WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 05 Temmuz 2026

DANIŞTAY 4. DAIRE

A- A A+

Danıştay 4. Daire Başkanlığı         2023/12004 E.  ,  2023/5295 K.
"İçtihat Metni"T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2023/12004
Karar No : 2023/5295

TEMYİZ EDENLER : 1- DAVALI: …Valiliği
VEKİLİ : Av. …
2- MÜDAHİL (DAVALI YANINDA): … Genel Müdürlüğü
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVACILAR) : 1- …

28-…
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU :… İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem:
Ordu ili, Fatsa ilçesi, Kayaköy/Akçakese mevkiinde Karayolları 7. Bölge Müdürlüğü tarafından yapılması plânlanan 3410279 Erişim Nolu, II (A) Grubu Kalker Ocağı ve Kırma Eleme Tesisi projesine ilişkin olarak davalı Ordu Valiliğince verilen … tarihli, … sayılı, Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Gerekli Değildir kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: İdare Mahkemesince verilen kararda; dosya kapsamında bulunan bilgi ve belgeler ile mahallinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi neticesinde hazırlanarak dosyaya sunulan kök ve ek raporların birlikte değerlendirilmesinden; II (A) Grubu Kalker Ocağı ve Kırma Eleme Tesisi projesinin bulunduğu alan ve çevresinde jeolojik olarak; Kampaniyen Maastrichtiyen yaşlı bazalt andezit ve piroklastlarından oluşan Çağlayan Formasyonu ile Maastrichtiyen yaşlı kireçtaşı, kumlu-killi kireçtaşı ve tüfitlerden oluşan Fatsa Formasyonunun yüzeyleme verdiği, işletilmesi planlanan II (A) Grubu Kalker Ocağı projesinin bulunduğu alanda ise kumlu-killi kireçtaşı bulunduğu, proje sahasının doğusunda ve güneyinde yer alan eski heyelan alanlarının proje sahasına mesafeleri (260 m ve 385 m) dikkate alındığında, alanda yapılacak patlatmaların eski heyelan alanlarını etkilemeyeceği, su deposunun proje sahasına olan mesafesinin 85 m olduğu dikkate alındığında, titreşim değerinin 10,06 mm/s olduğu, Yönetmelikte izin verilen 5 mm/s maksimum titreşim hızının aşıldığı, dolayısıyla patlatma faaliyetlerinin su deposunu etkileyeceği, dava konusu kalker ocağına bakıldığında, malzeme yapısı itibariyle alternatifi olan saha olduğu, bölgede sosyal ve çevresel olarak daha az etkileşim içinde olabilecek benzer sahaların olduğu, proje sahasının 400 m güneybatısında faal olan kalker taşocağının bulunduğu, orman varlığı ve sürekliliği bakımından tehdit oluşacağı, çevre orman alanındaki ağaçların bir taraftan yaralanarak diğer taraftan toza maruz kalarak zarar göreceği, zayıf düşen ağaçların böcek tasallutuma maruz kalmasının muhtemel olduğu, kalker taşının bölgede yaygın olarak bulunduğu, orman dışı alanlar, bozuk yapıda orman alanları ve yerleşim yerleri uzağından da temini mümkün olacağı, projenin işgal edeceği ormanın, yerleşim alanları içinde bir parça alanı kaplayan, burada yaşayan halkın iyiliği ve sağlığı bakımlarından faydalı, iklimi yumuşatan, dinginlik ve görsel güzellik oluşturan, havayı filtre eden, su teminine ve su rejimine katkısı olan vb. birçok yönden varlığı ve sürekliliğinin korunmasının gerektiği, PTD’de; projeden kaynaklanacak trafik hacminin faaliyet öncesinde proje sahasına ulaşım için kullanılan mevcut yoldaki ağır taşıt yüzdesinin belirlenmediği ve işletme aşamasında ağır taşıt yüzdesinin hesaplanmadığı, karayolunda yapılacak taşımalar sırasında yollara zarar verilip verilmeyeceğinin irdelenmediği, taşımalar sırasında yollara zarar verilmesi durumunda zararın proje sahibi tarafından karşılanıp karşılanmayacağı noktasının eksik bırakıldığı, proje alanının hidrojeolojisi ve hidrolojisi yönünden “Proje alanı içerisinde kuru dereler bulunmaktadır” şeklinde teorik ve alanı temsilden uzak genel ifadeler dışında hiçbir bilginin, çalışmanın, haritalandırmanın, sondaj-araştırma (deney) kuyusu vb. alansal morfolojik çalışmanın yer almadığı, PTD’de “Yörenin iklimi (yağış rejimi, yağış türü), jeolojik, morfolojik özellikler, yeraltı suyunun yüksek olması, akarsu yataklarının özellikleri (vadi sıklığı ve eğimi), yamaç erozyonu, yatak yükünün artmasının taşkınların oluşmasını sağladığı” belirtilmesine rağmen proje alanının taşkın potansiyeli ve bu potansiyelin belirlenmesine yönelik yöntemlerin ve yağış-yeraltı su çıkışı-taşkın kaynaklı drenaj önlemlerinin irdelenmediği, jeolojik olarak uyumsuzlukların olduğu bölgelerde ve düşük kotlarda yeraltı suyu boşalımlarıyla olan ilişkilerinin nasıl olduğunun ve bölgedeki kaynakların kurak sezondaki durumları ile ilgili araştırmaların yer almadığı, yarma ve patlatma faaliyetleri sonucunda yeraltı sularının yer (derinlik-kalınlık-mesafe), yön, kalite ve miktarını etkileyerek ciddi sorunlar meydana getirebileceği bilinmesine rağmen hidrojeolojik olarak jeolojik birimlerin akifer oluşturma potansiyeli ile ilgili bu birimler içindeki akifer özelliklerinin kimyasal kompozisyonlarının, alterasyon ve tektonizmanın yol açtığı çatlaklı sistemden kaynaklı düzensizlik durumlarının ne olduğunun, proje alanı ve içinde bulunduğu bölgeye ait hidrojeolojik özelliklerin (gözenek durumu, hidrolik iletkenlik, yeraltı suyu beslenimi, çatlak durumu, süzülme ve yüzey akışı vb.) belirlenmediği, söz konusu proje alanında proje faaliyetleri sırasında yağmur suyu, taşkın gibi nedenlerle oluşabilecek yüzey sularının ve yer altı sularının kirlenmesini önlemek amaçlı drenaj yollarının nasıl yapılacağı, bu kanalların lokasyon olarak projelendirilmesinin ve boyutlandırılmasının da PTD’de yer alması gerektiği, taşkın değerlendirmeleri yapılmamasının, faaliyetin etkilerinin bu yönüyle incelenmemesinin, projeden etkilenmesi muhtemel yerüstü ve yeraltı su kaynaklarının kalitelerine ilişkin analizlerin Su Kalitesi Yönetmeliği dikkate alınmak suretiyle yaptırılarak faaliyetin su kalitesine etkilerinin izlenmesine yönelik ön çalışmaların yapılmamasının, 85 m mesafede bulunan su deposunun patlatma etkilerinin ölçekli mesafe ve titreşim hızı yönünden incelenmemesinin, yüzey ve yeraltı sularının ve yağışların ocak ve depolama (üst toprak-hafriyat-pasa) alanlarından drenajının-tahliyesinin nasıl yapılacağının bilimsel yöntemlerle yer ve boyutlandırma olarak projelendirmemiş olmasının, teorik ve alanı temsilden uzak genel ifadeler dışında hidrojeolojik ve hidrolik yönden hiçbir çalışmanın yapılmamasının, su kaynakları açısından PTD’nin bilimsel ve teknik anlamda karşılaşılacak riskler ve önlemler açısından önemli bir eksikliği olduğu, bu yönüyle de PTD’nin eksiklikler içerdiği, tüm bu verilerin birlikte değerlendirilmesi sonucunda; çevresel etki değerlendirilmesi raporu hazırlanmasının uygun olacağı kanaatine varılarak, dava konusu ÇED Gerekli Değildir kararında hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından; dava konusu işlemin mevzuatta yer alan usul ve esaslar çerçevesinde tesis edildiği, temyize konu karara dayanak alınan bilirkişi raporlarında yer alan hususların bilimsel ve teknik veriler yerine, yerindelik denetimi içerdiği, bilirkişi raporuna itirazlarının değerlendirilmediği, projeye ilişkin kurum görüşlerinde, gerekli önlemlerin ve izinlerin alınması kaydıyla ÇED sürecinin tamamlanmasında bir sakınca bulunmadığının belirtildiği, projenin gerçekleştirilmesinde kamu yararı olduğu ileri sürülmektedir.
Davalı idare yanında Müdahil tarafından; Davalı idarenin belirttiği hususlara ek olarak, Kararda yerleşim yerlerinin patlatmadan etkilenmeyeceği, ancak yapılan hesaplamalar neticesinde yönetmelikte izin verilen 5mm/s azami titreşim hızının aşıldığı ve su deposunun titreşimden etkileneceği değerlendirmesinin yapıldığı, patlatma hesabında … Mühendisleri Derneği tarafından basımı yapılan Patlatma El Kitabından faydalanıldığı, ABD ve diğer birçok ülkede binlerce ölçüm, izleme ve istatistik sonucunda patlatma kaynaklı hava şoku tahmin formülünün oluşturulduğu ve çevrenin zarar görmeyeceğinin belirtildiği, Mahkeme kararının bilimsel verilere aykırılık teşkil ettiği, idareleri ile yükleniciler arasında yapılan tüm sözleşmelerde çevreye verilen zararlardan yüklenicinin sorumlu olduğu, ayrıca bu hususun PTD'de yer almamasının eksiklik oluşturmayacağı, projenin orman bitki örtüsüne zarar vereceği, bölgede kalkerin yoğun bulunması nedeniyle orman dışı yada bozuk orman alanlarında madenin elde edilebileceği yönündeki gerekçenin hukuki dayanağının olmadığı, idarelerince yapılan projelerin bir kısmında istenmese de orman bölgesine müdahalenin söz konusu olabildiği, müdahale kamu hizmeti için yapıldığından vatandaşın üstün kamu yararının gözetildiği, ocaktan çıkan malzemenin çevre yolların yapımında kullanılacağı, bölgede alternatif bir alan bulunmadığı, kararın gerekçesinde toz ve gürültü emisyonları açısından bir değerlendirmeye yer verilmemişse de bilirkişi raporundaki bu değerlendirmelerin, raporun objektif bir değerlendirme ile hazırlanmadığının kanıtı olduğu, rapordaki değerlendirmelerin icrai anlamda uygulanabilirliğinin bulunmadığı, kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Mahkeme kararının usul ve hukuka uygun olduğu, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.

TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1.Temyiz isteminin reddine,
2.Temyize konu … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının ONANMASINA,
3.Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4.Dosyanın anılan İdare Mahkemesine gönderilmesine,
5.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A-2-(i) maddesi uyarınca, kesin olarak, 05/10/2023 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

(X) KARŞI OY :
Dava; Ordu ili, Fatsa ilçesi, Kayaköy/Akçakese mevkiinde Karayolları 7. Bölge Müdürlüğü tarafından yapılması plânlanan 3410279 Erişim Nolu, II (A) Grubu Kalker Ocağı ve Kırma Eleme Tesisi projesine ilişkin olarak davalı Ordu Valiliğince verilen … tarihli,… sayılı Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Gerekli Değildir kararının iptali istemiyle açılmıştır.
Uyuşmazlıkta; her ne kadar İdare Mahkemesince, bilirkişi raporunun ve dosyadaki bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesi sonucunda dava konusu projenin taşkın-drenaj, erozyon, orman ve tarım alanları, flora-fauna çalışmaları, su kaynakları (yüzey ve yeraltı), su deposu-patlatma etkileri, ulaşım-yol durumu, proje alternatifleri değerlendirmeleri açısından Çevre Kanunu ve Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği kapsamında çevre üzerindeki olumsuz etkilerinin, projenin uygulanmasının izlenmesi ve kontrolünde sürdürülecek çalışmalarla alınacak önlemlerin ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olmadığı, raporda ayrıntıları verilen bu parametreler açısından çevresel etki değerlendirmeleri yapılmadığı, projenin bu hali ile işletilmesi durumunda fiziksel ve biyolojik çevresel değerlerin ve ekolojik dengenin tahribine, bozulmasına ve yok olmasına neden olacağı, çevreye olabilecek olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için gerekli önlemlerin, alanı temsilden uzak ve literatür bilgilerine dayalı hazırlandığı ve proje özelinde uygun ve yeterli olmadığı, riskleri öngörmediği ve alternatif tedbirleri içermediğine yönelik tespitlere istinaden PTD’nin eksiklikler içerdiği, tüm bu verilerin birlikte değerlendirilmesi sonucunda; çevresel etki değerlendirilmesi raporu hazırlanmasının uygun olacağı kanaatine varılarak, dava konusu ÇED Gerekli Değildir kararında hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmış ise de; bilirkişi raporu ile birlikte, dosyada yer alan bilgi ve belgelerin incelenmesinden; dava konusu işleme ilişkin Proje Tanıtım Dosyasının içerdiği eksiklikler nedeniyle “Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED)
Gerekli Değildir” kararının, projenin tesisi için yeterli olmadığının açık olduğu ancak tespit edilen bu hususlar nedeniyle dava konusu proje için Çevresel Etki Değerlendirmesinin gerekli olduğuna ilişkin gerekçede hukuki isabet olmadığı görüldüğünden İdare Mahkemesinin aksi yöndeki gerekçesi çıkarılarak, Mahkeme kararının; projenin yapılacağı yerin ve etki alanının çevresel özellikleri ile çevresel etkilerini belirlemede proje tanıtım dosyasının yetersiz olduğu ve olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da azaltılması için alınacak önlemlerin proje tanıtım dosyasında yeterli olmadığından dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı değişik gerekçesi ile onanması gerektiği görüşüyle çoğunluk kararına katılmıyoruz.