Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2023/13686 E. , 2024/1192 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2023/13686
Karar No : 2024/1192
TEMYİZ EDENLER : 1- (DAVALI) ... Bakanlığı
VEKİLİ : Av. ...
2- (DAVALI YANINDA MÜDAHİL) ... Enerji Elektrik Üretim Anonim Şirketi
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI) : ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı
VEKİLİ : Av. ...
MÜDAHİLLER
(DAVACI YANINDA) : 1- ...
2- ...
3- ...
VEKİLLERİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Muğla İli, Bodrum İlçesi, ... Mahallesi, ... , ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... Mevkilerinde davalı yanında müdahil tarafından yapılması planlanan ''Güllük Rüzgar Enerji Santrali (RES) ve 4,5 Km Enerji İletim Hattı (8 Adet Türbin, 33 MW)" projesi ile ilgili olarak, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı İzin ve Denetim Genel Müdürlüğünce verilen ... tarih ve ... sayılı "Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Olumlu" kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Dava konusu işlemin iptali yolundaki İdare Mahkemesi kararının, Danıştay Altıncı Dairesinin 20/09/2022 tarih ve E:2022/2456, K:2022/7784 sayılı kararıyla mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulması üzerine, temyize konu İdare Mahkemesince verilen kararda; uyuşmazlığın çözümü amacıyla çevre mühendisi, ziraat mühendisi, makine mühendisi, orman mühendisi, arkeolog, flora ve fauna uzmanı bilirkişilerden oluşan bilirkişi heyetiyle yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen bilirkişi raporunda özetle; "... dava konusu rüzgar enerji santrali projesinde toplam 33 MW kurulu gücünde 8 adet rüzgar türbini kurulması ile yılda 105.000.000 kWh elektrik enerjisi üretilmesi ve yaklaşık 4,5 km uzunluğunda enerji iletim hattı yapılmasının planlandığı, türbin noktalarının yüksekliklerinin 326-428 metreler arasında değiştiği, proje alanına en yakın yerleşim alanının proje alanının kuzeyinde Ege Denizi kıyısındaki Güvercinlik yerleşimi olduğu ve en yakın yerleşimin T4 nolu türbine yaklaşık 1165 m mesafede olduğu, türbinlerin doğu-batı uzantılı bir hat şeklinde yerleştirildiği, keşif itibari ile 8 türbin noktasında ve 1 şalt merkezinde herhangi bir inşai faaliyetin olmadığı, proje sahasının; Aydın-Denizli-Muğla Planlama Bölgesi l/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planında “Önemli Doğa Alanı” ve “Orman Alanı” olarak planlı alanlar içerisinde bulunduğu, dava konusu işlemin ziraat mühendisliği açısından değerlendirilmesinden; proje alanında tarım alanının bulunmadığı, tüm alanın orman arazisi vasfında olduğu, türbin noktalarının tümünün orman alanları içinde olduğu ve yakın çevresinde ekili ve dikili tarım alanlarının olmadığı, en yakın tarım alanının T10 numaralı türbine 1200 m uzaklıkta olduğu, bu tarım alanlarının türbinin çalışmasından kaynaklanabilecek türbin hareketlerinden doğan elektromanyetik enerji, ses ve hava akımlarından etkilenmesinin mümkün olmadığı, proje alanının düz ondüleli dalgalı bir yapı içermesi nedeniyle yüzey akış çizgileri olan mevsimlik akışlı dere, kuru dere vb. su kaynaklarını içermediği, proje alanı içinde ve çevresinde akış gösteren devamlı veya mevsimsel akışlı bir su kaynağı bulunmadığı, proje alanı ile türbinlerin dışında kalan ve çevresindeki derelerin tümünün “kuru dere” özelliğinde olduğu, bu nedenle türbin alanlarının yüzeysel su kaynaklarına olumsuz bir etkisinin olmayacağı, türbinlerin kurulmuş olduğu yerler ve türbinler arasındaki ulaşım yollarının bulunduğu alanlarda herhangi bir devamlı akışlı dere özelliğinde bir su kaynağı bulunmaması nedeniyle projenin inşaat aşamasında bu kaynakların akış yataklarının bozulması vb. bir durumun söz konusu olmadığı, türbin alanları ile şalt sahası ve çevresinde herhangi bir ekili-dikili veya sabit tesis şeklinde hayvancılık faaliyetinin olmadığı, sırt konumda olması nedeniyle doğal hâli ile çıplak olduğu saptanılan türbin alanlarının çevresinin orta-yoğun orman ve maki formunda doğal bitki örtüleri ile kaplı olduğu, proje alanının gerek eğimli, taşlık, kayalık ve sığ-orta toprak yapısı vb. toprak özellikleri ile gerekse de arazi eğiminin fazlalığından dolayı 5403 sayılı Yasa kapsamında marjinal arazi sınıfında olup tarım yapmaya elverişsiz olan VII-VII arazi sınıfında yer aldığı, bu nedenlerle dava konusu “ÇED Olumlu” kararının tarımsal açıdan uygun olduğu, dava konusu işlemin biyoloji (fauna ve ornitoloji) açısından değerlendirilmesinden; inceleme alanı doğal orman ekosistemi olup içerisinde farklı habitatları barındırdığı, Güllük RES ve Enerji İletim Hattı proje alanının, Türkiye üzerinden geçen kuş göç yollarını gösteren haritalara göre göçmen kuşlara ait önemli kuş rotası üzerinde, ‘ana göç’ yolunda bulunduğu, bu veriler baz alındığında, alandaki ekosistemlerin devamlılığı ve ekolojik dengenin tüm alanlarda bütüncül korunması gerektiğinden ve tüm alanların ekolojik bir birliktelik oluşturduğu ve zengin bir biyoçeşitlilik yapısına sahip olduğu gözlenmiş olduğundan kuşlar için önemli olan ve bölgenin kuş tür zenginliğini sağlayan Güllük Deltası, Tuzla (Efebencik) ve Karaova barajlarının proje sahasının çok yakınında bulunmasından dolayı “ÇED Olumlu” kararının fauna ve hayvan ekolojisi açısından uygun olmadığı, dava konusu işlemin biyoloji (flora) açısından değerlendirilmesinden; Bodrum yarımadasının tümünde olduğu gibi davaya konu alanın da yoğun bir andropojenik (insan) etkisi altında olduğu, yoğun yapılaşma ve turizm faaliyetlerinin alanın bitki örtüsü üzerinde büyük baskı oluşturduğu, dava konusu santrallerin çevreye, ekolojik dengeye ve habitatlara tamamen zarar vermeyen yapılar olmadığı, bilhassa inşaat aşamasında açılan yollar ve türbinlerin taban alanında meydana getirilen açıklıkların total bitki örtüsünün bölünmesine sebep olacağı, alanın tam ve yeterli bitkisel varlığını ortaya koymanın bitkilerin vejetasyon mevsimini takip edecek şekilde en az bir yılı kapsayacak şekilde mümkün olacağı, bu nedenle sunulan raporda verilen bitki listesinin son derece yetersiz olduğu ve alanı tam yansıtmadığı, soğanlı yumrulu bitkiler ve orkidelerin Bodrum yarımadası florasının önemli bir zenginliğini oluşturduğu, oysa raporda çok az bir tür tespitinin söz konusu olduğu, ayrıca sunulan ek raporlarda botanik disiplini açısından bir uzman bulunmadığı, peyzaj mimarlığı disiplini açısından faaaliyetin etkilerinin değerlendirildiği, dolayısıyla söz konusu alanın tam bir bitkisel envanterinin ortaya konulmaması nedeniyle hangi bitkilerin ne şekilde zarar göreceği veya onların bu etkilerden ne şekilde korunacağı gibi senaryoların yetersiz kaldığı ve bu nedenle dava konusu “ÇED Olumlu” kararının bitki sistematiği disiplini açısından uygun olmadığı, dava konusu işlemin arkeolojik açıdan değerlendirilmesinden; 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı paftası incelendiğinde, en yakın “1. ve 2. Derece Arkeolojik Sit Alanı”nın 900 m kuzey yönünde, en yakın “Doğal Sit Alanı”nın 500 m batı yönünde bulunduğu, proje sahasının“Türkiye’nin Korunan Alanları” içerisinde yer almadığı, en yakın korunan alanın ise, güneybatı yönünde, kuşuçumu yaklaşık 3,2 km uzaklığında bulunan Sırtlandağı Halepçamı Tabiatı Koruma Alanı olduğu, keşif günü yapılan incelemelerde dava konusu uygulama alanının yüzeyinde yapılan incelemede herhangi bir kültür varlığının gözlemlenmediği, bu nedenle arkeolojik taşınır-taşınmaz kültür varlığı izlerine rastlanılmadığı için 2863 sayılı Yasaya tesir edecek bir engelin oluşmadığı ve dava konusu “Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu” kararının arkeoloji bilimi açısından uygun olduğu, dava konusu işlemin çevre mühendisliği açısından değerlendirilmesinden; yapılan araştırmaların rüzgârdan elde edilen elektriğe olan talep arttıkça, rüzgâr çiftliklerinin genişlemeye devam edeceği beklentisi göz önüne alındığında, etkileşimlerin ve buna bağlı iklimsel etkilerin artacağını gösterdiği, rüzgar türbin sayısının yüksek olduğu durumda atmosfer etkileşimlerinin de dikkate alınması gerektiği, özellikle rüzgar çiftliklerinin kurulduğu sayıca fazla miktarda türbinlerin bulunduğu bölgelerde sıcaklık artışlarının tespit edildiği, ancak dava konusu projede türbin sayısının az olup diğer yatırımcılara ait rüzgar enerji üretim tesisleri ile de arasında mesafe bulunduğu, bu etkilerin kısa vadede oluşma riskinin beklenmediği, sonuç olarak, dava konusu alanın ve alanın yakın çevresinin niteliği dikkate alındığında inşaat ve işletme döneminde faaliyetten kaynaklı atıkların bertarafında alınacak önlemlerin yeterli olduğu ve su kaynakları ve yerleşim birimleri üzerine etkilerinin ilgili yönetmelikler kapsamında kabul edilebilir düzeyde kalacağı kanaatine varıldığı, bu nedenle “ÇED Olumlu” kararının çevre mühendisliği açısından uygun olduğu, dava konusu işlemin orman mühendisliği açısından değerlendirilmesinden; proje alanının, Milas Orman İşletme Müdürlüğü Güvercinlik Orman İşletme Şefliği sorumluluk sahasında ve Orman Amenajman haritasına göre koru ve baltalık ormanlardan oluştuğu, kızılçam ve maki elemanları ile kaplı olduğu, fiili durum bakımından kızılçam ve maki alanlarından oluşmakla birlikte, yüzeysel taşlılığın varlığından da söz edilebileceği, bu bağlamda alanın‘’bozuk ve 1’’ kapalı yani %10-30 arasında kapalılık derecesine sahip maki, kızılçam, ardıç florası ile 2-3 kapalı yani %70-90 arasında kapalılık derecesine sahip verimli kızılçam ormanlarından oluştuğu, kesilecek ağaçların orman ekosistemine olası etkilerinin göz ardı edilmesi, bitkisel toprak sıyrılması ve depolanması işleminin usulünde rüzgar ve su erozyonu riski için tedbir öngörülmemesi, orman yangınlarıyla mücadelede etkin bir planlama söz konusu olmaması nedeniyle dava konusu “ÇED Olumlu” kararının ormancılık açısından uygun olmadığı, dava konusu işlemin enerji mühendisliği açısından değerlendirilmesinden; dava konusu bölgenin Ege Denizi ve Akdeniz’in kesişim noktasında olduğu, Akdeniz’in büyük bir su rezervine sahip olduğu, daha güneyinde sıcak karasal Afrika ve çöl bölgelerinin olduğu, bölgenin denize göre arka kısmında Anadolu karasının olması nedeniyle bu bölgede sürekli bir rüzgâr oluşumunun bulunduğu, bu oluşan rüzgârın da temiz ve yenilenebilir enerji üretimi için uygun olduğu ve enerji üretimi için yeterli olduğu, bu düşünceyle, Google Earth marifetiyle Bodrum yarımadasının hemen karşısındaki Yunanistan’a ait İstanköy (Kos) adası ve daha güneydoğuda bulunan Rodos adasının incelendiği, bu incelemeler neticesinde, her iki adada da faal durumda RES’ler olduğunun görüldüğü, benzer şekilde Bodrum yarımadasının güneyinde yer alan ve yarımada üzerinde kurulu, Datça İlçesinde bir adet DATÇA RES, Bodrum İlçesinde dava konusu projenin güneydoğusunda kurulu olan KARAOVA RES, Bodrum İlçesinin kuzeyinde yer alan komşu Milas İlçesinin Aydın ile sınır olan kuzey ve batı sınırlarında faal AKBÜK ve TURGUTTEPE adlı iki RES olduğu, dava konusu bu bölgenin de genel olarak yüksek bir rüzgâr potansiyeline sahip olduğu, projenin öngörüldüğü şekilde hayata geçmesi hâlinde rüzgârdan elde edilecek enerjinin belirtilen kapasiteye ulaşabileceği, buna ilişkin olarak proje tanıtım dosyasında yeterli tespit ve araştırmaya yer verildiği, bu proje ile kurulacak rüzgar enerjisi santralinden yenilenebilir enerjiden elektrik üretiminin uygun olacağı ve sonuç olarak dava konusu “ÇED Olumlu” kararının enerji mühendisliği açısından uygun olduğu" yönünde tespit ve görüşlerine yer verilmiştir.
Olayda; işleme konu proje alanı ve çevresinde bir yerleşimin alanının olmadığı, proje alanında ulaşım yolunun sonlandığı, proje sahasında ve yakın çevresinde tarım alanının bulunmadığı, herhangi bir toz, duman ve kimyasal atığı olmayan enerji üretim yapıları olmaları nedeniyle türbinlerden olası çok düşük desibel içeren sesin de bu uzaklıktaki tarım alanlarına etkisinin olmayacağının değerlendirildiği, türbin alanlarının yüzeysel su kaynaklarına herhangi bir olumsuz etkisinin öngörülmediği, yenilenebilir enerji kaynağı olduğu, projenin inşaat aşamasında oluşacak toz emisyonu kaynaklı etkilerin kısa süreli ve kabul edilebilir seviyede olacağı, yine inşaat ve işletme aşamasında oluşacak sıvı ve katı atıkların ÇED raporunda belirtilen ilgili yönetmeliklere uygun olarak sahada depolanması ve bertarafının sağlanması durumunda çevrede olumsuz bir etki oluşturmasının söz konusu olmadığı, uygulama alanının yüzeyinde yapılan incelemede herhangi bir kültür varlığı gözlemlenmediği, bu nedenlerle dava konusu kararın enerji, çevre, ziraat ve arkeoloji disiplinleri açısından sakınca teşkil etmediği anlaşılmışsa da; dava konusu işleme dayanak teşkil eden raporun, sahadaki orman alanları ve bitkisel çeşitlilik (flora) gibi çevresel etmenler yönünden eksik ve yetersiz olduğu, hayvan ekolojisi (fauna) bakımından ise alanın kuşlar için önemli olan ve bölgenin kuş tür zenginliğini sağlayan Güllük Deltası, Tuzla (Efebencik) ve Karaova barajlarına yakınlığı ve kuşların göç yolu üzerinde bulunması nedeniyle hayvan ekosisteminin devamlılığı ve bütünlüğünü olumsuz etkileyeceği hususlarının bilirkişi raporuyla ortaya konulması nedeniyle, çevreye olumsuz etkileri olacağı değerlendirilen uyuşmazlık konusu "'Güllük Rüzgar Enerji Santrali ve 4,5 km Enerji İletim Hattı'' için verilen 31/08/2021 tarih ve ... sayılı "ÇED Olumlu" kararında hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle, hukuka aykırı bulunan dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : 1- Davalı idare tarafından, ÇED sürecinin mevzuata uygun yürütüldüğü, yöre halkı tarafından ÇED raporuna yönelik herhangi bir itirazın veya görüşün bulunmadığı, ilgili kurumlardan alınan görüşler neticesinde ÇED raporunda çevresel etkilerin kapsamlı incelendiği, nihai ÇED raporunun ve eklerinin yeterli olduğu değerlendirilerek projeyle ilgili "ÇED Olumlu" kararının verildiği, bilirkişi raporuna yönelik itirazların dikkate alınmayarak verilen Mahkeme kararının hukuka aykırı olduğu belirtilerek, bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
2- Davalı yanında müdahil tarafından, projenin orman üzerindeki etkilerine yönelik nihai ÇED raporunun ekinde peyzaj onarım planının hazırlatıldığı ve bu raporda peyzajın su fonksiyonu analizi, erozyon fonksiyonu analizi, habitat fonksiyonu analizi, karakter fonksiyonu, görsel fonksiyonu ile diğer fonksiyonlarının irdelendiği, peyzaj hedeflerinin belirlendiği, kaldı ki, bu raporun hazırlanması aşamasında arazi çalışmaları sırasında önemli bir erozyon olgusuna rastlanılmadığı, ayrıca Orman Yangınlarıyla Mücadele Şube Müdürlüğünce projenin yangın gözetleme kulesinin gözetleme ve haberleşme faaliyetlerini etkilemeyeceğinin ve helikopterlerin yaklaşma istikametlerine olumsuz etkisinin olmayacağının belirtildiği, projenin habitat üzerindeki etkileri inşai faaliyetlerle sınırlı olmasının beklenildiği, fiziki engel olarak sadece türbin ayaklarının bulunacağı ve bu yapıların da belirli bir mesafede kurulması nedeniyle canlı türlerinin geçiş ve hareketliliğini sınırlandırmayacağı, inşaat sonrası yapılacak rehabilitasyon çalışmaları ile zamanla habitat değerlerine yeniden kavuşmasının beklenildiği, işletme faaliyetlerinin sona ermesinden sonra da topoğrafik, iklimsel ve vejatasyon yapısına uygun bitkilendirme çalışmaları yapılarak arazi ıslahının gerçekleştirileceği, inşai faaliyetler sırasında çıkacak hafriyat ve bitkisel toprakla ilgili olarak Hafriyat Toprağı, İnşaat ve Yıkıntı Atıklarının Kontrolü Yönetmeliğine uygun hareket edileceği, ÇED raporunda muhtemel yangına karşı alınması gerekli önlemlere yer verildiği, proje kapsamında türbin alanları ve yeni açılacak yollar haricinde herhangi bir ağaç kesiminin olmayacağı, ayrıca ÇED raporunda kesileceği belirtilen 273 adet ağacın tek bir noktada kesilmeyeceği, kesimin en yoğun yapılacağı T5'de 109 ağaç kesiminin yapılacağı ve aslında T5 türbininin bulunduğu alanın büyük kısmının düzlük alanlardan oluştuğu, fauna ile ilgili olarak ekolojik değerlendirme raporunun ve ornitolojik değerlendirme raporunun hazırlanarak, projenin fauna üzerindeki etkilerinin değerlendirilerek, olumsuz etkilere yönelik gerekli tedbirlerin alınmasının taahhüt edildiği, türbinler arası en yakın mesafenin 350 m civarında olması nedeniyle bu iki türbin arasındaki mesafenin kuşların geçebileceği bir mesafe olduğu, flora bakımından proje alanında endemik türlerin bulunmadığı, flora ile ilgili değerlendirmelere peyzaj onarım raporunda yer verildiği, sonuç olarak bilirkişi raporunda ÇED raporunda yer verilen taahhütlerle ilgili yeterince değerlendirme yapılmadığı belirtilerek, Mahkeme kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI: 1- Davacı tarafından, proje alanının ormanlık alan olması nedeniyle yer seçiminin uygun olmadığı, nitekim proje alanının 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planınında da "önemli doğa alanı ve orman alanında" kaldığı, dava konusu işlemin hukuka aykırılığının bilirkişi raporundaki tespitlerle de ortaya konulduğu belirtilerek, temyiz istemlerinin reddi gerektiği savunulmuştur.
2- Davacı yanında müdahiller tarafından, bilirkişi raporundaki tespitler dikkate alındığında, projenin ormanlık alanlar, flora ve fauna üzerinde olumsuz etkilerinin bulunduğu, ayrıca korunan alanlara yakınlığı nedeniyle proje alanının yer seçiminin de uygun olmadığı belirtilerek, temyiz istemlerinin reddi gerektiği savunulmuştur.
TETKİK HÂKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin kabulü ile Mahkeme kararının aşağıda yer verilen gerekçe ile bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY:
Davalı müdahil tarafından, Muğla İli, Bodrum İlçesi, ... Mahallesi, ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... Mevkilerinde yapılması planlanan "Rüzgar Enerji Santrali Projesi (13 Adet, 33 MW)" ile ilgili olarak Muğla Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünce ... tarih ve ... sayılı "ÇED Gerekli Değildir" kararı verilmiş, bu kararın iptali istemiyle ... İdare Mahkemesinin E:... sayılı dosyasında açılan davada, Mahkemenin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; projeyle ilgili olarak yer seçimi kararının plan hükümlerine uygun olmadığı, rüzgar potansiyeli açısından yetersiz olduğu, alanda korunması gereken kültür varlıklarının bulunduğu, dolayısıyla faaliyet alanı ile ilgili şehir bölge planlama, enerji, inşaat, arkeolojik ve çevresel açıdan uygun olmadığı gerekçesiyle işlemin iptaline karar verilmiş, bu karar, Danıştay Ondördüncü Dairesinin 03/07/2018 tarih ve E:2018/2050, K:2018/4960 sayılı kararıyla onanmıştır.
Sonrasında davalı müdahil tarafından, Muğla İli, Bodrum İlçesi, ... Mahallesi, ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... Mevkilerinde yapılması planlanan "Güllük RES ve 4,5 Km Enerji İletim Hattı (13 Adet, 33 MW)" projesiyle ilgili olarak Muğla Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünce ... tarih ve ... sayılı "ÇED Gerekli Değildir" kararı verilmiş, bu kararın iptali istemiyle ... İdare Mahkemesinin E:... sayılı dosyasında açılan davada, Mahkemenin ... tarih ve E:..., K:... kararıyla; dava konusu RES proje alanı ve üretim kapasitesi bakımından aynı olan ve aynı şirket tarafından yapılması planlanan 05/06/2015 tarihli "ÇED Gerekli Değildir" kararına konu projenin, çevreye olası etkilerinin Mahkemenin E:... sayılı dosyasında değerlendirildiği, bu değerlendirmede; projeye ilişkin yer seçimi kararının plan hükümlerine uygun olmadığı, rüzgar potansiyeli açısından yetersiz olduğu, alanda korunması gereken kültür varlıklarının bulunduğu şeklindeki tespitlere yer verildiği ve anılan proje için verilen ÇED Gerekli Değildir kararının iptal edildiği, yine benzer değerlendirmelerin aynı projeye ilişkin olarak Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından onaylanan 1/5000 ölçekli Nazım ve 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planının iptali istemiyle açılan ve Mahkemenin E:... sayılı dosyada açılan davada da yapıldığı ve söz konusu planların iptal edildiği görüldüğü, tüm bu hususlar dikkate alındığında, özellikle proje alanının bulunduğu yer bakımından çevreye olumsuz etkileri olacağının Mahkeme kararıyla ortaya konulmuş olmasına rağmen, Mahkeme kararının gereklerine aykırı olarak özellikle proje alanı bakımından hiçbir değişiklik yapılmadan, aynı alanda yapılması planlanan dava konusu RES projesi için Muğla Valiliği tarafından verilen ... tarih ve ... sayılı "ÇED Gerekli Değildir" kararında hukuka uygunluk görülmediği gerekçesiyle işlemin iptaline karar verilmiş, bu kararın temyiz edilmesi üzerine, Danıştay Altıncı Dairesinin 20/11/2019 tarih ve E:2019/21014, K:2019/11705 sayılı kararıyla davalı idarenin temyiz isteminin süre aşımı nedeniyle reddine, davalı yanında müdahilin temyiz isteminin ise incelenmeksizin reddine karar verilmiştir.
Son olarak davalı yanında müdahil tarafından, "ÇED Gerekli Değildir" kararının iptal gerekçesi de dikkate alındığı belirtilerek, 13 adet türbin sayısının 8 adede düşürülmesi suretiyle "Güllük Rüzgar Enerji Santrali (RES) ve 4,5 Km Enerji İletim Hattı" ile ilgili olarak ÇED raporu hazırlanmış, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı İzin ve Denetim Genel Müdürlüğünce ... tarih ve ... sayılı (dava konusu) "ÇED Olumlu" kararı verilmiştir.
Bunun üzerine, anılan "ÇED Olumlu" kararının iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT :
2872 sayılı Çevre Kanunu'nun 10. maddesinde; "Gerçekleştirmeyi plânladıkları faaliyetleri sonucu çevre sorunlarına yol açabilecek kurum, kuruluş ve işletmeler, Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu veya proje tanıtım dosyası hazırlamakla yükümlüdürler. Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı veya Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir Kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili onay, izin, teşvik, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez; proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez..." hükmüne yer verilmiştir.
25/11/2014 tarih ve 29186 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren ve dava konusu işlem tarihinde yürürlükte bulunan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinin 4. maddesinde; ''Çevresel etki değerlendirmesi olumlu kararı: Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu hakkında Komisyon tarafından yapılan değerlendirmeler dikkate alınarak, projenin çevre üzerindeki muhtemel olumsuz etkilerinin, alınacak önlemler sonucu ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olduğunun belirlenmesi üzerine projenin gerçekleşmesinde çevre açısından sakınca görülmediğini belirten Bakanlık kararı olarak tanımlanmıştır. Aynı Yönetmeliğin 6. maddesinde ise; "(1) Bu Yönetmelik kapsamındaki bir projeyi gerçekleştirmeyi planlayan gerçek veya tüzel kişiler; Çevresel Etki Değerlendirmesine tabi projeleri için; ÇED Başvuru Dosyasını, ÇED Raporunu, Seçme Eleme Kriterleri uygulanacak projeler için ise Proje Tanıtım Dosyasını, Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlara hazırlatmak, ilgili makama sunulmasını sağlamak ve proje kapsamında verdikleri taahhütlere uymakla yükümlüdürler. (2) Kamu kurum/kuruluşları, bu Yönetmelik hükümlerinin yerine getirilmesi sürecinde proje sahiplerinin veya Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşların isteyeceği konuya ilişkin her türlü bilgi, doküman ve görüşü vermekle yükümlüdürler. (3) (Değişik:RG-26/5/2017-30077) Bu Yönetmeliğe tabi projeler için "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararı veya "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili teşvik, onay, izin, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez, proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez. Ancak bu durum söz konusu teşvik, onay, izin ve ruhsat süreçlerine başvurulmasına engel teşkil etmez. (4) Bu Yönetmelik hükümlerine göre karar tesis edilmeden önce, projenin gerçekleştirilmesinin mevzuat bakımından uygun olmadığının tespiti halinde, aşamasına bakılmaksızın süreç sonlandırılır." kuralına, 7. maddesinde; "(1) Bu Yönetmeliğin; a) Ek-1 listesinde yer alan projelere, b) "ÇED Gereklidir" kararı verilen projelere, c) Kapsam dışı değerlendirilen projelere ilişkin kapasite artırımı ve/veya genişletilmesinin planlanması halinde, mevcut proje kapasitesi ve kapasite artışları toplamı ile birlikte projenin yeni kapasitesi ek-1 listesinde belirtilen eşik değer veya üzerinde olan projelere, ÇED Raporu hazırlanması zorunludur." kuralına yer verilmiştir.
Aynı Yönetmeliğin Ek-III bölümünde; Çevresel Etki Değerlendirmesi Genel Formatının ihtiva etmesi gereken hususlar düzenlenmiş, Bölüm I: Projenin tanımı ve özellikleri; a) Proje konusu yatırımın tanımı, özellikleri, ömrü, hizmet maksatları, önem ve gerekliliği, b) Projenin yer ve teknoloji alternatifleri, proje için seçilen yerin koordinatları Bölüm II: Proje Yeri ve Etki Alanının Mevcut Çevresel Özellikleri; Proje alanının ve önerilen proje nedeniyle etkilenmesi muhtemel olan çevrenin; nüfus, fauna, flora, jeolojik ve hidrojeolojik özellikler, doğal afet durumu, toprak, su, hava, atmosferik koşullar, iklimsel faktörler, mülkiyet durumu, kültür varlığı ve sit özellikleri, peyzaj özellikleri, arazi kullanım durumu, hassasiyet derecesi (Ek-5’deki Duyarlı Yöreler Listesi de dikkate alınarak) benzeri özellikleri Bölüm III: Projenin İnşaat ve İşletme Aşamasında Çevresel Etkileri ve Alınacak Önlemler, Projenin; a) Çevreyi etkileyebilecek olası sorunların belirlenmesi, kirleticilerin miktarı, alıcı ortamla etkileşimi, kümülatif etkilerin belirlenmesi, b) Sera gazı emisyon miktarının belirlenmesi ve emisyonların azaltılması için alınacak önlemler, c) Projenin çevreye olabilecek olumsuz etkilerinin azaltılması için alınacak önlemler, ç) İzleme Planı (inşaat dönemi), Bölüm IV: Halkın Katılımı; a) Projeden etkilenmesi muhtemel ilgili halkın belirlenmesi ve halkın görüşlerinin çevresel etki değerlendirmesi çalışmasına yansıtılması için önerilen yöntemler, b) Görüşlerine başvurulması öngörülen diğer taraflar, Notlar ve Kaynaklar; Ekler: Çevresel Etki Değerlendirmesi Başvuru Dosyası hazırlanmasında kullanılan bilgi ve belgeler ile raporda kullanılan tekniklerden rapor metninde sunulamayan belgeler, Proje için seçilen yerin koordinatları, Proje için belirlenen yer ve alternatiflerinin varsa; çevre düzeni, nazım, uygulama imar planı, vaziyet planı veya plan değişikliği teklifleri, Proje ile ilgili olarak daha önceden ilgili kurumlardan alınmış belgeler şeklinde düzenlemeler yer almıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri uyarınca; çevresel etki değerlendirmesi ile, gerçekleştirilmesi planlanan projelerin çevreye olabilecek olumlu ya da olumsuz etkilerinin belirlendiği, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin irdelendiği, seçilen yer ile teknoloji alternatiflerinin değerlendirildiği, ayrıca projelerin uygulanmasının izlendiği ve kontrolünde sürdürülecek çalışmaların belirlendiği bir süreç öngörülmüş olup, Yönetmelik kapsamında yer alan bir faaliyet nedeniyle hazırlanacak ÇED raporunda özel format uyarınca, projenin gerçekleştirileceği yer ile alternatif alanlar belirlenerek projenin hizmet amacı, önem ve gerekliliği kapsamında yerin ve etki alanının çevresel özellikleri, çevresel etkiler ve alınacak önlemlerin tartışılması, faaliyet yerinin belirlenmesinde ise, faaliyetin büyüklüğü, amacı, ulaşım, iklim, toprağın ve çevrenin özellikleri, olası etkiler ve etkilerin azami giderilme olanakları gibi unsurların etkili olması, bu bağlamda, sürdürülebilir kalkınma ve sürdürülebilir çevre dengesinin sağlanması yolunda belirtilen nitelikteki bir faaliyete en uygun yerin seçilmesi esastır.
Çevresel etki değerlendirmesi; gerçekleştirilmesi planlanan projenin, çevreye olabilecek olumlu ya da olumsuz etkilerinin belirlenmesi, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin belirlenerek değerlendirilmesi amacıyla yapıldığından, ÇED sürecinde verilen kararların iptali istemiyle açılacak davalarda, yukarıda belirtilen Yönetmeliğin Ek III. bölümündeki unsurlar yönünden, ÇED kararlarının bir bütün olarak çevresel etkilerinin irdelenmesi gerekmektedir.
Uyuşmazlıkta; Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, orman mühendisi tarafından, kesilecek ağaçların orman ekosistemine olası etkilerinin göz ardı edildiği belirtilmiş ise de, ÇED raporunda toplamda 273 adet ağaç kesileceği bilgisi ile peyzaj onarım hedeflerine yer verildiği, ÇED raporunun ekinde yer alan peyzaj onarım raporunda da peyzajın su fonksiyonu, erozyon fonksiyonu, habitat fonksiyonu, karakter fonksiyonu, görsel fonksiyonu ile diğer fonksiyonlarının irdelendiği görülmüş olup, davalı yanında müdahil tarafından da kesilecek bu ağaçların tek bir noktada kesilmeyeceğinin, kesimin en yoğun yapılacağı T5'de 109 ağaç kesiminin yapılacağının ve aslında T5 türbininin bulunduğu alanın büyük kısmının düzlük alanlardan oluştuğunun ileri sürüldüğü dikkate alındığında, bu hususların kesilecek ağaçların orman ekosistemine üzerine etkileri bakımından yeniden değerlendirilmesi gerekmektedir.
Ayrıca orman mühendisi tarafından bitkisel toprağın sıyrılması ve depolanması işleminin usulünde rüzgar ve su erozyonu riski için tedbir öngörülmediği belirtilmiş ise de, ÇED raporunda, 18/03/2004 tarih ve 25406 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren "Hafriyat Toprağı, İnşaat ve Yıkıntı Atıklarının Kontrolü Yönetmeliği"de yer alan; “Hafriyat sırasında bitkisel toprak alt topraktan ayrı olarak toplanır. Derinliğine ve yapısına bağlı olarak kazılarak yeniden kullanılmak üzere yığılır. Bitkisel toprağın depolanacağı yerin % 5’den fazla eğimli olmaması gerekir. Bitkisel toprağın saklanma sürecinde olabilecek kayıplar önlenir ve toprağın kalitesi korunur. Bitkisel toprak uzun süre açıkta bırakılacak ise yüzeyinin çabuk gelişen bitkiler ile örtülmesi temin edilir. Ayrı toplanan bitkisel toprak park, bahçe, yeşil alan, tarım ve benzeri çalışmalarda tekrar kullanılır.” düzenlemesi doğrultusunda bitkisel toprağın, hafriyat depolama alanının bir bölümünde geçici olarak depolanacağı, sahada geçici depolama alanında bitkisel toprağın, diğer kazı fazlasından ayrı olarak Yönetmelik gereği depolanacağı, bu süreçte sıyrılan toprağın bitkisel örtüsünün bozulmamasına özen gösterileceği ve açıkta bırakılan yüzeyde bölgede yetişen bitki örtüsünün yetişmesine olanak sağlanmış olacağı, bu aşamada, toprağa sulama işlemi de yapılabileceğinin taahhüt edildiği görüldüğünden bu taahhüdün de yeterli olup olmadığının yeniden ele alınması gerekmektedir.
Orman mühendisi tarafından, ÇED raporunda yer alan "Proje kapsamındaki faaliyet süresince hiç bir maddenin kontrolsüz bir şekilde yakılmasına izin verilmeyecektir. Yangın söndürme amaçlı seyyar ekipmanlar hazır bulundurulacaktır. Bu cihazlar, gerekli rutin kontrolleri yapılacak, personele bu konuda gerekli eğitim verilecektir. Bu önlemlere karşın bir yangın meydana gelmesi durumunda, yangına hemen müdahale edilecek ve en yakındaki itfaiye birimine haber verilecektir." şeklindeki taahhütlerin bina yangın önlemleri olarak değerlendirilerek, orman yangın riski bakımından yetersiz bulunmuş ise de, Orman Yangınlarıyla Mücadele Şube Müdürlüğü’nün ... tarih ve ... sayılı görüşüne ek inceleme tutanağında; söz konusu projenin, yapılan arazi incelemesinde Kaledağ Yangın Gözetleme Kulesinin çıplak gözle gözetleme ve haberleşme faaliyetlerini engellemeyeceğinin tespit edilmesi, Orman Bölge Müdürlüğü tarafından da hava araçları ile su kaynaklarının etkin kullanımını olumsuz etkilemeyeceğinin değerlendirilmesi ve Milas Güvercinlik Gökçeler Yangın Yönetim Merkezinin helikopterler tarafından kullanımında, helikopterin yaklaşma istikametlerine olumsuz etkisinin olmayacağının belirtilmesi nedeniyle bu hususlar ile idarenin talebi olması halinde yangın gözetleme kulesinin görüşüne olumsuz etkisi olabilecek tesislere izin verilmemesi veya gerekli tedbirler alındıktan sonra izin verilmesi, yangın kulelerinin ihtiyacı olan enerjinin verilmesi, gerektiğinde OGM'ye ait role cihazı, kamera veya teknik donanım kurulması için yer ayrılması, internet imkanı olan yerlerde OGM'nin bu hizmetten ücretsiz faydalanması, kurulacak tesiste güvenlik vs. gibi amaçlarla kurulacak olan kamera görüntülerinden OGM'nin de faydalanması veya orman yangınlarını gözetleme amacı ile ilave kamera kurularak OGM sistemine dahil edilmesi, kurulacak anten direklerinden gerektiğinde OGM'nin faydalanmasının sağlanması yönündeki taahhütlerinin orman yangınlarıyla mücadele kapsamında yeterli bir önlem olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceğinin açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.
Diğer taraftan, Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, araştırma süresinin kısalığına bağlı olarak flora tür listesi yetersiz bulunmuş ise de, ÇED raporunda da bir bölgenin biyoçeşitliliğinin tespit edilebilmesi için gerekli olan sürenin minimum 1 yıl olması gerektiği vurgulanarak, bunun için de alanda yapılan önceki çalışmalardan yararlanıldığının belirtildiği, ayrıca ÇED raporunda; Güllük RES sahasındaki habitat alanları üzerindeki etkilerin, sadece inşaat faaliyetlerinin yapılacağı sınırlı bir alanda olması beklenildiği, bu alanda yılın belli dönemlerinde çimlenerek çıkan ve çoğu tek yıllık olan otsu bitkilerin, bol tohum vermeleri ve tohumlarının çevrede hızla yayılmaları nedeniyle proje alanında inşaat aşaması sonrası kendini doğal süreçlerde hızla yenileyeceğinin öngörüldüğü ve alandaki bitki türlerinin endemik olmadığı ve koruma altında bulunan bitki türünün bulunmadığı bilgilerine yer verildiği dikkate alındığında, proje alanı ve çevresinde arazi çalışmaları ile gözlem yapılarak, literatür bilgileri taranarak ve yöre halkından bilgiler alınarak hazırlanan ÇED raporunun floraya ilişkin kısmının bu çerçevede yeterli olup olmayacağı yeniden değerlendirilerek, yetersiz bulunması halinde de ÇED raporunun tamamını kusurlandırıp kusurlandırmayacağının ele alınması gerekmektedir.
Son olarak; Mahkeme kararında, bilirkişi raporundaki faunayla ilgili yapılan tespitler dikkate alınarak, alanın kuşlar için önemli olan ve bölgenin kuş türü zenginliğini sağlayan Güllük Deltası, Tuzla (Efebencik) ve Karaova barajlarına yakınlığı ve kuşların göç yolu üzerinde bulunması nedeniyle hayvan ekosisteminin devamlılığı ve bütünlüğünü olumsuz etkileyeceği gerekçesine de yer verilmiş ise de, bilirkişi raporunda, proje alanının kuş göç yolları üzerinde bulunduğu bakış açısıyla değerlendirme yapıldığı anlaşılmış olup, proje alanının kuş göç yolları üzerinde bulunsa dahi, alınması taahhüt edilen tedbirlerle muhtemel çevresel etkilerin önlenmesinin veya en aza indirgenmesi bakımından yeterince incelenmediği sonucuna varıldığından, ÇED raporunda belirtilen türbinler arası en düşük mesafenin T9 ile T10 nolu türbinleri arasında 350 m civarında olduğu, bu mesafenin başta kuşlar olmak üzere fauna geçişlerine engel olmayacağı hususu ile fauna üzerinde muhtemel etkilere yönelik alınması taahhüt edilen tedbirlerin yeterli olup olmadığının açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.
Bu itibarla, temyiz dilekçesindeki iddialar ile yukarıda yer verilen hususların tereddüte mahal vermeyecek şekilde çözümlenebilmesi amacıyla ek bilirkişi raporu alınmak ya da (Dairemizin E:2023/13687 ve E:2023/13737 sayılı dosyasındaki iddialar da dikkate alınarak) gerekirse mahallinde yeniden keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle uyuşmazlığın esası hakkında yeniden bir karar verilmesi gerekmektedir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz istemlerinin kabulüne,
2. Temyize konu ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan İdare Mahkemesine gönderilmesine,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A-2-(i) maddesi uyarınca, kesin olarak, 22/02/2024 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY :
Dava; Muğla İli, Bodrum İlçesi, ... Mahallesi, ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... Mevkilerinde davalı yanında müdahil tarafından yapılması planlanan ''Güllük Rüzgar Enerji Santrali (RES) ve 4,5 Km Enerji İletim Hattı (8 Adet Türbin, 33 MW)" projesi ile ilgili olarak, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı İzin ve Denetim Genel Müdürlüğünce verilen ... tarih ve... sayılı "ÇED Olumlu" kararının iptali istemiyle açılmıştır.
Uyuşmazlıkta; her ne kadar İdare Mahkemesince bilirkişi raporunda yer alan olumsuz tespitler dikkate alınarak dava konusu işlemin iptaline karar verilmiş ise de, işleme konu proje alanı ve çevresinde bir yerleşim alanının olmadığı, proje alanında ulaşım yolunun sonlandığı, proje sahasında ve yakın çevresinde tarım alanının bulunmadığı, herhangi bir toz, duman ve kimyasal atığı olmayan enerji üretim yapıları olmaları nedeniyle türbinlerden olası çok düşük desibel içeren sesin de bu uzaklıktaki tarım alanlarına etkisinin olmayacağının değerlendirildiği, türbin alanlarının yüzeysel su kaynaklarına herhangi bir olumsuz etkisinin öngörülmediği, yenilenebilir enerji kaynağı olduğu, projenin inşaat aşamasında oluşacak toz emisyonu kaynaklı etkilerin kısa süreli ve kabul edilebilir seviyede olacağı, yine inşaat ve işletme aşamasında oluşacak sıvı ve katı atıkların ÇED raporunda belirtilen ilgili yönetmeliklere uygun olarak sahada depolanması ve bertarafının sağlanması durumunda çevrede olumsuz bir etki oluşturmasının söz konusu olmadığı, uygulama alanının yüzeyinde yapılan incelemede herhangi bir kültür varlığı gözlemlenmediği, bu nedenlerle dava konusu kararın enerji, çevre, ziraat ve arkeoloji disiplinleri açısından sakınca teşkil etmediği gibi, projenin orman, flora ve fauna üzerindeki etkileri ile alınması gerekli önlemlere ÇED raporunun eki olan peyzaj onarım raporunda, ekosistem değerlendirme raporunda ve ornitolojik değerlendirme raporunda yer verildiği anlaşıldığından, orman, flora ve fauna bakımından da projenin yapılmasında sakınca bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Bu itibarla, dava konusu ÇED Olumlu kararı hukuka uygun olduğundan, Mahkeme kararının bozularak davanın reddine karar verilmesi gerektiği oyu ile çoğunluk kararına katılmıyoruz.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!