Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2023/13265 E. , 2023/7046 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2023/13265
Karar No : 2023/7046
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALILAR) : 1- … Belediye Başkanlığı …
VEKİLİ : Av. …
2- … Defterdarlığı … Yakası … Dairesi Başkanlığı …
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: İstanbul İli, Fatih İlçesi, … Mahallesi, … ada, … parsel sayılı taşınmazda yer alan gecekondu için gereken bedellerin ödenerek düzenlenen tapu tahsis belgesinin iptal edilmesi nedeniyle söz konusu taşınmazın güncel değeri olan 225.000,00-TL'nin yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; davacının söz konusu taşınmazın tapu tahsis belgesinin iptalinde herhangi bir kusurunun bulunmadığı, tarihi sit alanı içerisinde yer alması nedeniyle tapu tahsis belgesinin iptal edildiği göz önüne alındığında, davacının tapu tahsis belgesini almadan önce taşınmaz için ödediği bedel olan 1.782.403,00-TL'nin güncel değerinin, tapu tahsis belgesini iptal eden davalı … Yakası … Dairesi Başkanlığı ile taşınmazın mevcut maliki olan Fatih Belediyesince müştereken ve müteselsilen tazmini gerektiği, söz konusu bedelin güncel değerinin Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksine göre 13.348,82-TL olduğu, bu doğrultuda davacının 225.000,00-TL maddi tazminat talebinin, 13.348,82-TL'lik kısmının kabulü, 211.651,18-TL'lik kısmının ise reddi gerektiği sonucuna varıldığı gerekçeleriyle, davacının maddi tazminat talebinin 13.348,82-TL'lik kısmının kabulüne, 211.651,18-TL'lik kısmının ise reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurularının reddine yönelik kararın Danıştay Altıncı Dairesinin 19/10/2022 tarih ve E:2020/5626, K:2022/8830 sayılı kararı ile davanın görev yönünden kesinleşme şartının gerçekleşmediği, bu uyuşmazlığa konu aynı nitelikteki tazminat istemli davanın adli yargıda devam ettiği gerekçesiyle bozulması üzerine, …Bölge İdare Mahkemesi … İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile bozma kararına uyularak, ''İdare Mahkemesi kararının, davanın 211.651,18 TL'lik kısmının reddine ilişkin kısmına karşı davacının istinaf başvurusunun incelenmesinde; Uyuşmazlıkta; davacının davalı Belediye adına olan tapunun iptali ve kendi adına tescili, bu mümkün değilse ödediği bedelin güncelleştirilmiş karşılığının ve munzam zararının davalılardan tahsili talebiyle adli yargıda açılan davada, … Asliye Hukuk Mahkemesinin … gün ve E:…, K:… sayılı kararı ile tapu iptali ve tescili talebinin esastan, tazminata ilişkin talebin ise görev yönünden reddinin (kararın kesinleştiğinden bahisle) ardından taşınmaz rayiç bedeli olan 225.000,00 TL'nin yasal faiziyle birlikte ödenmesine hükmedilmesi istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı, ancak Yargıtay … Hukuk Dairesinin … gün ve E:…, K:… sayılı kararı ile "...tazminat talebi yönünden adli yargının görevli olduğu, mahkemece davacının yatırdığı tahsis bedelinin dava tarihi itibarıyla güncelleştirilmiş değerinin tespit edilerek tahsiline karar verilmesi gerektiği..." gerekçesiyle … Asliye Hukuk Mahkemesinin … gün ve E:.., K:…. sayılı kararının bozulduğu ve yargılamanın devam ettiği, uyuşmazlıkla ilgili açılmış bir dava bulunduğu, uyuşmazlığa konu tazminat istemli davanın adli yargıda devam ettiği, adli yargıda açılan davanın 15.02.2013 tarihinde açıldığı, davacının dava konusu işlemden en geç bu tarihte haberdar olduğu, bu tarihten itibaren yasal dava açma süresi olan 60 gün içerisinde dava açılması ya da tazminat talebiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 12. maddesi kapsamında idareye başvurularak verilecek yanıt üzerine dava açılması gerekirken, yasal dava açma süresi geçirildikten çok sonra 23.12.2015 tarihinde açılan davanın süre aşımı nedeniyle reddi gerektiğinden, İdare Mahkemesi kararının bu kısmında sonucu itibariyle hukuki isabetsizlik görülmemiştir. İdare Mahkemesi kararının, davanın kısmen kabulü ile 13.348,82 TL'nin davalı idarelerce müştereken ve müteselsilen adli yargıdaki dava tarihi olan 15.02.2013'den itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine ilişkin kısmına karşı davalı idarenin istinaf başvurusunun incelenmesinde; Uyuşmazlıkta; davacı tarafından adli yargıda … Asliye Hukuk Mahkemesinin E:… sayılı dosyasına kayden açılan davanın 15.02.2013 tarihinde açıldığı, davacının dava konusu işlemden en geç bu tarihte haberdar olduğu, idareye yapılmış bir başvurusunun olmadığı, dava konusu uyuşmazlıkla ilgili olarak adli yargıda yargılamanın devam ettiği, adli yargı yerlerine açılmış bulunan davaların görev noktasından reddi halinde, bu husustaki kararların kesinleşmesini izleyen günden itibaren otuz gün içinde görevli mahkemede dava açılabileceği, bakılan uyuşmazlığın 2577 sayılı İdari Yargılama Usul Kanununun 9. maddesi kapsamında açılmış bir dava kabul edilemeyeceği anlaşılmaktadır. Bu durumda; uyuşmazlığa konu tazminat istemli davanın adli yargıda devam ettiği, adli yargıda açılan davanın 15.02.2013 tarihinde açıldığı, davacının dava konusu işlemden en geç bu tarihte haberdar olduğu, bu tarihten itibaren yasal dava açma süresi olan 60 gün içerisinde dava açılması ya da aynı süre içerisinde idareye başvurularak verilecek cevap üzerine dava açma süresi içerisinde dava açılması gerekirken, yasal dava açma süresi geçirildikten çok sonra 23.12.2015 tarihinde açılan davanın süre aşımı nedeniyle reddi gerekmektedir.'' gerekçeleriyle davacının istinaf başvurusunun belirtilen gerekçeyle reddine, davalı idarelerin istinaf başvurularının kabulüne, … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının davanın kısmen kabulü ile 13.348,82-TL'nin davalı idarelerce müştereken ve müteselsilen adli yargıdaki dava tarihi olan 15.02.2013'den itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine ilişkin kısmının kaldırılmasına, … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının davanın kısmen kabulü ile 13.348,82 TL'nin davalı idarelerce müştereken ve müteselsilen adli yargıdaki dava tarihi olan 15.02.2013'den itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine ilişkin kısmının süre aşımı nedeniyle reddine, karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: İstinaf dairesi tarafından adli yargıda devam eden süreç göz ardı edilmek suretiyle işbu dava sanki müstakil bir şekilde idari yargıda ikame edilmiş gibi bir değerlendirme yapıldığı, daha sonra basit bir yorumla davanın süre aşımı nedeniyle reddedildiği, tazminat istemine ilişkin olarak aynı anda hem adli hem de idari yargının görevli olamayacağı göz önüne alındığında … Bölge İdare Mahkemesi … İdare Dava Dairesi tarafından bu hususta bir değerlendirme yapılmayıp işin esasına müteallik olacak şekilde davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmesinin hata olduğu, ilk olarak Danıştay Altıncı Dairesi'nin bozma ilamında işbu davanın süre aşımı nedeniyle reddedilmesi gerektiği yönünde bir bozma nedeni bulunmaması karşısında yaklaşık 8 yıl önce ikame edilen işbu davanın usuli müktesep hak ihlaline yol açacak şekilde süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmesinin hatalı olduğu, davanın Danıştay'ın bozma kararından sonra tüm hukuki güvenceleri ihlal edecek şekilde reddedilmesi hatalı olmakla birlikte hukuki güvenlik ve belirlilik ilkeleri muvacehesinde adil yargılanma hakkının ihlali anlamına taşıdığı, yapılması gerekenin yargı yolu ayrılığı nedeniyle görev yönünden reddi kararı verilmesi olduğu belirtilerek, temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı İdareler tarafından savunma verilmemiştir.
TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Dosyanın incelenmesinden, temyize konu davanın 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 9. maddesinin 1. fıkrası uyarınca açılmış bir dava olduğu ve davacı tarafından dava dilekçesinde, … Asliye Hukuk Mahkemesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı tazminat istemi yönünden görev ret kararının 23.11.2015 tarihinde tebliği üzerine bu davanın açıldığının belirtildiği görülmekle birlikte, söz konusu görev ret kararının Yargıtay … Hukuk Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile bozulduğu ve yargılamanın adli yargıda halen derdest olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda, görülmekte olan davanın 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 9. maddesinin 1. fıkrası kapsamı dışında açılmış bir dava olarak kabulünün usulen mümkün olmaması ve söz konusu maddede öngörülen adli yargıda aynı talep ile açılan davanın görev yönünden kesinleşme şartının olayda gerçekleşmemiş olması hususları birlikte değerlendirildiğinde ve ayrıca davacı tarafından adli yargıda açılan ve halen derdest olan davada verilecek muhtemel görevsizlik kararı üzerine, davacı tarafından süresi içerisinde idari yargıda dava açma hakkı olacağı ve yargı yolu farklılığı sebebiyle verilen görevsizlik kararı dışında aynı davacı tarafından, aynı davalıya karşı, aynı taleple, ayrı yargı kollarında 2 ayrı dava açılmasının hukuken mümkün olamayacağı da dikkate alındığında, iş bu dava bakımından, davanın 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 9. maddesinin 1. fıkrasında öngörülen adli yargıda aynı talep ile açılan davanın görev yönünden kesinleşme şartı gerçekleşmeden erken açılmış olması sebebiyle, davanın incelenmeksizin reddine karar verilmesi gerekirken, davanın süre aşımı yönünden reddi yolunda verilen kararda hukuka uyarlık bulunmamaktadır, ayrıca adli yargı aşamasında verilen görev ret kararının davacı tarafından temyiz edilmemiş olduğu halde, Yargıtay … Hukuk Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile ''...davacı vekilince tazminat talebinin reddi kararı temyiz edilmemişse de, somut olayda tazminat talebi yönünden de adli yargının görevli olduğu anlaşılmakla; görev kamu düzenine ilişkin olduğundan ve yargılamanın her aşamasında re'sen tetkik edilmesi gerektiğinden'' gerekçesi ile görev ret kararının bozulmuş olması da göz önüne alındığında, davanın kesinleşmeden önce açılmasına davacının sebebiyet vermemiş olması durumunun yargılama giderleri yönünden dikkate alınması gerekmesi nedeniyle, kararda yargılama giderleri yönünden de hukuka uyarlık bulunmadığından, temyize konu kararın belirtilen gerekçelerle bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY:
İstanbul İli, Fatih İlçesi, … Mahallesi, …ada, …parsel sayılı taşınmazda yer alan gecekondu için gereken bedellerin ödenerek düzenlenen tapu tahsis belgesinin iptal edilmesi nedeniyle tapu iptali ve tescili, mümkün olmazsa ödediği bedelin güncelleştirilmiş karşılığının ve munzam zararının davalılardan tahsili talebiyle … Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan davada, tazminat isteminin görev yönünden reddi üzerine söz konusu taşınmazın güncel değeri olan 225.000,00-TL'nin yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi istenilmiştir.
İLGİLİ MEVZUAT :
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 9. maddesinin 1. fıkrasında, çözümlenmesi Danıştay'ın, idare ve vergi mahkemelerinin görevlerine girdiği halde, adli yargı yerlerine açılmış bulunan davaların görev noktasından reddi halinde, bu husustaki kararların kesinleşmesini izleyen günden itibaren otuz gün içinde görevli mahkemede dava açılabileceği, görevsiz yargı merciine başvurma tarihinin, Danıştay'a, idare ve vergi mahkemelerine başvurma tarihi olarak kabul edileceği düzenlenmiştir. Yine aynı Kanunun 14. maddesinin üçüncü fıkrasında, dilekçelerin sırayla a) görev ve yetki, b) idari merci tecavüzü, c) ehliyet, d) idari davaya konu olacak kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem olup olmadığı, e) süre aşımı, f) husumet, g) 3. ve 5. maddelere uygun olup olmadıkları yönlerinden inceleneceği hükme bağlanmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Dosyanın incelenmesinden; İstanbul İli, Fatih İlçesi, … Mahallesi, … ada, … parsel sayılı taşınmazda bulunan gecekondu için davacı tarafından 2981 sayılı Kanun uyarınca tapu tahsis belgesi talebinde bulunulduğu, 23.09.1987 tarihinde 2.000,00-TL başvuru ücreti ve 1.780.403,00-TL arsa bedeli tahsil edilerek davacı adına tapu tahsis belgesi düzenlendiği, söz konusu taşınmazın Tarihi ve Kentsel Sit Alanı içerisinde kaldığından bahisle davacıya ait tapu tahsis belgesinin iptal edildiği, söz konusu taşınmazın Fatih Belediye Başkanlığının talebi üzerine 4706 sayılı Kanunun 5. maddesi uyarınca , öncelikle yapı sahipleri ile bunların kanuni veya akdi haleflerine satılmak ya da genel hükümlere göre değerlendirilmek üzere Fatih Belediye Başkanlığına devredildiği, sonrasında davacının anılan taşınmazın kendisine devri istemiyle yaptığı başvuru üzerine, taşınmazın ancak 4706 sayılı Kanunun 5. maddesi uyarınca ancak rayiç bedel karşılığında satılabileceği ve bu bedelin 270.390-TL olduğunun 16.05.2012 günlü Fatih Belediye Başkanlığı yazısı ile davacıya bildirildiği, bunun üzerine davacının davalı Belediye adına olan tapunun iptali ve kendi adına tescili, bu mümkün değilse ödediği bedelin güncelleştirilmiş karşılığının ve munzam zararının davalılardan tahsili talebiyle açılan davada, …Asliye Hukuk Mahkemesinin … gün ve E:…, K:… sayılı kararı ile tapu iptali ve tescili talebinin esastan, tazminata ilişkin talebin ise görev yönünden reddinin (kararın kesinleştiğinden bahisle) ardından taşınmaz rayiç bedeli olan 225.000,00-TL'nin yasal faiziyle birlikte ödenmesine hükmedilmesi istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı, ancak Yargıtay … Hukuk Dairesinin … gün ve E:…, K:… sayılı kararı ile "...tazminat talebi yönünden adli yargının görevli olduğu, mahkemece davacının yatırdığı tahsis bedelinin dava tarihi itibarıyla güncelleştirilmiş değerinin tespit edilerek tahsiline karar verilmesi gerektiği..." gerekçesiyle … Asliye Hukuk Mahkemesinin … gün ve E:…, K:… sayılı kararının bozulduğu ve yargılamanın halen devam ettiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 9. maddesinin 1. fıkrasında öngörülen adli yargıda aynı talep ile açılan davanın görev yönünden kesinleşme şartının gerçekleşmediği, bu uyuşmazlığa konu aynı nitelikteki tazminat istemli davanın adli yargıda halen devam ettiği anlaşıldığından, Danıştay Altıncı Dairesinin 19/10/2022 tarihli ve E:2020/5626, K:2022/8830 sayılı kararının gereği olarak ve davanın 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 9. maddesinin 1. fıkrası uyarınca açılan bir dava olması sebebiyle, öncelikli olarak görev konusu incelenip değerlendirildikten sonra diğer hususlarda karar verilmesi gerekirken, görev konusunda herhangi bir değerlendirme yapılmaksızın verilen temyize konu Bölge İdare Mahkemesi İdare Dava Dairesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1.Temyiz isteminin kabulüne,
2.Temyize konu …Bölge İdare Mahkemesi … İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3.Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 14/12/2023 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.
(X) KARŞI OY :
2577 sayılı İdari Yargılama Usul Kanununun 9. maddesinin 1. fıkrasında, çözümlenmesi Danıştay'ın, idare ve vergi mahkemelerinin görevlerine girdiği halde, adli yargı yerlerine açılmış bulunan davaların görev noktasından reddi halinde, bu husustaki kararların kesinleşmesini izleyen günden itibaren otuz gün içinde görevli mahkemede dava açılabileceği, görevsiz yargı merciine başvurma tarihinin, Danıştay'a, idare ve vergi mahkemelerine başvurma tarihi olarak kabul edileceği düzenlenmiştir.
Bu durumda; aynı konuda davacı tarafından adli yargıda açılan ve halen derdest olan davada verilecek muhtemel görevsizlik kararı üzerine, davacı tarafından süresi içerisinde idari yargıda dava açma hakkı olacağı da dikkate alındığında, herhangi bir hak kaybı söz konusu olmayacağından, temyize konu kararın onanması gerektiği oyu ile çoğunluk kararına katılmıyorum.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!