Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2023/12350 E. , 2023/5311 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2023/12350
Karar No : 2023/5311
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : …Valiliği
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : …Mermer Madencilik İnşaat Petrol Taşımacılık Turizm İthalat İhracat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : …İdare Mahkemesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Antalya İli, Serik İlçesi, …Mahallesi hudutlarında bulunan …sicil sayılı II-B grubu Maden (Mermer) Ocağı projesi ile ilgili olarak hazırlanan ÇED proje dosyasının, Antalya İl Tarım ve Orman Müdürlüğünün olumsuz görüşlerine binaen ÇED Yönetmeliğinin 5. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendi uyarınca ÇED sürecinin sonlandırılarak proje tanıtım dosyasının iadesine ilişkin Antalya Valilği Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü'nün …tarih ve …sayılı işleminin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: İdare Mahkemesince verilen kararda; davacı şirketin uhdesinde bulunan, Antalya İli, Serik İlçesi, …Mahallesi hudutlarında bulunan …sicil sayılı II-B grubu Maden (Mermer) Ocağı projesi ile ilgili olarak ÇED Yönetmeliği kapsamında hazırlanan ÇED projesiyle ilgili olarak, planlanan alanda, çevre, doğa, bitki örtüsü açısından ve 3573 sayılı Kanun kapsamında sakınca olmadığı, özetlenen bilirkişi raporu ve dosyada yer alan diğer bilgi ve belgelerden anlaşıldığından, davacı tarafından yapılan başvurunun, ÇED sürecinin sonlandırılarak proje tanıtım dosyasının iade edilmek suretiyle reddine ilişkin tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, dava konusu işlemin Antalya İl Tarım ve Orman Müdürlüğünce verilen olumsuz görüşe istinaden tesis edildiği, süreci sonlandırma işleminin ÇED Yönetmeliğinin 6/4. maddesi uyarınca tesis edildiği, ocağın halen çalışmakta olan bölümünün ÇED kapsam dışı görüşü bulunan alanda devam ettiği, dava konusu projenin yapılacağı sahanın çevresinde 3 km'lik alan içerisinde bir kısmı zeytinlik vasıflı olmak üzere 95 dekar dağınık ve toplu halde zeytin bahçelerinin bulunması nedeniyle dava konusu projenin uygunlanmasının 3573 sayılı Kanun ve ilgili mevzuata aykırılık teşkil edeceği, ayrıca söz konusu projenin verimli kızılçam ormanı içerisinde kaldığının bilirkişi raporunda belirtilmesine rağmen orman bütünlüğünü nasıl etkileyeceği hususunda bir değerlendirmenin bulunmadığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Temyiz edilen kararda bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, usul ve hukuka uygun olan kararın onanması gerektiği savunulmaktadır.
TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ :Temyiz isteminin kabulü ile Mahkeme kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY: Antalya İli, Serik İlçesi, …Mahallesi hudutlarında bulunan …sicil sayılı II-B grubu Maden (Mermer) Ocağı projesi ile ilgili olarak hazırlanan ÇED proje dosyasının, Antalya İl Tarım ve Orman Müdürlüğünün olumsuz görüşlerine binaen ÇED Yönetmeliğinin 5. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendi uyarınca ÇED sürecinin sonlandırılarak proje tanıtım dosyasının iadesine ilişkin Antalya Valilği Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü'nün …tarih ve …sayılı işlemi tesis edilmiştir.
Bunun üzerine anılan işlemin iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
2872 sayılı Çevre Kanunu'nun 10. maddesinde, "Gerçekleştirmeyi plânladıkları faaliyetleri sonucu çevre sorunlarına yol açabilecek kurum, kuruluş ve işletmeler, Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu veya proje tanıtım dosyası hazırlamakla yükümlüdürler. Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı veya Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir Kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili onay, izin, teşvik, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez; proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez." hükmüne yer verilmiştir.
29/07/2022 tarih ve 31907 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan ve işlem tarihinde yürürlükte bulunan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği'nin 4. maddesinde; ''Çevresel etki değerlendirmesi olumlu kararı: Çevresel etki değerlendirmesi raporu hakkında Komisyon tarafından yapılan değerlendirmeler dikkate alınarak, projenin çevre üzerindeki muhtemel olumsuz etkilerinin, alınacak önlemler sonucu ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olduğunun belirlenmesi üzerine projenin gerçekleşmesinde çevre açısından sakınca görülmediğini belirten Bakanlık kararı" olarak, "Çevresel etki değerlendirmesi gerekli değildir kararı: Ek-2’deki listede yer alan çevresel etkileri ön inceleme ve değerlendirmeye tabi projelerin, çevre üzerindeki muhtemel olumsuz etkilerinin, alınacak önlemler sonucunda ilgili mer’i mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeyde olduğunun belirlenmesi üzerine, projenin gerçekleşmesinde çevre açısından sakınca görülmediğini belirten Bakanlık kararı" olarak tanımlanmıştır. Aynı Yönetmelik'in 5. maddesinin 2.fıkrasının (a) bendinde; "Bu Yönetmelik hükümlerine göre karar (ÇED Olumlu/ÇED Gerekli Değildir) tesis edilmeden önce; a) Projenin gerçekleştirilmesinin ilgili mevzuat bakımından uygun olmadığının tespiti halinde, ÇED süreci aşamasına bakılmaksızın sonlandırılır. ÇED sürecinin sonlandırıldığı Bakanlık ve il müdürlüğü internet sayfasından ilan edilir." kuralına, 6. maddesinde, "(1) Bu Yönetmelik kapsamındaki bir projeyi gerçekleştirmeyi planlayan gerçek veya tüzel kişiler; Çevresel Etki Değerlendirmesine tabi projeleri için; ÇED Başvuru Dosyasını ve ÇED Raporunu, Çevresel Etkileri Ön İnceleme ve Değerlendirmeye Tabi Projeleri için de Proje Tanıtım Dosyasını, Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlara hazırlatmak, ilgili makama sunulmasını sağlamak ve proje kapsamında verdikleri taahhütlere uymakla yükümlüdürler. (3) Bu Yönetmeliğe tabi projeler için "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararı veya "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili teşvik, onay, izin, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez, proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez. Ancak bu durum söz konusu teşvik, onay, izin ve ruhsat süreçlerine başvurulmasına engel teşkil etmez." kuralına yer verilmiş olup; 7. maddesinde, Çevresel Etki Değerlendirmesine tabi projeler sayılmış, buna göre anılan Yönetmeliğin a) Ek-1’deki listede yer alan projelere, b) "ÇED Gereklidir" kararı verilen projelere, c) Kapsam dışı değerlendirilen veya kanunen muafiyeti bulunan projelere ilişkin kapasite artırımı ve/veya alan genişletilmesinin planlanması halinde, mevcut proje kapasitesi ve kapasite artışları toplamı ile birlikte projenin yeni kapasitesinin Ek-1’deki listede yer aldığı projelere, Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu hazırlanmasının zorunlu olduğu; 15. maddesinde ise, bu Yönetmeliğin a) Ek-2’deki listede yer alan projeler, b) Kapsam dışı değerlendirilen veya kanunen muafiyeti bulunan projelere ilişkin kapasite artırımı ve/veya genişletilmesinin planlanması halinde, mevcut proje kapasitesi ve kapasite artışları toplamı ile birlikte projenin yeni kapasitesi Ek-2’deki listede belirtilen projeler için proje tanıtım dosyası hazırlanmasının zorunlu olduğu kurala bağlanmıştır.
3573 sayılı Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerin Aşılattırılması Hakkında Kanun'un 20. maddesinde; "Zeytinlik sahaları içinde ve bu sahalara en az 3 kilometre mesafede zeytinyağı fabrikası hariç zeytinliklerin vegatatif ve generatif gelişmesine mani olacak kimyevi atık bırakan, toz ve duman çıkaran tesis yapılamaz ve işletilemez. Bu alanlarda yapılacak zeytinyağı fabrikaları ile küçük ölçekli tarımsal sanayi işletmeleri yapımı ve işletilmesi Tarım ve Köyişleri Bakanlığının iznine bağlıdır." hükmü yer almaktadır.
03/04/1996 tarih ve 22600 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Zeytinciliğin Islahı Yabanilerin Aşılattırılmasına Dair Yönetmeliğin "Zeytinlik Sahalarda Sanayi Tesisi Kurulmasının Önlenmesi" başlıklı 23. maddesinin dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan halinde, "Zeytinlik sahaları içinde ve bu sahalara en az üç kilometre mesafede zeytin ağaçlarının bitkisel gelişimini ve çoğalmalarını engelleyecek kimyevi atık, toz ve duman çıkaran tesis yapılamaz ve işletilemez. Bu alanlarda yapılacak zeytinyağı fabrikaları ile küçük ölçekli tarımsal işletmelerin yapımı ve işletilmesi Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın iznine bağlıdır. " hükmüne yer verilmiştir.
Öte yandan 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesinin atıf yaptığı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu yerine çıkarılan ve 01/10/2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Bilirkişi Raporuna İtiraz" başlıklı 281. maddesinde; (1) Taraflar, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilirler. (2) Mahkeme, bilirkişi raporundaki eksiklik yahut belirsizliğin tamamlanması veya açıklığa kavuşturulmasını sağlamak için, bilirkişiden, yeni sorular düzenlemek suretiyle ek rapor alabileceği gibi, tayin edeceği duruşmada, sözlü olarak açıklamalarda bulunmasını da kendiliğinden isteyebilir." hükmüne yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Zeytinlik alanlarda yürütülecek faaliyetlere ilişkin olarak öncelikle dikkate alınması gereken özel düzenlemenin 3573 sayılı Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerin Aşılattırılması Hakkında Kanun hükümleri olduğuna kuşku bulunmamaktadır. Anılan Kanunun 20. maddesinin, gerekli tedbirler alınmış olsa bile, zeytinlik sahalarda ve bu sahalara 3 kilometre mesafede zeytinyağı fabrikaları ile küçük ölçekli tarımsal sanayi işletmeleri hariç kimyevi atık bırakan, toz ve duman çıkaran ya da sayılan olumsuz sonuçlara yol açma ihtimali bulunan tesislerin yapılmasını ve işletilmesini önlemeyi amaçladığı açıktır. Diğer taraftan; Danıştay Sekizinci Dairesinin 19/02/2015 günlü, E:2012/4992, K:2015/996 sayılı kararı karşısında, artık kamu yararı kararı alınarak dahi kimyevi atık, toz ve duman çıkaran tesislerin zeytinlik sahalara 3 kilometre mesafe içerisinde yapılması mümkün olmamakla birlikte, bu tip alanlarda yapılacak projeler için verilen ÇED kararlarının iptali istemiyle açılan davalarda, dava konusu tesislerin, zeytinliklerin vegatatif ve generatif gelişmesine mani olacak kimyevi atık bırakıp bırakmadığının, toz ve duman çıkarıp çıkarmadığının öncelikle ele alınması gerekmektedir.
Dosyanın incelenmesinden; davacı firma tarafından gerçekleştirilmesi planlanan “Mermer ocağı" projesi için yapılan ÇED başvurusu üzerine proje hakkında görüşü istenilen Antalya İl Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından, proje mahallinde yapılan inceleme neticesinde projenin gerçekleştirilmesinin planlandığı sahanın yakın çevresinden itibaren 3 kilometrelik saha içerisinde bir kısmı zeytinlik vasıflı olmak üzere yaklaşık 95 dekar dağınık ve toplu halde zeytinlik bahçelerinin bulunduğu saptanmış olması nedeniyle projenin gerçekleştirilmesinin uygun görülmediği yolunda görüş bildirildiğinden bahisle Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından ÇED sürecinin sonlandırılmasına karar verilmesi üzerine anılan işlemin iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı, İdare Mahkemesince, Ziraat Mühendisi, Çevre Mühendisi, Maden Mühendisi, Orman Mühendisi ve Harita Mühendisinden oluşan toplam beş kişilik bilirkişi heyetiyle mahallinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen 05/05/2023 havale tarihli bilirkişi raporunda; mermer ocağının, verimli orman alanlarına zarar vermeyeceği, ekosistemi olumsuz yönde etkilemeyeceği, flora ve fauna geri dönüşü mümkün olmayan bozulma ve kayıplara neden olmayacağı, moloz ve pasanın yüklenmesi, taşınması, boşaltılması ve depolanması esnasında oluşacak tozun tarım alanları ile zeytin ağaçlarına ulaşmadığı için bu alanlara olumsuz etkisinin söz konusu olmayacağı yolunda kanaat bildirildiği ve Mahkemece anılan bilirkişi raporu esas alınarak dava konusu işlemin iptaline karar verildiği anlaşılmaktadır.
Mahkemece yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi neticesinde hazırlanan 05/05/2023 havale tarihli bilirkişi raporunda; Orman Mühendisliği yönünden; orman kadastro haritasında, amenajman planı meşcere haritasında, saha üzerinde ve uydu görüntülerinde yapılan araştırmalar neticesinde talep edilen sahanın tamamının Çzd1-Çzd2 sembolü ile gösterilen d çağında 1-2 kapalılığında verimli kızılçam ormanı içerisinde kaldığı yönünde görüş bildirildiği, Harita ve Planlama Mühendisliği yönünden; Antalya İli, Serik İlçesi, …Mahallesi Mevkii'nde …Mermer Madencilik İnşaat Petrol Taşımacılık Turizm İthalat İhracat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi’ne ait; …işletme ruhsat numaralı sahada mermer ocağı açılıp işletilmesinin planlanmış olduğu, Ocağa ilişkin olarak Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü tarafından 30.12.2019 tarihinden 30.12.2029 tarihine kadar geçerli olmak üzere …ruhsat numarası ve …erişim numarası ile II-B Grup İşletme Ruhsatı verilmiş olduğu, 100 hektarlık ruhsat sahasının 19,42 hektarlık ÇED alanında parça ve blok mermer çıkarılmasının planlanmış olduğu, Projeye ait koordinatlar ve genel vaziyet planı ile Ruhsat Alanı içerisinde belirlenen ÇED alanı, 1/25.000 ölçekli topoğrafik harita, Antalya-Burdur-Isparta Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı birlikte incelendiğinde; dava konusu alanın bu aşamada "II- B Grubu Maden (Mermer) Ocağı İşletmeciliği" olarak planlanmasında Harita ve Planlama yönünden sakınca bulunmadığı yolunda kanaat bildirildiği, Çevre Mühendisliği yönünden; ocak sahasında üretim faaliyeti için hazırlanan proje tanıtım dosyasında (ÇED) çevresel etkilerinin kümülatif hesaplamaları ve toz modelleme çalışmalarının teknik olarak yeterli ve uygun olduğunun tespit edildiği, raporda toz ve gürültü kaynakları ve miktarları, atıksu ve atıkların yönetimi irdelenmiş olup, çevresine en yakın yerleşim birimlerine etkilerinin Sanayi Kaynaklı Hava Kirliliği Kontrolü Yönetmeliği sınır değerlerini sağladığının görülmekte olduğu, Çevre Mühendisliği açısından sakınca bulunmadığı, dava konusu olan orman alanı ve tarım alanları özellikle zeytin alanların anlık toz ve çöken tozun ulaşmasının mümkün olmadığı tespit edildiği, yapılan keşif çalışması ve akabinde hazırlanan orman mühendisi ve ziraat mühendisi bilirkişi değerlendirmeleri dikkate alındığında ise faaliyetin orman bütünlüğünü bozmayacağı, verimli orman alanlarına zarar vermeyeceği, ekosistemi sınırlı alanda etkileyeceği, kontrol ve kabul edilebilir düzeyde olacağı, flora ve fauna bakımından bozulmalara ve kayıplara neden olmayacağı, rüzgârların etkisiyle üretim alanı ve servis yolu güzergahında oluşması muhtemel anlık ve çöken tozun zeytin alanlarına ulaşmasının mümkün olmadığı için tarımsal üretime olumsuz etkiye neden olmayacağının değerlendirildiği, Ziraat Mühendisliği yönünden; zeytin alanlarının mesafesi, rüzgar yönü, modelleme çalışması, oluşacak muhtemel tozun bu alanlara ulaşıp ulaşamayacağı konusunda oluşacak tozun bu alanlara ulaşmayacağı tespitinin yapılması sebebiyle olumsuz etkisinin olmayacağı, Mahkeme dosyası içerisinde mevcut, …Mermer Maden İnşaat Petrol Taşımacılık Turizm İthalat İhracat Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. tarafından hazırlanan Nihai Proje Tanıtım dosyasındaki taahhütlere uyularak bu etkinin azaltılabileceği kanaatine varıldığı, Maden Mühendisliği yönünden; faaliyet alanının Antalya ili, Serik ilçesi, …Mevkii sınırlarında yer aldığı, işletmede çalışacak … Mermer Madencilik San ve Tic. A.Ş'nin faaliyetine başlaması ile yöredeki ekonomik aktivitenin canlanmasının söz konusu olacağı ve yöre halkı için proje süresince iş imkânlarının ortaya çıkacağı, istihdam ile doğru orantılı olarak artacak gelir düzeyinin eğitim, sağlık, kültür ve bölge altyapısına katkı sağlayacağı, faaliyet kapsamında gerekli olan malzeme ve ekipmanların öncelikle proje alanlarına yakın yerleşim yerlerinden temin edilecek ve yöre halkının ticaretine katkı sağlayacağı, proje sahasının madencilik işletme tekniği açısından olumsuzluğunun olmadığı, söz konusu sahada madencilik faaliyetleri ile üretim yapılabilmesi için gerekli fiziksel şartların sağlanabileceği, Maden Kanunu’nun 7. maddesinde belirtilen izinlerin tamamlanması ile ruhsatlandırma süreçlerinin Maden Kanunu’na uygun yürütülebileceği, çevre izin süreçlerinin tamamlanabileceği madencilik faaliyetlerinin başlaması için teknik ve idari olarak uygunsuzluk olmadığı, proje sahasında da madencilik işletme tekniği açısından olumsuzluğun olmadığı, projenin uygulanabilir durum olduğu, buna göre belirlenen proje sahası içerisinde ve çevresinde gerekli izinlerin alınmasıyla planlanan madencilik faaliyetinin gerçekleştirilmesinin mümkün olduğu yönünde görüş bildirildiği görülmektedir.
Anılan bilirkişi raporunda; Ziraat Mühendisi tarafından yapılan değerlendirmede; keşif sırasında yasal sınır olan 3 km'lik alan içerisinde çam ağaçlarının içinde münferit olarak delicelerin (yabani zeytin ağacı) bulunduğu, ayrıca yasal sınır içerisinde bulunan evlerin bahçesinde zeytin ağaçlarının bulunduğunun gözlemlendiği, ancak ruhsat alanı içerisinde Zeytinciliğin Islahı Yabanilerinin Aşılattırılmasına Dair Yönetmelik kapsamındaki alanlar içerisinde kalmadığı tespit ve kanaatine yer verildikten sonra Nisan ayının sonu ile Mayıs ayının başının zeytin ağaçlarının çiçeklenme dönemi olduğu, bu dönemlerde döllenme sağlanabilmesi için dişicik tepesinin aşırı toza maruz kalmamasının gerektiği, dolayısıyla bu dönemde tesisten kaynaklı olabilecek toz çıkışının mutlaka kontrol altına alınmasının gerektiği yolunda kanaat bildirildiği dolayısıyla faaliyetten kaynaklanacak tozun zeytin bahçelerine zarar verme ihtimalinin kabul edildiği, bu durumda anılan tespitler arasında çelişki bulunduğu; diğer taraftan ÇED sürecinin sonlandırılmaması halinde gerçekleştirilmesi planlanan proje ile zeytin bahçeleri arasında tozun yayılmasını engelleyecek doğal bariyer görevi gören dağ, tepe, yüksek ağaçlar vb. yükseltinin olup olmadığının, hakim rüzgar yönünün faaliyetten kaynaklanacak tozun yayılımı üzerindeki etkisinin değerlendirilmediği; zeytinlik alanların yüzölçümünün alandaki zeytin ağaçlarının sayısının ve yaşlarının belirtilmediği; söz konusu zeytin ağaçlarının halihazırda devam eden faaliyetten etkilenmiş olup olmadığının, yaprakları üzerinde faaliyetten kaynaklı toz bulunup bulunmadığının, tozun zeytinlik alandaki toprak yapısında herhangi bir etkiye yol açıp açmadığının yerinde yapılmış gözlem ve incelemelere dayalı somut ve teknik tespitlerle ortaya konulmadığı; Çevre Mühendisi tarafından yapılan, projeden kaynaklı toz emisyonlarının mesafeye göre yayılımlarını ortaya koymak için Hava Kalitesi Dağılım Modellemesinin yapılmamış olduğu göz önünde bulundurulduğunda, gerçekleştirilmesi planlanan projeden kaynaklanacak tozun ve dumanın zeytinlik alanlara olumsuz etkisi olmayacağı yolundaki kanaatin bilimsel ve teknik dayanağının ortaya konulamadığı, Orman Mühendisi tarafından yapılan değerlendirmede ise söz konusu projenin verimli kızılçam ormanı içerisinde kaldığının belirtilmesine rağmen bu durumun orman bütünlüğünü nasıl etkileyeceği hususunda bir değerlendirmenin de bulunmadığı görülmüş olup, sonuç olarak; dava konusu projenin, zeytinliklerin vegatatif ve generatif gelişmesine mani olacak kimyevi atık bırakıp bırakmadığının, toz ve duman çıkarıp çıkarmadığının tereddüte yer bırakmayacak şekilde ortaya konulamadığı görülmektedir.
Yukarıda yer verilen bilgiler ışığında, bilirkişi raporunun hükme esas alınabilecek nitelik ve yeterlilikte olmadığı sonucuna varıldığından, uyuşmazlığın tereddüte mahal vermeyecek şekilde çözümlenebilmesi amacıyla, dava dilekçesi, savunma dilekçesi, bilirkişi raporuna itiraz ve temyiz dilekçelerindeki iddialar, nihai ÇED raporunu hazırlayan kişilerin uzmanlık alanları ile yukarıda yer verilen hususlar da dikkate alınarak, uyuşmazlık konusu faaliyetin, zeytinliklerin vegatatif ve generatif gelişmesine mani olacak şekilde kimyevi atık bırakıp bırakmadığı, toz ve duman çıkarıp çıkarmadığı hususunun açıklığa kavuşturulması ve orman bütünlüğünü nasıl etkileyeceğinin tespiti amacıyla (mahallinde yeniden keşif ve bilirkişi incelemesi yapılması suretiyle) işin esası hakkında yeniden bir karar verilmesi gerekmekte olup, karara esas alınabilecek nitelikte ve yeterlilikte olmayan bilirkişi raporuna dayanılarak dava konusu işlemin iptali yolunda verilen temyize konu İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin kabulüne,
2. Temyize konu … İdare Mahkemesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. Dosyanın anılan İdare Mahkemesine gönderilmesine,
5. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A-2-(i) maddesi uyarınca, kesin olarak, 05/10/2023 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!