Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2023/13715 E. , 2024/799 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2023/13715
Karar No : 2024/799
TEMYİZ EDENLER:
1- (DAVALI) … Valiliği
VEKİLİ: Av. …
2- (DAVALI YANINDA MÜDAHİL) … Geri Dönüşüm ve Metal Sanayi Ticaret Ltd. Şti.
VEKİLİ: Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI): …
VEKİLİ: Av. …
İSTEMİN KONUSU: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Kırklareli İli, Merkez İlçesi, … Mevkii, … , ... Bulvar, No:… … Ada, … Parselde … Geri Dönüşüm ve Metal San. Tic. Ltd. Şti. tarafından yapılması planlanan, "Hurda Metal İşleme ve İşlenmiş Hurda Metalden Alüminyum Külçe Üretimi Projesi" ile ilgili olarak Kırklareli Valiliğince tesis edilen … tarihli, … sayılı "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: İdare Mahkemesince verilen kararda; çevre mühendisi, orman mühendisi, ziraat mühendisi, jeoloji mühendisi, meteoroloji mühendisi, metalurji mühendisi ve tıp doktorundan (halk sağlığı uzmanı) oluşan bilirkişi heyeti ile yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi neticesinde hazırlanan bilirkişi raporu ile dosyada yer alan bilgi ve belgelerin değerlendirilmesinden; dava konusu alanın mera sınırları içerisinde kaldığı, alanın keçi otlatmasında kullanıldığı, ancak alanın traşlandığı, proje tanıtım dosyasında, projenin, sınır ve çevresindeki tarım alanlarına etkisinin yeterli olarak irdelenmediği, (baca gazı, sızan sular vs bakımından), radyasyon oranının fazla çıkması durumunda ne yapılacağı hususunda proje tanıtım dosyasında yeterli bilgi olmadığı, alüminyum içeren tozların solunması durumunda sinir sisteminin olumsuz etkilendiği, projeye konu tesislerden kaynaklanan atıkların (baca tozu, duman, atık) uzun vadede sağlık sorunlarına yol açabileceği, (özellikle akciğer ve böbrek yetmezliği olan hastalarda) projede atıklarla ilgili önlem alınacağı belirtilse de tesiste buna yönelik planlama veya altyapının bulunmadığı, bu açılardan detaylı bir ÇED raporunun hazırlanması gerektiği anlaşıldığından, dava konusu Kırklareli Valiliği Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü'nün 28/11/2022 tarihli … Geri Dönüşüm ve Metal San. Tic. Ltd. Şti.tarafından yapılması planlanan "Hurda Metal İşleme ve İşlenmiş Hurda Metalden Alüminyum Külçe Üretimi Projesi" ile ilgili olarak "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" kararında hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davalı idare tarafından; bilirkişi raporunda proje alanının orman ve mera alanında kaldığı, tarım ve hayvancılık yapılan alanın korunması gerektiğinin belirtildiği, ancak Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının … tarihli, … sayılı ve 04/11/2021 tarihli yazılarında Kırklarleli Organize Sanayi Bölgesi yer seçimi kesinleşme yazısının bulunduğu, OSB'nin yer seçimine esas olmak üzere ilgili kurumların görüşlerinin alındığı, yer seçimi kesinleşen alanın artık bir sanayi alanı olduğu, alanın sanayi alanı olmadığı iddia ediliyor ise OSB'nin yer seçimi ile ilgili ayrı bir dava açmaları gerektiği, proje alanıyla ilgili, yer seçimi yapılması aşamasında Tarım ve Orman Bakanlığının olumlu görüşünün alındığı, seçilen yerin artık bir tarım alanı olmadığı, kesinleşen karara göre bir sanayi alanı olduğu, tarım alanı vasfının olmadığı, tesis, sanayi alanında kurulduğu için Kırklareli OSB Müdürlüğünün görüşünün alındığı, bilirkişi raporunda, projenin çevre mühendisliği bilimi açısından çevresel etkilerine ilişkin yapılan değerlendirmede PTD'de öngörülen çevresel etkilerin ve buna bağlı olarak oluşacak risklere karşı alınacak önlemlerin yeterli olduğu, risklerin bilimsel esaslara göre kabul edilebilir sınırlar dahilinde olduğu, bir sanayi tesisinin OSB'de kurulmasının plan notları açısından yeterli olduğu değerlendirmesinin yapıldığı, hidroloji/hidrojeoloji mühendisliği yönünden yapılan değerlendirmede yüzey suları ve yeraltı suları açısından, projenin kirletici etkisinin bulunmadığı değerlendirmesinde bulunulduğu, meteoroloji mühendisliği açısından yapılan değerlendirmede; kurulması planlanan tesiste bacalarda torbalı filtre sistemi kurulacağından ve endüstriyel nitelikli atıksu oluşmayacağından ve oluşacak evsel nitelikli atıksuların OSB kanalizasyon sistemine verileceğinden atıksuyun toprak ve yeraltı suyuna doğrudan etkisinin bulunmadığı, projenin teknik yönden uygun olduğu değerlendirmesinde bulunulduğu, projenin halk sağlığına etkisi bakımından İl Sağlık Müdürlüğünün uygun görüşünün alındığı, PTD'de öngörülen çevresel etkilerin ve alınacak önlemlerin yeterli olduğu, risklerin bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeyde olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Cevap verilmemiştir.
TETKİK HÂKİMİ: …
DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin kabulü ile Dairemiz kararında belirtilen gerekçe ile İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Üye …'in 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun "İvedi yargılama usulü" başlıklı 20/A maddesinin (i) bendi uyarınca Dairemizce keşif ve bilirkişi incelemesinin yapılması ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiği yolundaki usule ilişkin azlık oyuna karşın, Mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesinin yeterli olmaması nedeniyle maddi olayın yeterince açıklığa kavuşturulmadığı kanaatine varıldığından, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, davalı yanında davaya katılma isteminde bulunan … Geri Dönüşüm ve Metal Sanayi Ticaret Ltd. Şti.'nin davanın sonucundan etkileneceği anlaşıldığından, adı geçenin davalı yanında müdahale isteminin kabulüne karar verilerek işin esasına geçildi, gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY:
Kırklareli İli, Merkez İlçesi, … Mevkii …Bölgesi ... Bulvar No:… adresinde, tapunun … pafta, … ada, … parsel numarasında kayıtlı 5.287 m2 kapalı olmak üzere toplam 10.005,49 m2 alanda, … Geri Dönüşüm ve Metal San. Tic. Ltd. Şti. tarafından “Hurda Metal İşleme ve İşlenmiş Hurda Metalden Alüminyum Külçe Üretimi” faaliyeti yapılması planlanmış, planlanan faaliyetin 29/07/2022 tarihli ve 31907 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren ÇED Yönetmeliğinin EK-II Listesinde; Madde 8) Metal endüstrisi (1000 ton/yıl ve üzeri); b) Demir ve/veya çeliğin ergitildiği ve dökümünün yapıldığı tesisler (hurda dâhil), c) Demir dışı metallerin ergitildiği ve dökümünün yapıldığı tesisler (hurda dâhil), Madde 5) Atık Geri Kazanım ve/veya Bertaraf Tesisleri (hafriyat toprağı hariç olmak üzere); b) Tehlikeli, tehlikesiz ve/veya özel işleme tabi atıkların fiziksel yöntemlerle geri kazanıldığı tesisler (Ömrünü tamamlamış lastiklerin, kabloların kırma ve parçalama işlemleri, tehlikesiz atık niteliğinde olan metal, kâğıt, plastik, tekstil, cam, ahşap atıkları toplama, ayırma, kesme, parçalama, öğütme ve granül elde etme işlemleri ile solar kurutma işlemleri hariç) girdiği belirtilen, Proje Tanıtım Dosyası hazırlanan proje için Kırklareli Valiliği tarafından … tarihli, … sayılı "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" Kararının alındığı, bu kararın iptali istemiyle de bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
İLGİLİ MEVZUAT:
2872 sayılı Çevre Kanununun 2. maddesinde; "Çevresel Etki Değerlendirmesi: Gerçekleştirilmesi plânlanan projelerin çevreye olabilecek olumlu ve olumsuz etkilerinin belirlenmesinde, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin, seçilen yer ile teknoloji alternatiflerinin belirlenerek değerlendirilmesinde ve projelerin uygulanmasının izlenmesi ve kontrolünde sürdürülecek çalışmaları... ifade eder.'' hükmüne; 10. maddesinde, "Gerçekleştirmeyi plânladıkları faaliyetleri sonucu çevre sorunlarına yol açabilecek kurum, kuruluş ve işletmeler, Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu veya proje tanıtım dosyası hazırlamakla yükümlüdürler. Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı veya Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir Kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili onay, izin, teşvik, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez; proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez. Çevresel Etki Değerlendirmesine tâbi projeler ve Stratejik Çevresel Değerlendirmeye tâbi plân ve programlar ve konuya ilişkin usûl ve esaslar Bakanlıkça çıkarılacak yönetmeliklerle belirlenir." hükmüne yer verilmiştir.
25/11/2014 tarihli, 29186 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren ve dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinin 4. maddesinde; "Çevresel etki değerlendirmesi gerekli değildir kararı: Seçme Eleme Kriterlerine Tabi Projeler hakkında yapılan değerlendirmeler dikkate alınarak, projenin çevre üzerindeki olumsuz etkilerinin, alınacak önlemler sonucu ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olduğunun belirlenmesi üzerine projenin gerçekleşmesinde çevre açısından sakınca görülmediğini belirten Bakanlık kararı olarak, Etki alanı: Gerçekleştirilmesi planlanan bir projenin işletme öncesi, işletilmesi ve işletme sonrasında etkilediği alanı olarak tanımlanmıştır. Aynı yönetmeliğin 6. maddesinde, "(1) Bu Yönetmelik kapsamındaki bir projeyi gerçekleştirmeyi planlayan gerçek veya tüzel kişiler; Çevresel Etki Değerlendirmesine tabi projeleri için; ÇED Başvuru Dosyasını, ÇED Raporunu, Seçme Eleme Kriterleri uygulanacak projeler için ise Proje Tanıtım Dosyasını, Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlara hazırlatmak, ilgili makama sunulmasını sağlamak ve proje kapsamında verdikleri taahhütlere uymakla yükümlüdürler. (2) Kamu kurum/kuruluşları, bu Yönetmelik hükümlerinin yerine getirilmesi sürecinde proje sahiplerinin veya Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşların isteyeceği konuya ilişkin her türlü bilgi, doküman ve görüşü vermekle yükümlüdürler. (3) Bu Yönetmeliğe tabi projeler için "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararı veya "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili teşvik, onay, izin, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez, proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez. (4) Bu Yönetmelik hükümlerine göre karar tesis edilmeden önce, projenin gerçekleştirilmesinin mevzuat bakımından uygun olmadığının tespiti halinde, aşamasına bakılmaksızın süreç sonlandırılır." kuralı yer almaktadır.
Yönetmeliğin EK-IV bölümünde Proje Tanıtım Dosyasının Hazırlanmasında Esas Alınacak Seçme Eleme Kriterleri belirtilmiş, 1. Projenin Özellikleri kısmında: a) Projenin ve yerin alternatiflerinin (proje teknolojisinin ve proje alanının seçilme nedenlerinin), b) Projenin iş akım şemasının, kapasitesinin, kapladığı alanın, teknolojisinin, çalışacak personel sayısının, c) Doğal kaynakların kullanımının (arazi kullanımı, su kullanımı, kullanılan enerji türü vb.), ç) Atık miktarının (katı, sıvı, gaz ve benzeri) ve atıkların kimyasal, fiziksel ve biyolojik özelliklerinin, d) Kullanılan teknoloji ve malzemelerden kaynaklanabilecek kaza riskinin, 2. Proje Yeri ve Etki Alanının Mevcut Çevresel Özellikleri kısmında: a) Mevcut Arazi Kullanımı ve kalitesi (tarım alanı, orman alanı, planlı alan, su yüzeyi ve benzeri), Ek-V’deki Duyarlı Yöreler Listesi dikkate alınarak korunması gereken alanlar, 3. kısmında; Projenin İnşaat ve İşletme Aşamasında Çevresel Etkileri ve Alınacak Önlemler ile Notlar ve Kaynakların, Ekler kısmında ise: 1- Proje için seçilen yerin koordinatlarının, 2- Proje alanı ve yakın çevresinin mevcut arazi kullanımını değerlendirmek için; yerleşim alanlarının, ulaşım ağlarının, enerji nakil hatlarının, mevcut tesislerin ve ek-5'de yer alan Duyarlı Yöreler Listesinde belirtilen diğer alanların (proje alanı ve yakın çevresinde bulunması halinde) yerlerine ilişkin verileri gösterir bilgiler 1/25.000 ölçekli halihazır harita (çevre düzeni planı, nazım, uygulama imar planı, vaziyet planı veya plan değişikliği teklifleri, topografik harita) üzerine işlenerek kısaca açıklanmasının, jeoloji haritasının ve depremselliğin belirtilmesi gerektiği şeklinde düzenlemelere yer verilmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesinin atıf yaptığı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu yerine çıkarılan ve 01/10/2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun "Bilirkişi Raporuna İtiraz" başlıklı 281. maddesinde; (1) Taraflar, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilirler. (2) Mahkeme, bilirkişi raporundaki eksiklik yahut belirsizliğin tamamlanması veya açıklığa kavuşturulmasını sağlamak için, bilirkişiden, yeni sorular düzenlemek suretiyle ek rapor alabileceği gibi, tayin edeceği duruşmada, sözlü olarak açıklamalarda bulunmasını da kendiliğinden isteyebilir." hükmüne ve yine 31. maddenin atıf yaptığı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 66. maddesinde, "Üçüncü kişi, davayı kazanmasında hukuki yararı bulunan taraf yanında ve ona yardımcı olmak amacıyla, tahkikat sona erinceye kadar, fer'i müdahil olarak davada yer alabilir." hükmü yer almış; "Fer’î müdahilin durumu" başlıklı 68. maddesinde ise, müdahale talebinin kabulü halinde müdahilin, davayı ancak bulunduğu noktadan itibaren takip edebileceği; müdahilin, yanında katıldığı tarafın yararına olan iddia veya savunma vasıtalarını ileri sürebileceği; onun işlem ve açıklamalarına aykırı olmayan her türlü usul işlemlerini yapabileceği hükmüne yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
ÇED süreci sonunda verilecek kararların yargısal denetimi yapılırken, seçilecek bilirkişiler arasında bir çevre mühendisinin bulunması, diğer bilirkişilerin ise projenin bulunduğu çevrenin özelliklerine göre ve proje tanıtım dosyası ve ÇED raporunu hazırlayan kişilerin uzmanlık alanları da dikkate alınmak suretiyle belirlenmesi önemli bir gereklilik olmakla birlikte; böyle bir heyet tarafından hazırlanacak bilirkişi raporunun, dava konusu proje kapsamında öngörülen faaliyetin çevresel etkilerinin ve bu etkilerin minimize edilmesi için Proje Tanıtım Dosyası ya da ÇED Raporu içinde yer verilen önlemlerin yeterli olup olmadığının tespit edilerek değerlendirilmesi açısından, tarafları tatmin edici düzeyde hazırlanmasının da önemli bir gereklilik olduğu açıktır. Belirtilen hususların sağlanması, adil bir yargılama yapılması açısından önem arz etmektedir.
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinin değerlendirilmesinden, bilirkişi raporunda eksiklik veya belirsizlik arz edilen hususların varlığı durumunda, Mahkemece bu hususların, bilirkişiye tamamlattırılması ya da belirsiz olan hususların açıklattırılması veya yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırılabileceği sonucuna varılmaktadır.
Dosyanın incelenmesinden; Mahkeme kararına dayanak alınan bilirkişi raporunda, Çevre Mühendisliği yönünden yapılan değerlendirmede; tesiste 2 adet 15 tonluk döner fırın, 1 adet 10 tonluk döner fırın, 1 adet 15 tonluk Reverber fırın ve 1 adet 10 tonluk Reverber fırın olmak üzere 5 adet fırın ile üretimin gerçekleştirilmesinin planlandığı, planlanan aşamada hurda metalden alüminyum külçe üretim kapasi 9.450 ton/yıl olmasının öngörüldüğü, Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği çerçevesinde söz konusu “Hurda Metal İşleme ve İşlenmiş Hurda Metalden Alüminyum Külçe Üretimi” tesisinin EK-2 Listesi 5. maddesi b bendi ve 8. maddesi b, c bendi kapsamında, çevresel etkileri ön inceleme ve değerlendirmeye tabi proje olduğu, bu itibarla projeye dair Proje Tanıtım Dosyası hazırlandığı, Kırklareli OSB, İl Sağlık Müdürlüğü ve TEİAŞ'ın olumlu görüşleri ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğünce incelenip “Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir” Kararı verildiği, Çevre Kanunu ve Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği kapsamında format, usul ve ÇED sürecinin işletilmesi açısından mevzuata uygun olduğu, Trakya Alt Bölgesi Ergene Havzası 1/100.000 ölçekli Revizyon Çevre Düzeni Plan Hükümlerinin “2.11.3.8. Organize Sanayi Bölgeleri (OSB)” başlığı altında, “a. Bu alanlarda 4562 sayılı Organize Sanayi Bölgeleri Kanunu ve ilgili yönetmelik hükümleri geçerlidir. b. Mevcut dağınık ve düzensiz sanayi alanlarının ortak denetim ve yönetim mekanizmasına kavuşturulması ve çevreye olumsuz etkilerinin minimize edilmesi amacıyla OSB alanları oluşturulabilir. c. Bu alanların yapılanma koşulları ve konumları alt ölçekli planlarda belirlenecektir.” hükmü, Kırklareli İli 1/25.000 ölçekli ÇDP Plan Hükümlerinin “3.3.2.5. Organize Sanayi Bölgesi” başlığı altında, a) Bu alanlarda 4562 sayılı Organize Sanayi Bölgeleri Kanunu ve ilgili yönetmelik hükümleri geçerlidir. b) OSB alanlarında yer alacak sanayi tesisleri, nehir ve dere yataklarına meskün alanlarda 30 m'den, gelişme alanlarında 50 m'den, içme ve kullanma suyu amaçlı kuyu ve membalara 50 m'den fazla yaklaşamaz.” hükmünün yer aldığı, Organize Sanayi Bölgesi'nin yer seçimi yapılmış ve kesinleşmiş olması ve oluşturulan Organize Sanayi Bölgesinin Yönetimi'nin uygunluk görüşü vermesi bir sanayi tesisinin OSB'de kurulması için plan notları açısından yeterli olduğu, Hurda Metal İşleme ve İşlenmiş Hurda Metalden Alüminyum Külçe Üretimi tesisine dair; çevresel etkiler ve alınacak önlemler yönünden ise; Hurda Metalden Alüminyum Külçe Üretimi tesislerinin görece yoğun atık oluşturan tesisler olmadığı, aksine zaten atıkları yeniden işleyip mamul haline getiren tesisler olduğu, prosesinde su kullanımı bulunmadığı, çalıştırılması planlanan 5 işçiden kaynaklı 1,12m3/gün su ihtiyacı ve atık su oluşumu için OSB'nin altyapısının kullanılacağının taahhüt edildiği, proseste bulunan 2 temel atığın cüruflar ve emisyon olduğu, üretim atığı olarak bakanlık tarafından lisans verilmiş firmalara verilerek bertarafının sağlanacağı, tesisten kaynaklanan ana atıklar; cüruflar ve emisyon için alınması taahhüt edilen önlemlerin bilimsel esaslar ve meri mevzuat çerçevesinde yeterli olduğu, faaliyet alanı en yakın yerleşim yerinin Üsküpdere Köyü'ndeki evler olduğu, en yakın meskenin 1,15 km mesafede yer aldığı, proje alanına en yakın okulun 7 km uzaklıktaki Üsküp Atatürk İlköğretim Okulu, en yakın caminin 1,55 km uzaklıkta, en yakın hastane 1,20 km uzaklıktaki olduğu, Çevre Mühendisliği açısından sonuç olarak; yatırımın planlandığı alanın Kırklareli Organize Sanayi Bölgesi Sınırları dâhilinde yer aldığı, Organize Sanayi Bölgesi'nin alanının yer seçiminin Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın, İl Sağlık Müdürlüğü'nün, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'nın, Enerji Tabii Kaynaklar Bakanlığı'nın, Karayolları Genel Müdürlüğü'nün, Milli Savunma Bakanlığı'nın, İl Tarım Orman Müdürlüğü'nün, Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü'nün, Kırklareli İl Özel İdaresi'nin oy birliği ile uygun görüldüğü, … tarih ve … Sayılı Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının yer seçimi kesinleşme yazısı ile OSB alanı olarak kesinleştiği, tüm kurumların olumlu görüşleri ile Organize Sanayi Bölgesi İlan edilen alanın orman alanı olmadığı, tarım alanı olmadığı, mera alanı olmadığı, kültür alanı olmadığı, bir sanayi alanı olduğu, sanayi alanı olmadığı iddia ediliyor ise “OSB Yer Seçimi Kararının İptali”nin ayrı bir dava konusu olması gerektiğinin düşünüldüğü, sanayi tesislerinin kurulması için atıksu arıtma tesisi, elektrik, su, yol vb. tüm ihtiyaçlar sanayi tesislerinin kurulması için planlandığı, sanayi tesislerinin kurulması için planlanıp yeri seçilen, alt yapısı sanayi tesisleri için hazırlanan bir alana sanayi tesisi kurulmasından daha normal bir durum olmadığı, proje tanıtım dosyasında öngörülen çevresel etkilerin ve buna bağlı olarak oluşacak risklere karşı alınacak önlemlerin yeterli olduğu, risklerin bilimsel esaslara göre kabul edilebilir sınırlarda olduğu, söz konusu planlanan tesisin kurulacağı alanın Çevre Düzeni Planları açısından uygun olduğu, dava konusu Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir Kararı'nın 2782 Sayılı Çevre Kanunu, Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği, 4562 sayılı Organize Sanayi Bölgeleri Kanunu, Organize Sanayi Bölgeleri Yer Seçimi Yönetmeliği, Organize Sanayi Bölgeleri Uygulama Yönetmeliği, 1/100.000 ölçekli ve 1/25.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı kapsamında yerinde olduğu görüş ve kanaatinde oldukları; Orman Mühendisliği yönünden yapılan değerlendirmede; dava konusu alanın, orman işletmeciliği açısından Kırklareli Orman İşletme Şefliğinin 526 nolu bölmesi içinde, kesinleşmiş orman sınırlarının (ÇfMa) dışında, mera olarak sınıflandırılmış Me-5 parseli içinde yer aldığı, dava dilekçesinde de bu alanın karaçalı ile kaplı olduğu, keçi otlatmasında kullanıldığının ifade edildiği, keşif sırasında parselin bitki örtüsünün tıraşlanmış ve tesviye edilmiş olduğunun belirlendiği, son yıllardaki yanlış arazi kullanımı nedeniyle tarım ve hayvancılık yapılacak alanların sürekli azaldığı, "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" kararının Orman Mühendisliği açısından uygun olmadığı kanaatine ulaşıldığının belirtildiği, Ziraat Mühendisliği yönünden yapılan değerlendirmede; söz konusu proje alanının parsel sorgu uygulamasına göre arsa niteliğinde olduğu, keşif günü söz konusu parselin tesviye amacı ile kazıldığının görüldüğü, parselin bitişinde çiftçilerin mera olarak kullandıklarını iddia ettikleri seyrek ağaçlardan oluşan bir arazinin mevcut olduğu, keşif günü, tarım arazilerinin ekili olduğunun görüldüğü, Proje Tanıtım Dosyası'nda sadece proje alanı topraklarının değerlendirmeye alındığı, proje alanına sınır olan ve çevresini oluşturan tarım alanları hakkında herhangi bir bilgi verilmediği, projenin bu tarım alanlarına olası olumsuz etkilerinin irdelenmediği, bir sanayi tesisinin çevresindeki arazilere baca gazları, sızan sular vb. nedenlerle az da olsa zarar vermesinin mümkün olduğu, üstelik bu alanların tarım alanı olarak kullanıldığı, ülkemizde faaliyet gösteren bazı OSB'lerin kasıtlı ya da kasıtsız, kaza ya da ihmal gibi çeşitli nedenlerle çevre kirliliğine neden olabildiği, dosya üzerinde yapılan incelemeler ve mahallinde yapılan keşif dikkate alınarak yapılan değerlendirmeler sonucunda; Kırklareli ve özellikle proje alanına yakın köylerde nüfusun büyük bir kısmı geçimini çiftçilikle sağladığı, bu nedenle tarım alanlarına tehdit oluşturacak her türlü faaliyetin dikkatle ele alınması gerektiği, bu projenin bölgede çiftçilere ve tarımsal yapıya zarar vermesinin olasılık dahilinde olduğu, proje alanının çevresinde muhtemelen I. ve II. sınıf (üstelik Üsküp Deresi nedeni ile sulanabilecek) tarım toprakları bulunduğu, Proje Tanıtım Dosyasında bu alanlarla ilgili bilgi ve projenin bu alanlara etkisi hakkında herhangi bir değerlendirme bulunmadığı, bu projenin olası etkileri hakkında Tarım ve Orman Bakanlığının da görüşünün alınmadığı, bu sebepler doğrultusunda; yapılması planlanan "Hurda Metal İşleme ve İşlenmiş Hurda Metalden Alüminyum Külçe Üretimi Projesi" ile ilgili olarak tesis edilen" Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" kararının Ziraat Mühendisliği açısından uygun olmadığı kanaatine varıldığı, Jeoloji-Hidrojeoloji Mühendisliği yönünden yapılan değerlendirmede; kurulacak olan sanayinin su tüketimli bir üretim olmayacağı, sadece insani amaçlı evsel su kullanılacağı, bu suyun da OSB Yönetimince tahditli olarak verileceği, akabinde oluşacak olan atık suyun ise yine OSB arıtmasına verileceğinin belirtildiği, sanayinin toplam oturum alanının yaklaşık 10.000 m2 olduğu, dava konusu işletmenin kurulan alanın Kent Konseyince de belirtildiği şekli ile yüzey ve yeraltı sularının beslenme alanında olması ile beslenmenin olmayacağı anlamı taşımadığı, yüzey suları ve yeraltı suları açısından kirletici bir sanayi kolu olmadığı kanısı oluştuğu, su toplama havzalarında kullanma, tarımsal ve sanayi amaçlı su ihtiyacı koruma-kullanma dengesini düzenleyen “Entegre Havza Yönetim Modeli”nin oluşturulması, içme suyu havzalarındaki yerleşmelerin atık sularının, doğrudan su kaynaklarına ulaşmasını
engellemek üzere, atık su toplama ve arıtma sistemlerinin gerektiğinde yenilenmesi ve kuşaklama drenajının yapılması, içme suyu havzalarını besleyen derelerin mutlak koruma kuşaklarının yapılaşmalardan arındırılması, içme suyu havzalarının orta ve uzun mesafe kuşaklarındaki yapılaşmaların rehabilite edilmesi gibi önlemlerin OSB yönetimlerince alınabileceğinin düşünüldüğü, Metalurji Mühendisliği yönünden yapılan değerlendirme; tesiste, hurda metalden alüminyum külçe üretim kapasitesinin 99.450 ton/yıl olacağının belirtildiği, hammaddeler olan tehlikesiz metal hurda (demir, demir dışı metal, talaş vb.) bir radyasyon taramasına tabi tutulduktan sonra tesise kabulleri gerçekleşeceğinden, radyasyon oranlarının yüksek çıkması durumunda proje tanınım dosyasında bir değerlendirmede bulunulmamış ve denetlemelerin nasıl yapılacağının açıkça belirtilmediği, tesis kullanıma geçtiği zaman bir üretim atığı olacağı, bu atıkların baca gazlarından havaya karışabileceği ve cürufların depolanması ile ilgili çevresel etki/teknik hususlarında bir değerlendirmede bulunulmadığı, bu sebepler doğrultusunda; dava konusu "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" kararının Metalurji ve Malzeme Mühendisliği açısından uygun olmadığı kanaatine varıldığının belirtildiği, Meteoroloji Mühendisliği yönünden yapılan değerlendirmede; raporda yer verilen tablo ve grafiklerde bölgenin yağışlı ve rüzgârlı geçtiğinin görüldüğü, bu durumun, toz, partikül madde ve kimyasal maddelerin havadan taşınımına emisyonların yayılımına atıksuların ise toprağa ve yeraltı sularına karışımına sebep olabileceğinin aşikar olduğu, ancak tesise kabulü yapılan tehlikesiz atıkların (hurda metal) kırıcıda kırılarak ve pres makinesinde preslenerek sevkiyatının yapılacağı ve proseste yıkama suyu kullanılmayacağının beyan edildiği, "Tehlikesiz Atık Geri Kazanımı (Hurda Metal İşleme)" faaliyetinin 25.11.2014 tarih 29186 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan ÇED Yönetmeliğinin EK-I, EK-2 Listelerinde bulunmaması nedeniyle, anılan Yönetmelik kapsamı dışında değerlendirilmesinin gerektiği, proseste ihtiyaç duyulan ısıl işlem için ergitme fırınlarında doğalgaz kullanılması, alet ve cihazların çalıştırılmasında ise elektrik enerjisi kullanılmasının planlandığı, dolayısıyla proseste doğalgazdan kaynaklı emisyon oluşacağı, tesiste 5 adet fırın brülör bacası, 1 adet fırın havalandırma bacası olmak üzere 6 adet bacası olduğunun belirtildiği, tesiste baca emisyon azaltımı için havalandırma bacasında torbalı filtre sistemi kullanılmasının öngörüldüğü, bu sistemlerin kullanılması halinde hava kirleticiler için meteorolojinin doğrudan etkisinin yok denecek kadar az seviyede olduğu, yapılması planlanan faaliyet kapsamında tesiste endüstriyel nitelikli su kullanılmayacağının planlandığı, evsel nitelikli atıksuların ise seyyar wc/lavabo konteynerleri gibi, OSB kanalizasyonuna bağlantı yapılarak kanalizasyona verileceğinin tanıtım dosyasında belirtildiği, bu nedenle yağan yağışlarla atıksu kirleticilerinin toprak veya yeraltı sularına karışımına doğrudan etkisinin bulunmadığı, Kümülatif Değerlendirme açısından; "Hurda Metal İşleme ve İşlenmiş Hurda Metalden Alüminyum Külçe Üretimi Projesi" kümülatif olarak değerlendirilse bile mevcut Mevcut Proje Tanıtım Dosyası projesinin uygulanması halinde meteorolojinin, hava ve su kirliliğine herhangi bir etkisinin olmayacağı, bu nedenle işletme aşamasında, alıcı ortama kesinlikle kirli su bırakılmaması gerektiği, hava kirliliğine sebep olabilecek kirleticiler içinse iyi bir bir filtre sistemlerinin uygulanması ve yetkili kurumlarca sıkı bir şekilde denetlenmesinin gerektiği, inşa aşamasında da rüzgârın ve yağışların etkisi ile oluşabilecek kirliliklerin önlenmesi için mevcut Tanıtım Dosyası Raporunda belirtilen önlemlerin alınması ve takibinin yapılmasının gerektiği, Kamu Yararı açısından; dünyada çelikten sonra en çok üretilen malzeme olan alüminyumun, inşaat sektöründe, özellikle çatı ve cephe kaplama, kapı ve pencere, merdiven, iskele ve sera yapımlarında yoğun olarak kullanıldığı, bunların dışında, otomotiv, uçak ve vagon yapımı, elektrik, ambalaj, taşıt komponenti, tel ve kablo üretimi, makine ve makine elemanları ile metalurji alanlarında da kullanımının bulunduğu, AR-GE araştırmalarının sonucunda, günümüzde savunma sanayiinde de kullanılmaya başlandığı, alüminyumun yeniden değerlendirilmesi (hurda metalden alüminyum üretimi) sonucu elde edilen ikincil alüminyuma olan talebin, yüksek enerji maliyetleri ve çevreci yaklaşımlara paralel olarak arttığı, ikincil alüminyum, birincil alüminyumda harcanan enerjinin, yalnızca %5'i kadarını tükettiği, bu nedenle maliyetlerinin düşük olduğu, istihdam sağlanması bakımından yöredeki işsizliğin azaltılmasına, kar elde edebilir özellikte olması sebebi ile devletimize gelir vergisi ödeyerek katkı sağlaması bakımından, çevresel etkiler dikkate alınmak kaydıyla, kurulmasında ve işletilmesinde kamu yararının olduğu kanısına varıldığı, Halk Sağlığı yönünden yapılan değerlendirmede ise; alüminyumun, yeryüzünde oksijen ve silisyumdan sonra en çok bulunan üçüncü element olduğu, yer kabuğunda bol miktarda (%7,5 -%8,1) bulunmasına rağmen saf halde çok nadir olduğu, daha çok kompleks alüminyum silikatlar halinde bulunduğu, doğada en çok boksit yatakları halinde bulunduğu ve bu cevherin işlenmesi ile saf alüminyum elde edildiği, hurda/atık alüminyumun da kolaylıkla geri dönüştürülebildiği ve teorik olarak sonsuz defa kullanılabildiği, insanların; yüksek miktarda alüminyum içeren maddeleri içmek veya yutmak, alüminyum üretilen ve işlenen işyerlerinde alüminyum tozu solumak, gerekli önlemler alınmadan alüminyumun çıkarıldığı veya işlendiği yerlerde yaşamak, belirli tehlikeli atık yerlerinin yakınında yaşamak gibi durumlarda yüksek alüminyum seviyelerine maruz kalabileceği ve alüminyum toksisitesi ortaya çıkabileceği, özellikle alüminyum üretim, geri dönüşüm ve işleme tesislerinde çalışanların solunum yoluyla alüminyuma maruziyetinin akciğer üzerine pek çok ciddi ve kalıcı etkisinin olduğu, alüminyumun raporda bahsedilen ciddi etkilerinin özellikle üretim ve işleme tesislerinde çalışan personeli risk altına sokuyor olmakla birlikte, söz konusu tesislerin gerekli çevresel önlemleri almaması halinde toz, duman ve atıklara bağlı olarak civarda yaşayan canlılarda ve kişilerde de orta-uzun vadede olumsuz etkileri ortaya çıkabildiği, alüminyuma yönelik bu sağlık riskleri dışında, tesisteki geri dönüşüm sürecinde yıllık 11.500 ton kara cüruf ve 6.000 ton tehlikeli madde içeren baca gazı tozu çıkacağının da Proje Tanıtım Dosyası'nda belirtildiği, bu tür sağlık riski taşıyan atıklar için gerekli önlemlerin alınacağının (baca gazı filtresi, toz ve cürufların zemin sızdırmazlığı sağlanmış kapalı alanda muhafaza edilip, lisanslı tesislerde bertaraf edileceği vb.) taahhüt edildiği, bununla birlikte gerek tesiste gerekse tesis civarında hava ve su kalitesi takibine yönelik bir planlama ya da altyapı bulunmadığının görüldüğü, özellikle baca gazı ve baca gazı tozlarının (uçucu organik bileşikler, hidroklorik asit, hidroflorik asit, azot dioksit, azot monoksit, kükürt dioksit, karbon monoksit) insan sağlığı açısından gerek akut gerekse kronik hastalığı olanlar ve farklı akciğer sorunları yaşayanlar için ek risk oluşturacağının tıbben bilindiği, maruziyet durumunda ciddi hasarlar doğurabileceği, kalıcı hastalıklara yol açabileceği; Proje Tanıtım Dosyası'nda tesisin yakın çevresinde hassas yerleşim yeri ve hastane, okul, sağlık ocağı ve kreş gibi kullanımlar olmadığı, en yakın meskenin yaklaşık 1,15 km olduğunun belirtildiği, bununla birlikte, tesisin kurulacağı alana yakın mesafede gıda ve ilaç üretim tesisleri olduğunun da bilindiği, olası kaza veya tehlikeli madde sızıntısı durumlarında, söz konusu tesisler için risk oluşabileceği, özellikle baca gazı ve tozların civarda olumsuz etkisinin olabileceğinin göz ardı edilmemesi gerektiği, detaylı ÇED raporu hazırlanarak çevresel etki değerlendirmesinin yapılmasının ve alınması gereken maksimum mühendislik önlemlerinin net olarak belirlenmesinin daha uygun olacağı kanaatinde olunduğunun belirtildiği, sonuç olarak; projenin Çevre Mühendisliği açısından uygun olduğu, Orman Mühendisliği açısından uygun olmadığı, Ziraat Mühendisliği açısından uygun olmadığı, Jeoloji ve Hidrojeoloji Mühendisliği açısından uygun olduğu, Metalurji Mühendisliği açısından uygun olmadığı, Meteoroloji açısından uygun olduğu, Halk Sağlığı açısından uygun olmadığı görüş ve kanaatine varıldığının belirtildiği görülmektedir.
Dosyanın incelenmesinden; karara esas alınan bilirkişi raporunda yapılan tespit ve değerlendirmelerin, Proje Tanıtım Dosyasında yer alan çevresel etkilere ilişkin çalışmalar, raporlamalar ve ÇED Raporunda verilen taahhütler, projenin mahiyeti itibarıyla çevreye olabilecek muhtemel etkileri hakkında, bilirkişi raporunu hazırlayan uzmanlarca, bilirkişi raporunun içeriğinde çelişki yaratacak şekilde farklı değerlendirmelerde bulunulduğu, çevre mühendisi bilirkişi tarafından hurda metalden alüminyum külçe üretimi tesislerinin görece yoğun atık oluşturan tesisler olmadığı, aksine atıkları yeniden işleyip mamul haline getiren tesisler olduğu, tesisten kaynaklanan ana atıklar olan; cüruflar ve emisyon için alınması taahhüt edilen önlemlerin bilimsel esaslar ve meri mevzuat çerçevesinde yeterli olduğu belirtilirken, metalurji mühendisi bilirkişi tarafından tesisin hammaddesi olan tehlikesiz metal hurdada, tarama sonucunda fazla miktarda radyasyon çıkması durumunda alınacak önlemlerin yeterli olmadığı, tesis kullanıma geçtiğinde oluşacak olan üretim atıklarının baca gazlarından havaya karışabileceği ve cürufların sızdırmaz kapalı alanlarda depolanması ile ilgili çevresel etki/teknik hususlarında bir değerlendirmede bulunulmadığının belirtildiği, raporda halk sağlığı yönünden yapılan değerlendirmede de gerek tesiste gerekse tesis civarında hava ve su kalitesi takibine yönelik bir planlama ya da altyapı bulunmadığının görüldüğü, özellikle baca gazı ve baca gazı tozlarının (uçucu organik bileşikler, hidroklorik asit, hidroflorik asit, azot dioksit, azot monoksit, kükürt dioksit, karbon monoksit) insan sağlığı açısından gerek akut gerekse kronik hastalığı olanlar ve farklı akciğer sorunları yaşayanlar için ek risk oluşturacağının tıbben bilindiği, maruziyet durumunda ciddi hasarlar doğurabileceği, kalıcı hastalıklara yol açabileceği değerlendirmesinin yapıldığı, bu değerlendirmelerden bir kısmının uzmanlık alanı dışına çıkılarak yapıldığı, yine çevre mühendisi bilirkişi tarafından belirtildiği üzere proje alanının, yer seçimi kesinleşme yazısı ile OSB alanı olarak kesinleşmiş, tüm kurumların olumlu görüşleri ile Organize Sanayi Bölgesi İlan edilen bir alan içerisinde yer aldığı, bu durumda alanın orman alanı olmadığı, tarım alanı olmadığı, mera alanı olmadığı belirtilmekle birlikte orman mühendisi bilirkişi tarafından da alanın OSB arazisi olduğu belirtilmeksizin, alanın mera alanı olduğu, ziraat mühendisi tarafından projenin bölgede çiftçilere ve tarımsal yapıya zarar vermesinin olasılık dahilinde olduğu, proje alanının çevresinde muhtemelen I. ve II. sınıf tarım toprakları bulunduğu, Proje Tanıtım Dosyasında, bu alanlarla ilgili bilgi ve projenin bu alanlara etkisi hakkında herhangi bir değerlendirmede bulunulmadığının belirtildiği, ancak bilirkişi heyetince yapılan keşfe rağmen bu projenin yeri ve etrafında varsa tarım alanlarına olası etkileri hakkında somut bir değerlendirmenin yapılmadığı, raporda Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinin EK-IV bölümünde belirtilen Proje Tanıtım Dosyasının Hazırlanmasında Esas Alınacak Seçme Eleme Kriterlerinin, disiplinler arasında birbiri ile çelişki yaratmayacak şekilde detaylı olarak bir değerlendirmesinin yapılmadığı görülmektedir.
Bu durumda, yukarıda verilen bilgiler ışığında, Mahkeme kararına dayanak alınan bilirkişi raporunun, heyeti oluşturan bilirkişilerin aynı konu başlıkları hakkında birbiriyle çelişkili tespitler içermesi nedeniyle hükme esas alınabilecek nitelik ve yeterlilikte olmadığı sonucuna varıldığından, uyuşmazlığın tereddüte mahal vermeyecek şekilde çözümlenebilmesi amacıyla, mevcut raporda yer alan çelişkiler giderilecek şekilde, tarafların tüm iddia ve savunmaları, proje alanı ve projenin özellikleri dikkate alınarak, projenin tüm çevresel etkilerinin ve bu etkilerin en aza indirilmesi için alınması gereken önlemlerin Proje Tanıtım Dosyasında yeterli şekilde değerlendirilip değerlendirilmediğinin, bu doğrultuda verilen taahhütlerin ve alınan önlemlerin teknik ve bilimsel açıdan yeterli olup olmadığının tespit edilmesi amacıyla gerekirse üniversitelerin ilgili bölümlerinden seçilecek yeni bir bilirkişi heyetiyle mahallinde yeniden keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılması ve bunun sonucunda düzenlenecek raporun incelenmesi suretiyle karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Bu itibarla, karara dayanak alınabilecek nitelikte bulunmayan bilirkişi raporu esas alınarak verilen dava konusu işlemin iptaline ilişkin temyize konu İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin kabulüne,
2. Temyize konu … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan İdare Mahkemesine gönderilmesine,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A-2-(i) maddesi uyarınca, kesin olarak, 08/02/2024 tarihinde usulde ve esasta oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY: Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, temyize konu Mahkeme kararının bozulmasını sağlayacak nitelikte bulunmadığından temyiz isteminin reddi ile Mahkeme kararının onanması gerektiği görüşüyle Dairemiz kararına katılmıyoruz.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!