WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 11 Haziran 2026

DANIŞTAY 4. DAIRE

A- A A+

Danıştay 4. Daire Başkanlığı         2023/11569 E.  ,  2024/1153 K.
"İçtihat Metni"T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2023/11569
Karar No : 2024/1153

DAVACI : … Odası
VEKİLİ : Av. …

DAVALI : … Bakanlığı
VEKİLİ : …

DAVANIN KONUSU : 06/01/2021 tarihli, 31356 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu ve Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulları Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 2., 3. ve 4. maddelerinin (4. maddenin, Ana Yönetmeliğin 18. maddesinin 2. fıkrasının yürürlükten kaldırılmasına ilişkin kısmı hariç) iptali istenilmektedir.

DAVACININ İDDİALARI : Davacı, dava konusu Yönetmeliğin 2. maddesine ilişkin olarak, değişikliğin, Kurullara, açılmış davaların sonuçlarını beklemeden, dava konusu taşınmaz kültür varlıkları, bunların koruma alanları ve sitlere ilişkin başvurularla ilgili karar alma imkanı tanıdığını; bunun, yargı kararlarının uygulanmasını engelleyeceği ve uzun olan idari yargı sürecinde, kültür varlıkları ve sit alanları üzerinde her türlü müdahalenin önünü açarak, çoğu durumda yargı kararı verildiğinde geri dönülemez sonuçlar doğuracağını; bu durumun “hukuka bağlı idare” ilkesiyle bağdaşmadığını; düzenlemenin Koruma Yüksek Kurulu’nun 04/03/1988 tarihli, 21 sayılı ve 19/01/2010 tarihli, 759 sayılı ilke kararlarına da aykırı olduğunu; değişikliğin amaç ve sebep unsuru yönünden hukuka uygun olmadığını; Yönetmeliğin 3. maddesine ilişkin olarak, değişiklikle, daha önce sadece idari ve teknik hizmetleri yürütme görevi tanınan Genel Müdürlüğe, koruma bölge kurullarınca alınan kararların, biçim ve mevzuata uygunluğunun denetlenmesi yetkisinin de verildiğini; 2863 sayılı Yasanın 51. ve Yönetmeliğin 6. maddesinin (e) bendi uyarınca, koruma bölge kurulları kararlarına karşı yapılan itirazları karara bağlama yetkisi sadece Koruma Yüksek Kuruluna aitken, değişiklikle, Genel Müdürlüğün de bir karar mercii haline getirildiğini, oysa bölge kurulu kararlarının Genel Müdürlüğün hiyerarşik denetimine tabi idari kararlar olmadığını, bu denetimin ancak üst kurul niteliğini taşıyan Koruma Yüksek Kurulunca yapılabileceğini, dolayısıyla değişikliğin anılan maddelere aykırı olduğunu; Müdürlüğün bu denetimi hangi uzman birimiyle, hangi ölçütlere göre, ne şekilde ve ne amaçla yapacağının da maddede belirtilmediğini; “biçimsel denetim” ifadesiyle kastedilenin ne olduğunun anlaşılamadığını, bu belirsizliğin, kararların içeriğine müdahale edilmesi, biçim ve mevzuata aykırı olduklarından bahisle, üyeleri bilimsel uzmanlık alanlarına göre belirlenen Bölge Kurullarına, üyeleri daha çok bürokratlardan oluşan Genel Müdürlük tarafından, kararların değiştirilmesi yönünde baskı yapılmasına imkan tanıyacağını; düzenlemenin, kamu yararına ve koruma amacına aykırı olduğunu; Yönetmeliğin 4. maddesine ilişkin olarak, değişiklikle, bilimsel metotlarla yapılan çalışmalar doğrultusunda yeni bir veri ortaya konması halinde, kesinleşmiş yargı kararı bulunmasına rağmen, Yüksek Kurullara yeni bir karar alma imkanının sağlandığını, koruma kurulu kararlarına açılan davalarda konunun uzmanlarınca bilirkişi incelemesi yaptırıldığını, dolayısıyla yargı kararlarının da bilimsel incelemelere dayalı olarak verildiğini; bilimsel tespitler ışığında verilen yargı kararlarının, Yüksek Kurulca, hangi bilimsel metotlara dayanan bir çalışmayla değiştirilebileceğinin de belirsiz olduğunu; bilimsel olup olmadığı denetime elverişli olmayan başvurular neticesinde idari yargı kararlarının uygulanmamasının sağlanacağını; Koruma Yüksek Kuruluna, yargı kararlarını değiştirebilme yetkisi verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, ileri sürmektedir.

DAVALININ SAVUNMASI : Davalı tarafından, dava konusu Yönetmeliğin 2. maddesine ilişkin olarak, değişikliğin, korumanın, idarenin karar verme ve yerindelik denetimi yapma sürecini kesintiye uğratmadan gerçekleştirilebilmesi ve sürdürülebilirliğinin sağlanması amacıyla yapıldığı; maddenin değişiklikten önceki halinde de taşınmaz kültür varlıkları, bunların koruma alanları ve sitlerle ilgili başvuru yapılmasına imkan tanındığı; esasen bu yetkinin Kurullara 12.01.2005 tarihli Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu ve Koruma Bölge Kurulları Çalışmaları ile Koruma Yüksek Kuruluna Yapılacak İtirazlara Dair Yönetmelik’le tanınmış olduğu; Anayasa’nın 2. maddesinde yer alan “hukuk devleti” ilkesi, yine Anayasa’nın 138/4. maddesinde ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usul Kanunu’nun 28. maddesinde yer alan idarenin yargı kararlarına uyma zorunluluğu karşısında, bir kamu kurumunun yargı kararlarını uygulamayacağı iddiasının gerçeği yansıtmadığı; dava dilekçesinde belirtilen ilke kararlarının 07/11/2018 tarihli, 1110 sayılı ilke kararıyla yürürlükten kaldırıldığı, Bakanlık Teftiş Kurulunca bu ilke kararıyla dava konusu düzenleme arasındaki uyumsuzluğun, 2577 sayılı Kanunun 28. maddesi göz önünde bulundurularak giderilmesinin istendiği, dava konusu değişiklikle bu ilke kararının içeriklerinin aynı olduğu, böylece söz konusu uyumsuzluğun giderildiği ve bu ilke kararına karşı açılmış herhangi bir dava bulunmadığı; Yönetmeliğin 3. maddesine ilişkin olarak, Teftiş Kurulunca iletilen … tarihli, … sayılı inceleme raporunda, koruma bölge kurulu müdürlüklerine yapılan başvuruların kurulda değerlendirilmesinde yaşanan gecikmelerin önlenmesi amacıyla, Kurul kararlarının Genel Müdürlüğe sadece “bilgi” amaçlı gönderilmesi yerine, “bilgi ve gereği” şeklinde gönderilmesi için Çalışma Yönergesinde gerekli değişikliğin yapılarak Genel Müdürlükte kurul kararlarının denetiminin sağlanması ve bunun için Genel Müdürlükte masalar oluşturulması şeklinde bir çözüm önerisi getirildiği, bunun üzerine gerekli düzenlemeleri içeren taslağın hazırlandığı; 26/12/2017 tarihli Devlet Denetleme Kurulu Raporunda, birçok kurul ve komisyon kararının, 2863 sayılı Yasanın 57. maddesine aykırı olarak, kararların, Kanun ve ilke kararlarındaki dayanakları ile bilimsel gerekçeleri gösterilmeden yazıldığı, kararların yazımında uygulama birliği sağlanamadığı şeklindeki tespite yer verildiği ve kurul kararlarının oluşturulmasında mevzuata uygunluk ve uygulama birliğinin sağlanması amacıyla Genel Müdürlük tarafından gerekli çalışmaların yapılmasının uygun olacağının belirtildiği; 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğünün görev ve yetkilerine ilişkin 281. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendinde, “e) Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu ve koruma kurulları kararlarının alınmasına ve uygulanmasına dair işlemlerin yürütülmesini ve koordinasyonunu sağlamak,” düzenlemesine, (ğ) bendinde ise, “ğ) Bakan tarafından verilen diğer görevleri yapmak.” düzenlemesine yer verildiği; Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüklerinin Çalışma Esasları İle Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu Çalışmalarına İlişkin Yönergenin 9. maddesinde ise, “(h) Mevzuatla çeliştiği saptanan ve/veya Genel Müdürlükçe yeniden değerlendirilmesi istenen kararlarda koruma bölge kurulunca aynı kararda ısrar edilmesi halinde, karar dağıtımı yapılmadan, konu Koruma Yüksek Kurulunca değerlendirilmek üzere Genel Müdürlüğe iletilir.” hükmünün bulunduğu, bu hüküm gereğince, Genel Müdürlüğün kurul kararlarını mevzuatı esas alarak inceleyerek, çelişme halinde ilgili Kurul Müdürlüğünden kararın tekrar değerlendirilmesini isteyebileceği; dava konusu düzenlemenin, 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin yukarıda belirtilen 281. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendiyle Genel Müdürlüğe verilen görevleri yerine getirmek ve teftiş raporlarında belirtilen iş ve işlemleri yapmak amacıyla hazırlandığı; ayrıca, 2863 sayılı Yasanın 57. maddesi uyarınca koruma bölge kurullarına verilmiş olan karar alma yetkisinin, Yönetmelik değişikliği ile Genel Müdürlüğe verildiği iddiasının normlar hiyerarşisine aykırı olduğu gibi gerçeği de yansıtmadığı, Genel Müdürlükçe sadece, bölge kurulu kararlarının, Yönergede belirtilen biçimsel şartları sağlayıp sağlamadığı, 2863 sayılı Kanuna, ilgili yönetmeliklere ve ilke kararlarına aykırı bir husus içerip içermediğinin değerlendirildiği, aykırılık tespit edilmesi halinde ise yeniden değerlendirilmek üzere konunun tekrar bölge kuruluna iletileceği; öte yandan, Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüklerinin Çalışma Esasları İle Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu Çalışmalarına İlişkin Yönergenin 8. maddesinde, koruma bölge kurullarınca alınacak kararlara ilişkin esasların tanımlanmış olduğu, dolayısıyla dava dilekçesinde belirsiz olduğu iddia edilen “biçimsel denetim”in bu maddeye göre yapılacağı ve belirsizlik söz konusu olmadığı; koruma bölge kurulu kararlarına yapılan itirazların mevzuata uygun olarak hala Koruma Yüksek Kurulunca değerlendirildiği, Genel Müdürlüğün kararları incelemesi hususu ile Koruma Yüksek Kurulunun kararları değerlendirmesi hususunun farklı yöntem, kapsam ve idari işlemleri içerdiği; ayrıca, 14/012019 tarihinden itibaren, Genel Müdürlükçe, kararların başvuru tarihinden itibaren belirlenen hedef süreler içinde alınıp alınmadığının takibinin yapıldığı; taşra teşkilatında bulunan 35 adet koruma bölge kurulunun kararlarının biçim ve mevzuata uygunluk açısından değerlendirilmesi için Genel Müdürlükçe “Kararlar Şube Müdürlüğü” kurulduğu, bu nedenle dava dilekçesinde iddia edildiğinin aksine, söz konusu denetlemenin Müdürlüğün hangi birimince ve hangi yöntemle yapılacağı hususunun açık olduğu; kaldı ki, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü teşkilat yapısının ve birimlerin görev ve yetkilerinin belirlenmesinin yönetmelik normunda düzenlenmesinin gerekmediği; Yönetmeliğin 4. maddesine ilişkin olarak, ülkemizdeki sit alanlarının tespitinin ilk olarak 1970'li yıllarda, o dönemin maddi ve teknik imkanları doğrultusunda, bugün sahip olduğumuz dijital teknolojiden, sayısallaştırılmış halihazır haritalardan uzak, gözlemsel veriler ve elde edilebilen bilgiler üzerinden sağlandığı; günümüzde sahip olunan teknolojinin, yeraltında inceleme ve araştırma yapılmasına imkan verdiği ve bu gösterim tekniklerinin kültür varlıklarının tespitinde önemli rol oynadığı, koruma bölge kurullarınca izin verilmesi halinde, kültür varlıklarının tespitine yönelik yeraltı radarı (jeo-radar) ve jeofizik arama yöntemleri, sondaj, kazı vb. çalışmaların yapılmasının mümkün olduğu; yeniden araştırma yapılmasına imkan veren dava konusu düzenlemeyle, korumanın mekânsal düzlemde sınırlarının daha net belirlenerek varsa mülkiyet hakkı ihlal edilenlerin mağduriyetlerinin giderilmesinin de hedeflendiği; yargı kararlarına uyulmasının anayasal bir zorunluluk olduğu, dava konusu düzenlemenin, bunun aksine bir amaç içermediği, kaldı ki, kullanılan yeni araştırma yöntemlerinin, önceki verilerle uyuşması durumunda, mevcut uygulama ve statülerin korunmaya devam edeceği; öte yandan, taşınmaz kültür varlıklarının tespiti yetkisi ve bunların korunması görevi Koruma Bölge Kurullarında olduğundan, mahkemece atanan bilirkişilerce, Bakanlıktan izinsiz olarak, yeraltı radarı ve jeofizik arama yöntemleri kullanılarak yeraltı incelemesi gerçekleştirilmesi veya alanda sondaj yapılmasının mümkün olmadığı belirtilerek, dava konusu Yönetmeliğin iptali istenilen maddelerinde hukuka aykırılık bulunmadığı savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Dava konusu Yönetmeliğin 4. maddesinde yer alan "Bilimsel metotlarla yapılan çalışmalar doğrultusunda yeni bir veri ortaya konmadıkça" ifadesi yönünden, düzenlemenin 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 28. maddesine aykırı olduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile söz konusu ifadenin iptali, diğer kısımlar yönünden ise, davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.

DANIŞTAY SAVCISI : …
DÜŞÜNCESİ : Dava, 06/01/2021 günlü, 31356 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu ve Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulları Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 2., 3. ve 4. maddelerinin (4. maddenin, Ana Yönetmeliğin 18. maddesinin 2. fıkrasının yürürlükten kaldırılmasına ilişkin kısmı hariç) iptali istemiyle açılmıştır.
10/07/2018 günlü, 30474 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren, 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin "Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü
" başlıklı 281. maddesinde, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğünün görev ve yetkileri kapsamında, Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu ve koruma kurulları kararlarının alınmasına ve
uygulanmasına dair işlemlerin yürütülmesini ve koordinasyonunu sağlamak sayılmıştır.
2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu'nun 51. maddesinde; "Yurtiçinde bulunan ve bu Kanun kapsamına giren korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ile ilgili hizmetlerin bilimsel esaslara göre yürütülmesini sağlamak üzere, Bakanlığa bağlı "Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu" ile Bakanlıkça belirlenecek bölgelerde "Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulları" kurulur.
Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulunun görev ve yetkileri şunlardır;
a) Korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının korunması ve restorasyonuyla ilgili işlerde uygulanacak ilkeleri belirlemek,
b) Koruma bölge kurulları arasında gerekli koordinasyonu sağlamak.
c) Uygulamada doğan genel sorunları değerlendirerek görüş vermek suretiyle, Bakanlığa yardımcı olmak.
d) (Ek: 8/8/2011-KHK-648/45 md.) Bakanlıklarca Koruma Yüksek Kurulunda görüşülmesi talebiyle gönderilen ve gündeme alınan konularda karar vermek.
(Değişik üçüncü fıkra: 8/8/2011-KHK-648/45 md.) Mahalli idareler ile diğer kamu kurum ve kuruluşları Koruma Yüksek Kurulunda görüşülmesini istedikleri hususları bağlı, ilgili veya ilişkili oldukları bakanlıklar aracılığıyla bildirir. Koruma Yüksek Kurulunca karar verilen konular ilgili koruma bölge kurulunca tekrar görüşülmez.
(Değişik dördüncü fıkra: 8/8/2011-KHK-648/45 md.) Koruma Yüksek Kurulunun gündemi Bakanlıkça belirlenir. Gündemin belirlenmesini müteakip Koruma Yüksek Kurulu toplantıya çağırılır. Toplantı sayısına bir sınırlama getirilmez. Koruma Yüksek Kurulu salt çoğunlukla toplanır, toplantıya katılan üyelerin salt çoğunluğu ile karar verir.
Koruma Yüksek Kurulunun çalışma usul ve esasları ile diğer hususlar bir yönetmelikle düzenlenir." hükmüne;
"Koruma Bölge Kurullarının görev, yetki ve çalışma şekli" başlıklı 57. maddesinde; "Koruma bölge kurulları, Koruma Yüksek Kurulunun ilke kararları çerçevesinde olmak kaydıyla aşağıdaki işleri yapmakla görevli ve yetkilidir.
a) Bakanlıkça tespit edilen veya ettirilen korunması gerekli kültür ve tabiat varlıklarının tescilini yapmak,
b) Korunması gerekli kültür varlıklarının gruplandırılmasını yapmak,
c) Sit alanlarının tescilinden itibaren üç ay içinde geçiş dönemi yapı şartlarını belirlemek,
d) Koruma amaçlı imar planları ile bunların her türlü değişikliklerini inceleyip karar almak,
e) Korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının koruma alanlarının tespitini yapmak,
f) Korunması gerekli taşınmaz kültür varlıklarından özelliklerini kaybetmiş olanlarının tescil kaydını kaldırmak,
g) Korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ve koruma alanları ile sit alanlarına ilişkin uygulamaya yönelik kararlar almak..." hükmüne yer verilmiştir.
Kanunun 61.maddesinin 2. fıkrasında da ; "(Değişik fıkra : 8/8/2011-KHK-648/50 md. ) Koruma bölge kurullarınca alınan kararlara kamu kurum ve kuruluşları ile gerçek ve tüzel kişilerce yapılan itirazlar, Bakanlıkça değerlendirilerek gerekli görüldüğü takdirde Koruma Yüksek Kurulu gündemine alınır." hükmü yer almaktadır.
19/4/2012 günlü, 28269 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu ve Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulları Yönetmeliğinin 6. maddesinde; "(1) Koruma Yüksek Kurulunun görev ve yetkileri şunlardır:
a) Korunması gerekli taşınmaz kültür varlıklarının korunması ve restorasyonuyla ilgili işlerde uygulanacak ilkeleri belirlemek.
b) Koruma bölge kurulları arasında gerekli koordinasyonu sağlamak.
c) Koruma bölge kurullarınca alınan kararlar nedeniyle uygulamada doğan genel sorunları değerlendirerek görüş vermek suretiyle, Bakanlığa yardımcı olmak.
ç) Bakanlıklarca Koruma Yüksek Kurulunda görüşülmesi talebiyle gönderilen ve gündeme alınan konularda karar vermek.
d) Mahalli idareler ile diğer kamu kurum ve kuruluşlarının bağlı, ilgili veya ilişkili oldukları bakanlıklar aracılığıyla Koruma Yüksek Kurulunda görüşülmesini istedikleri konularda karar vermek.
e) Koruma bölge kurullarınca alınan kararlara karşı kamu kurum ve kuruluşları ile gerçek ve tüzel kişilerce yapılan itirazları değerlendirerek karar vermek." hükmü yer almaktadır.
Dava konusu yönetmeliğin 2. maddesi yönünden;
Madde hükmü ile 19/4/2012 günlü, 28269 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu ve Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulları Yönetmeliğinin 15. maddesinin 3. fıkrası değiştirilerek; "Koruma Yüksek Kurulu ve koruma bölge kurulları kararlarına karşı idari yargıda açılan davalarda idari yargı tarafından iptal ve yürütmenin durdurulması kararı verilmedikçe, koruma bölge kurulları davacı ve mecburi dava arkadaşı dışındaki kişilerce yapılan ve davaya konu kurul kararını etkilemeyen başvuruları değerlendirebilir" yolundaki hüküm "Koruma Yüksek Kurulu ve koruma bölge kurulları kararlarına karşı idari yargıda açılan davalarda idari yargı tarafından iptal ve yürütmenin durdurulması kararı verilmedikçe, ilgili koruma bölge kurulu ve Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu korunması gerekli taşınmaz kültür varlıkları ve bunların korunma alanları ile sit alanlarına yönelik başvuruları değerlendirebilir" şeklinde değiştirilmiştir.
Anayasa'nın 125.maddesine göre idarenin her türlü eylem ve işlemine karşı yargı yolu açıktır. İdari yargı denetiminin amacı idarenin idare hukuku alanı ve yasa çerçevesi içinde kalmasını sağlamak, idarenin kanunların verdiği yetkileri aşması veya kötüye kullanması ya da hukuka ve mevzuata aykırı işlem tesis etmesi hallerinde bu eylem ve işlemleri yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden denetlemek suretiyle idareyi hukuk alanı içinde kalmaya zorlamaktır.
Hukuka ve mevzuata aykırı olması nedeniyle bir idari işlemin iptal edilmesine ilişkin karar, geçmişe yürüyerek sakat idari işlemi tesis edildiği tarihten itibaren ortadan kaldırır ve idareye iptal edilen idari işlemden önce var olan ve bu işlemle değiştirilmiş bulunan hukuki durumu aynen iade etmek zorunluluğu yükler.
Yönetmeliğin 15. maddesinin 3. fıkra hükmü ile kurul kararlarının iptali istemiyle idari yargıda dava açılması halinde bu konularda koruma kurullarının yeni bir karar vermesi engellenerek idarenin hukuka uygun davranması öngörülmüş olmasına karşın, maddede yapılan değişiklikle korunması gerekli taşınmaz kültür varlıkları ve bunların korunma alanları ile sit alanları hakkında yeni bir kurul kararı alınmasına olanak tanınması suretiyle mahkeme kararlarının etkisiz hale gelebileceği sonucuna varıldığından, düzenlemede mevzuata ve hukuka uyarlık görülmemiştir.
Davalı idare tarafından, koruma kurulu kararlarına karşı idare mahkemelerinde açılan davaların sonuçlandırılmasından önce kurula yapılan başvuruların değerlendirilmemesini öngören 04.03.1988 günlü, 21 sayılı ve 25.02.2016 günlü, 533 sayılı ilke kararlarının 07.11.2018 günlü, 1110 sayılı ilke kararı ile iptal edildiği, bu ilke kararına karşı açılmış bir davanın bulunmadığı, dava konusu değişiklikle 1110 sayılı ilke kararı ile uyum sağlandığı iddia edilmekte ise de, ilke kararlarının yönetmeliğin üst hukuk normu niteliğinde bulunmaması nedeniyle ilke kararında yapılan değişikliğin yönetmelik değişikliğine dayanak olamayacağı açıktır.
Dava konusu yönetmeliğin 3. maddesine yönelik;
Madde hükmü ile 19/4/2012 günlü, 28269 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu ve Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulları Yönetmeliğinin 17. maddesinin 1. fıkrası değiştirilmiştir. "Koruma Yüksek Kurulunun idari ve teknik hizmetleri Genel Müdürlükçe yürütülür." şeklindeki fıkra hükmü "Koruma Yüksek Kurulunun idari ve teknik hizmetleri ile koruma bölge kurullarınca alınan kararların biçim ve mevzuata uygunluğunun denetlenmesine yönelik iş ve işlemler Genel Müdürlükçe yürütülür." şeklinde değiştirilmiştir.
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri ile korunması gerekli taşınır ve taşınmaz kültür varlıklarıyla ilgili tespit, tescil ve uygulamaya yönelik her türlü karar alma görev ve yetkisinin koruma bölge kurullarına ait olduğu, korumaya ilişkin ilkeleri belirleme, bölge kurulları arasında koordinasyonu sağlama, koruma bölge kurullarınca verilen kararlara itirazları değerlendirerek karar verme yetki ve görevinin de Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kuruluna ait olduğu belirtilmiştir. Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğünün ise, karar mercii olarak belirlenmediği, Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu ve koruma bölge kurulları kararlarının alınmasına ve
uygulanmasına dair işlemlerin yürütülmesi ve koordinasyonun sağlanması konularında yetkili ve görevli olduğu, bu koordinasyon yetkisinin bölge kurullarınca alınan kararların, biçim ve mevzuata uygunluk bakımından denetlenmesi yetkisini kapsamadığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda, dava konusu değişiklikle Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğüne koruma bölge kurullarınca alınan kararların biçim ve mevzuata uygunluğunun denetlenmesi yetkisi verilmesinde mevzuata ve hukuka uyarlık bulunmadığından, düzenlemede geçen "denetlenmesine" ifadesinin iptali gerektiği sonucuna varılmıştır.
Dava konusu Yönetmeliğin 4. maddesine yönelik;
Madde hükmü ile ana yönetmeliğin 18. maddesinin 3. fıkrasında yer alan, "Hakkında kesinleşmiş yargı kararı bulunan koruma bölge kurulu kararlarına karşı Koruma Yüksek Kuruluna itiraz edilemez." hükmü "Bilimsel metotlarla yapılan çalışmalar doğrultusunda yeni bir veri ortaya konmadıkça hakkında kesinleşmiş yargı kararı bulunan koruma bölge kurulu kararlarına karşı Koruma Yüksek Kuruluna itiraz edilemez." şeklinde değiştirilmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 28. maddesinin 1. fıkrasında yer alan, Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idarenin, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecbur olduğu kuralı ile idarelere yargı kararları doğrultusunda işlem tesis etme yükümlülüğü getirilmiştir.
Anılan hüküm uyarınca, idari işlemler hakkında açılan davalarda verilen ve kesinleşmiş bulunan yargı kararlarının gereklerinin yerine getirilmesinin zorunlu olması nedeniyle, sözkonusu yargı kararına konu olan idari işlemlerin hangi nedenle olursa olsun idareler tarafından itirazen incelenmesi mümkün olmamasına karşın, dava konusu değişiklikle, hakkında kesinleşmiş bir yargı kararı bulunan bölge kurulu kararlarına karşı, yargı kararının değiştirilmesi ve uygulanmaması sonucunu doğurabilecek idari bir itiraz yolunun öngörüldüğü anlaşıldığından, düzenlemede geçen "Bilimsel metotlarla yapılan çalışmalar doğrultusunda yeni bir veri ortaya konmadıkça" ifadesinin, mevzuata ve hukuka aykırı olduğu sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, 06/01/2021 günlü, 31356 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu ve Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulları Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 2. maddesinin, 3. maddesinde yer alan "denetlenmesine" ibaresinin, 4. maddesinde yer alan "Bilimsel metotlarla yapılan çalışmalar doğrultusunda yeni bir veri ortaya konmadıkça" ifadesinin iptaline, yönetmeliğin iptali istenilen diğer bölümlerine yönelik olarak davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
06/01/2021 tarihli, 31356 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu ve Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulları Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 2. maddesiyle, 19/4/2012 tarihli ve 28269 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu ve Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulları Yönetmeliğinin 15. maddesinin 3. fıkrası; 3. maddesiyle, 17. maddesinin 1. fıkrası değiştirilmiş; 4. maddesiyle de, 18. maddesinin 2. fıkrası yürürlükten kaldırılarak, aynı maddenin 3. fıkrası değiştirilmiştir.
Davacı tarafından, yukarıda belirtilen 2. 3. ve 4. maddelerin, (4. maddenin Ana Yönetmeliğin 18. maddesinin 2. fıkrasının yürürlükten kaldırılmasına ilişkin kısmı hariç) iptali istemiyle dava açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT:
10/07/2018 tarihli, 30474 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren, 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin "Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü
" başlıklı 281. maddesinde, "(1) Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğünün görev ve yetkileri şunlardır:
... e) Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu ve koruma kurulları kararlarının alınmasına ve
uygulanmasına dair işlemlerin yürütülmesini ve koordinasyonunu sağlamak...
" hükmüne yer verilmiştir.
2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu'nun 51. maddesinde, "Yurtiçinde bulunan ve bu Kanun kapsamına giren korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ile ilgili hizmetlerin bilimsel esaslara göre yürütülmesini sağlamak üzere, Bakanlığa bağlı "Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu" ile Bakanlıkça belirlenecek bölgelerde "Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulları" kurulur.
Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulunun görev ve yetkileri şunlardır;
a) Korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının korunması ve restorasyonuyla ilgili işlerde uygulanacak ilkeleri belirlemek,
b) Koruma bölge kurulları arasında gerekli koordinasyonu sağlamak,
c) Uygulamada doğan genel sorunları değerlendirerek görüş vermek suretiyle, Bakanlığa yardımcı olmak.
d) (Ek: 8/8/2011-KHK-648/45 md.) Bakanlıklarca Koruma Yüksek Kurulunda görüşülmesi talebiyle gönderilen ve gündeme alınan konularda karar vermek.
(Değişik üçüncü fıkra: 8/8/2011-KHK-648/45 md.) Mahalli idareler ile diğer kamu kurum ve kuruluşları Koruma Yüksek Kurulunda görüşülmesini istedikleri hususları bağlı, ilgili veya ilişkili oldukları bakanlıklar aracılığıyla bildirir. Koruma Yüksek Kurulunca karar verilen konular ilgili koruma bölge kurulunca tekrar görüşülmez.
(Değişik dördüncü fıkra: 8/8/2011-KHK-648/45 md.) Koruma Yüksek Kurulunun gündemi Bakanlıkça belirlenir. Gündemin belirlenmesini müteakip Koruma Yüksek Kurulu toplantıya çağırılır. Toplantı sayısına bir sınırlama getirilmez. Koruma Yüksek Kurulu salt çoğunlukla toplanır, toplantıya katılan üyelerin salt çoğunluğu ile karar verir.
Koruma Yüksek Kurulunun çalışma usul ve esasları ile diğer hususlar bir yönetmelikle düzenlenir." hükmüne; "Koruma Bölge Kurullarının görev, yetki ve çalışma şekli" başlıklı 57. maddesinde, "Koruma bölge kurulları, Koruma Yüksek Kurulunun ilke kararları çerçevesinde olmak kaydıyla aşağıdaki işleri yapmakla görevli ve yetkilidir.
a) Bakanlıkça tespit edilen veya ettirilen korunması gerekli kültür ve tabiat varlıklarının tescilini yapmak,
b) Korunması gerekli kültür varlıklarının gruplandırılmasını yapmak,
c) Sit alanlarının tescilinden itibaren üç ay içinde geçiş dönemi yapı şartlarını belirlemek, (1)
d) Koruma amaçlı imar planları ile bunların her türlü değişikliklerini inceleyip karar almak, (1)(2)
e) Korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının koruma alanlarının tespitini yapmak,
f) Korunması gerekli taşınmaz kültür varlıklarından özelliklerini kaybetmiş olanlarının tescil kaydını kaldırmak,
g) Korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ve koruma alanları ile sit alanlarına ilişkin uygulamaya yönelik kararlar almak..." hükmüne yer verilmiştir.
19/4/2012 tarihli ve 28269 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu ve Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulları Yönetmeliğinin 6. maddesinde ise, "(1) Koruma Yüksek Kurulunun görev ve yetkileri şunlardır:
a) Korunması gerekli taşınmaz kültür varlıklarının korunması ve restorasyonuyla ilgili işlerde uygulanacak ilkeleri belirlemek.
b) Koruma bölge kurulları arasında gerekli koordinasyonu sağlamak.
c) Koruma bölge kurullarınca alınan kararlar nedeniyle uygulamada doğan genel sorunları değerlendirerek görüş vermek suretiyle, Bakanlığa yardımcı olmak.
ç) Bakanlıklarca Koruma Yüksek Kurulunda görüşülmesi talebiyle gönderilen ve gündeme alınan konularda karar vermek.
d) Mahalli idareler ile diğer kamu kurum ve kuruluşlarının bağlı, ilgili veya ilişkili oldukları bakanlıklar aracılığıyla Koruma Yüksek Kurulunda görüşülmesini istedikleri konularda karar vermek.
e) Koruma bölge kurullarınca alınan kararlara karşı kamu kurum ve kuruluşları ile gerçek ve tüzel kişilerce yapılan itirazları değerlendirerek karar vermek." hükmüne yer verilmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Kararların sonuçları" başlıklı 28. maddesinin 1. fıkrasında, "Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına
göre idare, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecburdur. Bu süre hiçbir
şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemez.
" hükmüne; "İdari makamların sükutu" başlıklı 10. maddesinin 1. fıkrasında, "İlgililer, haklarında idari davaya konu olabilecek bir işlem veya eylemin yapılması için idari makamlara başvurabilirler.
" hükmüne yer verilmiş; aynı Kanunun 27. maddesinin 2. fıkrasında ise, idari işlemin uygulanması halinde giderilmesi güç veya olanaksız zararların doğması ve idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması koşullarının birlikte gerçekleşmesi durumunda yürütmenin durdurulmasına karar verileceği kuralı yer almıştır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
06/01/2021 tarihli, 31356 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu ve Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulları Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 3. maddesine ilişkin olarak;
19/4/2012 tarihli, 28269 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu ve Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulları Yönetmeliğinin 17. maddesinin "Koruma Yüksek Kurulunun idari ve teknik hizmetleri Genel Müdürlükçe yürütülür." şeklindeki 1. fıkrası; 06/01/2021 tarihli, 31356 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu ve Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulları Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 3. maddesiyle, "Koruma Yüksek Kurulunun idari ve teknik hizmetleri ile koruma bölge kurullarınca alınan kararların biçim ve mevzuata uygunluğunun denetlenmesine yönelik iş ve işlemler Genel Müdürlükçe yürütülür." şeklinde değiştirilmiştir.
Dava konusu değişiklikle, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğüne, Koruma Yüksek Kurulunun idari ve teknik hizmetlerinin yanı sıra, bölge kurullarınca alınan kararların, biçim ve mevzuata uygunluğunun denetlenmesi yetkisi de verilmiştir.
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinden; korunması gerekli taşınır ve taşınmaz kültür varlıklarıyla ilgili tespit, tescil ve uygulamaya yönelik her türlü karar alma görev ve yetkisinin koruma bölge kurullarına ait olduğu, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğüyle, söz konusu Genel Müdürlük bünyesinde faaliyet göstermekte olan Koruma Yüksek Kurulunun ise, mevzuatta yer verilen diğer görevlerinin yanı sıra, 2863 sayılı Kanun ve ilgili yönetmeliklerde ifade bulan kültür ve tabiat varlıklarını koruma amacına en iyi şekilde ulaşabilmek için, bölge kurulları arasında koordinasyonu sağlamakla, bir diğer deyişle, koruma bölge kurullarının, birbirleriyle bağlantılı ve uyumlu bir şekilde çalışmalarını sağlamakla görevli olduğu anlaşılmaktadır. Söz konusu koordinasyon yetkisinin, bölge kurullarınca alınan kararların, biçim ve mevzuata uygunluk bakımından denetlenmesi yetkisini kapsamadığı sonucuna ulaşıldığından, dava konusu düzenlemede geçen "ve mevzuata uygunluğunun denetlenmesine" ifadesinin yukarıda belirtilen mevzuat hükümlerine aykırı olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Dava konusu Yönetmeliğin 4. maddesine ilişkin olarak;
Ana Yönetmeliğin 18. maddesinin, "Hakkında kesinleşmiş yargı kararı bulunan koruma bölge kurulu kararlarına karşı Koruma Yüksek Kuruluna itiraz edilemez." şeklindeki 3. fıkrası, dava konusu Yönetmeliğin 4. maddesiyle, "Bilimsel metotlarla yapılan çalışmalar doğrultusunda yeni bir veri ortaya konmadıkça hakkında kesinleşmiş yargı kararı bulunan koruma bölge kurulu kararlarına karşı Koruma Yüksek Kuruluna itiraz edilemez." şeklinde değiştirilmiştir.
Maddenin değişiklikten önceki haline göre, hakkında kesinleşmiş yargı kararı bulunan bölge kurulu kararlarına karşı hiçbir surette Yüksek Kurula itiraz edilemezken, değişiklikle, bilimsel metotlarla yapılan çalışmalar sonucunda yeni verilerin ortaya konması halinde, hakkında kesinleşmiş yargı kararı bulunan bölge kurulu kararlarına itiraz etme olanağı sağlanmıştır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun yukarıda yer verilen 28. maddesi uyarınca, idare, Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına
göre gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecbur olup, yargı kararlarıyla bağlıdır.
Dava konusu değişiklikle, yargısal denetime tabi tutularak, hakkında kesinleşmiş bir yargı kararı bulunan bölge kurulu kararlarına karşı, söz konusu yargı kararından farklı bir karar verilmesi sonucunu doğurabilecek idari bir itiraz yolunun açıldığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle, dava konusu düzenlemede geçen "Bilimsel metotlarla yapılan çalışmalar doğrultusunda yeni bir veri ortaya konmadıkça" ifadesinin, 2577 sayılı Kanunun yukarıda belirtilen maddesine aykırı olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Öte yandan, bilimsel metotlarla yapılan çalışmalar sonucunda elde edilen yeni verilere dayanılarak, ilgililerce, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun yukarıda yer verilen 10. maddesi uyarınca, haklarında idari davaya konu olabilecek bir karar alınması için her zaman idareye başvurulabileceği, böyle bir başvuru üzerine alınacak yeni kararların yeni bir idari işlem niteliğinde olması sebebiyle, yeniden yargısal denetime tabi tutulabileceği dikkate alındığında, idarenin, söz konusu değişikliğin, hakkında kesinleşmiş yargı kararı bulunan bölge kurulu kararlarının, gelişen teknoloji ve araştırma metotları ile elde edilen veriler doğrultusunda yeniden değerlendirilebilmesine imkan sağlamak amacıyla yapıldığı yönündeki savunmasının kabulüne hukuken olanak bulunmamaktadır.
Dava konusu Yönetmeliğin 2. maddesine gelince;
Ana Yönetmeliğin, 15. maddesinin, "Koruma Yüksek Kurulu ve koruma bölge kurulları kararlarına karşı idari yargıda açılan davalarda idari yargı tarafından iptal veya yürütmenin durdurulması kararı verilmedikçe, koruma bölge kurulları davacı ve mecburi dava arkadaşı dışındaki kişilerce yapılan ve davaya konu kurul kararını etkilemeyen başvuruları değerlendirebilir." şeklindeki 3. fıkrası, dava konusu Yönetmeliğin 2. maddesiyle, "Koruma Yüksek Kurulu ve koruma bölge kurulları kararlarına karşı idari yargıda açılan davalarda idari yargı tarafından iptal veya yürütmenin durdurulması kararı verilmedikçe, ilgili koruma bölge kurulu ve Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu korunması gerekli taşınmaz kültür varlıkları ve bunların korunma alanları ile sit alanlarına yönelik başvuruları değerlendirebilir." şeklinde değiştirilmiştir.
Maddenin değişiklikten önceki haline göre, Koruma Yüksek Kurulu ve koruma bölge kurulları kararlarına karşı idari yargıda dava açılması durumunda, iptal veya yürütmenin durdurulması kararı verilmedikçe, maddede belirtilen kişilerce yapılan ve davaya konu kurul kararını etkilemeyen başvuruların değerlendirilmesi mümkün iken, değişiklikle, söz konusu kararlara karşı idari yargıda açılan davalarda, idari yargı tarafından iptal veya yürütmenin durdurulması kararı verilmedikçe, ilgili koruma bölge kurulunun ve Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulunun korunması gerekli taşınmaz kültür varlıkları ve bunların korunma alanları ile sit alanlarına yönelik başvuruların değerlendirebilmesine olanak sağlandığı görülmektedir.
Dosyadaki bilgi ve belgelerin incelemesinden; koruma kurulu kararlarına karşı idari yargıda açılan davaların devamı sırasında, kurula yapılan başvuruların değerlendirilmemesine ilişkin 04.03.1988 günlü, 21 sayılı ilke kararı ile yine dava konusu koruma kurulu kararının içeriğini etkilemeyecek şekilde değerlendirilmesini öngören 25.02.2016 günlü, 533 sayılı ilke kararlarının; korumanın devamlılığı ve sürdürülebilirliğinin sağlanması açısından yeniden değerlendirildiği, korumanın idarenin karar verme ve yerindelik denetimi yapma sürecini kesintiye uğratmadan gerçekleştirmesi gereken bir husus olduğu, gerekçeleri ile yeniden incelenmesi neticesinde, 07.11.2018 günlü, 1110 sayılı ilke kararı ile iptal edildiği, bahsi geçen 1110 sayılı ilke kararına karşı açılmış bir dava bulunmadığı, iptale ilişkin bu ilke kararı ile davaya konu Yönetmelik arasındaki uyumsuzluğun giderilmesi amacıyla söz konusu değişikliğin yapıldığı, davaya konu değişiklik yapılırken, idari yargıda dava konusu yapılmış alanlara ilişkin koruma kurulları tarafından yapılacak başvuruların değerlendirilebilmesi için idari yargı tarafından verilmiş iptal kararı ya da yürütmenin durdurulması kararı bulunmaması gerektiğinin açıkça belirtildiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda; davaya konu değişiklikte, idari yargı tarafından verilmiş iptal kararı ya da yürütmenin durdurulması kararı bulunması şartının da arandığı dikkate alındığında, başvurulara ilişkin koruma kurulu tarafından yapılacak değerlendirmenin, ancak idari yargı merci tarafından henüz yürütmenin durdurulması istemi hakkında karar verilmediği aşamada ya da davanın esası hakkında mahkemece hukuki bir değerlendirme yapılmasından önceki aşamada yapılabileceği, sonrasında koruma kurulu tarafından mahkeme kararını etkisiz kılabilecek bir değerlendirme yapılmasının mümkün olmadığı, bu nedenlerle, düzenlemenin 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun yukarıda yer verilen 28. maddesine aykırılığından bahsedilemeyeceği, ayrıca idarenin, yetki alanı kapsamında bulunan konularda her zaman yeni bir işlem tesis edilebileceği, mevcut işlemin geri alınabileceği açık olmakla birlikte, idarenin bu durumda alacağı kararların yeni bir idari işlem niteliğinde olması sebebiyle, yeniden yargısal denetime tabi tutulabileceği de dikkate alındığında, 1110 sayılı ilke kararı ile uyumu sağlamak adına yapılan davaya konu değişiklikte hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Dava konusu Yönetmeliğin 3. maddesinde yer alan "ve mevzuata uygunluğunun denetlenmesine" ifadesi ile 4. maddesinde yer alan "Bilimsel metotlarla yapılan çalışmalar doğrultusunda yeni bir veri ortaya konmadıkça" ifadesinin … ve … 'in karşı oyu ve oyçokluğuyla İPTALİNE,
2. Yönetmeliğin dava konusu diğer düzenlemeleri yönünden ise oybirliğiyle DAVANIN REDDİNE,
3. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam … -TL yargılama giderinin haklılık oranına göre … -TL'sinin davacı üzerinde bırakılmasına, … -TL'nin ise davalı idareden alınarak davacıya verilmesine,
4. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca … -TL vekâlet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, … -TL vekâlet ücretinin ise davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
5. Posta giderleri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
6. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen otuz (30) gün içinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere, 22/02/2024 tarihinde karar verildi.

(X) KARŞI OY :

Dava konusu Yönetmeliğin 3. maddesi yönünden;
19/4/2012 tarihli, 28269 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu ve Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulları Yönetmeliğinin 17. maddesinin "Koruma Yüksek Kurulunun idari ve teknik hizmetleri Genel Müdürlükçe yürütülür." şeklindeki 1. fıkrası; 06/01/2021 tarihli, 31356 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu ve Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulları Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 3. maddesiyle, "Koruma Yüksek Kurulunun idari ve teknik hizmetleri ile koruma bölge kurullarınca alınan kararların biçim ve mevzuata uygunluğunun denetlenmesine yönelik iş ve işlemler Genel Müdürlükçe yürütülür." şeklinde değiştirilmiştir.
Dava konusu değişiklikle, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğüne, Koruma Yüksek Kurulunun idari ve teknik hizmetlerinin yanı sıra, bölge kurullarınca alınan kararların, biçim ve mevzuata uygunluğunun denetlenmesi yetkisi de verilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden; korunması gerekli taşınır ve taşınmaz kültür varlıklarıyla ilgili tespit, tescil ve uygulamaya yönelik her türlü karar alma görev ve yetkisinin koruma bölge kurullarına ait olduğu, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğüyle, söz konusu Genel Müdürlük bünyesinde faaliyet göstermekte olan Koruma Yüksek Kurulunun ise, mevzuatta yer verilen diğer görevlerinin yanı sıra, 2863 sayılı Kanun ve ilgili yönetmeliklerde ifade bulan kültür ve tabiat varlıklarını koruma amacına en iyi şekilde ulaşabilmek için, bölge kurulları arasında koordinasyonu sağlamakla, bir diğer deyişle, koruma bölge kurullarının, birbirleriyle bağlantılı ve uyumlu bir şekilde çalışmalarını sağlamakla görevli olduğu anlaşılmaktadır.
Söz konusu koordinasyon yetkisinin, bölge kurullarınca alınan kararların, biçim ve mevzuata uygunluk bakımından denetlenmesi yetkisini kapsamadığı sonucuna ulaşıldığından, dava konusu düzenlemede geçen "denetlenmesine" ifadesinin yukarıda belirtilen mevzuat hükümlerine aykırı olduğu, davaya konu düzenlemenin sadece ''denetlenmesine'' ifadesinin iptaline karar verilmesi gerektiği oyu ile çoğunluk kararına belirtilen kısım yönünden katılmıyorum.
Dava konusu Yönetmeliğin 4. maddesi yönünden ise;
19/04/2012 tarih ve 28269 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu ve Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulları Yönetmeliği'nin 18. maddesinin, "Hakkında kesinleşmiş yargı kararı bulunan koruma bölge kurulu kararlarına karşı Koruma Yüksek Kuruluna itiraz edilemez." şeklindeki üçüncü fıkrası, dava konusu Yönetmeliğin 4. maddesiyle, "Bilimsel metotlarla yapılan çalışmalar doğrultusunda yeni bir veri ortaya konmadıkça hakkında kesinleşmiş yargı kararı bulunan koruma bölge kurulu kararlarına karşı Koruma Yüksek Kuruluna itiraz edilemez." şeklinde değiştirilmiştir.
2863 sayılı Kanun ve bu Kanun'a dayanılarak yürürlüğe konulan mevzuat düzenlemelerinde, korunması gerekli kültür varlıkları ile ilgili uygulamaya yönelik her türlü kararı alma yetki ve görevi koruma bölge kurullarına, korumaya ilişkin ilkeleri belirleme ile koruma bölge kurullarınca verilen kararlara itirazları değerlendirerek karar verme yetki ve görevi ise Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kuruluna verilmiş olup; anılan konularda alınan kararların, gelişen teknoloji, değişen mevzuat ve yeni araştırma metotları ile elde edilen veriler kapsamında, kültür varlıklarının 2863 sayılı Kanun ve alt mevzuatı çerçevesinde yeniden değerlendirilmesi sonucunda değiştirilebilmesi/güncellenmesi mümkündür. Bu durum, koruma ilke ve esasları ile kültür varlıklarının korunmasına ilişkin kamu hizmetinin de bir gereğidir.
Dava konusu Yönetmeliğin 4. maddesiyle de, sözü edilen bu gerekliliğin, hakkında kesinleşmiş yargı kararı bulunan koruma bölge kurulu kararlarına konu kültür varlıklarıyla ilgili, bilimsel metotlarla yapılan çalışmalar doğrultusunda yeni bir verinin ortaya çıkması halinde ne şekilde yerine getirileceğine ilişkin düzenleme yapıldığı görülmektedir.
Koruma Yüksek Kurulunca hakkında kesinleşmiş yargı kararı bulunan koruma bölge kurulu kararlarının, yapılan mevzuat değişikliği ile dahi olsa, doğrudan gündeme alınması veya görüşülmesinin mümkün olmadığı, yapılan değişikliğin, hakkında kesinleşmiş yargı kararı bulunan koruma bölge kurulu kararına konu alanda, gelişen teknoloji, değişen mevzuat ve yeni araştırma metotları ile elde edilen veriler kapsamında, kültür varlıklarının 2863 sayılı Kanun ve alt mevzuatı çerçevesinde yeniden değerlendirilmesi sonucunda ilgili koruma bölge kurulunca alınan yeni kararların, Koruma Yüksek Kurulunda değerlendirilmesine ilişkin olduğu açıktır.

Bu kapsamda, hakkında kesinleşmiş yargı kararı bulunan konuların, bilimsel metotlarla yapılan çalışmalar doğrultusunda ortaya yeni veriler konulsa bile ilanihaye yetkili kurullarca değerlendirilemeyeceğine ilişkin yaklaşımın, kültür varlıklarının korunmasına yönelik kamu hizmetinin gereği gibi yürütülememesi sonucunu doğurabileceği de göz önünde bulundurulduğunda, yapılan değişiklikle, gelişen teknoloji ve bilimsel metotlarla yapılan çalışmalar doğrultusunda ortaya konulan yeni veriler çerçevesinde, kültür varlıklarının, ilgili mevzuatında bu konuda karar almakla yetkilendirilen koruma bölge kurulları ve Yüksek Kurulca yeniden değerlendirilmesine imkan tanınmasında hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Ayrıca, yapılan değişikliğin, koruma ilkelerine uygun olarak, kültür varlıklarının atıl vaziyette bırakılarak daha çok yıpranmasına ve değer kaybına yol açılmasının önüne geçilerek, hızlı, etkin ve verimli bir şekilde korunmasının sağlanması ve kamu yararı amacı taşıdığı da açıktır.
Bu durumda; dava konusu Yönetmeliğin 4. maddesinde yer alan "Bilimsel metotlarla yapılan çalışmalar doğrultusunda yeni bir veri ortaya konmadıkça" ibarelerine ilişkin kısım yönünden de davanın reddi gerektiği oyu ile çoğunluk kararına belirtilen kısım yönünden de katılmıyorum.

(XX) KARŞI OY :
Dava konusu Yönetmeliğin 3. maddesi yönünden;
19/04/2012 tarih ve 28269 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu ve Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulları Yönetmeliği'nin 17. maddesinin "Koruma Yüksek Kurulunun idari ve teknik hizmetleri Genel Müdürlükçe yürütülür." şeklindeki birinci fıkrası; 06/01/2021 tarih ve 31356 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu ve Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulları Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 3. maddesiyle, "Koruma Yüksek Kurulunun idari ve teknik hizmetleri ile koruma bölge kurullarınca alınan kararların biçim ve mevzuata uygunluğunun denetlenmesine yönelik iş ve işlemler Genel Müdürlükçe yürütülür." şeklinde değiştirilmiştir.
Dava konusu değişiklikle, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğüne, Koruma Yüksek Kurulunun idari ve teknik hizmetlerinin yanı sıra, koruma bölge kurullarınca alınan kararların, biçim ve mevzuata uygunluğunun denetlenmesi yetkisi de verilmiştir.
Yukarıda içeriğine yer verilen mevzuat düzenlemeleriyle, korunması gerekli kültür varlıkları ile ilgili uygulamaya yönelik her türlü kararı alma yetki ve görevi koruma bölge kurullarına, korumaya ilişkin ilkeleri belirleme ile koruma bölge kurullarınca verilen kararlara itirazları değerlendirerek karar verme yetki ve görevi ise Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kuruluna verilmiş olup; bu düzenlemelerde Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğünün bir karar mercii olarak belirlenmediği, yalnızca Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu ve koruma bölge kurulları kararlarının alınmasına ve
uygulanmasına dair işlemlerin yürütülmesi ve koordinasyonun sağlanması hususlarında yetkili ve görevli olduğu anlaşılmaktadır.
Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğünün, 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 281. maddesinde ifade bulan koordinasyonun sağlanması hususundaki yetkisinin, anılan Genel Müdürlüğe, aynı ya da benzer konular hakkında, aynı veya farklı koruma bölge kurullarınca, farklı anlamlara gelecek ve birbirine aykırı sonuçlar doğurabilecek kararlar verilmesinin önüne geçilmesi, koruma bölge kurullarınca verilen kararların 2863 sayılı Kanun ve 08/01/2013 tarih ve 12610 sayılı Bakan onayı ile yürürlüğe giren Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüklerinin Çalışma Esasları ile Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu Çalışmalarına İlişkin Yönerge ile belirlenen kararların oluşturulmasına ilişkin esaslara uygun olarak yazılarak dağıtımının sağlanması ve mevzuata aykırı sonuçlar doğmasına neden olabileceği değerlendirilen kararların, karar mercii olan koruma bölge kurullarında yeniden ele alınmasının sağlanması gibi sorumluluklar yüklemektedir.
Söz konusu koordinasyon yetkisinin asıl amacının ise, uygulamada birliğin ve kültür varlıklarının korunmasına yönelik uygulamaların etkin ve hızlı bir şekilde yürütülmesinin sağlanması olduğu açıktır.
Nitekim, davalı idare tarafından dava dosyasına sunulan dilekçelerde de, dava konusu Yönetmeliğin 3. maddesi ile esas Yönetmeliğin 17. maddesinin birinci fıkrasında yapılan değişikliğin, koruma bölge kurullarınca alınan kararlar arasında dil birliğinin sağlanması, aynı içerikteki kararların değerlendirilmesi hususunda aynı koşulların göz önünde bulundurulması, varsa farklılıkların tespit edilmesi ve uygulamada birliğin sağlanması amacıyla yapıldığı ifade edilmiştir.
Bahsi geçen mevzuat düzenlemelerinde, Genel Müdürlüğün, biçim ve mevzuata aykırı gördüğü koruma bölge kurulu kararları üzerindeki "denetim yetkisinin" kapsamının, mevzuatla çeliştiği saptanan kararların koruma bölge kurulunca yeniden değerlendirilmesinin sağlanmasına ilişkin olduğu, koruma bölge kurulunun bu durumda Genel Müdürlüğün tespiti doğrultusunda kararını değiştirme zorunluluğunun bulunmadığı, aynı kararında ısrar edilebileceği ve bu halde de konunun Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulunca karara bağlanacağı anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlıkta, bu ibarenin Genel Müdürlüğe hiyerarşik bir yetki tanımlamadığı gibi Genel Müdürlüğü bir karar mercii haline de getirmediği açık olduğundan, anılan ibarede üst hukuk normlarına aykırı bir yön bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Ayrıca, Genel Müdürlüğün koordinasyonun sağlanması hususundaki yetkisi kapsamında, uygulamada mevzuatla çelişen farklılıkların giderilmesine yönelik olarak işletileceği anlaşılan bu sürecin, kültür varlıklarının korunması uygulamalarının etkin, hızlı ve eşit bir şekilde yürütülmesini sağlayacağı anlaşıldığından, anılan düzenlemenin kamu yararı amacı taşıdığı da açıktır.
Bu durumda; dava konusu düzenlemenin belirtilen kısmı yönünden de davanın reddine karar verilmesi gerektiği oyu ile çoğunluk kararına belirtilen kısım yönünden katılmıyorum.
Dava konusu Yönetmeliğin 4. maddesi yönünden ise;
19/04/2012 tarih ve 28269 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu ve Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulları Yönetmeliği'nin 18. maddesinin, "Hakkında kesinleşmiş yargı kararı bulunan koruma bölge kurulu kararlarına karşı Koruma Yüksek Kuruluna itiraz edilemez." şeklindeki üçüncü fıkrası, dava konusu Yönetmeliğin 4. maddesiyle, "Bilimsel metotlarla yapılan çalışmalar doğrultusunda yeni bir veri ortaya konmadıkça hakkında kesinleşmiş yargı kararı bulunan koruma bölge kurulu kararlarına karşı Koruma Yüksek Kuruluna itiraz edilemez." şeklinde değiştirilmiştir.
2863 sayılı Kanun ve bu Kanun'a dayanılarak yürürlüğe konulan mevzuat düzenlemelerinde, korunması gerekli kültür varlıkları ile ilgili uygulamaya yönelik her türlü kararı alma yetki ve görevi koruma bölge kurullarına, korumaya ilişkin ilkeleri belirleme ile koruma bölge kurullarınca verilen kararlara itirazları değerlendirerek karar verme yetki ve görevi ise Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kuruluna verilmiş olup; anılan konularda alınan kararların, gelişen teknoloji, değişen mevzuat ve yeni araştırma metotları ile elde edilen veriler kapsamında, kültür varlıklarının 2863 sayılı Kanun ve alt mevzuatı çerçevesinde yeniden değerlendirilmesi sonucunda değiştirilebilmesi/güncellenmesi mümkündür. Bu durum, koruma ilke ve esasları ile kültür varlıklarının korunmasına ilişkin kamu hizmetinin de bir gereğidir.
Dava konusu Yönetmeliğin 4. maddesiyle de, sözü edilen bu gerekliliğin, hakkında kesinleşmiş yargı kararı bulunan koruma bölge kurulu kararlarına konu kültür varlıklarıyla ilgili, bilimsel metotlarla yapılan çalışmalar doğrultusunda yeni bir verinin ortaya çıkması halinde ne şekilde yerine getirileceğine ilişkin düzenleme yapıldığı görülmektedir.
Koruma Yüksek Kurulunca hakkında kesinleşmiş yargı kararı bulunan koruma bölge kurulu kararlarının, yapılan mevzuat değişikliği ile dahi olsa, doğrudan gündeme alınması veya görüşülmesinin mümkün olmadığı, yapılan değişikliğin, hakkında kesinleşmiş yargı kararı bulunan koruma bölge kurulu kararına konu alanda, gelişen teknoloji, değişen mevzuat ve yeni araştırma metotları ile elde edilen veriler kapsamında, kültür varlıklarının 2863 sayılı Kanun ve alt mevzuatı çerçevesinde yeniden değerlendirilmesi sonucunda ilgili koruma bölge kurulunca alınan yeni kararların, Koruma Yüksek Kurulunda değerlendirilmesine ilişkin olduğu açıktır.
Bu kapsamda, hakkında kesinleşmiş yargı kararı bulunan konuların, bilimsel metotlarla yapılan çalışmalar doğrultusunda ortaya yeni veriler konulsa bile ilanihaye yetkili kurullarca değerlendirilemeyeceğine ilişkin yaklaşımın, kültür varlıklarının korunmasına yönelik kamu hizmetinin gereği gibi yürütülememesi sonucunu doğurabileceği de göz önünde bulundurulduğunda, yapılan değişiklikle, gelişen teknoloji ve bilimsel metotlarla yapılan çalışmalar doğrultusunda ortaya konulan yeni veriler çerçevesinde, kültür varlıklarının, ilgili mevzuatında bu konuda karar almakla yetkilendirilen koruma bölge kurulları ve Yüksek Kurulca yeniden değerlendirilmesine imkan tanınmasında hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Ayrıca, yapılan değişikliğin, koruma ilkelerine uygun olarak, kültür varlıklarının atıl vaziyette bırakılarak daha çok yıpranmasına ve değer kaybına yol açılmasının önüne geçilerek, hızlı, etkin ve verimli bir şekilde korunmasının sağlanması ve kamu yararı amacı taşıdığı da açıktır.
Bu durumda; dava konusu Yönetmeliğin 4. maddesinde yer alan "Bilimsel metotlarla yapılan çalışmalar doğrultusunda yeni bir veri ortaya konmadıkça" ibarelerine ilişkin kısım yönünden de davanın reddi gerektiği oyu ile çoğunluk kararına belirtilen kısım yönünden de katılmıyorum.