WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 08 Temmuz 2026

DANIŞTAY 4. DAIRE

A- A A+

Danıştay 4. Daire Başkanlığı         2023/11567 E.  ,  2023/6512 K.
"İçtihat Metni"T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2023/11567
Karar No : 2023/6512

DAVACI : ... Odası
VEKİLİ : Av. ...

DAVALI : ... Bakanlığı
VEKİLİ : Av. ...

DAVANIN KONUSU : Turizm Tesislerinin Niteliklerine İlişkin Yönetmeliğin Uygulanmasına Dair Tebliğin 26. maddesinin 4. fıkrasında Değişiklik Yapılmasına İlişkin 05/03/2021 tarihli ve 31414 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Tebliğ'in iptali istenilmektedir.

DAVACININ İDDİALARI : Davacı tarafından, dava konusu Tebliğin 26. maddesinde önce 20/02/2021 tarih ve 31401 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan düzenleme ile daha sonra ise iptali istenilen düzenleme değişiklik yapıldığı, her iki düzenlemenin de Yönetmeliğin dayanağı olan Turizm Tesislerinin Niteliklerine İlişkin Yönetmeliğin 18. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinin 6. numaralı alt bendine aykırı olduğu, turizm tesislerinin bir kısım ünitelerine kat mülkiyeti/kat irtifakı düzenleneceğine dair dava konusu düzenlemeyle doğal alanlarda turizm tesisi altında yapılan inşai faaliyetlerde şimdilik "konaklama birimi dışında" denilerek bağımsız bölüm mülkiyeti edinilmesine olanak sağlandığı, Yönetmelik hükümlerine açıklık getirmek amacıyla hazırlanan dava konusu düzenlemede konaklama birimlerinin neler olduğu açıklanırken bağımsız bölüm tapusu verilecek ünitelerinin neler olduğunun açıklanmadığı, Turizm Tesislerinin Niteliklerine İlişkin Yönetmeliğin 18. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinin 6. numaralı alt bendinde "bu tesislerin konaklama birimleri üzerinde devre mülk, kat irtifakı ve kat mülkiyeti gibi şerhe konu haklar tesis edilemez, bu tür tesislere turizm belgesi verilemez" genel kuralının istisnasına yer verilmediği, anılan kuralın istisnası niteliğindeki bir düzenlemenin usulde paralellik ilkesi ve normlar hiyerarşisi uyarınca yine Yönetmelik değişikliği ile yapılmasının gerektiği ileri sürülmektedir.

DAVALININ SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, davanın ehliyet yönünden reddine karar verilmesi gerektiği, Turizm Tesislerinin Niteliklerine İlişkin Yönetmeliğin 18. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinin 6. numaralı alt bendinde kat mülkiyeti/kat irtifakı tesisine izin verilmeyen konaklama tesislerinin konaklama birimlerinin iptali istenilen düzenleme ile detaylandırıldığı ve konaklama birimleri dışındaki üniteler için kat mülkiyeti/kat irifakı tesis edilebileceği belirilerek Yönetmeliğin anılan hükmünün tereddüte mahal vermeyecek şekilde açıklığa kavuşturulduğu, dava konusu düzenleme ile konaklama birimleri dışındaki üniteleri bağımsız bölüm tapusuna sahip işletmelerin ülke turizmine kazandırılmasının amaçlandığı, mevzuatta oteller gibi konaklama faaliyeti yürüten tesislerin yanında gastronomi tesisi, özel tesis gibi yeme-içme hizmeti veren tesislerin de yer aldığı, konaklama birimleri ile kastedilenin konaklama hizmeti sağlayan tesislere ait ünitelerden konaklama hizmetine ait (standart oda, süit oda, apart oda, aile odası, villa gibi müşteriye konaklama hizmeti verilen her türlü birim) olmayan (lokanta, çatı, bodrum vb.) bölümler olduğu, davanın reddine karar verilmesi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Davanın ehliyet yönünden reddi gerektiği düşünülmektedir.

DANIŞTAY SAVCISI : ...
DÜŞÜNCESİ : Dava, Turizm Tesislerinin Niteliklerine İlişkin Yönetmeliğin Uygulanmasına Dair Tebliğin 26. maddesinin 4. fıkrasında Değişiklik Yapılmasına İlişkin 05/03/2021 tarihli ve 31414 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Tebliğ'in iptali istemiyle açılmıştır.
Davalı idarenin ehliyet itirazı yerinde görülmeyerek işin esasına geçildi:
Anayasa'nın 123. maddesinde; "İdare, kuruluş ve görevleriyle bir bütündür ve kanunla düzenlenir" hükmüne, 124. maddesinde ise; "Cumhurbaşkanı, bakanlıklar ve kamu tüzelkişileri, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, yönetmelikler çıkarabilirler." kuralına yer verilmiştir.
Anayasa'nın anılan hükmü ve normlar hiyerarşisi ilkesi uyarınca, alt hukuk normlarının üst hukuk normuna aykırı hükümler içermemesi gerekmektedir. Yine, üst norm(kanun) tarafından, düzenlemesi alt norma(yönetmelik) bırakılan bir konunun da alt normda(yönetmelik) düzenleme yapılmaksızın bu konuya ilişkin düzenlemenin daha alt bir hukuk normuna (tebliğ, genelge vs.) bırakılamayacağı açıktır. Buna göre, bir kanun hükmüne dayalı olarak çıkarılan yönetmeliklerle, kanunun yönetmelikte düzenlenmesini emrettiği hükümlere açıklık getirilmesi, tebliğlerin de, dayanağı olan normlarla düzenlenen konuların uygulanmasına açıklık getirmek üzere ve ilgililerce uyulması gereken esas ve usullerin ayrıntılandırılması amacıyla çıkarılması gerekmektedir.
Bakanlıklar ile diğer kamu kurum ve kuruluşları, görev alanlarına ilişkin olarak tüzük ve yönetmelik dışında, kılavuz, yönerge, tebliğ, genelge gibi çeşitli adlar altında da düzenleme yapabilmektedirler. Ancak bu düzenlemeler arasında uyulması gereken "normlar hiyerarşisi" kuramına göre hukuk düzeni, farklı kademede yer alan Anayasa, kanun, tüzük, yönetmelik ve diğer düzenleyici işlemlerden oluşan birçok normu içermekte ve her norm geçerliliğini bir üst basamakta yer alan normdan almaktadır. Bu nitelikleri gereği, dayandıkları üst hukuk normlarına aykırı hüküm ihtiva etmeleri mümkün değildir.
Normlar hiyerarşisine göre kanundan sonra gelen tüzük, yönetmelik, genelge, tebliğ kılavuz gibi düzenlemelerin ancak kanunda verilmiş olan hakkın kullanılmasının açıklanması ile ilgili olacağı, bu metinlerde kanun ile verilmiş olan hakkı genişletici veya daraltıcı mahiyette hükümlere yer verilemeyeceği, yeni bir yöntem ve usul getiremeyeceği, dayanağı olan mevzuatta yer alan hükümler dışında yeni bir düzenleme içeremeyeceği hukukun genel ilkelerindendir.
İdarenin düzenleyici idari işlem tesis etme yetkisinin "Yasama yetkisinin devredilmezliği" ilkesinin bir sonucu olarak ikincil nitelikte bir kural koyma yetkisi olduğu göz önüne alındığında; söz konusu yetkinin kanunların çizdiği çerçeve içinde kalması ve kanunlara uygun olarak kullanması zorunludur. Bu bağlamda kanunun öngördüğü düzenleme yetkisinin yine kanunda belirtildiği gibi kullanılması, kanun hükmü bir konunun yönetmelikle düzenlenmesini öngörüyorsa düzenlemenin yönetmelikle yapılması, ayrıca normlar hiyerarşisinde yönetmeliğe göre daha alt düzeyde yer alan düzenleyici işlemlerin yönetmelikle çizilen sınırı aşmaması ve yönetmeliğe uygun olması bir diğer zorunluluktur.
2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu'nun 1. Maddesinde, bu Kanunun amacının turizm sektörünü düzenleyecek, geliştirecek, dinamik bir yapı ve işleyişe kavuşturacak tertip ve tedbirlerin alınmasını sağlamak olarak belirtilmiş; "Yönetmelikler" başlıklı 37. Maddesinin A. Kısmının 2. Bendinde, Turizm yatırımı ve turizm işletmesi belgelerinin verilmesi, bu işletmelerin yönetim, personel ve işletme özellikleri ile uymak zorunda oldukları fiziki şartlar ve diğer konuların Cumhurbaşkanı kararı ile yürürlüğe girecek yönetmeliklerle düzenlenecek hususlar arasında sayılmıştır.
2634 sayılı Kanunun 37/ A-2. maddesine dayanılarak 27/11/2019 tarihli ve 30961 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Turizm Tesislerinin Niteliklerine İlişkin Yönetmeliğin 1. maddesinde, bu Yönetmeliğin amacının yeni turizm tesisi türlerinin gelişmesine olanak sağlanması, mevcut turizm tesislerinin geliştirilmesi, turizm tesislerinin asgari niteliklerinin belirlenmesi, bu tesisler arasında standart birliğinin sağlanması, kalitenin korunması, sürekliliğinin sağlanması ve yükseltilmesine ilişkin usul ve esasların belirlenmesi olarak ifade edilmiş; "Kapsam" başlıklı 2. Maddesinde, bu Yönetmeliğin turizm tesislerine turizm belgesi verilmesine, bu tesislerin yönetim, personel ve işletme özellikleri ile uymak zorunda oldukları fiziki şartların ve işletmecilik esaslarının belirlenmesine, tanıtım, bilgilendirme ve uygulanacak fiyat tarifelerinin onaylanmasına ilişkin usul ve esasları kapsayacağı belirtilmiş; 18. Maddesinin 6. bendinde, "Turizm belgeli konaklama tesisleri tek bir bağımsız bölüm olarak değerlendirilir ve bu tesislerin konaklama birimleri üzerinde devre tatil hakkı tesis edilebilir. Ancak bu tesislerin konaklama birimleri üzerinde devre mülk, kat irtifakı ve kat mülkiyeti gibi şerhe konu haklar tesis edilemez, bu tür tesislere turizm belgesi verilemez, bu sisteme kısmen veya tamamen geçen tesislerin belgeleri iptal edilir." düzenlemesi getirilmiştir.
Diğer taraftan, Turizm Tesislerinin Niteliklerine İlişkin Yönetmeliğin "Tebliğ ile düzenlenecek hususlar" başlıklı 44. Maddesinde; "Aşağıda belirtilen hususlar Bakanlık tarafından hazırlanacak tebliğlerde düzenlenir ve Resmî Gazete’de yayımlanır:
a) Başvuruların değerlendirilmesine ilişkin esaslar.
b) Turizm belgesi başvurularında istenilen bilgi ve belgeler ile verilecek sürelere ilişkin hususlar.
c) Turizm belgesi, plaket ve alt plaketin hazırlanması ve bu belgelerde yer alacak hususlar.
ç) Sınıflandırma çalışması ve belgelendirme denetimlerine ilişkin usul ve esaslar ile formları.
d) İklim koşullarına göre klima sistemi istenilen illerin belirlenmesi.
e) Turizm kentleri, tatil merkezleri ile eğlence merkezleri belgelendirilmesine ve asgari niteliklerine ilişkin usul ve esaslar.
f) Ayrık yerleşim düzenlerinde servis merdiveni veya asansörü bulundurulmasına ilişkin esaslar.
g) Turizm belgeli tesislere ilişkin belge devri ve belgeye işletici şerhi düşülmesine ilişkin taleplerde uyulacak usul ve esaslar.
ğ) Bedensel engelli düzenlemelerine ilişkin esaslar.
h) Geçici 2 nci maddede belirtilen belgenin düzenlenmesine ilişkin usul ve esaslar." kuralı yer almıştır.
Turizm Tesislerinin Niteliklerine İlişkin Yönetmeliğin Uygulanmasına Dair Tebliğ (Tebliğ No: 2019/1)’in 26 ncı maddesine 20.02.2021 tarih ve 31401 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan değişiklikle eklenen 4. fıkrada, "Tahsisli kamu arazilerinde yer alanlar hariç olmak üzere, konaklama tesislerinin konaklama birimleri dışındaki diğer üniteleri üzerinde kat mülkiyeti/kat irtifakı tesis edilmiş olması Yönetmeliğin 18 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin (6) numaralı alt bendine aykırılık olarak değerlendirilmez, ancak, belge sahibinin veya başvuru sahibinin kat mülkiyeti/kat irtifakı tesis edilmiş olan üniteler üzerindeki tasarruf yetkisini kanıtlayan tapu, kira sözleşmesi ve benzeri belgelerin Bakanlığa ibrazı zorunludur.” düzenlemesi getirilmiş, daha sonra 05.03.2021 tarih ve 31414 sayılı Resmî Gazete'de yayınlanan dava konusu değişiklikle, Turizm Tesislerinin Niteliklerine İlişkin Yönetmeliğin Uygulanmasına Dair Tebliğ ’in 26. maddesinin 4. fıkrası; "Konaklama tesislerinin konaklama birimleri (standart oda, süit oda, apart oda, aile odası, villa gibi müşteriye konaklama hizmeti verilen her türlü birimi) üzerinde kat mülkiyeti/kat irtifakı, devremülk gibi şerhe konu haklar kurulamaz. Tahsisli kamu arazilerinde yer alan konaklama tesisleri hariç olmak üzere, konaklama tesislerinin konaklama birimleri dışında kalan üniteleri üzerinde kat mülkiyeti/kat irtifakı tesis edilebilir. Bu durumda, belge sahibinin veya başvuru sahibinin kat mülkiyeti/kat irtifakı tesis edilmiş olan üniteler üzerindeki tasarruf yetkisini kanıtlayan tapu, kira sözleşmesi ve benzeri belgelerin Bakanlığa ibrazı zorunludur.” şeklinde değiştirilmiştir.
İncelenen davada, 2634 sayılı Kanunun 37. maddesinin A-2. bendi uyarınca, turizm yatırımı ve turizm işletmesi belgelerinin verilmesi, bu işletmelerin yönetim, personel ve işletme özellikleri ile uymak zorunda oldukları fiziki şartlar ve diğer konulara ilişkin olarak olarak verilen düzenleme yapma yetkisi ile turizm tesislerine turizm belgesi verilmesine, bu tesislerin yönetim, personel ve işletme özellikleri ile uymak zorunda oldukları fiziki şartların ve işletmecilik esaslarının belirlenmesine, tanıtım, bilgilendirme ve uygulanacak fiyat tarifelerinin onaylanmasına ilişkin usul ve esasları kapsayan düzenleme getiren Turizm Tesislerinin Niteliklerine İlişkin Yönetmeliğin 18. maddesinin 6. bendinde yer alan, turizm belgeli konaklama tesisleri tek bir bağımsız bölüm olarak değerlendirileceği ve bu tesislerin konaklama birimleri üzerinde devre tatil hakkı tesis edilebileceği, bu tesislerin konaklama birimleri üzerinde devre mülk, kat irtifakı ve kat mülkiyeti gibi şerhe konu haklar tesis edilemeyeceği ve bu tür tesislere turizm belgesi verilemeyeceği, bu sisteme kısmen veya tamamen geçen tesislerin belgeleri iptal edileceği yolundaki düzenlemenin uygulanmasına açıklık getirmek üzere ve ilgililerce uyulması gereken esas ve usullerin ayrıntılandırılması amacıyla getirilen dava konusu Tebliğ hükmü ile dayanağı üst hukuk normunda yer alan düzenlemeyi aşan ve yeni bir düzenleme niteliğinde olacak bir şekilde ve Turizm Tesislerinin Niteliklerine İlişkin Yönetmeliğin 44. maddesine aykırı olarak, konaklama tesislerinin konaklama birimleri dışında kalan üniteleri üzerinde kat mülkiyeti/kat irtifakı tesis edilebileceği yolunda getirilen dava konusu düzenlemede hukuka uygunluk bulunmamıştır.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu işlemin iptaline karar verilmesi gerektiği, düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dava dilekçesi 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 14. maddesi uyarınca incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY:
Turizm Tesislerinin Niteliklerine İlişkin Yönetmeliğin Uygulanmasına Dair Tebliğin 26. maddesinin 4. fıkrasında Değişiklik Yapılmasına İlişkin 05/03/2021 tarihli ve 31414 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Tebliğ'in iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT :
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın "Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları" başlıklı 135. maddesinde; "...Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve üst kuruluşları; belli bir mesleğe mensup olanların müşterek ihtiyaçlarını karşılamak, mesleki faaliyetlerini kolaylaştırmak, mesleğin genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak, meslek mensuplarının birbirleri ile ve halk ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hakim kılmak üzere meslek disiplini ve ahlakını korumak maksadı ile kanunla konulan ve organları kendi üyeleri tarafından kanunda gösterilen usullere göre yargı gözetimi altında, gizli oyla seçilen kamu tüzel kişileridir..." hükmü yer almaktadır.
6235 sayılı Türk Mühendis ve Mimarlar Odaları Birliği Kanunu'nun 2. maddesinde ise; Birliğin kuruluş amacı; "Mühendislik ve mimarlık mesleği mensuplarının, müşterek ihtiyaçlarını karşılamak, mesleki faaliyetlerini kolaylaştırmak, mesleğin genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak, meslek mensuplarının birbirleriyle ve halk ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hâkim kılmak üzere meslek disiplinini ve ahlâkını korumak için gerekli gördüğü bütün teşebbüs ve faaliyetlerde bulunmak..." şeklinde belirlenmiştir.
Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Mimarlar Odası Ana Yönetmeliği'nin "Amaç" başlıklı 1. maddesinde; bu Yönetmeliğin amacının, Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Mimarlar Odasının amaçları, örgütlenmesi, işlev ve işleyişine ilişkin usul ve esasları düzenlemek olduğu, "Kapsam" başlıklı 2. maddesinde; bu Yönetmeliğin, Mimarlar Odasının üyeleri, organlarının görev ve yetkileri, şube ve temsilcilikler, mali hükümler ve oda seçimlerine ilişkin düzenlemeleri kapsadığı, "Odanın Amaçları" başlıklı 6. maddesinde ise; Odanın başlıca amaçlarının;
a) Mesleki alanda ülke ve kamu çıkarları ile uluslararası gelişmeler çerçevesinde çalışmalar yapmak, mesleğin ve üyelerin değişen toplumsal ve ekonomik yapı içindeki değişen konumlarını izlemek, tespit etmek, değerlendirmek, mesleğin ve üyelerin görev, yetki ve sorumluluklarını düzenlemek, ulusal ve uluslararası ölçekte mesleğin gelişmesini izlemek ve sağlamak,
b) Meslek onurunu ve üye haklarını korumak,
c) Ülke içinde ve dışında tüm resmi ve özel kuruluşlarla işbirliği yaparak, mesleğin uygulama ve kuram alanında gelişmesini sağlamak üzere her türlü etkinliklerde bulunmak; bilimsel ve teknik evrakı inceleyerek gereken mesleki denetimleri yapmak,
d) Mimarlık uygulamasıyla ilgili standart ve normları, yönetmelik ve teknik şartnameleri araştırmak ve incelemek, gerekli düzenlemeleri yapmak,
e) Eğitim kurumlarıyla işbirliği yaparak mesleki eğitimin gelişmesine katkıda bulunmak,
f) Üyeler arasındaki dayanışmayı sağlamak ve haksız rekabeti önlemek,
g) Mimarlık kültürünün korunmasını ve geliştirilmesini sağlamak, bu doğrultudaki başarılı çalışmaları özendirmek olduğu düzenlenmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde; iptal davalarının idari işlemler hakkında yetki, sebep, şekil, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılacağı belirtildikten sonra ilk inceleme konularının belirlendiği 14. maddenin 3. fıkrasının (c) bendinde, dilekçenin ehliyet yönünden inceleneceği, 15. maddenin 1. fıkrasının (b) bendinde ise; bu hususta Kanun'a aykırılık görülmesi halinde davanın reddedileceği hükme bağlanmıştır.
Öte yandan Turizm Tesislerinin Niteliklerine İlişkin Yönetmeliğin Uygulanmasına Dair Tebliğ'in 26. maddesinin 4. fıkrasında Değişiklik Yapılmasına İlişkin 05/03/2021 tarih ve 31414 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan dava konusu Tebliğ hükmü ile anılan 4. fıkra: "Konaklama tesislerinin konaklama birimleri (standart oda, süit oda, apart oda, aile odası, villa gibi müşteriye konaklama hizmeti verilen her türlü birimi) üzerinde kat mülkiyeti/kat irtifakı, devremülk gibi şerhe konu haklar kurulamaz. Tahsisli kamu arazilerinde yer alan konaklama tesisleri hariç olmak üzere, konaklama tesislerinin konaklama birimleri dışında kalan üniteleri üzerinde kat mülkiyeti/kat irtifakı tesis edilebilir. Bu durumda, belge sahibinin veya başvuru sahibinin kat mülkiyeti/kat irtifakı tesis edilmiş olan üniteler üzerindeki tasarruf yetkisini kanıtlayan tapu, kira sözleşmesi ve benzeri belgelerin Bakanlığa ibrazı zorunludur." şeklinde düzenlenmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinde yer alan ve iptal davasının subjektif ehliyet koşulu olan "menfaat ihlali", doktrin ve içtihatlarda dava konusu işlemle davacı arasında kurulan kişisel, meşru, güncel bir menfaat ilişkisi olarak tanımlanmaktadır. Menfaatin kişisel ve meşru olması için hukuki bir durumdan ortaya çıkması gerekir. Sözü edilen menfaat ilişkisinin varlığı ve sınırları her olayda yargı yerince uyuşmazlığın niteliğine göre belirlenmektedir.
İptal davaları, idarenin hukuka uygun davranmasını sağlayan en önemli denetim araçlarından olmakla birlikte, her idari işleme karşı herkes tarafından iptal davası açılmasının idari işlemlerde istikrarsızlığa neden olmaması ve idarenin işleyişinin bu yüzden olumsuz etkilenmemesi için, dava konusu edilecek işlem ile dava açacak kişi arasında belli ölçüler içinde menfaat ilişkisi bulunmasını öngören yasakoyucu, iptal davaları için "menfaat ihlali"ni, subjektif ehliyet koşulu olarak getirmiştir.
İptal davasının içtihat ve doktrinde belirlenen hukuki nitelikleri göz önüne alındığında, İdare Hukuku alanında tek yanlı irade açıklamasıyla kesin ve yürütülmesi zorunlu nitelikte tesis edilen işlemlerin, ancak bu idari işlemle doğrudan meşru, kişisel ve güncel bir menfaat ilgisi kurulabilenler tarafından iptal davasına konu edilebileceğinin kabulü zorunludur. Aksi halde, her idari işlemle dolayısıyla da olsa bir menfaat ilgisi kurulmak suretiyle dava açılmasını kabul etmek, dava konusu edilecek işlem ile dava açacak kişi arasında belli ölçüler içinde menfaat ilişkisi bulunması şartının ihlali sonucunu doğurur.
Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının genel nitelikteki düzenleyici işlemlere karşı sadece kuruluş kanunlarında gösterilen amaçları doğrultusunda dava açma ehliyeti bulunmaktadır. Nitekim konuyla ilgili yasal düzenlemelerde de, bu kuruluşların amaçları dışında faaliyette bulunamayacaklarına açık bir biçimde yer verilmiştir.
Dava konusu Tebliğ'in "Amaç ve kapsam" başlıklı 1. maddesinde: "Bu Tebliğin amacı, 31/5/2019 tarihli ve 1134 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile yürürlüğe konulan Turizm Tesislerinin Niteliklerine İlişkin Yönetmeliğin uygulanmasına ilişkin usul ve esasların belirlenmesidir." kuralına ve anılan Tebliğin dayanağı olan Turizm Tesislerinin Niteliklerine İlişkin Yönetmeliğin "Amaç" başlıklı 1. maddesinde ise: "Bu Yönetmeliğin amacı; yeni turizm tesisi türlerinin gelişmesine olanak sağlanması, mevcut turizm tesislerinin geliştirilmesi, turizm tesislerinin asgari niteliklerinin belirlenmesi, bu tesisler arasında standart birliğinin sağlanması, kalitenin korunması, sürekliliğinin sağlanması ve yükseltilmesine ilişkin usul ve esasların belirlenmesidir." kuralına yer verilmiştir.
Anılan maddelerde yer alan düzenlemelerden de anlaşılacağı üzere, dava konusu Tebliğ, yeni turizm tesisi türlerinin gelişmesine olanak sağlanması, mevcut turizm tesislerinin geliştirilmesi, turizm tesislerinin asgari niteliklerinin belirlenmesi, bu tesisler arasında standart birliğinin sağlanması, kalitenin korunması, sürekliliğinin sağlanması ve yükseltilmesine ilişkin usul ve esasları düzenlemektedir.
TMMOB ve bu Birliğin bir üyesi olan Mimarlar Odasının kuruluş amacı; mühendislik ve mimarlık mesleği mensuplarının, müşterek ihtiyaçlarını karşılamak, mesleki faaliyetlerini kolaylaştırmak, mesleğin genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak, meslek mensuplarının birbirleriyle ve halk ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hâkim kılmak ve meslek disiplinini ve ahlâkını korumaktır. Bu kapsamda, Birlik kapsamındaki her meslek odasının amacının, Kanun'da belirtilmiş faaliyet alanlarının kendi mesleklerini ilgilendiren kısımları ile sınırlı olduğu kuşkusuzdur.
Yine, yukarıda hükmüne yer verilen, gerek 6235 sayılı Kanun'da, gerekse Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Mimarlar Odası Ana Yönetmeliği'nde, Mimarlar Odasının faaliyet alanı; mimarlık mesleğine yönelik iş ve işlemler olup, anılan Tebliğ'in dava konusu hükmünde turizm tesislerinin yapılaşma koşulları, mimari özellikleri veya buna benzer konulara ilişkin kuralların bulunmadığı görülmektedir.
Öte yandan, anılan Tebliğ'in dava konusu maddesinde ise; konaklama tesislerinin konaklama birimleri dışında kalan üniteleri üzerinde kat mülkiyeti/kat irtifakı tesis edilebileceği düzenlenmiş olup bu düzenlemede, turizm tesislerinin yapılaşma koşulları, mimari özellikleri veya benzeri konularla değil turizm tesislerine turizm belgesi verilmesi için aranan koşullarla ve bu tesislerin işletilme amacı ile ilgilidir.
Bu durumda, davacı Odanın kuruluş amacı ve faaliyet alanı ile dava konusu işlem birlikte değerlendirildiğinde, dava konusu işlemin davacı Odanın menfaatini etkilemediği, bu nedenlerle davacının subjektif dava açma ehliyetinin bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 15. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca DAVANIN EHLİYET YÖNÜNDEN REDDİNE,
2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ... -TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ... -TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
4. Posta avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen otuz (30) gün içinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere, 23/11/2023 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

(X) KARŞI OY :
Uyuşmazlığın esasının incelenmesi suretiyle karar verilmesi gerektiği oyuyla, davanın ehliyet yönünden reddi yolundaki karara katılmıyorum.