WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 08 Temmuz 2026

DANIŞTAY 4. DAIRE

A- A A+

Danıştay 4. Daire Başkanlığı         2023/13469 E.  ,  2023/6515 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2023/13469
Karar No : 2023/6515

TEMYİZ EDEN (DAVALILAR) : 1- … Bakanlığı
VEKİLİ : Hukuk Müşaviri …
2- … Büyükşehir Belediye Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …
3- … Belediye Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVACILAR) : … Mirasçıları;
1- … 2- …
3- … 4- …
VEKİLLERİ : Av. …
5- …

İSTEMİN KONUSU: … Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: İstanbul İli, Avcılar İlçesi, … Mahallesi, … pafta, … parselde bulunan … arsa paylı, ... Kat … no’lu dairenin 28/06/2005 tarih ve 2005/109 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile "Afete Maruz Bölge" olarak ilan edilmesi nedeni ile yıkımı sebebiyle fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla uğramış olduğu 5.000,00-TL maddi (ıslah sonucu 209.235,09-TL) ve 60.000,00-TL manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; 209.235,09-TL maddi tazminat, 10.000,00-TL manevi tazminat olmak üzere toplam 219.235,09-TL'lik tazminat isteminin kabulüne, fazlaya ilişkin manevi tazminat istemlerinin ise reddine, kabule ilişkin kısmın 15.000,00-TL'si için dava açma (13/10/2017) tarihinden itibaren, 204.235,09-TL'lik kısım için ise 12/12/2018 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte kusurları oranında (%50 Avcılar Belediye Başkanlığı, %25 İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı, %25 Çevre ve Şehircilik Bakanlığı) davalı idarelerden alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine (değişik gerekçeli) dair kararın Danıştay Altıncı Dairesinin 05/04/2022 tarih ve E:2022/1514, K:2022/4232 sayılı kararıyla bozulması üzerine, bozma kararına uyularak, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:2019/103 sayılı kararına yönelik davalı idarelerin istinaf başvurularının reddine (gerekçeli), 209.235,09-TL maddi ile 10.000,00-TL manevi olmak üzere toplam 219.235,09-TL zararın %60 kusur oranına isabet eden 131.541,054-TL’sinin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nca, %30 kusur oranına isabet eden 65.770,527-TL’sinin Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nca, %10 kusur oranına isabet eden 21.923,509-TL’sinin ise Avcılar Belediye Başkanlığı’nca dava tarihinden (13/10/2017) itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte tazminine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI:
1-Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından; husumetin idarelerine yöneltilemeyeceği, herhangi bir sorumlulukları bulunmadığı belirtilerek, temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
2-İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından; idarelerinin kusuru bulunmadığı, dava konusu işlem ve eylemlerle idareleri arasında illiyet bağı bulunmadığı belirtilerek, temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
3-Avcılar Belediye Başkanlığı tarafından; idarelerinin herhangi bir kusuru ve sorumluluğu bulunmadığı, taşınmazın rayiç değeri üzerinden hüküm kurulduğu, bu konuda açılan tüm davalarda maliyet bedeli ve arsa değer kaybı üzerinden hüküm kurulduğu, yapının maliki ve müteahhidinin kusur oranlarının da hesaplanması gerektiği, manevi tazminata hükmedilemeyeceği belirtilerek, temyize konu karardaki aleyhe kısımların bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davacılar tarafından savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyize konu kararın kusur oranlaması ve manevi tazminat yönünden onanması, maddi tazminat yönünden bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Dava konusu taşınmazın bulunduğu Avcılar İlçesi için Bayındırlık ve İskan Bakanlığı Afet İşleri Genel Müdürlüğü ve bazı kamu kurumlarınca farklı tarihlerde yapılan araştırma ve tespitlerde, ilçe geneline yönelik; ''Marmara denizi kıyıları killi ve marnlı serilerle örtülü bulunduğundan heyelana müsaittir, bu kısımlar gerekli önlemler alınmadıkça iskan için sakıncalıdır'' görüşüne yer verildiği, 1971 yılında yapılan bu tespitte, evlerin fazla katlı olmaması, hafif malzemeden yapılması, derin kazılar yapılmaması, yüzey suyu drenajı yapılması, kıyıdan itibaren kademeli olması ve istinat duvarı yapılması gerektiğinin ifade edildiği, yine Bakanlıkça 1977 yılında Boğaziçi Üniversitesine hazırlattırılan raporda; yamaçları heyelanlı ve heyelana müsait olmaları nedeniyle ancak düşük eğimli ve potansiyel heyelan alanlarında zemine fazla yük vermemek ve kazıdan kaçınmak şartı ile tek katlı ve bahçeli evler yapılmasının mümkün olabileceğinin belirtildiği, İller Bankasınca hazırlanan 1981 tarihli rapora göre Avcıların turistik tesis alanı olarak, kamp alanı ve iki katlı yapı alanı olarak gösterildiği, davaya konu alanın, 1981 yılında İller Bankası tarafından hazırlanan ve Bayındırlık ve İskan Bakanlığının onayladığı nazım imar planı ve 1982 tarihli Avcılar Belediye Başkanlığının hazırladığı uygulama imar planı ile yerleşime açıldığı ve zaman içerisinde çok katlı yerleşime izin verildiği, anılan planların hazırlandığı tarihlerde yürürlükte bulunan mülga 6785 sayılı İmar Kanununun 1605 sayılı Kanunla değişik 26. maddesiyle nüfus ve il veya ilçe merkezi olması ölçütlerine göre yol istikamet planları ile imar planlarını belediyelerin yaptırmaları mecburiyeti getirildiği ve 29. maddesiyle imar ve yol istikamet planlarının İmar ve İskan Bakanlığının tasdikiyle kesinleşeceği ve yürürlüğe gireceğinin hüküm altına alındığı, Bakanlığın onay yetkisi planların hukuki varlık şartlarından olduğundan, bu planlara ilişkin çok katlı yerleşime izin veren ilçe belediyesinin yanında Bakanlığın ve Mülga 3030 sayılı Kanundan kaynaklanan denetim yükümlülüğünü yerine getirmeyen, imar yükümlülüklerini ilçe belediyesi ile birlikte kullanan, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığının hizmet kusurlarının bulunduğu, Mülga 180 sayılı Bayındırlık ve İskan Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 9. maddesinin g bendinde de, afetle ilgili daimi iskan yerleşmelerinde imar planlarını ve alt yapı tesisleri planlarını ve bunlara ait etüd, harita, proje ve keşifleri yapmak veya yaptırmak, re'sen onaylamak veya onaylanmasını sağlamak, inşaat işlerini yapmak veya yaptırmak konularında Bakanlık Yapı İşleri Genel Müdürlüğünün yetkili olduğunun hükme bağlandığı, 644 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile de Bayındırlık ve İskan Bakanlığı tarafından yürütülen görevlerin Çevre ve Şehircilik Bakanlığına geçtiği, Avcılar İlçesi, ... Mevkii, … pafta, … parsel sayılı taşınmazdaki yapının ... gün ve ... sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile "Afete Maruz Bölge" ilan edilen alanda kalması ve yıkılması nedeniyle uğranıldığı öne sürülen 5.000,00-TL maddi (ıslah sonucu 209.235,09-TL) ve 60.000,00-TL manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

İLGİLİ MEVZUAT:
2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 125. maddesinin 1. fıkrasında idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtilmiş, son fıkrasında ise, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararları ödemekle yükümlü olduğu hükmüne yer verilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bilirkişi raporundaki tazminata ilişkin miktarın belirlenmesi usulü yönünden;
Temyize konu karar incelendiğinde, davalı idarelerin kusur oranlamaları yönünden yapılan tespitler emsal yargılamalardaki tespitlere uygun ve isabetli olmakla birlikte, hükme esas alınan bilirkişi raporu incelendiğinde ise, benzer dosyalarda belirlenen içtihatlara aykırı biçimde, maddi tazminat miktarı belirlenirken iki yöntem kullanıldığı, ilk yöntemde hesaplamanın Emlak Vergisine Matrah Olacak Vergi Değerlerinin Takdirine İlişkin Tüzük uyarınca yapıldığı, ikinci yöntemde ise emsal kıyaslaması ile rayiç değer üzerinden arsa payı dahil hesaplama yapıldığı, Mahkeme tarafından rayiç değer hesabı üzerinden belirlenen bedel esas alınarak hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır.
Bu durumda; benzer dosyalardaki yerleşik içtihatlar çerçevesinde, dairenin değerinin zarara uğranıldığı tarih itibarıyla tespit edilmesi gerektiği gibi (olayda yıkım tarihi), maliyet bedeli tespit edilirken, her yıl güncellenen, Mimarlık ve Mühendislik Hizmet Bedellerinin Hesabında Kullanılacak Yapı Yaklaşık Birim Maliyetleri Hakkında Tebliğ hükümlerine göre hesaplama yapılması ve bu hesaplama yapılırken zarara uğrayan dairenin yapı maliyet bedeli belirlendikten ve bu bedelden yıpranma payı düşüldükten sonra, ortaya çıkacak miktara hesap edilen arsa değer kaybının da eklenmesi ve enkaz bedelinin bu rakamdan düşülmesi (enkazın davacının uhdesinde kalmış olması durumunda) suretiyle ulaşılacağından, aksi yöndeki Mahkeme kararında bu yönden hukuki isabet görülmemiştir.
Tazminat kalemlerinden olan arsa değer kaybının hesabında ise; afete maruz bölge kararının öncesinde ve sonrasında arsanın m2 birim değerinin tespit edilip aradaki farkın bulunarak davacının arsa payına oranlanması sonucunda ortaya çıkan rakamın davacının bu kalem zararını oluşturduğu hususu dikkate alındığında; emsal dosyalarda aynı veya yakın parsellerde farklı bilirkişilerce belirlenen m2 birim değerinin farklı sonuçların ortaya çıkmasına neden olduğu görüldüğünden, bozmaya uyularak yeniden yapılacak yargılamada, çelişkili kararlar ortaya çıkmaması bakımından hüküm birlikteliğini sağlamak adına, aynı binada bağımsız bölümü bulunan başka davacılar tarafından açılan davalarda verilen kararlar da göz önüne alınarak tazminat miktarının belirlenmesi gerekmektedir.
Aynı parselde bulunan taşınmaza ilişkin başka bir davacı tarafından açılan davada … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı karar Danıştay Altıncı Dairesinin 08/06/2023 tarih ve E:2023/2623, K:2023/5756 sayılı kararı ile düzeltilerek onanmıştır. Yine aynı parsele ilişkin başka bir davada ... İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı karara karşı yapılan istinaf başvuru üzerine verilen … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı Danıştay Altıncı Dairesinin 05/04/2022 tarih ve E:2022/1122, K:2022/4239 sayılı kararı ile onanmıştır. Ayrıca aynı parsele ilişkin başka bir davada da ... İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı karara karşı yapılan istinaf başvuru üzerine verilen … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı da Danıştay Altıncı Dairesinin 05/04/2022 tarih ve E:2022/1120, K:2022/4229 sayılı kararı ile maddi tazminat yönünden bozulmuş, diğer hususlar yönünden ise onanmıştır.
Öte yandan; dosyanın önceki aşamaları değerlendirildiğinde, … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının davacılar tarafından da 04.09.2023 havale tarihli dilekçe ile temyiz edildiği, ancak harçlarının yatırılmadığı, adli yardım isteminde de bulunulmadığı, bunun üzerine İdari Dava Dairesince 04/09/2023 tarihli müzekkere ile eksik harçların tamamlanmasının istenildiği, söz konusu müzekkerenin 13.09.2023 tarihinde tebliğ edildiği, verilen 7 günlük süre içerisinde gerekli harçların yatırılmaması üzerine, … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:…, T:… sayılı kararı ile davacılar tarafından temyiz isteminde bulunulmamış sayılmasına karar verildiği, bu kararın 10.04.2023 tarihinde tebliğ edildiği, ancak yasal süresi içerisinde temyiz edilmediği anlaşılmakta olup, davacıların 209.235,09-TL maddi, 10.000,00-TL manevi tazminat isteminin kabulüne dair … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının sadece davalı idareler tarafından temyiz edilmiş olması sebebiyle, İdari Dava Dairesinin bozma kararına uymak veya ilk kararında ısrar etmek olanağının bulunduğu, bozma kararına uyan İdari Dava Dairesinin ancak bozmada gösterilen esaslara uygun olarak işlem yapmak ve hüküm vermek mecburiyetinde olduğu; İdari Dava Dairesince, bozma kararına uyularak karar verilmesi halinde, taraflardan birisi lehine ve diğeri aleyhine olmak üzere, kesinleşen kısımları da aşacak şekilde karar verilemeyeceği açık olduğundan, bozmaya uyulması durumunda, yeniden yapılacak yargılama sırasında, tazminat bedeli belirlenirken, bu hususun da dikkate alınması gerektiği tabiidir.
Diğer yandan; bozmaya uyularak yapılacak yargılama sonucunda manevi tazminat istemi ile yargılama giderleri hususunda da (yargılamanın önceki aşamaları da dikkate alınarak tekerrüre sebebiyet verilmeyecek şekilde) yeniden karar verileceği açıktır.
Bu itibarla, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin kabulüne,
2. Temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyize konu kısmının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 23/11/2023 tarihinde esasta oybirliği, gerekçede oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.

(X) KARŞI OY :
Manevi tazminatın, idarenin mevzuata aykırı olan eylem ve işlemleri neticesinde kişinin şeref ve haysiyetinin rencide edilmesi veya manevi yönden elem ve ızdırap duyulması durumlarına özgü olduğu açıktır. İdarelerin eylem ve işlemlerinden dolayı ilgililere manevi tazminat ödenebilmesi için idarenin ağır kusurunun bulunduğunun tespiti gerekmektedir. Uyuşmazlıkta, taşınmazın bulunduğu alanın afete maruz bölge ilan edilmesi ve sonrasında yıkılması sebebiyle, davacının şeref ve haysiyetinin rencide edilmesi gibi bir durum söz konusu olmadığı gibi, meydana gelen olayda idarelerin manevi tazminat ödenmesini gerektirecek şekilde ağır bir hizmet kusurundan da bahsedilmesinin mümkün olmadığı anlaşılmakta olup, davacının manevi tazminat isteminin reddi gerektiği, temyize konu kararın bu gerekçe ile de bozulması gerektiği oyu ile çoğunluk kararına gerekçe yönünden katılmıyorum.