Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2023/12696 E. , 2023/5296 K.
"İçtihat Metni"T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2023/12696
Karar No : 2023/5296
DAVACI : … Sualtı ve Suüstü Sporları Ticaret
Limited Şirketi
VEKİLİ : Av. …
DAVALI : … Bakanlığı
DAVANIN KONUSU : 03/03/1990 tarih ve 20450 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Türk Karasularında Sportif Amaçlarla Yapılacak Aletli Dalışlara İlişkin Yönetmeliğin 8. maddesinin iptali ve yürütmesinin durdurulması istenilmiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 3. maddesine uygun olmayan dava dilekçesinin reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dava dilekçesi 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 14. maddesi uyarınca incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 3. maddesinde; idari davaların, Danıştay, idare mahkemesi ve vergi mahkemesi başkanlıklarına hitaben yazılmış imzalı dilekçelerle açılacağı; dilekçelerde; tarafların ve varsa vekillerinin veya temsilcilerinin ad ve soyadları veya unvanları ve adreslerinin, davanın konusu ve sebepleri ile dayandığı delillerin, davaya konu olan idari işlemin yazılı bildirim tarihinin gösterileceği; ayrıca dava konusu kararın ve belgelerin asılları veya örneklerinin dava dilekçesine ekleneceği, dilekçeler ile bunlara ekli evrakın örneklerinin karşı taraf sayısından bir fazla olacağı düzenlenmiş, anılan Kanunun 14. maddesinin 3. fıkrasında, dilekçelerin görev ve yetki, idari merci tecavüzü, ehliyet, idari davaya konu olabilecek kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem olup olmadığı, süre aşımı, husumet ve 3. ve 5. maddelere uygun olup olmadıkları yönlerinden sırasıyla inceleneceği; 15. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinde de, dilekçelerin 3. ve 5. maddelere uygun olmadıklarının tespiti halinde, yeniden dava açılmak üzere dilekçenin reddedileceği, aynı maddenin 5. fıkrasında ise 1. fıkranın (d) bendine göre dilekçenin reddedilmesi üzerine, yeniden verilecek dilekçelerde aynı yanlışlıklar yapıldığı takdirde davanın reddedileceği hükme bağlanmıştır.
Anılan Kanun'un "Dava açma süresi" başlıklı 7. maddesinde, dava açma süresinin, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve idare mahkemelerinde 60 gün olduğu belirtilmiş, aynı maddenin 4. fıkrasında; "İlanı gereken düzenleyici işlemlerde dava süresi, ilan tarihini izleyen günden itibaren başlar. Ancak bu işlemlerin uygulanması üzerine ilgililer, düzenleyici işlem veya uygulanan işlem yahut her ikisi aleyhine birden dava açabilirler. Düzenleyici işlemin iptal edilmemiş olması bu düzenlemeye dayalı işlemin iptaline engel olmaz." hükmü düzenlenmiştir.
Yargılama hukukunun temel ilkelerinden biri taleple bağlılıktır. Bu ilke uyarınca iptali istenen idarî işlemle sınırlı olarak mahkemelerce inceleme yapılması gerekmekte olup, talebin incelemeye konu olabilecek nitelikte açık, belirli ve somut olması gerektiği kuşkusuzdur.
Öte yandan, düzenleyici işlemlere karşı açılan iptal davalarında, idarî işlemin unsurları açısından hukuka aykırılık bulunduğu iddiasıyla düzenleyici işlemin tamamının iptali istenebileceği gibi, düzenleyici işlemin belirli kısımlarının, maddelerinin, ibarelerinin, sözcüklerinin iptalinin istenebilmesi de mümkündür. Ancak, her durumda iptali istenen kuralların açıkça belirtilmesi ve bu kısımların davacının menfaatini nasıl etkilediğinin gerekçelendirilerek açıkça ortaya konulması gerekmektedir.
Dava dilekçesinin incelenmesinden; dava dilekçesinin "konu" ve "sonuç" kısımlarında 03/03/1990 tarihli ve 20450 numaralı Resmi Gazete'de yayımlanan Türk Karasularında Sportif Amaçlarla Yapılacak Aletli Dalışlara ilişkin Yönetmeliğin 8. maddesinin iptalinin istenildiği, "süre" kısmında "...15/06/2023 tarihli kapatma kararı ve sürekli hak ihlali dolayısıyla İYUK 7/4 gereği süresi içerisinde ikame edilmiştir." ifadesine yer verildiği, dilekçe içeriğinde Türkiye Sualtı Sporları Federasyonu tarafından davacı hakkında verilen tedbiren faaliyetten men kararından ve bu kararın verilmesine neden olan süreçten bahsedildikten sonra iptali istenilen düzenlemenin dalış merkezi işletmeleri nezdinde yarattığı öne sürülen sorunlara ve mağduriyetlere yer verildiği, iptali istenilen Yönetmelik hükmünün 03/03/1990 tarih ve 20450 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş olduğu göz önünde bulundurulduğunda, davanın, davacı hakkında verilen tedbiren faaliyetten men kararı uygulama işlemi kabul edilerek açılıp açılmadığının, söz konusu kararın iptali istenilen düzenleyici işleme dayanılarak tesis edilip edilmediğinin, başka deyişle kararın iptali istenilen düzenleyici işlemin uygulama işlemi niteliğinde olup olmadığının açık ve tereddüte yer bırakmayacak şekilde ortaya konulmadığı, anılan faaliyetten men kararının bir örneğinin dava dilekçesine eklenmediği ve davacıya tebliğ tarihine de yer verilmediği, faaliyete ilişkin yetki belgesinin dosyaya sunulmadığı görülmüştür.
Diğer taraftan, iptali istenilen 03/03/1990 tarih ve 20450 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Türk Karasularında Sportif Amaçlarla Yapılacak Aletli Dalışlara İlişkin Yönetmeliğin "Belge" başlıklı 8. maddesinde, sportif amaçla dalış yapmak isteyen yabancı uyrukluların ve Türk vatandaşlarının sahip olmaları gereken belgeler düzenlenmiş olup söz konusu düzenlemenin hukuka aykırılık nedenlerinin ve davacıyla menfaat ilişkisinin açık ve anlaşılır şekilde ortaya konulmadığı anlaşılmıştır.
Bu durumda, davanın, davacı hakkında verilen tedbiren faaliyetten men kararı uygulama işlemi kabul edilerek açılıp açılmadığının, söz konusu kararın iptali istenilen düzenleyici işleme dayanılarak tesis edilip edilmediğinin ve faaliyetten men kararının iptali istemiyle dava açılıp açılmadığının, iptali istenilen düzenleyici işlemin hukuka aykırılık nedenlerinin ve davacıyla menfaat ilişkisinin açık ve tereddüte yer bırakmayacak şekilde ortaya konulması, faaliyetten men kararının ve faaliyete ilişkin yetki belgesinin bir örneğinin dava dilekçesine eklenmesi, ayrıca faaliyetten men kararının tebliğ tarihinin belirtilmesi suretiyle karşı taraf sayısından bir fazla düzenlenerek imzalanmış dilekçelerle yeniden dava açılması gerekmektedir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanunun 15. maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi uyarınca bu Kararın tebliğ tarihinden itibaren otuz (30) gün içerisinde 3. maddeye uygun şekilde düzenlenmek ve yukarıda belirtilen hususlar dikkate alınmak suretiyle, harç yatırılmaksızın yeniden dava açmakta serbest olmak üzere DİLEKÇENİN REDDİNE,
2. Dava dilekçesinin bir örneğinin davacıya iadesine,
3. Aynı Kanunun 15. maddesinin 5. fıkrası hükmüne göre, yeniden verilen dilekçede de aynı yanlışlıklar yapıldığı takdirde, davanın reddedileceğinin davacıya bildirilmesine,
4. Dava yenilenmediği takdirde artan yargılama giderinin davacıya iadesine, 05/10/2023 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY ::
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Dava açma süresi" başlıklı 7. maddesinin (4) numaralı fıkrasında, ilânı gereken düzenleyici işlemlerde dava süresinin, ilân tarihini izleyen günden itibaren başlayacağı, ancak bu işlemlerin uygulanması üzerine ilgililerin düzenleyici işlem veya uygulanan işlem yahut her ikisi aleyhine birden dava açabilecekleri belirtilmiştir. Kanun'un "Aynı dilekçe ile dava açılabilecek haller" başlıklı 5. maddesinin (1) numaralı fıkrasında ise aralarında maddi veya hukuki yönden bağlılık ya da sebep-sonuç ilişkisi bulunması halinde birden fazla idari işlemin bir dilekçe ile idari davaya konu edilebileceği hükmüne yer verildikten sonra "Dilekçeler üzerine ilk inceleme" başlıklı 14. maddenin (3) numaralı fıkrasının (g) bendinde, dilekçelerin 3 ve 5. maddelere uygun olup olmadıkları yönünden inceleneceği; "İlk inceleme üzerine verilecek karar" başlıklı 15. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (d) bendinde de 14. maddenin (3) numaralı fıkrasının (g) bendinde yazılı halde 3 ve 5. maddelere uygun şekilde düzenlenmek veya noksanları tamamlanmak suretiyle otuz gün içinde dava açılmak üzere dilekçenin reddine karar verileceği hükme bağlanmıştır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 7. maddesinin yukarıda açıklanan (4) numaralı fıkrasında ilgililerin düzenleyici işlemle uygulama işleminin her ikisi aleyhine birden dava açabileceğinin belirtilmiş olması, her iki işleme karşı aynı dilekçeyle ve aynı idari yargı yerinde dava açılabileceği anlamında değildir. Aynı dilekçe ile dava açılabilecek haller, anılan Kanun'un 5. maddesinin (1) numaralı fıkrasında gösterilmiş olup birden fazla işleme karşı aynı dilekçe ile dava açılabilmesi, ancak bu koşullar ile idari yargılama hukukunun gerektirdiği diğer koşulların birlikte gerçekleşmesi halinde olanaklıdır.
Sözü edilen fıkrada yer alan düzenlemenin amacı da aynı yargı yerinin görevine giren ve çözümleri ayrı emek gerektirmeyen idari uyuşmazlıkların aynı dava içerisinde görülmeleri sağlanarak gereksiz zaman israfı ile masrafın önlenmesi ve farklı kararların verilebilmesi riskinin ortadan kaldırılmasıdır. Aralarında maddede aranan biçimde bağlılık ya da ilişki bulunsa bile birden fazla idari işlemin aynı dilekçeyle idari davaya konu edilebilmesi için bu durumun kamu düzeni için öngörülen usul ve görev kurallarını ve bu kurallarla korunan ve Anayasa'nın 37. maddesinde öngörülen "kanuni hakim ilkesi"ni ihlâl ediyor olmaması da gereklidir. Bir başka anlatımla, Danıştay'ın ilk derece mahkemesi olarak görevine giren davaya konu edilebilecek nitelikteki bir işlemle idare veya vergi mahkemelerinin görevine giren davalara konu olması gereken bir işlem aynı dilekçe ile idari davaya konu edilemez.
Öte yandan, 18/06/2014 tarih ve 6545 sayılı Kanun ile ülkemizde istinaf kanun yolu uygulanmaya başlamış ve üçlü bir yargılama sistemi oluşmuş olup bireysel işlem ile düzenleyici işlemin aynı dilekçe ile dava konusu edilmesi halinin kabul edilmesinin görevli yargı yeri ile kanun yolu başvurusunun yapılacağı yargı yerleri arasında karışıklığa yol açacağı da kuşkusuzdur.
Bu itibarla; 03/03/1990 tarihli ve 20450 numaralı Resmi Gazete'de yayımlanan Türk Karasularında Sportif Amaçlarla Yapılacak Aletli Dalışlara ilişkin Yönetmeliğin 8. maddesinin iptali istemiyle açılan davanın 2575 sayılı Danıştay Kanunu'nun 24. maddesinin (1) numaralı fıkrası uyarınca, ilk derece mahkemesi olarak Danıştay'ın görevinde olduğunda kuşku bulunmamakla birlikte anılan düzenleyici işleme dayanılarak tesis edilmiş bir uygulama işleminin varlığı halinde söz konusu uygulama işleminin iptali istemiyle açılacak davanın ise 2576 sayılı Bölge İdare Mahkemeleri, İdare ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu ve Görevleri Hakkında Kanunun 5. maddesi uyarınca İdare mahkemelerinin görevine gireceği açık olup düzenleyici işlemin ve birel işlemin iptali istemiyle aynı dilekçe ile Danıştay'da idari dava açılmasına olanak bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, dilekçenin, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 15. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (d) bendi uyarınca, otuz gün içerisinde, düzenleyici işleme ve bu işleme dayanılarak tesis edilen birel işleme karşı, görevli ve yetkili yargı merciileri de gözetilerek, ayrı dava açmakta serbest olmak üzere reddi gerektiği görüşüyle karara katılmıyorum.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!