Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2023/13417 E. , 2023/7182 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2023/13417
Karar No : 2023/7182
TEMYİZ EDENLER : (DAVALI) 1- ... Valiliği
VEKİLİ : Av. ...
(DAVALI YANINDA MÜDAHİL)
2- ... Madencilik Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (Davacılar) : 1- ... 2- ...
3- ... 4- ...
5- ... 6- ...
7- ... 8- ...
9- ...
VEKİLLERİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Zonguldak İli, Alaplı İlçesi, Organize Sanayi Bölgesi, ... Köyü, ... ada ... parselde, ... Madencilik San. ve Tic. Ltd. Şti. tarafından yapılması planlanan "Tehlikesiz Atık Geri Kazanım Tesisi" projesine ilişkin Zonguldak Valiliği'nin ... tarih ve ... sayılı "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: İdare Mahkemesince verilen kararda; davaya konu tesiste işlenen cüruf atığının PTD’de belirtilen atık kodları dışında tehlikeli atık olduğu, bu nedenle ÇED yönetmeliğine göre ÇED gereklidir kapsamında değerlendirilmesinin gerektiği, PTD’de faaliyet sırasında oluşacak atıklar ve atık miktarlarının yeterli düzeyde açıklandığı, ancak atıkların çevresel risklerine karşı alınması taahhüt edilen önlemlere ilişkin bilgilerin teknik açıdan yetersiz ve çelişkili olduğu, PTD’de özellikle atık ve ürün stok alanları, depolama alanları, atıksu uzaklaştırma ve emisyon bertaraf yöntemleri vb. ile ilgili belirtilen taahhütlerin mevcut durumda faaliyet sırasında gerçekleştirilmediği veya kısmen gerçekleştirildiği, özellikle ürün olarak açığa çıkan agreganın depolama koşulları bakımından çevre (tarım ürünleri, ağaçlar, su canlıları vb.) ve insan sağlığını tehdit ettiği, PTD'de belirtilen faaliyetler ve ekipmanlar ile işletmenin mevcut durumunda birçok farklılık, eksiklik ve çelişkiler olduğu anlaşıldığından, dava konusu "ÇED gerekli değildir" kararının hukuka ve mevzuata uygun olmadığı sonuç ve kanaatine varıldığı gerekçeleriyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI:
1-Davalı İdare tarafından; Yerel mahkemece keşif sırasında alınan cüruf ve agrega örneklerinin TÜBİTAK'a gönderildiği gelen analiz raporu sonucuna göre karar verildiği, dosyada mevcut keşfe ve bilirkişi raporuna karşı itiraz dilekçelerini tekrar ettikleri, yapılacak ve yapılamayacak olan üretimler ile ilgili... Mad. San. Tic. Ltd. Şti.'den noter onaylı taahhütname alındığı, "Alaplı OSB İçerisinde Kurulamayacak Tesisler" kararına aykırı bir durum tespit edilmediği", Proje Tanıtım Dosyasında, yapılması planlanan söz konusu faaliyet kapsamında işletmeye kabul edilmesi planlanan atık kodlarının 10 02 02 İşlenmemiş Cüruf, 10 05 01 Birincil ve İkincil Üretim Cürufları, 10 09 03 Ocak Cüruflar, 02 01 10 Atık metal, 12 01 01 Demir metalçapakları ve talaşları, 12 01 02 Demir metal toz ve parçacıklar, 16 01 17 Demir metaller, 17 04 05 Demir ve çelik, 19 10 01 Demir ve çelik atıkları 19 12 02 Demir metali ve 20 01 40 Metaller olarak tamamı tehlikesiz atık kategorisinde olan atıklar olduğu, tesise sadece bu atık kodlarının alınacağının taahhüt edildiği, söz konusu karara esas Proje Tanıtım Dosyasında yapılması planlanan faaliyet kapsamında fiziksel yöntemlerle tehlikesiz atıkların geri kazanılacağının ifade edildiği, projenin 25.11.2014 tarihli mülga Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Yönetmeliğinin Ek-2 Listesi madde 2/ç'de tanımlanan faaliyetler kapsamında yer aldığı, ÇED kararlarının iptaline ilişkin açılan idari dava süreçlerinde gerçekleştirilen bilirkişi incelemelerinin ÇED değerlendirme sürecindeki koşullara göre yapılması gerektiği, bilirkişi raporunda güzergah boyunca ve yol kenarlarına döküldüğü belirtilen atık cürufların bulunduğu alanların ÇED Gerekli Değildir kararına esas faaliyetin gerçekleştirildiği alanın koordinatları dışında yer almakta olduğu, konu ile ilgili ihlallerde bulunan firmalara 2872 sayılı Çevre Kanunu uyarınca gerekli idari yatırımlar uygulandığı, keşif tarihinde, tesisin 20.10.2022 tarihli Geçici Faaliyet Belgesi akabinde hava emisyonu ve tehlikesiz atık geri kazanımı konulu 16.05.2023 tarihli Çevre İzin ve Lisans Belgesi bulunduğu, ÇED Gerekli Değildir kararına esas Proje Tanıtım Dosyasında kurulması planlanan tesisin tamamı kapalı alan içerisinde planlandığı, tesisteki tüm ünitelerin makine ekipmanlarının kapalı alan içerisinde yer aldığı, ancak keşif esnasında agreganın tesis dışında açık alanda depolandığı görüldüğü, bunun üzerine 2872 sayılı Çevre Kanununun ilgili maddeleri uyarınca ÇED Gerekli Değildir kararına esas Proje Tanıtım Dosyasında yer alan taahhüde uyulmaması nedeniyle firmaya gerekli idari yaptırım uygulandığı, bilirkişi raporunda keşif sırasında alınan numunelerin 15.05.2023 tarihli TÜBİTAK analiz raporu sonucuna göre tehlikeli atık olarak değerlendirildiği, konu ile ilgili 2872 sayılı Çevre Kanunu kapsamında idari yaptırım uygulandığı ve gerekli idari iş ve işlemlerin başlatıldığı, bilirkişi heyeti tarafından davaya konu işlemin değerlendirilmesinde faaliyetin planlama aşamasındaki durumunun değil de ÇED Yönetmeliğinde belirtilen Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir kararı tanımına ve özüne aykırı bir şekilde tesisin faaliyete geçtikten sonraki işletme koşulları göz önünde bulundurularak objektif olmayan değerlendirmeler yapıldığının görüldüğü, projeye ilişkin ÇED sürecinde 2872 sayılı Çevre Kanunu ve bu kanuna istinaden çıkarılan ilgili mevzuatlar çerçevesinde gerekli tüm değerlendirmelerin titizlikle yapıldığı belirtilerek, temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
2-Davalı yanında müdahil tarafından; Yargılama aşamasında delillerin eksik değerlendirildiği, bilirkişi heyetinin reddine ve yapılan keşfe ilişkin itiraz ve beyanlarının değerlendirilmediği ve cevapsız bırakıldığı, keşif esnasında örnek alım usulünün kabul edilemez olduğu, tesisin dış kısmının da keşif konusu yapıldığı, ÇED kararının gerekli olup olmadığı incelemesinin kapalı alan için yapılabileceği, zira "ÇED Gerekli Değildir" kararının "tehlikesiz atık geri kazanım tesisi" için verildiği, bu tesisin kapalı alanda olması öngörüldüğü ve "ÇED Gerekli Değildir" kararının da bu kapalı alandaki tesis hakkında verildiği, açık alan hakkında yapılan keşif ve buradan numune alınmasının, açık alanın zemininin bilirkişilerce kazdırılmasının işbu dosya ile ilgisi olmayan, kapsam dışı, tamamen davacı tarafın yönlendirmesi ile yapılmış ve müdahil şirket aleyhine yanlış izlenim uyandırmak amacıyla bilinçli olarak yapılmış davranışlar olduğu, Proje Tanıtım Dosyasında da tesise kabul edilecek atık kodlarının belirtildiği, bu atık kodları haricinde tesise atık kabul edilmeyeceğinin taahhüt edildiği, bilirkişilerin yasal mevzuat çerçevesinde numune alma konusunda bir yetkileri olmamasına rağmen keşif mahallinde beyaz torbalara koymak suretiyle hem atık hem üründen numune aldıkları, numune alma tutanağı dahi düzenlenmediği, II. numunenin Bakanlık tarafından yetkilendirilmiş ve denetlenmiş laboratuvarlar aracılığı ile toplanması, saklanması ve incelenmesi gerekirken keşif sırasında toplanan numunelerin elle, yetkili olmayan kişilerce, plastik poşetlere konularak toplandığı ve hiçbir saklama önlemi alınmadan TÜBİTAK'a gönderildiği, hatalı bir şekilde alınan numune işlemine dayanılarak hüküm tesis edilmesinin hatalı olacağı, numune alınması işleminin hukuka aykırı olduğu, keşif konusu olmayan yerler de keşfedilerek keşfin amacının aşıldığı, işletmeye geri dönüşüm için gelen atık-prosesin zaten Atık Yönetim Yönetmeliği ve ekleri çerçevesinde tehlikesiz atık kategorisine girdiği, işletmeye piyasadan gelen atıkların analizlerinin bu atıkları gönderen şirketler tarafından da yapılıyor olduğu, gelen atıkların nihai tanıtım dosyasına uygun olduğu ve tehlikeli atık niteliğinde olmadığı, TÜBİTAK analiz raporunun dikkate alınmaması gerektiği, TÜBİTAK tarafından düzenlenen ve ekte sunulan analiz raporunda ise agrega numunesinin AYY'ne göre "tehlikesiz atık" olduğunun değerlendirildiği, cüruf malzemenin depolanacağı hammadde stok alanında malzemenin tozumasını önlemek için sulama sistemi mevcut olduğu, tesiste hurda metallerin yıkama işlemi yapılmadığından dolayı, herhangi bir havuz yapılmadığı, PTD'de üretim kapsamında belirtilen her şeyin yapılması zorunlu olmadığı, tesis girişi-çıkışı veya etrafında herhangi bir cüruf bulunmadığı, bahse konu yol kenarlarının tesisten yaklaşık 10 km uzaklıkta bir alanda olduğu, bu atıkların Kılıçlar Madencilik ile hiçbir bağlantısı bulunmadığı, buradaki atıkların daha önce farklı bir adreste faaliyet gösteren başka firmalar tarafından yapılmış olduğu, hakkında Zonguldak Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü tarafından idari cezai işlem uygulandığı, cürufun açık alanda depolanmadığı, depolanan malzemenin agrega olduğu, agreganın alınan TSE Belgesi kapsamında atık değil ürün olduğu, açık alanda ürünün depolanmasının herhangi bir sorun teşkil etmeyeceği, bilirkişi tarafından Kupol Ocağının fiziksel değil, kimyasal işlem olduğunun belirtildiği, Kupol Ocağının kömür yakmak suretiyle ısıtıldığı, ısıtılan ocak demiri erime sıcaklığına ulaştığında, demir hammaddesi olan demir kalıplara akışkan şeklini alarak PİK demiri oluştuğu, burada PİK demir oluşurken herhangi bir kimyasal işlem söz konusu olmadığı, maddenin katıdan sıvıya gelmesinin fiziksel bir işlem olduğu, iddia edilen kimyasal işlemin ne olduğu ve nasıl yapılmakta olduğunun raporda belirtilmeden yüzeysel olarak değerlendirildiği, tesiste cürufların tozuma olmaması adına depo stok sahasının havuz şeklinde yapıldığı, suların herhangi bir alana deşarj edilmesinin söz konusu olmadığı, püskürtmeli sulama yapılmadığından dolayı suların birikmesinin de mümkün olmadığı, yine aynı raporda "sulama sistemi ve atıksu bertaraf sisteminin yer almadığı görüldü." denildiği, tesiste cüruf stok alanın sulama sistemi mevcut olduğu, stok sahasının havuz şeklinde yapıldığı, pulvarize sulama sistemi olmasından dolayı, herhangi bir atıksu oluşumu söz konusu olmadığı, buharlaşarak uzaklaşacağı, mevcut durumda hurda metallerin yıkanmasının söz konusu olmadığı, bu kapsamda endüstriyel atıksu oluşmadığı, herhangi bir havuz inşaatı veya kapalı sistem de bulunmadığı, emisyon sınır değerlerin altında olmasından dolayı filtre yapılmasına gerek olmadığı, şayet sınır değerleri sağlamama durumu olsaydı, filtre yapılması gerekeceği, 10.09.2014 tarih ve 29115 sayılı Çevre İzin ve Lisans Yönetmeliği kapsamında tesis Ek-1 Listesi 8.2.7.3 ve Ek-2 Listesi 8.2.3 maddelerinde yer almasından dolayı Gürültü Konulu Çevre İzninden muaf olduğu, Proje Tanıtım Dosyası'nda belirtilen her makine ve ekipmanın tesiste bulundurulacağı diye bir şart bulunmadığı, ancak Proje Tanıtım Dosyası'nda belirtilen makine ve ekipmanların dışında bir makine yer alıyorsa o zaman problem teşkil edeceği, ... Çevre Analiz Laboratuvarı San. ve Tic. Ltd. Şti. tarafından 26.01.2023 tarihinde yapılan ölçümlere ait 10.02.2023 tarihli emisyon raporu mevcut olduğu, söz konusu raporda tesiste oluşacak emisyon kaynaklarının Yönetmelik kapsamında belirtilen sınır değerlerinin altında olduğunun raporda mevcut olduğu, Yönetmelik kapsamında yasal sınır altında kalan emisyonun bitkilere nasıl zarar verdiği konusuyla alakalı teknik bir bilgi bulunmadığı, bilirkişi raporuna bu hususta itibar edilmemesi gerektiği, depolanan malzemenin agrega olduğu, agreganın alınan TSE Belgesi kapsamında atık değil ürün olduğu, TÜBİTAK analizleri sonucu agreganın tehlikeli çıktığının belirtildiği, fakat bu kapsamda TSE belgeleri ve CE belgesi alınmış bir ürünün tehlikeli olma olasılığının da olmadığı, burada Kurumlar arası çelişki olduğu, tesiste mevcut durumda hurda yıkama yapılmadığı, bu kapsamda da endüstriyel atıksu oluşmadığı, saha ziyaretinden önce GFB mevcut olduğu, IX. "ÇED Raporu Gerekli Değildir" kararının hukuka ve yasaya uygun olduğu, tesisin faaliyetinin, OSB ile yapılan sözleşmede belirtilen faaliyet ile aynı olduğu, ilgili tanıtım dosyası incelendiğinde, tesise kabul edilecek atıkların, kodları ile birlikte dosyada yer aldığı ve bu atıklardan başka bir atığın tesise kabul edilmeyeceğinin de proje sahibince kabul ve taahhüt edildiği, buna aykırı bir davranış halinde ise işlemin zaten ileride dava konusu yapılabileceği, ancak şu aşamada taahhütlere aykırı bir davranış söz konusu olmadığı, Proje Tanıtım Dosyasında çevre, hava, toprak, su ve gürültü kirliliği tehlikesine ilişkin ihtimal ve önlemlerin tek tek belirtildiği, davacılar tarafından gerekli önlemlerin alınmadığı ve projenin çevreye, suya, havaya, toprağa vb. olumsuz yönde etkili olacağı iddialarının soyut ve dayanaksız olduğu, kantar dışındaki tüm tesisin, kapalı alanda planlandığı, tesis alanının yerleşim alanlarına, tarım ve orman alanlarına uzak olduğu, tesiste ortaya çıkan atıksuyun evsel atıksu niteliğinde olduğu ve Su Kirliliği ve Kontrolu Yön. çerçevesinde gerekli önlemlerin alınacağı ve OSB'nin kanalizasyonu ile çıkışı yapılacağı, ayrıca Proje Tanıtım Dosyasında; "projenin işletme aşamasında prosesten kaynaklı atık su oluşumu söz konusu değildir." ifadesi ile prosesten kaynaklı alıcı ortama deşarj edilecek bir atıksuyun söz konusu olmayacağının ifade edildiği, proseste yıkama tamburunda kullanılacak suların ise yapılacak çökeltme havuzunda biriktirilerek, proseste kapalı çevrim olarak kullanılacağının (devir daim) belirtildiği, atık olarak işlem sonucunda ortaya çıkan tek ürünün ocak altı cürufu olduğu, bunun da zaten tesis içinde yeniden geri kazanıma tabi tutulacağı, tehlikeli atık ise olmayıp yine de mevzuata uygun olarak, atık alanında depolanarak lisanslı -geri kazanım/bertaraf firmalarına verileceği, inşaat aşamasında emisyon oluşumu söz konusu olmayacağı, işletme aşamasında da sulu filtreler ve toz arıtma tesisi, tozumayı önleyecek sulama işlemi, açık alanda tesis bulunmaması, açık alanda depolama yapılmayacak olması ve projede detaylıca anlatılan başkaca işlem ve önlemlerle olası bir zararın engelleneceği, proje sahası dikkate alınarak 2 km x 2 km olacak şekilde etki alanı oluşturulduğu, hammadde stok alanının da tüm güvenlik tedbirlerine uygun olarak inşa edileceği, söz konusu tesisin bölgedeki hassas alanlara yakın olması sebebiyle zararının olacağına dair iddianın da yersiz olduğu, Nihai Proje Tanıtım Dosyasının 44-50 sayfaları arasında belirtilen hesaplamalar ve hassas alan etki değerlendirmelerine göre, tesisin civarındaki su kaynakları, okul vs. alanlara tehlikeli seviyede zararının olmadığının açık olduğu, sağlık koruma bandı mesafesinin 20 metre olduğu, tesisin bu durum dikkate alınarak inşa edileceği, aktif ve ağır metal işlemi olmadığı, çalışma ve işgüvenliği hususunda detaylı bir çalışma yapıldığı, tesiste elektrik ile işlem yapılacağı, kömürün yalnızca Kupol Ocağında kullanılacağı, Kupol Ocağından çıkan atık gazların ise toplanıp bir toz arıtma tesisine gönderileceği, bu nedenle kullanılan kömürün çevreye zarar vereceği iddiasını da kabul etmedikleri belirtilerek, temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davacılar tarafından savunma verilmemiştir.
TETKİK HÂKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin kabulü ile yeniden keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılması suretiyle karar verilmek üzere Mahkeme kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, Üye ...'in 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "İvedi yargılama usulü" başlıklı 20/A maddesinin (i) bendi uyarınca Dairemizce keşif ve bilirkişi incelemesinin yaptırılması ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiği yolundaki usule ilişkin azlık oyuna karşın, Mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesinin yeterli olmaması nedeniyle maddi olay açıklığa kavuşturulmadığından bu aşamada temyiz isteminin esasının görüşülemeyeceği sonucuna varılarak, gereği görüşüldü
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Zonguldak İli, Alaplı İlçesi, Organize Sanayi Bölgesi, ... Köyü, ...ada ... parselde, davalı yanında müdahil ... Madencilik San. ve Tic. Ltd. Şti. tarafından yapılması planlanan Tehlikesiz Atık Geri Kazanım Tesisi ile ilgili olarak ÇED Yönetmeliği gereğince davalı Zonguldak Valiliği'ne sunulan proje tanıtım dosyasının kurum görüşleri de alınmak suretiyle değerlendirilmesi neticesinde Zonguldak Valiliği'nce ... tarih ve ... sayılı "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" kararı verilmesi üzerine, söz konusu işlemin iptali istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
İLGİLİ MEVZUAT :
2872 sayılı Çevre Kanununun 10. maddesinde; "Gerçekleştirmeyi plânladıkları faaliyetleri sonucu çevre sorunlarına yol açabilecek kurum, kuruluş ve işletmeler, Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu veya proje tanıtım dosyası hazırlamakla yükümlüdürler. Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı veya Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir Kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili onay, izin, teşvik, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez; proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez. ..." hükmüne yer verilmiştir.
25/11/2014 tarih ve 29186 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren ve dava konusu işlem tarihinde yürürlükte bulunan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinin 4. maddesinde; Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir Kararı: Seçme Eleme Kriterlerine Tabi Projeler hakkında yapılan değerlendirmeler dikkate alınarak, projenin çevre üzerindeki muhtemel olumsuz etkilerinin, alınacak önlemler sonucu ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olduğunun belirlenmesi üzerine projenin gerçekleşmesinde çevre açısından sakınca görülmediğini belirten Bakanlık kararı olarak tanımlanmıştır. Aynı Yönetmeliğin 6. maddesinde ise; "(1) Bu Yönetmelik kapsamındaki bir projeyi gerçekleştirmeyi planlayan gerçek veya tüzel kişiler; Çevresel Etki Değerlendirmesine tabi projeleri için; ÇED Başvuru Dosyasını, ÇED Raporunu, Seçme Eleme Kriterleri uygulanacak projeler için ise Proje Tanıtım Dosyasını, Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlara hazırlatmak, ilgili makama sunulmasını sağlamak ve proje kapsamında verdikleri taahhütlere uymakla yükümlüdürler. (2) Kamu kurum/kuruluşları, bu Yönetmelik hükümlerinin yerine getirilmesi sürecinde proje sahiplerinin veya Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşların isteyeceği konuya ilişkin her türlü bilgi, doküman ve görüşü vermekle yükümlüdürler. (3) (Değişik:RG-26/5/2017-30077) Bu Yönetmeliğe tabi projeler için "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararı veya "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili teşvik, onay, izin, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez, proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez. Ancak bu durum söz konusu teşvik, onay, izin ve ruhsat süreçlerine başvurulmasına engel teşkil etmez. (4) Bu Yönetmelik hükümlerine göre karar tesis edilmeden önce, projenin gerçekleştirilmesinin mevzuat bakımından uygun olmadığının tespiti halinde, aşamasına bakılmaksızın süreç sonlandırılır." kuralına, 17. maddesinde ise; "Bakanlık, Proje Tanıtım Dosyalarını ek-4’te yer alan kriterler çerçevesinde inceler ve değerlendirir. Bakanlık, bu aşamada gerekli görülmesi halinde Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlardan proje ile ilgili geniş kapsamlı bilgi vermesini, araç gereç sağlamasını, yeterliği kabul edilebilir kuruluşlarca analiz, deney ve ölçümler yapmasını veya yaptırmasını isteyebilir. (2) Bakanlık on beş (15) iş günü içinde inceleme ve değerlendirmelerini tamamlar. Proje hakkında "ÇED Gereklidir" veya "ÇED Gerekli Değildir" kararını beş (5) iş günü içinde verir, kararı Valiliğe, proje sahibine ve Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlara bildirir. Valilik, bu kararı askıda ilan ve internet aracılığıyla halka duyurur." düzenlemesine yer verilmiştir.
Anılan Yönetmeliğin Ek-1 listesinde çevresel etki ve değerlendirilmesi uygulanacak projelere yer verilmiş, söz konusu listenin 10. maddesinin a) bendinde, "Tehlikeli ve/veya özel işleme tabi atıkların geri kazanıldığı, yakıldığı (Oksitlenme yoluyla yakma, piroliz, gazlaştırma, plazma vb. termal işlemler) düzenli depolandığı ve/veya nihai bertarafının yapıldığı tesisler" çevresel etki ve değerlendirilmesi uygulanacak projeler arasında sayılmış; Ek-2 Listesinde ise Ek-1 listesinde yer alan alt sınırların bu listede üst sınır olarak alınacağı ibaresine liste başlığında yer verilmek suretiyle, 2. maddesinin (ç) bendinde, "Tehlikeli, tehlikesiz ve/veya özel işleme tabi atıkların fiziksel yöntemlerle geri kazanıldığı tesislerin (ömrünü tamamlamış lastiklerin, kabloların kırma ve parçalama işlemleri, tehlikesiz atık niteliğinde olan metal, kağıt, plastik atıkları toplama, ayırma, kesme, parçalama, öğütme ve granül elde etme işlemleri ile solar kurutma işlemleri hariç)" seçme-eleme kriterleri uygulanacak projeler arasında sayılmıştır.
EK-IV bölümünde ise Proje Tanıtım Dosyasının Hazırlanmasında Esas Alınacak Seçme Eleme Kriterleri belirtilmiş, 1. Projenin Özellikleri kısmında: a) Projenin ve yerin alternatiflerinin (proje teknolojisinin ve proje alanının seçilme nedenlerinin), b) Projenin iş akım şemasının, kapasitesinin, kapladığı alanın, teknolojisinin, çalışacak personel sayısının, c) Doğal kaynakların kullanımının (arazi kullanımı, su kullanımı, kullanılan enerji türü vb.), ç) Atık miktarının (katı, sıvı, gaz ve benzeri) ve atıkların kimyasal, fiziksel ve biyolojik özelliklerinin, d) Kullanılan teknoloji ve malzemelerden kaynaklanabilecek kaza riskinin, 2. Proje Yeri ve Etki Alanının Mevcut Çevresel Özellikleri kısmında: a) Mevcut Arazi Kullanımı ve kalitesi (tarım alanı, orman alanı, planlı alan, su yüzeyi ve benzeri), Ek-V’deki Duyarlı Yöreler Listesi dikkate alınarak korunması gereken alanlar, 3. kısmında; Projenin İnşaat ve İşletme Aşamasında Çevresel Etkileri ve Alınacak Önlemler ile Notlar ve Kaynakların, Ekler kısmında ise: 1- Proje için seçilen yerin koordinatlarının, 2- Proje alanı ve yakın çevresinin mevcut arazi kullanımını değerlendirmek için; yerleşim alanlarının, ulaşım ağlarının, enerji nakil hatlarının, mevcut tesislerin ve ek-5'de yer alan Duyarlı Yöreler Listesinde belirtilen diğer alanların (proje alanı ve yakın çevresinde bulunması halinde) yerlerine ilişkin verileri gösterir bilgiler 1/25.000 ölçekli halihazır harita (çevre düzeni planı, nazım, uygulama imar planı, vaziyet planı veya plan değişikliği teklifleri, topografik harita) üzerine işlenerek kısaca açıklanmasının, jeoloji haritasının ve depremselliğin belirtilmesi gerektiği şeklinde düzenlemelere yer verilmiştir.
Öte yandan 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesinin atıf yaptığı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu yerine çıkarılan ve 01/10/2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun "Bilirkişi Raporuna İtiraz" başlıklı 281. maddesinde; (1) Taraflar, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilirler. (2) Mahkeme, bilirkişi raporundaki eksiklik yahut belirsizliğin tamamlanması veya açıklığa kavuşturulmasını sağlamak için, bilirkişiden, yeni sorular düzenlemek suretiyle ek rapor alabileceği gibi, tayin edeceği duruşmada, sözlü olarak açıklamalarda bulunmasını da kendiliğinden isteyebilir." hükmüne yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
ÇED süreci sonunda verilecek kararların yargısal denetimi yapılırken, seçilecek bilirkişiler arasında bir çevre mühendisinin bulunması, diğer bilirkişilerin ise projenin bulunduğu çevrenin özelliklerine göre ve proje tanıtım dosyası ve ÇED raporunu hazırlayan kişilerin uzmanlık alanları da dikkate alınmak suretiyle belirlenmesi önemli bir gereklilik olmakla birlikte; böyle bir heyet tarafından hazırlanacak bilirkişi raporunun, dava konusu proje kapsamında öngörülen faaliyetin çevresel etkilerinin ve bu etkilerin minimize edilmesi için Proje Tanıtım Dosyası ya da ÇED Raporu içinde yer verilen önlemlerin yeterli olup olmadığının tespit edilerek değerlendirilmesi açısından, tarafları tatmin edici düzeyde hazırlanmasının da önemli bir gereklilik olduğu açıktır. Belirtilen hususların sağlanması, adil bir yargılama yapılması açısından önem arz etmektedir.
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinin değerlendirilmesinden, bilirkişi raporunda eksiklik veya belirsizlik arz edilen hususların varlığı durumunda, Mahkemece bu hususların, bilirkişiye tamamlattırılması ya da belirsiz olan hususların açıklattırılması veya yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırılabileceği sonucuna varılmaktadır.
Uyuşmazlığın çözümü için Orman Mühendisi, Su Ürünleri Mühendisi, Çevre Mühendisi, Makine Mühendisi ve Ziraat Mühendisinden oluşan bilirkişi heyetine mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılması sonrasında hazırlanan 13.06.2023 havale tarihli bilirkişi raporunda özetle; ''ÇED Gerekli Değildir Kararı”na dayanak olarak alınan PTD’nda belirtilen esaslara uygun olmayarak inşaatı tamamlanan ve işletmeye alınan tesisin, mevcut haliyle makine, ekipman, teçhizatının projede belirtilen adet, cins, evsaf ve niteliklere uygun olmadığı; yerleşim planı, saha metrajı, fabrika organizasyonu ölçütleri ile uyumluluk göstermediği; gerek çevresel, gerekse bilimsel alanlarda eksikliklerinin olduğu; bu eksikliklerin “ÇED Gerekli Değildir Kararı”nı sakatlar nitelikte olduğu ve düzeltilebilir nitelikte bulunmadığı; “ÇED Gerekli Değildir Kararı”na dayanak olarak bölgede İşletme bacasından çıkan küller hava kirliliği yapacağından dolayı fındık ağaçlarının (çok yıllık bitkilerin) hastalanıp zaman içerisinde ağaçların kurumasına neden olacağı, tek yıllık bitkilerin ise zamana bağlı olarak yetiştiriciliği engelleyeceğinden dolayı uygun olmadığı ve bu durumun “ÇED Gerekli Değildir Kararı”nı sakatlar nitelikte olduğu; mevcut işletmenin bulunduğu bölgedeki ulaşımı sağlayan yol üzerindeki artık cüruf tozlarının ve yol boyunca birikmiş artık cürufların bertaraf edilmesi ve de bertaraf edildikten sonra artık cüruf taşımacılığını yapan araçların kontrollü ve özenli şekilde taşınabilirliğinin sağlanması ile ilgili PTD’de yeterli bilgi bulunmadığı; tesisin Proje Tanıtım Dosyası (PTD)’de belirtilen faaliyet konusuna göre (tehlikesiz atık geri kazanım tesisi) ÇED yönetmeliği Ek-2’ye göre “seçme, eleme kriterlerine tabi tesisler arasında olduğu, buna göre Bakanlık tarafından PTD’de gerekli incelemeler yapılıp ÇED gerekli değildir kararının Bakanlıkça verilebileceği mevzuat gereği uygun olduğu, ancak tesiste hammadde olarak kullanılan atık cüruf için TÜBİTAK tarafından yapılan analiz sonuçlarına göre hammaddenin tehlikeli özellik gösterdiği, bu nedenle ÇED yönetmeliği Ek-1 “Çevresel Etki Değerlendirmesi Uygulanacak Projeler Listesi” kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, hammadde (Cüruf) stok alanındaki zemin sızdırmazlığı için kullanılacak malzeme ve teknik ayrıntıların PTD’de yeterli düzeyde verilmediği, yapılan keşif sırasında da zeminde çatlaklar olduğu, bu nedenle yeterli sızdırmazlığın sağlanmadığı, dolayısıyla faaliyet sırasında da mevzuat hükümlerinin sağlanmadığı, bu nedenle hammadde depolama alanından kaynaklanabilecek sızıntıların yeraltı suyuna sızabileceği ve su canlıları ve yeraltı suyunun kullanım zincirindeki tüm canlılar için (insan dahil) sağlık riski oluşturabileceği; PTD’de verilen atık kodlarına göre, faaliyet sırasında kullanılan atık hammaddelerin 02.04.2015 tarih ve 29314 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan ATIK YÖNETİMİ YÖNETMELİĞİ’ne göre tehlikesiz atık sınıfında yer aldığı, ancak keşif sırasında alınan cüruf ve agrega örneklerinin TÜBİTAK analiz sonuçlarına göre her iki numune için de kalsiyum dihidroksit bileşiğinin AYY’de belirtilen risk düzeylerini aştığı, buna göre örneklerin TÜBİTAK raporunda tehlikeli olarak değerlendirildiği, buna bağlı olarak ilgili sınıfa uygun düzenli depolama alanlarında depolanmasının önerildiği, ancak tesiste agrega ve cüruf için tehlikeli maddelere uygun depolama yapılmadığı; PTD’de “Tesis kapsamında açık alanda kesinlikle depolama işlemi yapılmayacaktır. Yine tesis kapsamında açık alanda herhangi bir üretim faaliyeti gerçekleştirilmeyecektir. Tesisin açık alanlarında atık kabulü yapılmayacak olup açık alanlarda üretim ve depolamaya dair hiçbir faaliyet gerçekleştirilmeyecektir” ifadesi yer almasına karşın, yapılan keşif sırasında agreganın açık alanda stoklandığı, bu nedenle tesis faaliyeti sırasında PTD belirtilen taahhütlere uyulmadığı; gerek PTD’de gerekse keşif sırasında cüruf stok alanında özel depolama alanı yapılmadığı görülmekle beraber agreganın tesisin dış tarafında, hiçbir sızdırmazlık zemini olmayan, üstü açık bir şekilde depolandığı, analiz sonuçlarına göre tehlikeli özellik gösteren, aynı zamanda tozumaya uygun olan agrega ürününün üstü açık bir stok alanında geçici depolanmasının uygun olmadığı, çevre ve insan sağlığı açısından risk oluşturduğu, zeminin sızdırmaz olması nedeniyle agreganın içeriğindeki tehlikeli içeriğin yeraltı suyuna sızma olasılığı bulunduğu, ürünün üstü açık olması nedeniyle, agregadan uçan tozların, rüzgarın da etkisiyle çevreye yayılacağı, çevredeki bitkilere zarar vereceği, yakın sucul ortamlara çökelerek sucul ortam için tehlike oluşturacağı, PTD’de belirtilen evsel atıksuların bertaraf yönteminin uygun olduğu, PTD’de cüruf sulama sularının bertarafının nasıl yapılacağı, cüruf sulama sularının da prosese geri döndürülüp döndürülmeyeceği vb. bilgilerin yer almadığı, keşif sırasında cüruf sulama sularının mazgallarla OSB arıtma tesisine gönderildiği, ancak cüruf atığı sulaması sırasında oluşan atık suların cüruf özelliklerini içereceğinden dolayı evsel atıksu arıtma tesisinde arıtılmak için uygun olmadığı, keşif sırasında PTD’de belirtilen hurda yıkama havuzları ve burada oluşan atıksuyun kapalı çevrim çalıştığına dair herhangi bir ekipman tespit edilemediği; oluşan atıksuyun kapalı çevrim çalıştığına dair herhangi bir ekipman tespit edilemediği; PTD’de sızıntı atıkları ve yağmur suları için ayrı toplama sistemi olacağına dair taahhüt bulunduğu, ancak keşif sırasında sızıntı sularının ayrı olarak toplanmadığı; PTD’de tehlikeli ve tehlikesiz atıkların depolanması için geçici atık depolama alanı yapılacağı ve bu atık depolama alanının meri mevzuatlar çerçevesinde zemin geçirimsizliği beton veya benzeri malzeme ile sağlanacağının taahhüt edildiği, ancak keşif sırasında bu atıklar için yapılmış bir geçici depolama alanı olmadığı; PTD gaz ve toz emisyonlarının kütlesel debi hesaplama yöntemlerinin bilimsel ve uygun olduğu, modelleme sonuçlarına göre toz emisyonlarının sınır değerleri aşmadığı; PTD’de kupol ocağı emisyonları için belirtilen bertaraf yöntemlerine ilişkin teknik detayların verilmediği, sulu filtrelerden kaynaklanacak atıksuların nasıl toplanıp bertaraf edileceğine dair bilgilerin yer almadığı, keşif incelemesi sırasında da kupol ocağı baca çıkışında herhangi bir emisyon kontrol sisteminin olmadığı, PTD’de CO gazının değerlendirildiği belirtilmesine rağmen, gazın değerlendirilmesinin hangi yöntemle yapılacağına ilişkin herhangi bir yöntem belirtilmediği, keşif sırasında da CO gazının değerlendirildiğine dair bir proses tespit edilmediği; yapılan keşif sırasında tesisin gürültü oluşturacak işletme aşamasının kapalı alanda yapıldığı, bu nedenle çevresel risk açısında işletmenin yayacağı gürültü düzeylerinin riskli olmayacağı; tesis faaliyet konusuna göre Atık Ön İşlem ve Geri Kazanım Tesislerinin Genel Esaslarına İlişkin Yönetmelik hükümlerini yerine getirmekle yükümlü olup, ilgili yönetmeliğin Madde 8/b bendine göre tesisin Çevre İzin ve Lisans belgesi alması gerektiği, bu yükümlülük PTD’nda da belirtilmiş olup lisans belgesi alınacağı taahhüt edildiği, ancak dava dosyasında Çevre izin ve Lisans belgesi veya geçici faaliyet belgesi bulunmadığı belirlendiği, sonuç olarak, PTD ve keşif sırasındaki tespitler bütünüyle incelendiğinde, tesiste işlenen cüruf atığının PTD’nda belirtilen atık kodları dışında tehlikeli atık olduğu, bu nedenle ÇED yönetmeliğine göre ÇED gereklidir kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, PTD’nda faaliyet sırasında oluşacak atıklar ve atık miktarlarının yeterli düzeyde açıklandığı, ancak atıkların çevresel risklerine karşı alınması taahhüt edilen önlemlere ilişkin bilgilerin teknik açıdan yetersiz ve çelişkili olduğu, PTD’nda özellikle atık ve ürün stok alanları, depolama alanları, atıksu uzaklaştırma ve emisyon bertaraf yöntemleri vb. ile ilgili belirtilen taahhütlerin mevcut durumda faaliyet sırasında gerçekleştirilmediği veya kısmen gerçekleştirildiği, özellikle ürün olarak açığa çıkan agreganın depolama koşulları bakımından çevre (tarım ürünleri, ağaçlar, su canlıları vb.) ve insan sağlığını tehdit ettiği, PTD’ında belirtilen faaliyetler ve ekipmanlar ile işletmenin mevcut durumunda birçok farklılık, eksiklik ve çelişkiler olduğu, bu nedenlerle ''ÇED Gerekli Değildir'' kararının uygun olmadığı kanaatine varıldığı yönünde görüş ve kanaat belirtildiği anlaşılmaktadır.
Mahkeme tarafından karara esas alınan bilirkişi heyeti raporundaki tespitler incelendiğinde; genel olarak işletmedeki faaliyetin yürütülmesine ilişkin, ÇED süreci sonunda fiilen faaliyetin başlamasından sonraki süreci ilgilendiren, Çevre Kanununda belirtilen denetim ve yaptırım süreçlerine ilişkin olan, PTD'de belirtilen taahhütlere uyulup uyulmadığı konusunda tespit ve değerlendirmeler yapıldığı, ancak davaya konusu uyuşmazlığın çözümü için gerekli olan davaya konu projenin çevreye, ekosisteme, ormanlara, tarımsal alanlarına, bitki örtüsüne, yer altı ve yer üstü su kaynaklarına, yerleşim yerlerine etkilerinin neler olabileceği, PTD'de gerekli önlemlerin alınıp alınmadığı, PTD'de belirtilen taahhütlerin, projenin etkilerinin çevreye zarar vermeyecek şekilde en aza indirilmesi için yeterli olup olamayacağı hususlarının yeterli şekilde teknik ve bilimsel veriler de değerlendirilmek suretiyle ortaya konulmadığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda, yukarıda belirtilen hususlar çerçevesinde, bilirkişi raporunun hükme esas alınabilecek nitelik ve yeterlilikte olmadığı sonucuna varıldığından, uyuşmazlığın tereddüte mahal vermeyecek şekilde çözümlenebilmesi amacıyla, temyiz dilekçelerindeki iddialar, yukarıda yer verilen hususlar ile dava ve savunma dilekçelerinde belirtilen durumlar da dikkate alınarak, dava konusu projenin gerçekleştirilmesinin, kamu yararı ve çevre dengesi gözetilerek çevresel açıdan oluşturabileceği muhtemel zararlar ile (proje tanıtım dosyasındaki taahhütlerin bilimsel olarak değerlendirilmesi yapılmak suretiyle) bu zararların alınacak önlemlerle giderilebilmesinin mümkün olup olmadığının aralarında Çevre Mühendisi, Ziraat Mühendisi, Hidrojeolog, Biyolog (Flora-Fauna uzmanı) ve Kimya Mühendisinin yer aldığı, gerekirse başka dallardan da öğretim üyeleri arasından seçilerek oluşturulacak yeni bir bilirkişi heyetiyle, mahallinde yeniden keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılması, projenin çevresel etkilerinin değerlendirilmesi suretiyle düzenlenecek rapor dikkate alınarak, işin esası hakkında yeniden karar verilmesi gerekmektedir.
Bu itibarla, karara dayanak alınabilecek nitelikte bulunmayan bilirkişi raporu esas alınarak verilen dava konusu işlemin iptaline ilişkin temyize konu İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz istemlerinin kabulüne,
2. Temyize konu ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan İdare Mahkemesine gönderilmesine,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A-2-(i) maddesi uyarınca, kesin olarak, 21/12/2023 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY (X)
Temyize konu edilen İdare Mahkemesi kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinde belirtilen bozma nedenleri bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile anılan kararın onanması gerektiği oyu ile çoğunluk kararına katılmıyorum.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!