WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 01 Temmuz 2026

DANIŞTAY 4. DAIRE

A- A A+

Danıştay 4. Daire Başkanlığı         2023/13476 E.  ,  2023/7183 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2023/13476
Karar No : 2023/7183

KARARIN DÜZELTİLMESİNİ İSTEYEN
(DAVACI ) : ...
VEKİLİ : Av. ...

KARŞI TARAF (DAVALILAR) : 1-... Bakanlığı
VEKİLİ : ...
2- ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı
VEKİLİ : Av. ...
3- ... Belediye Başkanlığı
VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN ÖZETİ : ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının bozulmasına dair Danıştay Altıncı Dairesinin 21/06/2023 tarih ve E:2023/4296, K:2023/6420 sayılı kararının; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen 3622 sayılı Kanun ile değişik 54. maddesi uyarınca düzeltilmesi istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava Konusu İstem: İstanbul İli, Avcılar İlçesi, ... Mahallesi, ... pafta, ... parsel sayılı Afete Maruz Bölgedeki (YUOA) kalan taşınmaz üzerindeki ... Sokak No:... numaralı Blokta davacıya ait ... nolu dairenin tahliyesi nedeniyle uğranıldığı öne sürülen 85.000,00-TL maddi ve 15.000,00-TL manevi zararın dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tazmini istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Temyize konu kararda; davanın kısmen kabulü, kısmen reddi ile 73.264,41-TL maddi zararın dava tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte davalılardan alınıp davacıya verilmesi, fazlaya dair maddi tazminat istemi ile manevi tazminat isteminin reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararının Danıştay Altıncı Dairesinin 28/10/2014 tarih ve E:2013/4829, K:2014/6364 sayılı kararıyla davanın manevi tazminat, arsa değer kaybı ile yargılama giderlerine yönelik kısımlarının bozulması, diğer kısmının ise onanması üzerine, İdare Mahkemesince, arsa değer kaybı yönünden önceki kararda ısrar edilerek davanın reddine, manevi tazminat yönünden bozma kararına uyularak manevi tazminat isteminin kabulü ile 15.000,00-TL bedelin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, kararın taraflarca temyiz edilmesi üzerine, İdare Mahkemesince verilen kararın ısrara ilişkin arsa değer kaybına isabet eden maddi tazminata yönelik kısmının, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 25.02.2019 tarih ve E:2016/2562, K:2019/763 sayılı kararıyla bozulmasına, bu hususta İdare Mahkemesince yeniden karar verilmesi gerektiğine, kararın bozmaya uyularak verilen manevi tazminata yönelik kısmı hakkında ise karar verilmek üzere dosyanın Danıştay Altıncı Dairesine gönderilmesi üzerine Danıştay Altıncı Dairesinin 30/06/2020 tarih ve E:2020/2723, K:2020/6397 sayılı kararıyla, temyize konu manevi tazminat istemine ilişkin kısmı yönünden onanmasına karar verilerek, dava dosyasının İdare Mahkemesine gönderilmesi üzerine, (davalı idarelerden Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı hasım mevkiinden çıkarılıp, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı hasım mevkiine alınarak) davacının 122.848,75-TL (arsa değer kaybı) maddi tazminat isteminin kabulüne, hükmedilen 122.848,75-TL maddi tazminatın; idarelerin kusurları oranında 40.949,59-TL'sinin Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca, 40.949,58-TL'sinin Avcılar Belediye Başkanlığınca, 40.949,58-TL'sinin ise İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığınca, yıkım tarihinden (14/08/2015) itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
Daire kararının özeti: Davalıların temyiz başvurusu üzerine Danıştay Altıncı Dairesince, temyize konu kararın bozulmasına karar verilmiştir.

KARAR DÜZELTME İSTEMİNDE BULUNAN DAVACININ İDDİALARI: Bilirkişi raporuna itiraz dilekçelerinde terditli olarak ve öncelikle itirazlarının kabul edilmesi ve yeni bir rapor alınmasını talep ettikleri, taleplerinin kabul edilmemesi halinde ise hak kaybına uğramamak adına davayı ıslah taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep ettikleri, yeni bir rapor talebinin kabul edilmesi üzerine terditli talebin ikincinin reddedilmiş olduğu, buna göre 25.10.2021 tarihli dilekçenin geçerli bir ıslah olmadığı, davanın iki kez ıslah edilmiş olduğunun kabul edilemeyeceği, bu sebeple kararın bozulmasının yerinde olmadığı belirtilerek, kararın düzeltilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idareler tarafından savunma verilmemiştir.

TETKİK HÂKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Kararın düzeltilmesi isteminin kabulü ile Mahkeme kararının temyize konu kısmının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
6545 sayılı Türk Ceza Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 103. maddesinin b) bendi ile 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 54. maddesi yürürlükten kaldırılmış ise de; anılan Yasanın 27. maddesiyle 2577 sayılı Yasaya eklenen Geçici 8. maddenin 1. fıkrasındaki "Bu Kanunla idari yargıda kanun yollarına ilişkin getirilen hükümler, 2576 sayılı Kanunun, bu Kanunla değişik 3 üncü maddesine göre kurulan bölge idare mahkemelerinin tüm yurtta göreve başlayacakları tarihten sonra verilen kararlar hakkında uygulanır. Bu tarihten önce verilmiş kararlar hakkında, kararın verildiği tarihte yürürlükte bulunan kanun yollarına ilişkin hükümler uygulanır." kuralı uyarınca, bu maddeye göre kararın düzeltilmesi yolundaki istemin incelemesine geçilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 54. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendine göre kararın düzeltilmesi istemi yerinde görüldüğünden Danıştay Altıncı Dairesinin 21/06/2023 tarih ve E:2023/4296, K:2023/6420 sayılı kararı kaldırılarak işin esası incelendi:

İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
İstanbul İli, Avcılar İlçesi, ... Mahallesinde, ... pafta, ... parsel sayılı taşınmazı da kapsayan alanda oluşan heyelandan dolayı söz konusu bölgenin 28.06.2005 tarih ve 2055/109 sayılı Bakanlar Kurulu kararıyla Afete Maruz Bölge ilan edilmesi üzerine ... Sokak No:... numaralı Blokta davacıya ait ... nolu dairenin tahliyesi ve yıkılması nedeniyle uğranıldığı öne sürülen 85.000,00-TL maddi ve 15.000,00-TL manevi zararın dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tazmini istemiyle bakılan dava açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT:
2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 125. maddesinin 1. fıkrasında idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtilmiş, son fıkrasında ise, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararları ödemekle yükümlü olduğu hükmüne yer verilmiş, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2/1. maddesinde, İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan davalar tam yargı davaları olarak belirtilmiş ve idari davalar arasında sayılmıştır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
İdarenin hukuki sorumluluğunun kabulü için, kusursuz sorumluluğa ilişkin istisna halleri dışında, idarenin yürüttüğü kamu hizmetinin, kötü işlemesi, geç işlemesi ya da hiç işlememesi sebeplerinden birisiyle kusurlandırılmış olması gerekmektedir. Hizmet kusuru, iradi bir işlem ya da eylemden kaynaklanabileceği gibi, idarenin dikkatsizliğinden, tedbirsizliğinden ve ihmalinden de kaynaklanabilir. Yine zarar ile idari eylem veya işlem arasında uygun illiyet bağının da bulunması gerektiği açıktır.
Dosyanın incelenmesinden; yargılamanın önceki aşamalarında, ilk olarak ... İdare Mahkemesinin ... tarihli ve E:..., K:... sayılı kararı ile (yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda hazırlanan rapordaki tespitlerin değerlendirilmesi neticesinde) maddi tazminat isteminin 73.264,41-TL'lik kısmı ile fazlaya ilişkin maddi ve manevi tazminat istemlerinin reddine ve hükmedilen bedelin kusur oranlamasına bakılmaksızın (müşterek ve müteselsilen) davalılardan alınıp davacıya verilmesine karar verildiği, bu kararın taraflarca temyiz edilmesi üzerine, Danıştay Altıncı Dairesinin 28/10/2014 tarihli, E:2013/4829, K:2014/6364 sayılı kararıyla; kararın manevi tazminat, arsa değer kaybı ile yargılama giderlerine yönelik kısımlarının bozulmasına, diğer kısımlarının ise onanmasına karar verildiği, söz konusu karar incelendiğinde, hükmedilen maddi tazminatın davalı idarelerce (kusur oranı belirlenmeksizin) ödenmesine ilişkin kısmının onanan diğer kısımlar içerisinde değerlendirildiği, sonraki aşamalarda verilen bozma kararlarında da, kararın maddi tazminatın kabul edilen kısmının davalı idarelerce davacıya ödenmesine ilişkin bölümünün Danıştay Altıncı Dairesinin 28/10/2014 tarihli, E:2013/4829, K:2014/6364 sayılı kararına karşı davalı idareler tarafından karar düzeltme yoluna başvurulması üzerine verilen Danıştay Altıncı Dairesinin 03/11/2015 tarih ve E:2015/3566, K:2015/6392 sayılı kararın düzeltilmesi isteminin reddi kararı ile daha önce kesinleşmiş olması sebebiyle davalı idarelerin sorumluluklarının kusur oranlaması çerçevesinde belirlenmesi gerektiği gerekçesiyle verilmiş bir bozma kararının bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlıkta, temyize konu İdare Mahkemesi kararı incelendiğinde, yargılamanın yukarıda ayrıntılı olarak belirtilen bu dosyaya özgü aşamaları dikkate alınmaksızın bozma gerekçelerinde belirtilen hususlara ek olarak, kusur oranlaması yönünden bu dosya için uygulanması mümkün olmayan, benzer uyuşmazlığa ilişkin başka davacılar tarafından açılan dosyalardaki içtihatlar esas alınarak, kusur oranlaması yapılmasına dair ek bilirkişi raporu alındığı ve ortaya çıkan kusur oranları üzerinden, maddi tazminatın kesinleşmeyen arsa değer kaybına ilişkin kısmı yönünden hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır.
Bu durumda; işbu dosyada yargılamanın önceki aşamalarında kesinleşen kısımlar dikkate alınarak, dosya kapsamında karar bütünlüğünün temini bakımından dosyaya özgü yukarıda belirtilen sebeplerle davanın geldiği aşama itibarıyla aynı durumda olmayan benzer dosyalardaki içtihattan farklı olarak, davalı idarelerin kusur durumları yönünden herhangi bir oranlama yapılmaksızın "hükmedilen tazminat bedelinin davalı idarelerden tahsiline" şeklinde karar verilmesi gerekirken, kusur oranlaması yapılmak suretiyle verilen temyize konu kararda hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
Öte yandan; dosyanın önceki aşamalarında Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı ve Avcılar Belediye Başkanlığı husumetiyle yapılan yargılama neticesinde verilen, davanın kısmen kabulü, kısmen reddi ile 73.264,41-TL maddi zararın dava tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte davalılardan alınıp davacıya verilmesi, fazlaya dair maddi tazminat istemi ile manevi tazminat isteminin reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararının, Danıştay Altıncı Dairesinin 28/10/2014 tarih ve E:2013/4829, K:2014/6364 sayılı kararıyla davanın manevi tazminat, arsa değer kaybı ile yargılama giderlerine yönelik kısımlarının bozulduğu, diğer kısmının ise onandığı anlaşıldığından, yine bu yönden de yargılamanın önceki aşamalarında kesinleşen kısımlar dikkate alınarak, karar bütünlüğünün temini bakımından aynı durumda olmayan benzer dosyalardaki içtihattan farklı olarak, Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı ve Avcılar Belediye Başkanlığı husumeti ile karar verilmesi gerekirken, Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı hasım mevkiinden çıkarılıp, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı hasım mevkiine alınarak karar verilmesinde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
Diğer yandan; davacının uğradığı arsa değer kaybına dair zararın tazminine karar verilmesi halinde; tazminata uygulanacak faiz başlangıcı hususunda taleple bağlılık ilkesi dikkate alınarak karar verileceği gibi (maddi tazminat yönünden davacının bağımsız bölümünün bulunduğu blokta ikamet etmeyi engelleyici durumun ortaya çıktığı tarihe göre, değer tespitinde esas alınan yılın davanın açılmasından sonraki bir tarih olması durumunda, faiz başlangıcı olarak tespite esas alınan yılın; değer tespitinde esas alınan yılın, davanın açılmasından önceki bir tarih olması durumunda ise faiz başlangıcı olarak -taleple bağlı kalınarak- dava tarihinin kabul edilmesi ve ıslah edilen kısım için ise faiz başlangıcının ıslah dilekçesinin Mahkeme kayıtlarına girdiği tarih olarak belirlenmesi gerekmektedir) bozmaya uyularak yeniden yapılacak yargılama sonucunda yargılama giderleri hususunda da (yargılamanın önceki aşamaları da dikkate alınarak, tahsilde tekerrüre sebebiyet verilmeyecek şekilde) yeniden karar verileceği tabiidir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.2577 sayılı Kanunun 49. maddesine uygun bulunan davalıların temyiz istemlerinin kabulüne,
2.Yukarıda özetlenen gerekçeyle ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyize konu kısmının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine, 21/12/2023 tarihinde esasta oybirliği, gerekçede oyçokluğuyla karar verildi.

(X) KARŞI OY :
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 16. maddesinin 4. fıkrasında; "Taraflar, sürenin geçmesinden sonra verecekleri savunmalara veya ikinci dilekçelere dayanarak hak iddia edemezler. Ancak, tam yargı davalarında dava dilekçesinde belirtilen miktar, süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin nihai karar verilinceye kadar, harcı ödenmek suretiyle bir defaya mahsus olmak üzere artırılabilir ve miktarın artırılmasına ilişkin dilekçe otuz gün içinde cevap verilmek üzere karşı tarafa tebliğ edilir" hükmüne; Geçici 7. maddesinin 1. fıkrasında ise; "Bu maddeyi ihdas eden Kanunun 16'ncı maddesinin dördüncü fıkrasına eklenen hüküm, kanun yolu aşaması dâhil, yürürlük tarihinde derdest olan davalarda da uygulanır." hükmüne yer verilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden; 85.000,00-TL maddi tazminat istemli olarak açılan davada yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen 20.10.2021 tarihli raporda, arsa değer kaybına ilişkin olarak belirlenen (17.127,95-TL) miktar doğrultusunda davacı tarafından 25.10.2021 tarihinde ıslah edilerek, arsa değer kaybı kalemi yönünden maddi tazminatın 17.127,95-TL tutarında artırıldığı, 10.12.2021 tarihli ara kararı uyarınca yaptırılan yeni bilirkişi incelemesi neticesinde düzenlenen 22.03.2022 tarihli bilirkişi raporunda arsa değer kaybına ilişkin olarak belirlenen (122.848,72-TL) miktar doğrultusunda davacı tarafından 26.10.2022 tarihinde ikinci kez ıslah edilerek, arsa değer kaybı kalemi yönünden maddi tazminatın 122.848,72-TL tutarında artırıldığı, temyize konu kararın da bu taleple bağlı kalınarak verildiği görülmüştür.
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinin değerlendirilmesinden, 2577 sayılı Kanunun 16/4. maddesinde yapılan değişiklik ile Geçici 7. maddesinin, 6459 sayılı Kanunun 30/04/2013 günlü, 28633 sayılı Resmi Gazetede yayımlanması ile yürürlüğe girdiği, bu düzenleme ile yürürlük tarihinde derdest olan tam yargı davalarında (kanun yolu aşaması dahil) bir defaya mahsus miktarın artırılması imkanı tanındığı, yürürlük tarihi olan 30.04.2013 tarihinden sonra ise nihai karar verilinceye kadar, harcı ödenmek suretiyle, bir defaya mahsus miktar artırımında (ıslah) bulunulabileceği anlaşılmaktadır.
Bu durumda; ilk derece Mahkemesince 25.10.2021 tarihli ilk ıslah dilekçesi dikkate alınarak karar verilmesi gerekirken, ikinci ıslah dilekçesinde talep edilen 122.848,72-TL'nin dikkate alınarak karar verilmesinde hukuki isabet bulunmadığından, temyize konu kararın bu yönden de bozulması gerektiği oyu ile çoğunluk kararına gerekçe yönünden katılmıyorum.