WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 06 Haziran 2026

DANIŞTAY 4. DAIRE

A- A A+

Danıştay 4. Daire Başkanlığı         2023/7394 E.  ,  2024/379 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2023/7394
Karar No : 2024/379

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...

KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Valiliği
VEKİLİ : Av. ...

DAVALI YANINDA MÜDAHİL :... İnşaat Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.
VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Balıkesir İli, Havran İlçesi, ... ve ... Mahalleleri sınırlarında ... ruhsat numaralı sahada, 2,38 hektarlık çalışma alanlı kalker ocağı hakkında ... İnşaat Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. adına Balıkesir Valiliği tarafından düzenlenen ... tarihli ve ... sayılı işyeri açma ve çalışma ruhsatının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararda; davalı idare tarafından başvuru sahibince sunulan ilgili evrakların incelenmesi neticesinde, değerlendirmenin İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatına İlişkin Yönetmeliğin 23. maddesi gereğince yapılarak müdahil ... İnşaat Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti adına dava konusu ruhsatın düzenlediği, idarenin denetim ekiplerince 04/04/2019 tarihinde mahallinde yapılan denetim neticesinde halihazırda maden ruhsatı ve işletme izni mevcut, ÇED olumlu belgesine sahip, imar planı sınırları dahilinde kalmayan, yol geçiş iznine sahip olduğu belirtilmek suretiyle aynı günlü denetim ve inceleme tutanağının düzenlendiği, bu durumda, ilgili yasal düzenlemeler uyarınca maden sahalarında madencilik faaliyetlerinde bulunabilmek için işletme izninin alınması gerektiği, Maden Kanununun 7. ve 24. maddeleri uyarınca ÇED izni, mülkiyet izni, iş yeri açma ve çalışma ruhsatı ile alınması gerekli diğer izinlerin alınmasından itibaren işletme izninin verilmesi ile maden sahası faaliyete geçebileceğinden, iş yeri açma ve çalışma ruhsatı almanın maden sahasında faaliyete geçilmesinde bir koşul ve yükümlülük olduğu, anılan yükümlülük doğrultusunda müdahil şirket tarafından gayrisıhhi müessese ruhsat harcının yatırılması ile verilen dava konusu işyeri açma ve çalışma ruhsatında hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından; müdahile ait tesise işletme izni verilirken referans alınan çevresel etki değerlendirme kararlarının yargı yerinde iptal edildiği, ancak bu durumun ve 3573 sayılı Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerinin Aşılattırılması Hakkındaki Kanunun göz ardı edildiği, işyeri açma ve çalışma ruhsatının çevresel etki değerlendirme kararları yönünden dayanaksız olduğu, maden sahası etrafında zeytincilik yapıldığı, işletmeden ötürü meydana gelecek tozun başta zeytincilik olmak üzere tarım üzerinde olumsuz etkilerinin kaçınılmaz olduğu, ayrıca oluşacak gürültü kirliliği nedeniyle çevrenin zarar göreceği, söz konusu faaliyette kamu yararı bulunmadığı iddia edilerek, temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmüştür.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare ve davalı idare yanında müdahil tarafından; temyiz isteminin reddi ile temyize konu kararın onanması gerektiği savunulmuştur.

TETKİK HÂKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin reddine,
2. Temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın anılan İdare Mahkemesine gönderilmesine, 18/01/2024 tarihinde, oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.

(X) KARŞI OY :

Dava; Balıkesir İli, Havran İlçesi, ... ve ... Mahalleleri sınırlarında ... ruhsat numaralı sahada, 2,38 hektarlık çalışma alanlı kalker ocağı hakkında ... İnşaat Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. adına Balıkesir Valiliği tarafından düzenlenen ... tarihli ve ... sayılı işyeri açma ve çalışma ruhsatının iptali istemiyle açılmıştır.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının ''Sağlık hizmetleri ve çevrenin korunması'' başlıklı 56. maddesinde; herkesin, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahip olduğu ve çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemenin Devletin ve vatandaşların ödevi olduğu hükmüne yer verilmiştir.
3572 sayılı işyeri Açma ve Çalışma Ruhsatlarına Dair Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanunun 4. maddesinde, çalışma ruhsatı verilmesi için yapılacak beyan ve incelemelerde; a) İnsan sağlığına zarar vermemek, b) Çevre kirliliğine yol açmamak, c) Yangın, patlama, genel güvenlik, iş güvenliği, işçi sağlığı, trafik ve karayolları, imar, kat mülkiyeti ve doğanın korunması ile ilgili düzenlemelere aykırı davranmamak genel kriterlerine göre düzenlenecek yönetmeliği esas alacakları kuralı, 6. maddesinin 2. fıkrasında ise ruhsat verilmesini takiben yapılacak kontrol ve denetimlerde, 4 üncü maddede belirtilen yönetmelikte öngörülen kriterlere aykırı beyan ve durumun tespiti halinde; verilmiş olan ruhsat, ilgili mevzuattaki hükümler çerçevesinde yetkili merci veya mülkî idare amirince iptal edilerek işyeri kapatılır ve ilgililer hakkında ayrıca işlem yapılır hükmü bulunmaktadır.
10/08/2005 günlü, 25902 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatlarına İlişkin Yönetmeliğin; 21. maddesinin 2. fıkrasında; birinci sınıf gayrisıhhî müessese başvuru ve beyan formunda yer alan bilgiler esas alınarak bir ay içinde yapılan denetimlerde, beyan edilen hususlara aykırı bir durumun tespiti halinde ilgililer hakkında gerekli kanunî işlem yapılacağı, aykırılık ve noksanlıklar toplum ve çevre sağlığı açısından bir zarar doğurmuyorsa, tedbirlerin alınması ve noksanlıkların giderilmesi için bir yılı geçmemek üzere süre verileceği, verilen süre içinde aykırılık ve noksanlıklarını gidermeyen işletmelerin faaliyetinin söz konusu aykırılık ve noksanlıklar giderilinceye kadar durdurulacağı, aynı maddenin 3. fıkrasında ise; 'ruhsatın verilmesinden sonra yetkili idare tarafından yapılacak denetim sonucunda toplum ve çevre sağlığı açısından zararlı olan işletmelerin faaliyetinin, noksanlıklar ve aykırılıklar giderilinceye kadar derhal durdurulacağı'', 23. maddesinin 2. fıkrasında; Yetkili idarelerin, ikinci ve üçüncü sınıf gayrisıhhî müesseseler için yapılacak beyan ve incelemelerde; insan sağlığına zarar verilmemesi, çevre kirliliğine yol açılmaması, yangın, patlama, genel güvenlik, iş güvenliği, işçi sağlığı, trafik ve karayolları, imar, kat mülkiyeti ve doğanın korunması ile ilgili düzenlemeleri esas alacakları hükmü ile ''Denetim'' başlıklı 24. maddesinde Gayrisıhhî müesseselerin, çevre ve toplum sağlığı açısından yetkili idareler tarafından denetleneceği, yetkili idarenin en üst amiri veya görevlendireceği kişinin gerekli tedbirleri almak veya aldırmakla sorumlu olduğu hükmü yer almaktadır. Aynı Yönetmeliğin Örnek 7 kısmında ise, madencilik faaliyetleri için gayrısıhhi müesssese açma ruhsatı başvuru/beyan formu düzenlenmiş, formun not kısmında da, ÇED Olumlu kararı ve ÇED Raporu veya ÇED Gerekli Değildir kararı ve proje tanıtım dosyası ya da ÇED kapsamı dışındadır belgesi eklenir ifadesine yer verilmiştir.
2872 sayılı Çevre Kanununun 2. maddesinde; Çevresel etki değerlendirmesi: Gerçekleştirilmesi plânlanan projelerin çevreye olabilecek olumlu ve olumsuz etkilerinin belirlenmesinde, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin, seçilen yer ile teknoloji alternatiflerinin belirlenerek değerlendirilmesinde ve projelerin uygulanmasının izlenmesi ve kontrolünde sürdürülecek çalışmalar şeklinde tanımlanmıştır.
25/11/2014 tarih ve 29186 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren ve dava konusu işlem tarihinde yürürlükte bulunan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinin 4. maddesinde; ''Çevresel etki değerlendirmesi olumlu kararı: Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu hakkında Komisyon tarafından yapılan değerlendirmeler dikkate alınarak, projenin çevre üzerindeki muhtemel olumsuz etkilerinin, alınacak önlemler sonucu ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olduğunun belirlenmesi üzerine projenin gerçekleşmesinde çevre açısından sakınca görülmediğini belirten Bakanlık kararı olarak, Çevresel etki değerlendirmesi gereklidir kararı: Seçme Eleme Kriterlerine Tabi Projelerin çevresel etkilerinin incelenerek, çevresel etkilerinin daha detaylı incelenmesi amacıyla Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu hazırlanmasının gerektiğini belirten Bakanlık kararı olarak tanımlanmıştır. Aynı Yönetmeliğin 18. maddesinde ise; "(1) Bakanlık, "ÇED Olumlu" kararı veya "ÇED Gerekli Değildir" kararı verilen projelerle ilgili olarak, Nihai ÇED Raporu ve/veya “ÇED Gerekli Değildir” kararına esas Proje Tanıtım Dosyasında taahhüt edilen hususların yerine getirilip getirilmediğini izler ve kontrol eder.'' hükmü 19. maddesinde ise; (1) Bu Yönetmelik kapsamındaki projelerde; b) "ÇED Olumlu" kararı ya da "ÇED Gerekli Değildir" kararı verildikten sonra, proje sahibi tarafından nihai ÇED Raporu veya Proje Tanıtım Dosyasında taahhüt edilen hususlara uyulmadığının tespit edilmesi durumunda söz konusu taahhütlere uyulması için projeyle ilgili Bakanlıkça/Valilikçe bir defaya mahsus olmak üzere süre verilebilir. Bu süre sonunda taahhüt edilen hususlara uyulmaz ise yatırım durdurulur. Yükümlülükler yerine getirilmedikçe durdurma kararı kaldırılmaz. 2872 sayılı Çevre Kanununun ilgili hükümlerine göre işlem tesis edilir hükmü bulunmaktadır.
Çevresel Etki Değerlendirmesi, gerçekleştirilmek istenen ve çevre üzerinde önemli olumsuz etkileri olabilecek faaliyetler hakkında yetkili birimlerce onay verme ya da karar alma gibi herhangi bir işlem yapılmadan önce bunların çevresel etkilerinin araştırılarak önlenmesi amacına hizmet etmektedir. ÇED’in amacı, faaliyetlerin gelecekte yol açabileceği
olumsuz çevresel etkileri önceden hesaba katmak suretiyle, çevre hukukunun en temel ilkesi olan önleyiciliğin gerçekleştirilmesini temin etmek ve karar vericilere yatırım ya da projenin çevreye etkilerini göstererek onların doğru karar vermelerini sağlamaktır. Başka bir ifadeyle, ÇED’in temel amacı, faaliyetlerin olası olumsuz çevresel etkilerini ve olumsuz etkileri önleme yöntemlerini tespit etmek, bu tespitlere göre karar vericilerin yatırım konusunda doğru karar vermelerini sağlamaktır.
21/06/2005 günlü, 25852 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Madencilik Faaliyetleri İzin Yönetmeliğinin "Madencilik faaliyetlerinin yapıldığı yerlerde aranacak genel şartlar" başlıklı 77. maddesinde; bu Yönetmeliğin eki (Ek-1) sayılı Listede yer alan madencilik faaliyetleri için işyeri açma ve çalışma ruhsatı verilen maden üretim faaliyetleri ve/veya bu faaliyetlere dayalı olarak üretim yapılan tesislerin bulunduğu yerlerin, çevre kirliliğine neden olmamak ve insan sağlığına zarar vermemek için ilgili mevzuatta öngörülen hükümlere uymak zorunda olduğu ve yetkili idarelerin, işyeri açma ve çalışma ruhsatının verilmesinden sonra yapacakları denetimlerde bu hususların yerine getirilip getirilmediğini kontrol edecekleri hüküm altına alınmıştır.
Yönetmeliğin "Ruhsatlandırma işlemleri" başlıklı 82/A maddesinde; işyeri açma ve çalışma ruhsatının verilmesinden sonra yetkili idare tarafından yapılacak denetim sonucunda toplum ve çevre sağlığı açısından uygun çalışılmadığının tespiti halinde yapılacak işlemlerin Genel Müdürlüğe bildirileceği, Genel Müdürlükçe toplum ve çevre sağlığına aykırı olduğu tespit edilen madencilik faaliyetlerinin gerekli önlemler alınıncaya kadar durdurulacağı düzenlenmiş, 82/B maddesinde ise; Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği kapsamında alınmış karar, işyeri açma ve çalışma ruhsat müracaatı için gerekli belgeler arasında sayılmış, "Denetim" başlıklı 82/F maddesinde de; gayrisıhhî müesseseler kapsamındaki maden üretim faaliyetleri ve/veya bu faaliyetlere dayalı olarak üretim yapılan tesisleri, çevre ve toplum sağlığı açısından yetkili idareler tarafından denetleneceği, yapılacak denetim sonucunda toplum ve çevre sağlığı açısından uygun çalışılmadığının tespiti halinde yapılacak işlemlerin Genel Müdürlüğe bildirileceği, toplum ve çevre sağlığına aykırı olduğu tespit edilen madencilik faaliyetlerinin gerekli önlemler alınıncaya kadar durdurulacağı belirtilmiştir.
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinin değerlendirilmesinden; ÇED ile ilgili hükümlerin daha çok proje ve yatırım aşamasına ilişkin olduğu halde, işyeri açma ve çalışma ruhsatının ise daha çok faaliyet/işletme aşamasına ilişkin olduğu, değerlendirme kriterlerinin ve denetim sürecinin farklılık arz ettiği gibi uygulanacak yaptırımların da farklı olduğu, nitekim, ÇED Yönetmeliğinin 19. maddesinde ''yatırımın durdurulması'' söz konusu iken, Ruhsatla ilgili Yönetmeliğin 21. ve 23. maddelerinde ''faaliyetin durdurulması'' söz konusudur. ÇED sürecine ilişkin iddialarla ruhsat aşamasındaki (insan sağlığı ve çevreye olumsuz etkileri) inceleme ve iddiaların çakışması durumunda, daha önce ÇED ile ilgili gerekli iznin verilmesi ve bu iznin ruhsat başvurusu aşamasında mevcut
olmasının, ruhsatın denetim aşamasında sözkonusu iddiaların yeniden incelenmesine engel olmadığı, yukarıda yazılı Yönetmeliğin 21. ve 23. maddelerinde, ruhsat verilme aşamasının yanısıra ruhsat verildikten sonra işletme ve faaliyet aşamasında da denetimin devam edeceğinin açıkça belirtildiği (Kanunun 4. ve Yönetmeliğin 21. ve 23. maddelerinde belirtilen şartlara uygunluk yönünden), nitekim ÇED olumlu veya ÇED gerekli değildir kararı, proje sahibi tarafından bu konuda alınacak tedbir ve verilen taahhütlere ilişkin olup, idare tarafından kabul edilmesinin ise ''idari yönden kesinlik'' niteliği taşıdığı ancak yargısal bir değerlendirme yapılmaması ya da usul hükümlerine göre davanın reddedilmesi halinde ''hukuki kesinlikten'' söz edilemeyeceği, ÇED raporunun mevcut olmasının, işletme aşamasında ruhsat hukuku yönünden gerekli inceleme ve denetimin yapılmasına engel olamayacağı, nitekim, yukarıda alıntısı yapılan mevzuatta da ÇED Olumlu/ÇED Gerekli Değildir kararının mevcut olmasının, ruhsat mevzuatı yönünden gerekli inceleme ve denetimin yapılamayacağı yönünde herhangi bir hükmün mevcut olmadığı, ÇED sürecinin projenin çevre üzerindeki olumsuz etkilerine, ruhsatın denetim sürecinin ise, insan ve toplum sağlığı ile çevre kirliliğine yol açılmaması ve doğanın korunmasına ilişkin olduğundan uygulama ve denetimin de farklılık arz ettiği görülmektedir.
Davacı şirket tarafından aynı yerde yapılması planlanan projenin bir parçası olan kalker ocağı ve kırma eleme tesisi hakkında düzenlenen ... tarih ve ... sayılı ÇED Olumlu Kararına karşı açılan davada, ... İdare Mahkemesi tarafından verilen ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararda; dava konusu projenin mera alanında kaldığı, 4342 sayılı Mera Kanununda belirtilen alanların ise ülkemiz mevzuatı uyarınca korunması gerekli alanlar olarak belirlendiği, ocak sahasının bulunduğu mera alanının tahsis amacının değiştirilmesine dair herhangi bir kararın bulunmadığı, kaldı ki, nihai ÇED raporunda da, ocak sahasının mera alanında kaldığı hususuna hiç değinilmediği gibi, ÇED raporunun alınması halinde mera alanlarıyla ilgili izlenecek yolların ve alınacak tedbirlerin planlanmadığı, bu hususta bilgilendirme yapılmayarak planlanmasına imkan verilmediği gerekçesiyle iptaline karar verildiği, kararın temyiz edilmesi üzerine Danıştay Ondördüncü Dairesinin 22/04/2015 tarih ve E:2013/7468, K:2015/3192 sayılı kararıyla, söz konusu alanın mera olup olmadığı hususunda açıklık bulunmaması nedeniyle alanda kesin bir şekilde madencilik faaliyeti yapılamayacağından söz etmeye de olanak bulunmadığı, bununla birlikte; zeytinliklere sınır komşusu olan dava konusu kalker ocağı ve kırma-eleme tesisi işletme tesisinde zeytinliklere zarar vermeden, toz ve duman çıkarmayacak şekilde faaliyette bulunulmasının ise hayatın olağan akışına aykırı olduğu, bu nedenle, 3573 sayılı Kanun uyarınca zeytinlik sahalarına 3 km den daha kısa mesafede kurulması mümkün olmayan tesislerden olan kalker ocağı ve kırma-eleme tesisi işletme tesisi için verilen dava konusu çevresel etki değerlendirmesi olumlu kararında hukuka uyarlık bulunmadığından, İdare
Mahkemesince dava konusu işlemin iptali yolunda verilen kararda sonucu itibarıyla hukuki isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle onandığı, yine yanı yerde davacı şirket tarafından açılması planlanan kalker ocağı için verilen 04/11/2013 tarihli ÇED Gerekli Değildir Kararına karşı açılan davada, ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararda; işletme ruhsatına bağlanan madene ait işletme ruhsat sahasının 25 hektardan fazla olmasına karşın, bu ruhsata bağlı olarak yapılacak madencilik projesinin ilk etapta 25 hektardan daha küçük çalışma alanında gerçekleştirilmek suretiyle Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu hazırlanmaktan kaçınıldığı gerekçesiyle iptal kararı verildiği ve bu kararın temyiz edilmesi üzerine Danıştay Onuncu Dairesinin 06/07/2020 tarih ve E:2016/9452, K:2020/2625 sayılı kararıyla; zeytinliklere sınır komşusu olan dava konusu kalker ocağı ve kırma-eleme işletme tesisinde zeytinliklere zarar vermeden, toz ve duman çıkartmayacak şekilde faaliyette bulunulmasının hayatın olağan akışına aykırı olması yanında, çevreye etkisinin araştırılarak bu yönde geniş kapsamlı inceleme ve tespit yapılması gerektiği, bu nedenle, 3573 sayılı Kanun uyarınca zeytinlik sahalarına 3 km den daha kısa mesafede kurulması mümkün olmayan tesislerden olan kalker ocağı ve kırma-eleme tesisi işletme tesisi için verilen dava konusu çevresel etki değerlendirmesi gerekli değildir kararında hukuka uyarlık bulunmadığından, İdare Mahkemesince dava konusu işlemin iptali yolunda verilen kararda sonucu itibarıyla hukuki isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle onandığı, yine aynı yerde davacı şirket tarafından gerçekleştirilmesi planlanan kalker ocağı ve kırma eleme tesisi için düzenlenen ... tarih ve ... sayılı ÇED Olumlu Kararına karşı açılan davada, ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararda; proje yakınındaki zeytinlik, orman ve meyve bahçeleri ile arıcılığa zararı olacağı, ÇED Raporunda emisyon hesaplamalarında teorik değerlerin dikkate alınarak hesaplamalar yapıldığı, gerçek değerlere göre yapılacak hesaplamalarda ilgili mevzuatta belirtilen sınır değerlerin aşılacağı, ÇED raporunda hidrojeolojik (yer altı su kaynakları) etüt incelemesinin yeterli olmadığı, patlatma sırasında taş savrulmasına karşı kritik mesafelerde, yani yakın çevrede boşaltılma yapılması gerekebileceği, bunun için sadece çevre halkının uyarılmasıyla yetinilmemesi gerektiği, diğer yandan, titreşimlerin ve hava şokunun fiziki yapılar üzerinde hasar oluşturma sınır değerlerinin altında kalma bakımından kontrol altına alınması mümkünse de, titreşimlerin insanlar tarafından algılanması ve huzursuzluk oluşturmasının tamamen ortadan kaldırılamayacağı anlaşıldığından, dava konusu "ÇED Olumlu" kararında hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle iptaline karar verildiği ve bu kararın Danıştay Ondördüncü Dairesinin 27/04/2016 tarih ve E:2015/11377, K:2016/3401 sayılı kararıyla onandığı görülmüştür.
Somut olayda ise Balıkesir İli, Havran İlçesi, ... ve ... Mahalleleri sınırlarında ... ruhsat numaralı sahada, 2,38 hektarlık çalışma alanlı kalker ocağı hakkında 08/03/2012 tarihli ÇED Olumlu kararına dayanılarak dava konusu 08/03/2019 tarihli işyeri açma ve çalışma ruhsatının düzenlendiği, idare tarafından ruhsat mevzuatı kapsamında çevre ve insan sağlığı yönünden yeterli inceleme yapılmadan, sırf 08/03/2012 tarihli ÇED Olumlu kararı ayakta olduğu gerekçesi ile dava konusu işletmenin ruhsat hukuku yönünden denetim dışı bırakılması, çevre ve toplum sağlığı yönünden muhtemel tehdit ve tehlikenin varlığını sürdürmesine sebep olacaktır.
Maden GSM ruhsatının, 3572 sayılı Kanunun 4. ve İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatlarına ilişkin Yönetmeliğin 21. ve 23. maddelerinde belirtilen kriterlere uygun olarak verilip verilmediği ve işletmenin ruhsata uygun olarak işletilip işletilmediğinin belirtilen mevzuat çerçevesinde her zaman ve sürekli denetime tabi olduğu, İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatlarına İlişkin Yönetmeliğin 17. maddesinde, maden üretim faaliyetleri ile bu faaliyetlere bağlı geçici tesislere dayalı olarak üretim yapmak isteyen gerçek veya tüzel kişilerin Örnek 7’de yer alan formu doldurarak il özel idaresine başvuracak olması ve başvurularda bu formda yer alanlar dışında başka bir bilgi ve belge istenilmeyeceğinin belirtilmiş olması ve ÇED olumlu kararının mevcut olması, işyeri açma ve çalışma ruhsatının verilmesi aşamasına ilişkin olup, işletme ve faaaliyet aşamasında ruhsat hukuku yönünden gerekli inceleme ve denetimin yapılmasına engel olamayacağı, aksi düşünce, ÇED kararına karşı dava açılmaması ya da usul hükümlerine göre reddedilmesi durumunda, keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu hazırlanan bilirkişi raporuna göre eksiklik ve olumsuzluklar sebebiyle ÇED kararının hukuka aykırılığının tespiti halinde dahi ÇED Olumlu ya da Gerekli Değildir kararının ayakta olduğu gerekçesiyle ruhsat iptaline karşı açılan davaların reddedilmesi, ruhsat iptaline ilişkin davalarda gerekli yargısal denetimin yapılamaması sonucunu doğuracaktır.
Dava konusu işyeri açma ve çalışma ruhsatına dayanak alınan 08/03/2012 tarihli ÇED Olumlu kararına karşı açılan davalar süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmesi nedeniyle, projenin çevreye olan etkileri halen yargı yoluyla denetlenmemiştir.
Bu durumda; davalı idare tarafından dava konusu işyeri açma ve çalışma ruhsatı düzenlenirken, işyerinin çevre kirliliğine yol açıp açmadığı yolunda inceleme ve değerlendirme yapılmaksızın, 08/03/2012 tarihli ÇED Olumlu kararının dayanak alındığı, 2012 yılından bu yana geçen zaman ve değişen çevre koşulları ve aynı yerde davacı şirket tarafından yapılması planlanan projelere ilişkin verilen ÇED kararlarının iptal edilmesi de dikkate alınarak, projenin çevreye olan etkileri konusunda yeniden bir inceleme ve değerlendirme yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, bu konuda yeterli inceleme ve araştırma yapılmadan tesis edildiği anlaşılan işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varıldığından, uyuşmazlığın çözümü için aynı bölgede yapılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen raporlar ile dava dilekçesindeki iddialar dikkate alınmak suretiyle, başta 3573 sayılı Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerin Aşılattırılması Hakkında Kanun kapsamında söz konusu faaliyetin, zeytinliklerin vegatatif ve generatif gelişmesine mani olacak kimyevi atık bırakıp bırakmaması, toz ve duman çıkarıp çıkarmaması, çevre üzerindeki muhtemel olumsuz etkilerinin, alınacak önlemler sonucu ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olup olmadığının ve dava dilekçesinde belirtilen diğer iddiaların yerinde olup olmadığının belirlenmesi için yerinde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırıldıktan sonra karar verilmesi gerektiğinden, bu inceleme yapılmadan davanın reddi yolunda verilen mahkeme kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki kararın bozulması gerektiği oyuyla çoğunluk kararına katılmıyorum.