WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 30 Haziran 2026

DANIŞTAY 4. DAIRE

A- A A+

Danıştay 4. Daire Başkanlığı         2023/12406 E.  ,  2023/7191 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2023/12406
Karar No : 2023/7191

TEMYİZ EDENLER : 1- (DAVALI): ... Valiliği

2- DAVALI YANINDA (MÜDAHİL): ... Madencilik İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi
VEKİLİ : Av. ...

KARŞI TARAF : (DAVACI) ... Derneği
VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Van ili, Erciş ilçesi, ... Mahallesi, ... pafta sayılı taşınmaz üzerinde davalı yanında müdahil şirket tarafından yapılması planlanan "RN:... ve ER:... No'lu Mermer Ocağı İşletme Projesi" ile ilgili olarak 25/11/2014 günlü, 29186 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan mülga Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği'nin 17. maddesi uyarınca Van Valiliğince verilen ... tarih ve ... sayılı ''ÇED Gerekli Değildir'' kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti:Temyize konu kararda; yaptırılan keşif sonucu düzenlenen bilirkişi raporu ile dosyada bulunan bilgi ve belgelerin değerlendirilmesinden; dava konusu "ÇED Gerekli Değildir" kararının dayanağını oluşturan proje tanıtım dosyasının ve bu dosya kapsamında davacının taahhütlerinin yerine getirilip getirilmediğine yönelik olarak yapılan incelemede; projeye ilişkin olarak çevre izni için alınması gereken hava emisyon raporunun olmadığı, tesisin çevre izninin bulunmadığı, proje tanıtım dosyasında bahsi geçen atık havuzunun proje alanında olmadığı, proje uygulandığında, akarsuya partikül karışması muhtemel olmasına rağmen bu konuya ilişkin olarak proje tanıtım dosyasında herhangi bir taahhüte yer verilmediği, proje tanıtım dosyasında endemik türler ile ilgili gerekli tedbirlerden bahsedilmediği, bu nedenle eksik değerlendirmeye dayalı ve alınması gerekli bir kısım tedbir ve önlemleri içermeyen proje tanıtım dosyasına dayanılarak düzenlenen dava konusu "ÇED Gerekli Değildir" kararında, bilimsel ve teknik esaslara, ilgili mevzuat hükümlerine ve hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle hukuka aykırı bulunan dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : 1-Davalı tarafından; İdare Mahkemesince çevre izin belgesi için gereken hava emisyon raporunun olmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiş ise de; keşif tarihinde belirtilen şartların yerine getirilmediği için hava emisyon raporunun belirtilen tarih itibarı ile hazırlanmadığı, ilgili mevzuat uyarınca hava emisyon raporunun düzenlenebilmesi için, tesisin geçici faaliyet belgesinin bulunmasının zorunlu olduğu, proje tanıtım dosyasında faaliyet alanında yapılan arazi ve literatür çalışmalarında herhangi bir endemik hayvan türü tespit edilmediğinin açıkça belirtildiği; ÇED raporunu hazırlayan personelin teknik olarak yeterli olduğu; taahhütlerin yerine getirilip getirilmediğinin değerlendirilmesinin yapılabilmesi için tesisin faaliyete geçmesinin gerekli olduğu, taahhütlerin yerine getirilmediğinin tespiti halinde ise, 2872 sayılı Çevre Kanunu'nun 20. maddesi uyarınca taahhüt ihlali için müeyyide uygulanabileceği, dava konusu "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" kararında usule ve hukuka aykırı, iptali gerektirici bir cihet bulunmadığı; bu nedenle davanın reddedilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.
2-Davalı yanında müdahil tarafından; şirketlerinin dava konusu taşınmaz alanında yapmış olduğu iş ve faaliyet ile ilgili usulüne uygun olmayan hiçbir evraklarının bulunmadığı; ÇED aşamasında peyzaj onarım raporunun hazırlanmasının zorunluluk teşkil etmediği, bu konuda yapılan taahhütlerin yeterli kabul edilmesi gerektiği, faaliyet alanında tarımdan, meracılıktan, hayvancılıktan geçimini sağlayan nüfusun bulunmadığı, faaliyet alanının yerleşim yerlerine uzaklığının standartlara uygun olduğu, faaliyet alanıyla ilgili emisyon raporunun usulüne ve ilgili mevzuata uygun olarak verildiği, faaliyet alanıyla ilgili çevre izin belgesi, çevre izin muafiyeti, fosseptik onayı uygunluk yazıları, ÇED devri ve ÇED belgesi ile gürültü raporu ve Valilik tespit raporlarının, ilgili mevzuata uygun olarak alındığı; bu nedenle, dava konusu işlemin iptali yolunda verilen İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.

TETKİK HÂKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : ÇED süreci sonunda verilecek kararların yargısal denetimi yapılırken, seçilecek bilirkişiler arasında bir çevre mühendisinin bulunması, diğer bilirkişilerin ise projenin ve bulunduğu çevrenin özelliklerine göre, proje tanıtım dosyasını veya nihai ÇED raporunu hazırlayan kişilerin uzmanlık alanları da dikkate alınmak suretiyle seçilmesi gerektiği; seçilecek bilirkişilerin projenin bulunduğu alana ve projeye yapılan itirazlara göre değerlendirilmesi zorunlu olan ana konu başlıkları bakımından yeterli uzmanlığa sahip olması, tarafları tatmin edici ve adil bir yargılama yapılması açısından gereklilik olduğu değerlendirilmektedir. Bu bağlamda, hükme esas alınan bilirkişi raporunu hazırlayan bilirkişi heyetinin iki çevre mühendisi, sanat tarihçisi-restoratör mimar, ziraat mühendisi ve fen bilirkişisi (harita teknikeri) olmak üzere 5 bilirkişiden oluştuğu; buna karşın, proje tanıtım dosyası EK-21'de yer alan "Hidrojeolojik Değerlendirme Raporu"nda yer alan bilgiler ile bu bilgiler dikkate alınarak proje tanıtım dosyasında yapılan taahhütlerin yeterliliği konusunda değerlendirme yapacak hidrojeoloji mühendisi ile bölgenin flora ve fauna yapısına ilişkin değerlendirme yapacak biyologun bilirkişi heyetinde yer almadığı; öte yandan, hükme esas alınan bilirkişi raporunda dava konusu işlemin dayanağı niteliğindeki proje tanıtım dosyasında yer verilen bilgi, önlem ve taahhütlerin yeterliliğinden çok, projenin, proje tanıtım dosyasına uygun yapılmadığı ve 25/11/2014 günlü, 29186 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren ve dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte olan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği'nin 5. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca dava konusu "ÇED Gerekli Değildir" kararından sonra alınması gereken birtakım belgelerde (geçici faaliyet belgesi, çevre izni, hava emisyon raporu,vb.) eksiklik bulunduğuna yönelik değerlendirmelere yer verildiği görülmektedir.
Bu itibarla; uyuşmazlığın tereddüte mahal vermeyecek şekilde çözümlenebilmesi amacıyla, dava konusu projenin gerçekleştirilmesinin, kamu yararı ve çevre dengesi gözetilerek çevresel açıdan oluşturabileceği muhtemel zararlar ile (proje tanıtım dosyasındaki taahhütlerin bilimsel olarak değerlendirilmesi yapılmak suretiyle) bu zararların alınacak önlemlerle giderilebilmesinin mümkün olup olmadığının aralarında çevre mühendisi, hidrojeoloji mühendisi, ziraat mühendisi, flora-fauna uzmanı (biyolog), harita mühendisi olmak üzere, gerekirse başka dallardan ve mümkünse üniversite öğretim üyeleri arasından seçilerek oluşturulacak yeni bir bilirkişi heyetiyle, mahallinde yeniden keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılması ve projenin çevresel etkilerinin değerlendirilmesi suretiyle düzenlenecek rapor dikkate alınarak, işin esası hakkında yeniden karar verilmesi gerektiği sonucuna varıldığından, eksik inceleme ve değerlendirmeye dayalı olarak dava konusu işlemin iptali yolunda verilen İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin işin gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Van ili, Erciş ilçesi, ... Mahallesi, ... pafta sayılı taşınmaz üzerinde davalı yanında müdahil şirket tarafından yapılması planlanan "RN:... ve ER:... No'lu Mermer Ocağı İşletme Projesi" ile ilgili olarak 25/11/2014 günlü, 29186 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan mülga Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği'nin 17. maddesi uyarınca Van Valiliğince ...tarih ve ... sayılı ''ÇED Gerekli Değildir'' kararı tesis edilmiştir.
Bunun üzerine bakılan dava açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın "Yargı Yolu" başlıklı 125. maddesinde; "... idari işlemlere karşı açılacak davalarda süre yazılı bildirim tarihinden başlar." hükmü yer almış, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun "Sürelerle İlgili Genel Esaslar" başlıklı 8. maddesinde; "... süreler tebliğ, yayın veya ilan tarihini izleyen günden itibaren işlemeye başlar." aynı Kanunun "Dava Açma Süresi" başlıklı 7. maddesinin ilk fıkrasında; "Dava açma süresi, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve idare mahkemelerinde altmış ve vergi mahkemelerinde otuz gündür" hükmüne yer verilmiş, "İvedi yargılama usulü" başlıklı 20/A maddesinin 2. fıkrasında ise, ivedi yargılama usulünde dava açma süresinin otuz gün olduğu hüküm altına alınmıştır.
25/11/2014 günlü, 29186 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren ve dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte olan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği'nin "Çevresel etki değerlendirmesi gereklidir veya çevresel etki değerlendirmesi gerekli değildir kararı" başlıklı 17. maddesinin ikinci fıkrasında "Bakanlık on beş (15) iş günü içinde inceleme ve değerlendirmelerini tamamlar. Proje hakkında "ÇED Gereklidir" veya "ÇED Gerekli Değildir" kararını beş (5) iş günü içinde verir, kararı Valiliğe, proje sahibine ve Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlara bildirir. Valilik, bu kararı askıda ilan ve internet aracılığıyla halka duyurur." hükmüne yer verilmiş; aynı Yönetmelik'in "Tanımlar ve Kısaltmalar" başlıklı 4. maddesinin birinci fıkrasının (y) bendinde, askıda ilan, gerçekleştirilmesi planlanan projenin ÇED süreci hakkında, projeden etkilenecek veya etkilenmesi muhtemel halkın yaşadığı yer/yerlerde, valilik, kaymakamlık, muhtarlık binasında veya köy odasında bulunan askı ilan yerlerinde yapılan yazılı duyuru olarak tanımlanmıştır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Yukarıda aktarılan hükümler ve olay birlikte değerlendirildiğinde; idari işlemin usulüne uygun tebliği ve bütün unsurlarıyla ilgililer tarafından öğrenilmesi; ilgililerin dava açma haklarını kullanmalarını ve açılan davanın da gereği gibi yargı mercileri önüne getirilebilmesini doğrudan etkiler. Bu anlamda tebligat yargılama sürecinin başlangıcıdır ve tebliğ işlemi, yazılı tebligat, yayın veya ilan şeklinde olabilir. Dava konusu işlemin niteliği gereği belli bir bölgeyi ilgilendirmesi nedeniyle, tüm ilgililerine ayrı ayrı bildirilmesi mümkün olmadığından, ilgililerin etkin ve yeterli bir şekilde dava konusu işlemden haberdar olması amaçlanarak, Yönetmelikteki düzenlemeye göre, askıda ilan ve internet aracılığıyla halka duyurulması öngörülmüştür. İlan yolu ile tebliğlerde dava açma süresi ise son ilan tarihini izleyen günden itibaren başlamaktadır.
İdari istikrar ve hukuki güvenlik ilkelerinin ihlali halinde, idareye güven ilkesi doğrultusunda alınan izinlere ve ruhsatlara dayanılarak yüksek maliyetlere katlanılmak suretiyle gerçekleştirilen yatırımlar nedeniyle maddi ve manevi zararların ortaya çıkabileceği, bu zararların tazmin edilebilmesi için adli ve idari davalar açılarak bozulan hukuk düzeninin yeniden oluşturulması yoluna gidileceği, bunun da hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmayacağı açıktır. Anayasa Mahkemesi kararlarında da belirtildiği üzere, idari işlemlerin belirli bir süre sınırlaması olmaksızın, süreklilik arz edecek şekilde veya makul olmayacak ölçüde uzun bir süre dava konusu edilebilme olasılığının bulunmasının, kamu hizmetlerinin işleyişini aksatacağı ve idarede bulunması gereken istikrarı bozacağı, dolayısıyla, hukuki güvenlik ve idari istikrarın sağlanabilmesi amacıyla dava açma sürelerinin, idarenin işlem ve eylemlerinin özelliklerine göre belli bir süre ile sınırlandırılabileceği tabiidir.
Öte yandan; niteliği gereği yargılamanın geciktirilmeden sonuçlandırılması hedeflenen 2577 sayılı Kanun'un 20/A maddesinde düzenlenen ivedi yargılamaya tabi bu tür uyuşmazlıklarda, ilan yolu ile yapılan tebliğlerde, ilanın süresiz olması halinde, muhatapların her an dava tehdidi altında bulunmasının, idari istikrar ve hukuki güvenlik ilkelerinin ihlaline yol açabileceği ve kamu hizmetlerinin aksamasına neden olabileceği dikkate alındığında, açılacak davalar için bir süre sınırlaması getirilmesinde kamu yararı bulunduğu, ivedi yargılama düzenlemesine de uygun olarak, ilan yolu ile yapılan tebliğlerde ilanın süresiz olması halinde, ilan süresinin 30 gün olarak belirlenmesinin kamu hizmetlerinin aksatılmadan yürütülebilmesi ve muhatabın haklarını kullanmasını sağlayacak yeterli ve makul bir süre olduğu, bu nedenle davanın süresinde açılıp açılmadığının, bu süreye göre belirlenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Diğer taraftan; "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" kararının, 25/11/2014 günlü, 29186 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren ve dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte olan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği uyarınca, askıda ilan ve internet aracılığıyla halka duyurularak tebliğ edileceği, askıdan ilanın projeden etkilenecek veya etkilenmesi muhtemel yerlerde valilik, kaymakamlık veya muhtarlık binasında ya da köy odasında bulunan askıda ilan yerlerinde yapılması gerektiği düzenlenmekle birlikte; askıda ilanın muhtarlık binasında veya köy odasında bulunan askıda ilan yerlerinde yapılmasına yönelik getirilen düzenlemenin amacının, yöre halkının dava konusu işlemden haberdar edilmesi olduğu değerlendirilmektedir.
Uyuşmazlıkta; ... İdare Mahkemesinin ... tarihli, E:... sayılı ara kararı ile dava konusu işlemin ilanına ilişkin tutanaklar ve dava konusu işlemin ... Mahalle Muhtarlığı tarafından ilan edilip edilmediğinin, davalı idareden sorulması üzerine gönderilen ve dosyada bulunan bilgi ve belgelerin birlikte incelenmesinden; dava konusu işlemin 29/06/2021 tarihinde internet aracılığıyla duyurulduğu, askıda ilanın ise, Van Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünce 22/06/2021 tarihi itibarıyla askıya çıkarıldığı görülmekte olup; dava konusu işlemin ... Mahalle Muhtarlığı tarafından ilan edildiğine ilişkin herhangi bir bilgi ve belgenin dosyaya sunulmadığı görülmektedir.
Bu durumda; dava konusu işlemin internet aracılığıyla duyurusunun ve Van Valiliğinde askıda ilanının, ilgili mevzuatta öngörülen biçimde yapıldığı; bununla birlikte, askıda ilanın muhtarlık binasında yapılmasına yönelik getirilen düzenlemenin amacının, yöre halkının dava konusu işlemden haberdar edilmesi olduğu hususu göz önüne alındığında, söz konusu duyurunun projenin gerçekleştirilmesinin planlandığı Van ili, Erciş ilçesinde bulunan ... Mahallesi Muhtarlığı binasında yapıldığına ilişkin herhangi bir bilgi ve belgenin sunul(a)mamış olmasının, merkezi Van ili, İpekyolu ilçesinde (dava dilekçesi ekinde yer alan Dernek Tüzüğü'nün "Derneğin Adı ve Merkezi" başlıklı Dernek Tüzüğü'nün 1. maddesinde Dernek merkezine ilişkin herhangi bir bilginin yazılmadığı görülmekte olup; dava dilekçesi ekinde sunulan vekalatnamede yer verilen adres bilgisine göre Dernek merkezinin İpekyolu ilçesi olduğu değerlendirilmiştir.) yer alan davacı ... Derneği açısından bir öneme haiz olmadığı; bu bağlamda anılan davacı yönünden dava açma süresinin yukarıda belirtilen açıklamalar doğrultusunda, internet ilan tarihi ile askıda ilanın Valilik binasında yapıldığı tarihler dikkate alınmak suretiyle değerlendirilmesi gerektiği sonucuna varılmaktadır.
Bu itibarla; dava konusu işlemin 29/06/2021 tarihinde internet aracılığıyla süresiz olarak duyurulduğu, askıda ilanın ise, Van Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünce 22/06/2021 tarihi itibarıyla askıya çıkarıldığı ve Van Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünce ilanın süreli olarak yapıldığına ilişkin bir evrakın sunulmadığı görüldüğünden, her iki ilanın da süresiz olarak yapıldığı kabul edilerek değerlendirme yapılmış olup; internet aracılığıyla süresiz ilana göre dava açma süresinin değerlendirilmesi durumunda dahi davanın süresinde açılmadığı anlaşılmaktadır. Zira, dava konusu işlemin internet aracılığı ile 29/06/2021 tarihinden itibaren süresiz olarak ilanen duyurulduğu dikkate alındığında, dava açma süresinin ilan tarihini izleyen günden 30 gün sonra başlaması gerektiği, bu bağlamda, 29/06/2021 tarihini izleyen günden 30 gün sonra başlayan ve belirtilen tarihten itibaren dava açma süresi içerisinde dava açılması gerekirken, bu süre geçtikten sonra, 08/10/2021 tarihinde açılan davanın süresinde açılmadığı anlaşıldığından; uyuşmazlığın esası incelenerek dava konusu işlemin iptali yolunda verilen temyize konu İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesine uygun bulunan davalı ile davalı yanında müdahilin temyiz istemlerinin kabulüne,
2. Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin temyize konu ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A maddesinin ikinci fıkrasının (i) bendi uyarınca DAVANIN SÜRE AŞIMI YÖNÜNDEN REDDİNE,
3. Aşağıda ayrıntısı gösterilen ... -TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
4. Davalı Van Valiliği vekili Av. ... tarafından verilen 10/07/2023 tarihli temyiz dilekçesinin UYAP kayıtlarına girmesinden sonra ve fakat Dairemizce temyize konu İdare Mahkemesi kararının bozulmasına ve davanın süre aşımı yönünden reddine karar verilmesinden önce (12/09/2023 tarihli dilekçe ile) anılan avukat tarafından vekillik görevinin sona erdiği hususunun bildirildiği ve Dairemiz karar tarihi itibarı ile davalı idarenin vekil ile temsil edilmediği görülmekte ise de; İdare Mahkemesinde 06/06/2023 tarihinde yapılan duruşmada davalı idarenin Av... tarafından temsil edildiği ve temyiz dilekçesinin de anılan vekil tarafından hazırlandığı görüldüğünden; davalı idare lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği sonucuna varılmakta olup, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen ...-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
5. Davalı yanında müdahil tarafından yapılan ... -TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı yanında müdahile verilmesine,
6. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 325. madddesi uyarınca Hazine tarafından yatırılan ... -TL keşif gideri ile ... TL keşif harcı olmak üzere toplam ... TL'nin davacıdan tahsili için ilgili kuruma yazı yazılmasına,
7. Posta gider avansından artan tutarın, kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde davacıya iadesine,
8. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A-2-(i) maddesi uyarınca, kesin olarak, 21/12/2023 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.