WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 23 Haziran 2026

DANIŞTAY 4. DAIRE

A- A A+

Danıştay 4. Daire Başkanlığı         2023/13528 E.  ,  2024/592 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2023/13528
Karar No : 2024/592

TEMYİZ EDEN TARAFLAR : 1- (DAVACI) …
VEKİLİ : Av. …
2- (DAVALILAR) … Bakanlığı
VEKİLİ : Av. …
3- … Büyükşehir Belediye Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …
4- … Belediye Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU: … Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem : İstanbul İli, Avcılar İlçesi, … Mahallesi, … pafta, … ada, … parsel sayılı taşınmaz üzerindeki … arsa paylı … blok … nolu bağımsız bölümün maliki olan davacı tarafından, söz konusu taşınmazın … günlü, … sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile "Afete Maruz Bölge" ilan edilen alanda kalması ve bilahare tahliyesi ve yıkımı sürecinde davalı idarelerin hizmet kusuru bulunduğundan bahisle uğranıldığı iddia edilen maddi ve manevi zararların tazmini istemiyle yapılan .2017 tarihli başvurunun reddine ilişkin … tarih ve BN:… sayılı İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı İmar ve Şehircilik Daire Başkanlığı Şehir Planlama Müdürlüğü işleminin iptali ile daire bedeli karşılığı 20.000,00-TL, arsa değer kaybı karşılığı 20.000,00-TL ve mahrum kalınan kira bedeli karşılığı 10.000,00-TL olmak üzere toplam 50.000,00.-TL (miktar artırımı sonucu 229.636,18.-TL) maddi zararın idari eylemin gerçekleştiği tarihten itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte tazmini istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Davanın süre aşımı sebebiyle reddi yolundaki kararın … Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile kaldırılması ve dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesi üzerine, … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; dava dilekçesinde, maddi zarar kalemlerinin arsa payı, bağımsız bölüm ve mahrum kalınan kira bedellerine ilişkin olduğunun beyan edildiği, binanın "afete maruz bölge" kararı alınmadan öncesine ait muhtemel satış fiyatı üzerinden tazminat talebinde bulunmak suretiyle müspet zararının tazmini istenilmekte ise de, dava konusu bölgenin hiçbir zaman iskana açılmaması gerektiği ve dolayısıyla idarelerin kusurunun yapı yasağı bulunması gereken alanda yapılaşmaya izin verilmesi olduğu gözönünde bulundurulduğunda, davacının müspet zararının değil yapılaşma izni nedeniyle yapmış olduğu harcamaların (menfi zararının) tazmini gerektiği sonucuna varıldığı, öte yandan, her ne kadar bir arsanın alınıp-satılması serbest piyasa ekonomisi şartlarına göre, alıcı ve satıcının verecekleri sübjektif kararlar doğrultusunda gerçekleşmekte ve alım-satım sürecine davalı idarelerin hiç birinin dahli olmamakta ise de, hayatın olağan akışına uygun olarak bir kişinin satın alacağı taşınmazın imar durumunu dikkate alarak, imar durumunda taşınmaza verilen fonksiyona göre satın alıp almama veya belirli bir fiyattan satın alma kararı verecek olması karşısında, dava konusu taşınmazı 'Konut Alanı'nda kalmakta iken satın alan davacının, taşınmazın konut alanından çıkarılarak yapılaşmaya elverişli olmayan alanda kalması nedeniyle uğramış olduğu arsa değer kaybının davalı idareler tarafından tazmini gerektiği, bununla birlikte; UYAP'tan elde edilen veriler incelendiğinde, İstanbul ili, Avcılar ilçesi, … Mahallesi, … pafta, … ada, … parsel üzerindeki binada bulunan ruhsatlı A-Blok … nolu bağımsız bölümde davacının 07.03.2007 tarihinden 23.09.2011 tarihine kadar ikamet ettiği, dava konusu taşınmazın ise 24.10.2014 tarihinde yıkıldığı anlaşıldığından, dava konusu taşınmazın 23.09.2011-24.10.2014 tarih aralığında kiralanması durumunda getirebileceği kira bedelinden davacının mahrum kaldığı anlaşıldığından, bahse konu tarihler arasında davacının uğramış olduğu kira kaybının davalı idareler tarafından tazmini gerektiği sonucuna varıldığı, maddi tazminat tutarının hesaplanması amacıyla yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen bilirkişi raporu ve ek raporda özetle; "dairenin değerinin belirlenmesinde, yıkım tarihi olan 2014 tarihinin dikkate alınması gerektiği, bu bağlamda 2014 yılı baz fiyatlarına göre; III. Sınıf B Grubu yapılara girdiği, bu bağlamda yapının m2 sinin 650,00-TL olduğu, dosyada yapılan inceleme ve irdelemelerde bağımsız bölümün büyüklüğünün 155,00 m2 olarak belirlendiği, buradan hareketle, yıkım tarihi olan 2014 tarihine göre maddi zararın (amortisman bedeli düşülmüş inşaat yapım maliyet bedeli + arsa değer kaybı - enkaz bedeli) 167.625,00-TL, dava konusu taşınmazın 23.09.2011-24.10.2014 tarih aralığında kiralanması durumunda getirebileceği kira bedelinin ise 62.011,18-TL olmak üzere toplam 229.636,18-TL maddi zarar hesaplandığından, bina yapım maliyeti, arsa değer kaybı ve mahrum kalınan kira bedeli nedeniyle toplam 229.636,18-TL maddi kaybın oluştuğu, bu maddi kayıptan ise davalı idarelerin kusuru oranında sorumlu olduğu dikkate alındığında, bu zararın %10'u olan 22.963,61-TL'sinden Avcılar Belediye Başkanlığının, zararın %30'si olan 68.890,85-TL'sinden Çevre ve Şehircilik Bakanlığının, zararın %60'ı olan 137.781,72-TL'sinden İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığının sorumlu olduğu, bu suretle 15.01.2021 tarihli miktar artırım dilekçesi ile başlangıçta talep edilen 50.000,00-TL'nin artırılarak ıslah edildiği anlaşıldığından, davacının 229.636,18-TL olan maddi tazminat isteminin kabulü gerektiği sonucuna ulaşıldığı, diğer taraftan, tazminine karar verilen 229.636,18-TL'lik maddi zararın, 50.000,00-TL'lik kısmının dava tarihi olan 21.04.2017 tarihinden itibaren, ıslah edilen 179.636,18-TL'lik kısmının ise miktar artırım dilekçesinin Mahkeme kayıtlarına girdiği tarih olan 07.01.2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesi gerektiğinin açık olduğu gerekçesiyle 09/02/2017 tarihli başvurunun reddine dair İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin … tarih ve … sayılı işleminin iptali istemi yönünden davanın incelenmeksizin reddine, davacının maddi tazminat isteminin kabulü ile 22.963,61-TL'sinin Avcılar Belediye Başkanlığından, 68.890,85-TL'sinin Çevre ve Şehircilik Bakanlığından, 137.781,72-TL'sinin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığından olmak üzere toplam 229.636,18-TL maddi tazminatın davalı idarelerden alınarak davacılara ödenmesine, hükmedilen 229.636,18-TL maddi tazminatın 50.000,00-TL'lik kısmına dava tarihi olan 21.04.2017 tarihinden itibaren, 179.636,18-TL'lik kısmına ise miktar artırım dilekçesinin Mahkemeye verildiği 07.01.2022 tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45.maddesinin 3. fıkrası uyarınca ... İdare Mahkemesi’nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının … tarih ve BN:… sayılı İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı İmar ve Şehircilik Daire Başkanlığı Şehir Planlama Müdürlüğü işleminin iptali istemi yönünden davanın incelenmeksizin reddine ve buna bağlı olarak davacı aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesine ilişkin kısmına karşı davacının istinaf başvurusunun reddine, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45.maddesinin 3. fıkrası uyarınca davalı idarelerin kararın daire maliyet bedeli ve arsa değer kaybı karşılığı 167.625,00-TL maddi tazminata hükmedilmesine ilişkin kısmına yönelik istinaf başvurularının reddine, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45.maddesinin 4. fıkrası uyarınca davalı idarelerin istinaf başvurularının kısmen kabulü ile kararın 62.011,18-TL kira geliri kaybı ödenmesi istemi yönünden davanın kabulüne ilişkin kısmının kaldırılmasına, tazminat isteminin 62.011,18-TL kira geliri kaybı zarar kalemine ilişkin kısmının reddine, mahkemece kabulüne karar verilen 167.625,00-TL maddi tazminatın 40.000,00-TL’lik kısmının %60 kusur oranına isabet eden 24.000,00-TL’sinin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nca, %30 kusur oranına isabet eden 12.000,00-TL’sinin Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'nca, %10 kusur oranına isabet eden 4.000,00-TL’sinin Avcılar Belediye Başkanlığı'nca (davacı tarafından kararın bu kısmına karşı istinaf başvurusunda bulunulmadığı da dikkate alınarak) davanın açıldığı 21/04/2017 tarihinden itibaren; ıslah edilen 127.625,00-TL'sinin (%60) kusur oranına isabet eden 76.575,00-TL’sinin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’ndan, (%30) kusur oranına isabet eden 38.287,50.TL’sinin Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’ndan, (%10) kusur oranına isabet eden 12.762,50-TL’sinin ise Avcılar Belediye Başkanlığı’nca miktar arttırım dilekçesinin tebliğ edildiği 16/01/2022 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI:
1-Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından; husumetin idarelerine yöneltilemeyeceği, herhangi bir sorumlulukları bulunmadığı, taşınmazın tahliye ve yıkım işlemlerinin davalı Belediyeler tarafından yapıldığı, harçtan muaf oldukları belirtilerek, temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
2-İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından; idarelerinin hizmet kusuru bulunmadığı, dava konusu işlem ve eylemlerle idareleri arasında illiyet bağı bulunmadığı, hizmet kusurları bulunmadığından %60 kusur isnadının kabul edilemez olduğu belirtilerek, temyize konu karardaki aleyhe kısımların bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
3-Avcılar Belediye Başkanlığı tarafından; davada süre aşımı bulunduğu, dava konusu binada ikamet eden davacının 2014 yılında yıkılan binanın yıkımından 2017 yılına kadar haberinin olmamasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, davacı tarafından yıkım tarihinde öğrenilmemiş olsa dahi, davacı vekili tarafından gönderilen 25.02.2016 tarihli, 25.08.2016 tarihli ve 09.02.2017 tarihli ihtarnameler ile dava konusu olan zararların tazmininin talep edildiği, davacının en geç ilk ihtarnamenin gönderildiği tarih olan 25.02.2016 tarihinde yıkım işleminden haberdar olduğunun açık olduğu, idarelerin 60 günlük cevap verme sürelerinin sonundan itibaren başlayan 60 gün içinde dava açılması gerektiği, dava açma süresinin 25.06.2016 tarihinde dolduğu, davacının sürekli yeniden ihtarname göndermesinin dava açma süresini yeniden başlatmayacağı, davacı tarafından 09.02.2017 tarihinde gönderilen ihtarnameler göz ardı edilerek karar verildiği, idarelerinin herhangi bir kusuru ve sorumluluğu bulunmadığı, yapının maliki ve müteahhidinin de kusur oranlarının belirlenmesi gerektiği, davanın tümden reddine karar verilmesi gerektiği belirtilerek, temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
4-Davacı tarafından; somut ve aylık kira getirisi sabit olan bir taşınmazı idarenin tasarrufu ile kullanamadıkları, mahrum kaldıkları tazminatın lehlerine hükmedilmesine karar verilmesini talep ettikleri belirtilerek, temyize konu karardaki aleyhe kısımların bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI:
1-Davacı tarafından; 24.10.2014 tarihinde binanın yıkılacağının kendilerine bildirilmediği, 25.02.2016 tarihli ihtarnamede yalnızca kullanım hakkının kısıtlanmasına ilişkin tazminat talebinde bulunulduğu, binanın yıkılmış olması sebebiyle tazminat istemi içermediği, 09.02.2017 tarihli ihtarnamelerinin nazara alınması gerektiği, süreaşımı iddialarının isabetsiz olduğu belirtilerek, davalı idarelerin temyiz istemlerinin reddi gerektiği savunulmuştur.
2-Davalı idareler tarafından; savunma verilmemiştir.

TETKİK HÂKİMİ: …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, işin gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
Kabul edilen maddi tazminat bedelinin 40.000,00-TL'lik kısmına uygulanacak faiz başlangıcı dışındaki hususlar yönünden;
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Kabul edilen maddi tazminat bedelinin 40.000,00-TL'lik kısmına uygulanacak faiz başlangıcı yönünden ise;
İdare ve vergi mahkemeleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkündür. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinin birinci fıkrasının ikinci bendinde, temyiz incelemesi sonucu Danıştay'ın kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa kararı düzelterek onayacağı hükmüne yer verilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden; temyize konu karara dayanak alınan bilirkişi raporunda tazminata ilişkin tespitler 2014 yılına ilişkin Mimarlık ve Mühendislik Hizmet Bedellerinin Hesabında Kullanılacak Yapı Yaklaşık Birim Maliyetleri Hakkında Tebliğ hükümlerine göre yapılmakla birlikte, maddi ve manevi zararların ödenmesi istemiyle noter kanalı ile idarelere yapılan başvuru 09/02/2017 tarihli olduğundan ve dava dilekçesinde zararların idari eylemin gerçekleştiği tarihten itibaren işleyecek faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istenildiği görülmekte olup, kabul edilen maddi tazminat bedelinin 40.000,00-TL'lik kısmına uygulanacak faiz başlangıcının idarelere başvurunun yapıldığı 09/02/2017 tarihi olarak belirlenmesi gerektiği halde, hükmedilen maddi tazminatın 40.000,00-TL'lik kısmı yönünden dava tarihi olan 21/04/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi şeklinde hüküm kurulduğu anlaşıldığından, dosyanın geldiği aşama da dikkate alınmak suretiyle, İdari Dava Dairesi kararının hüküm kısmının (4) nolu paragrafında yer alan ''...davanın açıldığı 21/04/2017 tarihinden itibaren...'' şeklindeki ifadenin ''...idarelere başvuru tarihi olan 09/02/2017 tarihinden itibaren...'' şeklinde düzeltilmesine karar verilmiştir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz istemlerinin reddine,
2. Temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının kabul edilen maddi tazminat bedelinin 40.000,00-TL'lik kısmına uygulanacak faiz başlangıcı dışındaki hususlar yönünden ONANMASINA, kabul edilen maddi tazminat bedelinin 40.000,00-TL'lik kısmına uygulanacak faiz başlangıcı yönünden ise, yukarıda belirtilen şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunanlar üzerinde bırakılmasına,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine, 25/01/2024 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.

(X) KARŞI OY :
Anayasa'nın 125. maddesinin 1. fıkrasında; idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra son fıkrasında; idarenin kendi eylem ve işlemlerden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır.
Dava tarihinde yürürlükte bulunan şekliyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 13. maddesinde, idari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların idari dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gerektiği, bu isteklerin kısmen veya tamamen reddi halinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren veya istek hakkında altmış gün içinde cevap verilmediği takdirde, bu sürenin bittiği tarihten itibaren, dava süresi içinde dava açılabileceği hükme bağlanmıştır. (8/7/2021 tarihli ve 7331 sayılı Kanunun 3 üncü maddesiyle bu fıkrada yer alan “altmış” ibaresi “otuz” şeklinde değiştirilmiştir.)
Heyelan nedeniyle oluştuğu ileri sürülen zararın tazmini istemiyle açılan bu davada, yapının üzerinde bulunduğu zeminin özelliği, yapı kullanma izni bulunup bulunmadığı, imar planları ve inşaat ruhsatlarının hangi idarelerce yapıldığı ve verildiği, yapıların imar açısından denetlenmesi, afete uğramış ve uğrayabilecek bölgeler ile yapı ve ikamet için yasaklanmış afet bölgelerinin tespit ve ilan edilip edilmediği, afet bölgelerinde yapılacak yapılarla ilgili kuralları, yapı tekniklerini, projelendirme esaslarını, denetim ve kontrol görevlerini yapıp yapmadığı hususları ayrı ayrı irdelenmeli ve idarece gerekli önlemlerin alınıp alınmadığı belirlenmeli ve bunun sonucuna göre; idarenin belli bir hareket tarzı izleyip izlemediği veya hareketsiz kalıp kalmadığı ortaya konulmalıdır. Olaya bu açıdan bakınca yukarıda yapılan belirleme sonucu olayda idarenin hareketsizliği söz konusu olmakla öğretide de kabul edildiği gibi idarenin bu hareketsizliğinin "olumsuz eylem" olarak kabulü gerekmektedir.
Bu durumda; zararın idarenin eyleminden kaynaklandığı hallerde, dava açma süresinin başlangıç tarihinin belirlenmesi yönünden, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 13. maddesinin uygulanacağı, buna göre, idari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların idari dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gerektiği, bu isteklerin kısmen veya tamamen reddi halinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren veya istek hakkında altmış gün içinde cevap verilmediği takdirde, bu sürenin bittiği tarihten itibaren, dava süresi içinde dava açılabileceğinden, olayda 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 13. maddesi uyarınca idari eylem sebebiyle uğranıldığı ileri sürülen zararın tazmini için davacı tarafından ilk olarak 25/02/2016 tarihinde noter ihtarnamesi ile davalı idarelere maddi ve manevi zararlarının tazmini talebi ile başvurulduğu anlaşıldığından, davanın, bu isteklerin kısmen veya tamamen reddi halinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren veya istek hakkında altmış gün içinde cevap verilmediği takdirde, bu sürenin bittiği tarihten itibaren, 60 günlük dava süresi içinde açılması gerekirken, davacı tarafından idarelere 09/02/2017 tarihinde noter ihtarnamesi ile yapılan 3. başvuruya (25/06/2016 tarihinde yine noter ihtarnamesi ile yapılan 2. başvuru da dosyada mevcut) verilen ret cevabının 23/02/2017 tarihinde tebliğinden sonra 21/04/2017 tarihinde davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Bu itibarla; noter aracılığı ile yapılan 2. ve 3. başvuruların dava açma süresini ihya etmeyeceği de dikkate alınarak, idarelere noter aracılığı ile yapılan 25/02/2016 tarihli ilk başvurunun idarelere tebliğ tarihi, bu başvuruya davalı idareler tarafından cevap verilip verilmediği, cevap verildi ise cevabın davacıya tebliğ tarihi araştırılarak, davanın süresinde açılıp açılmadığının belirlenmesinden sonra esas hakkında karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile verilen kararda usul ve yasaya uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle temyize konu kararın bozulması gerektiği oyu ile çoğunluk kararına katılmıyorum.
Öte yandan; dosyanın incelenmesinden, maddi tazminat kalemleri arasında yer alan arsa değer kaybı yönünden kısmen kabul, kısmen ret kararı verildiği görülmekte olup, gelinen aşamada davaya konu bağımsız bölümlerin bulunduğu binanın arsasının halen davacının mülkiyetinde olduğu ve davacının söz konusu mülkiyet hakkından kaynaklanan tasarruf haklarını halen serbestçe kullanabileceği ve muhtemel zararın tazmine konu edilemeyeceği de dikkate alındığında, davacının arsa değer kaybından kaynaklı, tazmini gerektirir bir zararının söz konusu olmadığı anlaşıldığından, maddi tazminat kalemlerinden olan arsa değer kaybı yönünden davanın tümden reddi gerekirken, davanın kısmen kabulü yolunda verilen kararda hukuka uyarlık bulunmadığından, temyize konu kararın arsa değer kaybı bakımından bozulması gerektiğinden, belirtilen gerekçe yönünden de çoğunluk kararına katılmıyorum.