WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 13 Temmuz 2026

DANIŞTAY 4. DAIRE

A- A A+

Danıştay 4. Daire Başkanlığı         2023/12414 E.  ,  2023/5746 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2023/12414
Karar No : 2023/5746

TEMYİZ EDENLER : 1- (DAVALI) … Bakanlığı
VEKİLİ : Av. …

2- MÜDAHİL (DAVALI YANINDA)
… Termik Enerji Üretim Anonim Şirketi
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVACI) : … Büyükşehir Belediye Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …

MÜDAHİL (DAVACI YANINDA) : … İdaresi
Genel Müdürlüğü
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Muğla ili, Yatağan ilçesi, … Mahallesinde Yatağan Termik Enerji Üretim Anonim Şirketi tarafından yapılması planlanan "… İşletme Ruhsat Numaralı Turgut Yeraltı Kömür İşletmesi" projesi hakkında 25/11/2014 tarih ve 29186 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği'nin 14. maddesi uyarınca Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Çevresel Etki Değerlendirmesi İzin ve Denetim Genel Müdürlüğünce verilen 30/06/2022 tarihli ve 6723 sayılı "Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Olumlu Kararı"nın iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Temyize konu kararda; yaptırılan keşif sonucu düzenlenen bilirkişi raporu ile dosyada bulunan bilgi ve belgelerin değerlendirilmesinden; dava konusu yer altı kömür işletmesinin açılacağı birimlerde bulunan mevcut kuyuların formasyonları ve kömürün çıkarılacağı jeolojik birimlerin birbirinden farklı geçirimlilik özelliklerine sahip oldukları, dolayısıyla kömür işletmesi, galeri, desandre tünelleri ve dipsiz su kaynaklarının birbirlerini doğrudan etkileyebilecek nitelikte olmadığı ve birbirleri için doğrudan önemli bir hidrojeolojik problem oluşturmayacakları; söz konusu alan içerisinde bulunan farklı jeolojik birimlerin farklı hidrojeolojik özellikler gösterdiği, alanda geçirimli ve geçirimsiz jeolojik birimlerin mevcut olduğu, bu haliyle açılacak olan işletmenin bu kuyularda farklı jeolojik birimlerde etkilerinin çok fazla olamayacağı, ayrıca söz konusu faaliyet neticesinde oluşacak toz emisyonlarının atmosferdeki dağılımına yönelik değerlendirmelerin de yerinde olduğunun anlaşıldığı; ancak dava konusu proje alanı ile birlikte çevresinin tarım alanları ve çoğunlukla zeytinliklerden oluşan bahçelerin bulunduğu alan içerisinde kaldığı, davaya konu alanın 3 kilometre çevresinde zeytin bahçelerinin bulunması sebebiyle, 3573 sayılı Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerinin Aşılattırılması Hakkında Kanun'un 20. maddesi uyarınca dava konusu projenin söz konusu lokasyonda gerçekleştirilmesinin mümkün olmadığı, diğer taraftan kömür ocağından uzaklaştırılacak yer altı suyu miktarını minimumda tutmak için daima bir panoda üretim yapılmasının bölgedeki yer altı işletmesinin çevresinde oluşturacağı etkiyi minimum düzeye indireceği, yer altı suyunda buna bağlı olarak düşüm miktarı ve düşüm konisinin çapının sınırlı bir alanda kalabileceği, etap etap çalışılarak zemin stabilitesini sağlamak şartıyla, mevcut suların verimli bir şekilde kullanılabileceğinin işleme dayanak raporda belirtilmesine rağmen, bu hususa ilişkin olarak hazırlanan planda aynı anda iki ya da üç panonun çalışacağı belirtildiği için yer altı su modelinde üretim kaynaklı modelin uygun olmadığının anlaşıldığı, proje alanına yönelik olarak tasman raporunun hazırlandığı, ancak söz konusu raporda tasman etkisinin boyutları ve ilerleyeceği zonlar ile ilgili herhangi bir sayısal bilginin bulunmadığının anlaşıldığı, bu haliyle dava konusu proje sahasında yer altı üretiminden kaynaklı tasman oluşumlarının etkilerinin (yüzey deformasyonları ve yeraltı sularına olan etkileri) tam olarak ortaya konulamadığı, bu bağlamda söz konusu raporun eksik hususlar içerdiği, ayrıca projedeki kömür damarı ve üzerindeki jeolojik formasyonların özellikleri dikkate alındığında öngörülen üretim yöntemi sonucu yeryüzünde 2 ila 6 metre arasında çökmelerin meydana gelebileceği ve bu çökmeler sonucunda tarımsal alanlarda oluşacak deformasyonlar ve mevcut özel mülkiyetli taşınmazların tarımsal amaçlı olarak kullanılamaz hale gelmesinin mümkün olabileceği anlaşıldığından, dava konusu işlemde hukuka ve mevzuata uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle hukuka aykırı bulunan dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : 1- Davalı tarafından; nihai ÇED raporunda, 5403 sayılı Kanun uyarınca tarım dışı kullanım izninin alınacağına yönelik taahhüde yer verildiği, 3573 sayılı Kanun uyarınca kimyevi atık bırakan, toz ve duman çıkaran tesis yapılamayacağı, projenin yükleme boşaltma işlemleri dahil toz çıkaran tüm ünitelerinin kapalı alana inşa edileceği, diğer taraftan nakliye faaliyetleri gibi faaliyetler kapsamında meydana gelebilecek toz emisyonlarının azaltılmasına yönelik gerekli tedbirlere nihai ÇED raporunda yer verildiği; bilirkişi raporunun yer altı su modeli ve tasman etkisine yönelik değerlendirmelerin yerinde olmadığı, bu konuda ilgili kurumların olumlu görüşlerinin bulunduğu ileri sürülmektedir.
2- Davalı yanında müdahil tarafından; Danıştayın yerleşik kararları uyarınca, madencilik faaliyetlerine ilişkin çevresel etki değerlendirmesi kapsamında tesis edilen idari işlemlerin yargısal denetimi yapılırken, projenin zeytinliklere etkisinin, 3573 sayılı Kanun bağlamında mesafe bakımından değil, faaliyetin tozuma ve kimyevi atık bırakması bakımından değerlendirilmesi gerektiği; yaklaşık 40 yıldır yürütülen açık ocak madencilik faaliyetinin zeytincilik üzerinde olumsuz bir etkisinin olmadığı, yer altında yürütülmesi planlanan madencilik faaliyetinin de varsayımsal olarak zeytincilik faaliyetine engel olacağına yönelik değerlendirmenin gerçeği yansıtmadığı, proje hakkında taraflarınca Dokuz Eylül Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Maden Mühendisliği Bölümü öğretim üyelerine hazırlatılan projenin tasman etkileri analizine ilişkin raporda yer verilen görüşler ile hükme esas alınan bilirkişi görüşü arasında çelişki bulunduğu, bu husus açıklığa kavuşturulmadan karar verilmesinin hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı ve davacı yanında müdahil tarafından temyiz istemlerinin reddi gerektiği savunulmuştur.

TETKİK HÂKİMİ : …

DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile İdare Mahkemesi kararının Dairemiz kararında belirtilen gerekçe doğrultusunda bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosyanın tekemmül ettiği görüldüğünden yürütmenin durdurulması istemi hakkında karar verilmeksizin Üye Hasan Şahin'in 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "İvedi yargılama usulü" başlıklı 20/A maddesinin (i) bendi uyarınca Dairemizce keşif ve bilirkişi incelemesinin yaptırılması ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiği yolundaki usule ilişkin azlık oyuna karşın, Mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesinin yeterli olmaması nedeniyle maddi olay açıklığa kavuşturulmadığından bu aşamada temyiz isteminin esasının görüşülemeyeceği sonucuna varılarak, gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Muğla ili, Yatağan ilçesi, … Mahallesinde Yatağan Termik Enerji Üretim Anonim Şirketi tarafından yapılması planlanan "… İşletme Ruhsat Numaralı Turgut Yeraltı Kömür İşletmesi" projesi hakkında 25/11/2014 tarih ve 29186 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği'nin 14. maddesi uyarınca Çevre ve İklim Değişikliği Bakanlığı Çevresel Etki Değerlendirmesi, İzin ve Denetim Genel Müdürlüğünce ... tarihli ve ... sayılı "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararı verilmiştir.
Bunun üzerine bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT
2872 sayılı Çevre Kanunu'nun 10. maddesinde; "Gerçekleştirmeyi plânladıkları faaliyetleri sonucu çevre sorunlarına yol açabilecek kurum, kuruluş ve işletmeler, Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu veya proje tanıtım dosyası hazırlamakla yükümlüdürler. Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı veya Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir Kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili onay, izin, teşvik, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez; proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez..." hükmüne yer verilmiştir.
25/11/2014 tarih ve 29186 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan ve dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte olan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği'nin 4. maddesinde; Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir Kararı: Seçme Eleme Kriterlerine Tabi Projeler hakkında yapılan değerlendirmeler dikkate alınarak, projenin çevre üzerindeki muhtemel olumsuz etkilerinin, alınacak önlemler sonucu ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olduğunun belirlenmesi üzerine projenin gerçekleşmesinde çevre açısından sakınca görülmediğini belirten Bakanlık kararı, Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı: Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu hakkında Komisyon tarafından yapılan değerlendirmeler dikkate alınarak, projenin çevre üzerindeki muhtemel olumsuz etkilerinin, alınacak önlemler sonucu ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olduğunun belirlenmesi üzerine projenin gerçekleşmesinde çevre açısından sakınca görülmediğini belirten Bakanlık kararı olarak tanımlanmış, 6. maddesinde; "(1) Bu Yönetmelik kapsamındaki bir projeyi gerçekleştirmeyi planlayan gerçek veya tüzel kişiler; Çevresel Etki Değerlendirmesine tabi projeleri için; ÇED Başvuru Dosyasını, ÇED Raporunu, Seçme Eleme Kriterleri uygulanacak projeler için ise Proje Tanıtım Dosyasını, Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlara hazırlatmak, ilgili makama sunulmasını sağlamak ve proje kapsamında verdikleri taahhütlere uymakla yükümlüdürler. (2) Kamu kurum/kuruluşları, bu Yönetmelik hükümlerinin yerine getirilmesi sürecinde proje sahiplerinin veya Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşların isteyeceği konuya ilişkin her türlü bilgi, doküman ve görüşü vermekle yükümlüdürler. (3) Bu Yönetmeliğe tabi projeler için "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararı veya "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili teşvik, onay, izin, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez, proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez. Ancak bu durum söz konusu teşvik, onay, izin ve ruhsat süreçlerine başvurulmasına engel teşkil etmez. (4) Bu Yönetmelik hükümlerine göre karar tesis edilmeden önce, projenin gerçekleştirilmesinin mevzuat bakımından uygun olmadığının tespiti halinde, aşamasına bakılmaksızın süreç sonlandırılır." kuralına, 7. maddesinde; "(1) Bu Yönetmeliğin; a) Ek-1 listesinde yer alan projelere, b) "ÇED Gereklidir" kararı verilen projelere, c) Kapsam dışı değerlendirilen projelere ilişkin kapasite artırımı ve/veya genişletilmesinin planlanması halinde, mevcut proje kapasitesi ve kapasite artışları toplamı ile birlikte projenin yeni kapasitesi ek-1 listesinde belirtilen eşik değer veya üzerinde olan projelere, ÇED Raporu hazırlanması zorunludur." kuralına, 14. maddesinde, "(1) Komisyon tarafından incelenerek son şekli verilen ÇED Raporu, halkın görüş ve önerilerini almak üzere, Bakanlık ve/veya Valilik tarafından askıda ilan ve internet aracılığı ile on (10) takvim günü görüşe açılır. Bakanlıkça proje ile ilgili karar alma sürecinde bu görüşler de değerlendirilir. Bakanlık halktan gelen görüşler doğrultusunda, rapor içeriğinde gerekli eksikliklerin tamamlanmasını, ek çalışmalar yapılmasını ya da Komisyonun yeniden toplanmasını isteyebilir. Nihai ÇED Raporu ve eklerinin proje sahibi taahhüdü altında olduğunu belirten taahhüt yazısı ve noter onaylı imza sirküleri beş (5) iş günü içerisinde Bakanlığa sunulur. Kamu kurum/kuruluşlarından imza sirküleri istenmez. (2) Birinci fıkrada belirtilen belgeler, süresi içerisinde gerekçesi belirtilmeden sunulmaz ise, projenin ÇED süreci sonlandırılır. (3) Bakanlık, Komisyon çalışmalarını ve halkın görüşlerini dikkate alarak proje için "ÇED Olumlu" ya da "ÇED Olumsuz" kararını on (10) iş günü içinde verir ve bu kararı Komisyon üyelerine bildirir. Proje için verilen "ÇED Olumlu" ya da "ÇED Olumsuz" kararı Bakanlık ve Valilik tarafından askıda ilan ve internet aracılığı ile halka duyurulur. (4) "ÇED Olumlu" kararı verilen proje için yedi (7) yıl içinde mücbir sebep bulunmaksızın yatırıma başlanmaması durumunda "ÇED Olumlu" kararı geçersiz sayılır. (5) "ÇED Olumsuz" kararı verilen projeler için "ÇED Olumsuz" kararı verilmesine neden olan şartlarda değişiklik olması durumunda yeniden başvuruda bulunulabilir." kuralına; 15. maddesinde; "(1) Bu Yönetmeliğin; a) Ek-2 listesinde yer alan projeler, b) Kapsam dışı değerlendirilen projelere ilişkin kapasite artırımı ve/veya genişletilmesinin planlanması halinde, mevcut proje kapasitesi ve kapasite artışları toplamı ile birlikte projenin yeni kapasitesi ek-2 listesinde belirtilen projeler, seçme, eleme kriterlerine tabidir." kuralına, 17. maddesinde ise; "(1) (Değişik:RG-26/5/2017-30077) Bakanlık, Proje Tanıtım Dosyalarını Ek-4’te yer alan kriterler çerçevesinde inceler ve değerlendirir. Bakanlık, bu aşamada gerekli görülmesi halinde Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlardan proje ile ilgili geniş kapsamlı bilgi vermesini, araç gereç sağlamasını, yeterliği kabul edilebilir kuruluşlarca analiz, deney ve ölçümler yapmasını veya yaptırmasını isteyebilir. Bakanlık inceleme değerlendirme sürecinde gerekli görülmesi halinde yetkili kurum/kuruluşlardan görüş isteyebilir. Otuz (30) takvim günü içerisinde görüş bildirmeyen kurum/kuruluşun görüşü olumlu kabul edilir. (Son cümleye yönelik, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 05/07/2018 tarih ve YD İtiraz No:2018/177 sayılı kararıyla yürütmenin durdurulmasına karar verilmiştir.) (2) Bakanlık on beş (15) iş günü içinde inceleme ve değerlendirmelerini tamamlar. Proje hakkında "ÇED Gereklidir" veya "ÇED Gerekli Değildir" kararını beş (5) iş günü içinde verir, kararı Valiliğe, proje sahibine ve Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlara bildirir. Valilik, bu kararı askıda ilan ve internet aracılığıyla halka duyurur. (3) “ÇED Gerekli Değildir” kararı verilen proje için beş (5) yıl içinde mücbir sebep bulunmaksızın yatırıma başlanmaması durumunda “ÇED Gerekli Değildir” kararı geçersiz sayılır. (4) "ÇED Gereklidir" kararı verilen projeler için bir (1) yıl içerisinde Bakanlığa başvuru yapılmaması durumunda karar geçersiz sayılır." kuralına yer verilmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesinin yollamada bulunduğu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Bilirkişiye başvurulmasını gerektiren haller" başlıklı 266. maddesi, "(1) Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Ancak genel bilgi veya tecrübeyle ya da hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukukî bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz. Hukuk öğrenimi görmüş kişiler, hukuk alanı dışında ayrı bir uzmanlığa sahip olduğunu belgelendirmedikçe, bilirkişi olarak görevlendirilemez." hükmünü; "Bilirkişi sayısının belirlenmesi" başlıklı 267. maddesi, "(1) Mahkeme, bilirkişi olarak, yalnızca bir kişiyi görevlendirebilir. Ancak, gerekçesi açıkça gösterilmek suretiyle, tek sayıda, birden fazla kişiden oluşacak bir kurulun bilirkişi olarak görevlendirilmesi de mümkündür." hükmünü; aynı Kanun'un "Bilirkişi açıklamalarının tespiti ve rapor" başlıklı 279. maddesinin 2. fıkrası ise, "(2) Raporda, tarafların ad ve soyadları, bilirkişinin görevlendirildiği hususlar, gözlem ve inceleme konusu yapılan maddi vakıalar, gerekçe ve varılan sonuçlarla, bilirkişiler arasında görüş ayrılığı varsa, bunun sebebi, düzenlenme tarihi ve bilirkişi ya da bilirkişilerin imzalarının bulunması gerekir. Azınlıkta kalan bilirkişi, oy ve görüşünü ayrı bir rapor hâlinde de mahkemeye sunabilir..." hükmünü içermekte olup; "Bilirkişi raporunun verilmesi" başlıklı 280. maddesinde ise, bilirkişinin, raporunu, varsa kendisine incelenmek üzere teslim edilen şeylerle birlikte bir dizi pusulasına bağlı olarak mahkemeye vereceği, raporun verildiği tarihin rapora yazılacağı ve duruşma gününden önce birer örneğinin taraflara tebliğ edileceği; "Bilirkişi raporuna itiraz" başlıklı 281. maddesinin 1. fıkrasında ise, tarafların, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilecekleri düzenlenmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
ÇED süreci sonunda verilecek kararların yargısal denetimi yapılırken, seçilecek bilirkişiler arasında bir çevre mühendisinin bulunması, diğer bilirkişilerin ise projenin bulunduğu çevrenin özelliklerine göre ve proje tanıtım dosyası ve ÇED raporunu hazırlayan kişilerin uzmanlık alanları da dikkate alınmak suretiyle belirlenmesi önemli bir gereklilik olmakla birlikte; böyle bir heyet tarafından hazırlanacak bilirkişi raporunun, dava konusu proje kapsamında öngörülen faaliyetin çevresel etkilerinin ve bu etkilerin minimize edilmesi için Proje Tanıtım Dosyası ya da ÇED Raporu içinde yer verilen önlemlerin yeterli olup olmadığının tespit edilerek değerlendirilmesi açısından, tarafları tatmin edici düzeyde hazırlanmasının da önemli bir gereklilik olduğu açıktır. Belirtilen hususların sağlanması, adil bir yargılama yapılması açısından önem arz etmektedir.
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinin değerlendirilmesinden, bilirkişi raporunda eksiklik veya belirsizlik arz edilen hususların varlığı durumunda, Mahkemece bu hususların, bilirkişiye tamamlattırılması ya da belirsiz olan hususların açıklattırılması veya yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırılabileceği sonucuna varılmaktadır.
Uyuşmazlığın çözümü için İdare Mahkemesince, Çevre Mühendisi Dr. … Seyfioğlu, Ziraat Mühendisi Prof. Dr. …, Maden Mühendisi …, Jeoloji Yüksek Mühendisi (Hidrojeolog) … ve Harita Mühendisi …'den oluşan bilirkişi heyetine mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmış, hazırlanan bilirkişi raporunda özetle;
- Projenin ziraat mühendisliği disiplini açısından değerlendirilmesi sonucunda; proje alanındaki arazinin 1/25.000 ölçekli Arazi Varlığı Haritasında kireçsiz kahverengi büyük toprak grubu içerisinde yer aldığı, şimdiki arazi kullanım şeklinin sulu tarım olduğu, sulu tarım arazilerinin korunması ve sürdürülebilir kullanımının sağlanmasının sadece bölgesel değil, ulusal açıdan önem arz ettiği, arazi sınıflandırılmasında "kullanıma uygunluk sınıflandırması"na göre dava konusu proje alanı ve çevresinin 2. sınıf arazi kullanım kabiliyeti sınıfına giren tarım arazisi olduğu, 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanım Kanunu ve ilgili mevzuat uyarınca mutlak tarım arazilerinin ve sulu mutlak tarım arazilerinin tarım dışı kullanımının yasaklandığı; proje alanının tarım alanları ve çoğunlukla zeytinliklerden oluşan bahçelerin bulunduğu alanda konumlandığı dikkate alındığında, 3573 sayılı Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerinin Aşılattırılması Hakkında Kanun'un 20. maddesi uyarınca dava konusu proje alanına ait arazide kömür çıkartılması ve depolanmasının uygunluk arz etmediği;
- Projenin jeoloji mühendisliği ve maden mühendisliği disiplini açısından değerlendirilmesi sonucunda; dipsiz kaynakların bulunduğu jeolojik birimlerle işletmenin açılacağı, neojen birimlerde bulunan mevcut kuyuların formasyonları ve kömürün çıktığı farklı jeolojik birimler, farklı geçirimlilik özelliklerine sahip olduklarından, kömür işletmesi, galeri desandre tünelleri ve dipsiz kaynakların birbirini doğrudan etkileyebilecek, birbirleri için doğrudan önemli bir hidrojeolojik problem oluşturmayacağı, neojende açılmış mevcut kuyuların derinlikleri, kuyu kotları, özgül verimleri göz önüne alındığında farklı jeolojik birimlerin farklı hidrojeolojik özellik gösterdiği, geçirimli ve geçirimsiz jeolojik birimlerin mevcut olduğu, dolayısıyla açılacak işletmenin bu kuyularda farklı jeolojik birimlerde etkilerinin çok fazla olmayacağı, ocaktan uzaklaştırılacak yer altı suyu miktarını minimumda tutmak için daima bir panoda üretim yapılmasının bölgedeki yer altı işletmesinin çevresinde oluşturacağı etkiyi minimum düzeye indireceği, yer altı suyunda buna bağlı olarak düşüm miktarı ve düşüm konisinin çapının sınırlı bir alanda kalabileceği, etap etap çalışılarak zemin stabilitesini sağlamak şartıyla mevcut suların verimli bir şekilde kullanılabileceği; ancak ocaktan uzaklaştırılacak yer altı suyu miktarını minimumda tutmak için daima bir panoda üretim yapılmasının bölgedeki yer altı işletmesinin çevresinde oluşturacağı etkiyi minimum düzeye indireceği, yer altı suyunda buna bağlı olarak düşüm miktarı ve düşüm konisinin çapının sınırlı bir alanda kalabileceği, etap etap çalışılarak zemin stabilitesini sağlamak şartıyla, mevcut suların verimli bir şekilde kullanılabileceği belirtilmesine rağmen, nihai ÇED raporu Ek-16'da verilen termin planında aynı anda iki ya da üç panonun çalışacağının görüldüğü, bu nedenle yer altı su modelinde üretim kaynaklı modelin uygunsuz olduğu; nihai ÇED raporu Ek-7'de saha ile ilgili tasman raporu (15 Kasım 2016 tarihli) mevcut olmasına karşın, Ek-17'de verilen "İR…. Nolu Ruhsat Alanında Yürütülmesi Planlanan Kömür Üretim Faaliyetlerinin Bölgedeki Yeraltı Suları ile Etkileşiminin Araştırılması Raporu'nda Ek-7'de verilen bilgilerin kullanılmamış olması nedeniyle, Ek-17'de sunulan raporun eksiklik içerdiği; projedeki kömür damarı ve üzerindeki jeolojik formasyonların özellikleri dikkate alındığında öngörülen üretim yöntemi sonucu yeryüzünde 2 ila 6 metre arasında çökmelerin meydana geleceği, bu çökmeler sonucunda tarımsal alanlarda oluşacak deformasyonlar ve mevcut özel mülkiyetli taşınmazların tarımsal amaçlı olarak kullanılamaz hale gelmesinin mümkün olabileceği;
- Projenin çevre mühendisliği disiplini açısından değerlendirilmesi sonucunda; madencilik faaliyetlerinden kaynaklı toz emisyonlarının atmosferdeki dağılımının, Sanayi Kaynaklı Hava Kirliliği Kontrol Yönetmeliğinde belirtilen usullere uygun oalrak Gaussian modeli kullanılarak hesaplandığı, anılan Yönetmelik açısından uygunsuzluk içermediği, Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü parsel sorgu sisteminde 14315,33 m2'lik zeytinlik nitelikli … ada-… parselin karo sahasına 600 metre, 28543,18 m2 zeytinlik nitelikli … ada, … parsel sayılı taşınmazın ise 700 metre mesafede bulunduğu, bu durumun ilgili mevzuat uyarınca uygunsuzluk oluşturduğu yolunda görüş bildirildiği görülmektedir.
Uyuşmazlıkta; Muğla ili, Yatağan ilçesi, … Mahallesinde Yatağan Termik Enerji Üretim Anonim Şirketi tarafından yapılması planlanan "… İşletme Ruhsat Numaralı Turgut Yeraltı Kömür İşletmesi" projesi hakkında 25/11/2014 tarih ve 29186 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği'nin 14. maddesi uyarınca Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Çevresel Etki Değerlendirmesi İzin ve Denetim Genel Müdürlüğünce verilen ... tarihli ve ... sayılı "Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Olumlu Kararı"nın iptali istemiyle açılan davada; İdare Mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunun ziraat mühendisliği disiplini açısından değerlendirmeler içeren kısmında; proje alanının tarım alanları ve çoğunlukla zeytinliklerden oluşan bahçelerin bulunduğu alanda konumlandığı dikkate alındığında, 3573 sayılı Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerinin Aşılattırılması Hakkında Kanun'un 20. maddesi uyarınca dava konusu proje alanına ait arazide kömür çıkartılması ve depolanmasının uygunluk arz etmediği ve çevre mühendisliği disiplini açısından değerlendirmeler içeren kısmında ise, Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü parsel sorgu sisteminde 14315,33 m2'lik zeytinlik nitelikli …. ada-… parselin karo sahasına 600 metre, 28543,18 m2 zeytinlik nitelikli 157 ada, 1 parsel sayılı taşınmazın ise 700 metre mesafede bulunduğu, bu durumun ilgili mevzuat uyarınca uygunsuzluk oluşturduğu yolunda görüş bildirildiği görülmekle birlikte; zeytinliklerin proje konumu ile olan ilişkisi, tozumanın zeytinliklere etkisinde rüzgar faktörünün değerlendirilmesi, projenin yükleme boşaltma işlemleri dahil toz çıkaran tüm ünitelerinin kapalı alana inşa edileceği ve nakliye faaliyetleri gibi faaliyetler kapsamında meydana gelebilecek toz emisyonlarının azaltılmasına yönelik gerekli tedbirlere nihai ÇED raporunda yer verildiğine yönelik davalı idare iddiasının, dava konusu proje özelinde kapsamlı olarak değerlendirilmediği, dava konusu işlemin dayanağı niteliğindeki nihai ÇED raporunda bu kapsamda alınan önlemlerin bulunup bulunmadığı ve bunların yeterli olup olmadığı konusunda da herhangi bir değerlendirme yapılmaksızın, proje alanına 3 kilometre mesafede zeytinliklerin bulunduğuna yönelik tespitin yapılmakla yetinildiği ve bu noktadan hareketle görüş bildirildiği görülmektedir.
Öte yandan; hükme esas alınan bilirkişi raporunun taraflara tebliğ edilmesinden sonra, davalı yanında müdahil şirket tarafından Dokuz Eylül Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Maden Mühendisliği Bölümü öğretim üyelerine hazırlatılan tasman etkileri analizine ilişkin raporda, hükme esas alınan bilirkişi raporunda yer verilen görüşün aksine, tarım arazilerinin olduğu yüzey arazisinde belirgin tasman çatlaklarının beklenmediği ve zaman içerisinde oluşacak tasmandan kaynaklı deformasyonların iş makineleri ile düzenlenerek tarıma uygun hale getirilebileceği görüşünün verildiği dikkate alındığında; belirtilen hususun da açıklığa kavuşturulması gerektiği sonucuna varılmaktadır.
Bu durumda; dava konusu işlemin iptali yolundaki İdare Mahkemesi kararının gerekçeleri arasında her ne kadar, dava konusu işleme konu projeye ilişkin ruhsat sahasında yapılması planlanan "… İşletme Ruhsat Numaralı Turgut Yeraltı Kömür İşletmesi"nden itibaren 3 kilometrelik alan içerisinde zeytinlik alanlar bulunması ve söz konusu madencilik faaliyetinin 3573 sayılı Kanun hükümleri uyarınca bu alanda yapılmasının mümkün olmadığına yer verilmiş ise de; uyuşmazlık konusu faaliyetin, 3 kilometre mesafede olduğu belirtilen zeytinliklerin vegatatif ve generatif gelişmesine mani olacak şekilde kimyevi atık bırakıp bırakmadığı, toz ve duman çıkarıp çıkarmadığı hususu ile projenin, çevre üzerindeki muhtemel olumsuz etkilerinin, alınacak önlemler sonucu ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olup olmadığının, proje neticesinde oluşması muhtemel çökmeler sonucunda tarımsal alanlarda oluşacak deformasyonlar ve mevcut özel mülkiyetli taşınmazların tarımsal amaçlı olarak kullanılamaz hale gelmesi yönünden yapılan değerlendirmelerin, davalı yanında müdahil tarafından tasman etkileri analizine yönelik hazırlatılan raporda yer verilen görüşler de dikkate alınarak değerlendirilmesi ve belirtilen hususların açıklığa kavuşturulması amacıyla (ve gerekirse yerinde yeniden keşif yaptırılarak) ek bilirkişi raporu alınması ya da yeniden oluşturulacak bir heyetle keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle alınacak rapora göre yeniden bir karar verilmesi gerekmektedir.
Bu itibarla, yukarıda niteliği belirtilen bilirkişi raporuna dayanılarak ve belirtilen husus açıklığa kavuşturulmaksızın, dava konusu işlemin iptali yolunda verilen temyize konu İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin kabulüne,
2. Temyize konu ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan İdare Mahkemesine gönderilmesine,
4. Kullanılmayan …-TL yürütmenin durdurulması harcının istemi halinde davalı yanında müdahile iadesine,
5. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A-2-(i) maddesi uyarınca, kesin olarak, 26/10/2023 tarihinde usulde oyçokluğu, esasta oybirliğiyle karar verildi.