WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 08 Temmuz 2026

DANIŞTAY 4. DAIRE

A- A A+

Danıştay 4. Daire Başkanlığı         2023/13690 E.  ,  2023/6516 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2023/13690
Karar No : 2023/6516

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Valiliği
VEKİLİ : Av. …

TEMYİZ EDEN MÜDAHİL (DAVALI YANINDA) : … İnşaat Gıda Enerji Sanayi ve
Ticaret Limited Şirketi
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVACI) : 1- …
2- …
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Sivas İli, Ulaş İlçesi, … Köyü mevkiinde 49,65 hektarlık ruhsat alanının 24 hektarlık kısmında 375.000 ton/yıl (blok+pasa) kapasitesi ile yapılması planlanan S:…, ER:3359571 nolu mermer ocağı işletmesi projesine ilişkin olarak verilen, Sivas Valiliği'nin … tarih ve … sayılı "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: İdare Mahkemesince verilen kararda; yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonrasında hazırlanan ve 19/06/2023 tarihinde Mahkeme kayıtlarına giren bilirkişi heyeti raporunun değerlendirilmesi neticesinde; Sivas İli, Ulaş İlçesi, … Köyü mevkiinde 49,65 hektarlık ruhsat alanın 24 hektarlık kısmında 375.000 ton/yıl (blok+pasa) kapasitesi ile ... İnş. Gıda Enerji San. ve Tic. Ltd. Şti. tarafından yapılması planlanan S:…, ER:… nolu mermer ocağı işletmesi projesine ait "Çevresel Etki Değerlendirmesi gerekli değildir" kararına dayanak teşkil eden proje tanıtım dosyasında, ziraat mühendisliği açısından, dava konusu alan içerisinde tarım alanı bulunmadığı, bu nedenle yapılacak olan madencilik faaliyetinin herhangi bir zarara neden olmayacağı ve ÇED raporu almaya gerek olmadığı, çevre ve ekosistem açısından, bölgenin çeşitli kuş türlerinin ve diğer küçük baş hayvanların geçiş güzergahına yakın olduğu, kamu yararı gözetilerek, bilimsel ve teknolojik temelli süreçlerin çevre ve diğer ilgili güvenlik tedbirlerinin alınması ve yerine getirilmesiyle ilgili alanda mermer üretimi için planlanan madencilik faaliyeti, ilgili firma tarafından sunulan proje tanıtım dosyasında belirtildiği gibi yapılması durumunda, yapılacak faaliyetlerin herhangi bir çevresel olumsuz etki oluşturmayacağı, çevre mühendisliği açısından, proje tanıtım dosyası incelendiğinde, oluşacak olumsuz etkiler alınacak önlemlerin ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeyde olduğu, çevresel etki ve mevzuat yönüyle de uygun olduğu, proje tanıtım dosyasının projenin çevreye vereceği olumsuz etkilerin ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeyde olmasını sağlayacak biçimde hazırlandığı, faaliyet esnasında oluşabilecek katı, sıvı atıklar, gürültü kirliliği ve toz oluşumu/hava kirliliği riskleri için belirtilen önlemler yeterli ve makul olduğu, faaliyetin çevresel etki ve mevzuat yönüyle uygun olduğu, maden mühendisliği açısından, kamu yararı gözetilerek, bilimsel ve teknolojik temelli madencilik ile çevre ve diğer ilgili güvenlik tedbirlerinin alınması ile birlikte uygun bir dekapaj sahasının belirlenmesi halinde mermer üretimi icin planlanan madencilik faaliyetinin ilgili firma tarafından sunulan proje tanıtım dosyasında belirtildiği gibi yapılması durumunda, yapılacak faaliyetlerin madenciliğin doğası kapsamında olduğu, jeoloji ve hidrojeoloji mühendisliği açısından, proje tanım dosyasında pasa sahasında genişliği 10.00m olan 2 basamaklı şev yapılacağı, basamak yüksekliğinin 5 m olacağı şev açısının 30-35° olacağının belirtildiği, ancak pasa alanının sahip olduğu geçirimsiz yapı ve %20-35 eğim nedeniyle yağışlı havalarda pasa alanında meydana gelecek heyelanın önüne geçilmesine yönelik ve meydana gelebilecek heyelanın yönü konusunda çalışmaların yer almadığı, meydana gelecek heyelanda mevsimsel akış sunan ve debisi ölçülen derenin pasa yığınları altında kalacağı, pasa sahasında ana kayadan bağımsız olarak gerçekleşecek olan heyelan neticesinde, bu ana dere içerisine heyelan kütlesinin (pasa malzemesi) kayarak birikeceği ve adeta bir baraj görevi yapacağı, dere içerisine gelen pasa malzemesinin dere akışını olumsuz etkileyeceği, belirlenen jeoteknik gerekçeler nedeniyle söz konusu mermer işletme sahasında ayrıntılı Jeoteknik çalışmaların yapılması için ÇED raporunun hazırlanması gerektiği anlaşıldığından, eksik değerlendirmeye dayalı ve alınması gerekli bir kısım tedbir ve önlemleri içermeyen proje tanıtım dosyasına dayanılarak düzenlenen dava konusu "ÇED Gerekli Değildir" kararında, belirtilen yönlerden hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varıldığı gerekçeleri ile dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI:
1-Davalı İdare tarafından; ÇED alanının Korubaşı Köyü sınırları içerisinde 1.489.755,59 m2 yüzölçümlü 111 ada, 107 sayılı kamuya ait mera vasıflı parsele tekabül ettiği, mera alanına ilişkin kullanım izinlerinin faaliyete başlamadan önce gerekli kurum ve kuruluşlardan alınacağı, dere ve sularla ilgili taahhütlerin PTD'de yer aldığı, PTD içeriğinin muhtelif yerlerinde şev duyarlılığına ilişkin tedbir ve taahhütlere yer verildiği, PTD'nin Ek-4'te yer alan proje tanıtım dosyası genel formatına göre hazırlandığı, söz konusu formatta jeoteknik rapor zorunluluğu olmadığı için PTD'ye jeoteknik rapor eklenmediği, bilirkişi raporunda ''Taş ve maden ocak işletme izni için arazi alanının ölçü alınarak 25 hektardan az alanın ÇED'den muaf tutulması bilimsellikten ve teknikten uzaktır.'' demek suretiyle bilirkişiden beklenen ve istenen bilgileri aşarak bilirkişinin tarafsızlığına ve bağımsızlığına hale getirme riski taşıyan teknik uzman görüşü dışında şahsi yorumlarda bulunması hasebiyle değerlendirmelerinin hükme esas alınmaması talep edildiği, PTD'nin muhtelif yerlerinde su kaynaklarına zarar verilmeyeceğinin taahhüt edildiği, PTD'de ÇED Gerekli Değildir kararı verilmesini engelleyecek ya da bu kararın tersi yönde bir karar olan ÇED Gereklidir kararı vermeyi gerektirecek bir eksiklik ya da hata olmadığının açıkça görüldüğü, PTD'nin taahhütlerden oluşan bir dosya olduğu gerçeği göz önüne alındığında PTD'de mera, su kaynakları ve diğer tüm konularda da gerekli tüm taahhütlerin verildiğinin görüldüğü, projenin hayata geçmesinin ardından yapılacak denetimlerde ilgili mevzuatlar kapsamında yapılacak denetimlerde taahhütlere aykırılık ya da ihlalin tespit edilmesi durumunda idari yaptırım yolunun açık olduğu belirtilerek, temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
2- Davalı İdare yanında müdahil tarafından; İşbu davanın yargılamaya ilişkin pek çok işlem yapıldıktan sonra taraflarına ihbar edildiği, usuli işlemler yapıldıktan sonra dosyanın karar aşamasına gelmesine müteakip yapılan ihbarın kabulünün mümkün olmadığı, ihbardan sonraki süreçte davaya karşı cevapları dahi beklenmeden karar verilerek taraflara tebliğ edildiği, yapılan tüm bu işlemlerin usul hükümlerine açıkça aykırı olduğu, davaya karşı cevaplarını sunamadıkları gibi, keşfin icrasına katılamadıkları, bilirkişi raporuna karşı itirazda bulunamadıkları, davada elde edilen sonuçtan en çok etkilenen taraf olacakları, ihbarın geç yapılmasının savunma haklarını engellediği, silahların eşitliği ilkesine aykırılık oluşturduğu, davacılar tarafından kötü niyetli olarak huzurdaki davanın açıldığı, sır zarar vermek kastıyla hareket edildiği, davacılar tarafından şirketlerinin ilgili bölgede ihale edindiği her projeye karşı herhangi bir gerekçe oluşturularak davalar açıldığı, yürütmeyi durdurma kararları ile proje faaliyetlerinin sekteye uğratıldığı, karara esas alınan bilirkişi raporundaki jeoloji mühendisi tarafından yapılan tespitlerin kabulünün mümkün olmadığı, salt tek bilirkişinin tespiti doğrultusunda karar verilmesinin hukuka aykırı olduğu, dosyada uzmanlığına başvurulan bilirkişilerin tespitlerine ilişkin izahatlerinde bağımsız ve tarafsız olmadıklarını gösterdikleri, bilirkişi tarafından akan su olarak bahsedilen kısmın debisinin ve akımının az ince bir su akıntısından ibaret olduğu, muhtemelen kar erimeleri ve yağmur suları nedeniyle oluşan akan suyun, mevcut proje sebebiyle zarar görmesinin muhtemel olmadığı, … İdare Mahkemesi'nin E:… sayılı dosyasındaki bilirkişi raporu ile huzurdaki dosyada alınan bilirkişi raporunda akar suya ilişkin yapılan tespitlerin de birbirinden oldukça farklı olduğu, aynı koşullarda ve aynı yerde bulunan akar su hakkında farklı tespitler yapılmasının anlaşılabilir olmadığı, gerek su kaynakları gerek diğer tüm hususların PTD'nin içeriğinde yer aldığı, ilgili alanın korunma adına gerekli tüm düzenlemelerin PTD'de mevcut olduğu, taahhütlerin gerçekleştirileceğinin açık olduğu belirtilerek, temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacılar tarafından savunma verilmemiştir.

TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin kabulü ile yeniden keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılması suretiyle karar verilmek üzere Mahkeme kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY:
Davacılar tarafından, Sivas ili Ulaş, ilçesi … köyü mevkiinde 49,65 hektarlık ruhsat alanın 24 hektarlık kısmında 375.000 ton/yıl (blok+pasa) kapasitesi ile ... İnş. Gıda Enerji San. ve Tic. Ltd. Şti. tarafından yapılması planlanan S:.., ER:… nolu mermer ocağı işletmesi projesine ilişkin olarak Sivas Valiliği'nin … tarih ve … sayılı "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" kararının iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır

İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın "Hak arama hürriyeti" başlıklı 36. maddesinde, "Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir." hükmü yer almakta olup, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin "Adil yargılanma hakkı" başlıklı 6. maddesinin (1) fıkrasında da, herkesin medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklar konusunda bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini isteme hakkına sahip olduğu belirtilmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun "Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu ile Vergi Usul Kanununun uygulanacağı haller" başlıklı 31. maddesinde; "Bu Kanunda hüküm bulunmayan hususlarda; hakimin davaya bakmaktan memnuiyeti ve reddi, ehliyet, üçüncü şahısların davaya katılması, davanın ihbarı, tarafların vekilleri, feragat ve kabul, teminat, mukabil dava, bilirkişi, keşif, delillerin tespiti, yargılama giderleri, adli yardım hallerinde ve duruşma sırasında tarafların mahkemenin sukünunu ve inzibatını bozacak hareketlerine karşı yapılacak işlemler ile elektronik işlemlerde Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu hükümleri uygunlanır." hükmüne yer verilmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 31. maddesinin atıfta bulunduğu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 27. maddesinde; "1) Davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahiptirler. 2) Bu hak; a) Yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, b) Açıklama ve ispat hakkını, c) Mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içerir." hükmüne, 66. maddesinde; "Üçüncü kişi, davayı kazanmasında hukuki yararı bulunan taraf yanında ve ona yardımcı olmak amacıyla, tahkikat sona erinceye kadar, fer’î müdahil olarak davada yer alabilir." hükmüne, 67. maddesinde; "(1) Müdahale talebinde bulunan üçüncü kişi, yanında katılmak istediği tarafı, müdahale sebebini ve bunun dayanaklarını belirten bir dilekçeyle mahkemeye başvurur. (2) Müdahale dilekçesi, davanın taraflarına tebliğ edilir. Mahkeme, gerekirse taraflarla birlikte üçüncü kişiyi de dinlemek üzere davet eder, gelmeseler dahi müdahale talebi hakkında karar verir." hükmüne, 68. maddesinde; "(1) Müdahale talebinin kabulü hâlinde müdahil, davayı ancak bulunduğu noktadan itibaren takip edebilir. Müdahil, yanında katıldığı tarafın yararına olan iddia veya savunma vasıtalarını ileri sürebilir; onun işlem ve açıklamalarına aykırı olmayan her türlü usul işlemlerini yapabilir. (2) Mahkeme, katıldığı noktadan itibaren, taraflara bildirilen işlemleri müdahile de tebliğ eder." hükmüne, 69. maddesinde; "(1) Müdahilin de yer aldığı asıl davada hüküm, taraflar hakkında verilir." hükmüne yer verilmiştir.
2872 sayılı Çevre Kanunu'nun 'Kirletme yasağı' başlıklı 8. maddesinde, "Her türlü atık ve artığı, çevreye zarar verecek şekilde, ilgili yönetmeliklerde belirlenen standartlara ve yöntemlere aykırı olarak doğrudan ve dolaylı biçimde alıcı ortama vermek, depolamak, taşımak, uzaklaştırmak ve benzeri faaliyetlerde bulunmak yasaktır. Kirlenme ihtimalinin bulunduğu durumlarda ilgililer kirlenmeyi önlemekle; kirlenmenin meydana geldiği hallerde kirleten, kirlenmeyi durdurmak, kirlenmenin etkilerini gidermek veya azaltmak için gerekli tedbirleri almakla yükümlüdürler." hükmüne, 10. maddesinde, "Gerçekleştirmeyi plânladıkları faaliyetleri sonucu çevre sorunlarına yol açabilecek kurum, kuruluş ve işletmeler, Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu veya proje tanıtım dosyası hazırlamakla yükümlüdürler. Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı veya Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir Kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili onay, izin, teşvik, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez; proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez. ..." hükmüne yer verilmiştir.
1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin "Çevresel Etki Değerlendirmesi, İzin ve Denetim Genel Müdürlüğü" başlıklı 104/1'inci maddesi ile, çevresel etki değerlendirmesi ve stratejik çevresel değerlendirme çalışmalarını yapmak ve bu konuda gerekli kararları almak, izlemek ve denetlemek görev ve yetkisi Çevresel Etki Değerlendirmesi, İzin ve Denetim Genel Müdürlüğü'ne verilmiştir.
29/07/2022 tarih ve 31907 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinin 'Yürürlükten kaldırılan yönetmelik' başlıklı 29. maddesinde: "(1) 25/11/2014 tarihli ve 29186 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği yürürlükten kaldırılmıştır." düzenlemesine, 'Geçiş süreci' başlıklı Geçici 1. maddesinde: "(1) Bu Yönetmeliğin yürürlük tarihinden önce, ÇED başvuru dosyası/proje tanıtım dosyası il müdürlüğüne ya da Bakanlığa sunulmuş projelere, bu Yönetmeliğin lehte olan hükümleri ve/veya başvuru tarihinde yürürlükte olan Yönetmelik hükümleri uygulanır." düzenlemesine yer verilmiştir. Geçiş hükmüne ilişkin düzenleme nedeniyle işbu dava konusu işlem tarihi göz önüne alınarak, uyuşmazlığın çözümünde (mülga) 25/11/2014 tarihli ve 29186 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği hükümleri göz önünde bulundurulacaktır.
25/11/2014 tarih ve 29186 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren ve dava konusu işlem tarihinde yürürlükte bulunan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinin 4. maddesinde; Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir Kararı: Seçme Eleme Kriterlerine Tabi Projeler hakkında yapılan değerlendirmeler dikkate alınarak, projenin çevre üzerindeki muhtemel olumsuz etkilerinin, alınacak önlemler sonucu ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olduğunun belirlenmesi üzerine projenin gerçekleşmesinde çevre açısından sakınca görülmediğini belirten Bakanlık kararı olarak tanımlanmıştır. Aynı Yönetmeliğin 6. maddesinde ise; "(1) Bu Yönetmelik kapsamındaki bir projeyi gerçekleştirmeyi planlayan gerçek veya tüzel kişiler; Çevresel Etki Değerlendirmesine tabi projeleri için; ÇED Başvuru Dosyasını, ÇED Raporunu, Seçme Eleme Kriterleri uygulanacak projeler için ise Proje Tanıtım Dosyasını, Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlara hazırlatmak, ilgili makama sunulmasını sağlamak ve proje kapsamında verdikleri taahhütlere uymakla yükümlüdürler. (2) Kamu kurum/kuruluşları, bu Yönetmelik hükümlerinin yerine getirilmesi sürecinde proje sahiplerinin veya Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşların isteyeceği konuya ilişkin her türlü bilgi, doküman ve görüşü vermekle yükümlüdürler. (3) (Değişik:RG-26/5/2017-30077) Bu Yönetmeliğe tabi projeler için "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararı veya "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili teşvik, onay, izin, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez, proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez. Ancak bu durum söz konusu teşvik, onay, izin ve ruhsat süreçlerine başvurulmasına engel teşkil etmez. (4) Bu Yönetmelik hükümlerine göre karar tesis edilmeden önce, projenin gerçekleştirilmesinin mevzuat bakımından uygun olmadığının tespiti halinde, aşamasına bakılmaksızın süreç sonlandırılır." kuralına, 15. maddesinde; "(1) Bu Yönetmeliğin; a) Ek-2 listesinde yer alan projeler, b) Kapsam dışı değerlendirilen projelere ilişkin kapasite artırımı ve/veya genişletilmesinin planlanması halinde, mevcut proje kapasitesi ve kapasite artışları toplamı ile birlikte projenin yeni kapasitesi ek-2 listesinde belirtilen projeler, seçme, eleme kriterlerine tabidir." kuralına yer verilmiştir.
Aynı Yönetmeliğin çevresel etki değerlendirmesi uygulanacak projeler listesi olan Ek-1 listesinin "Madencilik projeleri" başlıklı 27.maddesinde; "a) (Değişik:RG-19/4/2019-30750) 25 hektar ve üzeri arazi yüzeyinde (Kazı ve döküm alanı dahil) planlanan açık işletmeler, ... ç) 400.000 ton/yıl ve üzeri kırma, eleme, yıkama ve cevher hazırlama işlemlerinden en az birini yapan tesisler.", seçme-eleme kriterleri uygulanacak projeler listesi olan EK-2 listesinin "Madencilik projeleri" başlıklı 49. maddesinde; "a) (Değişik:RG-14/6/2018-30451) Madenlerin çıkarılması (Ek-1 listesinde yer almayanlar)" sayılmıştır.
EK-IV bölümünde ise Proje Tanıtım Dosyasının Hazırlanmasında Esas Alınacak Seçme Eleme Kriterleri belirtilmiş, 1. Projenin Özellikleri kısmında: a) Projenin ve yerin alternatiflerinin (proje teknolojisinin ve proje alanının seçilme nedenlerinin), b) Projenin iş akım şemasının, kapasitesinin, kapladığı alanın, teknolojisinin, çalışacak personel sayısının, c) Doğal kaynakların kullanımının (arazi kullanımı, su kullanımı, kullanılan enerji türü vb.), ç) Atık miktarının (katı, sıvı, gaz ve benzeri) ve atıkların kimyasal, fiziksel ve biyolojik özelliklerinin, d) Kullanılan teknoloji ve malzemelerden kaynaklanabilecek kaza riskinin, 2. Proje Yeri ve Etki Alanının Mevcut Çevresel Özellikleri kısmında: a) Mevcut Arazi Kullanımı ve kalitesi (tarım alanı, orman alanı, planlı alan, su yüzeyi ve benzeri), Ek-V’deki Duyarlı Yöreler Listesi dikkate alınarak korunması gereken alanlar, 3. kısmında; Projenin İnşaat ve İşletme Aşamasında Çevresel Etkileri ve Alınacak Önlemler ile Notlar ve Kaynakların, Ekler kısmında ise: 1- Proje için seçilen yerin koordinatlarının, 2- Proje alanı ve yakın çevresinin mevcut arazi kullanımını değerlendirmek için; yerleşim alanlarının, ulaşım ağlarının, enerji nakil hatlarının, mevcut tesislerin ve ek-5'de yer alan Duyarlı Yöreler Listesinde belirtilen diğer alanların (proje alanı ve yakın çevresinde bulunması halinde) yerlerine ilişkin verileri gösterir bilgiler 1/25.000 ölçekli halihazır harita (çevre düzeni planı, nazım, uygulama imar planı, vaziyet planı veya plan değişikliği teklifleri, topografik harita) üzerine işlenerek kısaca açıklanmasının, jeoloji haritasının ve depremselliğin belirtilmesi gerektiği şeklinde düzenlemelere yer verilmiştir.
Öte yandan 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesinin atıf yaptığı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu yerine çıkarılan ve 01/10/2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun "Bilirkişi Raporuna İtiraz" başlıklı 281. maddesinde; (1) Taraflar, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilirler. (2) Mahkeme, bilirkişi raporundaki eksiklik yahut belirsizliğin tamamlanması veya açıklığa kavuşturulmasını sağlamak için, bilirkişiden, yeni sorular düzenlemek suretiyle ek rapor alabileceği gibi, tayin edeceği duruşmada, sözlü olarak açıklamalarda bulunmasını da kendiliğinden isteyebilir." hükmüne yer verilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Yukarıda belirtlen mevzuat hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinden; davaya müdahaleyi, görülmekte olan davada, hakkı davanın sonucuna bağlı olan kişinin kendi hukuki yararını korumak için, davanın tarafı olmadan, davayı kazanmasında yararı bulunan tarafın yanında ve ona yardımcı olarak davaya müdahalesine imkan veren bir hukuki kurum olarak tanımlamak mümkündür.
İdarenin işlem ve eylemlerinin hukuka uygunluk denetiminin yapıldığı idari yargıda görülmekte olan davalar yönünden de uyuşmazlık konusu üzerinde hak iddia eden ya da davanın taraflarından birinin davayı kazanmasında hukuki yararı bulunan üçüncü kişilerin davaya sadece şeklen değil etkili bir şekilde katılımının sağlanması, adil yargılanma hakkının güvencelerinin sağlanabilmesi için önemli bir müessesedir.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Menemen Minibüsçüler Odası/Türkiye kararında, yargıya erişim hakkı veya diğer bir deyimle hukuk davası açma hakkının, AİHS'nin 6. maddesinin "yargılanma hakkı" ile ilgili birinci fıkrasının yalnızca bir yönünü oluşturduğu, erişim hakkının etkin olabilmesi için, haklarına müdahale edilen bir kimsenin açık ve kesin bir şekilde bu işleme itiraz edebilmesi ve mahkemece tartışılabilmesi ve incelenmesi gerektiği, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 31. maddesinin mahkemeye erişim hakkını doğrudan etkilediğine işaret etmiştir.
Bu çerçevede başvuruyu değerlendiren AİHM, ulusal mahkemelerin 2577 sayılı Kanunun 31. maddesindeki gereklilikleri yerine getirmede başarı sağlayamamalarının başvurucuyu hak ve yükümlülüklerini doğrudan etkileyen uyuşmazlıkla ilgili olarak dinlenilmekten alıkoyduğu ve başvurucunun mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği sonucuna ulaşmıştır. (Menemen Minibüsçüler Odası/Türkiye, § 27)
Dosyanın incelenmesinden; Mahkemece 22/03/2023 tarihli kararla keşif ve bilirkişi incelemesine karar verildiği ve bu aşamaya kadar proje sahibine davanın ihbar edilmediği, 03/05/2023 tarihinde keşfin yapıldığı, bilirkişi raporunun 19/06/2020 tarihinde Mahkemenin kaydına girdiği ve davacılar ile davalı idareye tebliğ edildiği, 06/07/2023 tarihli ara kararla davanın proje sahibine ihbar edildiği, proje sahibi tarafından 14.07.2023 tarihli dilekçe ile müdahale isteminde bulunulması üzerine, Mahkemece 22/08/2023 tarihli ara kararı ile müdahale isteminin kabulüne karar verildiği, sonrasında bilirkişi raporu müdahile tebliğ edilmeksizin esas hakkında karar verildiği anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlık konusu olayda, dava konusu projeyi gerçekleştirecek olan müdahilin davanın sonucundan doğrudan etkileneceği ve hakkının davanın sonucuna bağlı olduğu dikkate alındığında, anılan şirkete adil yargılanma hakkı kapsamında davacıların iddialarına karşı itirazlarını sunma ve delilleri toplamasına imkan sağlayacak bir zamanda davanın ihbar edilmeyerek usul hükümlerine aykırı davranıldığı anlaşılmış olup, müdahale isteminin kabulüne karar verildikten sonra davaya sadece şeklen değil etkili bir şekilde katılımının sağlanması amacıyla davalı yanında müdahile bilirkişi raporunun tebliğ edilerek, itiraz etme olanağının tanınması suretiyle karar verilmesi, adil yargılanma hakkının gereği olduğu sonucuna varıldığından, temyize konu İdare Mahkemesi kararında belirtilen gerekçelerle hukuka uyarlık görülmemiştir.
Ayrıca; ÇED süreci sonunda verilecek kararların yargısal denetimi yapılırken, seçilecek bilirkişiler arasında bir çevre mühendisinin bulunması, diğer bilirkişilerin ise projenin bulunduğu çevrenin özelliklerine göre ve proje tanıtım dosyası ve ÇED raporunu hazırlayan kişilerin uzmanlık alanları da dikkate alınmak suretiyle belirlenmesi önemli bir gereklilik olmakla birlikte; böyle bir heyet tarafından hazırlanacak bilirkişi raporunun, dava konusu proje kapsamında öngörülen faaliyetin çevresel etkilerinin ve bu etkilerin minimize edilmesi için Proje Tanıtım Dosyası ya da ÇED Raporu içinde yer verilen önlemlerin yeterli olup olmadığının tespit edilerek değerlendirilmesi açısından, tarafları tatmin edici düzeyde hazırlanmasının da önemli bir gereklilik olduğu açıktır. Belirtilen hususların sağlanması, adil bir yargılama yapılması açısından önem arz etmektedir.
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinin değerlendirilmesinden, bilirkişi raporunda eksiklik veya belirsizlik arz edilen hususların varlığı durumunda, Mahkemece bu hususların, bilirkişiye tamamlattırılması ya da belirsiz olan hususların açıklattırılması veya yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırılabileceği sonucuna varılmaktadır.
Uyuşmazlığın çözümü için bilirkişi heyetine mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılması sonrasında hazırlanan 19.06.2023 havale tarihli bilirkişi raporunda özetle;
Mermer Ocağı Tesisine ilişkin üretim faaliyetinin yapılacağı alanın mevcut arazi durumunun değerlendirilmesi başlığı ile; … sicil numaralı ruhsat sahasının 49,65 hektar, talep edilen izin alanının 24 hektar olduğu, talep edilen ÇED alanına en yakın yerleşim yerinin, kuş uçuşu 1,53 km güneydoğusunda bulunan Korubaşı köyü, kuş uçuşu 2,2 km kuzeybatısında bulunan Kapukaya köyü olduğu, kuş uçuşu en yakın yapının 550 metre mesafede güneybatısında bulanan yapı olduğu, talep edilen 24 hektarlık alan içerisinde bitkisel toprak depolama alanı, pasa depolama alanı, stok depolama alanı ve şantiye alanı yer almasının planlandığı, 24 hektar olarak belirlenen ÇED Alanı içerisinde; 0,11 hektar bitkisel toprak depolama alanı, 5,00 hektar pasa alanı, 0,15 hektar cevher stok alanı, 0,073 hektarda şantiye alanı olarak kullanılmasının planlandığı, Su Kirliliği Açısından Değerlendirme başlığı ile; personelden kaynaklı bu evsel atıksuların bertarafı konusunda 19.03.1971 tarih ve 13783 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Lağım Mecrası Mümkün Olmayan Yerlerde Yapılacak Çukurlara Ait Yönetmelikte belirtilen esaslara uygun 4 m x 4 m x 4 m ebatlarında sızdırmasız fosseptik çukur inşa edileceği ve Ulaş Belediyesine ait vidanjörler ile belirli periyotlarla çektirilmek suretiyle atıksu altyapı sistemine verileceğinin belirtildiği, bunun yanı sıra mermer ocağının işletilmesi esnasında ve iş makinalarının faaliyetleri esnasında tozumanın önlenmesi için sulama yapılacağının belirtildiği, endüstriyel olarak mermer kesme işlemleri esnasında günlük 15 m³/gün'lük bir su kullanımı olacağının belirtildiği, mermer tozu içerikli bu suların yüzeysel veya yeraltı sularını kirletmemesi için geçirimsiz bir zemin üzerinde atıksuların drene edildikten sonra 3 m x 3 m x 2 m ebatlarında bir çöktürme havuzunda toplanması ve fiziksel olarak katı sıvı ayrımının yapıldıktan sonra tekrar mermer üretimde kullanılacağının belirtildiği, bertaraf yöntemi açısından mermer tesisi atıksularının ülkemizde yürürlükte olan Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından yayınlanan 20.11.2018 tarihli (2018/14) nolu Atıksu Arıtma/Derin Deniz Deşarjı Tesisi Proje Onayı Genelgesi çerçevesinde herhangi bir olumsuzluk teşkil etmediği, çöktürme havuzlarında oluşan çamurun ise belirli aralıklarla alınarak çöktürme havuzu civarında sızdırmazlığı sağlanmış bir alanda susuzlaştırıldıktan sonra pasa depolama alanına taşınacağı ve bu alan içinde depolanacağının belirtildiği, Katı Atıklar Açısından Değerlendirme başlığı ile; personelden kaynaklanan evsel nitelikli katı atıkların miktarının günlük 10 kg civarında olacağının hesaplandığı, bu atıklarla ilgili olarak 02.04.2015 tarih ve 29314 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan “Atık Yönetimi Yönetmeliğinin ilgili hükümlerine uygun şekilde bertarafının yapılacağının taahhüt edildiği, ayrıca oransal olarak evsel atıkların yaklaşık olarak %30'luk kısmını ambalaj atıkları oluşturduğu, (yaklaşık olarak 3,27 kg/gün), bu atıkların ise 27.12.2017 tarih ve 30283 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren “Ambalaj Atıklarının Kontrolü Yönetmeliği” gereğince lisanslı geri kazanım tesislerine gönderilmek suretiyle geri kazanımının yapılacağının belirtildiği, mermer ocağı faaliyetleri öncesinde sıyrılarak alınan bitkisel örtü malzemesinin (bitkisel toprak hafriyat) en önemli atık miktarlarından birisini oluşturduğu, bu atık malzemenin ise ÇED alanı içerisinde belirtilmiş olan 0,11 ha'lık bir alanda depolanmasının planlandığı, yıllık olarak 36.000 ton civarında olmak üzere oluşan bitkisel toprağın yağış sularıyla yıkanmasını ve sürüklenmesini önlemek için %5'lik bir eğimle depolanmasının alınacak önlem olarak belirtildiği, proje faaliyetleri esnasında sıyrılacak olan bitkisel örtü malzemesinin, "Hafriyat Toprağı, İnşaat ve Yıkıntı Atıklarının Kontrolü Yönetmeliği'nde verilen standartlara göre mermer ocağının faaliyetinin tamamlanması sonrasında arazi tesviyesinde en üst katman olarak kullanılacağının taahhüt edildiği, miktarsal olarak en önemli katı atıklardan birisinin de pasa atıkları olduğu, mermer ocağı işletilmesi esnasında oluşacak pasa atıklarının yıllık 318.750 ton düzeyinde oluşacağının belirtildiği, bu pasa atıklarının 5 hektarlık bir pasa döküm sahası içerisinde depolanmasının taahhüt edildiği, depolanan pasa malzemesinin üretimin artması ile birlikte kapatma malzemesi olarak değerlendirileceği, pasanın yağışlı dönemlerde yüzeysel akışa geçmesinin önlenmesi için kuşaklama kanallarının oluşturulacağının ifade edildiği, ancak pasa depolamasının yapıldığı alanda zemin geçirimsizliğinin nasıl sağlanacağı hakkında detaylı bilgi verilmediği, hangi yöntemle geçirimsizliğin sağlanacağı ve geçirimsizliğin kontrolünün nasıl sağlanacağı hakkında PTD içerisinde herhangi bir bilgiye rastlanılmadığı, bunun dışında alınan önlemler çerçevesinde katı atıklar açısından önemli bir sorun oluşma potansiyeli ön görülmediği, Atık Yağlar ve Tehlikeli Atıklar Açısından Değerlendirme başlığı ile; proje sürecinde oluşan atık yağların 21.12.2019 tarih ve 30985 sayılı Resmi Gazete' de yayımlanarak yürürlüğe giren “Atık Yağların Yönetimi Yönetmeliği” ilgili hükümlerine uygun şekilde bertarafının sağlanacağının taahhüt edildiği, ayrıca oluşan atık yağların Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından onaylı lisanslı bertaraf tesislerine gönderilmek suretiyle bertaraf edilmesinin planlandığının belirtildiği, alınan önlemler ve bertaraf yöntemleri açısından değerlendirildiğinde olası bir riskin görülmediği, Gürültü Kirliliği Açısından Değerlendirme başlığı ile; ... İnş. Gıda Enerji San. ve Tic. Ltd. Şti tarafından işletilmesi planlanan “Mermer Ocağı” tesisi için 30.11.2022 tarih ve 32029 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren "Çevresel Gürültü Kontrol Yönetmeliği” Madde 9 kapsamında bir akustik raporun hazırlandığı, ÇED alanına en yakın yerleşim yerinin, kuş uçuşu 1,53 km güneydoğusunda bulunan Korubaşı Köyü, kuş uçuşu 2,2 km kuzeybatısında bulunan Kapukaya Köyü olduğu kuş uçuşu en yakın yapının 550 metre mesafede güneybatısında bulanan yapı olduğu, buna göre tesise en yakın 550 m uzaklıkta yer alan yerleşim biriminde gürültü değerinin 48.18 dB(A) olarak hesaplandığı, Çevresel Gürültü Kontrol Yönetmeliği Endüstri Tesisleri için gürültü sınır değeri olan 65 dB(A) değerinin altında kaldığı, tesiste üretim esnasında oluşabilecek gürültü düzeylerinin önemli bir olumsuzluk teşkil etme ihtimalinin düşük kaldığı, Toz Oluşumu Açısından Değerlendirme başlığı ile; ... İnş. Gıda Enerji San. ve Tic. Ltd. Şti. tarafından işletilmesi planlanan “Mermer Ocağı” tesisi faaliyeti kapsamında ortaya çıkabilecek hava kirleticilerin miktarının tespitine yönelik olarak PTD raporunda Anatolia Mühendislik tarafından PM10 ve Çöken Toz Emisyonları Hava Kalitesi Dağılım Modellemesi Raporunda lisanslı olarak kullanılmakta olan “Lakes Environmental AERMOD View” programı kullanılarak modelleme çalışması yapıldığı, projeden kaynaklanacak toz emisyonlarının dağılımı belirlenirken, çalışma teknolojisi ve bulunduğu bölgenin yapısı göz önünde bulundurularak hesaplamalarda kullanılan emisyon faktörü, saha çalışmalarında her poligonda birim alan üzerinde yapılan kırma eleme, taşıma ve depolama gibi tüm öğeleri içerecek şekilde yapıldığı, modelleme çalışmalarında en olumsuz şartlar göz önüne alındığı, işletmenin PTD raporunda oluşacak hava kirleticiler için alacağı tedbirler ile tozumadan ve faaliyet kapsamında kullanılan taşıtlardan kaynaklanabilecek olumsuz etkilerin asgariye indirgeneceği, Tarımsal Faaliyetler İle İlgili Değerlendirmelerbaşlığı ile; dava konusu alan içerisinde tarla vasfında alanın bulunmadığı, alanın mera vasfında olduğu, dava konusu alanın eğimi %20-35 arasında değiştiği, bundan dolayı tarımsal faaliyete uygun olmayan tarım dışı alan olarak kabul edildiği, dava konusu alan içerisinde tarım alanı bulunmadığından yapılacak olan madencilik faaliyetinin herhangi bir zarara neden olmayacağı ve ÇED raporu almaya gerek olmadığı, Jeoloji ve Hidrojeoloji mühendisliği yönünden çalışma başlığı ile; mermer sahası ile dokanağı olan yeşilimsi renkli serpantinleşmiş ultramafik dünit ve harzburjitler arasından yan dere aktığı, derenin debisinin 0,75 lt/sn olarak ölçüldüğü, mermer ruhsat alanının güneyinde ana derenin aktığı, bu yeşilimsi birim olan serpantinleşmiş yamaç üzerinde, proje tanıtım dosyasında yazan bilgilere göre, pasa sahası olarak kullanılacağının belirtildiği, mermercilik işinde, üretilen mermerden daha fazla miktarda pasanın çıktığı, pasa sahasında genişliği 10.00 m olan 2 basamaklı şev yapılacağı, basamak yüksekliğinin 5 m olacağı şev açısının 30-35° olacağının belirtildiği, pasa sahasının altında temel kayası olan, geçirimsiz özellikteki serpantinleşmiş dünit -harzburjitlerden oluştuğu, bu kesimin eğiminin %20-35 arasında olduğu, eğimli bir sahada, proje tanıtım dosyasındaki bilgilere göre yapılacak pasa çalışmasındaki şevlerde heyelanların meydana geleceği, gerek yamacın eğimi gerekse geçirimsiz özellikteki yeşilimsi renkte olan sert taban birim olan (serpantin) üzerine gelecek olan pasadan alta doğru sızan kar suyu ve yağmur sularının, dairesel türde ve tabandaki kaya türünden bağımsız olarak pasa malzemesini eğimli yamaç boyunca bağımsız duyarsızlıklar oluşturacağı, ciddi heyelanların oluşacağı, heyelanların yönünün ise bir kısmı debisi ölçülen dereye doğru, büyük bir kısmının da alt kotta bulunan ana dere yatağına doğru olacağı, hammadde sahası ile pasa sahası arasında akan debisi ölçülen yan dere ise pasanın kayması ile yukarıda anlatılan nedenlerle yok olacağı, oluşabilecek heyelanların büyük bir kısmının ise pasa sahasının alt kotlarında akmakta olan ana dere yatağına kayacağı, proje tanıtım dosyasındaki verilere göre, kurulacak şantiye alanı yerinin de olası bir heyelanda pasa yığınlarının altında kalacağı, kurulacak olan şantiye sahası ve stok sahasının ÇED alanı içerisinde mi yoksa ana dere içerisinde bulunan taşkın (feyezan) alanı içerisinde olduğunun tespit edilmesi gerektiği, son aşamada, günümüze değin şev tasarımı için kullanılmış olan güvenlik katsayısı değerleri ile Madencilik Faaliyetleri ile Bozulan Arazilerin Doğaya Yeniden Kazandırılması Yönetmeliği'nde ifade edilmiş düzenlemeler için elde edilen şev tasarımlarının karşılaştırıldığı ve her iki koşulu da sağlayan tasarım önerilerinin ciddiyetle üzerinde çalışılması gerektiği, belirlenen jeoteknik gerekçeler nedeniyle söz konusu mermer işletme sahasında ayrıntılı Jeoteknik çalışmaların yapılması için ÇED RAPORUNUN hazırlanması kanaatinde oldukları, geçirimsiz olan yeşilimsi renkli (temel kaya) serpantinleşmiş birimlerin üzerine gelecek olan dolgu malzemesinde, yüzey yağışları neticesinde pasadan sızacak olan neticesinde meydana gelecek olan sular aşağıya kadar ana kayaya doğru sızacağı, bu sızma ile aşırı eğimli olan ana kaya üzerine gelecek olan pasa (dolgu) malzemesinde heyelanlar meydana geleceği, alt kesimde kurulumu planlanan o şantiye binası ve yerleşkelerin heyelan altında kalacağı, Su kaynakları yönünden değerlendirme başlığı ile; dava konusu ÇED alanı içerisinde bulunan mevsimsel akış sunan ve debisi ölçülen derenin pasa yığınlarının kayması neticesinde pasa altında kalıp yok olacağı, pasa sahası sınırları, ana dereye yakın kesime kadar geldiği için, pasa sahasında ana kayadan bağımsız olarak gerçekleşecek olan heyelan neticesinde, bu ana dere içerisine heyelan kütlesi (pasa malzemesi) kayarak birikecek ve adeta bir baraj görevi yapacağı, dere içerisine gelen pasa malzemesinin dere akışını olumsuz etkileyeceği, görseldeki kırmızı okların pasa sahasında oluşacak heyelanın kayma yönünü gösterdiği ve kayma yönünün ana dere yatağı içerisine olacağı, Madencilik Yönünden Değerlendirme başlığı ile; Sivas İli, Ulaş İlçesi, Korubaşı Köyü mevkinde bulunan S:201800261 nolu ruhsat sahası içinde, proje konusu mermer ocak işletmeciliğinde yüzeyden başlayarak kademeli bir şekilde aşağı ve yukarı ilerleyerek açık ocak işletmeciliği basamak şeklinde uygulanacak olup farklı bir yöntem uygulanmasının mümkün olmadığı, bütün mermer ocak işletmeciliğinde olduğu gibi burada da herhangi bir patlatma işleminin söz konusu olmadığı, ÇED alanının güneyinden geçen dere kodunun 1650 m olduğu, ocak taban kodunun 1675 m olması hasebiyle dere suyunun azalmasının söz konusu olmadığı, suyun kirlenmesinin ise kaçınılmaz olduğu, ayrıca ocak sahasında mermer dekapaj sahası olarak gösterilen alan son derece dik bir dağ sırtı olduğu, ilerleyen süreç içerisinde buraya atıkların dökülmesinin imkânsız olacağı, seçilen dekapaj sahasının doğru olmayıp ilerleyen aşamada o bölgeden aşağı düşecek atıkların aşağıda akarsu kaynaklarının yön değiştirmesine neden olabilme ihtimalinin yüksek olduğu, kamu yararı gözetilerek, bilimsel ve teknolojik temelli madencilik ile çevre ve diğer ilgili güvenlik tedbirlerinin alınması ile birlikte uygun bir dekapaj sahasının belirlenmesi halinde, mermer üretimi için planlanan madencilik faaliyeti, ilgili firma tarafından sunulan proje tanıtım dosyasında belirtildiği gibi yapılması durumunda, yapılacak faaliyetlerin madenciliğin doğası kapsamında olduğunun değerlendirildiği, Çevre ve Ekosistem Üzerine Etkisi başlığı ile; bölge ile ilgili biyoçeşitlilik çalışmaları devam etmekle birlikte, dağ keçisi, vaşak, turna veya vantuzlu balık gibi hayvanların bölgede bulunduğuna dair tam bir tespitin yapılamadığı, faaliyet alanı ile ilgili ülkemizde yapılan tüm bilimsel çalışmaların incelendiği, endemik flora ve fauna yapısına rastlanılmadığı, araştırma bölgesine (Sivas, Ulaş) özgü çeşitli endemik türler irdelenmiş ve tespit edilmeye çalışıldığı fakat Fabaceae, Asteraceae, Boraginaceae, Brassicaceae, Lamiaceae, Papaveraceae, Ranunculaceae, Rosaceae, Liliaceae, Caryophyllaceae gibi familyaların hiçbirine rastlanmadığı, bölgenin çeşitli kuş türlerinin ve diğer küçük baş hayvanların geçiş güzergahına yakın olduğu, kamu yararı gözetilerek, bilimsel ve teknolojik temelli süreçlerin çevre ve diğer ilgili güvenlik tedbirlerinin alınması ve yerine getirilmesiyle, mermer üretimi için planlanan madencilik faaliyetinin, ilgili firma tarafından sunulan proje tanıtım dosyasında belirtildiği gibi yapılması durumunda, yapılacak faaliyetlerin herhangi bir çevresel olumsuz etki oluşturmayacağı kanaatinin oluştuğu yönünde tespit ve görüşlere yer verilmiştir.
Mahkeme tarafından karara esas alınan bilirkişi raporu incelendiğinde; jeolojik yönden çalışma başlıklı 10. ve 11. sayfadaki tespitlerde; pasa sahasında genişliği 10.00 m olan 2 basamaklı şev yapılacağı, basamak yüksekliğinin 5 m olacağı şev açısının 30-35° olacağının belirtildiği, ancak pasa alanının sahip olduğu geçirimsiz yapı ve %20-35 eğim nedeniyle, PTD'deki bilgilere göre yapılacak pasa çalışmasındaki şevlerde heyelanlar meydana geleceği, pasadan alta doğru sızan kar suyu ve yağmur suları sebebiyle eğimli yamaç boyunca bağımsız duyarsızlıklar ve ciddi heyelanlar oluşacağı, heyelanların yönünün ise bir kısmı debisi ölçülen dereye doğru, büyük bir kısmı da altı kotta bulunan ana dere yatağına doğru olacağı, debisi ölçülen yan derenin yok olacağı, belirlenen jeoteknik gerekçeler nedeniyle söz konusu mermer işletme sahasında ayrıntılı jeoteknik çalışmaların yapılması için ÇED raporunun hazırlanması gerektiğinin tespit edildiği, ancak bu hususta PTD'de belirtilen tedbirlerin niçin yetersiz kalacağı hususunda yeterli teknik ve bilimsel değerlendirme yapılmadığı; su kaynakları yönünden değerlendirme başlıklı 22. sayfasındaki tespitlerde, derenin pasa altında kalıp yok olacağı, dere içerisinde pasa malzemesinin kayarak birikeceği, adeta baraj görevi yapacağı, pasa malzemesinin dere akışını olumsuz etkileyeceği tespitlerinde bulunulduğu, ancak söz konusu raporda projenin yer üstü, özellikle de yer altı su kaynakları üzerindeki etkilerinin yeterince değerlendirilmemiş olduğu; madencilik yönünden değerlendirme başlıklı 23 sayfadaki tespitlerde, ocak sahasında mermer dekapaj sahası olarak gösterilen alanın son derece dik bir dağ sırtı olduğu, ilerleyen süreç içerisinde buraya atıkların dökülmesinin imkansız olacağı, seçilen dekapaj sahasının doğru olmadığı, ilerleyen aşamada o bölgeden aşağı düşecek atıkların akarsu kaynaklarının yön değiştirmesine neden olabilme ihtimalinin yüksek olduğu, kamu yararı gözetilerek, çevre ve diğer ilgili güvenlik tedbirlerinin alınması ile birlikte uygun bir dekapaj sahasının belirlenmesi halinde, yapılacak faaliyetlerin madenciliğin doğası kapsamında olduğu; yine bilirkişi raporunun çevre ve ekosistem üzerine etkisi başlıklı 24. sayfasındaki tespitlerde, faaliyet alanına ilişkin yapılan bilimsel çalışmaların incelendiği, endemik flora ve fauna yapısına rastlanmadığı, yapılacak faaliyetlerin herhangi bir çevresel olumsuz etki oluşturmayacağı kanaatinin oluştuğu tespitlerinde bulunulmuş olduğu görülmekle birlikte, dosyadaki veriler incelendiğinde, söz konusu raporu düzenleyen heyet üyeleri arasında, hidrojeolog ve flora/fauna uzmanı bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda yukarıda verilen bilgiler ışığında, dekapaj sahasının yerinin belirlenmesi ve pasa malzemesinden kaynaklanabilecek heyelan konusunda PTD'de belirtilen tedbirlerin yeterli olup olmadığı hususunun bilimsel olarak yeterince irdelenmediği, davaya konu projenin gerek yer üstü ve yer altı su kaynaklarına, gerekse de flora/fauna üzerindeki çevresel etkilerine ilişkin tespitlerin ayrıntılı biçimde yapılmadığı, bilirkişi raporunun hükme esas alınabilecek nitelik ve yeterlilikte olmadığı sonucuna varıldığından, uyuşmazlığın tereddüte mahal vermeyecek şekilde çözümlenebilmesi amacıyla, üniversitelerin ilgili bölümlerinden seçilecek, aralarında çevre mühendisi, hidrojeolog ve flora/fauna uzmanlarının da olduğu, diğer bilirkişilerin de projenin bulunduğu çevrenin özelliklerine göre ve proje tanıtım dosyasını hazırlayan kişilerin uzmanlık alanları da dikkate alınarak, yine akademisyenler arasından Mahkemece belirlenmesi suretiyle, oluşturulacak heyet ile keşif ve bilirkişi incelemesi yapılarak hazırlanacak yeni raporun değerlendirilmesi sonucunda uyuşmazlığın esası hakkında yeniden bir karar verilmesi gerekmektedir.
Bu itibarla, dava konusu işlemin iptaline ilişkin temyize konu İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz istemlerinin kabulüne,
2. Temyize konu … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan İdare Mahkemesine gönderilmesine,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A-2-(i) maddesi uyarınca, kesin olarak, 23/11/2023 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

(X) KARŞI OY :
Dosyanın incelenmesinden; temyize konu Mahkeme kararına esas alınan bilirkişi heyeti raporunda madencilik, jeoloji ve hidrojeoloji mühendisliği yönünden Proje Tanıtım Dosyasında (PTD) yer alan çalışmaların yetersiz olduğundan bahsedilmiş ise de, söz konusu PTD incelendiğinde, bilirkişi raporunda eksik olduğu belirtilen tüm hususlara ilişkin çalışmaların yapılmış olduğu, projenin çevreye olan etkilerinin minimize edilmesi için alınması gerekli olan tüm tedbirlere yer verildiği, gerekli taahhütlerde bulunulduğu, belirlenen dekapaj alanına dökülecek pasaların eğim sebebiyle dereye doğru akmaması için ve projenin etki alanındaki yüzey suları ile yer altı sularına olumsuz etkilerinin engellenmesi için alınacak olan tedbirlerin ayrıntılı olarak açıklandığı, bu hususlarda drenaj ve kuşaklama çalışmaları yapılacağının belirtildiği, PTD ekindeki hidrojeolojik değerlendirme raporu incelendiğinde, projenin etki alanında bulunan su kaynakları hususunda yeterli çalışma yapıldığı, alınması gerekli önlemlerin ayrıntılı şekilde belirtildiği, yine PTD ekindeki flora ve fauna değerlendirme raporu incelendiğinde ise, projenin etki alanında bulunan türler yönünden gerekli araştırma ve değerlendirmelerin yapıldığı, alanda bulunan flora ve fauna türlerinin raporun 13. ve devamı sayfalarında listelendiği, buna göre faaliyet yeri ve çevresinde yaşaması muhtemel 40 memeli, 4 amfibi, 11 sürüngen ve 56 kuş türü belirlendiği endemik fauna türlerine rastlanmadığının belirtildiği, yine faaliyet yeri ve çevresinde bulunan bitki türlerinin raporun 21. ve devamı sayfalarında (servigiller, çamgiller, düğün çiçeğigiller, turpgiller, sütotugiller vd) listelendiği, faaliyetin alanda mevcut flora ve fauna türleri üzerinde oluşturabileceği olumsuz etkinin en aza indirilmesi için alınması gerekli tedbirlerin ayrıntılı olarak belirtildiği anlaşılmaktadır.
Bu itibarla, temyize konu kararın bozulması ve davanın reddine karar verilmesi gerektiği oyu ile dava konusu işlemin iptaline ilişkin temyize konu İdare Mahkemesi kararının bozulması ve yeniden karar verilmek üzere İdare Mahkemesine gönderilmesi yolunda verilen çoğunluk kararına katılmıyoruz.