Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2023/11994 E. , 2023/5773 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2023/11994
Karar No : 2023/5773
TEMYİZ EDENLER :1- (DAVALI) … Bakanlığı
VEKİLİ : Hukuk Müşaviri …
2- MÜDAHİL (DAVALI YANINDA) ... Turizm ve Tarım Sanayi Anonim Şirketi
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACILAR) :1- ... Derneği
2- …
3- …
4- …
5- …
VEKİLLERİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Muğla İli, Milas İlçesi, ... Mahallesi, ... Mevkiinde, ... Turizm ve Tarım Sanayi Anonim Şirketi tarafından yapılması planlanan "Yakamoz Yat Limanı ve Çekek Yeri" projesi ile ilgili olarak, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından verilen … tarihli, … sayılı ''Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Olumlu'' kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: İdare Mahkemesince verilen kararda; dava dosyasındaki bilgi ve belgeler ile mahallinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen bilirkişi raporunun birlikte değerlendirilmesinden, dava konusu denizel alandaki su derinliklerinin yeterli olmayacağı ve bu durumda dip taramasına gereksinim duyulacağı, ancak dip taraması miktarı ve taramadan çıkacak malzemenin nasıl bertaraf edileceğinin ÇED raporunda değerlendirilmediği, dava konusu denizel alandaki taban sedimentlerinin ince daneli oluşu ile bölgedeki meteorolojik ve oşinografik özelliklere bağlı olarak mevsimsel değişimleri de içeren bir akıntı-sirkülasyon-sediment taşınımı modelinin hazırlanarak gerekli analizlerin yapılması ve bölgenin kıyı morfolojisi açısından değerlendirilmesinin ve sonuçlarının ÇED raporunda tartışılmasının gerektiği, ÇED raporu ve eklerindeki birçok analiz ve değerlendirmede kilit veri konumundaki rüzgar verileri için kullanılan 17292 Muğla meteoroloji istasyonu verilerinin bölgeyi temsil etmediği, bu nedenle değerlendirmelerin ... Muğla Milas Bodrum Havalimanı meteoroloji istasyonu verilerine göre revize edilip sonuçların ÇED raporunda tartışılması gerektiği, dava konusu çekek yeri için denizel kısımda dolgu gereksiniminin kaçınılmaz olduğu, dolayısıyla bu durumun tüm boyutları ile ÇED raporunda değerlendirilmesi gerektiği, ayrıca, çekek yeri olarak işaretlenen ve kotların 29 metrelere çıktığı bir alanın nasıl tekne parkı olarak kullanılacağının ve gerekliliğinin ÇED raporunda tartışılmamış olduğu, ÇED raporunda çekek yeri alanı için atıksu oluşumunun iyi değerlendirilmediği, olası etkilerinin araştırılmadığı ve gerekli çözümlemelerin planlanmadığı, ÇED raporunun daha çok yat limanı kısmı için olası atıksu kaynakları ve değerlendirilmeleri üzerine hazırlandığı, çekek yerinin hem denize hem de Güllük Deltası tamponlama bölgesi ile karasal alana yaratacağı baskı/olası olumsuz etkilerinin göz ardı edilmemesi gerektiği, belirtilen konuların detaylı şekilde belirlenmesi/planlanması ve ÇED raporuna yansıtılması gerektiği, ÇED raporunda bölgeye en yakın ve projenin doğasına en uygun meteorolojik veri setlerinin kullanılmadığı, yakında bulunan Bodrum Havaalanı Meteoroloji İstasyonu verileri yerine uzaktaki Milas ve Muğla meteoroloji istasyonlarının verilerinin kullanıldığı, akıntıların mevsimlere, aylara, hatta günün saatlerine göre bile farklılık göstermesi nedeniyle değerlendirmelerde kullanılan bir haftalık akıntı verilerinin yetersiz olduğu, projede yüzer dalgakıran yapılacağının belirtildiği, bunun akıntı rejimini etkileyeceği, proje yapılmadan önce bilimsel yöntemlerle akıntı rejiminin nasıl etkileneceğinin belirlenmesinin gerekmesine rağmen belirlenmemiş olduğu, dava konusu projenin uygulanması halinde Güllük Deltası’nın denize en yakın kıyısında yapılaşma olacağı, projenin gerçekleştirilmesinin planlandığı alanın önemli bir sulak alan habitatı içerdiği ve kuşlar için önemli bir alan olduğu, söz konusu alanda çok yüksek sayılarda flamingonun tespit edildiği ve alanın zarar görmesi durumunda flamingoların alanı terk edeceği, flamingo popülasyonunun bundan zarar göreceği, flamingoların alandan uzaklaşmasına bağlı olarak artemia–flamingo simbiyotik ilişkisi alandan bölgesel olarak yok olacağından bunun uzun dönemli bir sonucu olarak deltadaki ve bölgedeki denizlerdeki balık stoklarının bundan olumsuz olarak etkilenip azalacağı, bu nedenlerle alana herhangi bir tür yapılaşma getirilmesinin ve doğal yapının bozulmasının uygun olmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : 1-Davalı idare tarafından; davacılardan ... yönünden davanın derdestlik nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiği, hükme esas alınan bilirkişi raporunun bilimsel dayanaktan yoksun ve yetersiz olduğu, taş dolgu olarak yapılması planlanan dalgakıranın mülga Muğla Valiliği İl Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü görüşü doğrultusunda yüzer sistem olarak yapılacak şekilde revize edildiği, bu nedenle yatların limana yanaşırken draftların uygun olabilmesi için dip taraması yapılmasına karar verildiği, dört ve beş çıpalı yat limanlarında çekek alanı ve vinç sistemlerinin bulunması gerektiği, çekek yerlerinde denizin doldurulmasından ziyade arazinin kendi eğimi ile oluşturulduğu, proje kapsamında çekek yerinin denizde kalan kısmının kazıklı iskele şeklinde yapılacağı, bu aşamada herhangi bir dolgu işlemi yapılmayacağı, ÇED Raporu kapsamında yer alan Ekolojik Değerlendirme Raporunda, çekek yerinde oluşabilecek bakım onarım kaynaklı atıklar ile raspalama atıkları gibi tehlikeli atıkların sızdırmasız zemin üzerinde, diğer atıklardan ayrı ve geçici olarak depolanarak lisanslı araçlar ile çevre lisanslı bertaraf tesislerine gönderilmesi gerektiğinin belirtildiği, bilirkişi raporunda ÇED Raporu kapsamında yer alan Ekolojik Değerlendirme Raporunun göz önünde bulundurulmadığı, bölgedeki endemik türler hakkındaki bilgilerin Nihai ÇED Raporunda yer aldığı, konuya ilişkin ayrıntılı çalışmanın Nihai ÇED Raporunun Ek-4/B:Ekosistem Değerlendirme Raporunda (Kara ve Deniz Flora ve Faunası için hazırlanan) yer aldığı, dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu ileri sürülmektedir.
2-Müdahil (davalı yanında) tarafından); davacılardan ... yönünden davanın derdestlik nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiği, kamu yararı ile dava konusu projenin gerçekleştirilmesiyle çevrenin göreceği zarar arasında denge kurularak alınacak önlemlerin belirlendiği ve üstün olan kamu yararına öncelik verilerek dava konusu işlemin tesis edildiği, bilirkişi raporunda dava konusu işlemin Jeoloji Mühendisliği, Su ürünleri Mühendisliği ve Hidrobiyoloji uzmanlık alanları yönünden yeterli ve uygun olduğu yolunda görüş bildirildiği, bilirkişi raporlarının bilimsel araştırma ve ölçümlere değil sadece tahminlere dayalı olarak hazırlandığı, dip taraması yapılmayacağının müdahil firma tarafından kesin bir dille taahhüt edilmesine rağmen bilirkişi raporunda dip taramasına gereksinim duyulacağının muhtemel olduğunun ifade edildiği, çekek yeri bakımından beton dolgu yapılmayacağının müdahil firma tarafından taahhüt edilmiş olmasına rağmen bilirkişi raporunda çekek yeri için dolgunun kaçınılmaz olduğu ifade edilerek bu hususun ÇED Raporunda tartışılmamış olmasının eksiklik olarak değerlendirildiği, bilirkişi raporlarında ve Mahkeme kararında dava konusu işleme esas projenin değil bilirkişilerin tahmini projesinin uygunluğunun ve zararlarının tartışıldığı, ek ve kök bilirkişi raporlarının bilimsel incelemelerden ziyade sübjektif değerlendirmelere dayalı olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.
TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Uyuşmazlığın çözümü amacıyla mahallinde yeniden keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılması ve bunun sonucunda düzenlenecek raporun incelenmesi suretiyle uyuşmazlığın esası hakkında yeniden karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle temyiz isteminin kabulü ile Mahkeme kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin işin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Muğla İli, Milas İlçesi, ... Mahallesi, ... Mevkiinde, ... Turizm ve Tarım Sanayi Anonim Şirketi tarafından yapılması planlanan "Yakamoz Yat Limanı ve Çekek Yeri" projesi ile ilgili olarak, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından, … tarihli, … sayılı ''Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Olumlu'' kararı verilmiştir.
Bunun üzerine bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
2872 sayılı Çevre Kanunu'nun 1. maddesinde, Kanunun amacı, bütün canlıların ortak varlığı olan çevrenin, sürdürülebilir çevre ve sürdürülebilir kalkınma ilkeleri doğrultusunda korunmasını sağlamak olarak kabul edilmiş; 2. maddesinde, "Çevresel etki değerlendirmesi", "Gerçekleştirilmesi plânlanan projelerin çevreye olabilecek olumlu ve olumsuz etkilerinin belirlenmesinde, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin, seçilen yer ile teknoloji alternatiflerinin belirlenerek değerlendirilmesinde ve projelerin uygulanmasının izlenmesi ve kontrolünde sürdürülecek çalışmalar" olarak tanımlanmış; 10. maddesinde ise, gerçekleştirmeyi plânladıkları faaliyetleri sonucu çevre sorunlarına yol açabilecek kurum, kuruluş ve işletmelerin, Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu veya proje tanıtım dosyası hazırlamakla yükümlü oldukları, Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı veya Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir Kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili onay, izin, teşvik, yapı ve kullanım ruhsatı verilemeyeceği, proje için yatırıma başlanamayacağı ve ihale edilemeyeceği, Çevresel Etki Değerlendirmesine tâbi projelerin ve Stratejik Çevresel Değerlendirmeye tâbi plân ve programların ve konuya ilişkin usûl ve esasların Bakanlıkça çıkarılacak yönetmeliklerle belirtilmiştir.
25/11/2014 tarih ve 29186 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren ve dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği'nin 4. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde, ''Çevresel etki değerlendirmesi (ÇED): Gerçekleştirilmesi planlanan projelerin çevreye olabilecek olumlu ve olumsuz etkilerinin belirlenmesinde, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin, seçilen yer ile teknoloji alternatiflerinin belirlenerek değerlendirilmesinde ve projelerin uygulanmasının izlenmesi ve kontrolünde sürdürülecek çalışmaları," tanımına; (h) bendinde ise, "Çevresel etki değerlendirmesi olumlu kararı: Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu hakkında Komisyon tarafından yapılan değerlendirmeler dikkate alınarak, projenin çevre üzerindeki muhtemel olumsuz etkilerinin, alınacak önlemler sonucu ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olduğunun belirlenmesi üzerine projenin gerçekleşmesinde çevre açısından sakınca görülmediğini belirten Bakanlık kararı" tanımına yer verilmiştir.
Aynı Yönetmeliğin 6. maddesinde, "(1) Bu Yönetmelik kapsamındaki bir projeyi gerçekleştirmeyi planlayan gerçek veya tüzel kişiler; Çevresel Etki Değerlendirmesine tabi projeleri için; ÇED Başvuru Dosyasını, ÇED Raporunu, Seçme Eleme Kriterleri uygulanacak projeler için ise Proje Tanıtım Dosyasını, Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlara hazırlatmak, ilgili makama sunulmasını sağlamak ve proje kapsamında verdikleri taahhütlere uymakla yükümlüdürler. (2) Kamu kurum/kuruluşları, bu Yönetmelik hükümlerinin yerine getirilmesi sürecinde proje sahiplerinin veya Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşların isteyeceği konuya ilişkin her türlü bilgi, doküman ve görüşü vermekle yükümlüdürler. (3) Bu Yönetmeliğe tabi projeler için "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararı veya "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili teşvik, onay, izin, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez, proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez. (4) Bu Yönetmelik hükümlerine göre karar tesis edilmeden önce, projenin gerçekleştirilmesinin mevzuat bakımından uygun olmadığının tespiti halinde, aşamasına bakılmaksızın süreç sonlandırılır." kuralına yer verilmiş; 7. maddesinde ise, Çevresel Etki Değerlendirmesine tabi projeler sayılarak, buna göre anılan Yönetmeliğin EK-1 listesinde yer alan projeler, "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gereklidir" kararı verilen projeler ve kapsam dışı değerlendirilen projelere ilişkin kapasite artırımı ve/veya genişletilmesinin planlanması halinde, mevcut proje kapasitesi ve kapasite artışları toplamı ile birlikte projenin yeni kapasitesi ek-1 listesinde belirtilen eşik değer veya üzerinde olan projeler için Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu hazırlanmasının zorunlu olduğu düzenlenmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Dosyanın incelenmesinden; İdare Mahkemesince, Jeoloji (Hidrojeoloji) Mühendisi, Su Ürünleri Mühendisi, Ziraat Mühendisi, Biyolog (Zoolog), Hidrobiyolog, İnşaat (Hidrolik) Mühendisi, Deniz Ulaştırma İşletme Mühendisi, Çevre Mühendisi ve Meteorolji Mühendisinden oluşan bilirkişi heyetiyle mahallinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen 01/07/2022 havale tarihli bilirkişi raporunda; dava konusu ''Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Olumlu'' kararının "uygun olmadığı" yolunda görüş bildirildiği, Mahkemece 09/08/2022 tarihli ara kararla; söz konusu raporda bilimsel verilerle ortaya konulamadığı kanaatine varılan bazı bilirkişi tespitlerinin (örneğin Ziraat Mühendisliği disiplini açısından "dava konusu alanda, özellikle çekek yeri oluşturma faaliyetleri sırasında çevrede bulunan zeytin ağaçları ile bölgeye özgü ardıç ağaçlarının zarar göreceği, Sarıkız nehrinin oluşturduğu sulak alan ile çekek yeri yapılacak yerde bulunan balıkların ve diğer su canlılarının doğal üreme ortamı olan alanın zarar göreceği, hatta buradaki su canlılarının üreme ortamının yok olacağı" şeklindeki tespitte, ifade edilen zararın ne şekilde meydana geleceği, etkisinin ne olacağı hususunun) raporda belirtilen hususlara taraflarca yapılan itirazlar ve bilimsel veriler dikkate alınmak suretiyle ortaya konulması amacıyla ek bilirkişi raporu alınmasına karar verildiği, bu ara kararı üzerine hazırlanan 16/12/2022 havale tarihli ek bilirkişi raporunda; kök bilirkişi raporunda açıklanan tüm sonuçların aynen geçerli olduğu ve dava konusu ''Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Olumlu'' kararının "uygun olmadığı" yolunda görüş bildirildiği, Mahkemece kök ve ek bilirkişi raporları esas alınarak dava konusu işlemin iptaline karar verildiği anlaşılmaktadır.
A) BİLİRKİŞİ RAPORUNUN İNCELENMESİ VE DEĞERLENDİRİLMESİ
01/07/2022 havale tarihli kök bilirkişi raporu ile 16/12/2022 havale tarihli ek bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde; Jeoloji (Hidrojeoloji) Mühendisi tarafından kök raporda; ÇED raporunda “1/1.000 Ölçekli Uygulama İmar Planına Esas Jeolojik-Jeoteknik Etüt Raporu”, ayrıca kapsamlı jeolojik ve hidrojeolojik değerlendirmeler içeren “Ekosistem Değerlendirme Raporları (2017 ve 2020) ile “Hidrografik ve Oşinografik Etüt Raporu” (2017) konulu raporlar bulunduğu, bu raporlarda alanda yer alan jeolojik birimlerin genel jeolojik, jeofiziksel ve jeoteknik özellikleri ile alanın depremselliği, yeraltı suyu, yüzey suyu, doğal afet durumları vb. konular değerlendirilerek söz konusu etkinliğin jeolojik, hidrojeolojik ve jeoteknik açıdan çevreye etkilerinin irdelendiği, yat yapımı ve çekek yeri olarak kullanılacak olan kesimin Güllük Deltası Taslak Sulak Alan Koruma Bölgeleri sınırlarına göre tampon bölge içerisinde yer almakla birlikte Güllük Deltası Sulak Alanı ekosistemine ve deltanın denize bağlantısında su sirkülasyonuna olabilecek olası hidrojeolojik, jeolojik ve hidrolojik etkilerin değerlendirilmiş olduğu, tüm bu jeolojik hidrojeolojik değerlendirmelerin yeterli düzeyde bilimsel ve saha gerçekleriyle uyumlu olarak açıklandığı, etkinliğin olası çevresel etkileri ile gerekli önlemlerin ve taahhütlerin belirtilmiş olduğu tespitlerine yer verilerek dava konusu işlemin Jeoloji Mühendisliği disiplini yönünden uygun olduğu yolunda kanaat bildirildiği, Su Ürünleri Mühendisi tarafından kök raporda; ÇED raporunda su ürünleri yetiştiriciliği ve dalyan üzerinde olumsuz bir etki olmayacağına dair önemli açıklamaların olduğu, yat ve gemi trafiğinin dalyan çalışma şartlarına göre düzenlenerek balıkçı teknelerinin çalışma alanlarının zarar görmemesinin sağlanması gerektiği tespitlerine yer verilerek dava konusu işlemin Su Ürünleri Mühendisliği disiplini yönünden uygun olduğu yolunda kanaat bildirildiği,
ek raporda ise, dip taramasına ilişkin proje tanıtım dosyasının bakılan davada gerçekleştirilen keşif tarihinden sonraki tarihte idareye sunulduğu, dolayısıyla söz konusu proje tanıtım dosyasının görülmediği ve değerlendirilmediği, bu hususun bilirkişi raporunu sakatlamayacağı, projenin Güllük dalyanının işletilmesi üzerinde bir etki yaratmayacağı değerlendirmesine yer verilerek kök rapordakiyle aynı kanaatte olunduğunun bildirildiği, Hidrobiyolog tarafından kök raporda; ÇED raporunda proje alanı ve çevresinde 7 ayrı divizyona ait 261 fitoplankton taksonu, 14 ayrı gruba ait 76 zooplakton taksonu ile toplam 7 şubeye ait 159 bentik organizma taksonu ve 101 balık türü yaşadığının belirtildiği, fitoplanktonik, zooplanktonik ve bentik organizmaların kozmopolit dağılım gösterdiği, balıklarda IUCN’e göre kırmızı liste kategorilerinin verildiği, deniz memelileri (5 tür) açısından proje alanının spesifik bir yuvalama ve yavrulama alanı olmadığının bildirildiği tespitlerine yer verilerek dava konusu işlemin Hidrobiyoloji disiplini yönünden uygun olduğu yolunda kanaat bildirildiği, Ziraat Mühendisi tarafından kök raporda; dava konusu alanda, özellikle çekek yeri oluşturma faaliyetleri sırasında çevrede bulunan zeytin ağaçları ile bölgeye özgü ardıç ağaçlarının zarar göreceği, Sarıkız nehrinin oluşturduğu sulak alan ile çekek yeri yapılacak yerde bulunan balıkların ve diğer su canlılarının doğal üreme ortamı olan alanın zarar göreceği, hatta buradaki su canlılarının üreme ortamının yok olacağı tespitlerine yer verilerek dava konusu işlemin Ziraat Mühendisliği disiplini yönünden uygun olmadığı yolunda kanaat bildirildiği, ek raporda çekek yerinin inşası amacıyla alana ulaşması gereken iş makinelerinin kullanması için yol yapımı sırasında ve aynı zamanda çekek yerinin inşası sırasında alandaki bitki örtüsünün yok olacağı bunun neticesinde toprağın erozyon ile su ortamına taşınacağı, bunun da su canlılarının yaşama ve üreme ortamının zarar görmesine neden olacağı değerlendirmelerine yer verilerek kök rapordakiyle aynı kanaatte olunduğunun bildirildiği, Deniz Ulaştırma ve işletme Mühendisi tarafından kök raporda; yapılması planlanan tesisin konumunun deniz ulaştırması açısından yeterince irdelenmediği, proje alanının gerek deniz turizmi tesisi gerekse de çekek yeri olarak kullanılması açısından dikkate alınması gereken değişkenlerin belirlenmesi gerektiği, proje alanına yakın mesafede yat limanı ve çekek yerinin ya da yatlara hizmet verecek başka tesislerin bulunup bulunmadığının dikkate alınmasının, mevcut ticari gemi yoğunluğu açısından seyir emniyeti ve çatışmayı önleme kurallarına göre projenin değerlendirilmesi gerektiği tespitlerine yer verilerek dava konusu işlemin Deniz Ulaştırma ve İşletme Mühendisliği disiplini yönünden uygun olmadığı yolunda kanaat bildirildiği, ek raporda, ÇED raporunda marinanın yer seçimine ilişkin herhangi bir ayrıntıya yer verilmemiş olduğu, projenin gerçekleştirilmesinin planlandığı bölgede deniz turizmi pazarına ilişkin arz talep dengesine ilişkin veriler ile marinanın kapasitesinin belirlenmesinde ölçüt alınan verilere yer verilmemiş olduğu, marinanın oluşturacağı seyir trafiğinin bölgenin seyir trafiği üzerinde neden olacağı risklerin ve etkilerin belirlenmemiş olduğu değerlendirmelerine yer verilerek kök rapordakiyle aynı kanaatte olunduğunun bildirildiği, Kıyı ve Deniz (İnşaat) Mühendisi tarafından kök raporda; yat limanını kullanacak teknelerin boyutları ve mevcut batimetri haritası göz önüne alındığında dava konusu denizel alandaki su derinliklerinin yeterli olmayacağı ve bu durumda dip taramasına gereksinim duyulacağının kuvvetle muhtemel olduğu ancak dip taraması miktarının ve taramadan çıkacak malzemenin nasıl bertaraf edileceğinin ÇED raporunda değerlendirilmemiş olduğu, denizel alandaki taban sedimentlerinin ince daneli oluşu ile bölgedeki meteorolojik ve oşinografik özelliklere bağlı olarak mevsimsel değişimleri de içeren bir akıntı-sirkülasyon-sediment taşınımı modelinin hazırlanarak gerekli analizlerin yapılması ve bölgenin kıyı morfolojisi açısından değerlendirilerek elde edilecek sonuçların ÇED raporunda tartışılmasının gerektiği, ÇED raporu ve eklerindeki birçok analiz ve değerlendirmede kilit veri konumundaki rüzgar verileri için kullanılan … Muğla meteoroloji istasyonu verilerinin bölgeyi temsil etmediği, değerlendirmelerin ... Muğla Milas Bodrum Havalimanı meteoroloji istasyonu verilerine göre revize edilip sonuçların ÇED raporunda tartışılması gerektiği, çekek yeri için denizel kısımda dolgu gereksiniminin kaçınılmaz olduğu, bu durumun ÇED raporunda değerlendirilmesi gerektiği, çekek yeri olarak işaretlenen ve kotların 29 metrelere çıktığı bir alanın nasıl tekne parkı olarak kullanılacağının ÇED raporunda tartışılmamış olduğu değerlendirmelerine yer verilerek dava konusu işlemin Kıyı ve Deniz (İnşaat Mühendisliği) Mühendisliği disiplini yönünden uygun olmadığı yolunda kanaat bildirildiği, ek raporda da söz konusu tespitlere yapılan itirazlar değerlendirilerek kök rapordakiyle aynı kanaatte olunduğunun bildirildiği, Çevre Mühendisi tarafından kök raporda; ÇED raporunda özellikle çekek yeri alanı için atıksu oluşumunun iyi değerlendirilmediği, olası etkilerinin araştırılmadığı ve gerekli çözümlemelerin planlanmadığı, ÇED raporunun daha çok yat limanı kısmı için olası atıksu kaynakları ve değerlendirilmeleri üzerine hazırlandığı, Çekek yerinin hem denize hem de Güllük Deltası tamponlama bölgesine hem de karasal alana yaratacağı baskı/olası olumsuz etkilerinin göz ardı edilmemesi gerektiği, belirtilen konuların detaylı şekilde belirlenmesi/planlanması ve ÇED raporuna yansıtılması gerektiği değerlendirmelerine yer verilerek dava konusu işlemin Çevre Mühendisliği disiplini yönünden uygun olmadığı yolunda kanaat bildirildiği, ek raporda da söz konusu tespitlere yapılan itirazlar değerlendirilerek kök rapordakiyle aynı kanaatte olunduğunun bildirildiği, Meteoroloji Mühendisi tarafından kök raporda; ÇED Raporu hazırlama ekibinde Meteoroloji Mühendisinin yer almadığı, ÇED raporunda bölgeye en yakın ve projenin doğasına en uygun meteorolojik veri setlerinin kullanılmadığı, yakında bulunan Bodrum Havaalanı Meteoroloji İstasyonu verileri yerine uzaktaki Milas ve Muğla meteoroloji istasyonlarının verilerinin kullanıldığı, akıntıların mevsimlere, aylara, hatta günün saatlerine göre bile farklılık göstermesi nedeniyle değerlendirmelerde kullanılan bir haftalık akıntı verilerinin yetersiz olduğu, projede yüzer dalgakıran yapılacağının belirtildiği, bunun akıntı rejimini etkileyeceği, proje yapılmadan önce bilimsel yöntemlerle akıntı rejiminin nasıl etkileneceğinin belirlenmesinin gerekmesine rağmen belirlenmemiş olduğu değerlendirmelerine yer verilerek dava konusu işlemin Çevre Mühendisliği disiplini yönünden uygun olmadığı yolunda kanaat bildirildiği, ek raporda da söz konusu tespitlere yapılan itirazlar değerlendirilerek kök rapordakiyle aynı kanaatte olunduğunun bildirildiği, Biyolog tarafından kök raporda; ÇED raporunda yer verilen sürüngenler listesinin, kuşlar bölümünün ve memeli türleri listesinin eksikliler barındırdığı, kuşlar bölümünün eksiklikler barındırmasına rağmen alanın kuşlar açısından önemli bir alan olduğunun vurgulandığı, proje alanının biyoçeşitlilik açısından, kış göçmeni ve yaz göçmeni kuş türleri açısından önemli bir alan olduğu, projenin gerçekleştirilmesi halinde Güllük Deltası’nın denize en yakın kıyısında yapılaşma olacağı, sulak alanın bir kısmının taranarak çekek yerine dönüştürüleceği ve sonuçta geriye kalan sulak alanın da bundan olumsuz etkileneceği, projenin gerçekleştirilmesinin planlandığı alanın önemli bir sulak alan habitatı içerdiği ve kuşlar için önemli bir alan olduğu, söz konusu alanda çok yüksek sayılarda flamingonun tespit edildiği ve alanın zarar görmesi durumunda flamingoların alanı terk edeceği, flamingo popülasyonunun bundan zarar göreceği, flamingoların alandan uzaklaşmasına bağlı olarak artemia–flamingo simbiyotik ilişkisi alandan bölgesel olarak yok olacağından bunun uzun dönemli bir sonucu olarak deltadaki ve bölgedeki denizlerdeki balık stoklarının bundan olumsuz olarak etkilenip azalacağı, bu nedenlerle alana herhangi bir tür yapılaşma getirilmesinin ve doğal yapının bozulmasının uygun olmadığı değerlendirmelerine yer verilerek dava konusu işlemin Biyoloji (Fauna, Ornitoloji ve Ekoloji) disiplini yönünden uygun olmadığı yolunda kanaat bildirildiği, ek raporda da söz konusu tespitlere yapılan itirazlar değerlendirilerek kök rapordakiyle aynı kanaatte olunduğunun bildirildiği, Mahkemece, bilirkişi raporunda dava konusu işlemin Ziraat Mühendisliği ve Deniz Ulaştırma Mühendisliği disiplinleri yönünden uygun olmadığına dair bildirilen kanaatlerin bilimsel verilerden uzak ve subjektif olduğu değerlendirilerek hükme esas alınmadığı, bilirkişi ve ek bilirkişi raporunda Kıyı ve Deniz Mühendisliği, Çevre Mühendisliği, Meteoroloji Mühendisliği ve Biyoloji (Fauna, Ornitoloji ve Ekoloji) disiplinleri yönünden dava konusu işlemin uygun olmadığı yolunda bildirilen kanaatlerin ise dava dosyasındaki bilgi ve belgeler ile birlikte değerlendirilmek suretiyle kısmen hükme esas alınmak suretiyle dava konusu işlemin iptaline karar verildiği görülmektedir.
Bilirkişi raporunun, dava konusu işlemin hukuka uygun olmadığı yönünde kanaat içeren kısımları dosya kapsamıyla bir arada değerlendirildiğinde;
Ziraat Mühendisliği disiplini yönünden yapılan tespitlere ilişkin olarak, bilirkişi raporunda dava konusu alanda bulunan arazilerin işlemeli tarıma uygun olmadığı tespitine yer verildikten sonra, projenin gerçekleştirilmesi aşamasında çevrede bulunan zeytin ve ardıç ağaçlarının, sulak alanın ve çekek yerinin yapılacağı alanda bulunan balıkların ve diğer su canlılarının zarar göreceği yolunda kanaat bildirilmiştir. Ancak gerçekleşeceği belirtilen zararın, projeden kaynaklanacak hangi etkiler nedeniyle ortaya çıkabileceğine dair hiçbir bilimsel gerekçeye ver verilmemiş olduğu görülmektedir.
Deniz Ulaştırma ve İşletme Mühendisliği disiplini yönünden yapılan tespitlere ilişkin olarak, bilirkişi raporunda, gerçekleştirilmesi planlanan tesisin çevresel etki değerlendirmesinden ziyade konumu ile ilgili tereddütlerin hasıl olduğu, tesisin konumunun deniz ulaştırması açısından irdelenmesi gerektiği, raporda sayılan kriterler çerçevesinde tesisin konumu ile ilgili optimizasyon çalışmalarına ihtiyaç olduğu, gerek çekek yeri için gerekse de tekne yanaşma rıhtımları açısından deniz tabanının derinleştirilmesine yönelik faaliyetlere ihtiyaç duyulduğu, bölgedeki mevcut turistik tekne ve ticari gemi trafiği yoğunluğu açısından seyir emniyeti ile ilgili risk değerlendirmesi yapılmasının gerektiği belirtilmiş olmakla birlikte tesisin konumuyla ilgili olarak oluştuğu belirtilen tereddütlerin neler olduğunun somut olarak ortaya konulmadığı, bilirkişinin uzmanlık alanına dahil olan seyir emniyetine ilişkin risk değerlendirmesi hususunda hiçbir değerlendirmeye yer verilmeyerek risk değerlendirmesi yapılması gerektiğinin belirtilmesiyle yetinildiği, deniz derinliğine ilişkin tespitin ise somut veriler yerine soyut ifadelere dayandırıldığı görülmektedir.
Kıyı ve Deniz (İnşaat Mühendisliği) Mühendisliği disiplini yönünden yapılan tespitlere ilişkin olarak, öncelikle ÇED raporunda kullanılacak meteoroloji istasyonu verilerinin revize edilmesine ilişkin tespitin esasen Meteoroloji Mühendisliği uzmanlık alanına dahil olduğu, bilirkişi raporunun anılan uzmanlık alanına ilişkin kısmında bu hususta değerlendirme yapılmış olduğu görülmektedir. Kıyı ve Deniz (İnşaat Mühendisliği) Mühendisliği uzmanlık alanı başlığı altında yapılan diğer tespitlere gelince, bilirkişi tarafından denizel alandaki su derinliğinin yeterli olmayacağı, dip taramasına ihtiyaç duyulmasının kaçınılmaz olduğu ancak ÇED raporunda dip taraması miktarının ve taramadan çıkacak malzemenin nasıl bertaraf edileceğinin değerlendirilmemiş olduğu bir eksiklik olarak belirtilmekle birlikte işbu davada yargılama devam ederken (keşif tarihinden sonraki tarihte) dava konusu "Yakamoz Yat Limanı ve Çekek Yeri" projesinin bulunduğu alanda yapılacak "Dip Tarama" projesi için Muğla Valiliğince … tarihli ve … sayılı "Çevresel etki değerlendirmesi (ÇED) gerekli değildir." kararının verilmiş olduğu göz önünde bulundurulduğunda, bilirkişi tarafından tespit edilen eksikliklerin dip tarama projesine ilişkin Proje Tanıtım Dosyasında değerlendirilip değerlendirilmediğinin tespiti gerekmektedir. Bilirkişi tarafından, ÇED raporu kapsamında deniz tabanında birçok noktada sondaj çalışmasının yapılmış olduğu, hidrografik ve oşinografik rapor için sediment örneklemesinin de yapılarak zemin özelliklerinin belirlenmiş olduğu tespitlerine yer verildikten sonra ÇED raporu kapsamında akıntı, sirkülasyon ve sediment taşınımı açısından herhangi bir çalışmanın yapılmamış olduğu, böyle önemli ve kırılgan yapıdaki bir koy girişinde teşkili planlanan kıyı yapıları için uzun dönemli (en azından mevsimsel değişimleri içeren) gözlem veya kestirim verileri ile akıntı-sirkülasyon-sediment taşınımı modelinin kurulmasının ve denizel bölgenin kıyı morfolojisi açısından etraflıca değerlendirilmesinin gerektiği belirtilmiştir. Bununla birlikte, yapılmadığı tespitine yer verilen modelleme ve değerlendirmenin yapılmamış olmasının sonuçlarının, projenin gerçekleştirilmesi planlanan alana /koya olası çevresel etkilerinin bilimsel verilere dayalı açık ve anlaşılabilir şekilde ortaya konulmadığı görülmektedir.
Diğer taraftan, bilirkişi tarafından, çekek yerinin rampa kısmında dolgu ile tahkimat yapılmasının kaçınılmaz olduğu ancak ÇED raporunda dolgu yapılmayacağının taahhüt edildiği ayrıca çekek yeri olarak işaretlenen ve kotların 29 metrelere çıktığı bir alanın nasıl tekne parkı olarak kullanılacağının ÇED raporunda tartışılmamış olduğu tespitlerine yer verilmiş ise de, ÇED raporunda projenin yat imal ve çekek yeri olarak kullanılacak olan kesiminde denize müdahalenin sadece küçük bir alana kazıklı ve/veya yüzer iskele yapılması ile sınırlı olacağının, herhangi bir dolgu işlemi yapılmayacağının, çekek yerinde mevcut gezer vinç (travel lift) kullanılarak ve temin edilecek 80 ton kapasiteli gezer vinç ile çekek hizmetlerinin verileceğinin, karaya alınan teknelerin standartlara uygun beşikler (teknelerin yerleştirildiği sistemler) üzerinde park edileceğinin taahhüt edilmiş olduğu göz önünde bulundurulduğunda, söz konusu bilirkişi tespitlerinin bilimsel ve teknolojik olarak doğruluğunu kanıtlayan verilerle ortaya konulması gerekmektedir.
Çevre Mühendisliği disiplini yönünden yapılan tespitlere ilişkin olarak, bilirkişi tarafından, proje sahasının yat limanı olarak planlanan kısmının Güllük Deltası Sulak Alanı tampon bölgesi dışında, çekek yeri olarak planlan bölgenin ise Güllük Deltası Sulak Alanı tampon bölgesi sınırları içerisinde yer aldığı, çekek yeri su toplama alanının drenajının Güllük Deltasına doğru değil tampon bölge içerisinden güneybatı yönünde denize doğru olduğunun Hidrojeolojik Değerlendirme Raporunda ifade edilmiş olduğu, tüm sıvı atıkların yağ tutucu özelliği olan paket arıtmadan geçirilerek ilk aşamada deşarj edileceği ve kanalizasyon şebekesinin devreye girmesiyle kanalizasyona verileceğinin ÇED Raporunda ifade edildiği tespitlerine yer verildiği, bilirkişinin dava konusu işlemin uygun olmadığı yolundaki kanaatinin esas itibarıyla paket arıtma sonrası foseptik kanalizasyon devreye alınana kadar olan süreçte alıcı ortama (deniz, dere, toprak vb.) deşarj yapılacağı, bu süreçte alıcı ortamın bir kirlilik yüküne maruz kalacağı diğer taraftan çekek yeri alanında yat/tekne bakım ve onarımı sırasında oluşabilecek atıksular (evsel atıksu niteliğinde olmayan, kalıcı organik madde içeren ve tehlikeli organik maddelerin bulunabileceği) için bir planlamanın ÇED Raporunda yer almadığı, çekek yerinde oluşacak atıksuların planlama yapılmaması durumunda olası çevresel etkilerinin ve risklerin Güllük Deltası tampon bölgesine zarar vermeyecek gibi görünmesine rağmen alıcı ortam olan denizde kirlilik yükü açısından baskıya ve bir süre sonra geri dönüşü mümkün olamayacak kirliliğe olacağı tespitlerine dayandırıldığı anlaşılmaktadır.
ÇED Raporu kapsamında yer alan Muğla Büyükşehir Belediye Başkanlığının … tarih ve … sayılı yazısından, gerçekleştirilmek istenilen projenin inşaat ve işletme aşamalarında oluşması muhtemel evsel nitelikli atıksuların proje kapsamında kurulacak olan arıtma tesisinde arıtıldıktan sonra foseptikte biriktirilerek anılan Belediyeye ait atıksu arıtma tesisinde bertaraf edilmesinde sakınca olup olmadığının sorulduğu, Belediye tarafından işletme faaliyete geçtikten sonra yapılacak denetimlerde atıksuların ilgili Yönetmelikteki limit değerleri sağladığının tespiti halinde konuya ilişkin protokol imzalanacağı, yat limanı ve çekek yerinin inşaat aşamasında oluşacak evsel nitelikli atıksuların atıksu arıtma tesisinde bertarafına ilişkin olarak işletmenin faaliyete geçeceği tarihe kadar sınırlı süreli protokol imzalanacağı, inşaatın başlangıç ve bitiş tarihlerinin bildirilmesi halinde gerekli işlemlerin yapılacağı şeklinde cevap verildiği, ÇED Raporunda ise inşaat aşamasında oluşacak evsel nitelikli atıksular ve işletme aşamasında oluşacak atıksular için paket atıksu arıtma tesisi kurulacağı, arıtma tesisinde arıtılan suların öncelikle liman alanı kapsamında yer alan yeşil alanların sulanmasında kullanılacağı, yeşil alanların sulanamaması durumunda ise arıtmadan çıkan suların bertarafı ile ilgili olarak; işletmenin faaliyete alınacağı tarih itibari ile Muğla Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü (MUSKİ) görüşü doğrultusunda MUSKİ ile yapılacak protokol çerçevesinde bertarafının sağlanacağı hususlarına yer verildiği, kanalizasyon devreye alınıncaya kadar evsel nitelikli paket arıtma sonrası alıcı ortama sürekli deşarj yapılacağı yolundaki bilirkişi kanaatinin dayanağının ise somut ve teknik tespitlerle ortaya konulamadığı görülmektedir.
Diğer taraftan, ÇED Raporu içerisinde yer alan ve proje alanı ile ilgili olarak bahse konu faaliyetin ve özellikle çekek yeri olarak belirlenen bölgede yapılacak inşaat ve işletme aşamalarında Güllük Deltası Sulak Alanı ekosistemine ve deltanın denize bağlantısında su sirkülasyonuna olabilecek hidrojeolojik, jeolojik ve hidrolojik etkilerin belirlenmesi ve alınacak önlemlerin tanımlanması amacıyla ornitolog, hidrobiyolog ve hidrojeolog tarafından hazırlanan Ekosistem Değerlendirme Raporunda; proje sahasının yat limanı olarak planlanan kısmının Güllük Deltası Sulak Alanı tampon bölgesi dışında, çekek yeri olarak planlan bölgenin ise Güllük Deltası Sulak Alanı tampon bölgesi sınırları içerisinde yer aldığı, gerek yat limanı ve gerekse çekek alanı olarak planlanan alanların yüzey suyu drenajı doğrudan denize doğru olduğundan ve bu alanlardan sulak alana doğru herhangi bir yüzey suyu akışı oluşturmadığından söz konusu yat limanı ve çekek alanı inşası ve işletilmesi faaliyetinin Güllük Deltası Sulak Alanı hidrolojisi üzerine herhangi bir etki oluşturmayacağı, yeraltı suyu bütçe hesabında da çalışma alanında yüzeysel akış oluşturacak kadar yağışın olmadığı tespit ve kanaatine yer verilmiş, faaliyetinin gerek inşaat ve gerekse işletme aşamasında Başta Güllük Deltası Sulak Alanı olmak üzere çevrede bulunan yüzey ve yeraltısuyu üzerine oluşturabileceği etkileri asgari seviyeye indirebilmek için alınması gereken tedbirler kapsamında çekek yerinde oluşabilecek bakım onarım kaynaklı atıkların sızdırmasız zemin üzerinde diğer atıklardan ayrı geçici olarak depolanması ve lisanslı araçlar ile çevre lisanslı bertaraf tesislerine iletilmesi gerektiği belirtilmiştir.
ÇED raporunda, çekek yerinde oluşabilecek bakım onarım kaynaklı atıkların sızdırmasız zemin üzerinde diğer atıklardan ayrı, geçici olarak depolanarak lisanslı araçlar ile çevre lisanslı bertaraf tesislerine gönderileceğinin, faaliyet kapsamında oluşması muhtemel tüm tehlikeli atıkların, sızdırmasız, yağmurdan arındırılmış alanlarda diğer atıklardan ayrı olarak depolanacağının ve Atık Yönetimi Yönetmeliği hükümlerine göre bertaraf edileceğinin, bakım/yağ değişiminin yağmurdan arındırılmış ortamda, sızdırmaz zemin üzerinde yapılacağının, sızdırmaz zemin üzerine kaza sonucu dökülen atık yağların alıcı ortama ulaşmadan beton zemin üzerinden emici malzemeler ile çektirilerek Atık Yönetimi Yönetmeliğine göre bertarafının sağlanacağının, atık yağların sızdırmaz ağzı kapalı kaplarda biriktirilerek lisanslı atık yağ toplayıcılarına verileceğinin taahhüt edilmiş olduğu görülmektedir.
Bu durumda, ÇED raporu içerisinde yer alan Ekolojik Değerlendirme Raporunda yer verilen tespit ve öneriler de dikkate alındığında, yukarıda yer verilen taahhütlerin çekek yerinde oluşacak atıksuların denizde oluşturabileceği kirlilik yükünü engellemeye ya da azaltmaya yeterli görülmemesinin nedeninin somut ve bilimsel verilerle ortaya konulamadığı anlaşılmaktadır.
Meteoroloji Mühendisliği disiplini yönünden yapılan tespitlere ilişkin olarak, bilirkişi raporunda, ÇED raporunu hazırlayanlar arasında meteoroloji mühendisi bulunmadığı, bölgeye en yakın ve projenin doğasına en uygun meteorolojik veriler Bodrum Havaalanı Meteoroloji İstasyonundan elde edilebilecek iken ÇED raporunun hazırlanmasında uzaktaki Milas ve Muğla meteoroloji istasyonlarının verilerinin dikkate alınmış olduğu, karar vericilere/değerlendiricilere sunulan bir haftalık akıntı verilerinin yetersiz olduğu ve proje kapsamında yapılması planlanan yüzer dalgakıranın akıntı rejimi üzerindeki etkisinin projenin gerçekleştirilmesinden önce bilimsel yöntemlerle belirlenmemiş olduğu gerekçeleriyle ÇED olumlu kararının Meteoroloji Mühendisliği yönünden uygun olmadığı yolunda kanaat bildirildiği görülmektedir.
Öncelikle, davalı Bakanlık tarafından ÇED raporu özel formatı belirlenirken, raporu hazırlayan uzmanlar arasında meteoroloji mühendisine yer verilmesinin istenilmediği, diğer taraftan Tersaneler ve Kıyı Yapıları Genel Müdürlüğünün … tarih ve … sayılı ve Güllük Liman Başkanlığının 16/07/2018 tarihli, yat limanı ve çekek yeri amaçlı imar planı teklifleri hakkında görüş yazılarında, planlama alanının Güllük Körfezinde yer almasından dolayı korunaklı bir alan içinde yer alacağının ve olumsuz meteorolojik olaylardan etkilenme ihtimalinin düşük olacağının belirtildiği anlaşıldığından, ÇED raporunu hazırlayanlar arasında meteoroloji mühendisine yer verilmeyişinin eksiklik olarak nitelendirilemeyeceği sonucuna varılmıştır.
Öte yandan, Muğla ve Milas meteoroloji istasyonlarının verilerinin proje sahasını temsil etmediği, Bodrum Havalimanı Meteoroloji verilerinin "kullanılmasının daha doğru olacağı" belirtilmiş olmakla birlikte, anılan meteoroloji istasyonlarının rakım ve proje alanına mesafeleri değerlendirilmek suretiyle söz konusu kanaate varıldığı, anılan meteoroloji istasyonları verilerinin uzun yılları temsil etmek hususunda aynı yeterlilikte olup olmadığı belirtilmediği gibi meteorolojik temsil açısından anılan istasyon verilerinin yeterli olmadığını gösteren, ÇED raporundaki bilgilerle karşılaştırmaya ve söz konusu verileri kullanarak değerlendirme yapan diğer disiplinlerin vardıkları sonuçlarda anlamlı düzeyde bir farklılık oluşturacağını göstermeye imkan sağlayacak hesap ve verilere de yer verilmediği görülmektedir.
Bilirkişi raporunda, ÇED raporunda yer verilen beş günlük akıntı verilerinin yetersiz olduğu ayrıca yapılması planlanan yüzer dalgakıranın akıntı rejimi üzerindeki etkisinin belirlenmesi gerektiği belirtilmekle birlikte mevsimlere, aylara hatta aynı gün içinde saatlere göre farklılık gösterdiği belirtilen akıntı rejimine ait sağlıklı verilerin elde edilebilmesi için hangi zaman diliminde ölçüm yapılması gerektiğinin, ÇED raporunda yer verilen akıntı verilerinin sadece beş günlük ölçümlerle elde edilmiş olmasının projenin hangi çevresel unsurlar üzerinde gerçekleşebilecek etkisinin değerlendirmesinde yetersiz kalabileceğinin, ayrıca projenin, korunaklı bir alan olduğu ve faal iki adet daha marinanın bulunduğu anlaşılan Güllük Körfezinde gerçekleştirilecek olduğu göz önünde bulundurulduğunda, söz konusu tespitin yine de dava konusu işlemi sakatlar mahiyette olup olmadığının bilimsel, somut ve teknik tespitlerle ortaya konulamadığı görülmektedir.
Biyoloji disiplini yönünden yapılan tespitlere ilişkin olarak, bilirkişi raporunda, ÇED raporunda belirtilen sürüngenler listesinin, tüm Ege bölgesinde yaygın olarak görülen bazı yılan ve kertenkele türlerini içermediği, memeli türler listesinde yer verilen yarasa türü sayısının eksik olduğu tespitine yer verilmiştir. Ancak, gerçekleştirilmesi planlanan projenin, yaygın olarak olarak görüldüğü, endemik olmadığı anlaşılan söz konusu türlere ve yaşam alanlarına etkisine ilişkin herhangi bir değerlendirme yapılmamıştır.
Öte yandan, alanda yapılan kuş araştırmasının ve ÇED raporunda verilen listenin genel olarak uygun olduğu, raporun kuşlar bölümünde alanın kuşlar açısından önemi vurgulanmakla beraber verilen tür sayısının eksik olduğu, alanın barındırdığı gerçek tür sayısının söz konusu listedekinden çok daha fazla olacağı tespit ve kanaatine yer verilmiştir. Ancak, eksik olduğu kanaatine varılan türlerin hangileri olduğuna ilişkin somut herhangi bir değerlendirmeye yer verilmediği görülmektedir.
Bilirkişi raporunda, ÇED raporunda çekek yerinin karada yer aldığı izleniminin yaratıldığı, oysa teknelerin ve kayıkların çekek yerine getirilebilmesi için önünde yer alan sulak alan habitatının tamamen tarama yapılarak çıkarılması gerektiği, sulak alanın bir kısmının taranarak çıkarılması neticesinde sulak alanın kalan kısmının da bundan olumsuz etkileneceği belirtilmekle birlikte, ÇED raporunda, çekek yeri olarak kullanılacak olan alanın Güllük Deltası Taslak Sulak Alan Koruma Bölgeleri sınırlarına göre tampon bölge içerisinde yer aldığının, çekek yeri olarak kullanılması planlanan söz konusu bu sınırların önemli bir kısmının karasal ortam içerisinde yer alacağının, denizel alana müdahalenin koyun uç kısmında sadece küçük bir alanın kazıklı ve/veya yüzer iskele yapılması ile sınırlı olacağının, çekek yerinde mevcut gezer vinç (travel lift) kullanılarak ve temin edilecek 80 ton kapasiteli gezer vinç ile çekek hizmetlerinin verileceğinin, karaya alınan teknelerin standartlara uygun beşikler (teknelerin yerleştirildiği sistemler) üzerinde park edileceğinin belirtildiği de dikkate alındığında, çekek yerine yatların ve teknelerin alınacağı/giriş yapacağı yerin, çekek yerinin sulak alan sınırları içerisinde kalan kısmında yapılacağının, çekek yerinde faaliyet yürütülebilmesi için çekek yerinin sulak alanda kalan kısmının da kullanılmasının zorunlu olduğunun somut ve teknik bilgi ve belgelerle ortaya konulması gerekmektedir.
Diğer taraftan, bilirkişi raporunda, projenin gerçekleştirilmesinin alanda yaşayan flamingoların uzaklaşmasına yol açacağı, bunun da bölgedeki balık stoklarına uzun vadede olumsuz etki edeceği tespitine yer verilmekle birlikte, bilirkişi raporunda yer verilen fotoğraflardan (sayfa 69) flamingo olduğu belirtilen kuş türünün yerleşim yerine ve birçok teknenin sıralanmış olduğu alana yakın mesafede mevcut olduğu, fotoğraf altında flamingoların her yerde görüldüğü açıklamasına yer verildiği ve proje kapsamında yalnızca çekek yerinin bir kısmının sulak alan tampon alanı sınırları içerisinde kaldığı da göz önüne alınarak, projenin flamingoların mevcut alandan uzaklaşmalarına yol açabilecek olumsuz etkilerinin bilimsel verilere dayalı olarak ortaya konulması gerekmektedir.
B)ÇED KARARLARININ BİR BÜTÜN OLARAK İNCELENMESİ VE DEĞERLENDİRİLMESİNİN GEREKTİĞİ
Çevresel etki değerlendirmesi; gerçekleştirilmesi planlanan projenin, çevreye olabilecek olumlu ya da olumsuz etkilerinin belirlenmesi, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin belirlenerek değerlendirilmesi amacıyla yapıldığından, ÇED sürecinde verilen kararların iptali istemiyle açılacak davalarda, yukarıda belirtilen Yönetmeliğin Ek III. maddesindeki unsurlar yönünden, ÇED kararlarının bir bütün olarak incelenmesi esastır.
Bununla birlikte, ÇED süreci sonunda verilecek kararların yargısal denetimi yapılırken, seçilecek bilirkişiler arasında bir çevre mühendisinin bulunması, diğer bilirkişilerin ise projenin ve bulunduğu çevrenin özelliklerine göre, proje tanıtım dosyasını veya nihai ÇED raporunu hazırlayan kişilerin uzmanlık alanları da dikkate alınmak suretiyle seçilmesi gerekmektedir. Nihai ÇED Raporunda veya proje tanıtım dosyasında onlarca uzmanın imzası bulunabildiğinden, birebir aynı sayıda ve aynı uzmanlık alanında olmasa dahi, yargılama usulü kurallarının elverdiği ölçüde, usul ekonomisi de gözetilerek bir denge kurulması, seçilecek bilirkişilerin projenin bulunduğu alana ve projeye yapılan itirazlara göre değerlendirilmesi zorunlu olan ana konu başlıkları bakımından yeterli uzmanlığa sahip olması, Nihai ÇED Raporunda veya proje tanıtım dosyasında yer alan kurum görüşlerine yer vermekten ziyade, taahhütlerin çevreye olabilecek etkilerinin teknik olarak incelendiği, tarafları tatmin edici ve adil bir yargılama yapılması açısından gerekliliktir.
Öte yandan, iptali istenilen ÇED Olumlu kararının ilişkin olduğu "Yakamoz Yat Limanı ve Çekek Yeri" projesi kapsamında yapılması planlanan liman havzasının derinliğini artırmak böylece limandan yararlanacak yatların yanaşma kapasitesine uygun draft derinliğini sağlamak amacıyla gerçekleştirilmesi planlanan "dip tarama" projesine ilişkin olarak Muğla Valiliği tarafından verilen … tarihli, … sayılı ''Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Gerekli Değildir'' kararının iptali yolunda verilen …. İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının Dairemizin 26/10/2023 tarih ve E:2023/12865, K:2023/5775 sayılı kararıyla; ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının ise Dairemizin 26/10/2023 tarih ve E:2023/11984, K:2023/5772 sayılı kararıyla yeniden yaptırılacak keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenecek rapor dikkate alınmak suretiyle işin esası hakkında yeniden karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulduğu göz önünde bulundurulduğunda, aynı sahada gerçekleştirilmesi planlanan her iki projenin çevresel etkilerinin aynı bilirkişi heyetiyle keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılarak ve bir bütün halinde değerlendirilerek belirlenmesi suretiyle hazırlanacak bilirkişi raporlarında birbirleriyle çelişen tespit ve kanaatlere yer verilmesinin önüne geçileceği ve bu şekilde hazırlanan bilirkişi raporlarının hükme esas alınmak suretiyle verilecek Mahkeme kararının tereddüte yer vermeyecek şekilde sonuca ulaşılmasını sağlayacağı açıktır.
Yukarıda yer verilen bilgiler ışığında, bilirkişi raporunun hükme esas alınabilecek nitelik ve yeterlilikte olmadığı sonucuna varıldığından, uyuşmazlığın tereddüte mahal vermeyecek şekilde çözümlenebilmesini teminen, İdare Mahkemesince; dava dilekçesi, savunma dilekçesi, bilirkişi raporuna itiraz ve temyiz dilekçelerindeki iddialar, yukarıda yer verilen inceleme ve değerlendirmeler, projenin yeri, nitelikleri ve proje tanıtım dosyasını hazırlayanların uzmanlık alanları da dikkate alınarak, dava konusu "'Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararına konu faaliyetin çevre üzerindeki olumsuz etkilerinin, alınacak önlemler sonucu ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olup olmadığının nihai ÇED raporunda yer verilen taahhütlerin bilimsel olarak değerlendirilmesi yapılmak suretiyle araştırılması amacıyla, aralarında Çevre Mühendisi, Jeoloji Mühendisi, Hidrojeoloji Mühendisi, Su Ürünleri Mühendisi, Ziraat Mühendisi, Biyolog (Flora-Fauna uzmanı), Hidrobiyolog, İnşaat Mühendisi (hidrolik alanında uzman), Deniz Ulaştırma İşletme Mühendisi, Meteoroloji Mühendisi, Ornitolog olmak üzere, gerekirse başka dallardan da öğretim üyeleri seçilerek oluşturulacak yeni bir bilirkişi heyetiyle (Dairemizin E:2023/12865 ve E:2023/11984 sayılı dosyalarına konu davalarda belirlenecek aynı bilirkişi heyetiyle) mahallinde yeniden keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılması ve projenin çevresel etkilerinin değerlendirilmesi suretiyle düzenlenecek rapor dikkate alınarak, işin esası hakkında yeniden karar verilmesi gerekmektedir.
Bu itibarla, karara esas alınabilecek nitelikte ve yeterlilikte olmayan bilirkişi raporuna dayanılarak dava konusu işlemin iptali yolunda verilen temyize konu İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin kabulüne,
2. Temyize konu … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan İdare Mahkemesine gönderilmesine,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 20/A-2-(i) maddesi uyarınca, kesin olarak, 26/10/2023 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY :
Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, temyize konu mahkeme kararının bozulmasını sağlayacak nitelikte bulunmadığından temyiz isteminin reddi gerektiği görüşüyle Dairemiz kararına katılmıyoruz.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!