Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2023/11952 E. , 2023/6112 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2023/11952
Karar No : 2023/6112
TEMYİZ EDENLER : I- (DAVALI ) … Bakanlığı
VEKİLİ : Av. …
II- MÜDAHİLLER (DAVALI YANINDA)
1- … Sanayi Limited Şirketi - Yalova Şubesi
VEKİLİ : Av. …
2- … Mühendislik Müşavirlik A.Ş.
KARŞI TARAF (DAVACILAR) :
1- …
4- …
7- …
10- …
13- …
16- …
19- …
2- …
5- …
8- …
11- …
14- …
17- …
20- …
3- …
6- …
9- …
12- …
15- …
18- …
21- … Mühendisleri Odası
VEKİLLERİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararın temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Yalova İli, Çiftlikköy İlçesi, … Mahallesi, … ada, … parsel sayılı taşınmazda ... Malzemeler San. Ltd. Şti. tarafından yapılması planlanan "Karbon Elyaf, Pultruze Profil, Karbon Elyaftan Dokuma Kumaş, Karbon Elyaftan Çok Eksenli Dokuma Kumaş ve Reçine Edilmiş Kumaş Üretim Tesisi Entegre Projesi" ile ilgili olarak Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'nca verilen … tarihli ve … sayılı "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: İdare Mahkemesince mahallinde yaptırılan keşif sonrasında düzenlenen bilirkişi raporundaki tespitler ile dosyadaki bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesi neticesinde; dava konusu işleme esas nihai ÇED raporunda, tesisin hammadde, mevcut yardımcı işletme kaynaklarına (elektrik, buhar, soğutma suyu, atıksu arıtma tesisi, vb.) yakın mesafede olması nedeniyle en iyi alternatif olarak düşünüldüğü belirtilmiş ise de; tesisin yer aldığı taşınmazın I-II. sınıf mutlak sulu tarım arazisi vasfında olduğu, arazinin tarım dışı kullanımına dair kararın yargılama sürecinin devam ettiği, dava konusu taşınmazı kapsayan alanda Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'nca 29.05.2018 tarihinde onaylanan Yalova İli 1/50.000 ölçekli Çevre Düzeni Planının Taşköprü'nün güneyinde OSB'ler ve kentsel servis alanları önerilen bölümünün Mahkemelerinin … tarihli ve E: …, K: … sayılı kararı ile iptal edildiği, mevcut haliyle tarımsal ürün verme kabiliyetinde olan bir arazi üzerine getirilecek yapılar ile bu işlevinin sonlandırılmasının ancak çok büyük zaruret halinde tercih edilebileceği; tarımsal niteliği nedeniyle çevresel etkilere karşı hassas alan dışında tesisin kurulmasına yönelik karşılaştırmalı alternatif alan araştırmasının yeterli düzeyde yapılmaması, projenin halihazırda geçerli olan r=1200 m. yarıçaplı sağlık koruma bandı içerisinde bulunan özel mülkiyete konu alanlar üzerinde çevresel olumsuz etkiler meydana getirmesi, kümülatif etki değerlendirmesinin sadece gürültü ve hava kalitesi açısından incelenmesi; olası yangın, patlama, sabotaj gibi hallerde kimyasal maddelerin birbirleriyle olan etkileşimlerinin ne olacağı, etki alanı vb. durumlara ilişkin herhangi bir değerlendirmenin yapılmaması nedenleriyle projenin yapılacağı yerin ve etki alanının çevresel özelliklerini, çevresel etkilerini belirlemede yetersiz olduğu ve olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da azaltılması için alınacak önlemleri yansıtmadığı anlaşıldığı, dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna ulaşıldığı gerekçeleriyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI:
1-Davalı İdare tarafından; projenin ÇED Yönetmeliğinin 24/B maddesi kapsamında değerlendirildiği, proje alanının seçilmesindeki en önemli hususların mevcut tesis alanı, ham madde, mevcut yardımcı işletme kaynaklarına (elektrik, buhar, soğutma suyu, atık su arıtma tesisi vb.) yakın mesafede olması olduğu, Yalkim OSB içerisinde yeterli büyüklükte alanın bulunmaması, söz konusu proje alanının (304 ada 1 parsel) hammadde temini ve ürün satışları için mevcut OSB'nin alt yapı (su kaynakları, atık su arıtma tesisi vb.) ve liman birimlerinden faydalanmasına elverişli konumda olması nedenleriyle en iyi alternatif olarak düşünüldüğü, 124.951,26 m2 büyüklüğündeki proje alanının Yalova tarım arazilerinin % 0.1'ine Çiftlik Köy tarım arazilerinin ise % 0.3'üne tekabül ettiği, karbon elyaf kompozit malzemeler rüzgar türbinlerinin enerji üretiminin arttırılması, otomobillerdeki yakıt tüketiminin azaltılması, bina ve alt yapıların güçlendirilerek depreme karşı korunması gibi önemli sorunlara yenilikçi çözümler sunmaları nedeniyle stratejik öneme sahip olduğu, Dünyada çok az sayıda şirket tarafından ve sadece belli başlı gelişmiş ülkelerde üretilebilen karbon elyafın ithalatının da serbest olmadığı, Türkiye için kritik bir milli ihtiyaç olduğu, üretiminin yerli olarak yapılabilmesinin Ülkemizin otomotiv, enerji, alt yapı ve savunma alanlarındaki ihtiyaçları açısından da bir mecburiyet olduğu, söz konusu proje alanında tarımsal bütünlük bulunmadığı, bu proje kapsamında kümülatif değerlendirmenin yapılması gereken esas ÇED bileşenlerinin hava ve gürültü kalitesi olduğu, dava konusu faaliyete ait ÇED Raporunda kümülatif etki değerlendirmesi ile ilgili olarak Bölüm III. 26'da detaylı bir şekilde verildiği,ölçüm sonuçlarının Sanayi Kaynaklı Hava Kirliliğinin Kontrolü Yönetmeliği sınır değerlerini sağladığının görüldüğü, akustik rapor incelendiğinde projenin işletme aşamasında oluşacak gürültü emisyonlarının mevcut gürültü seviyeleri üzerinde olumsuz bir etki yaratmayacağının görüldüğü, proje alanının 1/50.000 ölçekli Çevre Düzeni Planında özel kanunlarla belirlenen alan ve sınırlar içerisindeki Sanayi ve Depolama Bölgesi statüsüne sahip alan üzerinde kaldığı, proje alanının sulu tarım arazisi olduğu ve sanayi tesislerinde kurulmasında kamu yararı kararı bulunmadığına dair iddialara itibar edilebilmesinin mümkün olmadığı, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Sanayi Genel Müdürlüğü'nün … tarihli ve … sayılı yazısı ile Kamu Yararı Kararı, hazırlanan Toprak Koruma Projesi sonrasında tarım dışı amaçlı kullanım izni verildiği mülkiyeti Hazine'ye ait olan alanın Bakanlar Kurulu'nun … tarihli ve … sayılı kararı ile ... Malzemeleri Sanayi Limited Şirketi lehine 49 yıllığına irtifak hakkı tesis edildiği, yapılması planlanan tesiste kullanılacak hammaddelerin ÇED Raporu Bölüm I.3'te belirtildiği, akrillonitril kullanımının söz konusu olmadığı, proje kapsamındaki tüm projelendirme, tasarım, inşaat ve hesaplamalarında deprem risk kriterleri ve değerlerinin dikkate alınacağı, proje alanına özel zemin etütleri yapılarak, tüm yapıların sahaya özel elde edilecek yeni zemin parametreleri ile hazırlanacak yeni zemin etüt ve geoteknik raporlara göre inşa edilmesinin sağlanacağı, proje alanı genel eğimin % 0-5 arasında olduğu düz bir alanda bulunmakta olup proje alanında şev ve şev duyarsızlığı bulunmadığı, sürecin mevzuata ve hukuka uygun yürütülerek projenin çevreye muhtemel etkilerinin kabul edilir sınırlar dahilinde kalması yönünde gerekli tedbirler ve yöntemlere yer verildiği görülerek tanzim edilen dava konusu ÇED Olumlu Kararının her yönü ile hukuka uygun olduğu, temyize konu karara esas alınan bilirkişi raporunda bir takım aleyhe tespit ve değerlendirmelere yer verilmiş ise de, söz konusu aleyhe tespit, gerekçe ve kanaatin kabul edilebilmesinin mümkün olmadığı, raporda her bir sorunun detaylıca değerlendirildiği belirtilmesine rağmen, tesisin çevreye kirletebileceği ve çevreye korumak için gerekli önleyici önlemleri içermediği yönündeki tespitlerin çelişkili olarak değerlendirilmekte olduğu, Nihai ÇED Raporunun III. Bölüm Projenin İnşaat Öncesi, İnşaat ve İşletme Aşamasında Çevresel Etkiler ve Alınacak Önlemler bölümünde detaylı bir şekilde verildiği, III.26. Kümülatif Etki Değerlendirmesi bölümünde projenin kümülatif olarak değerlendirmesinin ayrıntılı bir şekilde verildiği, söz konusu alanda Bakanlar Kurulu Karalı ile alınmış herhangi bir Afete Maruz Bölge Kararı olmadığı, Tsunami Tehlike Değerlendirmesi Teknik Raporu Hazırlanmış olup Nihai ÇED Raporu Ek-10'da verildiği, senaryo depremlere bağlı olarak oluşabilecek kıyılardaki maksimum tsunami dalgalarının hesaplandığı, proje alanının söz konusu kıyıya en yakın konumunun 1,23 km mesafede ve topoğrafik kotu 10 m olduğu, olası bir tsunaminin proje alanı için önemli bir tehlike yaratmayacağı, bilirkişi heyetinin Nihai ÇED Raporunun bilimsel ve teknik yönden yeterli olmadığı yönündeki tespitinin çok genel bir ifade olduğu söz konusu bilimsel ve teknik yönden yetersizliği ortaya net bir şekilde konulamadığı, bilimsellikten ve teknik açıdan uzak bir şekilde ifadelere yer verildiği, olumsuzluklar bilimsel bir temele dayanmadan gerekli tedbirlerin alınmadığı, olumsuzlukların olabileceği gibi öngörülerden öteye geçmediği, İnceleme Değerlendirme Komisyonu üyesi olarak görev alan kurum/kuruluşların olumlu görüşlerinin de bulunduğu, ÇED Raporunda projenin olası olumsuz etkilerinin nasıl bertaraf edileceğinin, ne tür önlemler alınacağının eksiksiz bir şekilde açıklandığı, hukuki ve teknik olarak bir eksiklik bulunmadığı, ÇED mevzuatı dışında bulunan diğer mevzuata tabi işlem, prosedür veya çalışmaların beklenmemesi gerektiği, bilirkişi raporunda yürütülmesi planlanan faaliyet yasal/bilimsel bir dayanak gösterilmeksizin ve kamu yararı kavramı, tarım dışı kullanma izni vb. izin ve kararlar yok sayılarak yalnızca tarım arazileri bakımından ele alındığı, buna mukabil alınması öngörülen önlemler ve taahütnamelerin tamamen göz ardı edildiği, bilirkişi raporunun ana gövdesini oluşturan kümülatif etki değerlendirmesinin yapılmamış olması, sağlık koruma bandının belirlenmemiş olması sebebleriyle Nihai ÇED Raporunun yetersiz olduğu yönündeki tespitlerin gerçeği yansıtmadığı, iptal kararına gerekçe olarak gösterilmesinde isabet bulunmadığı, bilirkişi raporunda hiçbir teknik ve hukuki dayanak ve gerekçe sunulamadan, yalnızca heyetin kişisel görüşlerinden hareketle, tamamen subjektif şekilde yapılan eleştirilerin kabul edilmesinin mümkün olmadığı, Nihai ÇED Raporunda projenin tüm çevresel etkilerinin değerlendirildiği ve gerekli her türlü tedbirin alındığı, dava konusu işlemin hukuka uygun olarak tesis edildiği belirtilerek, temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
2-Davalı Yanında Müdahillerden ... Malzemeler Sanayi Limited Şirketi tarafından; Mahkeme kararının dayanağı raporun, yetkinlik ve tarafsızlığı tartışmalı bilirkişiler tarafından hazırlandığı, üniversiteler tarafından sunulan alanında uzman bilirkişilerden hiçbirine yer verilmediği, heyette yer alan iki bilirkişinin davacı odanın bağlı bulunduğu TMMOB ile mesleki zorunluluktan daha ileri düzeyde bağlantıları bulunduğu, Maden Mühendisi ...'ın TMMOB Maden Mühendisleri Odası Bursa Temsilciliği görevini halihazırda yürüttüğü, Çevre Mühendisi ...'ın TMMOB Çevre Mühendisleri Odası Bursa Şube Başkanlığı görevini ifa etmiş olduğu, bu heyetçe hazırlanan bilirkişi raporunun hükme esas alınmasının yanlış olduğu, bu dosyadaki bazı bilirkişilerin, bu davaya konu parselin bitişiğindeki Yalkim OSB'ye ait projeye ilişkin ÇED Olumlu Kararının dava konusu edildiği ... İdare Mahkemesinin E:… sayılı dosyasında da bilirkişilik yaptıkları ve olumsuz görüş ve kanaatlerini raporda bildirdikleri, bu dosyadaki raporun da benzer olarak hazırlandığı, ihsası rey hükmünde olan bu durum dikkate alınarak, hazırlanan raporun değerlendirmeye alınmasının hukuken yanlış olduğu, yatırım yerinin Bakanlar Kurulu tarafından resen belirlendiği, bilirkişi heyeti tarafından Mahkemenin, yerindelik denetimi yapma yoluna sevk edildiği, bu rapora karşı 3 ayrı Üniversiteden (İstanbul Teknik Üniversitesi, Gazi Üniversitesi ve Ankara Üniversitesi) alanında yetkin 22 öğretim görevlisinden oluşan 4 ayrı teknik ve bilimsel değerlendirme raporları hazırlatıldığı, sunulan tüm raporlarda, Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunun kusurlu bulunduğu ve hükme esas alınmasının mümkün olmadığının gözler önüne serildiği, eksik olduğu belirlenen hususların pek çoğunun ÇED Raporunda cevaplandığı, taşınmazın bulunduğu yerdeki plan davasında henüz karar verilmemiş olduğu, (... İdare Mahkemesinin E:… sayılı dosyası) proje alanının, imar planlarında Sanayi Alanı olarak planlandığı ve bu plana yönelik herhangi bir iptal kararı bulunmadığı, karar gerekçesinde belirtilen 1/50.000 Çevre Düzeni Planının başka bir yere ait olduğu, Mahkeme tarafından usul hatası yapıldığı, temyize konu kararın sırf bu nedenle bozulmasının gerekli ve adil yargılanma hakkının ihlal edilmemesi için zaruri olduğu, tarım dışı kullanıma yönelik kararın iptali istemiyle açılan davalarda (... İdare Mahkemesinin E:…, E:… sayılı dosyaları) henüz bir karar verilmediği, yatırımın dava konusu taşınmaz üzerinde yapılmasında üstün kamu yararı bulunduğu, Mahkemenin kararda yer alan çok büyük zaruret bulunması hali ifadesi ile yerindelik denetimi yaptığı, taşınmazın mevcut ve fiili haliyle tarıma elverişli durumu da kalmadığı, üzerindeki 13 adet binaya ruhsat alındığı, 28.000 m2'lik yapının tamamlandığı ve iskan edilebilir hale geldiği, bu alanda zaruri ve milli ihtiyaçlar nedeniyle tarım dışı kullanımda kamu yararı olduğuna ilişkin karar alındığı, tarım dışı kullanım kararının, karbon elyaf üretimi gibi savunma sanayi açısından stratejik bir ürünün üretileceği, ... Şirketine ait mevcut üretim tesisiyle entegrasyonu açısından, lokasyon olarak en uygun ve hatta zaruri bir alan olmasına binaen bu taşınmazın belirlenmesiyle ilgili olduğu, proje ile üretilecek ürünlerin, Ülkemizin savunmaya yönelik (İHA, SİHA, MİLLİ MUHARİP UÇAK) stratejik ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik olduğu, entegre bir üretim süreciyle saç telinden 10 misli daha ince ve çelikten 4 kere daha güçlü olan karbon elyaf ürettikleri, Dünyada sadece 7 şirket tarafından üretilebilen karbon elyafın ithalatının da serbest olmadığı, Türkiye için kritik bir milli ihtiyaç olduğu ve üretiminin yerli olarak yapılabilmesinin Ülkemiz otomotiv, enerji, altyapı ve savunma alanlarındaki ihtiyaçları açısından bir mecburiyet olduğu, projeye konu tesisler ve yatırım hakkında, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından üstün kamu yararı kararı verildiği, ÇED Raporunda alternatif bir alan bulunup bulunmadığının tüm yönleriyle incelendiği, projenin yapıldığı yer dışında başkaca uygun bir alan bulunmadığı, Yalkim OSB içerisinde proje faaliyetleri için yeterli büyüklükte alanın bulunmadığı, söz konusu proje alanının hammadde temini ve ürün satışları için mevcut OSB'nin altyapı (su kaynakları, atıksu arıtma tesisi vb.) ve liman birimlerinden faydalanmasına elverişli konumda olması nedenleriyle en iyi alternatif olarak değerlendirildiği, Yalkim OSB içerisinde tahsis olunabilecek yeterli alan bulunmaması nedeniyle yatırımın Maliye Hazinesi tarafından tahsis edilen arazide yapılmasının zorunluluk teşkil ettiği, yatırımın, üretim prosesi itibarıyla, mevcut tesis ve Yalkim OSB'deki diğer fabrikalarla entegre olarak yapılmak zorunda olduğu, tehlikeli kimyasalların depolandığı alanların özel koruma tedbirleriyle donatılarak diğer alanlardan ayrıldığı, karbon elyafı üretmek için ... Kimya A.Ş.'nin entegrasyonuna ihtiyaç duyulduğu, bu şekilde Dünya'daki diğer rakiplerle rekabet edebilir ve yeni yatırımlar yapabilir hale gelindiği, üretim prosesinde ihtiyaç duyulan elektrik ve buhar enerjisinin Aksa'dan kesintisiz olarak sağlanabileceği, diğer altyapı ihtiyaçları olan deiyonize su, yangın suyu, kazan besi suyunun Aksa'dan temin edileceği, Aksa için kurulmuş doğalgaz hatlarının kullanılacağı, Aksa ile neredeyse entegre bir tesis olunduğu, Aksa ile entegre olamayacak bir lokasyonun tercih edilmesi durumunda rekabet imkanının tamamen ortadan kalkacağı, tek yerli karbon elyaf üreticisi olarak kilit bir rol üstlendikleri, 124.951,26 m2 büyüklüğündeki arazinin mülkiyetinin Maliye Hazinesine ait olduğu, 30.04.2018 tarih ve 2018/11717 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile 49 süre ile bedelsiz irtifak hakkı tesis edilmek suretiyle kendilerine tahsis edildiği, alternatif alan iddiasının, tarım dışı kullanım kararının iptali istemli davalarda ileri sürüldüğü, ancak, bu davalarda yapılan keşifte gösterilen yerlerin alternatif alan olamayacağının net bir şekilde anlaşıldığı, alternatif alan olduğu iddia edilen alanın da yapılan keşifte, tüzel kişiliği farklı ... Kimya Sanayi A.Ş.'nin özel mülkiyetinde olduğu, bu taşınmazdaki eski yapıların yıkılarak farklı bir amaçla yeni bir fabrika projesi kapsamında inşaat faaliyetinin devam ettiği ve alanın boş olmadığının görüldüğü, bilirkişilerden alternatif alanların tespiti ve değerlendirmesi istenmişse de bilirkişilerin herhangi bir alternatif alan sunamadığı, İTÜ, Gazi Üniversitesi ve Ankara Üniversitesi tarafından hazırlanan raporlarda, ÇED'e konu taşınmaza herhangi bir alternatif alanın olmadığı hususunun net bir şekilde ifade edildiği, yeni bir bilirkişi heyeti kurulmak suretiyle rapor alınmasının elzem hale geldiği, ÇED Raporunda, Sağlık Koruma Bandına ilişkin her türlü önlem ve değerlendirmenin yapıldığı, dava dışı kişilere ait mülkiyetlere yönelik alınacak önlemlerin belirtildiği, İTÜ, Gazi Üniversitesi ve Ankara Üniversitesi tarafından hazırlanan raporlarda da bu konunun detaylı incelendiği, bilirkişi raporunun eksik ve hatalı olarak hazırlandığı, ÇED Raporunda, projenin tüm çevresel ve kümülatif etki değerlendirmesinin detaylı ve eksiksiz olarak yapıldığı, yangın, patlama, sabotaj gibi hallerde kimyasal maddelerin birbirleriyle olan etkileşimlerinin ne olacağı, etki alanı gibi durumlar ile projenin insan ve çevreye etkilerine ilişkin yeterince değerlendirme yapıldığı, ÇED Raporunda su kullanımı ve Yalkim OSB üzerinden denize deşarj ile ilgili yeterli değerlendirmelere yer verildiği, büyük endüstriyel kazalarla ilgili alınacak tedbirlerin yeterince değerlendirildiği, faaliyet süresince kullanılacak, imal ve ithal edilecek kimyasallar ile ilgili olarak mer'i mevzuat kapsamında tüm yükümlülüklerin yerine getirileceği, firma politikaları gereğince Acil Durum Yönetim Sistemini oluşturarak, çalışanlarının can güvenliğini tehdit edecek, çevre kirliliğine yol açacak, diğer kişi ve kuruluşları olumsuz yönde etkileyecek olayların tespit edileceğinin, meydana gelmemeleri için önlem alınacağının, çalışanların bilgilendirileceğinin, mevcut imkanlarla müdahale edileceğinin taahhüt edildiği, bu hususların İTÜ ve Ankara Üniversitesi tarafından hazırlanan raporlarda detaylı olarak incelendiği belirtilerek, temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
3- Davalı Yanında Müdahillerden ... Mühendislik ve Müşavirlik Anonim Şirketi tarafından; hükme esas alınan bilirkişi raporuna yönelik esaslı ve teknik itirazlarının yanı sıra üniversitelerden alınan bilimsel ve teknik değerlendirme raporları ile bilirkişi raporunun özellikle mevzuata ilişkin eksiklikler konusundaki itirazlarının dikkate alınmamasından dolayı kararın bozulması gerektiği, entegre bir üretim süreciyle saç telinden on misli daha ince ve çelikten 4 kere daha güçlü olan karbon elyaf üretiltiği, hem güçlü ve hem de hafif olan karbon elyaf ... tarafından Dünya standartlarına uygun olarak üretildikten sonra çeşitli reçineler ile kompozit yapı haline getirildiği ve elde edilen kompozit yapılar rüzgar türbin kanatları, otomotiv, savunma sanayi ve inşaat endüstrisi gibi ülkemiz ve Dünyamız için kilit alanlarda kullanılarak tedarik zincirlerine değer yaratmakta olduğu, proje alanının mevcut Yalkim OSB sınırlarına yakın olarak bitişik parselinde konumlandırıldığı, 30.04.2028 tarihli, 2018/11717 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile başlangıç tarihi 24.07.2018 olmak üzere 49 yıl süre ile bedelsiz irtifak hakkı tesis edilmek suretiyle tahsis edildiği, ...'nın mevcut tesisleriyle Yalkim OSB içerisinde yer aldığı, yatırımların planlı sanayi alanlarında yapılmasına azami özen gösterilerek önceki yatırımların hayata geçirildiği, Yalkim OSB içerisinde tahsis olunabilecek yeterli alan bulunmaması nedeniyle petro kimya tesislerinin kurulmasındaki azami şartlar dikkate alınarak yatırımın Maliye Hazinesi tarafından tahsis edilen arazide yapılmasının zorunluluk teşkil ettiği, faaliyet alanında aktif şekilde tarımsal faalite yönelik çalışma yapılmadığı, alanın daha çok fidan yetiştiriciliği kapsamında değerlendirildiği, projenin planlandığı taşınmaza tarım dışı amaçla kullanım izni verildiği, planlanan bu ve benzeri petro kimya tesisleri için olmazsa olmaz konulardan olan alt yapı durumu, su temin sistemi, atık su bertarafı, enerji ve hammadde tedariği, tesis emniyeti ve güvenliği ile çevre sağlığı için son derece önemli olduğu, iptali talep edilen faaliyetin farklı bir lokasyonda yapılması durumunda kurulabilecek ilave yatırımlar (su temin sistemi, atık su arıtma tesisi, enerji üretim tesisi vb.) ile birlikte 124.951,26 m2 alanından çok daha büyük bir alan gereksinim duyulacağı ve bu kapsamda bu tür yatırımlar için ilave bir alanın tahrip edilmesi durumunun hasıl olacağı, proje alanının alt ölçekli Nazım ve Uygulama İmar Planlarında sanayi alanı olarak yer aldığı, depremsellik ve tsunami konusunda değerlendirildiği ve alanın bu kapsamda da uyumlu olduğunun görüldüğü, proje etki alanı içerisinde 2 ay sürekli hava kalitesi ölçümleri gerçekleştirildiği, ölçüm sonuçlarının Sanayi Kaynaklı Hava Kirliliğinin Kontrolü Yönetmeliği sınır değerlerini sağladığı, yer seçiminin uygun olduğunun İTÜ Raporunda da detaylı incelendiği, yatırıma konu karbon elyaf ve ara ürünlerinin katma değeri yüksek ve stratejik bir ürün olduğu ve üretim prosesinin entegre bir yapıda olması zaruretinin bulunduğu, yer seçim kararının bu üretime en yakın konumda bulunan söz konusu alanın tahsisi şeklinde merkezi ve yerel yönetimlerce en uygun alan olarak değerlendirildiği, ayrıca yer seçiminin uygun olduğunun Gazi Üniversitesi Raporunda da detaylı incelendiği, bilirkişi bakış açısının Çevresel Etki Değerlendirmesi ile bağdaşmadığı, bilimsellikten tamamen uzak olduğu, objektif gerçekliklere dayanmadığı ve ön yargılı olduğu, proje alanının Yalova tarım arazilerinin % 0,1'ine, Çiftlik Köy tarım arazilerinin ise % 0,3'üne tekabül ettiği, tarım alanlarının faaliyetten kaynaklı olarak zarar görmemesi için alınacak önlemlerin Nihai ÇED Raporunda ayrıntılı olarak verildiği, eko sisteme olan etki de dikkate alınarak hava kalitesi kümülatif etki değerlendirme çalışmalarının yürütüldüğü, projenin yapılacağı alanın tarım arazileri üzerine olan etkilerinin İTÜ ve Gazi Üniversitesi Raporlarında da detaylı olarak incelendiği, ÇED Raporunda tanımlanan sağlık koruma bandı mesafelerinin uygun olduğu, sağlık koruma bandı mesafesinin İTÜ ve Gazi Üniversitesi Raporlarında da detaylı incelendiği, bilirkişiler tarafından yapılan değerlendirmelerin hiçbir somut veriye dayanmadığı, tüm çalışmalarda azami hassasiyet gösterileceği, yer altı suyu seviyesinin altında herhangi bir kazı yapılmayacağı, yer altı suyunun kirlenmesini önleyici bütün tedbirlerin alınacağı, ÇED Raporu içinde hem koruma alanları hem de yer altı ve yer üstü sularına karşı alınacak tüm önlemlere ve değerlendirmelere açıkça yer verildiği, bilirkişi raporunda ise belirtilen tüm önlem ve tedbirlerin görmezden gelindiği, ÇED Raporu içerisinde deprem ve tsunamiye ilişkin gerekli tüm çalışmaların yapıldığı ve alınacak tedbir ve önerilerin rapor içinde açık ve net şekilde yansıtılmış olduğu, deprem ve tsunami riski değerlendirmesinin İTÜ Raporunda da detaylı olarak incelendiği, bilirkişiler tarafından yapılan değerlendirmelerin gerçeği yansıtmadığı ve somut verilere dayanmadığı, gerçeklikten ve bilimsellikten uzak olduğu, depremsellik konusunda da hükme esas alınabilecek nitelikte olmadığı, hava kirliliği değerlendirmesinin İTÜ ve Gazi Üniversitesi Raporlarında da detaylı incelendiği, ... firmasının politikası gereğince, Acil Durum Yönetim Sisteminin oluşturularak, çalışanlarının can güvenliğini tehdit edecek, çevre kirliliğine yol açacak, diğer kişi ve kuruluşları olumsuz yönde etkileyecek olayların tespit edileceğini, bu olayların meydana gelmemesi için önlem alınacağını, çalışanlarını bu konularda bilgilendirileceğini, mevcut imkanları ile müdahale edileceğinin taahhüt edildiği, İTÜ tarafından hazırlanan teknik değerlendirme raporunda davaya konu ÇED Olumlu Kararının uygun bulunduğunu belirtildiği, Gazi Üniversitesi tarafından hazırlanan raporda ise, söz konusu proje kapsamında yapılan değerlendirmelerin teknik ve bilimsel bakımdan, standartlara uygun bir şekilde yapıldığının belirlendiği, ÇED Raporunda çevreye olabilecek olumsuz etkilerin giderilmesi için gerekli önlemlerin tespit edildiği, gerekli inceleme ve değerlendirmelerin yapıldığı, tüm bu hususların Mahkeme heyetine sunulan İTÜ ve Gazi Üniversitesi Raporlarıylada teyit edildiği, Nihai ÇED Raporunun, alanında uzman kişiler tarafından, tüm bölge bizzat teknik incelemeye tabi tutularak, somut, objektif gerekçeler dayanak gösterilerek, tüm risk faktörlerinin, bölgede meydana gelebilecek tüm durumların somut olarak açıklandığı uzman görüşlerine dayanmakta olduğu, planlanan proje ile kamu yararının öncelikli olarak gözetildiği, tüm proje sürecinin sürdürülebilir kalkınma ilkeleri çerçevesinde planlandığı, Çevresel Etki Değerlendirmesi ile çevreye zarar vermeyecek ölçüde etkilerin en aza indirilmesinin hedeflendiği ve entegre projenin de tüm risk faktörleri hesaplanarak çevreye etkisinin en aza indirgendiği, tüm ihtimallerin teknik incelemelerle gözetildiği, bilirkişi heyeti raporunun Nihai ÇED Raporu yeterli olarak incelenmeden hazırlandığının görüldüğü, bilirkişi raporuna yönelik esaslı ve teknik itirazlarının yanı sıra üniversitelerden alınan bilimsel ve teknik değerlendirmeler ile bilirkişilerin özellikle mevzuata ilişkin eksiklikler konusundaki itirazlarının dikkate alınmamasından dolayı Mahkeme kararının haksız ve usule aykırı olduğu belirtilerek temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Dava konusu projenin, Yalkim OSB'yi, daha önce OSB için uygun görülmeyen tarım alanları üzerinde fiilen genişletme projesi olduğu, dava konusu proje hakkında Yalkim OSB için ÇED Olumlu kararı alındıktan kısa süre sonra ayrı bir proje olarak ÇED süreci başlatıldığı, Yalkim OSB ile entegre olduğu belirtilen proje için tüm yönleri ile kümülatif etki değerlendirmesi yapılmadan proje parçalara bölünerek çevresel etkilerinin bütüncül şekilde ortaya konulması gerekliliğinden kaçınıldığı, ÇED Raporunda entegre tesis olduğu belirtilen tesislerle bitişiğindeki Yalkim OSB içindeki diğer tesislerin, kimyasal depolama tankları, enerji santrallerinde olası yangın, patlama, sabotaj gibi hallerde kimyasal maddelerin birbirleriyle olan etkileşimlerinin ne olacağı, etki alanı vb. durumlara ilişkin bir değerlendirmenin, Yalkim OSB ÇED Raporunda da mezkur ... Entegre Projesi ÇED Raporunda da yapılmadığı, yine tarım alanları yönünden de bir kümülatif etki değerlendirmesi yapılmadığı, söz konusu entegre ... Projesi ile Yalkim OSB'nin resmi sınırları dışında 1. Sınıf tarım arazisi üzerinde genişlediği hususunun gizlenmek istendiği, kümülatif etki değerlendirmesinde aynı bölgede daha önceden gerçekleştirilmiş projeler ile yapılacak sonraki projenin birlikte çevresel etkilerinin belirlenmesi gerektiği, eldeki davaya konu ÇED Olumlu kararından sonra da Yalkim OSB'yi oluşturan (Hepsi Akkök Holding şirketleridir) şirketlerden Aksa Limanı Projesi'nin de kümülatif etki değerlendirmesine katılmadığı, söz konusu proje için ÇED Olumlu Kararı verildiği ve Bakanlığın internet sayfasında 14.04.2023 tarihinde ilan edildiği, bilirkişilerin bölge kurulları tarafından hazırlanan listelerden görevlendirildiği, alanında yetkin bilirkişiler oldukları, müdahil şirket tarafından sunulan İTÜ Teknik Raporunda olası yangın, patlama, sabotaj gibi hallerde kimyasal maddelerin birbiriyle etkileşimlerinin ne olacağı, etki alanı gibi somut irdelemeler bulunmadığı, 17.08.1999 depreminde ham madde tanklarının hasar görmesi sebebiyle zehirli, yanıcı, parlayıcı, mutojen ve kanserojen akrilonitril kimyasalının sızması sonucu büyük endüstriyel felaketin yaşandığı, yeterli sağlık koruma bandının oluşturulamadığı, sürekli yeni tesisler ekleyerek çevre ve insan sağlığı üzerindeki risklerin arttırıldığı yerde somut, detaylı irdelemeler yapılmasının, tehlikenin boyutunu arttıracak yeni faaliyetlerin önlenmesinin hayati önem taşıdığı, insan hayatının, her türlü ticari çıkardan üstün tutulmak zorunda olduğu, yaşam hakkının üstünde bir hak bulunmadığı belirtilerek, temyiz istemlerinin reddine karar verilmesi gerektiği savunulmuştur.
TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile yeniden keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılması suretiyle karar verilmek üzere Mahkeme kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY:
Yalova İli, Çiftlikköy İlçesi, … Mahallesi, … ada, … parsel sayılı taşınmazda ... Malzemeler San. Ltd. Şti. tarafından yapılması planlanan "Karbon Elyaf, Pultruze Profil, Karbon Elyaftan Dokuma Kumaş, Karbon Elyaftan Çok Eksenli Dokuma Kumaş ve Reçine Edilmiş Kumaş Üretim Tesisi Entegre Projesi" ile ilgili olarak Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'nca verilen … tarihli ve … sayılı "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararının iptali istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
İLGİLİ MEVZUAT:
2872 sayılı Çevre Kanununun 10. maddesinde; "Gerçekleştirmeyi plânladıkları faaliyetleri sonucu çevre sorunlarına yol açabilecek kurum, kuruluş ve işletmeler, Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu veya proje tanıtım dosyası hazırlamakla yükümlüdürler. Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı veya Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir Kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili onay, izin, teşvik, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez; proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez..." hükmüne yer verilmiştir.
25/11/2014 tarih ve 29186 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren ve dava konusu işlem tarihinde yürürlükte bulunan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinin 4. maddesinde; ''Çevresel etki değerlendirmesi olumlu kararı: Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu hakkında Komisyon tarafından yapılan değerlendirmeler dikkate alınarak, projenin çevre üzerindeki muhtemel olumsuz etkilerinin, alınacak önlemler sonucu ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olduğunun belirlenmesi üzerine projenin gerçekleşmesinde çevre açısından sakınca görülmediğini belirten Bakanlık kararı olarak tanımlanmış, 6. maddesinde ise; "(1) Bu Yönetmelik kapsamındaki bir projeyi gerçekleştirmeyi planlayan gerçek veya tüzel kişiler; Çevresel Etki Değerlendirmesine tabi projeleri için; ÇED Başvuru Dosyasını, ÇED Raporunu, Seçme Eleme Kriterleri uygulanacak projeler için ise Proje Tanıtım Dosyasını, Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlara hazırlatmak, ilgili makama sunulmasını sağlamak ve proje kapsamında verdikleri taahhütlere uymakla yükümlüdürler. (2) Kamu kurum/kuruluşları, bu Yönetmelik hükümlerinin yerine getirilmesi sürecinde proje sahiplerinin veya Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşların isteyeceği konuya ilişkin her türlü bilgi, doküman ve görüşü vermekle yükümlüdürler. (3) (Değişik:RG-26/5/2017-30077) Bu Yönetmeliğe tabi projeler için "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararı veya "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili teşvik, onay, izin, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez, proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez. Ancak bu durum söz konusu teşvik, onay, izin ve ruhsat süreçlerine başvurulmasına engel teşkil etmez. (4) Bu Yönetmelik hükümlerine göre karar tesis edilmeden önce, projenin gerçekleştirilmesinin mevzuat bakımından uygun olmadığının tespiti halinde, aşamasına bakılmaksızın süreç sonlandırılır." kuralına, 7. maddesinde; "(1) Bu Yönetmeliğin; a) Ek-1 listesinde yer alan projelere, b) "ÇED Gereklidir" kararı verilen projelere, c) Kapsam dışı değerlendirilen projelere ilişkin kapasite artırımı ve/veya genişletilmesinin planlanması halinde, mevcut proje kapasitesi ve kapasite artışları toplamı ile birlikte projenin yeni kapasitesi ek-1 listesinde belirtilen eşik değer veya üzerinde olan projelere, ÇED Raporu hazırlanması zorunludur." kuralına yer verilmiştir. Aynı Yönetmeliğin Ek-III bölümünde; Çevresel Etki Değerlendirmesi Genel Formatının ihtiva etmesi gereken hususlar düzenlenmiş, Bölüm I: Projenin tanımı ve özellikleri; a) Proje konusu yatırımın tanımı, özellikleri, ömrü, hizmet maksatları, önem ve gerekliliği, b) Projenin yer ve teknoloji alternatifleri, proje için seçilen yerin koordinatları Bölüm II: Proje Yeri ve Etki Alanının Mevcut Çevresel Özellikleri; Proje alanının ve önerilen proje nedeniyle etkilenmesi muhtemel olan çevrenin; nüfus, fauna, flora, jeolojik ve hidrojeolojik özellikler, doğal afet durumu, toprak, su, hava, atmosferik koşullar, iklimsel faktörler, mülkiyet durumu, kültür varlığı ve sit özellikleri, peyzaj özellikleri, arazi kullanım durumu, hassasiyet derecesi (Ek-5’deki Duyarlı Yöreler Listesi de dikkate alınarak) benzeri özellikleri Bölüm III: Projenin İnşaat ve İşletme Aşamasında Çevresel Etkileri ve Alınacak Önlemler, Projenin; a) Çevreyi etkileyebilecek olası sorunların belirlenmesi, kirleticilerin miktarı, alıcı ortamla etkileşimi, kümülatif etkilerin belirlenmesi, b) Sera gazı emisyon miktarının belirlenmesi ve emisyonların azaltılması için alınacak önlemler, c) Projenin çevreye olabilecek olumsuz etkilerinin azaltılması için alınacak önlemler, ç) İzleme Planı (inşaat dönemi), Bölüm IV: Halkın Katılımı; a) Projeden etkilenmesi muhtemel ilgili halkın belirlenmesi ve halkın görüşlerinin çevresel etki değerlendirmesi çalışmasına yansıtılması için önerilen yöntemler, b) Görüşlerine başvurulması öngörülen diğer taraflar, Notlar ve Kaynaklar; Ekler: Çevresel Etki Değerlendirmesi Başvuru Dosyası hazırlanmasında kullanılan bilgi ve belgeler ile raporda kullanılan tekniklerden rapor metninde sunulamayan belgeler, Proje için seçilen yerin koordinatları, Proje için belirlenen yer ve alternatiflerinin varsa; çevre düzeni, nazım, uygulama imar planı, vaziyet planı veya plan değişikliği teklifleri, Proje ile ilgili olarak daha önceden ilgili kurumlardan alınmış belgeler şeklinde düzenlemeler yer almıştır.
Öte yandan 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesinin atıf yaptığı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu yerine çıkarılan ve 01/10/2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun "Bilirkişi Raporuna İtiraz" başlıklı 281. maddesinde; (1) Taraflar, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilirler. (2) Mahkeme, bilirkişi raporundaki eksiklik yahut belirsizliğin tamamlanması veya açıklığa kavuşturulmasını sağlamak için, bilirkişiden, yeni sorular düzenlemek suretiyle ek rapor alabileceği gibi, tayin edeceği duruşmada, sözlü olarak açıklamalarda bulunmasını da kendiliğinden isteyebilir." hükmüne yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
ÇED süreci sonunda verilecek kararların yargısal denetimi yapılırken, seçilecek bilirkişiler arasında bir çevre mühendisinin bulunması, diğer bilirkişilerin ise projenin bulunduğu çevrenin özelliklerine göre ve proje tanıtım dosyası ve ÇED raporunu hazırlayan kişilerin uzmanlık alanları da dikkate alınmak suretiyle belirlenmesi önemli bir gereklilik olmakla birlikte; böyle bir heyet tarafından hazırlanacak bilirkişi raporunun, dava konusu proje kapsamında öngörülen faaliyetin çevresel etkilerinin ve bu etkilerin minimize edilmesi için Proje Tanıtım Dosyası ya da ÇED Raporu içinde yer verilen önlemlerin yeterli olup olmadığının tespit edilerek değerlendirilmesi açısından, tarafları tatmin edici düzeyde hazırlanmasının da önemli bir gereklilik olduğu açıktır. Belirtilen hususların sağlanması, adil bir yargılama yapılması açısından önem arz etmektedir.
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinin değerlendirilmesinden, bilirkişi raporunda eksiklik veya belirsizlik arz edilen hususların varlığı durumunda, Mahkemece bu hususların, bilirkişiye tamamlattırılması ya da belirsiz olan hususların açıklattırılması veya yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırılabileceği sonucuna varılmaktadır.
Uyuşmazlığın çözümü için İdare Mahkemesince; Maden Mühendisi, Ziraat Mühendisi, Jeoloji Mühendisi, Çevre Mühendisi, Harita Mühendisi, Kimya Mühendisi ve Biyologdan oluşan bilirkişi heyetine mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılması sonrasında hazırlanan bilirkişi raporunda özetle; proje alanının yer seçiminin YALOVA OSB’ye yakın olması, mevcut altyapı olanaklarından yararlanılmak istenmesi böylece daha kısa sürede üretime geçilmesi hedeflendiğinin anlaşıldığı, planlanan alanın imar değişikliği öncesinde I-II. sınıf mutlak tarım arazisi olduğu, verimlilik potansiyelinin yüksek olduğu, yerleşim yerlerine yakın, deprem bölgesinde ve denize yakın olması hasebiyle tsunami tehlikesinin olması, hava kalitesi üzerinde olumsuz etkileri ve toplum sağlığının olumsuz etkilenme olasılıkları gerekçeleriyle farklı bir yer seçiminin değerlendirilmesi gerektiği düşüncesinin hakim olduğu, ... firmasının gerçekleştirmek istediği üretim faaliyetleri için özellikle Yalkim OSB’ye yakın olmasının getireceği avantajlardan yararlanmak amacıyla başka bir alternatif yer arayışında bulunmadığı, alternatif yerleri değerlendirmenin ÇED raporunda başkaca bir bilgi olmadığından işbu raporda yer göstermek ve onun avantajlı ya da dezavantajlı yönlerini belirtmenin doğru olmayacağı, çünkü her yerin planlanan üretim prosesine bağlı olarak farklı şekillerde etkilenme potansiyellerinin olabileceği ve detaylı bir biçimde inceleme gerektireceği, proje alanının I-II. Sınıf mutlak tarım alanlarında değil de marjinal araziler üzerinde yapılmasının, sanayi - tarım sektörleri arasında adil bir denge sağlanması açısından önem arz ettiği, karbon elyaf gibi katma değeri yüksek ve stratejik bir ürünün ülke ekonomisi açısından ciddi katkı sağlayacağı, karbon elyafın ihraç edilmesi ile Türkiye cari açığının kapanmasına pozitif etki edeceğinin öngörüldüğü, ...'nın mevcut tesisleriyle Yalova Kompozit ve Kimya İhtisas Organize Sanayi Bölgesi (Yalkim OSB) içerisinde yer aldığı, dolayısıyla, yatırımların planlı sanayi alanlarında yapılmasına azami özen gösterilerek önceki yatırımların hayata geçirildiği, Yalkim OSB içerisinde tahsis olunabilecek yeterli alan bulunamadığı, bu arazinin proje alanı olarak seçilmesindeki en önemli hususların, mevcut tesis alanı, hammadde, mevcut yardımcı işletme kaynaklarına (elektrik, buhar, soğutma suyu, atık su arıtma tesisi, vb.) yakın mesafede bulunması ile Bakanlar Kurulu Kararı kapsamında tahsis edilmesinin olduğu, alternatif olarak düşünülen Yalkim OSB içerisinde proje faaliyetleri için yeterli büyüklükte alanın bulunmaması, söz konusu proje alanının (… ada, … parsel) hammadde temini ve ürün satışları için mevcut OSB'nin altyapı (su kaynakları, atıksu arıtma tesisi vb.) ve liman birimlerinden faydalanmasına elverişli konumda olması nedenleriyle en iyi alternatif olarak düşünüldüğü ve diğer bir alternatif arayışına gidilmediği, lakin planlanan tesisin, mevcut tesisle aynı özelliklerde ve nitelikte olmasının kapasite artışını gösterdiği, ilgili tesisin tarım dışı bir alanda kurulmasının mevcut tarım arazilerinin vasfının korunması en başta kamu yararı için önem arz etmekte olduğu, ilgili tesisin ihtiyaç duyduğu ham madde ve üretim proseslerinde makine ekipman tarım dışı bir alanda kurulmasının mümkün olduğu, tarım yapılmayan, imar olmayan, çevreye zarar verme potansiyeli olmayan alanlar mevcut olup Nihai Çevresel Etki Değerlendirme Projesinde araştırılmadığı ve değerlendirilmediği, dava konusu projenin yapılabileceği alternatif alanlar bulunmasının mümkün olduğu, dava konusu alan ve yakın çevresi tarımsal açısından değerlendirildiğinde, incelenen bölgenin tarımsal yapısının genelini tarla tarımı, meyvecilik ve fidancılık oluşturduğu, bölgede sulu tarım faaliyetleri yapıldığı, ...’nın faaliyet alanlarının karbon elyaf, dokuma kumaş, çok eksenli dokuma kumaş, pregrep ve pultruzyon üretimi olduğu, söz konusu faaliyetler paralelinde tarım alanları üzerinde genişleme ve kapasite artışına bağlı olarak toprak, su kaynakları ve toplum sağlığı üzerine kümülatif etkilerin, buna bağlı olarak da alınacak önlemlerin ÇED raporunda ele alınması gerektiği, söz konusu faaliyet alanının, hali hazırdaki Yalkim OSB sınırları içinde faaliyet gösteren ... firmasının Yalkim OSB dışında yayılma göstermesine konu olduğu, parselin yakın zamanda imar değişikliği öncesi I-II. Sınıf sulu tarım özelliğinde olduğu, Türkiye genelinde bu kalitede verimli toprak yapısının çok az miktarda olduğu, söz konusu proje ile uzun yıllardır tarım arazisi olarak kullanılan dava konusu taşınmazın sanayi amaçlı olarak kullanılmasının hedeflendiği, bu durumun tarım alanları üzerindeki sanayi baskısının bir örneği olduğu, Yalova’nın tarım topraklarının, sanayi ve inşaat sektörünün baskısı altında her geçen gün azalmakta olduğu, sanayi alanları genişletilirken tarım topraklarının ikinci plana atılmamasının gerektiği, sanayi ve tarım arasında uygun bir dengenin sağlanması açısından Türkiye genelinde çok az miktarda bulunan verimli tarım arazilerinin tarımsal üretim amacı dışında kullanılmamasının hem bilimsel açıdan hem de gıda arz ve güvenliği açısından önem arz etmekte olduğu, projenin hayata geçmesi ile bir daha geri dönüşü olmayacak biçimde, tarımsal özelliğini kaybetmiş olacağı, sanayi gelişirken bunun tarım arazileri üzerindeki etkisinin sınırlandırılması ve olumsuz çevresel etkilerinin minimum seviyeye getirilmesini gerektiği, dava konusu parselin doğusunda Yalkim OSB, diğer yönlerde etrafının I ve II. Sınıf tarım arazilerinden oluştuğu, halihazırda Yalkim OSB’nin zaten tarımsal üretim ve yerleşim yerleri üzerinde tüm canlılar için olumsuz etkileri olduğu, ... tarafından Yalkim OSB’ye çok yakın bir noktada davaya konu olan parsel üzerinde yapılacak karbon elyaf üretiminin de kümülatif etkilerinin tarım ve hayvancılık üzerindeki etkilerinin de ele alınması gerektiği, incelenen ÇED raporunda ve Toprak Koruma Projesinde tarım ve hayvancılık üzerinde kümülatif etkilerin yeterince değerlendirilmediği ve alınacak önlemlerin ne olduğu konusunda yetersizlikler bulunduğu, çevresel etki değerlendirmesi kapsamında tarım ve hayvancılık üzerindeki olumsuz etkilerin net olarak ortaya konulması, bitkiler üzerinde belirli aralıklarla alınacak numuneler üzerinde yapılacak analizlerle takip programının yapılması, kümülatif etki boyutunun daha detaylı olarak ele alınması gerektiği, tarımsal yönden yer seçiminin önemli riskler taşıdığı, bilimsel ve teknik açıdan başka bir sektöre feda edilmemesi gereken yerler arasında olduğu, buna karşın alanın tarım dışı kullanım izinlerinin alındığı, imar planına sanayi ve depolama alanı olarak işlendiği, ilgili kamu kurum ve kuruluşlardan olumlu görüş ve izinlerin alındığı, yer seçiminin arazi sınırına yakın Yalkim OSB’nin altyapı olanaklarından yararlanmak amacı ile belirlendiği, toprak koruma projesinin hazırlandığı, çevreye olabilecek tüm olumsuzlukların ana hatlarıyla ele alınmadığı, alınacak önlemlerin kısmi ölçüde yeterli olduğu görülmekle birlikte Yalkim OSB’nin bir uzantısı olan faaliyetin kümülatif olarak çevresel etki değerlendirmelerinde eksikliklerin olduğu, kümülatif etki değerlendirmesinde meydana gelebilecek olumsuzlukların belirli dönemlerde yapılacak toprak ve bitki örnekleriyle takibi gerektiği kanaatine varıldığı, proje alanı ve çevresinin tamamen antropojenik etkiler altında olduğu ve bundan dolayı flora ve faunada bozulmalar meydana geldiği, dolayısıyla flora ve fauna elemanlarının çok sınırlı olduğu, ... Kimya Sanayi A.Ş.’ye ait Akronitril tanklar merkez alınarak r=1.2 km yarıçaplı sağlık koruma bandı yaklaşık 200 hektar alanı kapsadığı bu alanın bir kısmı tarımsal alan ve kısmı olarak yapılaşma olduğu alanı kapsadığı, sağlık koruma bandının mülkiyet kısıtlayıcı özelliği de göz önüne alındığında, bu bölgeler için dava dışı kişilere ait mülkiyetlere yönelik alınacak önlemlerin raporda açıklanmadığı, sağlık koruma bandı 1200 metre yarıçapı olarak belirlenmiş olup, planlanan proje alanının yaklaşık olarak %35 (yüzde otuz beş) kısmının belirlenen bandın dışında kaldığı, proje alanının güneyinde yaklaşık 700 m güneydoğusunda 1 adet ve yaklaşık 900 m ile 1000 m güneybatısında iki adet olmak üzere toplam 3 adet mevsimsel akışa sahip kaynak çıkışı olduğu, Yeraltı Sularının Kirlenmeye ve Bozulmaya Karşı Korunması Hakkında Yönetmelik" ve "Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliği" ve işin mahiyetine müdahil tüm meri mevzuatın hükümlerine tam riayet edileceği, ancak ne şekilde önlemler alınacağının açık olarak belirtilmediği, parsel bazında zemin etütlerinin yapılmamış olmasının, detaylı zemin iyileştirme yöntemlerinin ve bununla ilgili önlemlerin belirtilmemiş olmasının ciddi bir eksiklik olduğu, raporda, deprem ve tsunami konusunda iyimser bir yaklaşım sergilendiği, kimyasal ve tehlikeli maddelerin kullanıldığı işletmelerin en yüksek olasılıklara göre önlemlerini almalarının gerektiği, mevcut hava kalitesinin belirlenmesinde proje alanının batısında bulunan 17119 istasyon numaralı Yalova Meteoroloji İstasyonuna ait verilerin kullanıldığının belirtildiği, istasyonun yerine bakıldığında tesisin bulunduğu konuma göre hakim rüzgar yönünün dışında bir lokasyonda olduğu, bu istasyondan temin edilen hava kirleticilerine ait ölçüm sonuçlarının modelleme çalışmalarında kullanılmasının proje alanındaki sanayi bölgesinden kaynaklı kirliliği yeterli düzeyde temsil etmeye yardımcı olmayacağı, hava kalitesi belirleme çalışmalarının mevsimsel olarak yapılmadığı, sıcaklık, yağış vb. durumları simüle edecek şekilde dizayn edilmediği dolayısıyla yeterli olmadığı düşünüldüğünde, kümülatif etki değerlendirmesinin gerçekçi olmadığı kanaatinin oluştuğu, planlanan entegre tesisin mevcutta çalışan fabrikasının Yalkım OSB içerisinde olduğu düşünüldüğünde, kümülatif etkinin Yalkım OSB hava kalitesinin dikkate alınarak yapılmasının önem arz etmekte olduğu, söz konusu projenin pek çok sanayi faaliyetinin gerçekleştirildiği Yalkım OSB yanında yer almakta olduğu, yangın, patlama, sabotaj vb durumlarda kimyasal maddelerin birbirleriyle olan etkileşimlerinin ne olacağı, etki alanı vb. durumlara ilişkin herhangi bir değerlendirme yapılmadığı, kümülatif değerlendirmenin sadece gürültü ve hava kalitesi açısından incelenmiş olduğu, diğer sanayilerle olan etkileşimi düşünülerek hazırlanmış risk acil durum planı bulunması ve en kötü senaryoya göre modellemeler yapılarak insan ve doğa sağlığına etkilerinin ortaya konulmasının gerektiği, projenin çevresel etkilerinin Yalkim OSB ile birlikte değerlendirilmesine yönelik ÇED raporunda herhangi bir çalışma görülemediği, sadece mevcut ... tesisi ile planlanan tesise yönelik değerlendirmeler yapıldığı, günlük olarak kullanılacak su miktarının ne olacağı, denize deşarj olan ısı yükünün AKSA tarafından hesaplanıp hesaplanmadığı bilgisinin ÇED raporunda yer almadığı, acil durum eylem planının tesise özgü nitelikte olmayıp genel her türlü işletme için kısmı kapsamlı hazırlanmış olduğu, İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ve ilgili alt yönetmelikleri kapsamında eksik ve yetersiz olarak hazırlandığı, nihai Çevresel Etki Değerlendirme Raporunda risk analizinin mevcut olmadığı, sonuç olarak; ÇED Raporunun içeriğinin eksik ve yetersiz olduğu, etkilerin tam değerlendirilmediği gerekçesi ile toprakta, suda veya havada kalıcı özellik gösterip çevreyi kirletebileceği ve gerekli çevreyi korumak için önleyici önlemleri içermediği, bilimsel ve teknik yönden yeterli olmadığı şeklinde görüş, kanaat ve değerlendirmelerde bulunulmuştur.
Dosyanın incelenmesinden; karara esas alınan bilirkişi raporunda yapılan tespit ve değerlendirmelerin, projeye ilişkin ÇED Raporunda ve eki olan diğer raporlardaki çevresel etkilere ilişkin çalışmaların, raporlamaların ve ÇED Raporunda verilen taahhütlerin, projenin çevreye olan olumsuz etkilerinin tespiti ile bu çevresel etkilerin en aza indirilmesi için yeterli olup olmayacağı hususunun belirlenmesi konusunda kapsamlı teknik ve yeterli bilimsel veriler içermediği, proje alanına ilişkin teknik detaylar içermediği, tarım arazilerine olumsuz etkilerinin bilimsel olarak yeterli şekilde irdelenmediği, tesislerde oluşacak emisyonların hava kirliliğine ve insan sağlığına olası etkileri hususunda ÇED Raporundaki veriler incelenerek somut bir değerlendirmenin ortaya konulmadığı anlaşılmakta olup; ayrıca hükme esas alınan bilirkişi raporundaki tespitler ile davalı müdahil tarafından dosyaya ibraz edilen ve İTÜ, Gazi Üniversitesi ve Ankara Üniversitesi akademisyenlerinden oluşan bilirkişi heyetleri tarafından hazırlanan raporlardaki teknik tespit ve değerlendirmelerin karşılaştırmalı olarak incelenmesinden, davaya konu projenin çevreye olan etkilerinin daha kapsamlı teknik ve bilimsel veriler içerir şekilde akademisyenlerden oluşan yeni bir bilirkişi heyeti tarafından tereddüte mahal vermeyecek şekilde daha detaylı olarak incelenmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Bu durumda, yukarıda verilen bilgiler ışığında, bilirkişi raporunun hükme esas alınabilecek nitelik ve yeterlilikte olmadığı sonucuna varıldığından, uyuşmazlığın tereddüte mahal vermeyecek şekilde çözümlenebilmesi amacıyla, tarafların tüm iddia ve savunmaları, müdahil tarafından dosyaya ibraz edilen diğer raporlar, Nihai ÇED Raporunu hazırlayanların uzmanlık alanları ile bölgenin ve projenin özelliği de dikkate alınarak, dava konusu projenin tüm çevresel etkilerinin ve bu etkilerin en aza indirilmesi için alınması gereken önlemlerin ÇED Raporunda yeterli şekilde değerlendirilip değerlendirilmediğinin, bu doğrultuda verilen taahhütlerin ve alınan önlemlerin teknik ve bilimsel açıdan yeterli olup olmadığının tespit edilmesi amacıyla, seçilecek bilirkişiler arasında çevre mühendisi, hidrojeolog ve meteoroloji mühendisi de olmak üzere, tarafların iddia ve savunmalarında belirtilen ve açıklığa kavuşturulması gereken hususlar göz önüne alınarak, üniversitelerin ilgili bölümlerinden seçilecek yeni bir bilirkişi heyetiyle mahallinde yeniden keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılması ve bunun sonucunda düzenlenecek raporun incelenmesi suretiyle karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Öte yandan; UYAP sisteminde yapılan incelemede, davaya konu proje alanının yanındaki, davaya konu proje ile entegre şekilde faaliyet göstermesi planlanan tesisin içerisinde bulunduğu (aynı bölgeye ilişkin benzer çevresel etkilerin incelenmekte olduğu) Yalova Kompozit ve Kimya İhtisas Organize Sanayi Bölgesi Bölge Müdürlüğü tarafından gerçekleştirilmesi planlanan Yalova Kompozit ve Kimya İhtisas Organize Sanayi Bölgesİ Projesi'ne ilişkin … tarih ve … sayılı ''ÇED Olumlu'' kararının iptali istemiyle açılan davada, ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile davanın reddine karar verildiği, söz konusu kararın Danıştay Altıncı Dairesinin 02/11/2022 tarihli ve E:2022/3926, K:2022/9141 sayılı kararı ile bozulduğu, yargılamanın ... İdare Mahkemesinin E:… sayılı dosyasında derdest olduğu anlaşılmış olup, yeniden verilecek kararda anılan davada yapılan inceleme değerlendirmelerin de dikkate alınacağı tabiidir.
Bu itibarla, karara dayanak alınabilecek nitelikte bulunmayan bilirkişi raporu esas alınarak verilen dava konusu işlemin iptaline ilişkin temyize konu İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin kabulüne,
2. Temyize konu … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan İdare Mahkemesine gönderilmesine,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A-2-(i) maddesi uyarınca, kesin olarak, 09/11/2023 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY :
Dosyanın incelenmesinden; ... dışındaki davacıların davaya konu projenin etki alanında taşınmazları bulunmadığı ve bu alanda ikamet etmedikleri anlaşıldığından, davaya konu işlemin iptali istemiyle dava açmakta meşru, güncel ve kişisel menfaatleri olmadığından, davacılardan ... dışındaki davacılar için temyize konu kararın bu kısmının kaldırılarak, davanın ... dışındaki davacılar için ehliyet yönünden reddi gerektiği oyu ile bu hususta çoğunluk kararına katılmıyorum.
Ayrıca, temyize konu karara esas alınan bilirkişi heyeti raporu incelendiğinde, ÇED Raporunda ve eki diğer raporlarda bulunan tespitlerin yeterli olup olmadığı hususunda teknik tespitlere yer verilmediği, projenin tarım arazilerine olumsuz etkilerinin neler olacağının detaylandırılmadığı, projenin hava kirliliğine ve insan sağlığına olumsuz etkilerinin en aza indirilmesi hususunda ÇED Raporunda verilen taahhütlerin yeterli olup olmadığı konusunda teknik tespit yapılmadığı, Nihai ÇED Raporunda, projenin tarım arazilerine olumsuz etkilerinin irdelendiği, tarımsal alanlara yönelik menfi bir etki öngörülmediği, yapılan Hava Kalitesi Dağılım Modellemesi ile azotdioksitin yönetmelik sınır değerini aşmadığının belirlendiği, çevresel etkisinin ortaya konulduğu, acil durumlara ilişkin müdahale yönteminin belirlendiği, tsunami tehlikesi ile ilgili olarak kabul edilebilir verilerle en kötü durum senaryoları dikkate alınarak çalışmalar yapıldığı, karara esas alınan bilirkişi heyeti raporunda ÇED Raporunda yapılan tespitlerin teknik olarak yetersiz veya hatalı olduğuna yönelik olarak aksine somut herhangi bir tespit yapılamadığı anlaşıldığından, davaya konu ÇED Olumlu kararında hukuka aykırılık bulunmadığından, temyize konu Mahkeme kararı kaldırılarak, davanın reddi gerektiği oyu ile çoğunluk kararına katılmıyorum.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!