Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2023/12673 E. , 2023/5789 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2023/12673
Karar No : 2023/5789
TEMYİZ EDENLER :1- (DAVALI) … Valiliği (E-Tebligat)
VEKİLİ : Av. …
2- MÜDAHİL (DAVALI YANINDA) …
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : … Belediye Başkanlığı (E-Tebligat)
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU :... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K: … sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Muğla İli, Milas İlçesi, … Mahallesi, .. mevkiinde, İR-… (ER…) numaralı II-B grubu maden (mermer) işletme ruhsatlı sahada ruhsat sahibi ... tarafından yapılması planlanan "maden (mermer) ocağı faaliyeti" projesi için Muğla Valiliği tarafından tesis edilen ... tarih ve ... sayılı "Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Gerekli Değildir" kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: İdare Mahkemesince verilen kararda; dava konusu işleme dayanak teşkil eden proje tanıtım dosyasında (PTD); pasa sahası planlamasında tutarsızlıklar olduğu, jeolojik ve hidrojeolojik değerlendirmelerin yetersiz kaldığı, bitkisel varlığın ortaya çıkartılması ve faaliyet sonucunda oluşacak olumsuz etkilerin giderilme şeklinde eksikler bulunduğu, maden alanı çevresindeki zeytinlik alanlar ile ilgili olarak bilgi verilmediği, kesilecek ağaçların orman ekosistemine olası etkilerinin göz ardı edildiği; bunlarla birlikte maden sahasının 350 metre batısında başlayan ve maden sahasından daha alçakta olan verimli zeytin ağaçlarının bulunduğu, yaz aylarına oluşacak tozun doğrudan daha alçak konumda olan zeytinlik alanlar üzerinde etkili olacağının bilirkişi raporuyla ortaya konulduğu anlaşılarak; yapılması planlanan maden (mermer) ocağı faaliyeti projesi için Muğla Valiliği tarafından verilen dava konusu ... tarih ve ... sayılı "Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Gerekli Değildir" kararında hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI :
Davalı İdare tarafından; dava konusu işlemin nihai bir izin ve ruhsat niteliğinde olmadığı, projenin inşaatı ve faaliyeti aşamalarında çevre mevzuatı kapsamında periyodik olarak izlenip değerlendirileceği, davacının ağaç kesimi iddiasına yönelik olarak Orman Bölge Müdürlüğünden izin alınmadıkça kesim işlerine başlanılmayacağının PTD'da taahhüt edildiği, davacının diğer iddialarının da gerçeği yansıtmadığı ileri sürülmektedir.
Davalı yanında Müdahil tarafından ise; öncelikle, dosyada mevcut bilirkişi raporlarının ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararın müdahil vekili var iken asile yapıldığı, Mahkemece yapılan duruşmaya müdahil vekilinin geldiği halde temyize konu kararda duruşmaya gelenler arasında belirtilmediği öne sürülerek temyize konu Mahkeme kararının usul yönünden hatalı olduğu, sonrasında temyize konu kararın gerekçesinde somut tespitlere yer verilmeyerek gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği, bilirkişi heyetinde şehir planı konusunda uzman bir kişinin olmamasının eksiklik olduğu, bilirkişi raporunda toz emisyonu konusunda çevre mühendisi ve ziraat mühendisinin görüşlerinin birbiriyle çeliştiği, kararda belirtilen jeolojik/hidrojeolojik konular ile ormanlık alana ilişkin konularda PTD ve ekindeki ekosistem değerlendirme raporunda detaylı ve yeterli düzeyde bilgi bulunduğu, bilirkişi raporunda ortak bir sonuç bulunmadığı, zeytinlik alanlar hakkında Tarım Orman İl Müdürlüğünden de olumlu görüş verildiği, hatalı rapora dayanılarak verilen kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.
TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY: Muğla İli, Milas İlçesi, … Mahallesi, … mevkiinde, İR-… (ER….) numaralı II-B grubu maden (mermer) işletme ruhsatlı sahada ruhsat sahibi ... tarafından, 2 poligon, pasa döküm alanı, malzeme stok alanı, bitkisel toprak döküm alanı ve şantiye alanından oluşacak toplam 14,34 ha'lık ÇED alanında elmas tel kesme yöntemi kullanılarak yıllık 120.000 m3/yıl kapasiteyle faaliyette bulunması planlanan "maden (mermer) ocağı faaliyeti" projesi için Muğla Valiliği tarafından tesis edilen ... tarih ve ... sayılı "Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Gerekli Değildir" kararı verilmiştir.
Bunun üzerine anılan kararın iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT VE HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
7201 sayılı Tebligat Kanununun 11.maddesi ile Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 18. maddesinde; "Vekil vasıtasıyla takip edilen işlerde tebligat vekile yapılır." düzenlemesi yer almaktadır. Ayrıca, Elektronik Tebligat Yönetmeliğinin 3/1(ç) maddesinde de; Elektronik tebligatın, Tebligat Kanunu ve bu Yönetmeliğe uygun olarak elektronik ortamda yapılan tebligatı ifade ettiği belirtilmektedir.
Yukarıda yer alan yasal düzenleme uyarınca vekil vasıtasıyla takip edilen işlerde gerek elektronik tebligatın gerek ise normal yollardan yapılan tebligatın vekile yapılması gerekmekte olup asile tebligat yapılabilmesi için vekilin azledildiği veya vekilin istifa ettiği hususunun bir dilekçeyle bildirilmesi zorunludur.
Bu itibarla, dosyaya 19.01.2023 tarihinde sunulan bilirkişi raporunun 20.01.2023 tarihinde, 06.03.2023 tarihli yürütmenin durdurulmasının kabulüne ve ara kararına ilişkin kararların da 16.03.2023 tarihinde İdare Mahkemesince davalı yanında müdahilin elektronik adresine tebliğ ettirildiği, anılan rapor ve kararların müdahil vekiline tebliğ edilmesi gerekirken, bu husus göz ardı edilerek doğrudan müdahilin elektronik adresine yapılan tebligatın usulsüz olduğu anlaşıldığından, temyize konu kararın bu kısmı yönünden hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu "bilirkişi" konusunda 31.maddesiyle Hukuk Muhakemeleri Kanununa yaptığı atıf gereğince anılan Kanunun 281.maddesinde; "(1)Taraflar, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilirler. ... (2) Mahkeme, bilirkişi raporundaki eksiklik yahut belirsizliğin tamamlanması veya açıklığa kavuşturulmasını sağlamak için, bilirkişiden, yeni sorular düzenlemek suretiyle ek rapor alabileceği gibi, tayin edeceği duruşmada, sözlü olarak açıklamalarda bulunmasını da kendiliğinden isteyebilir. (3) Mahkeme, gerçeğin ortaya çıkması için gerekli görürse, yeni görevlendireceği bilirkişi aracılığıyla, tekrar inceleme de yaptırabilir." kuralına yer verilmiştir.
Uyuşmazlığın çözümü için İdare Mahkemesince ÇED alanında yapılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen raporda; Çevre Mühendisliği açısından, gürültü ve toz emisyonlarının alıcı noktalardaki etkisinin Yönetmelik sınır değerlerini sağlaması nedeniyle bu yönden dava konusu işlemin uygun olduğu görüşüne yer verilmiş iken, aynı raporda Ziraat Mühendisliği açısından, tozumayı engellemek için kullanılacak suyun temini ve miktarı yönünden PTD'de detaylı açıklama bulunmadığından, maden ocağından çıkan tozun çevreye vereceği zarar yönünden PTD'nin eksik ve yetersiz olduğu ifade edilmiştir.
Bu durumda, aynı bilirkişi raporunda iki farklı disiplin yönünden proje konusu maden ocağından çıkacak tozun çevreye vereceği zararın kabul edilebilir seviyede olup olmayacağı, tozun engellenmesi için alınacak önlemlerin yeterli olup olmadığı, ilgili Yönetmelikte belirlenen sınır değerleri aşıp aşmayacağı, etki alanındaki alıcı ortama zarar verip vermeyeceği hususlarının açıklığa kavuşturularak rapordaki belirsizliğin giderilmesi, bunun için de bilirkişilerden ek rapor alınması, gerekli görülürse gerçeğin ortaya çıkması için yeni görevlendirilecek bilirkişiler aracılığıyla tekrar inceleme de yaptırılabileceği, bunun üzerine PTD'nin ve dava konusu işlemin hukuki değerlendirilmesinin yapılması gerektiği sonucuna varıldığından, rapordaki belirsizlik giderilmeden bu rapora atıfla verilen temyize konu kararda hukuki isabet bulunmamaktadır.
Öte yandan, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 24/1-(d) bendinde; duruşmalı davalarda duruşma yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise hazır bulunan taraflar ve vekil veya temsilcilerinin ad ve soyadlarının kararlarda belirtileceği kurala bağlanmıştır.
Dosyanın incelenmesinden; İdare Mahkemesince 07/06/2023 tarihinde duruşma yapıldığı, duruşma tutanağında davalı yanında müdahil vekilinin de duruşmada bulunduğunun belirtildiği halde temyize konu kararda duruşmada hazır bulunan taraflar arasında belirtilmediği anlaşıldığından, bozmaya uyma üzerine verilecek kararda bu durumun da Kanuna uygun olarak belirtilmesi gerektiği açıktır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin kabulüne,
2. Temyize konu ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K: … sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan İdare Mahkemesine gönderilmesine,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A-2-(i) maddesi uyarınca, kesin olarak, 26/10/2023 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY :
Davalı idare ve davalı idare yanında müdahil tarafından temyiz edilen dava konusu işlemin iptali yolunda verilen İdare Mahkemesi kararının usul hükümleri yönünden bozulması, esas yönünden ise aynen onanması gerektiği görüşü ile çoğunluk kararına katılmıyoruz.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!