Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2023/9579 E. , 2024/1886 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2023/9579
Karar No : 2024/1886
TEMYİZ EDEN (DAVALI): … Kaymakamlığı
VEKİLİ: Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI): …
VEKİLİ: Av. …
İSTEMİN KONUSU: … Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Davacı tarafından, işyerinin bir ay süre ile kapatılmasına ilişkin Malkara Kaymakamlığı Zührevi Hastalıklar ve Fuhuşla Mücadele Komisyonunun … tarih ve … sayılı kararının iptali ile yoksun kalınan parasal hakların yasal faiziyle birlikte ödenmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; fuhuşa aracılık ve yer temin edildiğinden bahisle otelin otuz gün süreyle kapatılmasına ilişkin dava konusu işlem tesis edilmiş ise de, bara gelen müşterilerin cinsel münasebette bulunmak için anlaşmalarına zemin hazırlamanın somut delilleriyle ortaya konulamadığı, bu haliyle Genel Kadınlar ve Genelevlerin Tabi Olacakları Hükümler ve Fuhuş Yüzünden Bulaşan Zührevi Hastalıklarla Mücadele Tüzüğünün 96. maddesinde bahsi geçen şekliyle davacının işyerinde N.K. isimli şahsa genel kadınlık sanatını icra etme imkanının verildiği ya da işyerinin genelev özellik ve mahiyetinde kullanıldığının delilleriyle tespit edildiğinden bahsedilemeyeceğinden, davacının işyerinin "fuhuşa aracılık etme" fiilini işlediğinden bahisle bir ay süreyle kapatılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka ve mevzuata uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle, dava konusu işlemin iptaline; hukuka aykırılığı yargı kararı ile saptanan işlemler nedeniyle ilgililerin yoksun kaldığı parasal hakların tazminin Anayasa'nın 125. maddesi uyarınca zorunlu olduğu, dava konusu işlem nedeniyle davacıya ait işyerinin kapalı kaldığı süre zarfında oluşan maddi hak kayıplarının davacı tarafından belgelendirilmesi halinde davalı idarece davacıya yasal faiziyle birlikte ödenmesi gerektiği gerekçesiyle, işlem nedeniyle uğradığı maddi zararlarının davanın açıldığı 16/08/2018 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davalı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALAR: İşyerinde N.K. isimli şahsın daha önce de çalıştığı, işyerinde tanıştığı kişilerle birlikte olmak amacıyla pazarlık yaptığı, işyerinin niteliği itibarıyla fuhuş için zemin hazırlamaya müsait olduğu, davacının maddi zararının ayrı davaya konu edilmesi ve ispatlanması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Cevap verilmemiştir.
TETKİK HÂKİMİ: …
DÜŞÜNCESİ: Adli soruşturma neticesinde alınan ifadelerin birlikte değerlendirilmesinden, bar olarak faaliyet gösteren işyerinde fuhuşa aracılık ve yer temin edildiği sübuta erdiğinden, davacının işyerinin "fuhuşa aracılık etme" fiilini işlediğinden bahisle bir ay süreyle kapatılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
Genel Kadınlar ve Genelevlerin Tabi Olacakları Hükümler ve Fuhuş Yüzünden Bulaşan Hastalıklarla Mücadele Tüzüğü'nün 95. maddesinde, "İzin alınmadan içinde gizli fuhuş yapıldığı iddia veya ihbar edilen veyahut her ne şekilde olursa olsun muttali olunan evler hakkında ahlak zabıtası memurları tarafından önce gizli inceleme yapılır. Bu gibi evlerde gizli fuhuş yapıldığı delilleriyle tesbit edildiği takdirde, düzenlenecek tutanaklar gizli inceleme raporları ile birlikte en büyük polis amiri tarafından komisyona sunulur. Bu yerler hakkında komisyonca 104 üncü maddeye göre işlem yapılır."; 96. maddesinde, "Otel, motel, pansiyon, misafirhane, hamam, plaj, bar, pavyon, çalgılı kahve, diskotek, içkili gazino, gece klübü, taverna ve benzeri isimler altında işletme ruhsatı alınan yerlerde, gerçek amaç ve anlamda uzak olarak genel kadınlara sanat icra etmek imkanının verildiği veya bu gibi yerlerin bir genelev özellik ve mahiyetinde kullanıldığı, 95 inci maddeye göre tespit olunursa, bu tesisler ruhsatsız açılmış birleşme yerleri sayılarak sahipleri veya işletenler hakkında komisyonca 104 üncü madde uyarınca işlem yapılır." ve 104. maddesinde, "Usulü dairesinde izin alınmadan içinde gizli fuhuş yapıldığı delilleriyle tesbit edilen 95 ve 96 ncı maddelerde yazılı mahaller komisyon kararıyle üç ayı geçmemek üzere kapatılır." hükümlerine yer verilmiştir.
Temyiz istemine konu kararın, dava konusu işlemin iptaline ilişkin kısmı yönünden;
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Kararın, davacının işlem nedeniyle uğradığı maddi zararın dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine ilişkin kısmına gelince;
Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır.
İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları ödemekle yükümlü olup; idari eylem ve işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "İdari dava türleri ve idari yargı yetkisinin sınırı" başlıklı 2. maddesinde, idarî işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan iptal davaları, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, tahkim yolu öngörülen imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar hariç, kamu hizmetlerinden birinin yürütülmesi için yapılan her türlü idari sözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davaların açılabileceği; "İdari Davaların Açılması" başlıklı 3. maddesinde, dava dilekçesinde davanın konusu ve sebepleri ile dayandığı deliller ile tam yargı davalarında uyuşmazlık konusu miktarın belirtilerek dava açılması gerektiği kurala bağlanmıştır.
Tam yargı davalarında istemle bağlı olma kuralının sebep olduğu hak kayıplarının giderilmesi amacıyla 2577 sayılı Kanun'un 16. maddesinin 4. fıkrasına, 30/04/2013 tarihinde yürürlüğe giren 6459 sayılı Kanun'un 4. maddesiyle, "Ancak, tam yargı davalarında dava dilekçesinde belirtilen miktar, süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin nihai karar verilinceye kadar, harcı ödenmek suretiyle bir defaya mahsus olmak üzere artırılabilir ve miktarın artırılmasına ilişkin dilekçe otuz gün içinde cevap verilmek üzere karşı tarafa tebliğ edilir." cümlesi; aynı Kanun'un 5. maddesi ile de, 2577 sayılı Kanun'a geçici 7. maddesiyle, "Bu maddeyi ihdas eden Kanunla, bu Kanunun 16. maddesinin dördüncü fıkrasına eklenen hüküm, kanun yolu aşaması dâhil, yürürlük tarihinde derdest olan davalarda da uygulanır." hükmü eklenmiştir.
Dosyanın incelenmesinden; işyerinin bir ay süre ile kapatılmasına ilişkin Malkara Kaymakamlığı Zührevi Hastalıklar ve Fuhuşla Mücadele Komisyonunun … tarih ve … sayılı kararının iptali ile yoksun kalınan parasal hakların yasal faiziyle birlikte tazmini istemiyle davanın açıldığı, işlem nedeniyle yoksun kalınacak parasal hakların tazminine ilişkin miktar belirtilmediği görülmektedir.
Davacı tarafından tazmini talep edilen zarar, miktar olarak belirsiz ise de, 2577 sayılı Kanun'un 3. maddesinin 2. fıkrasının (d) bendinde öngörülen "tam yargı davalarında uyuşmazlık konusu miktarın dava dilekçesinde gösterilmesi zorunluluğu"nun, zarar miktarının dava açıldığı tarihte tespit edilebilen haller bakımından uygulanması gerektiği, olayda dava açıldığı tarih itibarıyla -işlemin iptal edilmemiş olması ve işlemin uygulanma aşamasına geçmemesi nedeniyle- davacının zararının henüz kesinleşmemiş olması karşısında, söz konusu miktarın dava dilekçesinde belirtilmesinin fiilen mümkün olmadığı dikkate alındığında, belirlenebilir bir tutara dayanılarak açılan bu davanın esasının iptal istemine ilişkin kısmının incelenmesinde hukuka aykırılık görülmemiştir.
Buna göre, uyuşmazlıkta, İdare Mahkemesince dava konusu işlemin hukuka aykırılığı tespit edilerek işlemin iptaline karar verilmiş olmakla birlikte, davalı idarenin ancak, hukuka aykırı işlemi ile neden olduğu kesin ve gerçek (somutlaştırılmış/belgelendirilmiş) zararın tazmini ile yükümlü kılınabileceği, dava konusu işlem nedeniyle davacıya ait işyerinin kapalı kaldığı süre zarfında oluşan maddi zararın somut olarak tespit edilmesi gerektiği, re'sen araştırma ilkesi gereğince somut bilgi ve belge ile gerektiğinde bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle tespit edilecek zararın tazminine yönelik hüküm kurulması gerekirken, aksi yönde verilen kararda hukuka uygunluk görülmemiştir.
Bu itibarla, İdare Mahkemesi kararının davacının işlem nedeniyle uğradığı maddi zararın dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine ilişkin kısmına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin Bölge İdare Mahkemesi kararının bu kısmında hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin kısmen kabulü, kısmen reddine,
2. … Bölge İdare Mahkemesi … İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, dava konusu işlemin iptaline ilişkin kısmının oybirliğiyle ONANMASINA,
3. Anılan İdari Dava Dairesi kararının, davacının işlem nedeniyle uğradığı maddi zararın dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine ilişkin kısmının oyçokluyla BOZULMASINA,
4. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 19/03/2024 tarihinde karar verildi.
(X) KARŞI OY : Uyuşmazlıkta, davacının işyerinin "fuhuşa aracılık etme" fiilini işlediğinden bahisle bir ay süreyle kapatılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka ve mevzuata uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmekle birlikte, davacının işyerinin kapalı kalması nedeniyle uğradığını iddia ettiği maddi zararın ispatı gerektiği, İdare Mahkemesince belgelendirilmesi halinde maddi hak kayıplarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi yolunda hüküm kurulmuş ise de, yargılamanın bu aşamasında henüz oluşmuş maddi bir zararın varlığından söz edilemeyeceğinden, maddi tazminat isteminin bu aşamada reddi gerekmektedir.
Bu itibarla, davalı idarenin temyiz isteminin kısmen kabulü ile temyize konu kararın maddi tazminata ilişkin kısmının belirtilen gerekçe ile bozulması gerektiği oyu ile bozma kararına katılmıyorum.
(XX) KARŞI OY : Dayandığı hukuki ve kanuni nedenlerle gerekçesi yukarıda açıklanmış bulunan istinaf mercii kararı, aynı gerekçe ve nedenlerle uygun görülmüş olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar sözü geçen kararın davacının işlem nedeniyle uğranılan maddi zararın dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine ilişkin kısmının bozulmasını sağlayacak durumda bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ve temyize konu kararın maddi tazminata ilişkin kısmının da onanması gerektiği oyu ile bozma kararına katılmıyorum.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!