Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2023/12003 E. , 2023/6146 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2023/12003
Karar No : 2023/6146
TEMYİZ EDENLER:
1- (DAVALI) … Bakanlığı
VEKİLİ: …, Hukuk Müşaviri
2- (DAVALI YANINDA MÜDAHİL) … Anonim Şirketi Genel Müdürlüğü
VEKİLİ: Av. …
MÜDAHİL (DAVALI YANINDA): … Bakanlığı
VEKİLİ: Av. …
KARŞI TARAF (DAVACILAR):
1- … Derneği
2- …
3- …
4- …
5- …
VEKİLİ: Av. …
İSTEMİN KONUSU: ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Eskişehir İli, Tepebaşı İlçesi, …, …, …, … ve … mevkiilerinde davalı yanında müdahillerden … A.Ş. tarafından yapılması planlanan "Alpu Termik Santrali ve Bu Santrale Kömür Sağlayacak Olan Rezerv Alandaki Yeraltı Maden İşletmesi ile Kül Düzenli Depolama Tesisi" projesi ile ilgili olarak Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Çevresel Etki Değerlendirmesi, İzin ve Denetim Genel Müdürlüğünce verilen … tarih ve … sayılı "Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Olumlu" kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: İdare Mahkemesince verilen kararda; idare hukukunda, idarenin tek yanlı işlemlerini kendiliğinden ve/veya itiraz üzerine iptal edebileceği ve/veya geri alabileceği, ayrıca söz konusu işlemlerin dava konusu edilmesi durumunda yargı kararı ile iptal edilebileceği; idari yargı yerlerinde açılmış iptal davalarına konu işlemlerin, idarece geri alınması ve/veya ihtilafı ortadan kaldıracak nitelikte yeni bir işlem tesis edilmesi yahut idari yargı mercilerince iptal edilmesi hâlinde de davanın konusuz kaldığının kabulü gerekeceği açıktır.
Uyuşmazlıkta; dava konusu … tarih ve … sayılı "ÇED Olumlu" kararının ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile iptal edildiği, dolayısıyla söz konusu kararın tesis edildiği tarihten itibaren hukuken ortadan kalktığı görülmektedir.
Bu itibarla; Eskişehir İli, Tepebaşı İlçesi, …, …, …, … ve … mevkiilerinde yapılması planlanan "Alpu Termik Santrali ve Bu Santrale Kömür Sağlayacak Olan Rezerv Alandaki Yeraltı Maden İşletmesi ile Kül Düzenli Depolama Tesisi" projesi ile ilgili verilen … tarih ve … sayılı "ÇED Olumlu" kararı, ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile iptal edildiğinden, konusu kalmayan işbu davada, işin esası hakkında karar verilmesine yer olmadığı sonucuna varılmıştır.
Öte yandan; dosya tekemmül ettikten sonra davanın konusuz kaldığı görüldüğünden, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 15. maddesi uyarınca, Tarifede yazılı ücretin tamamı tutarında vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiği açıktır.
Belirtilen gerekçelerle, konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI: 1- Davalı idare tarafından, temyize konu Mahkeme kararının gerekçesinin dayanağını oluşturan İdare Mahkemesi kararına karşı temyiz yoluna başvurulması nedeniyle kararın henüz kesinleşmediği, dolayısıyla Alpu-B sektörü rezerv alanı dışındaki alanlarda herhangi bir kültür varlığına rastlanılmadığı, rezerv alanında yer alan tescilli alanlar ve öneri sit sınırlarında ise koruma bölge kurulundan izin alınmaksızın herhangi bir fiziki ve inşai faaliyette bulunulmayacağı, rezerv alanında galeri ağızlarında oluşacak pasa malzemenin yer üstünde depolanmayacağı, pasa malzeme oluştukça kül düzenli depolama tesisi inşaatlarında ya da dolgu malzemesi olarak kullanılacağı, ancak öncesinde asit maden drenajı oluşturma potansiyelinin araştırılması amacıyla gerekli analizlerin yaptırılacağı, inşaai faaliyetler bakımından oluşacak toz ile ilgili kümülatif bir toz emisyon dağılım modellemesinin hazırlandığı, proje kapsamında ihtiyaç duyulan suyun DSİ 3. Bölge Müdürlüğünden gerekli izinler alınmak suretiyle santral sahasına 21 km mesafede olan Gökçekaya Hidroelektrik Santralinden temin edileceği, su temininin iletim tüneli ile santrale getirilmesinin planlandığı, Alpu-B sektörü rezerv alanından kapalı işletmede üretilecek kömürün, termik santral kömür stok sahasına, bant konveyörler vasıtasıyla nakledileceği, II. sınıf düzenli depolama tesisinde oluşacak sızıntı suyunun, yağmur sularından ve toz bastırmak amacı ile yapılacak olan sulamadan kaynaklandığı ve sızıntı suyu havuzundan periyodik olarak numune alınacağı ve analiz yaptırılacağı, söz konusu sızıntı suyunun toz bastırmada yeniden kullanılmasının sağlanacağı, proje alanı çevresinde yer alan tarım ve orman topraklarında izleme programının yapılacağı, flora-fauna çalışmalarının komisyon üyesi Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü tarafından uygun ve yeterli bulunduğu, entegre proje olarak planlanan bu projede kömür taşıma konveyör bantlarının, pasa malzemesinin, isale hattının ve deşarj hattının da ÇED raporunda değerlendirildiği, ayrıca Alpu Kömür Havzasının (A,B,C,D,E,F Sektörleri) Hidrojeolojik Etüdü ve Karakterizasyonu Raporu ile Eskişehir-Alpu Kömür Havzası Kaynak Geliştirme, Hidrojeoloji ve Jeoteknik Etüt projesinin hazırlandığı, depo tabanının mevzuata uygun şekilde geçirimsizliği sağlayacak şekilde inşa edileceği, böylece yeraltı suyunun kirlenmesinin önleneceği, projenin tüm çevresel etkilerine karşı gerekli önlemlerin alındığı, sonuç olarak, dava konusu işlemin hukuka uygun tesis edildiği dikkate alındığında, Mahkeme kararının bozularak, davanın reddine karar verilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.
2- Davalı yanında müdahil tarafından, süresinde temyiz isteminde bulunulmamıştır.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Temyiz istemlerinin reddi gerektiği savunulmuştur.
TETKİK HÂKİMİ: …
DÜŞÜNCESİ: Davalı idarenin temyiz isteminin kabulü ile davanın taraflarının aynı olmadığı, dava konusu işlemin birel işlem olduğu, usul hükümleri açısından her iki davada farklı sonuçlar doğabileceği hususları dikkate alındığında, uyuşmazlığın esası hakkında bir karar verilmesi gerektiği, ... İdare Mahkemesinin E:… sayılı dosyasında yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen bilirkişi raporu ile ek bilirkişi raporunun bakılmakta olan davada da hükme esas alınabileceği sonucuna varılmış olup, söz konusu bilirkişi ve ek bilirkişi raporu dikkate alındığında, Mahkeme kararının bozularak, dava konusu işlemin iptaline karar verilmesi, davalı yanında müdahilin temyiz isteminin ise süre aşımı nedeniyle reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
Davalı yanında müdahilin temyiz istemi yönünden;
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 8. maddesinde; sürelerin tebliğ, yayın veya ilan tarihini izleyen günden itibaren işlemeye başlayacağı; tatil günlerinin sürelere dahil olduğu, şu kadarki, sürenin son günü tatil gününe rastlarsa, sürenin tatil gününü izleyen çalışma gününün bitimine kadar uzayacağı; ivedi yargılama usulünü düzenleyen ve Çevre Kanunu uyarınca, idari yaptırım kararları hariç çevresel etki değerlendirmesi sonucu alınan kararlardan kaynaklı uyuşmazlıklarda da uygulanan 20/A maddesinin 2. fıkrasının (g) bendinde; verilen nihai kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren onbeş gün içinde temyiz yoluna başvurulabileceği; 48 maddesinin 7. fıkrasında; temyiz dilekçesi verilirken gerekli harç ve giderlerin ödenmemiş olduğu, dilekçenin 3. madde esaslarına göre düzenlenmediği ve temyizin kanuni süre geçtikten sonra yapıldığı hususlarının dosyanın gönderildiği Danıştayın ilgili dairesi ve kurulunca saptanması hallerinde de 2. ve 6. fıkralarda sözü edilen kararların daire ve kurulca verileceği hükmü yer almıştır.
Dosyanın incelenmesinden; temyize konu ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının davalı yanında müdahil vekiline 26/05/2023 tebliğ edildiği, davanın konusunun, ivedi yargılama usulüne tabi olan çevresel etki değerlendirmesi sonucu alınan kararlardan kaynaklı uyuşmazlık olması nedeniyle bu karara karşı yukarıda belirtilen kanun hükmü uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içerisinde ve temyiz süresinin son günü olan 10/06/2023 tarihinin hafta sonuna rastlaması nedeniyle takip eden pazartesi günü olan 12/06/2023 tarihinde temyiz yoluna başvurulması gerektiği halde, bu süre geçtikten sonra 13/06/2023 tarihinde kayda giren dilekçe ile temyiz isteminde bulunulduğu anlaşıldığından, davalı yanında müdahilin temyiz isteminin süre aşımı nedeniyle incelenmesine yasal olanak bulunmamaktadır.
Davalı idarenin temyiz istemine gelince;
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyize konu İdare Mahkemesi kararında göndermede bulunulan Mahkeme kararı, Dairemizin 09/11/2023 tarih ve E:2023/12018, K:2023/6130 sayılı kararıyla onanmış olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalı yanında müdahilin temyiz isteminin süre aşımı nedeniyle reddine, davalı idarenin temyiz isteminin ise reddine,
2. Temyize konu ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının ONANMASINA,
3.Temyiz giderlerinin istemde bulunanlar üzerinde bırakılmasına,
4.Dosyanın anılan İdare Mahkemesine gönderilmesine,
5. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A-2-(i) maddesi uyarınca, kesin olarak, 09/11/2023 tarihinde davalı yanında müdahil yönünden oybirliğiyle, davalı idare yönünden ise oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY : Dosyanın incelenmesinden; her ne kadar İdare Mahkemesince dava konusu … tarih ve … sayılı "ÇED Olumlu" kararı, ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile iptal edildiğinden, konusu kalmayan işbu davada, işin esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş ise de, davanın taraflarının aynı olmadığı, dava konusu işlemin birel işlem olduğu, usul hükümleri açısından her iki davada farklı sonuçlar doğabileceği hususları dikkate alındığında, uyuşmazlığın esası hakkında bir karar verilmesi gerekmektedir.
Uyuşmazlıkta, dava dosyası ile dava konusu işlemin iptali yolundaki … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyiz edilmesi üzerine, Dairemizin E:2023/12018 sayılı dosyasının birlikte incelenmesinden, Mahkemenin E:… sayılı dosyasında yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen bilirkişi raporu ile ek bilirkişi raporu, bakılmakta olan davada da hükme esas alınması gerekmekte olup, bu raporlara göre; dava konusu santral kuruluş sahası içinde kalan ve tarım dışı kullanım izni verilen yerde verimli arazi varlığının bulunmasına, bölge ve yörenin koşullarına uygun olarak kıraç ve sulu tarımın yapılmasına ve ortalama ürün veriminin yöre ve ülke ortalamasının üzerinde olmasına rağmen, ÇED raporunda yer verilen flora ve fauna analizlerinin bilimsel çalışmalara uygun tekniklerle yeterli düzeyde yapılmadığı, dava konusu proje sahasında gerekli olan içme ve kullanma suyunun, Gökçekaya Barajından temin edilecek suyun ve personelden kaynaklı evsel nitelikli atık suların ve de santralde açığa çıkan atık suların Porsuk Çayı'na deşarjının yapılacağı belirtilmiş ve ilgili idareden su kullanım izinleri alınmış ise de, su izale ve atık su hatlarının projelenmemiş olduğu ve doğal olarak hatlardan etkilenecek arazilerin sınırları ve niteliklerinin değerlendirilmediği, dava konusu termik santral için belirlenen kuruluş yerinin -proje alanında yer alan kül depolama, hafriyat geçici depolama, tehlikeli atık depolama alanlarının- belirlenmesinde yeraltı suyu ve toprak kalitesi açısından kapsamlı çalışma yapılmadan karar verildiği, kömür rezerv alanı ile termik santral arasındaki mesafe nedeniyle kömürün isale kömür konveyör hattı ile taşınması sisteminin inşası, yine santral için gerekli soğutma suyunun getirileceği Gökçekaya Baraj Gölünden alınacak soğutma suyu için kurulması gereken isale hattı ve su deşarj hattı gibi birden fazla faaliyetin gerçekleşeceği bir alanda sadece termik santral işletim alanında ve kömür rezerv alanında yapılacak faaliyetlerin çevresel etkilerinin ele alınmasının eksiklik olduğu, ÇED raporunda Kül Düzenli Depolama Tesisinin (KDDT) sınırları içinde yer alan bölmelere ait işletme amacına göre atanmış fonksiyonların belirtilmediği ve bu suretle ilgili fonksiyonların etkilerinin incelenmediği, kül depo alanı için hiçbir hidrolojik çalışma yapılmadan ve yer altı suyu hareketi ve kalitesi belirlenmeden karar verilmesinin bilimsel bir yaklaşım olmadığı, hatalı meteorolojik verilerin esas alındığı, kurulması istenen termik santralin bacasından çıkacak olan atık ısının yayılım yönü ve etki mesafesinin inceleme konusu yapılmadığı, tesisin etki alanı içinde kalan tarım ve orman arazisi için nitelikli bir değerlendirme yapılmadığı ve olası zarar veya hasar fonksiyonlarının tahminlenerek sosyal veya çevresel fayda-zarar analizlerinin detaylı olarak ele alınmadığı sonucuna varılmıştır.
Bu itibarla; dava konusu işleme konu proje dolayısıyla, büyük bir kısmı 2016/9620 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile Büyük Ova Koruma Alanı ilan edilen Alpu Ovasında bulunan alanda yapılması planlanan faaliyetin, çevresel etkilerinin ve bu etkilerin azami giderilme olanaklarının gereği gibi ele alınmaması nedeniyle, eksik ve yetersiz ÇED raporuna dayanılarak verilen "ÇED Olumlu" kararında hukuka uyarlık bulunmadığından, davalı idare yönünden Mahkeme kararının bozularak, dava konusu işlemin iptaline karar verilmesi gerektiği oyu ile çoğunluk kararının bu kısmına katılmıyoruz.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!