Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2023/11999 E. , 2023/5310 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2023/11999
Karar No : 2023/5310
TEMYİZ EDEN TARAFLAR : 1- (DAVALI) … Valiliği
VEKİLİ : Av. …
2- MÜDAHİL (DAVALI YANINDA)
… Büyükşehir Belediye Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Bursa İli, İznik İlçesi, … Mahallesi, … Mevkinde bulunan alanda Bursa Büyükşehir Belediyesi tarafından açılmak istenen "taş ocağı" projesi için, Bursa Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü'nce verilen … tarihli ve … sayılı “Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir” kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: İdare Mahkemesince verilen kararda; uyuşmazlık konusu olayda; dava konusu proje ile, Bursa İli, İznik İlçesi, … Mahallesi, … Mevkinde, ER:… numaralı 8,04 hektarlık ruhsat sahasının 7 hektarlık kısmında “taş (kalker) ocağı kırma eleme tesisi” yapılmasının planlandığı, ancak davacının, genel olarak; projenin tarım arazileri ve zeytinlik alanlara zarar vereceği noktasında yakınmalarının bulunduğu, Mahkemelerinin 28.09.2022 günlü ara kararıyla; dava konusu projenin Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinin ek-1 listesinin 6. ya da ek-2 listesinin 2. maddelerinden hangisiyle ilişkili olduğunun; eğer ek-2 listesine ilişkin ise, projenin çevresel etkilerinin ve bu etkilerin en aza indirilmesi için alınması gereken önlemlerin, proje tanıtım dosyasında yeterli şekilde değerlendirilip değerlendirilmediğinin, bu doğrultuda verilen taahhütlerin ve alınan önlemlerin yeterli olup olmadığının tespit edilmesi amacıyla taşınmaz mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verildiği, bu kapsamda 22/11/2022 tarihinde keşif yapıldığı, yapılan keşif sonrasında hazırlanan bilirkişi raporunun 14/02/2023 tarihinde Mahkemelerine sunulduğu, dosyadaki bilgi ve belgelerin bilirkişi raporu ile birlikte değerlendirilmesinden; dava konusu işleme esas alınan nihai proje tanıtım dosyasında, proje alanı ve civarındaki kuru, mevsimsel akışa sahip veya akar durumdaki su kaynakları ile yer altı suyu kaynaklarına ilişkin Proje Tanıtım Dosyasında herhangi bir bilgi bulunmadığı, dolayısıyla yer altı ve yer üstü su kaynaklarının proje faaliyetinden nasıl etkileneceğinin değerlendirilmediği, İznik Gölünün proje alanına yaklaşık 4 kilometre mesafede bulunduğu, proje alanının İznik Gölü Sulak Alanı Tampon Bölge Sınırları içerisinde kaldığı, proje tanıtım dosyasında maden sahasına yakın bölgenin tarımsal özelliklerinin yeterli düzeyde incelenmediği, zeytincilik kanununun dikkate alınmadığı, hazırlanan proje tanıtım dosyasının jeolojik veriler, tektonik veriler (makro ve mikro faylar, hareket yönleri, depremsellik), heyelan ve taş düşmesi şev stabilitesi, hidrojeolojik veriler (havzanın beslenme sınırları, su hattı çizgisi, yer altı su hareket yönleri, beslenme sınırları, mevsimsel akan dereler, çeşmeler ve su kaynakları) yönünden eksik ve yetersiz olduğu, Proje Maden sahasına 315 metre mesafede olması zeytinlik bulunduğu ve bu durumun 3573 sayılı Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerin Aşılattırılması Hakkında Kanunun 20. maddesinde uygun olmaması nedenleriyle projenin yapılacağı yerin ve etki alanının çevresel özelliklerini, çevresel etkilerini belirlemede yetersiz olduğu ve olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da azaltılması için alınacak önlemleri yansıtmadığı anlaşıldığından, dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle davanın konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : 1- Davalı idare tarafından, Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunun gerçeği yansıtmadığı, zira bahsi geçen projenin, birçok örneğinin bulunduğu, projenin gerçekleştirilmesi sonucunda oluşabilecek kirliliğin; havaya, suya veya toprağa kalıcı olumsuz etkisi bulunmadığının görüleceği, projenin doğal bir malzemenin çıkarılarak/üretilerek hammadeye dönüştürülmesi faaliyetini içerdiği, bilirkişi raporu hazırlanırken Proje Tanıtım Dosyasının yeterli olarak incelenmediği, bu sebeple bilirkişilerce yapılan olumsuz tespitlerin kabulünün mümkün olmadığı ileri sürülmekte, ayrıca bilirkişilere sorulan dava konusu projenin çevreye olumsuz zarar verip vermeyeceğinin belirlenmesine yönelik, Proje Tanıtım Dosyasında belirtilen taahhütlerin yerine getirilmesi halinde çevreye olası etkilerinin yönetmelikte belirtilen sınırların altında tutulabilmesinin mümkün olacağı ve çevresel etkilerinin tolere edilebilir seviyelerde kalacağının bilirkişilerce de kabulünün görüldüğü, dolayısıyla dava konusu proje hakkında proje sahası ve çevresindeki bitki çeşitliliğine, hayvan türlerine, su kaynaklarına, hava sahasına olumsuz etkisinin olmayacağının Proje Tanıtım Dosyasındaki somut verilere dayanılarak taahhüt edildiğinden ve ilgili kurumlardan olumlu görüş alınarak verilen ''ÇED Gerekli Değildir'' mevzuata ve usule uygun olduğu ileri sürülmektedir.
2- Davalı yanında müdahil tarafından, usule ilişkin olarak; görülmekte olan davanın Mahkemece kendilerine ihbar edildiği, verilen süre içerisinde davaya katılmaya yönelik dilekçelerinin dosyaya sunulduğu ancak yapılan keşif ve bilirkişi incelmesine idarelerinin dahil edilmediği gibi keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda hazırlanan raporun da kendilerine tebliğ edilmediği, bu durumun savunma hakkına yönelik bir kısıtlama ve bozma sebebi olduğu, esasa ilişkin olarak da; dava konusu taş ocağının ruhsat hukukunun İdarelerinin uhdesinde olduğu, faaliyet öncesi gerekli izinlerin (hammadde üretim izin belgesi, ÇED Gerekli Değildir kararı, Orman izni, GSM izni) alındığı, taş ocağınını DSİ 1. Bölge Müdürlüğü tarafından 2012-2018 yılları arasında aktif olarak kullanıldığı, çalışma esnasında toz oluşumunu önleyecek şekilde kırma işleminin gerçekleştirileceği, ocak içi ulaşım yollarının sürekli olarak sulanacağı, ocakta yapılacak patlatmaların çok düşük miktarlarda ve çok düşük sayıda yapılacağı ve dava konusu taş ocağının bölgede yapılacak yol yapım çalışmalarında kullanılacak nitelikli malzemelerin teminindeki tek alternatif taş ocağı olduğu, üretim faaliyetlerinin yaklaşık on yıl öncesine dayanıyor olduğu, ticari bir amaca hizmet etmekten ziyade kamu yararı taşıdığı ve üretim faaliyetlerinin tüm yıl boyunca yapılmayacağı, sadece birkaç ay içerisinde tamamlanacağı, bu nedenle, tarımsal faaliyetleri etkilemeyecek derecede kısa bir zamanda ve düşük bir miktarda yapılacağı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.
TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Mahkeme kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Bursa İli, İznik İlçesi, … Mahallesi, … Mevkinde bulunan alanda Bursa Büyükşehir Belediyesi tarafından açılmak istenen "taş ocağı" projesi için, Bursa Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü'nce … tarihli ve … sayılı “Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir” kararı verilmiştir.
Bunun üzerine, anılan kararın iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın "Hak arama hürriyeti" başlıklı 36. maddesinde, "Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir." hükmü yer almakta olup, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin "Adil yargılanma hakkı" başlıklı 6. maddesinin (1) fıkrasında da, herkesin medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklar konusunda bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini isteme hakkına sahip olduğu belirtilmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun "Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu ile Vergi Usul Kanununun uygulanacağı haller" başlıklı 31. maddesinde; "Bu Kanunda hüküm bulunmayan hususlarda; hakimin davaya bakmaktan memnuiyeti ve reddi, ehliyet, üçüncü şahısların davaya katılması, davanın ihbarı, tarafların vekilleri, feragat ve kabul, teminat, mukabil dava, bilirkişi, keşif, delillerin tespiti, yargılama giderleri, adli yardım hallerinde ve duruşma sırasında tarafların mahkemenin sukünunu ve inzibatını bozacak hareketlerine karşı yapılacak işlemler ile elektronik işlemlerde Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu hükümleri uygunlanır." hükmüne yer verilmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 31. maddesinin atıfta bulunduğu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 27. maddesinde; "1) Davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahiptirler. 2) Bu hak; a) Yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, b) Açıklama ve ispat hakkını, c) Mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içerir." hükmüne, 66. maddesinde; "Üçüncü kişi, davayı kazanmasında hukuki yararı bulunan taraf yanında ve ona yardımcı olmak amacıyla, tahkikat sona erinceye kadar, fer’î müdahil olarak davada yer alabilir." hükmüne, 67. maddesinde; "(1) Müdahale talebinde bulunan üçüncü kişi, yanında katılmak istediği tarafı, müdahale sebebini ve bunun dayanaklarını belirten bir dilekçeyle mahkemeye başvurur. (2) Müdahale dilekçesi, davanın taraflarına tebliğ edilir. Mahkeme, gerekirse taraflarla birlikte üçüncü kişiyi de dinlemek üzere davet eder, gelmeseler dahi müdahale talebi hakkında karar verir." hükmüne, 68. maddesinde; "(1) Müdahale talebinin kabulü hâlinde müdahil, davayı ancak bulunduğu noktadan itibaren takip edebilir. Müdahil, yanında katıldığı tarafın yararına olan iddia veya savunma vasıtalarını ileri sürebilir; onun işlem ve açıklamalarına aykırı olmayan her türlü usul işlemlerini yapabilir. (2) Mahkeme, katıldığı noktadan itibaren, taraflara bildirilen işlemleri müdahile de tebliğ eder." hükmüne, 69. maddesinde; "(1) Müdahilin de yer aldığı asıl davada hüküm, taraflar hakkında verilir." hükmüne yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Yukarıda belirtlen mevzuat hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinden; davaya müdahaleyi, görülmekte olan davada, hakkı davanın sonucuna bağlı olan kişinin kendi hukuki yararını korumak için, davanın tarafı olmadan, davayı kazanmasında yararı bulunan tarafın yanında ve ona yardımcı olarak davaya müdahalesine imkan veren bir hukuki kurum olarak tanımlamak mümkündür.
İdarenin işlem ve eylemlerinin hukuka uygunluk denetiminin yapıldığı idari yargıda görülmekte olan davalar yönünden de uyuşmazlık konusu üzerinde hak iddia eden ya da davanın taraflarından birinin davayı kazanmasında hukuki yararı bulunan üçüncü kişilerin davaya sadece şeklen değil etkili bir şekilde katılımının sağlanması, adil yargılanma hakkının güvencelerinin sağlanabilmesi için önemli bir müessesedir.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Menemen Minibüsçüler Odası/Türkiye kararında, yargıya erişim hakkı veya diğer bir deyimle hukuk davası açma hakkının, AİHS'nin 6. maddesinin "yargılanma hakkı" ile ilgili birinci fıkrasının yalnızca bir yönünü oluşturduğu, erişim hakkının etkin olabilmesi için, haklarına müdahale edilen bir kimsenin açık ve kesin bir şekilde bu işleme itiraz edebilmesi ve mahkemece tartışılabilmesi ve incelenmesi gerektiği, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 31. maddesinin mahkemeye erişim hakkını doğrudan etkilediğine işaret etmiştir.
Bu çerçevede başvuruyu değerlendiren AİHM, ulusal mahkemelerin 2577 sayılı Kanunun 31. maddesindeki gereklilikleri yerine getirmede başarı sağlayamamalarının başvurucuyu hak ve yükümlülüklerini doğrudan etkileyen uyuşmazlıkla ilgili olarak dinlenilmekten alıkoyduğu ve başvurucunun mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği sonucuna ulaşmıştır. (Menemen Minibüsçüler Odası/Türkiye, § 27)
Olayda, İdare Mahkemesince 28/09/2022 tarihinde ara kararı ile davanın Bursa Büyükşehir Belediye Başkanlığına ihbar edildiği, 13/10/2022 tarihinde müdahil belediyenin ara kararında verilen sürenin (7 gün) yeterli olmaması sebebiyle ek süre talep ettiği, 27/10/2022 tarihinde verilen ara kararı ile 22/11/2022 tarihinde keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmasına dair karar alındığı, 31/10/2022 tarihli dilekçe ile müdahil belediyenin beyan ve itirazlarını dosyaya sunduğu, 08/03/2023 tarihinde ise müdahil belediye tarafından verilen ek beyan dilekçesinde ise ''...yedi günlük süre içerisinde katılma dilekçesi verilmesine rağmen, idarelerinin keşfe davet edilmediği ve bilirkişi raporunun taraflarına tebliğ edilmediği, bilirkişi raporunun tebliğ edilmesinin istenildiği..'' belirtildiği, Mahkemece 13/03/2023 tarihinde müdahil dilekçesinin taraflara tebliğ edildiği, 18/04/2023 tarihinde ise müdahale isteminin kabulüne kararın verildiği ancak Bilirkişi Raporunun müdahile tebliğ edilmeden, 28/04/2023 tarihinde temyize konu karar verildiği görülmüş olup, dava konusu projeyi gerçekleştirecek olan Bursa Büyükşehir Belediye Başkanlığı'nın, davanın sonucundan doğrudan etkileneceği ve hakkının davanın sonucuna bağlı olduğu dikkate alındığında, anılan belediyeye adil yargılanma hakkı kapsamında davacının iddialarına karşı itirazlarını sunma ve delilleri toplamasına imkan sağlayacak bir zamanda davanın ihbar edilmeyerek usul hükümlerine aykırı davranıldığı sonucuna varıldığından, müdahale isteminin kabulüne karar verildikten sonra davaya sadece şeklen değil etkili bir şekilde katılımının sağlanması amacıyla davalı yanında müdahile bilirkişi raporunun tebliğ edilerek, itiraz etme olanağının tanınması ve varsa itirazların değerlendirilmesi suretiyle karar verilmesinin adil yargılanma hakkının gereği olduğunun kabulü gerekmektedir.
Bu itibarla, öncelikle Mahkemece, bilirkişi raporunun davalı yanında müdahile tebliğ edilmek suretiyle itiraz etme olanağı tanınarak, varsa bu itirazlar ile dava dilekçesinde yer alıp karşılanmadığı ileri sürülen iddiaların ve temyiz dilekçesindeki diğer iddiaların yukarıda yer verilen hususlar da dikkate alınarak, uyuşmazlığın tereddüte mahal vermeyecek şekilde çözümlenebilmesi amacıyla ve gerekirse ek bilirkişi raporu alınmak suretiyle uyuşmazlığın esası hakkında yeniden bir karar verilmesi gerekmektedir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin kabulüne,
2. Temyize konu … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. Dosyanın anılan İdare Mahkemesine gönderilmesine,
5. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A-2-(i) maddesi uyarınca, kesin olarak, 05/10/2023 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!