Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2023/11911 E. , 2024/987 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2023/11911
Karar No : 2024/987
TEMYİZ EDEN
(DAVACI YANINDA MÜDAHİLLER): 1- … 2- …
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALILAR) : 1- … Bakanlığı (E-Tebligat)
VEKİLİ : Av. …
2- … Büyükşehir Belediye Başkanlığı (E-Tebligat)
VEKİLİ : Av. …
DAVACI : … Anonim Şirketi
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: İstanbul ili, Beykoz ilçesi, … Mahallesi, boğaziçi doğal ve tarihi sit alanı, öngörünüm bölgesinde tescilli yapı komşuluğunda kalan, … pafta, … ada, … parseldeki imar mevzuatına aykırı yapının mülga 6785 sayılı İmar Kanunu'nu tadil eden mülga 1605 sayılı Kanun'un 6/B maddesi delaleti ile aynı Kanun'un 22. maddesi uyarınca yıktırılmasına ilişkin İstanbul Belediye Encümeninin … tarih ve …-… sayılı kararı ile anılan kararın gereğinin ilgili belediyesince yerine getirilmesine ilişkin İstanbul 6 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun … tarih ve … sayılı kararının ve bu kararın bildirilmesine ilişkin … tarih ve … sayılı İstanbul 6 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü işleminin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; yaptırılan keşif sonucu düzenlenen bilirkişi raporu ile dosyada bulunan bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesinden, davacı şirketin mülkiyetinde olan İstanbul ili, Beykoz ilçesi, … Mahallesi, … Sokak, … pafta, … ada, … parsel üzerinden bulunan 13 kapı sayılı taşınmazın, Gayrimenkul Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulu tarafından … tarih … sayılı kararı ile ilan edilen Boğaziçi Doğal ve Tarihi Sit Alanında, … tarih ve … sayılı kararı ile sınırları belirlenen ve 1/5000 ölçekli Koruma Amaçlı Nazım İmar Planı ve1/1000 ölçekli Koruma Amaçlı Uygulama İmar Planı uygun bulunan öngörünüm bölgesinde kaldığı, taşınmazın üzerinde bulunan yapı için 12/08/1957 tarihli İstanbul
Belediyesinin yapı muayene raporuna bağlı olarak kullanma izni verildiği, uyuşmazlığa konu olan taşınmazın zemin + 3 normal katlı kâgir apartman ve 2 adet otoparktan ibaret olduğu, 26.07.1969 ve 13.08.1969 tarihlerinde tanzim edilen yapı tatil tutanaklarında “üç katlı yapı
üzerine kaçak olarak çatı katı yapıldığı"nın tespit edildiği, mevcut durum ile yapı tatil tutanaklarının
uyumlu olduğu, bahsi geçen katın 3. normal kat olduğu, dava konusu parsel üzerinde bir adet toplam dört katlı kargir yapı ve iki adet otopark
olduğu, 09.12.1977 tarihinde İstanbul Belediyesi Encümeni tarafından alın
an karar ile, 11.08.1977 tarihli yapı tatil tutanağı ile tespiti yapılan kargir yapı haricinde sağ yan
yapılan 2,5 m*2.5 m ebatlarındaki camekan yapı olduğu, 1978 yılının Ocak ayında düzenlenen raporda yerinde kontro
l sonucu, yapının yıkılmış olduğunun tespit edildiği, dava konusu yapının ruhsatının ve projesinin olmadığı. 12.08.1957 tarihli İstanbul Belediye Başkanlığının yapı muayene raporuna bağlı olarak kullanma izni verildiği, bu tarihten
sonra yapı tatil tutanakların ruhsatsız olarak tam kat şeklinde çatı katı yapıldığı, İstanbul İmar Yönetmeliği'nde “Esaslı Tadilat; Mevcut yapının esaslı tamir ve tadili,
yürürlükteki mevzuat hükümlerine aykırı olmaması şartı ile imar planı, bu Yönetmelik hükümleri ve
diğer ilgili mevzuat hükümlerine uygun olarak yapılabileceği, ilave esaslı tamir ve tadil
yapılabilmesi için ruhsat alınması zorunlu olduğu, dava konusu yapıda
Yapı tatil tutanaklarında tespiti yapılan işlemlerin esaslı tadilat kapsamında olduğu, dava konusu yapının bulunduğu parselin Boğaziçi Ön Görünüm alanında
olduğundan imar kısıtlılığı bulunduğu, ruhsata bağlanmasının mümkün olmadığı, parselinin boğaziçi ön görünüm alanında kaldığı, 3194 sayılı İmar Kanunu'nun geçici
16. maddesinde yapı kayıt belgesi düzenlenemeyecek alanlar kapsamında olduğu, hali hazırda dava konusu parsel üzerinde toplam dört katlı bir adet kargir yapı ile iki adet otopark
olduğu, yapının 12.08.1957 tarihli İstanbul
Belediyesinin yapı muayene raporuna bağlı olarak kullanma izni verilen kısımları dışında kalan kısımlarının ruhsatsız ve izinsiz olduğu görüldüğünden, dava konusu yapıdaki kullanım iznine aykırı kısımların yıkılmasına ilişkin İstanbul Büyükşehir Belediye Encümeninin 09/12/1977 tarih 11370-32493 sayılı kararı ile bu kararın gereğinin ilgili belediyesince yerine getirilmesine yönelik tesis edilen İstanbul 6 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun 31/03/2021 tarih ve 6687 sayılı kararı ile bu kararın bildirilmesine ilişkin 05/04/2021 tarih ve 1287897 sayılı İstanbul 6 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü işlemininde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacı yanında müdahiller tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Uyuşmazlık konusu yapı hakkında, yapı sahibi davacı şirket tarafından yapılan başvuru üzerine, 3194 sayılı İmar Kanunu'nun geçici 16. maddesi uyarınca yapı kayıt belgesi düzenlendiği, anılan yapı kayıt belgesi İstanbul Valilğince iptal edilmiş ise de, anılan işlemin iptali istemiyle görülen davanın halen derdest olduğu, mevcut haliyle inşaat izni ve yapı kullanma izni bulunan yapının, yapı kullanma izni iptal edildikten sonra yıkım kararı alınabileceği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : 1- … Bakanlığı tarafından, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
2- … Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "İstinaf" başlıklı 45. maddesinin 6. bendinde: "Bölge idare mahkemelerinin 46. maddeye göre temyize açık olmayan kararları kesindir. Bu kararlar, dosyayla birlikte kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilir ve bu mahkemelerce yedi gün içinde tebliğe çıkarılır." kuralı yer almaktadır. Anılan Kanun'un "Temyiz" başlıklı 46. maddesinde: "Danıştay dava dairelerinin nihai kararları ile bölge idare mahkemelerinin aşağıda sayılan davalar hakkında verdikleri kararlar, başka kanunlarda aksine hüküm bulunsa dahi Danıştayda, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde temyiz edilebilir:...g) Tabiat Varlıklarını Koruma Merkez Komisyonu ve Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulunca itiraz üzerine verilen kararlar ile 18/11/1983 tarihli ve 2960 sayılı Boğaziçi Kanununun uygulanmasından doğan davalar...." hükmüne yer verilmiştir.
Bakılan davanın, İstanbul ili, Beykoz ilçesi, … Mahallesi, boğaziçi doğal ve tarihi sit alanı, öngörünüm bölgesinde tescilli yapı komşuluğunda kalan, … pafta, … ada, … parselde bulunan taşınmaz üzerinde taşınmaz üzerinde imar mevzuatına aykırı yapıların, İstanbul Belediye Encümeninin … tarih ve …-… sayılı kararı ile mülga 6785 sayılı İmar Kanunu'nu tadil eden mülga 1605 sayılı Kanun'un 6/B maddesi delaleti ile aynı Kanun'un 22. maddesi uyarınca yıktırılmasına ilişkin işlem ile bu işlemin gereğinin ilgili belediyesince yerine getirilmesine yönelik İstanbul 6 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu işleminin iptali istemiyle açıldığı görülmektedir.
Bu durumda, uyuşmazlık konusu yapının, 2960 sayılı Boğaziçi Kanunu uyarınca öngörünüm bölgesinde kalmasının, bakılan davayı, 2577 sayılı Kanun'un 46. maddesinin birinci fıkrasının (g) bendinde kapsamında "2960 sayılı Boğaziçi Kanunu'nun uygulanmasından doğan dava" olarak değerlendirilmesi sonucuna yol açmayacağı, zira görülmekte olan davanın, mülga 6785 sayılı İmar Kanunu uyarınca yıkıma yönelik encümen kararı ile bu kararın ilgili belediyesince yerine getirilmesine yönelik koruma bölge kurulu işleminin iptali istemiyle açıldığı; bu nedenle, işbu uyuşmazlıkla ilgili bölge idare mahkemesi idare dava dairesince yapılan istinaf incelemesi neticesinde verilen kararın temyiz edilmesinin, yukarıda anılan Kanun kapsamında mümkün olmadığı değerlendirildiğinden; davanın reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararına karşı davacı yanında müdahil tarafından yapılan istinaf başvurusun reddine dair Bölge İdare Mahkemesi kararına karşı davacı yanında müdahil tarafından yapılan temyiz başvurusunun incelenmeksizin reddedilmesi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü ve Altıncı Daireleri müşterek heyetince, 2575 sayılı Danıştay Kanunu'nun Ek 1. maddesi uyarınca birlikte yapılan toplantıda Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
İstanbul ili, Beykoz ilçesi, … Mahallesi, boğaziçi doğal ve tarihi sit alanı, öngörünüm bölgesinde tescilli yapı komşuluğunda kalan, … pafta, … ada, … parselde bulunan taşınmaz üzerinde taşınmaz üzerinde imar mevzuatına aykırı yapıların, İstanbul Belediye Encümeninin … tarih ve …-… sayılı kararı ile mülga 6785 sayılı İmar Kanunu'nu tadil eden mülga 1605 sayılı Kanun'un 6/B maddesi delaleti ile aynı Kanun'un 22. maddesi uyarınca yıktırılmasına karar verilmiştir.
İstanbul 6 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ile, anılan encümen kararının gereğinin ilgili belediyesince yerine getirilmesine karar verilmiş ve bu işlem … tarih ve … sayılı İstanbul 6 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü yazısı ile davacıya bildirilmiştir.
Bunun üzerine, bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Tarafların Kişilik veya Niteliğinde Değişiklik" başlıklı 26. maddesinde; "Dava esnasında ölüm veya herhangi bir sebeple tarafların kişilik veya niteliğinde değişiklik olursa, davayı takip hakkı kendisine geçenin başvurmasına kadar; gerçek kişilerden olan tarafın ölümü halinde, idarenin mirasçılar aleyhine takibi yenilemesine kadar dosyanın işlemden kaldırılmasına ilgili mahkemece karar verilir. Dört ay içinde yenileme dilekçesi verilmemiş ise, varsa yürütmenin durdurulması kararı kendiliğinden hükümsüz kalır. Yalnız öleni ilgilendiren davalara ait dilekçeler iptal edilir." hükmüne yer verilmiştir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 329 vd. maddelerinde anonim şirkete ilişkin düzenlemelere yer verildiği; Kanun'un 338. maddesinde, anonim şirketin kurulabilmesi için pay sahibi olan bir veya daha fazla kurucunun varlığı şart olduğunun belirlendiği görülmekte olup; Kanun'un 363. maddesinde "(1) 334 üncü madde hükmü saklı kalmak üzere, herhangi bir sebeple bir üyelik boşalırsa, yönetim kurulu, kanuni şartları haiz birini, geçici olarak yönetim kurulu üyeliğine seçip ilk genel kurulun onayına sunar. Bu yolla seçilen üye, onaya sunulduğu genel kurul toplantısına kadar görev yapar ve onaylanması hâlinde selefinin süresini tamamlar. (2) Yönetim kurulu üyelerinden birinin iflasına karar verilir veya ehliyeti kısıtlanır ya da bir üye üyelik için gerekli kanuni şartları yahut esas sözleşmede öngörülen nitelikleri kaybederse, bu kişinin üyeliği, herhangi bir işleme gerek olmaksızın kendiliğinden sona erer." hükmüne; 530. maddesinde ise "1) Uzun süreden beri şirketin kanunen gerekli olan organlarından biri mevcut değilse veya genel kurul toplanamıyorsa, pay sahipleri, şirket alacaklıları veya Gümrük ve Ticaret Bakanlığının istemi üzerine, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesi, yönetim kurulunu da dinleyerek şirketin durumunu kanuna uygun hâle getirmesi için bir süre belirler. Bu süre içinde durum düzeltilmezse, mahkeme şirketin feshine karar verir. (2) Dava açıldığında mahkeme, taraflardan birinin istemi üzerine gerekli önlemleri alabilir." hükmüne yer verilmiştir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 426. maddesinde "Vesayet makamı, aşağıda yazılı olan veya kanunda gösterilen diğer hâllerde ilgilisinin isteği üzerine veya re'sen temsil kayyımı atar: 1. Ergin bir kişi, hastalığı, başka bir yerde bulunması veya benzeri bir sebeple ivedi bir işini kendisi görebilecek veya bir temsilci atayabilecek durumda değilse, 2. Bir işte yasal temsilcinin menfaati ile küçüğün veya kısıtlının menfaati çatışıyorsa, 3. Yasal temsilcinin görevini yerine getirmesine bir engel varsa." hükmü yer almaktadır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinin değerlendirilmesinden; tek ortaklı anonim şirketlerde, şirketin tek ortağı ve münferiden temsile yetkili yönetim görevini üstlenen gerçek kişinin vefat etmesi durumunda, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun geçici üye atanmasına ilişkin 363. maddesinin uygulama alanı bulmayacağı, bu durumda genel kurulun yeni yönetim kurulu üyesini seçmesi gerektiği; yönetim kurulunun üye ölümü nedeniyle iş yapamaz hale geldiği durumlarda, her bir pay sahibi ve tüm ilgililerin mahkemeden şirkete kayyum atanmasını, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 426. maddesi uyarınca isteyebileceği, atanacak kayyumun şirketin genel kurul toplantısını yapmak üzere görevlendirilebileceği (Özge Ayan, Ölümün Şirketler Hukuku İlişkilerine Etkileri, Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Cilt 21, Sayı:1, 2019, s.1-25) değerlendirilmektedir.
Uyuşmazlıkta, davacı şirketi münferiden temsile yetkili kılınan ortağı Sebahat Toksöz'ün dava devam ederken, 25/04/2021 tarihinde vefat ettiği, murisin geriye mirasçı olarak oğlu Ahmet Toksöz ve oğlu Zafer Toksöz'ün kaldığı; anılan mirasçıların davacı yanında müdahil olma taleplerinin, İstanbul 11. İdare Mahkemesinin 31/03/3023 tarih ve E:2021/1135, K:2023/104 sayılı kararı ile kabul edildiği görülmekte olup; 25 Mayıs 2022 tarihli, 10584 sayılı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nin 131. sayfasında, davacı San Beykoz Gayrimenkul Yatırım Anonim Şirketinin, Zafer Toksöz tarafından, İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 17/03/2022 tarih ve E:2021/856, K:2022/235 sayılı kararı ile verilen olağanüstü genel kurula çağırma yetkisi gereğince, davacı şirketin Zafer Toksöz tarafından olağanüstü genel kurul toplantısına davet edildiği, söz konusu genel kurul toplantısı gündem maddeleri arasında, yeni yönetim kurulunun görev kapsamı ve süresinin belirlenmesi, şirketin tek ortaklı yapıdan çıktığı hususunun ticaret siciline tescil edilmesi gibi hususların yer aldığı, buna karşın, anılan ticaret sicil gazetesinin yayımlanmasından bu yana, davacı şirket hakkında ticaret sicil gazetesinde herhangi bir tescil işleminin yapılmadığı görülmektedir.
Bu durumda; davacı şirketin yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri uyarınca yeni yönetim kurulu üyelerinin seçilip seçilmediği, halen bu kapsamda bir seçim yapılamamış ise, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 530. maddesi uyarınca asliye ticaret mahkemesince şirketin feshine karar verilip verilmediği hususlarının araştırılarak, buna göre karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin kabulüne,
2. Temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:… K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 15/02/2024 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!