WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 29 Haziran 2026

DANIŞTAY 4. DAIRE

A- A A+

Danıştay 4. Daire Başkanlığı         2023/13471 E.  ,  2023/7521 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2023/13471
Karar No : 2023/7521

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Bakanlığı
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVACI) : … Yapı Malzemeleri Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Ankara İli, Mamak İlçesi, … Mahallesinde ER:… , Ruhsat No: … sayılı II-A Grubu maden işletme ruhsat sahasında yapılması planlanan Kalker Ocağı ve Kırma Eleme Tesisi projesi ile ilgili olarak Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Çevresel Etki Değerlendirmesi, İzin ve Denetim Genel Müdürlüğünce verilen … tarih ve … sayılı "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumsuz" kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: İdare Mahkemesince; proje alanının tapulu araziler ve tescil harici hazine arazilerinden oluştuğu, proje sahası üzerinde tescilli tabiat varlığı ve doğal sit alanı bulunmadığı, proje alanının sınırlı su kaynaklarına sahip olduğu, geniş bir yüzeysuyu ve yeraltısuyu sisteminin oluşmadığı bu nedenle proje faaliyetlerinin su kaynaklarına etkilerinin yerel ve çok sınırlı kalacağı; çevresel etkileri açısından proje kapsamında yer alan kırma-eleme tesisi tamamen kapalı ortam içinde olacak ve pulvarize toz indirgeme sistemi kullanılacağı ve bu nedenle faaliyete bağlı endüstriyel atıksu oluşumu söz konusu olmadığı, faaliyet kapsamında kullanılacak iş makinelerinden kaynaklı gürültü oluşumu nedeniyle yapılan gürültü dağılım değerlerinin hesaplandığı ve proje alanına en yakın yapı ve evlerde hesaplanan gürültü seviyelerinin sınır değerlerin altında olduğu, faaliyet kapsamında oluşacak toz emisyonlarının (PM10) modelleme çalışmalarında, en olumsuz şartlar göz önüne alınmış ve bütün çalışmaların aynı anda yapıldığı düşünülerek, bu kapsamda 3 farklı senaryo için model çalıştırıldığı, üretim faaliyetleri ve kümülatif modelleme sonucunda elde edilen PM ve çöken toz konsantrasyonları bütün sınır değerlerin altında kaldığı, dava konusu projenin ÇED Olumsuz kararı verilmesine neden olan Kuzey İç Anadolu Temiz Hava Merkez Müdürlüğü Hava Kirliliği Analiz Sonuçlarının arazide mevcut diğer taş ocakları ve asfalt plant tesisi etki alanını kapsamakta olup, dava konusu projenin etki alanını temsil etmediğinin anlaşıldığı, Meteoroloji Mühendisi bilirkişi tarafından, hâlihazırda yapılan ya da yapılması planlanan Kalker Ocağı ve Kırma Eleme Tesisinde ocaktaki patlamaların etkisiyle önlem ve tedbirler alınmadığı takdirde; patlama sonrası oluşacak toz parçacıklarının kitlesel ve boyutsal olarak artması, heyelan ve çökmelerin meydana gelmesi, bölgede uzun yıllar ölçülmüş mevcut meteorolojik parametreler ve hakim iklim yapısı ile beraber değerlendirildiğinde (aşırı yağışlar, sel, fırtına, ani sıcaklık ve basınç değişimleri, nem oranları), canlı hayatını (gerek insan ve hayvan gerekse bitki) ve yaşamını olumsuz yönde etkileyebilecek unsurların oluşabileceği yönünde görüş bildirilmiş ise de, gerekli önlem ve denetimin alınmaması şartının idarenin başka faaliyetleriyle ilgili olduğu, ÇED raporunun konusunu oluşturan Kalker Ocağının işleyişine ilişkin olmadığı, idarenin proje kapsamındaki faaliyetlerini gereği gibi yapmaması durumunda oluşabilecek duruma ilişkin olduğu, benzer şekilde İnşaat Mühendisi (Ulaşım) bilirkişisinin de dava konusu proje kapsamındaki yollara ilişkin inceleme ve değerlendirmede bulunmayarak bölgedeki ağır taşıt trafiği güzergahlarının yeterince denetlenmediği bunun da hem yol alt/üst yapısına hem de çevre sakinlerine zarar verdiği bu durum düzeltilmeden yeni bir Kalker Ocağı ve Kırma Eleme Tesisinin açılmasının uygun olmayacağı şeklinde genel ifadelere yer verdiği, bölgede ağır taşıt trafiği güzergahının yeterince denetlenmemesinin idarenin başka faaliyetleriyle ilgili olduğu, ÇED raporunun konusunu oluşturan Kalker Ocağının işleyişine ilişkin olmadığının görüldüğü, dosyadaki bilgi ve belgeler ile bilirkişi raporunda yer alan tespit ve açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde ihtilaf konusu ve yapılması planlanan Kalker Ocağı ve Kırma Eleme Tesisi projesine ilişkin alanda geniş bir yüzey suyu ve yer altı suyu sisteminin oluşmamış olması ve projenin su kaynaklarına etkilerinin yerel ve çok sınırlı kalacak olması, faaliyet kapsamında kullanılacak iş makinelerinden kaynaklı gürültü ve toz oluşumu nedeniyle yapılan gürültü ve toz dağılım değerlerinin hesaplandığı ve proje alanına en yakın yapı ve evlerde hesaplanan gürültü ve toz seviyelerinin sınır değerlerin altında olması, projenin gerçekleşmesi halinde tarımsal üretime, su kaynaklarına, ulaşıma, yerleşim yerlerine, çevreye olan etkileri ile insan sağlığına olan etkileri göz önüne alındığında ilgili mevzuatta öngörülen sınır değerlerin üzerinde olumsuz çevresel etkilerinin olmayacağının, yukarıda belirtilen dava konusu Kalker Ocağı ve Kırma Eleme Tesisi projesinden kaynaklı toz ve gürültü değerlerinin mevzuatta öngörülen eşik değerleri aşmadığının anlaşıldığı, dava konusu "ÇED Olumsuz" kararında hukuka uyarlık görülmediği gerekçeleriyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.

TEMYİZ EDEN DAVALININ İDDİALARI: Olumsuz çevresel etkiler ve mevcut durum düzeltilmeden yeni bir kalker ocağı ve kırma eleme tesisinin açılmasını uygun olmayacağına ilişkin bilirkişi tespit ve değerlendirmelerine, mahkeme tarafından idarenin proje kapsamındaki faaliyetlerinin gereği gibi yapmaması durumunda oluşabilecek duruma ilişkin ve idarenin başka faaliyetleri ile ilgili olduğu, ÇED Raporunu konusu oluşturan kalker ocağının işleyişine ilişkin olmadığı şeklinde değerlendirme getirilmesinin ulusal mevzuat uygulamalarına, ÇED metodolojisine, çevre ve insan sağlığının korunması ilkelerine uygun düşmediği, mevcut durumdaki olumsuz çevresel etkilerin, ilave etkileri kaldıramayacak düzeyde insan ve çevre sağlığını tehdit ettiği bir bölgede, hava kalitesinde oluşacak ilave kirlilik ile ulaşım yollarında oluşacak ilave tozuman, bozulma ve trafik yükü de hesaba katılarak yoğun tozuma, gürültü ve hava şoku kaynağı yeni bir taş ocağı ve kırma eleme tesisi kurulması projesine ÇED Olumsuz Kararı verildiği, patlatma faaliyetlerinden oluşacak tozumanın engellenmesine yönelik olarak ÇED Raporunda herhangi bir taahhüt/tedbir yer almadığı, nakliye yollarında oluşacak tozumayı engellemek için ise, sadece yaz ve kış aylarında sulama/spreyleme yapılacağı taahüdü yer aldığı, ancak ilkbahar ve sonbahar için sulama/spreyleme yapılacağına dair ÇED Raporunda herhangi bir hesaplama ve taahhüt bulunmadığı bu yönüyle alınacak tedbirlerin belirtilmemiş olmasının ÇED Raporunun eksik ve yetersiz olduğu değerlendirmesini desteklediği, ÇED Raporu Ek-23'de yer alan modelleme raporu toz emüsyonu hesaplamaları başlığı altında, proje etki alanındaki diğer taş ocakları ve kırma eleme tesislerine ait kümülatif PM10 değerlerinin hesaplanmadığı, modelleme raporu tablo 8'de çöken toz için teyit ölçüm sonuçlarının olduğu, ancak PM10 için ölçüm sonuçlarının bulunmadığı ve modelleme raporu ile modelleme girdi ve çıktılarında PM10-ne ilişkin diğer ocak ve kırma eleme tesislerinin toz hesaplamalarının dahil edildiğine veya PM10 ölçümünün yapıldığına ilişkin herhangi bir hesaplama, ölçüm ve tablo olmadığı sadece davaya konu taş ocağı ve kırma eleme tesisi için hesaplanan PM10 toz değerleri ile aynı değerler tabloya yerleştirilmek suretiyle (aynı zamanda kümülatif değerlermiş gibi sunularak yanıltıcı bir şekilde) değerlendirme yapıldığı tespit edildiği, kümülatif olmayan, sadece davaya konu maden işletme ruhsat sahasında yapılması planlanan proje için hesaplanan PM10 değerlerinin bile yönetmelikte belirlenen sınır değerleri zorladığı, sanayi kaynaklı hava kirliliği kontrol yönetmeliğinde 35 defa aşma sınırı varken kümülatifsiz PM10 değerlerinin dahi 34 defa aşıldığı, bilirkişi raporuna yapılan itirazları ile ısrarla yeterli araştırma ve inceleme yapılmadan Çevre Mühendisliği açısından eksik ve yetersiz değerlendirme yapıldığı ve ek bilirkişi raporu alınması yönünde itirazda bulundukları halde mahkemece bu taleplerinin dikkate alınmadığı, mücavirinde ve proje etki alanında başka taş ocakları varken planlanan tesis toz değerleri ile kümülatif toz değerlerinin modelleme sonuçlarını aynı olmasının mümkün olmadığı, ancak bilirkişinin bu hususu fark edemediği, Çevre Mühendisliği açısından değerlendirmesi alınan bilirkişinin, hava kirliliği ve kontrolü konusunda akademik araştırma ve husisi uzmanlığının olmadığı, ek bilirkişi raporu alınmadan ya da yeni bilirkişi görevlendirmeden acele, eksik ve hatalı incelemeye dayanarak verilen kararın bozulması gerektiği, mevcut durumda dahi taş ocağı ve kırma eleme tesislerinden kaynaklı tozuma, hava şoku, gürültü gibi çevresel etkiler nedeniyle insan ve çevre sağlığının tehdit altında olduğu bir bölgede, yeni bir taş ocağı açılmasına izin verilmesinin çevre ve insan sağlığının korunması ilkelerine uygun düşmeyeceği, inşaat mühendisi, meteoroloji mühendisi ve ziraat mühendisi bilirkişileri tarafından da taş ocağı ve kırma eleme tesisinin bölgede oluşturabileceği olumsuz etkilerden bahsedildiği, hidrojeoloji mühendisi görüşünde, ÇED Raporunun çevresel etki açısından uygun ve yeterli bulunmadığı şeklinde tespitlerde bulunulduğu, davaya konu proje için hesaplanan hava şoku değerini sınır değeri aştığı, PM10 toz değeri için kümülatif hesaplama ve değerlendirmenin ÇED Raporunda eksik bırakıldığı belirtilerek temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından savunma yasal süresinde verilmemiştir.

TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyize konu Mahkeme kararına esas alınan bilirkişi heyeti raporu incelendiğinde, davaya konu ''ÇED Olumsuz'' kararına dayanak olan Kuzey İç Anadolu Temiz Hava Merkez Müdürlüğü Hava Kirliliği Analiz Raporu sonuçlarının dava konusu projenin etki alanını kapsamadığı tespitlerine raporun 17. sayfasında yer verildiği görülmektedir. Bu durumda; davaya konu işlem değerlendirildiğinde, idare tarafından projeye ilişkin Nihai Çed Raporunun muhtemel çevresel etkilerinin incelendiğine dair bir dayanak gerekçeye yer verilmediği, davaya konu işlemin tek dayanağının Kuzey İç Anadolu Temiz Hava Merkez Müdürlüğü Hava Kirliliği Analiz Raporu Sonuçları olduğu anlaşıldığından ve yukarıda belirtilen bilirkişi heyeti raporunda, dayanak Analiz Raporu sonuçlarının davaya konu projenin etki alanını temsil etmediği tespitleri de dikkate alındığında, davalı idare tarafından projeye ilişkin Nihai ÇED Raporu muhtemel çevresel etkileri yönünden incelendikten sonra davacının başvurusu hakkında ÇED Yönetmeliği kapsamında bir karar verilmesi gerekirken, Nihai ÇED Raporu incelenmeksizin, davaya konu projenin etki alanını kapsamayan Kuzey İç Anadolu Temiz Hava Merkez Müdürlüğü Hava Kirliliği Analiz Raporu sonuçları dayanak alınarak verilen davaya konu ''ÇED Olumsuz'' kararında hukuka uyarlık bulunmadığından, davaya konu kararın iptaline ilişkin temyize konu Mahkeme kararında neticesi itibarıyla hukuka aykırılık bulunmadığı, temyize konu kararın gerekçesi değiştirilerek onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, Üye … 'in 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "İvedi yargılama usulü" başlıklı 20/A maddesinin (i) bendi uyarınca ek bilirkişi incelemesinin Dairemizce yaptırılması ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiği yolundaki usule ilişkin azlık oyuna karşın, Mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesinin yeterli olmaması nedeniyle maddi olay açıklığa kavuşturulmadığından bu aşamada temyiz isteminin esasının görüşülemeyeceği sonucuna varılarak, gereği görüşüldü

İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Ankara İli, Mamak İlçesi, … Mahallesi civarında … Yapı Malzemeleri A.Ş. tarafından yapılması planlanan … Erişim Numaralı Kalker Ocağı ve Kırma-Eleme Tesisi projesi hakkında, Bakanlığa sunulan dosya ile ilgili ÇED Yönetmeliği'nin 8. maddesi gereğince ÇED sürecinin başlatıldığı, 08/04/2019 tarihinde Halkın Katılımı Toplantısı, 19/03/2020 tarihinde 1. İnceleme-Değerlendirme Komisyonu Toplantısının gerçekleştirildiği, oluşturulan komisyon tarafından ÇED Başvuru dosyası hakkında görüş verilmesi istenildiği, komisyon üyesi bulunan Mamak Belediye Başkanlığınca "Mevcut çalışan tesislerde planlanan kapasite ve/veya alan artışı ve/veya ilave tesislere izin verilmemesi ve bahse konu bölgede yeni yapılması planlanan madencilik faaliyetleri ile bu faaliyetlere bağlı yardımcı tesisler için de izin verilmemesi" hususlarına ilişkin … tarih ve … sayılı Mamak Belediye Meclisi kararının gönderildiği,
Bunun üzerine ÇED Yönetmeliği'nin 6/4. maddesinde yer alan "Bu Yönetmelik hükümlerine göre karar tesis edilmeden önce, projenin gerçekleştirilmesinin mevzuat bakımından uygun olmadığının tespiti halinde aşamasına bakılmaksızın süreç sonlandırılır" hükmü kapsamında, … tarih ve … sayılı işlem ile ER:… numaralı maden işletme ruhsat sahasında davacı … Yapı Malzemeleri San. ve Tic. A.Ş. tarafından yapılması planlanan Kalker Ocağı ve Kırma Eleme Tesisi Çevresel Etki Değerlendirmesi sürecinin sona erdirildiği, söz konusu işlemin iptali istemiyle açılan davada … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararı ile "Ankara ili, Mamak ilçesi, Kıbrıs Mahallesi civarında 1/5000, 1/1000 ölçekli imar planı bulunmayan alanda ER:… , Ruhsat No: … sayılı II-A Grubu maden işletme ruhsat sahasında yapılması planlanan Kalker Ocağı ve Kırma Eleme Tesisi projesi hakkında davalı idarece; şayet proje alanını da kapsayacak şekilde Mamak Belediye Meclis kararında belirtilen hususların gerçekliği araştırılmak ve bu konuda bir çalışma yapılması istenilmek suretiyle bir karar alınması ya da "ÇED Olumlu" veya "ÇED Olumsuz" şeklinde bir karar verilmesi gerekirken Mamak Belediye Meclisince olumsuz görüş verildiğinden bahisle ÇED sürecinin sonlandırılmasına ilişkin tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Kaldı ki, ilgili Yönetmeliğin 12/5'inci maddesinde, "komisyonun gerekli görürse, görevlendireceği üyeleri aracılığı ile projenin gerçekleştirilmesi planlanan yerde ve benzer tesislerde inceleme yapabileceği" düzenlenmiştir. Öte yandan, Yönetmeliğin 6/4'üncü maddesinin, projenin gerçekleştirilmesi önünde kati bir engel bulunması hâlinde uygulanabileceği, anılan madde metninde bu engelin mevzuata aykırılık olarak öngörüldüğü dikkate alındığında, projede düzeltme vb. alternatif çözüm yollarının tüketilmesi imkanı varken doğrudan sürecin sonlandırılmasının hakkaniyetle de bağdaşmadığı değerlendirilmiştir." gerekçeleriyle dava konusu işlemin iptaline karar verildiği görülmüştür.
Anılan Mahkeme hükmü üzerine; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 28. maddesi kapsamında, söz konusu proje ile ilgili ÇED sürecinin kaldığı yerden devam ettirildiği, buna göre; Bakanlığın merkez birimleri ve Kuzey İç Anadolu Temiz Hava Merkezi Müdürlüğü'nün ortak çalışması neticesinde Kutludüğün ve … Mahallelerindeki mevcut kirlilik yükünün değerlendirilmesine yönelik olarak mobil hava kalitesi ölçüm istasyonu tarafından yapılan ölçümler sonucunda; Sanayi Kaynaklı Hava Kirliliğinin Kontrolü Yönetmeliği ile Hava Kalitesi Değerlendirme ve Yönetimi Yönetmeliği'nde toz (PM10) parametresi için belirlenen limit (sınır) değerlerin mevcut durumda dahi hem Kutludüğün hem de … Mahallesinde aşıldığının tespit edilmesi, yine bu çalışma ve bölge halkının yoğun şikayetlerine istinaden İnceleme-Değerlendirme Komisyonu (İDK) üyesi Ankara Valiliği (Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü) görüşünde, bölgenin kirlilik yükünü daha da artıracağı belirtilerek projenin gerçekleştirilmesinin uygun bulunmadığının Bakanlığa bildirilmesi üzerine … Yapı Malzemeleri San. ve Tic. A.Ş. tarafından Ankara İli, Mamak İlçesi, Kıbrıs Mahallesi civarında yapılması planlanan dava konusu Kalker Ocağı ve Kırma Eleme Tesisi için "ÇED Olumsuz" kararı verilmiştir.
Bunun üzerine, … tarih ve … sayılı "ÇED Olumsuz" kararının iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT:
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 56. maddesinde: "Herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir.
Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek Devletin ve vatandaşların ödevidir.
Devlet, herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak; insan ve madde gücünde tasarruf ve verimi artırarak, işbirliğini gerçekleştirmek amacıyla sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet vermesini düzenler.
Devlet, bu görevini kamu ve özel kesimlerdeki sağlık ve sosyal kurumlarından yararlanarak, onları denetleyerek yerine getirir. ..." hükmüne yer verilmiştir.
2872 sayılı Çevre Kanunu'nun 'Kirletme yasağı' başlıklı 8. maddesinde, "Her türlü atık ve artığı, çevreye zarar verecek şekilde, ilgili yönetmeliklerde belirlenen standartlara ve yöntemlere aykırı olarak doğrudan ve dolaylı biçimde alıcı ortama vermek, depolamak, taşımak, uzaklaştırmak ve benzeri faaliyetlerde bulunmak yasaktır.
Kirlenme ihtimalinin bulunduğu durumlarda ilgililer kirlenmeyi önlemekle; kirlenmenin meydana geldiği hallerde kirleten, kirlenmeyi durdurmak, kirlenmenin etkilerini gidermek veya azaltmak için gerekli tedbirleri almakla yükümlüdürler." hükmüne, 10. maddesinde, "Gerçekleştirmeyi plânladıkları faaliyetleri sonucu çevre sorunlarına yol açabilecek kurum, kuruluş ve işletmeler, Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu veya proje tanıtım dosyası hazırlamakla yükümlüdürler. Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı veya Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir Kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili onay, izin, teşvik, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez; proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez. Çevresel Etki Değerlendirmesine tâbi projeler ve Stratejik Çevresel Değerlendirmeye tâbi plân ve programlar ve konuya ilişkin usûl ve esaslar Bakanlıkça çıkarılacak yönetmeliklerle belirlenir." hükmüne yer verilmiştir.
1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin "Çevresel Etki Değerlendirmesi, İzin ve Denetim Genel Müdürlüğü" başlıklı 104/1'inci maddesi ile, çevresel etki değerlendirmesi ve stratejik çevresel değerlendirme çalışmalarını yapmak ve bu konuda gerekli kararları almak, izlemek ve denetlemek görev ve yetkisi Çevresel Etki Değerlendirmesi, İzin ve Denetim Genel Müdürlüğü'ne verilmiştir.
29/07/2022 tarih ve 31907 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinin 'Yürürlükten kaldırılan yönetmelik' başlıklı 29. maddesinde: "(1) 25/11/2014 tarihli ve 29186 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği yürürlükten kaldırılmıştır." düzenlemesine, 'Geçiş süreci' başlıklı Geçici 1. maddesinde: "(1) Bu Yönetmeliğin yürürlük tarihinden önce, ÇED başvuru dosyası/proje tanıtım dosyası il müdürlüğüne ya da Bakanlığa sunulmuş projelere, bu Yönetmeliğin lehte olan hükümleri ve/veya başvuru tarihinde yürürlükte olan Yönetmelik hükümleri uygulanır." düzenlemesine yer verilmiştir. Geçiş hükmüne ilişkin düzenleme nedeniyle işbu dava konusu işlem tarihi göz önüne alınarak, uyuşmazlığın çözümünde (mülga) 25/11/2014 tarihli ve 29186 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği hükümleri göz önünde bulundurulacaktır.
25/11/2014 günlü, 29186 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği'nin "Tanımlar ve Kısaltmalar" başlıklı 4. maddesinin birinci fıkrasının (h) bendinde; ''Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı": Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu hakkında Komisyon tarafından yapılan değerlendirmeler dikkate alınarak, projenin çevre üzerindeki muhtemel olumsuz etkilerinin, alınacak önlemler sonucu ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olduğunun saptanması üzerine projenin gerçekleşmesinde çevre açısından sakınca görülmediğini belirten Bakanlık kararı; aynı fıkranın (ı) bendinde ise "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumsuz Kararı": Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu hakkında Komisyonca yapılan değerlendirmeler dikkate alınarak, projenin çevre üzerindeki muhtemel olumsuz etkileri nedeniyle gerçekleştirilmesinde çevre açısından sakınca görüldüğünü belirten Bakanlık kararı olarak tanımlanmıştır. Aynı Yönetmelik'in "Çevresel etki değerlendirmesi başvuru dosyası, çevresel etki değerlendirmesi raporu veya proje tanıtım dosyası hazırlama yükümlülüğü" başlıklı 6. maddesinde, "(1) Bu Yönetmelik kapsamındaki bir projeyi gerçekleştirmeyi planlayan gerçek veya tüzel kişiler; Çevresel Etki Değerlendirmesine tabi projeler için ÇED Başvuru Dosyasını, ÇED Raporunu, Seçme Eleme Kriterleri uygulanacak projeler için ise Proje Tanıtım Dosyasını, Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum ve kuruluşlara hazırlatmak, ilgili makama sunulmasını sağlamak ve proje kapsamında verdiklere taahhütlere uymakla yükümlüdürler. (3) Bu Yönetmeliğe tabi projeler için "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararı veya "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili teşvik, onay, izin, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez, proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez. Ancak bu durum söz konusu teşvik, onay, izin ve ruhsat süreçlerine başvurulmasına engel teşkil etmez. (4) Bu Yönetmelik hükümlerine göre karar tesis edilmeden önce, projenin gerçekleştirilmesinin mevzuat bakımından uygun olmadığının tespiti halinde, aşamasına bakılmaksızın süreç sonlandırılır.'' hükmüne; "Çevresel etki değerlendirmesine tabi projeler" başlıklı 7. maddesinde; "Bu Yönetmeliğin; a) EK-I'de yer alan projelere b) “ÇED Gereklidir" kararı verilen projelere, c) EK-2'de yer alan projelere ilişkin kapasite artırımı ve/veya genişletilmesi halinde, mevcut projenin kapasitesi ile kapasite artışı toplamı EK-1'de belirtilen eşik değer veya üzerinde olan projelere, ç) ÇED Olumlu kararı verilmiş projelerde yapılacak kapasite artışı veya kapasite artışları toplamı EK-1'de yer alan eşik değerler ve üzerinde olan projelere, d) Bu Yönetmelik kapsamında yer alan ve eşik değeri olan fakat eşik değer altında kaldığından Yönetmelik kapsamı dışında kalan projelere ilişkin kapasite artırımı ve/veya genişletilmesinin planlanması halinde, mevcut proje kapasitesi ve kapasite artışı toplamı ile birlikte projenin yeni kapasitesi EK-1'de belirtilen eşik değer veya üzerinde olan projelere, ÇED Raporu hazırlanması zorunludur." hükmüne; "Çevresel etki değerlendirmesi sürecinin başlatılması ve komisyonun kuruluşu" başlıklı 8. maddesinde "(1) Proje sahibi tarafından yetkilendirilen, Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlar Ek-3’te yer alan ÇED Genel Formatı esas alınarak hazırlanan ÇED Başvuru Dosyasını Bakanlığa sunar. (2) ÇED Gereklidir Kararı verilen projeler için, proje sahibi tarafından yetkilendirilen, Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlar tarafından ÇED Başvuru Dosyası Bakanlığa sunulur. (3) Bakanlık, başvuru dosyasındaki bilgi ve belgeleri uygunluk bakımından inceler. Bu işlemler beş (5) iş günü içinde tamamlanır. Ek-3’te yer alan ÇED Genel Formatına uygun hazırlanmadığı anlaşılan ÇED Başvuru Dosyası tamamlanmak üzere iade edilir. Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlar eksikliklerini tamamlayıp ÇED Başvuru Dosyasını yeniden Bakanlığa sunar. (4) İnceleme sonucunda başvuru dosyasının ek-3’te yer alan ÇED Genel Formatına uygun hazırlandığına karar verilmesi halinde, Bakanlık tarafından başvuru dosyasındaki bilgiler dikkate alınarak, ilgili kamu kurum ve kuruluş temsilcileri, Bakanlık yetkilileri, proje sahibi ve Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlardan oluşan bir Komisyon kurulur. (5) Proje ile ilgili olarak başvurunun yapıldığını, ÇED sürecinin başladığını, ÇED Başvuru Dosyasının halkın görüşüne açıldığını ve ÇED süreci tamamlanana kadar projeye ilişkin görüş ve önerilerin Valiliğe veya Bakanlığa verilebileceği Bakanlık ve Valilik tarafından anons, askıda ilan, internet vb. şekilde halka duyurulur. (6) Bakanlık, Halkın Katılımı Toplantısı ve kapsam belirleme için görüş verme tarihini belirten bir yazıyı ve ek-3’te yer alan Genel Format doğrultusunda hazırlanmış ÇED Başvuru Dosyasını, Komisyon üyelerine gönderir. (7) Bakanlık, gerekli gördüğü hallerde, projenin konusu, türü ve proje için belirlenen yerin özelliklerini de dikkate alarak, üniversiteler, enstitüler, araştırma ve uzman kuruluşları, meslek odaları, sendikalar, birlikler, sivil toplum örgütlerinden temsilcileri de Komisyon toplantılarına üye olarak çağırabilir. (8) Komisyonda kurum ve kuruluş temsilcisi olarak görev yapan üyelerin, yeterli mesleki bilgi ve deneyime sahip olmaları ve temsil ettikleri kurum/kuruluşların görev alanlarıyla sınırlı olmak üzere görüş vermeye yetkili kılınmış olmaları esastır." hükmüne; "Çevresel etki değerlendirmesi olumlu veya çevresel etki değerlendirmesi olumsuz kararı" başlıklı 14. maddesinde ise, "(1) Komisyon tarafından incelenerek son şekli verilen ÇED Raporu, halkın görüş ve önerilerini almak üzere, Bakanlık ve/veya Valilik tarafından askıda ilan ve internet aracılığı ile on (10) takvim günü görüşe açılır. Bakanlıkça proje ile ilgili karar alma sürecinde bu görüşler de değerlendirilir. Bakanlık halktan gelen görüşler doğrultusunda, rapor içeriğinde gerekli eksikliklerin tamamlanmasını, ek çalışmalar yapılmasını ya da Komisyonun yeniden toplanmasını isteyebilir. Nihai ÇED Raporu ve eklerinin proje sahibi taahhüdü altında olduğunu belirten taahhüt yazısı ve noter onaylı imza sirküleri beş (5) iş günü içerisinde Bakanlığa sunulur. Kamu kurum/kuruluşlarından imza sirküleri istenmez. (2) Birinci fıkrada belirtilen belgeler, süresi içerisinde gerekçesi belirtilmeden sunulmaz ise, projenin ÇED süreci sonlandırılır. (3) Bakanlık, Komisyon çalışmalarını ve halkın görüşlerini dikkate alarak proje için "ÇED Olumlu" ya da "ÇED Olumsuz" kararını on (10) iş günü içinde verir ve bu kararı Komisyon üyelerine bildirir. Proje için verilen "ÇED Olumlu" ya da "ÇED Olumsuz" kararı Bakanlık ve Valilik tarafından askıda ilan ve internet aracılığı ile halka duyurulur. (4) "ÇED Olumlu" kararı verilen proje için yedi (7) yıl içinde mücbir sebep bulunmaksızın yatırıma başlanmaması durumunda "ÇED Olumlu" kararı geçersiz sayılır. (5) "ÇED Olumsuz" kararı verilen projeler için "ÇED Olumsuz" kararı verilmesine neden olan şartlarda değişiklik olması durumunda yeniden başvuruda bulunulabilir." hükümlerine yer verilmiştir.
06/06/2008 tarih ve 26898 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Hava Kalitesi Değerlendirme Ve Yönetimi Yönetmeliği'nin 1. maddesinde: "(1) Bu Yönetmeliğin amacı; hava kirliliğinin çevre ve insan sağlığı üzerindeki zararlı etkilerini önlemek veya azaltmak için hava kalitesi hedeflerini tanımlamak ve oluşturmak, tanımlanmış metotları ve kriterleri esas alarak hava kalitesini değerlendirmek, hava kalitesinin iyi olduğu yerlerde mevcut durumu korumak ve diğer durumlarda iyileştirmek, hava kalitesi ile ilgili yeterli bilgi toplamak ve uyarı eşikleri aracılığı ile halkın bilgilendirilmesini sağlamaktır." düzenlemesine, 4. maddesinde: "... k) Limit değer: Çevre ve/veya insan sağlığı üzerindeki zararlı etkilerden kaçınmak, bunları önlemek veya azaltmak amacıyla bilimsel olarak belirlenen, öngörülen süre içinde ulaşılacak ve ulaşıldıktan sonra da aşılmaması gereken seviyeyi ifade eder. ... m) PM 10: EN 12341 ile tanımlanan 10 µm aerodinamik çaplı geçirgen bir girişten %50 verimle geçen partiküler maddeyi ifade eder. ..." düzenlemesine yer verilerek, eklerinde Limit Değerler, Hedef Değerler, Uzun Vadeli Hedefler, Değerlendirme Eşikleri, Bilgilendirme Ve Uyarı Eşiklerine ilişkin tablolara yer verilmiştir.

03/07/2009 tarih ve 27277 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Sanayi Kaynaklı Hava Kirliliğinin Kontrolü Yönetmeliği'nin 'Toplam hava emisyonu sınırlaması' başlıklı 29. maddesinde: "(1) Yetkili merci, sanayi tesislerinin yoğun olarak bulunduğu, toplam emisyon sınırlaması yapılacak kritik bölgelerde faaliyet gösteren işletmelerin tümünden herhangi bir anda dış havaya verilen toplam emisyonu sınırlandırıcı tedbirler isteyebilir. Toplam emisyon sınırlaması yapılacak kritik bölgeler yetkili merci tarafından belirlenir. Yetkili merci, bu bölgelere kurulacak çevre iznine tabi olan veya olmayan yeni bir tesisin toplam emisyon miktarıyla ilgili olarak geçici veya sürekli sınırlandırma kararları alabilir veya yeni bir tesisin bölge içinde kurulmasına Planlama ve ÇED aşamalarında yapılan değerlendirmeler de dikkate alınarak uygunluk kararı vermeyebilir." düzenlemesine, aynı Yönetmeliğin eki Ek-1 madde 2.2'de: "2.2) Tane boyutu 1mm çap < 5mm olan maddelerin doldurma, ayırma, eleme, taşıma, kırma, öğütme işlemlerinin yapıldığı tesislerden kaynaklanan toz emisyonunun önlenmesi; kimyasal toz bastırma sistemi veya basınçlı pülverize su kullanılması ile de gerçekleştirilebilir. Bu durumda hakim rüzgar yönü de dikkate alınarak toz kaynağından 3 metre uzaklıkta toz konsantrasyonu değeri (PM 10) en fazla 3 mg/Nm3 değerini aşmamalıdır. ..." düzenlemesine, Ek-5 madde C bendinde: "... 1.4. Taş çıkarma, kırma ve sınıflandırma tesislerinden kaynaklanan toz emisyonunun toplam kütlesel debi değeri Ek-2-Tablo 2.1’de belirtilen değerleri aşması halinde tesis etki alanında Ek-2’de belirtilen esaslara göre çöken toz ölçümlerinin yapılarak Ek-2 Tablo 2.2 kapsamında değerlendirilmelidir .Ek-2 Tablo 2.2’de yer alan değerin %80 ininin aşılması durumunda tesisin kapasitesi dikkate alınarak, kirliliğin aylara göre arttığı şartlarda yetkili merci tesis etki alanında havada asılı partikül madde (PM 10) ölçümü yapılmasını isteyebilir. Bu işlemlerin yapıldığı tesislerde ayrıca, Ek-1’de verilen ilgili esaslara da uyulmalıdır. 1.5. Tesiste patlama işleminin gerçekleştirilmesi durumunda; patlatmadan kaynaklanacak toz emisyonun kütlesel debisi Ek-12.d deki esaslara uyularak eş zamanlı gerçekleştirilen diğer faaliyetlerden ayrı olarak hesaplanmalı ve Ek-2 Tablo 2.1de belirtilen değerler ile karşılaştırılmalıdır. Patlatmadan kaynaklanan toz emisyonu kütlesel debisinin Ek-2 Tablo 2.1’de belirtilen değerleri aşması halinde çöken toz ve havada asılı partikül madde (PM 10) parametreleri için hava kalitesi modellemesi yapılarak Hava Kirlenmesine Katkı Değerleri hesaplanmalı ve kirletici parametrelerin dağılımı harita üzerinde gösterilmelidir. Yetkili mercii Hava Kalitesi Modelleme sonuçlarını esas alarak patlatma sayısı ve üretim miktarının azaltılmasını veya uzun süreye yayılmasını isteyebilir." düzenlemesine yer verilerek, 'Tesis Etki Alanında Hava Kalitesi Sınır Değerleri' başlıklı Tablo 2.2'de Havada Asılı Partikül Maddenin (PM 10) 24 saatlik ve yıllık limit değerlerine yer verilmiştir.
Öte yandan 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesinin atıf yaptığı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu yerine çıkarılan ve 01/10/2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun "Bilirkişi Raporuna İtiraz" başlıklı 281. maddesinde; (1) Taraflar, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilirler. (2) Mahkeme, bilirkişi raporundaki eksiklik yahut belirsizliğin tamamlanması veya açıklığa kavuşturulmasını sağlamak için, bilirkişiden, yeni sorular düzenlemek suretiyle ek rapor alabileceği gibi, tayin edeceği duruşmada, sözlü olarak açıklamalarda bulunmasını da kendiliğinden isteyebilir." hükmüne yer verilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
ÇED süreci sonunda verilecek kararların yargısal denetimi yapılırken, seçilecek bilirkişiler arasında bir çevre mühendisinin bulunması, diğer bilirkişilerin ise projenin bulunduğu çevrenin özelliklerine göre ve proje tanıtım dosyası ve ÇED raporunu hazırlayan kişilerin uzmanlık alanları da dikkate alınmak suretiyle belirlenmesi önemli bir gereklilik olmakla birlikte; böyle bir heyet tarafından hazırlanacak bilirkişi raporunun, dava konusu proje kapsamında öngörülen faaliyetin çevresel etkilerinin ve bu etkilerin minimize edilmesi için Proje Tanıtım Dosyası ya da ÇED Raporu içinde yer verilen önlemlerin yeterli olup olmadığının tespit edilerek değerlendirilmesi açısından, tarafları tatmin edici düzeyde hazırlanmasının da önemli bir gereklilik olduğu açıktır. Belirtilen hususların sağlanması, adil bir yargılama yapılması açısından önem arz etmektedir.
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinin değerlendirilmesinden, bilirkişi raporunda eksiklik veya belirsizlik arz edilen hususların varlığı durumunda, Mahkemece bu hususların, bilirkişiye tamamlattırılması ya da belirsiz olan hususların açıklattırılması veya yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırılabileceği sonucuna varılmaktadır.
Uyuşmazlığın çözümü için Jeoloji/Hidrojeoloji Mühendisi, Maden Mühendisi, Çevre Mühendisi, Geomatik Mühendisi, Meteoroloji Mühendisi, İnşaat Mühendisi ve Ziraat Mühendisinden oluşan bilirkişi heyetine mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılması sonrasında hazırlanan 11.08.2023 havale tarihli bilirkişi raporunda özetle; PROJENİN ÇEVRESEL ETKİLERİ AÇISINDAN DEĞERLENDİRMESİ başlığı ile; Tesis etki alanının; ocak alanı orta noktası kabul edilecek şekilde, bu nokta etrafında her bir kenar uzunluğu yaklaşık 4 km olan kare bir alan olarak belirlendiği, faaliyet kapsamında bitkisel toprak ve pasa malzemesi için depolama alanları belirlenmiş ve söz konusu atıklarla ilgili olarak “Maden Atığı Yönetim Planı” hazırlandığı, proje kapsamında çalışanlardan ve faaliyetten kaynaklı evsel katı atıklar ve ambalaj atıkları hesaplamaları yapılmıştır. Yine, faaliyete bağlı oluşabilecek evsel ve ambalaj atıkları dışındaki atık tipleri ve bertaraf yöntemleri hazırlanan ÇED Raporu kapsamında Atık Kodlarına göre ayrıntılı olarak belirtildiği, faaliyet kapsamında oluşacak evsel atıksular için miktar hesaplamaları yapıldığı ve bertaraf için sızdırmasız fosseptik projesi hazırlandığı, proje kapsamında yer alan kırma-eleme tesisinin tamamen kapalı ortam içinde olacağı ve pulvarize toz indirgeme sistemi kullanılacağı, bu nedenle faaliyete bağlı endüstriyel atıksu oluşumu söz konusu olmadığı, faaliyet kapsamında kullanılacak iş makinelerinden kaynaklı gürültü oluşumu nedeniyle yapılan gürültü dağılım değerleri hesaplandığı ve proje alanına en yakın yapı ve evlerde hesaplanan gürültü seviyelerinin sınır değerlerin altında olduğu görüldüğü, faaliyet kapsamında genel olarak bitkisel toprağın alınması çalışmaları, ocak sahasında malzemenin üretimi ve tesis sahasında işlenmesi esnasında ve çevrede faaliyet gösteren diğer ocak ve tesislerden kaynaklı toz oluşumu söz konusu olacağı, bu kapsamda, Sanayi Kaynaklı Hava Kirliliğinin Kontrolü Yönetmeliği Ek12-d’de Tablo 12.6’da verilmiş olan emisyon faktörleri kullanılarak kontrollü ve kontrolsüz durumlarda meydana gelecek toz emisyonu kütlesel debileri her bir faaliyet tipi için tek tek hesaplandığı, elde edilen sonuçlar, 03.07.2009 tarihli ve 27277 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren “Sanayi Kaynaklı Hava Kirliliğinin Kontrolü Yönetmeliği” Ek–2 Tablo 2.1’de verilen "Normal işletme şartlarında ve haftalık iş günlerindeki işletme saatleri için kütlesel debiler" değerleri ile karşılaştırıldığında, SKHKKY EK–2 Tablo 2.1. de verilen sınır değerler aşılmadığı için hava kirliliği dağılım modellemesi yapılmadığı, faaliyet kapsamında oluşacak toz emisyonlarının (PM10) modelleme çalışmalarında, en olumsuz şartların göz önüne alındığı ve bütün çalışmaların aynı anda yapıldığının düşünüldüğü, aynı zamanda, tesis inceleme alanında toz emisyonuna katkı yapabilecek sanayi tesisleri ile ısınmadan kaynaklı toz emisyonlarının kümülatif etki olarak modellemeye dahil edildiği, belirtilen kapsamda 3 farklı senaryo için model çalıştırıldığı, yapılan modelleme çalışması ve kümülatif etki değerlendirmeleri göz önüne alındığında en yakın alıcılarda bütün noktalarda faaliyetin kontrollü çalışma şartlarını belirten Senaryo 1, Senaryo 2 ve Senaryo 3’te PM10 ve Çöken Toz parametresi için SKHKKY’de belirtilen sınır değerleri sağladığının görüldüğü, dava konusu projenin ÇED Olumsuz kararı verilmesine neden olan Kuzey İç Anadolu Temiz Hava Merkez Müdürlüğü Hava Kirliliği Analiz Sonuçları arazide mevcut diğer taş ocakları ve asfalt plant tesisi etki alanını kapsamakta olup, dava konusu projenin etki alanını temsil etmediği, PROJENİN ZİRAAT MÜHENDİSLİĞİ AÇISINDAN DEĞERLENDİRMESİ başlığı ile; proje alanının tarım alanları ve tescil harici hazine arazileri üzerinde bulunduğu hem nihai ÇED Raporunun incelenmesinden hem de 12 Mayıs 2023 tarihinde proje sahasında yerinde yapılan inceleme ve gözlemlerle anlaşıldığı, proje sahası üzerinde ve civarında oldukça çok sayıda tarım alanlarının olduğu görüldüğü, Nihai ÇED Raporu Sayfa 126’da Proje alanı arazi kullanma kabiliyet sınıflarından VII. sınıf (tarıma elverişsiz) arazi niteliğindedir ifadesi yer aldığı, proje alanının tamamının Kahverengi Toprak Büyük Toprak Grubu üzerinde yer aldığının ve arazi kullanım kabiliyet sınıfında ise VII. sınıf arazi kullanım kabiliyetinde olduğunun Nihai ÇED Raporu sayfa 126’nın incelenmesinden anlaşıldığı, proje alanının büyük bir kısmındaki toprakların eğiminin % 6-12 arasında olduğu ve toprak derinliğinin 0-20 cm (çok sığ) arasında olup çok sığ olduğu, proje alanının geri kalan kısmındaki toprakların eğimi ve derinliğinin diğer kısımla aynı olup bu kısmın taşlı toprak özelliği gösterdiği, erozyon derecesi bakımından alanın şiddetli su erozyonuna uğrama potansiyeline sahip olduğu, arazi tipinin çıplak kaya ve molozlar olduğu, … Yapı Malzemeleri Sanayii ve Ticaret Anonim Şirketi tarafından RN:… (ER:… ) ruhsat sahası üzerinde kurulacak olan Kalker Ocağı ve Kırma-Eleme Tesisinin tarım alanları ve tescil harici hazine arazileri üzerinde kurulacağı, söz konu tarım arazilerine Kalker Ocağı ve Kırma-Eleme Tesisi faaliyete geçtiğinde toz oluşumu ve taşınımının kaçınılmaz olacağı, Nihai ÇED Raporu Ek 21 sayfa 33 ve Ek 22 sayfa 36’da “Toz Emisyonlarına Karşı Alınacak Önlemler” açıklandığı ve bu önlemlere göre proje sahasının civarının tozdan korunabileceğinin veya tozun olumsuz etkisinin azaltılabileceğinin anlaşıldığı, proje faaliyeti sırasında oluşacak Toz Emisyonlarına Karşı EK 21 Saysa 33 ve Ek 22 sayfa 36’da belirtilen önlemlerin etkin bir biçimde alınması koşuluyla tarım alanlarının etkilenmeyeceği anlamı ortaya çıktığı, … Yapı Malzemeleri Sanayii ve Ticaret Anonim Şirketi tarafından yapılması planlanan Kalker Ocağı ve Kırma Eleme Tesisinde ocaktaki patlamaların etkisiyle oluşacak toz ve toz taşınımı ile ilgili olarak önlem ve tedbirler alınmadığı takdirde patlama sonrası oluşacak toz parçacıklarının olması gerekenden daha fazla artmasının civarda bulunan tarım alanlarını olumsuz etkileyebileceği ve tarımsal üründe verim kayıplarının oluşabileceği gibi olumsuzlukların görülebileceği görüş ve kanaatine varıldığı, PROJENİN HİDROJEOLOJİ MÜHENDİSLİĞİ AÇISINDAN DEĞERLENDİRMESİ başlığı ile; proje alanı ve yakın dolayının hidrolojik/hidrojeolojik yapısının ortaya konmasına yönelik olarak hazırlanan raporun ÇED açısından uygun ve yeterli olmadığı, gereksiz yoğun literatür bilgisi verildiği, birbiriyle çelişen değerlendirmeler yapıldığı, proje alanının bağlı bulunduğu hidrolojik ve hidrojeolojik sistemin tanımlanmadığı, bu nedenle proje faaliyetlerinin yer üstü ve yer altı suyu kaynaklarına varsa, etkilerinin değerlendirilmediği; bunun yerine “yönetmelik ve ilgili mevzuata uyularak olumsuzlukların tasmin edileceği” şeklinde genel taahhütlerde bulunulduğu görüldüğü, buna karşın, alanla ilgili olarak Bilirkişinin yapmış olduğu analiz ve değerlendirmede, proje alanının sınırlı su kaynaklarına sahip olduğu, geniş bir yüzey suyu ve yer altı suyu sisteminin oluşmadığı bu nedenle proje faaliyetlerinin su kaynaklarına etkilerinin yerel ve çok sınırlı kalacağı anlaşıldığı, bu değerlendirme sonucunda, Raporun yetersizliğine karşın, su kaynakları açısından ÇED raporu olumlu kararını değiştirmeyeceği kanaatine varıldığı, PROJENİN MADEN MÜHENDİSLİĞİ AÇISINDAN DEĞERLENDİRMESİ başlığı ile; mevcut kırma-eleme tesisi kullanılacağı, bu açıdan varsa mevcut tesisin denetlenmesi sırasında ortaya çıkmış olan eksikliklerin giderilmesinin yeterli olacağı, açık ocak işletmesi açısından patlatma sırasında ortaya çıkabilecek titreşim, gürültü, taş savrulması ve toz sorunlarının çözümüne yönelik analizlerin uygun olarak yapıldığı ve ÇED raporuna eklendiği, şevlerin oluşturulması planlandığı gibi yapılması, ocakta ortaya çıkması muhtemel farklı koşulların sürekli izlenmesi ve gerekli önlemlerin alınması durumunda projenin çevreye kabul edilemeyecek olumsuz bir etkisinin olmayacağı anlaşıldığı, PROJENİN HARİTA MÜHENDİSLİĞİ AÇISINDAN DEĞERLENDİRMESİ başlığı ile; proje alanının tapulu tarım alanları ve tescil harici hazine arazileri üzerinde bulunduğu belirtildiği ve faaliyet alanları ve parsel sınırlarının uydu görüntüleri üzerinde gösterildiği, diğer yandan, sahada 23/09/2022 tarihinde, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 22-a maddesi uygulamasının yapıldığı ve tescil edildiği görüldüğü, yenileme çalışması sonucunda oluşan parsellerin cinsinin ham toprak veya tarla olarak tescilli olduğu, TKGM Parsel Sorgu sisteminden elde edilen bilgilere göre tescil harici alanların ham toprak olarak tescil edildiği, ayrıca proje sahasında kalan parseller için satın alma veya kiralama yoluna gidileceği, şahıs parselleri ile ilgili olarak tapu sahiplerinden gerekli izinler alınacağı belirtildiği, proje sahası ile ilgili olarak T.C. Ankara Valiliği İl Tarım ve Orman Müdürlüğü’nün … tarih ve … sayılı görüşleri alındığı ve ÇED Raporu ekinde verildiği, Ankara İl Tarım ve Orman Müdürlüğü görüşünde, ÇED sürecinin devamı açısından bir sakınca bulunmadığı belirtildiği, Raporda 85,9 hektarlık proje alanı ile ilgili olarak 5403 sayılı “Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu”nun 13. maddesi kapsamında Ankara İl Tarım ve Orman Müdürlüğü’ne müracaatta bulunularak Tarım Dışı Amaçlı Arazi Kullanım İzni alınacağı ve Tarım Dışı Amaçlı Arazi Kullanım İzni alınmadan tarım alanları üzerinde herhangi bir faaliyette bulunulmayacağının belirtildiği, Rapor kapsamında, Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü’nün … tarih ve … sayı ile görüşleri alındığı, söz konusu görüşte proje alanının Özel Çevre Koruma Bölgesi sınırları içerisinde kalmadığı ve doğal sit alanı ve tabiat varlığı bulunmadığı bildirildiği, ÇED raporu geomatik (harita) mühendisliği açısından değerlendirildiğinde, konum ve alan bilgileri, mülkiyet ve imar planları açısından sorun olmadığı görüldüğü, PROJENİN METEOROLOJİ MÜHENDİSLİĞİ AÇISINDAN DEĞERLENDİRMESİ başlığı ile; Meteoroloji Genel Müdürlüğü Ankara Otomatik Meteoroloji Gözlem İstasyonuna ait Uzun Yıllar (1981 – 2018 yılları arası) Olağanüstü Hadise/Fevk tablosuna göre, karasal iklime sahip bölgede genel yoğunlukta şiddetli ve miktarsal yağışların ve buna bağlı sel, fırtına ve yer yer su baskınlarının görüldüğü tespiti ile sıcaklık ve basınç değişimlerinin anlık ve ani oluşları, nem oranının yüksek oluşu, bölgeye düşen güneşlenme süresi gibi meteorolojik parametreler dikkate alındığında, hâlihazırda yapılan ya da yapılması planlanan Kalker Ocağı ve Kırma Eleme Tesisinde ocaktaki patlamaların etkisiyle önlem ve tedbirler alınmadığı takdirde; patlama sonrası oluşacak toz parçacıklarının kitlesel ve boyutsal olarak artması, heyelan ve çökmelerin meydana gelmesi, bölgede uzun yıllar ölçülmüş mevcut meteorolojik parametreler ve hakim iklim yapısı ile beraber değerlendirildiğinde (aşırı yağışlar, sel, fırtına, ani sıcaklık ve basınç değişimleri, nem oranları), canlı hayatını (gerek insan ve hayvan gerekse bitki) ve yaşamını olumsuz yönde etkileyebilecek unsurların oluşabileceği görüş ve kanaatine varıldığı, PROJENİN ULAŞIM ETKİLERİ AÇISINDAN DEĞERLENDİRMESİ başlığı ile; söz konusu bölgede yapılan literatür çalışmaları incelendiğinde; bölgedeki ağır taşıt trafiği güzergahlarının yeterince denetlenmediği bunun da hem yol alt/üst yapısına hem de çevre sakinlerine zarar verdiği görüldüğü, bu durum düzeltilmeden yeni bir Kalker Ocağı ve Kırma Eleme Tesisinin açılmasının uygun olmayacağı yönünde görüş ve kanaat belirtildiği anlaşılmaktadır.
Mahkeme tarafından karara esas alınan bilirkişi raporundaki tespitler incelendiğinde; davaya konu projenin çevreye, tarımsal alanlara, yeraltı ve yerüstü su kaynaklarına, yerleşim yerlerine ve ulaşıma etkilerinin neler olabileceği, ÇED Raporunda gerekli önlemlerin alınıp alınmadığı, ÇED Raporunda belirtilen taahhütlerin, projenin etkilerinin çevreye zarar vermeyecek şekilde en aza indirilmesi için yeterli olup olamayacağı hususlarının teknik ve bilimsel veriler de değerlendirilmek suretiyle ortaya konulduğu anlaşılmaktadır. Bununla birlikte, raporun 4. ve devamı sayfalarında yer alan Projenin Çevresel Etkileri Açısından Değerlendirmesi başlığı altında projeden kaynaklanacak toz emisyonlarının hesaplanmasına ilişkin tespitlerin yapıldığı, tesis inceleme alanında toz emisyonuna katkı yapabilecek sanayi tesisleri ile ısınmadan kaynaklı toz emisyonlarının kümülatif etki olarak modellemeye dahil edildiği tespitlerine de yer verilerek, kümülatif bir hesaplama yapıldığının belirtildiği görülmekle birlikte, bu hususa ilişkin davalı idarenin temyiz sebeplerine bakıldığında, Nihai ÇED Raporunda proje etki alanındaki diğer taş ocakları ve kırma eleme tesislerine ait kümülatif değerlerinin hesaplanmadığı, sadece davaya konu taş ocağı ve kırma eleme tesisi için hesaplanan PM10 ve ÇÖKEN toz değerleri ile aynı değerler tabloya yerleştirilmek suretiyle (aynı zamanda kümülatif değerlermiş gibi sunularak yanıltıcı bir şekilde) değerlendirme yapıldığı iddialarında bulunulduğu anlaşılmaktadır.
Bu durumda, yukarıda belirtilen hususlar çerçevesinde, bilirkişi raporunun hükme esas alınabilecek nitelik ve yeterlilikte olmadığı sonucuna varıldığından, uyuşmazlığın tereddüte mahal vermeyecek şekilde çözümlenebilmesi amacıyla, davalının temyiz dilekçesindeki ÇED Raporunda toz emisyonları yönünden kümülatif hesaplama yapılmadığı, sadece davaya konu taş ocağı ve kırma eleme tesisi için hesaplanan PM10 ve ÇÖKEN toz değerleri ile aynı değerler tabloya yerleştirilmek suretiyle (aynı zamanda kümülatif değerlermiş gibi sunularak yanıltıcı bir şekilde) değerlendirme yapıldığı yönündeki iddiaları dikkate alınarak, bu hususla sınırlı olmak üzere mevcut heyetten ek rapor alınması suretiyle işin esası hakkında yeniden karar verilmesi gerekmektedir.
Bu itibarla, karara dayanak alınabilecek nitelikte bulunmayan bilirkişi raporu esas alınarak verilen dava konusu işlemin iptaline ilişkin temyize konu İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin kabulüne,
2. Temyize konu … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan İdare Mahkemesine gönderilmesine,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A-2-(i) maddesi uyarınca, kesin olarak, 28/12/2023 tarihinde usulde oyçokluğu, esasta oybirliğiyle karar verildi.