının arazi toprağı kaynaklı hastalık ihtiva ettiği, tekrar dikilen zeytinlerin de hastalıklı olarak görülüp gelecek vaat etmediği, dolayısıyla“zeytinlik” vasfında bulunmayan ve “zeytinlik” niteliklerini taşımayan bu alanın, 3573 sayılı “Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerinin Aşılattırılması Hakkında Kanun" kapsamında değerlendirilmesinin uygun olmayacağı, Jeoloji Mühendisliği Yönünden Yapılan Değerlendirmede; dava konusu krom madeni işletme ruhsatı bulunan arazinin, yerinde yapılan gözlemlerde bitki örtüsü bulunmayan, üzerinde tarım yapıldığına dair bir emareye rastlanmayan çorak bir arazi olduğu, maden sahasının bulunduğu arazi morfolojik olarak incelendiğinde irili ufaklı tepecikler arasında yer yer düzlükler bulunan tarıma elverişli olmayan bir bölge olduğunun görüldüğü, arazide yer yer açık krom madeni ocağı işletmeciliğine başlandığı, açık ocak olarak yüzeyde kazı yapıldığı, bazı tepelerin kısmen parçalanarak krom madenine ulaşıldığı, madenin çıkarılırken duruma göre patlatma yöntemi veya büyük iş makineleri ile parçalama işleminin yapıldığının görüldüğü, kurulması düşünülen kromun zenginleştirme tesisine taşınmasının gerekeceği, tüm bu işlemler sırasında madenin çıkarılması, taşınması, kazı ve kırım sırasında havaya oldukça yoğun maden tozunın karışacağı, bu maden tozunun ruhsat sahasının çevresindeki (özellikle zeytinlik) tarım arazilerine nasıl ve ne kadar zarar vereceğinin ziraat mühendisi bilirkişisinin raporundan daha net olarak anlaşılacağı, Ziraat Mühendisliği Yönünden Yapılan Değerlendirmede; Kahramanmaraş İli, Türkoğlu İlçesi, … Mahallesinde bulunan … ada, … nolu ve … ada, … nolu parsellerin, maden ocağı çalışma alanının 3 km mesafesinin içerisinde kaldığının saptandığı, parseller üzerinde bulunan zeytin ağaçlarının 4-5 yaşlarında muntazam dikilmiş, bakımının yapılmış ve damlama sulama sistemi ile sulanmakta olan tarafımdan herhangi bir hastalık tespit edilemeyen genç ağaçlar olduğunun anlaşıldığı, maden ocağından çıkacak toz ve çevre kirleticilerinin; yapraklarda toz birikmesi, yaprakların klorofil içeriğini bozması, klorofil a / klorofil b oranını düşürerek transprasyon ve fotosentezin azalmasına ve dolayısıya zeytin veriminin düşmesine hatta ağaçların kurumalarına neden olabileceği, maden ocağının faaliyeti sonucunda, oluşacak tozun zeytin ağaçları ve çevredeki doğal vejetasyonda bulunan bitkilerirn yapraklarında birikerek bu bitkilerin fotosentez yapamamalarına ve sonuçta zarar görmelerine neden olabileceği, ayrıca maden ocağında krom çıkarılması sırasında, arazinin tahrip edilerek doğal dengesinin bozulacağı, işletme sonrasında çeşitli rekreasyon ve rekültivasyon yöntemleriyle ilk haline getirilmesinin olası görülmediği, … ve … nolu parsellerin 4-5 yaşlarında zeytin fidanlarının muntazam olarak sıra üzerine dikildiği damlama sulama ile sulandığı ve krom maden ocağı sahalarının 3 km mesafesinin içinde kaldığı, ancak krom maden ocağının halihazırda faaliyette bulunduğu, bölgenin kaplama zeytin bölgesi konumunda olmadığı, muhtemelen bahçe tesislerinin ruhsat tarihinden sonra yapıldığı, sadece … ve … nolu parsellerin krom ocağı bölgesinde bulunduğu, krom maden ocağı ile … ve … nolu parsellerin asfalt yolla ayrıldığı, bu durumun malzemenin taşınmasında tozumanın etkisinin azaltılmasında pozitif etkiye neden olacağı, bütün bu açıklamalar göz önüne alındığında; … ve … nolu parsellerin içerisindeki zeytin ağaçlarının alınmış maden ruhsatı sınırları içerisinde kaldığından zeytinlik alanların 3573 sayılı “Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerinin Aşılattırılması Hakkında Kanun" kapsamında değerlendirilmesinin uygun olmayacağı, yönünde tespit ve görüşlere yer verilmiştir.
Mahkemenin 08/09/2023 tarihli ara kararı ile "26/07/2023 tarihinde Mahkemeye sunulan bilirkişi raporunda, maden mühendisi bilirkişisi tarafından zeytin ağaçlarında tedavi edilmeyecek hastalık bulunduğunun belirtildiği, buna karşın ziraat mühendisi bilirkişisi tarafından ise zeytin ağaçlarının herhangi bir hastalık tespit edilmeyen genç ağaçlar olduğunun belirtildiği, bu farklılıkların neden kaynaklandığının sorularak, zeytin ağaçlarında hastalık bulunup bulunmadığı ve ağaçların ürün verebilecek nitelikte olup olmadığının sorulmasına ve bilirkişi raporunda 11/2017 tarihinden sonra oluşturulan zeytinlik alanların önceden alınmış maden ruhsatı sınırları içerisinde kaldığından zeytinlik alanların, 3573 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilmesinin uygun olmayacağının belirtildiği görülmekle; bilirkişi tarafından yapılan değerlendirmenin dayanağının açık sonuç belirtir şekilde ek bilirkişi raporu düzenlenmesinin istenilmesine" karar verilmiş olup, Mahkemeye sunulan 18/10/2023 havale tarihli ek bilirkişi raporunda özetle; "Maden Mühendisliği Yönünden Yapılan Değerlendirmede; Dava dosyası içerisinde yer alan ve davacı firma tarafından Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Ziraat Fakültesi öğretim görevlisi Prof. Dr. … ve aynı üniversite Çevre Mühendisliği Fakültesi öğretim görevlisi Dr. Öğr. Üyesi … tarafından anılan dava mahalline ilişkin hazırlatılan raporda; dosya kapsamından alınan bilgiler doğrultusunda “anılan … parselde bulunan zeytin ağaçlarında Verticillium Solgunluğu adında bir hastalık bulunduğunun tespit edildiği, zeytinliğin bulunduğu alan toprağın yüksek besin madde içeriğine sahip ve organik madde içeriği yüksek bir toprak olması nedeniyle verticillum solgunluğu hastalığının yayılmasını kolaylaştırdığı, alanda dikili zeytinlerin daha 4-5 yaşına geldiğinde tamamının hastalık nedeniyle kesilmek zorunda kalındığı, yeni sürgünlerde de hastalık emarelerinin yoğun şekilde görüldüğü, dolayısıyla alanın “zeytin vasfında değerlendirilmesinin uygun olmadığı ve bu alanda zeytin tarımı yapılmasının uygun olmadığı” değerlendirildiğinin görüldüğü, ayrıca keşif esnasında alınan bilgiler doğrultusunda daha önce de bu araziye zeytin ağaçlarının dikildiği ancak fidanlar 4-5 yaşına geldikten sonra kurumaya başladığı, bu yüzden kuruyan ve hastalıklı olanlarının kesildiği, yerine yeni fidanların dikildiği mahallinde gözlemlendiği, 3573 sayılı Kanun’un 1939'da çıktığı, günümüz teknik toz indirgeme metotlarının Kanunun çıktığı tarihte olmadığı, dolayısıyla günümüz ihtiyaç ve gelişmelerini karşılamadığı fikrinin tarafından oluştuğu, madenlerin, yerlerine yenilerinin konulamayacağı tabii kaynaklar olduğu ve işletilmelerinin ancak bulunduğu yerde yapılabileceği, bu çalışma sonucunda her yönden milli gelire katkıda bulunacağı, yer altında bekleyen hiçbir madenin ülke ekonomisine katkıda bulunamayacağı kanaatinde olduğu, ancak dava dosyası muhteviyatında bulunan üniversite raporuna istinaden kök raporda zeytin ağaçlarında tedavi edilmeyecek hastalık bulunduğu görüşü tarafınca ifade edilmiş olmakla birlikte, dikilen fidanlarla ilgili olarak konunun uzmanı olan ve heyette bulunan Ziraat Mühendisi bilirkişisinin görüşlerinin daha yerinde olacağının belirtildiği, Ziraat Mühendisliği Yönünden Yapılan Değerlendirmede; Kahramanmaraş İli, Türkoğlu İlçesi … Mahallesi, … ada, … nolu ve … ada, … nolu parseller haricindeki parsellerde zeytin ağaçlarının bulunmadığı, … ada, … nolu ve … ada, … nolu parseller üzerindeki zeytin ağaçlarının yeni ÇED1 ve yeni ÇED2 alanlarında yapılması planlanan yapı ve tesislerin 3 km etki alanında kaldığı, … ada … nolu ve … ada … nolu parseller üzerindeki zeytin ağaçlarının ise yeni ÇED3 alanında yapılması planlanan yapı ve tesislerin 3 km etki alanının dışında kaldığı gözlemlendiği, sonuç olarak, … ve … no’lu parsellerin yeni ÇED1 ve yeni ÇED2 alanlarında yapılması planlanan yapı ve tesislerin 3 km etki alanında kaldığının, yeni ÇED3 alanında yapılması planlanan yapı ve tesislerin 3 km etki alanının dışında kaldığının gözlemlendiği, dosya içerisinde Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünün … tarih ve … sayılı yazısı ile … tarih … sayılı yazısından 26/07/2023 tarihli kök raporunda sehven ağaçlarının Krom Maden ocağının ruhsatından sonra tesis edildiği yazıldığı, ancak dosyanın tarafınca tekrar incelenmesinden sonra, davacının dosyaya sunmuş olduğu ruhsatlardan da anlaşılacağı üzere bahçe tesisinin krom maden ruhsatından daha önce yapıldığının saptandığı, bütün bu açıklamalar göz önüne alındığında; … ve … nolu parsel üzerindeki zeytin fidanlarının, yeni ÇED1 ve yeni ÇED2 alanlarında yapılması planlanan yapı ve tesislerin 3 km etki alanında kaldığından, yeni ÇED1 ve yeni ÇED2 alanlarının 3573 sayılı “Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerinin Aşılattırılması Hakkında Kanun" kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, … ve … nolu parsel üzerindeki zeytin fidanları Yeni ÇED3 alanında yapılması planlanan yapı ve tesislerin 3 km etki alanının dışında kaldığından, yeni ÇED3 alanının 3573 sayılı “Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerinin Aşılattırılması Hakkında Kanun" kapsamında değerlendirilmesinin uygun olmayacağı kanaatinde olduğu, yönünde tespit ve görüşlere yer verilmiştir.
Uyuşmazlıkta, dosya kapsamındaki tüm bilgi ve belgeler ve 14/07/2023 havale tarihli kök bilirkişi raporu ile 18/10/2023 havale tarihli ek bilirkişi raporları ile mevzuat hükümleri birlikte değerlendirildiğinde; harita mühendisi tarafından yapılan değerlendirmede, zeytin ağaçlarının bulunduğu … ada, … nolu ve … ada, … nolu parseller üzerindeki alanın, yeni ÇED1 ve yeni ÇED2 alanlarında yapılması planlanan yapı ve tesislerin 3 km etki alanında kaldığı, yeni ÇED3 alanında yapılması planlanan yapı ve tesislerin 3 km etki alanının dışında kaldığının anlaşıldığı, ziraat mühendisi tarafından yapılan değerlendirmeler kısmında, … ve … nolu parseller üzerindeki zeytin ağaçlarının 4-5 yaşlarında olduğu, zeytin ağaçlarının muntazam olarak sıra üzerine dikildiği ve damlama sulama sistemi ile sulandığı, sağlıklı göründükleri, zeytin ağaçlarında ciddi bir hastalık emaresine rastlanmadığı, ağaçların bakımının yapıldığı, toprak işlemesinin düzgün olduğu, damlama sulama sistemiyle sulandığı, gelişiminin normal olduğu, ileride normal olarak ürün verebilecekleri kanaatine varıldığı, maden ocağından çıkacak toz ve çevre kirleticilerinin, yapraklarda toz birikmesi, yaprakların klorofil içeriğini bozması, klorofil a / klorofil b oranını düşürerek transprasyon ve fotosentezin azalmasına ve dolayısıyla zeytin veriminin düşmesine hatta ağaçların kurumalarına neden olabileceği, maden ocağının faaliyeti sonucunda, oluşacak tozun zeytin ağaçları ve çevredeki doğal vejetasyonda bulunan bitkilerin yapraklarında birikerek bu bitkilerin fotosentez yapamamalarına ve sonuçta zarar görmelerine neden olabileceği, ayrıca maden ocağında krom çıkarılması sırasında, arazi tahrip edilerek doğal dengesinin bozulacağı, işletme sonrasında çeşitli rekreasyon ve rekültivasyon yöntemleriyle ilk haline getirilmesinin olası bulunmadığı ifadelerine yer verildiği, ayrıca jeoloji mühendisinin yapmış olduğu değerlendirmede, dava konusu krom madeni işletme ruhsatı bulunan arazide yer yer açık krom madeni ocağı işletmeciliğine başlandığı, açık ocak olarak yüzeyde kazı yapıldığı bazı tepelerin kısmen parçalanarak krom madenine ulaşıldığı, madenin çıkarılırken duruma göre patlatma yöntemi veya büyük iş makineleri ile parçalama işleminin yapıldığı, alan artışı düşünülen kromun zenginleştirme tesisine taşınmasının gerekeceği, tüm bu işlemler sırasında madenin çıkarılması, taşınması, kazı ve kırım sırasında havaya oldukça yoğun maden tozunun karışacak olduğu anlaşılmıştır.
Buna göre, dava konusu işlemin, yeni ÇED1 ve yeni ÇED2 alanına ilişkin olarak değerlendirmesinden; 3 km'lik alan içerisinde 659/1 ve 660/1 no’lu parseller üzerinde zeytin ağaçlarının bulunduğu, projede kırma-eleme tesisi faaliyetinin tozumaya neden olacağı anlaşılmış olup, projenin 3573 sayılı Kanun uyarınca zeytinlik sahalarına 3 km'lik alandan daha kısa mesafede yapılamayacağı sonucuna varıldığından, ÇED Yönetmeliğinin 5. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendi gereği yapılması planlanan “Krom Ocağı ve Zenginleştirme Tesisi Alan Artışı” projesine ilişkin yeni ÇED1 ve yeni ÇED2 alanına ilişkin sürecin sonlandırılmasına ilişkin işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Dava konusu işlemin, yeni ÇED3 alanına ilişkin olarak değerlendirmesinden ise; yeni ÇED3 alanında yapılması planlanan yapı ve tesislerin, … ve … no’lu parseller üzerinde zeytin ağaçlarının bulunduğu alanın 3 km etki alanının dışında kaldığı anlaşılmakla, ÇED Yönetmeliğinin 5. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendi gereği yapılması planlanan “Krom Ocağı ve Zenginleştirme Tesisi Alan Artışı” projesine ilişkin yeni ÇED3 alanı yönünden sürecin sonlandırılmasına ilişkin işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle; dava konusu “Krom Ocağı ve Zenginleştirme Tesisi Alan Artışı” projesinin yeni ÇED3 alanına ilişkin sürecin sonlandırılmasına ilişkin kısmı hukuka aykırı bulunarak bu kısım yönünden dava konusu işlemin iptaline, dava konusu yeni ÇED1 ve yeni ÇED2 alanına ilişkin sürecin sonlandırılmasına ilişkin kısım ise hukuka uygun bulunarak, bu kısım yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI: 1- Davacı tarafından, dava dilekçesinin ekinde sunulan bilimsel raporda, alanda dikili zeytin ağaçlarının 4-5 yaşına geldiğinde tamamının hastalık nedeniyle kesilmek zorunda kaldığı, yeni sürgünlerde de hastalık emarelerinin bulunduğu, dolayısıyla bu alanın zeytinlik olarak değerlendirilmesinin uygun olmadığının belirtildiği, kaldı ki projenin de bu zeytinlerin vegetatif ve generatif gelişimine olumsuz etkisinin olmayacağı kanaatine varıldığı, ek bilirkişi raporunda, ziraat mühendisi tarafından yeni fidan dikiminden bahsedilmiş ise de, yeni dikimin söz konusu olmadığı, sadece çürük ağaç köklerinden yeşeren küçük sürgünlerin olduğu, ayrıca arazinin öncesinde gölet olması nedeniyle göl tabanından biriken yüksek mineralden dolayı zeytin yetiştirmeye uygun olmadığı, nitekim henüz ürün vermeye başlamadan kuruduğu, ayrıca bilirkişinin tespitinin aksine, ilk ruhsat tarihinin 18/04/2012 olduğu ve ilk zeytin ağaçlarının ise 2015 yılında dikilmeye başlandığı ve bunların da çürüdüğü, şu an zeytinlik olarak ifade edilen şeyin kuruyan ağaçların diplerinden çıkan 4-5 aylık sürgünlerin olduğu, dolayısıyla yeni durumun ruhsatın verilmesinden sonra ortaya çıktığı, diğer taraftan krom madenin işletilmesinde üstün kamu yararının bulunduğu belirtilerek, eksik incelemeyle hazırlanan bilirkişi raporunun hükme esas alınması suretiyle verilen Mahkeme kararının davanın reddine ilişkin kısmının bozulması suretiyle dava konusu işlemin yeni ÇED1 alanı ve yeni ÇED2 alanına ilişkin kısmının iptaline karar verilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.
2- Davalı idare tarafından, dava dilekçesi ekinde sunulan bilimsel raporun, 3573 sayılı Kanun'un uygulayıcısı olan Gaziantep Valiliği İl Tarım ve Orman Müdürlüğünce değerlendirilmesi gerektiği, madencilik faaliyetinin bulunduğu yerde yapılmasının zorunlu olduğu dikkate alındığında, proje kapsamında düzeltme imkanının bulunmadığı, dolayısıyla olumsuz görüşe istinaden ÇED sürecinin sonlandırıldığı, her üç ocak alanına 3 km mesafede zeytinliklerin bulunduğu ve söz konusu ocaklardan çıkacak toz ve diğer kirletici maddelerin zeytinleri olumsuz etkileyeceği belirtilerek, Mahkeme kararının iptale ilişkin kısmının bozulması suretiyle bu kısım yönünden de davanın reddine karar verilmesi gerektiği ileri sürülmüştür.
KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI: Savunma verilmemiştir.
TETKİK HÂKİMİ: …
DÜŞÜNCESİ: Davacının temyiz isteminin kabulü, davalı idarenin temyiz isteminin reddi ile Mahkeme kararının; dava konusu işlemin iptaline ilişkin kısmının aşağıda yer verilen gerekçe ile onanması, davanın reddine ilişkin kısmı yönünden ise bozularak, dava konusu işlemin bu kısmının da iptali gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY:
Gaziantep İli, Nurdağı İlçesi, … Mahallesi, No:… mevkiinde yapılması planlanan “Krom Ocağı ve Zenginleştirme Tesisi Alan Artışı" projesi ile ilgili olarak hazırlanan ÇED başvuru dosyası 01/06/2020 tarihinde davalı idareye sunulmuş, 07/09/2021 tarihinde 1. inceleme değerlendirme komisyonu (İDK) toplantısı, 26/08/2022 tarihinde ise 2. İDK toplantısı yapılmış, bu aşamadan önce 09/08/2022 tarihinde mahallinde yapılan tespite dayanılarak Gaziantep Valiliği İl Tarım ve Orman Müdürlüğünün … tarih ve … sayılı görüşünde, yeni ÇED1 alanına 190 m uzaklıkta, yeni ÇED2 alanına 2,2 km uzaklıkta, yeni ÇED3 alanına 1,8 km uzaklıkta … ada, … parsel üzerinde 5-6 yaşlarında zeytin ağaçlarının olduğu, dolayısıyla projenin 3573 sayılı Kanun kapsamında yapılmasının uygun olmadığı belirtilmiştir.
Ancak davalı idarenin … tarih ve … sayılı işlemi ile; Gaziantep Valiliği İl Tarım ve Orman Müdürlüğünce, özel format verilmesi aşamasında 07/07/2020 tarihinde proje için talep alanı merkez alınarak 3 km yarıçapındaki dairesel alanda zeytinlik alanlara rastlanılmadığı yönünde görüş verildiği, 1. İDK toplantısı aşamasında 08/08/2021 tarihinde de aynı yönde görüş verildiği, ancak 2. İDK toplantısı aşamasında ise proje alanına 3 km'den daha yakında zeytinlikler bulunduğundan bahisle, 3573 sayılı Kanun kapsamında uygun görülmediği yönünde görüş verildiği belirtilerek, Gaziantep Valiliği İl Tarım ve Orman Müdürlüğünden görüşler arasındaki bu çelişkinin giderilmesi istenilmiştir.
Bunun üzerine, Gaziantep Valiliği İl Tarım ve Orman Müdürlüğünün … tarih ve … sayılı görüşü ile; 2. İDK toplantısı için 11/08/2022 tarihinde yapılan tespitte yeni ÇED1 alanına, yeni ÇED2 alanına ve yeni ÇED3 alanına 3 km mesafede 660 ada, 1 parsel sayılı taşınmaz üzerinde yaklaşık 20 ha'lık alan üzerinde dalları kesilmiş, tamamen kurumuş gibi gözüken ağaçların yapraklarının olmadığı, gövdesinin siyaha yakın renkte olduğu, zeytin ağacı olduğu belli olmayan kurumuş ağaçların gövdesinin toprağa yakın kısımlarında 4-5 aylık zeytin sürgünlerinin olduğu ve sürgünlerin damlama sulama ile sulandığı tespit edildiğinden 2. İDK aşamasında olumsuz görüş verildiği belirtilerek, davalı idarece görüşler arasındaki çelişkinin giderilmesi istenildiğinden, 23/08/2022 tarihinde yeniden yerinde yapılan inceleme yapılarak aynı hususların tespit edilmesi nedeniyle 3573 sayılı Kanun kapsamında uygun olmadığı belirtilmiştir.
Davalı idare tarafından, Gaziantep Valiliği İl Tarım ve Orman Müdürlüğünün … tarih ve … sayılı görüşü dikkate alınarak, 22/09/2022 tarih ve 4602893 sayılı (dava konusu) işlemle “Krom Ocağı ve Zenginleştirme Tesisi Alan Artışı" projesinin ÇED süreci sonlandırılmıştır.
Bakılan dava, ÇED sürecinin sonlandırılmasına ilişkin kararın iptali istemiyle açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
2872 sayılı Çevre Kanunu'nun 10. maddesinde; "Gerçekleştirmeyi plânladıkları faaliyetleri sonucu çevre sorunlarına yol açabilecek kurum, kuruluş ve işletmeler, Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu veya proje tanıtım dosyası hazırlamakla yükümlüdürler. Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı veya Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir Kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili onay, izin, teşvik, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez; proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez..." hükmüne yer verilmiştir.
29/07/2022 tarih ve 31907 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren ve dava konusu işlem tarihinde yürürlükte bulunan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinin 4. maddesinde; ''Çevresel etki değerlendirmesi olumlu kararı: Çevresel etki değerlendirmesi raporu hakkında Komisyon tarafından yapılan değerlendirmeler dikkate alınarak, projenin çevre üzerindeki muhtemel olumsuz etkilerinin, alınacak önlemler sonucu ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olduğunun belirlenmesi üzerine projenin gerçekleşmesinde çevre açısından sakınca görülmediğini belirten Bakanlık kararını, ... ifade eder." olarak tanımlanmıştır. Aynı Yönetmeliğin 5. maddesinde; "... (2) Bu Yönetmelik hükümlerine göre karar (ÇED Olumlu/ÇED Gerekli Değildir) tesis edilmeden önce; a) Projenin gerçekleştirilmesinin ilgili mevzuat bakımından uygun olmadığının tespiti halinde, ÇED süreci aşamasına bakılmaksızın sonlandırılır. ÇED sürecinin sonlandırıldığı Bakanlık ve il müdürlüğü internet sayfasından ilan edilir. ..." 7. maddesinde; "(1) Bu Yönetmeliğin; a) Ek-1’deki listede yer alan projelere, b) "ÇED Gereklidir" kararı verilen projelere, c) Kapsam dışı değerlendirilen veya kanunen muafiyeti bulunan projelere ilişkin kapasite artırımı ve/veya alan genişletilmesinin planlanması halinde, mevcut proje kapasitesi ve kapasite artışları toplamı ile birlikte projenin yeni kapasitesinin Ek-1’deki listede yer aldığı projelere, ÇED raporu hazırlanması zorunludur." kuralına yer verilmiştir.
Aynı Yönetmeliğin Ek-III bölümünde; Çevresel Etki Değerlendirmesi Genel Formatının ihtiva etmesi gereken hususlar düzenlenmiş, Bölüm I: Projenin Tanımı ve Özelikleri; a) Proje konusu yatırımın tanımı, özellikleri, ömrü, hizmet maksatları, önem ve gerekliliği, b) Projenin yer ve teknoloji alternatifleri, proje için seçilen yerin koordinatları, Bölüm II: Proje Yeri ve Etki Alanının Mevcut Çevresel Özellikleri; Proje alanının ve önerilen proje nedeniyle etkilenmesi muhtemel olan çevrenin; nüfus, fauna, flora, jeolojik ve hidrojeolojik özellikler, doğal afet durumu, toprak, su, hava, atmosferik koşullar, iklimsel faktörler, mülkiyet durumu, kültür varlığı ve sit özellikleri, peyzaj özellikleri, arazi kullanım durumu, hassasiyet derecesi, tarihi çevreler ve sit bölgelerini etkileyecek su tabanı değişiklikleri (Ek-5’deki Duyarlı Yöreler Listesi de dikkate alınarak) benzeri özellikleri, Bölüm III: Projenin İnşaat ve İşletme Aşamasında Çevresel Etkileri ve Alınacak Önlemler; Projenin; a) Çevreyi etkileyebilecek olası sorunların belirlenmesi, kirleticilerin miktarı, alıcı ortamla etkileşimi, kümülatif etkilerin belirlenmesi, b) Projenin iklim üzerindeki etkisi (sera gazı emisyonlarının niteliği ve büyüklüğü) ve projenin iklim değişikliğinden nasıl etkileneceği, c) İklim değişikliğine bağlı projeyle ilgili afet veya kaza riski, ç) Projenin çevreye olabilecek olumsuz etkilerinin azaltılması için alınacak önlemler, Bölüm IV: Kümülatif Çevresel Etki Değerlendirme, Bölüm V: Çevresel ve Sosyal Eylem Planı, V-1: Çevre İzleme Planı, V-2: Sürdürülebilirlik Planı (Sıfır Atık Planı, Trafik Yönetim Planı, Sera Gazı Azaltım Planı, Çevresel ve Sosyal Yönetim Planı vb.), Bölüm VI: Halkın Bilgilendirilmesi ve Sürece Katılımı ile Paydaş Katılım Planı; a) Projeden etkilenmesi muhtemel ilgili halkın belirlenmesi ve halkın görüşlerinin çevresel etki değerlendirmesi çalışmasına yansıtılması için önerilen yöntemler, b) Görüşlerine başvurulması öngörülen diğer taraflar, c) Paydaş Katılım Planı, Bölüm VII: Notlar, Kaynaklar ve Ekler; 1-Çevresel Etki Değerlendirmesi Başvuru Dosyası hazırlanmasında kullanılan bilgi ve belgeler ile raporda kullanılan tekniklerden rapor metninde sunulamayan belgeler, 2-Proje için seçilen yerin koordinatları, 3-Proje için belirlenen yer ve alternatiflerinin varsa; çevre düzeni, nazım, uygulama imar planı, vaziyet planı veya plan değişikliği teklifleri, 4-Faaliyet alanında yetkili müşavir firma tarafından yer incelemesi yapıldığını gösterir tutanak, 5-Proje ile ilgili olarak daha önceden ilgili kurumlardan alınmış belgeler, 6-Vekâletname, İmza Sirküleri ve Ticari Sicil Gazetesi şeklinde düzenlemeler yer almıştır.
Diğer taraftan; 3573 sayılı Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerinin Aşılattırılması Hakkında Kanunun 20. maddesinde; ''Zeytinlik sahaları içinde ve bu sahalara en az 3 kilometre mesafede zeytinyağı fabrikası hariç zeytinliklerin vegatatif ve generatif gelişmesine mani olacak kimyevi atık bırakan, toz ve duman çıkaran tesis yapılamaz ve işletilemez.'' hükmü yer almaktadır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Yukarıda yer verilen hükümler uyarınca; çevresel etki değerlendirmesi ile, gerçekleştirilmesi planlanan projelerin çevreye olabilecek olumlu ya da olumsuz etkilerinin belirlendiği, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin irdelendiği, seçilen yer ile teknoloji alternatiflerinin değerlendirildiği, ayrıca projelerin uygulanmasının izlendiği ve kontrolünde sürdürülecek çalışmaların belirlendiği bir süreç öngörülmüş olup, Yönetmelik kapsamında yer alan bir faaliyet nedeniyle hazırlanacak ÇED raporunda özel format uyarınca, projenin gerçekleştirileceği yer ile alternatif alanlar belirlenerek projenin hizmet amacı, önem ve gerekliliği kapsamında yerin ve etki alanının çevresel özellikleri, çevresel etkiler ve alınacak önlemlerin tartışılması, faaliyet yerinin belirlenmesinde ise, faaliyetin büyüklüğü, amacı, ulaşım, iklim, toprağın ve çevrenin özellikleri, olası etkiler ve etkilerin azami giderilme olanakları gibi unsurların etkili olması, bu bağlamda, sürdürülebilir kalkınma ve sürdürülebilir çevre dengesinin sağlanması yolunda belirtilen nitelikteki bir faaliyete en uygun yerin seçilmesi esastır.
Bu amaçla ÇED raporu, yukarıda belirtilen Yönetmeliğin Ek III. maddesindeki unsurlar yönünden değerlendirilirken, mevzuat bakımından projenin yapılması uygun bulunmadığı takdirde, Bakanlığın ÇED Olumlu veya ÇED Olumsuz kararı verme zorunluluğu bulunmayıp, aşamasına bakılmaksızın ÇED sürecini sonlandırma yetkisi bulunmaktadır. Bununla birlikte, ÇED sürecinin sonlandırılmasına ilişkin işlemlerin iptali istemiyle açılan davalarda, projenin yapılmasının mevzuat bakımından uygun bulunmama durumunun somut ve açık bir şekilde açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.
Zeytinlik alanlarda yürütülecek faaliyetlere ilişkin olarak öncelikle dikkate alınması gereken özel düzenlemenin 3573 sayılı Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerin Aşılattırılması Hakkında Kanun hükümleri olduğuna kuşku bulunmamaktadır. Anılan Kanunun 20. maddesinin, gerekli tedbirler alınmış olsa bile, zeytinlik sahalarda ve bu sahalara 3 kilometre mesafede zeytinyağı fabrikaları ile küçük ölçekli tarımsal sanayi işletmeleri hariç kimyevi atık bırakan, toz ve duman çıkaran ya da sayılan olumsuz sonuçlara yol açma ihtimali bulunan tesislerin yapılmasını ve işletilmesini önlemeyi amaçladığı açıktır. Bununla birlikte, bu tip alanlarda yapılacak projeler için verilen ÇED kararlarının iptali istemiyle açılan davalarda, dava konusu projenin, zeytinliklerin vegatatif ve generatif gelişmesine mani olacak kimyevi atık bırakıp bırakmadığının, toz ve duman çıkarıp çıkarmadığının öncelikle ele alınması gerekmektedir.
Uyuşmazlıkta, her ne kadar İdare Mahkemesince; dava konusu işlemin, yeni ÇED1 ve yeni ÇED2 alanından 3 km'lik mesafe içerisinde … ve … no’lu parseller üzerinde zeytin ağaçlarının bulunduğu, projede kırma-eleme tesisi faaliyetinin tozumaya neden olacağı anlaşılmış olup, projenin 3573 sayılı Kanun uyarınca zeytinlik sahalarına 3 km'lik alandan daha kısa mesafede yapılamayacağı gerekçesiyle bu kısım yönünden davanın reddine, yeni ÇED3 alanında yapılması planlanan yapı ve tesislerin … ve … no’lu parseller üzerinde zeytin ağaçlarının bulunduğu alanın 3 km etki alanının dışında kaldığı gerekçesiyle bu kısım yönünden işlemin iptaline karar verilmiş ise de, ÇED sürecinde, Gaziantep Valiliği İl Tarım ve Orman Müdürlüğünce özel format verilmesi aşamasında 07/07/2020 tarihinde proje için talep alanı merkez alınarak 3 km yarıçapındaki dairesel alanda zeytinlik alanlara rastlanılmadığı yönünde görüş verildiği, 1. İDK toplantısı aşamasında 08/08/2021 tarihinde de aynı yönde görüş verildiği, ancak 2. İDK toplantısı aşamasında ise 09/08/2022 tarihli tespite dayanılarak proje alanına 3 km'den daha yakında zeytinlikler bulunduğundan bahisle, 3573 sayılı Kanun kapsamında uygun görülmediği yönünde görüş verildiği hususları ile son yapılan tespitte; dalları kesilmiş, tamamen kurumuş gibi gözüken ağaçların yapraklarının olmadığı, gövdesinin siyaha yakın renkte olduğu, zeytin ağacı olduğu belli olmayan kurumuş ağaçların gövdesinin toprağa yakın kısımlarında 4-5 aylık zeytin sürgünlerinin olduğu hususlarının ve hükme esas alınan bilirkişi raporunda ziraat mühendisi tarafından söz konusu zeytinliğin herhangi bir hastalık tespit edilemeyen genç ağaçlardan oluştuğu yönündeki tespiti ile davacı tarafından dosyaya sunulan uzman görüşünde söz konusu alana dikilen fidanların 4-5 yaşına geldikten sonra kurumaya başladığı, bu yüzden kuruyan ve hastalıklı olanlarının kesildiği, yerine yeni fidanların dikildiği yönündeki tespiti birlikte değerlendirildiğinde, ÇED süreci aşamasında farklı yıllarda mahallinde yapılan tespitler arasında çelişkinin bulunduğu, alanın zeytinlik vasfının tam olarak ortaya konulamadığı gibi, zeytinlik olarak değerlendirilmesi durumunda dahi davacının başvurusundan önce mi yoksa sonrasında mı dikildiğinin de ortaya konulamadığı, ayrıca dava konusu işlem tesis edilirken, salt 3 km mesafede zeytinliklerin bulunduğu yönündeki kurum görüşünden hareket edildiği, dava konusu proje kapsamında alınacak önlemlerle dahi, 3573 sayılı Kanun'unda belirtilen zeytinliklerin vegatatif ve generatif gelişmesine mani olacak nitelikte kimyevi atık bırakıp bırakmadığının, toz ve duman çıkarıp çıkarmadığı hususunun irdelenmediği sonucuna varılmıştır.
Bu durumda; davalı idare tarafından, 3573 sayılı Kanun kapsamında proje alanına 3 km mesafedeki alanın zeytinlik vasfının bulunup bulunmadığı, bulunuyor ise, zeytin ağaçlarının ne zaman dikildiğinin ve dava konusu proje kapsamında alınacak önlemlerle dahi zeytinliklerin vegatatif ve generatif gelişmesine mani olup olmayacağı yönünden ayrıntılı bir inceleme yapılmak suretiyle ÇED sürecinin yönetilmesi gerekirken, bu araştırmalar yapılmaksızın, salt proje alanına 3 km mesafede zeytinliklerin bulunduğu yönündeki kurum görüşü dikkate alınarak ÇED sürecinin sonlandırılmasına ilişkin işlemde hukuka uyarlık bulunmadığından, Mahkeme kararının iptale ilişkin kısmında sonucu itibarıyla isabetsizlik, davanın reddine ilişkin kısmında ise hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin kabulüne, davalı idarenin temyiz isteminin reddine,
2. Temyize konu ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının; dava konusu işlemin iptaline ilişkin kısmının yukarıda belirtilen gerekçe ile ONANMASINA, davanın reddine ilişkin kısmının ise BOZULMASINA; 2577 sayılı Kanun'un 20/A-2(i) maddesi uyarınca dava konusu işlemin bu kısmının da İPTALİNE,
3. Davacı tarafından yapılan ve aşağıda dökümü gösterilen toplam …-TL yargılama giderinin ve hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen …-TL vekalet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine,
4. Davalı idare tarafından yapılan ve aşağıda dökümü gösterilen …-TL yargılama giderinin davalı idare üzerinde bırakılmasına,
5. Davacı tarafından yatırılan ve artan …-TL keşif avansı ile Mahkeme aşamasında kullanılmayan …-TL yürütmenin durdurulması harcının davacıya iadesine; artan posta avanslarının ise istemleri halinde taraflara verilmesine
6. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A-2-(i) maddesi uyarınca, kesin olarak, 14/03/2024 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY : Temyiz dilekçelerinde öne sürülen hususlar, temyize konu Mahkeme kararının bozulmasını sağlayacak nitelikte bulunmadığından, temyiz istemlerinin reddi ile Mahkeme kararının onanması gerektiği oyu ile aksi yöndeki çoğunluk kararına katılmıyorum.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!