WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 19 Haziran 2026

DANIŞTAY 4. DAIRE

A- A A+

Danıştay 4. Daire Başkanlığı         2023/11497 E.  ,  2024/793 K.
"İçtihat Metni"T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2023/11497
Karar No : 2024/793

DAVACI : ...
VEKİLİ : Av. ...

DAVALILAR : 1- ...
2- ... Bakanlığı
VEKİLLERİ : Hukuk Müşaviri ...

DAVANIN KONUSU : İstanbul ili, Beykoz ilçesi sınırları içerisinde bulunan (İstanbul Kuzey Kesimi Karadeniz Kuşağı) ... ve ... Mahalleleri Etabı Doğal Sit Alanının koruma statüsünün yeniden değerlendirilmesi sonucunda, karar eki kroki ile listelerde sınır ve koordinatları gösterilen alanın, 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 109. maddesi uyarınca kesin korunacak hassas alan olarak tescil ve ilan edilmesine ilişkin 06/01/2021 tarihli, 31356 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 05/01/2021 tarihli, 3372 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının ... Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı davacıya ait taşınmaza ilişkin kısmının iptali istenilmektedir.

DAVACININ İDDİALARI : Davacı tarafından; İstanbul ili, Beykoz ilçesi ... Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmaza, davacının 1970 yılından bu yana zilyet olduğu, 24/09/2013 tarihinde anılan taşınmazın 6292 sayılı Kanun uyarına satış yoluyla mülkiyetinin davacı adına tescil edildiği, taşınmaz üzerinde bulunan 24 bina için 3194 sayılı İmar Kanunu'nun geçici 16. maddesi uyarınca yapı kayıt belgelerinin düzenlendiği, anılan taşınmazın kesin korunacak hassas alan ilan edilecek şartları haiz olmadığı, üzerinde tarihi eser, kalıntı, mağara, anıt ağaç bulunmadığı, ayrıca herhangi bir olağanüstü ekosistemi veya ekolojik açıdan önemli bir türü barındırmadığı, bu bağlamda taşınmazın hangi kriter esas alınarak kesin korunacak hassas alan ilan edildiğinin taraflarınca anlaşılamadığı, komşu parsellerin kesin korunacak hassas alan olarak ilan edilmediği, orman vasfını yitirdiği ve doğal sit şartlarını taşımadığı sabit olan taşınmazın kesin korunacak hassas alan olarak tescil ve ilan edilmesine ilişkin 06/01/2021 tarihli, 31356 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 05/01/2021 tarihli, 3372 sayılı Cumhurbaşkanı Kararında hukuka uyarlık bulunmadığı ileri sürülmektedir.

DAVALI İDARELERİN SAVUNMALARI : Davalı idareler tarafından; davacının İstanbul ili, Beykoz ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, 3 parsel sayılı taşınmazın maliki olduğu belirtilmesine karşın, 06/01/2021 tarihli, 31356 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 05/01/2021 tarihli, 3372 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının tamamının iptalini istemekte hukuki yararı ve menfaati olmadığı; "İstanbul İli Doğal Sit Alanlarının Ekolojik Temelli Bilimsel Araştırma Projesi" sonucunda elde edilen Ekolojik Temelli Bilimsel Araştırma Raporu'nun, kurum görüşlerine sunulduğu, İstanbul 2 Numaralı Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Komisyonu tarafından yapılan inceleme sonrasında, anılan Komisyonun 26/10/2020 tarihli, 02/1479 sayılı kararı ile getirilen doğal sit alanı tescil ve değişiklik teklifinin "nitelikli doğal koruma alanı" ve "sürdürülebilir koruma ve kontrollü kullanım alanı"na ilişkin kısmının Bakanlık Makamı'nın 25/11/2020 tarihli, 252074 sayılı Olur'u ile "kesin korunacak hassas alan"a ilişkin kısmının ise 05/01/2021 tarih ve 3372 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile onaylandığı; davacı tarafından kesin korunacak hassas alan ilan edilen yerde bulunan yapılar hakkında 3194 sayılı İmar Kanunu'nun geçici 16. maddesi uyarınca düzenlendiği belirtilen yapı kayıt belgelerinin geçerliliğinin bulunmadığı, dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Dairemiz kararının karşı oyunda belirtilen gerekçe doğrultusunda dava konusu işlemin iptaline karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.

DANIŞTAY SAVCISI : ...
DÜŞÜNCESİ : Dava, İstanbul İli, Beykoz İlçesi sınırları içerisinde bulunan Beykoz (İstanbul Kuzey Kesimi Karadeniz Kuşağı) Çavuşbaşı ve Görele Mahalleleri Etabı Doğal Sit Alanının koruma statüsünün yeniden değerlendirilmesi sonucunda, karar eki kroki ile listelerde sınır ve koordinatları gösterilen alanın kesin korunacak hassas alan olarak tescil ve ilan edilmesine ilişkin 06/01/2021 tarihli, 31356 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 05/01/2021 tarihli, 3372 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının, Görele Mahallesi, 105 Ada, 3 Parsel sayılı, davacıya ait taşınmaza ilişkin kısmının iptali istemiyle açılmıştır.
2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Kanununun Ek 4.maddesinde; "Taşınır tabiat varlıkları hariç tabiat varlıkları, doğal sit alanları ve bunlara ilişkin koruma alanları ile ilgili olarak bu Kanunda öngörülen iş, işlem ve kararlar bakımından görevli ve yetkili bakanlık, Çevre ve Şehircilik Bakanlığıdır.
Tabiat varlıkları, doğal sit alanları ve bunlara ilişkin koruma alanları ile ilgili hususlarda karar almak ve bu Kanunda öngörülen diğer iş ve işlemlerde Çevre ve Şehircilik Bakanlığına yardımcı olmak üzere; Çevre ve Şehircilik Bakanlığı merkez teşkilatı bünyesinde Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Bakan Yardımcısının başkanlığında, söz konusu varlıkların ve alanların özelliklerine göre konusunda uzmanlaşmış mimar veya şehir plancısı, orman veya çevre mühendisi (1) ve hukukçular ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca uygun görülecek uzmanlardan Tabiat Varlıklarını Koruma Merkez Komisyonu ve taşrada (…)(1) aynı meslek alanlarından yeterli sayıda uzmanın katılması suretiyle yeteri kadar Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Komisyonu teşkil edilir. Bu komisyonların iş, işlem ve kararları konusunda, bu Kanunun Koruma Yüksek Kurulu ve koruma bölge kurulları ile ilgili hükümleri, Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca alınan ilke kararları çerçevesinde kıyasen uygulanır.
Bu Kanunda Koruma Yüksek Kurulunca alınması öngörülen kararlar, tabiat varlıkları, doğal sit alanları ve bunlara ilişkin koruma alanları bakımından Koruma Merkez Komisyonunca, koruma bölge kurullarınca alınması öngörülen kararlar koruma bölge komisyonlarınca alınır ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığının onayıyla yürürlüğe konulur.
Bu Kanunda ve diğer mevzuatta tabiat varlıkları, doğal sit alanları ve bunlara ilişkin koruma alanları bakımından Koruma Yüksek Kuruluna ve koruma bölge kurullarına yapılan atıflar ilgisine göre Koruma Merkez Komisyonuna ve koruma bölge komisyonlarına yapılmış sayılır ve ilgili maddelerde geçen Koruma Yüksek Kurulundan Koruma Merkez Komisyonu ve koruma bölge kurullarından koruma bölge komisyonları anlaşılır." hükmüne yer verilmiştir.
1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin "Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü" başlıklı 109. maddesinde "Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğünün görev ve yetkileri düzenlenmiş olup, 2. fıkrasında;" Orman ve orman rejimine tabi olmayan yerlerde Tarım ve Orman Bakanlığınca tespit edilen veya ettirilen tabiat parkları, tabiat anıtları, tabiatı koruma alanları, sulak alanlar ve benzeri diğer koruma alanları ile Bakanlıkça tespit edilen doğal sit alanları, tabiat varlıkları ve bunların koruma alanlarının tescil ve ilanı Bakanın onayı ile yapılır. Ancak Bakanlıkça yapı yasağı önerilen tabiat varlıkları ve doğal sit alanları dahil orman rejimine tabi olmayan bütün koruma alanları Cumhurbaşkanınca tescil ve ilan edilir. " hükmüne yer verilmiştir.
Korunan Alanların Tespit, Tescil ve Onayına İlişkin Usul ve Esaslara Dair Yönetmeliğin "Korunan alanlara ilişkin genel ilkeler" başlıklı 5. maddesinde; "(1) Korunan alanların belirlenmesi, değerlendirilmesi ve korunmasında aşağıdaki ilkelere uyulur.
a) Korunan alanların statüsünün belirlenmesi ve değerlendirilebilmesi için zamana bağlı değişimleri ortaya koyan ekolojik süreçler tanımlanır.
b) Herhangi bir korunan alanın güncel durumu tespit edilmeden, o alanın korunan alan statüsü yeniden değerlendirilemez.
c) Korunan alanların güncel durumu; alanın biyolojik çeşitliliği, hidrolojisi, hidrojeolojisi başta olmak üzere her açıdan durumu en az ardışık dört mevsimi kapsayan ekolojik temelli bilimsel araştırma yapılarak belirlenir.
ç) Herhangi bir korunan alanın statüsünün değerlendirilmesi için belirlenecek araştırma alanı sınırları; korunan alanın konumu, büyüklüğü ve doğal eşiklerle ilişkisi göz önüne alınarak tespit edilir...
m) Korunması gerekli taşınmaz tabiat varlıkları, doğal sit alanları ve özel çevre koruma bölgelerinin tespiti ilgili kurum ve kuruluşların görüşleri alınarak Bakanlıkça belirlenir." hükmüne; "Doğal sitlerin tespit ilke ve kriterleri" başlıklı 6. maddesinde; "(2) Doğal sit alanları; kesin korunacak hassas alanlar, nitelikli doğal koruma alanları ve sürdürülebilir koruma ve kontrollü kullanım alanları olarak üç kategoriye ayrılır." hükmüne, "Kesin korunacak hassas alanların ayırt edici özellikleri" başlıklı 7. maddesinde; "(1)Kaynak değerlerinin korunması için; alan kullanımı ve alana tüm etkilerin sınırlandırıldığı, gerektiğinde insanların bölgeye girişlerinin engellendiği, bilimsel araştırmalar, eğitim ya da çevresel izleme amacıyla özel önlemler alınarak korunacak kara, su, deniz alanları olup, Bakanlar Kurulu kararı ile ilan edilerek yapı yasağı getirilen mutlak korunması gereken alanlardır.
(2) Bu alanların aşağıdaki kriterlerden bir veya bir kaçını içermesi aranır.
a) Bölgesel, ulusal veya dünya ölçeğinde olağanüstü ekosistemleri, türleri bulundururlar.
b) Jeolojik, jeomorfolojik özellikleri korunmuştur.
c) Genel olarak insan etkisi olmadan meydana gelmiştir.
ç) İnsan faaliyetleri sonucu bozulma veya tahrip olma riski yüksektir.
d) Alan kendine özgü koruma amaçlarına ters düşecek nitelikteki insan faaliyetlerini bünyesinde bulundurmaz.
e) Ekolojik açıdan önemli yoğunlukta olması beklenen yerel türlerin büyük kısmını bünyesinde bulundurur. Doğal süreçler veya zamanla sınırlı müdahalelerle bu yoğunluklara dönüşebilme kabiliyetine sahiptir.
f) Koruma amaçlarına ulaşmak için önemli ve sürekli müdahale istemeyen özellikleri vardır.
g) Gerektiğinde ve mümkün olan durumlarda, alanın belirlenmiş koruma amaçlarına ulaşmasına yardımcı olacak arazi kullanımları ile çevrelenmiştir.
ğ) Basit müdahalelerle yönetilebilirlik özelliklerine sahiptir.
h) Korunacak hedef tür veya türlerin üreme alanlarını ihtiva eder." hükmüne, "Nitelikli doğal koruma alanlarının ayırt edici özellikleri" başlıklı 8.maddesinde; "(1) Doğal yapısı değişmemiş veya az değişmiş, modern yaşam ve önemli ölçüde insan faaliyetleri tarafından etkilenmemiş, doğal süreçlerin hakim olduğu, koruma amaçlarına uygun olarak yörede yaşayanların alanın mevcut kaynaklarını kullanmasını sağlayarak doğal hayata dayalı geleneksel yaşam şekillerinin korunduğu kara, su, deniz alanlarıdır.
(2) Bu alanlar, örtü altı tarım uygulamaları hariç tarım, kültür balıkçılığı hariç balıkçılık faaliyetleri ve alanın doğal yapısı ile uyumlu çadırlı kamp alanı, bungalov ve günübirlik faaliyetlerin yapılabildiği alanlardır. Alanın doğal özelliklerinin devamlılığı için halkın bu alanlara erişiminin uygun seviye ve şekilde tutulması esastır.
(3) Bu alanlar aşağıdaki kriterlerden bir veya birkaçını içerir.
a) Doğal karakterini korumuş, büyük memeliler dahil besin zinciri içerisinde av-avcı ilişkisini muhafaza eden, yerli bitki ve hayvan topluluklarını bulunduran, özgün ekosistem yapısına sahiptir.
b) Modern yaşam ve önemli insan faaliyetleri tarafından etkilenmemiş, kırsal yaşam özellikleri taşır.
c) Doğal alanların ekolojik bütünlüğünü sağlar.
ç) Aşırı derecede ve uygunsuz insan kullanımı ve mevcudiyetinden uzaktır.
d) Yaban hayvanlarının barınma, beslenme ve üreme gibi hayati ihtiyaçlarını temin edebileceği uygun yaşama şartlarını sağlar.
e) Biyolojik çeşitliliği, ekolojik süreçleri, ekosistem hizmetlerini, ekolojik barınakları muhafaza eder ve iklim değişikliklerine tampon sağlar.
f) Korunacak hedef tür veya türlerin yıl içerisinde dönemlerine bağlı yaptıkları göç ve yayılma alanlarını ve göç yollarını ihtiva eder.
g) Peyzaj değeri yüksektir." hükmüne, geçici 3. maddede ise; "(1) 644 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin geçici 6 ncı maddesi gereğince Kültür ve Turizm Bakanlığından Bakanlığa devredilen mevcut doğal sit alanlarının güncel durumu ön değerlendirme raporuna göre belirlenir. Doğal sit özelliği taşımayan alanların statüsünün iptali; doğal sit özelliği taşıdığı belirlenen alanların ise ardışık en az dört mevsimi kapsayacak ekolojik temelli bilimsel araştırma sonucuna göre koruma statüsünün devamı, yeni statü tesisi veya iptali önerilir." hükümlerine yer verilmiştir.

Dosyanın incelenmesinden İstanbul İli Doğal Sit Alanlarının Ekolojik Temelli Bilimsel Araştırma Projesinin en az dört mevsimde gerçekleştirilmiş olan arazi çalışmaları ile şekillendiği,bu çalışmalar ile mevcut kaynak değerlerimizin korunması ,gerçekte hangi alanların jeolojik ,jeomorfolojik ,hidrolojik ,peyzaj ve biyo-ekolojik değerlere sahip olduğu tespit edilerek ,doğal eşikler göz önünde bulundurularak ,koruma alanlarının sınırlarının ve yeni doğal sit kategorilerinin belirlenmesinin amaçlandığı,kesin kabulü yapılarak araştırma süreci tamamlanan İstanbul İli Doğal Sit Alanlarının Ekolojik Temelli Bilimsel Araştırma Raporları ,Kounan Alanların Tespit ,Tescil ve Onayına İlişkin Usul ve Esaslara Dair Yönetmeliğin 17.maddesi kapsamında yürütülen tescil süreci kapsamında ilgili kurum kuruluşlarca da değerlendirilmek üzere Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü tarafından kurum görüşlerine sunulduğu, Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü tarafından düzenlenen teknik inceleme raporunun İstanbul 2 Numaralı Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Komisyonu tarafından incelendiği ,26/10/2020 tarihli, 02-1479 sayılı kararın alındığı ,söz konusu alan için Ekolojik Temelli Bilimsel Araştırma projesi kapsamında doğal sit statüsünün ve sınırlarının yeniden değerlendirilmesine dair Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Komisyonunca alınan kararın "Doğal sit-nitelikli doğal koruma alanı" ve "doğal sit- sürdürülebilir koruma ve kontrollü kullanım alanı" statülerinin 25/11/2020 tarih ve 252074vsaylı olurla ,"doğal sit-kesin korunacak hassas alan" statüsü ile Cumhurbaşkanlığının 05/01/2021 tarihli,3372 sayılı kararı ile onaylandığı ,dava konusu taşınmazın İstanbul 3 numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulunun ... tarihli, ... sayılı kararı ile tescil ve ilan edilen Beykoz Kuzey Kesimi Karadeniz Kuşağı Doğal sit alanı içerisinde kaldığı ,1.derece doğal sit alanında kalan taşınmazın İstanbul 2 numaralı tabiat varlıklarını koruma bölge komisyonunun ... tarihli, ... sayılı kararı ile Beykoz Çavuşbaşı ve Görele Mahalleleri Etabı "Doğal sit-kesin korunacak mutlak alan" olarak tescil edilmesinin uygun görüldüğü anlaşılmaktadır.
Dairesince yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen bilirkişi raporunda özetle dava konusu ... ada ... sayılı parselin, bölgenin nadir ekosistem, doğal koruma alanları, biyolojik türleri, nesli tehlike altındaki hayvan ve bitki türleri ile endemik bitki çeşitliliği, peyzaj değerleri, yeraltı ve yerüstü su kaynakları, doğal, tarihi ve sosyo-kültürel tüm değerleri açısından herhangi bir öneme (değere) sahip olmadığı ,hava fotoğrafları incelemesinde davaya konu alanın 1963 yılında (veya öncesi) açmacılık yoluyla fındık bahçesine dönüştürüldüğü, 1963-1882 yılları arasında fındık bahçesi olarak kullanıldığının görüldüğü, 1982 yılı ile 2006 yılı arasında alanı net olarak gösteren hava fotoğrafı bulunmadığı için bu ara için yorum yapılmadığı ancak 2006 yılı hava fotoğrafı incelendiğinde davaya konu konutların alanda net olarak mevcut olduğunun görüldüğü , mevcut binalar ve yapılaşmanın 1995 yılı sonrası yapılmış olduğunun tahmin edildiği ancak 2006 yılında davaya konu konutların alanda net olarak mevcut olduğunun görüldüğü, şu anda uygulamada olan Orman Amenajman planları ncelendiğinde ... Mahallesi ... Ada ... parselin “İSKÂN” alanı olarak gösterilmiş olduğunun görüldüğü, bu bilgiler ışığında dava konusu alanın “Doğal Sit kesin korunacak Hassas Alan” olarak tescilinde hava fotoğraflarının incelenmediği, Orman Amenajman planlarının incelenmediği, arazi incelemesi tam olarak yapılmadığı, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü Parsel Sorgulama Uygulaması incelenerek benzer statüdeki alanlar ile kıyaslama yapılmadığı ,bu bilgiler ışığında ... Mahallesi ... Ada ... sayılı parselin “Doğal Sit kesin korunacak Hassas Alan” olarak tescil edilmesinde bilimsel yönden bir tutarlılık olmadığının düşünüldüğü yolundaki tespitlere yer verilmiştir.
Anılan raporda yer alan ayrık düşüncede ,dava konusu parselin içinde bulunduğu Elmalı Havzasının İstanbul Boğazına doğrudan ulaşan akarsulardan biri olan Göksu Deresini besleyen dereler üzerine kurulduğu ,havzanın orta ve yukarı kesimini oluşturduğu ,dava konusu parselde yapılacak her türden uygulamanın bu derenin doğal rejimini birçok açıdan olumsuz yönden etkileyeceği, dava konusu parselin İstanbul iline içme ve kullanma suyu temin eden Elmalı 1-2 barajı havzası uzak mesafe koruma alanında bulunduğu ,dava konusu parselin içme ve kullanma suyu barajı niteliğindeki Elmalı Barajını besleyen Arnavut deresi etkileşim alanı ve baraj uzak mesafe koruma alanı içerisinde kaldığı, kamu yararı ve sürdürebilirlik açısından havza bütünlüğünün korunması için hassas özelliklere sahip olduğu, bu nedenle de bölgede yapılaşmanın sakıncalı olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Dosyanın bilirkişi raporu ile birlikte değerlendirilmesinden 1. derece doğal sit alanında "doğal sit-kesin korunacak mutlak alan" olarak tescil edilen alanda ,Elmalı 1-2 barajı havzası uzak mesafe koruma alanında ve içme ve kullanma suyu barajı niteliğindeki Elmalı Barajını besleyen Arnavut deresi etkileşim alanı ve baraj uzak mesafe koruma alanı içerisinde kalan uyuşmazlık konusu parselin kesin korunacak hassas alan olarak tescil ve ilan edilmesine ilişkin 06/01/2021 tarihli, 31356 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 05/01/2021 tarihli, 3372 sayılı Cumhurbaşkanı Kararında 2863 sayılı kanun ,ilke kararları ve Korunan Alanların Tespit, Tescil ve Onayına İlişkin Usul ve Esaslara Dair Yönetmelik hükümlerine aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY:
İstanbul ili, Beykoz ilçesi (İstanbul Kuzey Kesimi Karadeniz Kuşağı) Doğal Sit Alanı'na yönelik hazırlanan ekolojik temelli bilimsel araştırma raporundaki tespit ve öneri koruma statülerinde çelişkilerin bulunması, bu farklılıklara ilişkin gerekçelerden bahsedilmemesi, kritik türlere ilişkin yayılım sınırları ve nispi bollukların verilmemesi sebebiyle, habitat ve ekosistem bütünlüğü esas alınacak şekilde öneri sınırlar ve koruma statülerinde düzeltme yapılması uygun görülerek; İstanbul ili, Beykoz ilçesi, ... , ... ve ... Mahalleleri etabı doğal sit alanlarının, Korunan Alanların Tespit, Tescil ve Onayına İlişkin Usul ve Esaslara İlişkin Yönetmelik kapsamında sit kategorilerinin değerlendirilmesine ilişkin, söz konusu etabın büyüklüğü sebebiyle daha detaylı inceleyebilmek adına Beykoz ilçesi, Çavuşbaşı ve Görele kısmına yönelik alınan karar eki haritalarda ve lejantta gösterilen şekliyle, koordinatları ile listelenen alanların "kesin korunacak hassas alan", "nitelikli doğal koruma alanı" ve "sürdürülebilir koruma ve kontrollü kullanım alanı" olarak tescilinin uygun olduğuna, karar ve eklerinin onaylanması için Çevre ve Şehircilik Bakanlığına (Tabiat Varlıkları Koruma Genel Müdürlüğüne) gönderilmesine ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanlığı İstanbul 2 Numaralı Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Komisyonunun ... tarih ve ... sayılı kararı tesis edilmiştir.
Ekolojik temelli bilimsel araştırma raporu dikkate alınarak Çevre ve Şehircilik Bakanlığı İstanbul 2 Numaralı Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Komisyonunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile ekli haritalarda gösterilen 17.193.356,14 m2'lik alanın "kesin korunacak hassas alan", 3.076.993,66 m2'lik alanın "nitelikli doğal koruma alanı", 14.961.698,33 m2'lik alanın ise "sürdürülebilir koruma ve kontrollü kullanım alanı" olarak tescil edilmek üzere Bakanlığa gönderilmesi üzerine, 04/12/2020 tarih ve 31324 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğünün 25/11/2020 tarihli (18/11/2020 tarihli Bakan oluru), ... sayılı işlemi ile, anılan Komisyon kararının (nitelikli doğal koruma alanı ve sürdürülebilir koruma ve kontrollü kullanım alanına ilişkin kısmının) onaylanmış ve tapu kütüğünün beyanlar hanesine, "doğal sit-nitelikli doğal koruma alanı" ve "doğal sit-sürdürülebilir koruma ve kontrollü kullanım alanı" şerhi konulmuş; "doğal sit-kesin korunacak hassas alan" tescil işlemleri için ise Komisyonun teklifinin Cumhurbaşkanlığına gönderilmesine karar verilmiştir.
İstanbul ili, Beykoz ilçesi sınırları içerisinde bulunan Beykoz (İstanbul Kuzey Kesimi Karadeniz Kuşağı) ... ve ... Mahalleleri Etabı Doğal Sit Alanı'nın koruma statülerinin yeniden değerlendirilmesi sonucunda, ekli kroki ile listelerde sınır ve koordinatları gösterilen alanların, 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 109. maddesi uyarınca "kesin korunacak hassas alan" olarak tescil ve ilan edilmesine ilişkin 06/01/2021 tarih ve 31356 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 05/01/2021 tarih ve 3372 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı tesis edilmiştir.
Bunun üzerine, kesin korunacak hassas alan ilan ve tesciline ilişkin Cumhurbaşkanı Kararının davacının maliki bulunduğu İstanbul ili, Beykoz ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmaza ilişkin kısmının iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT:
2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Kanunu'nun Ek 4. maddesinde; "Taşınır tabiat varlıkları hariç tabiat varlıkları, doğal sit alanları ve bunlara ilişkin koruma alanları ile ilgili olarak bu Kanunda öngörülen iş, işlem ve kararlar bakımından görevli ve yetkili bakanlık, Çevre ve Şehircilik Bakanlığıdır.
Tabiat varlıkları, doğal sit alanları ve bunlara ilişkin koruma alanları ile ilgili hususlarda karar almak ve bu Kanunda öngörülen diğer iş ve işlemlerde Çevre ve Şehircilik Bakanlığına yardımcı olmak üzere; Çevre ve Şehircilik Bakanlığı merkez teşkilatı bünyesinde Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Bakan Yardımcısının başkanlığında, söz konusu varlıkların ve alanların özelliklerine göre konusunda uzmanlaşmış mimar veya şehir plancısı, orman veya çevre mühendisi ve hukukçular ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca uygun görülecek uzmanlardan Tabiat Varlıklarını Koruma Merkez Komisyonu ve taşrada (…)32 aynı meslek alanlarından yeterli sayıda uzmanın katılması suretiyle yeteri kadar Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Komisyonu teşkil edilir. Bu komisyonların iş, işlem ve kararları konusunda, bu Kanunun Koruma Yüksek Kurulu ve koruma bölge kurulları ile ilgili hükümleri, Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca alınan ilke kararları çerçevesinde kıyasen uygulanır.
Bu Kanunda Koruma Yüksek Kurulunca alınması öngörülen kararlar, tabiat varlıkları, doğal sit alanları ve bunlara ilişkin koruma alanları bakımından Koruma Merkez Komisyonunca, koruma bölge kurullarınca alınması öngörülen kararlar koruma bölge komisyonlarınca alınır ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığının onayıyla yürürlüğe konulur.
Bu Kanunda ve diğer mevzuatta tabiat varlıkları, doğal sit alanları ve bunlara ilişkin koruma alanları bakımından Koruma Yüksek Kuruluna ve koruma bölge kurullarına yapılan atıflar ilgisine göre Koruma Merkez Komisyonuna ve koruma bölge komisyonlarına yapılmış sayılır ve ilgili maddelerde geçen Koruma Yüksek Kurulundan Koruma Merkez Komisyonu ve koruma bölge kurullarından koruma bölge komisyonları anlaşılır.
Tabiat Varlıklarını Koruma Merkez Komisyonu ile Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Komisyonlarında görev alanlara 55 inci maddede belirtilen esaslar çerçevesinde huzur hakkı ödenir.
Tabiat varlıkları, doğal sit alanları ve bunlara ilişkin koruma alanları ile ilgili iş, işlem ve kararlara ilişkin usul ve esaslar ile bu konularda görev yapacak komisyonların teşkili, çalışma usul ve esasları Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca hazırlanan yönetmelikle düzenlenir.." hükmüne yer verilmiştir.
1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin "Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü" başlıklı 109. maddesinde "Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğünün görev ve yetkileri düzenlenmiş olup; 2. Fıkrasında, "Orman ve orman rejimine tabi olmayan yerlerde Tarım ve Orman Bakanlığınca tespit edilen veya ettirilen tabiat parkları, tabiat anıtları, tabiatı koruma alanları, sulak alanlar ve benzeri diğer koruma alanları ile Bakanlıkça tespit edilen doğal sit alanları, tabiat varlıkları ve bunların koruma alanlarının tescil ve ilanı Bakanın onayı ile yapılır. Ancak Bakanlıkça yapı yasağı önerilen tabiat varlıkları ve doğal sit alanları dahil orman rejimine tabi olmayan bütün koruma alanları Cumhurbaşkanınca tescil ve ilan edilir. " hükmüne yer almaktadır.
Korunan Alanların Tespit, Tescil ve Onayına İlişkin Usul ve Esaslara Dair Yönetmelik'in "Korunan alanlara ilişkin genel ilkeler" başlıklı 5. maddesinde; "(1) Korunan alanların belirlenmesi, değerlendirilmesi ve korunmasında aşağıdaki ilkelere uyulur.
a) Korunan alanların statüsünün belirlenmesi ve değerlendirilebilmesi için zamana bağlı değişimleri ortaya koyan ekolojik süreçler tanımlanır.
b) Herhangi bir korunan alanın güncel durumu tespit edilmeden, o alanın korunan alan statüsü yeniden değerlendirilemez.
c) Korunan alanların güncel durumu; alanın biyolojik çeşitliliği, hidrolojisi, hidrojeolojisi başta olmak üzere her açıdan durumu en az ardışık dört mevsimi kapsayan ekolojik temelli bilimsel araştırma yapılarak belirlenir.
ç) Herhangi bir korunan alanın statüsünün değerlendirilmesi için belirlenecek araştırma alanı sınırları; korunan alanın konumu, büyüklüğü ve doğal eşiklerle ilişkisi göz önüne alınarak tespit edilir...
m) Korunması gerekli taşınmaz tabiat varlıkları, doğal sit alanları ve özel çevre koruma bölgelerinin tespiti ilgili kurum ve kuruluşların görüşleri alınarak Bakanlıkça belirlenir." hükmüne; "Doğal sitlerin tespit ilke ve kriterleri" başlıklı 6. maddesinde; "(2) Doğal sit alanları; kesin korunacak hassas alanlar, nitelikli doğal koruma alanları ve sürdürülebilir koruma ve kontrollü kullanım alanları olarak üç kategoriye ayrılır." hükmüne, "Kesin korunacak hassas alanların ayırt edici özellikleri" başlıklı 7. maddesinde; "(1)Kaynak değerlerinin korunması için; alan kullanımı ve alana tüm etkilerin sınırlandırıldığı, gerektiğinde insanların bölgeye girişlerinin engellendiği, bilimsel araştırmalar, eğitim ya da çevresel izleme amacıyla özel önlemler alınarak korunacak kara, su, deniz alanları olup, Bakanlar Kurulu kararı ile ilan edilerek yapı yasağı getirilen mutlak korunması gereken alanlardır.
(2) Bu alanların aşağıdaki kriterlerden bir veya bir kaçını içermesi aranır.
a) Bölgesel, ulusal veya dünya ölçeğinde olağanüstü ekosistemleri, türleri bulundururlar.
b) Jeolojik, jeomorfolojik özellikleri korunmuştur.
c) Genel olarak insan etkisi olmadan meydana gelmiştir.
ç) İnsan faaliyetleri sonucu bozulma veya tahrip olma riski yüksektir.
d) Alan kendine özgü koruma amaçlarına ters düşecek nitelikteki insan faaliyetlerini bünyesinde bulundurmaz.
e) Ekolojik açıdan önemli yoğunlukta olması beklenen yerel türlerin büyük kısmını bünyesinde bulundurur. Doğal süreçler veya zamanla sınırlı müdahalelerle bu yoğunluklara dönüşebilme kabiliyetine sahiptir.
f) Koruma amaçlarına ulaşmak için önemli ve sürekli müdahale istemeyen özellikleri vardır.
g) Gerektiğinde ve mümkün olan durumlarda, alanın belirlenmiş koruma amaçlarına ulaşmasına yardımcı olacak arazi kullanımları ile çevrelenmiştir.
ğ) Basit müdahalelerle yönetilebilirlik özelliklerine sahiptir.
h) Korunacak hedef tür veya türlerin üreme alanlarını ihtiva eder." hükmüne, "Nitelikli doğal koruma alanlarının ayırt edici özellikleri" başlıklı 8.maddesinde; "(1) Doğal yapısı değişmemiş veya az değişmiş, modern yaşam ve önemli ölçüde insan faaliyetleri tarafından etkilenmemiş, doğal süreçlerin hakim olduğu, koruma amaçlarına uygun olarak yörede yaşayanların alanın mevcut kaynaklarını kullanmasını sağlayarak doğal hayata dayalı geleneksel yaşam şekillerinin korunduğu kara, su, deniz alanlarıdır.
(2) Bu alanlar, örtü altı tarım uygulamaları hariç tarım, kültür balıkçılığı hariç balıkçılık faaliyetleri ve alanın doğal yapısı ile uyumlu çadırlı kamp alanı, bungalov ve günübirlik faaliyetlerin yapılabildiği alanlardır. Alanın doğal özelliklerinin devamlılığı için halkın bu alanlara erişiminin uygun seviye ve şekilde tutulması esastır.
(3) Bu alanlar aşağıdaki kriterlerden bir veya birkaçını içerir.
a) Doğal karakterini korumuş, büyük memeliler dahil besin zinciri içerisinde av-avcı ilişkisini muhafaza eden, yerli bitki ve hayvan topluluklarını bulunduran, özgün ekosistem yapısına sahiptir.
b) Modern yaşam ve önemli insan faaliyetleri tarafından etkilenmemiş, kırsal yaşam özellikleri taşır.
c) Doğal alanların ekolojik bütünlüğünü sağlar.
ç) Aşırı derecede ve uygunsuz insan kullanımı ve mevcudiyetinden uzaktır.
d) Yaban hayvanlarının barınma, beslenme ve üreme gibi hayati ihtiyaçlarını temin edebileceği uygun yaşama şartlarını sağlar.
e) Biyolojik çeşitliliği, ekolojik süreçleri, ekosistem hizmetlerini, ekolojik barınakları muhafaza eder ve iklim değişikliklerine tampon sağlar.
f) Korunacak hedef tür veya türlerin yıl içerisinde dönemlerine bağlı yaptıkları göç ve yayılma alanlarını ve göç yollarını ihtiva eder.
g) Peyzaj değeri yüksektir." hükmüne, geçici 3. maddede ise; "(1) 644 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin geçici 6 ncı maddesi gereğince Kültür ve Turizm Bakanlığından Bakanlığa devredilen mevcut doğal sit alanlarının güncel durumu ön değerlendirme raporuna göre belirlenir. Doğal sit özelliği taşımayan alanların statüsünün iptali; doğal sit özelliği taşıdığı belirlenen alanların ise ardışık en az dört mevsimi kapsayacak ekolojik temelli bilimsel araştırma sonucuna göre koruma statüsünün devamı, yeni statü tesisi veya iptali önerilir." hükümlerine yer verilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Usul Yönünden:
I- Dava açma ehliyetine ilişkin olarak yapılan incelemede;
2577 sayılı Kanun'un 2. maddesinde yer alan ve iptal davasının sübjektif ehliyet koşulu olan "menfaat ihlali" doktrin ve içtihatlarda dava konusu işlemle davacı arasında kurulan kişisel, meşru, güncel bir menfaat ilişkisi olarak tanımlanmaktadır.
Menfaatin, kişisel ve meşru olması için hukuki bir durumdan ortaya çıkması gerekir. Sözü edilen menfaat ilişkisinin varlığı ve sınırları her olayda yargı yerince uyuşmazlığın niteliğine göre belirlenmektedir.
Uyuşmazlıkta; davalı idareler tarafından, davacının İstanbul ili, Beykoz ilçesi, ... Mahallesinde kain ... ada, ... parsel sayılı taşınmazın maliki bulunduğu, bu nedenle kesin korunacak hassas alan tescil ve ilanına yönelik tesis edilen 05/01/2021 tarih ve 3372 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı'nın tamamının iptalini istemekte menfaatinin bulunmadığı ileri sürülmekte ise de; dava dilekçesinin sonuç ve istem kısmında, dava konusu Cumhurbaşkanı Kararı'nın davacının maliki bulunduğu İstanbul ili, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı 44.836,30 m2'lik taşınmaza ilişkin kısmının iptalinin talep edildiği açıkça belirtildiğinden, davalı idareler tarafından iddia edildiği üzere dava konusu Cumhurbaşkanı Kararı'nın tamamının iptalinin talep edilmediği, dolayısıyla davacının 05/01/2021 tarih ve 3372 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı'nın maliki olduğu taşınmaza ilişkin kısmının iptali istemiyle görülmekte olan davayı açmakta kişisel, meşru ve güncel menfaatinin bulunduğu sonucuna varılmıştır.

Esas Yönünden:
Uyuşmazlık konusu işlemin, 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Kanunu'nun Ek 4. maddesi uyarınca düzenlenen Korunan Alanların Tespit, Tescil ve Onayına İlişkin Usul ve Esaslara Dair Yönetmelik esasları gereği doğal sit alanlarının yeniden değerlendirilmesi, tescil, onay ve ilanına ilişkin olması ve söz konusu uyuşmazlığın çözümünün özel ve teknik bilgiyi gerektirmesi nedeniyle 13/09/2021 tarihli ara kararıyla keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmesi üzerine, Naip Üye Nedret ENGİN tarafından re'sen seçilen bilirkişiler; Orman Mühendisi Prof. Dr. Yaşar Nuhoğlu, Biyolog Prof. Dr. Şerife Gülsün Kırankaya, Biyolog Dr. Öğretim Üyesi Süleyman Şakar, Peyzaj Mimarı - Peyzaj Plancısı Doç Dr. Tülay Erbesler Ayaşlıgil ve Jeoloji Mühendisi Doç. Dr. Yılmaz Mahmutoğlu'ndan oluşturulan bilirkişi kurulu ile birlikte mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi gerçekleştirilmiştir.
Bilirkişiler tarafından hazırlanan raporda (Jeoloji Mühendisi Doç Dr. ... 'nun ayrık oyuyla) dava konusu İstanbul ili, Beykoz ilçesi, ... Mahallesinde kain ... ada, ... parsel sayılı taşınmazın, bölgenin nadir ekosistem, doğal koruma alanları, biyolojik türleri, nesli tehlike altında kalan hayvan ve bitki türleri ile endemik bitki çeşitliliği, peyzaj değerleri, yeraltı ve yerüstü su kaynakları, doğal, tarihi, sosyo-kültürel tüm değerleri açısından herhangi bir öneme (değere) sahip olmadığı; hava fotoğraflarının incelenmesi sonucunda, davaya konu alanın 1963 yılında (veya öncesinde) açmacılık yoluyla fındık bahçesine dönüştürüldüğü, 1963-1982 yılları arasında fındık bahçesi olarak kullanıldığının anlaşıldığı; 1982-2006 yılları arasında alanı net olarak gösteren hava fotoğrafının bulunmadığı, ancak 2006 yılına ait hava fotoğrafı incelendiğinde, dava konusu alanda yer alan konutların mevcut olduğunun anlaşıldığı, mevcut binalar ve yapılaşmanın 1995 yılı sonrasında yapılmış olduğunun tahmin edildiği; bu bilgiler ışığında, dava konusu alanın "doğal sit kesin korunacak hassas alan" olarak tescilinde hava fotoğraflarının ve orman amenajman planlarının incelenmediği, arazi incelemesinin tam olarak yapılmadığı, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü parsel sorgulama uygulaması incelenerek benzer statüdeki alanlar ile kıyaslama yapılmadığı, bu bağlamda 105 ada, 3 parsel sayılı taşınmazın "doğal sit - kesin korunacak hassas alan" olarak tescil edilmesinde bilimsel yönden bir tutarlılık bulunmadığı; öte yandan, hava fotoğrafları, orman amenejman planları, arazi incelemesi, içme suyu havza koruma kriterleri ile Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü parsel sorgulama uygulamasının incelenmesi sonucunda, dava konusu taşınmazın, "doğal sit - sürdürülebilir koruma ve kontrollü kullanım alanı" olarak tescil edilmesinin, doğal sit bütünlüğünü olumsuz yönde etkileyecek anormal bir sonuç doğurmayacağı yolunda görüş bildirildiği görülmektedir.
Buna karşın, söz konusu bilirkişi raporunun dava konusu arazinin morfolojik, jeolojik ve hidrojeolojik açıdan değerlendirmesini içeren ve Jeoloji Mühendisi Doç Dr. ... tarafından hazırlanan kısmında ise; dava konusu parselin içinde bulunduğu Elmalı Havzası'nın, İstanbul Boğazı'na doğudan ulaşan akarsulardan biri olan Göksu Deresi'ni besleyen dereler üzerine kurulduğu, havzanın orta ve yukarı kesimini oluşturduğu belirtilmiş; arazinin önemli bir kısmının içme suyu barajını kuzeyden besleyen Şakıran Deresi'nin devamındaki Arnavut Deresi'nin etkileşim bandı içerisinde kaldığı; dava konusu parselde inşa edilen ve en alt kotlarda bulunan iki villanın dere yatağı düzlüğüne komşu olduğu, dava konusu 105 ada, 3 parsel sayılı taşınmazın İstanbul iline içme suyu temin edilen Elmalı 1-2 Barajı Havzası uzak mesafe koruma alanında kaldığı, uzak mesafe koruma alanının, "içme kullanma suyu temin edilen veya edilmesi planlanan tabii göl, baraj gölü ve göletlerin, göl yeşil kuşaklama alanı, göl koruma alanı ve yakın mesafe koruma alanının dışında kalan içme-kullanma suyu havzasının bütünü"ne karşılık geldiği, Elmalı 1-2 Barajı Havzası Koruma Planı'nın, 28/10/2017 tarih ve 30224 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren İçme - Kullanma Suyu Havzalarının Korunmasına Dair Yönetmelik kapsamında hazırlandığı ve 23/032019 tarihinde Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından onaylanarak yürürlüğe girdiği, sonuç olarak, keşif sırasında yapılan inceleme ve tespitler ile yukarıda yer verilen esaslar çerçevesinde, dava konusu parselin içme ve kullanma suyu barajı niteliğindeki Elmalı Barajı'nı besleyen Arnavut Deresi etkileşim alanı ve baraj uzak mesafe koruma alanı içerisinde kaldığı, kamu yararı ve sürdürülebilirlik açısından, havza bütünlüğünün korunması için hassas özelliklere sahip olduğu, bu bölgede yapılaşma yapılmasının sakıncalı olduğu yolunda görüş bildirildiği görülmektedir.
Dairemizin 07/12/2023 tarihli, E:2023/11497 sayılı ara kararı ile davalı idarelerden, ... ada, ... -... -... -... -... -... -... -... -... -... ve ... parsel sayılı taşınmazların doğal sit statülerini gösteren renkli haritaların istenildiği, 30/01/2024 tarihinde kayda giren Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının ... tarih ve ... sayılı yazısı ile ekinde sunulan bilgi ve belgelerin incelenmesinden; İstanbul ili, Beykoz ilçesi, ... Mahallesi, ... ve ... parsel sayılı taşınmazların "kesin korunacak hassas alan", ... ada, ..., ..., ..., ..., ... ve ... parsel sayılı taşınmazların kısmen "kesin korunacak hassas alan", kısmen "sürdürülebilir koruma ve kontrollü kullanım alanı"; ... ada, ..., ... ve ... parsel sayılı taşınmazların ise "sürdürülebilir koruma ve kontrollü kullanım alanı"nda kaldığı anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlıkta, yaptırılan keşif sonucu düzenlenen bilirkişi raporunun 12. sayfasında her ne kadar, ... ada, ... -... -... -... -... -... -... -... -... ve ... parsel sayılı taşınmazların "doğal sit-sürdürülebilir koruma ve kontrollü kullanım alanı" olarak tapuya tescil edildiği, aynı statüdeki 105 ada 3 parsel sayılı taşınmazın ise "doğal sit-kesin korunacak hassas alan" olarak tescil edildiği, bu kapsamda dava konusu parselin doğal sit statüsünün diğer parsellerden farklı belirlenmesinin ekolojik temelli bilimsel araştırma raporunda izah ve açıklamasına yer verilmediği belirtilmekte ise de; Dairemizin 07/12/2023 tarihli, E:2023/11497 sayılı ara kararı sonrasında, davalı idarece sunulan bilgi ve belgelerin incelenmesinden, dava konusu taşınmaz da dahil birçok komşu parselin kısmen "doğal sit-kesin korunacak hassas alan", kısmen ""sürdürülebilir koruma ve kontrollü kullanım alanı" olarak tescil edildiği görülmektedir.
Bu durumda; bilirkişi raporunda komşu parsellerin tamamının "doğal sit-sürdürülebilir koruma ve kontrollü kullanım alanı" olarak tescil edilmesine karşın, dava konusu taşınmazın "doğal sit-kesin korunacak hassas alan" olarak belirlendiğinden hareketle yaptığı değerlendirmenin, yukarıda yer verilen açıklama uyarınca fiili durum ile örtüşmediği anlaşılmakla birlikte, gelinen aşamada bu konuda yeniden bilirkişi kurulunca değerlendirme yapılmasına gerek görülmeyerek, anılan bilirkişi raporundaki bilimsel verilerin hukuken kabul edilebilir ve hükme esas alınabilir nitelikte olduğu değerlendirilmiştir.
Bu itibarla; her ne kadar Orman Mühendisi, Biyolog (2) ve Peyzaj Mimarı bilirkişiler tarafından, dava konusu taşınmazın, bölgenin nadir ekosistem, doğal koruma alanları, biyolojik türleri, nesli tehlike altında kalan hayvan ve bitki türleri ile endemik bitki çeşitliliği, peyzaj değerleri, yeraltı ve yerüstü su kaynakları, doğal, tarihi, sosyo-kültürel tüm değerleri açısından herhangi bir öneme (değere) sahip olmadığı, bu bağlamda anılan taşınmazın "doğal sit - kesin korunacak hassas alan" olarak tescil edilmesinde bilimsel yönden bir tutarlılık bulunmadığı yolunda görüş bildirilmiş ise de; bilirkişi raporunun dava konusu arazinin morfolojik, jeolojik ve hidrojeolojik açıdan değerlendirmesini içeren ve Jeoloji Mühendisi Doç Dr. ... tarafından hazırlanan kısmında dava konusu parselin içme ve kullanma suyu barajı niteliğindeki Elmalı Barajını besleyen Arnavut Deresi etkileşim alanı ve baraj uzak mesafe koruma alanı içerisinde kaldığı, kamu yararı ve sürdürülebilirlik açısından, havza bütünlüğünün korunması için hassas özelliklere sahip olduğu, bu bölgede yapılaşma yapılmasının sakıncalı olduğu yolunda görüş bildirilmesi karşısında; İstanbul İli, Beykoz İlçesi sınırları içerisinde bulunan Beykoz (İstanbul Kuzey Kesimi Karadeniz Kuşağı) Çavuşbaşı ve Görele Mahalleleri Etabı Doğal Sit Alanının koruma statüsünün yeniden değerlendirilmesi sonucunda, karar eki kroki ile listelerde sınır ve koordinatları gösterilen alanın kesin korunacak hassas alan olarak tescil ve ilan edilmesine ilişkin 06/01/2021 tarihli, 31356 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 05/01/2021 tarihli, 3372 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının ... Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı davacıya ait taşınmaza ilişkin kısmında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. DAVANIN REDDİNE,
2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ... -TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
4. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ... -TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine,
5. Posta giderleri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
6. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen otuz (30) gün içinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere, 08/02/2024 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

(X) KARŞI OY :

Dava; İstanbul İli, Beykoz İlçesi sınırları içerisinde bulunan (İstanbul Kuzey Kesimi Karadeniz Kuşağı) ... ve ... Mahalleleri Etabı Doğal Sit Alanının koruma statüsünün yeniden değerlendirilmesi sonucunda, karar eki kroki ile listelerde sınır ve koordinatları gösterilen alanın kesin korunacak hassas alan olarak tescil ve ilan edilmesine ilişkin 06/01/2021 tarihli, 31356 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 05/01/2021 tarihli, 3372 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının davacının maliki olduğu ... Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmaza ilişkin kısmının iptali istemiyle açılmıştır.
Korunan Alanların Tespit, Tescil ve Onayına İlişkin Usul ve Esaslara Dair Yönetmelik'in "Kesin korunacak hassas alanların ayırt edici özellikleri" başlıklı 7. maddesinin ikinci fıkrasında belirlenen ve tahdidi olarak sayılan kriterlerden bir veya birkaçının bulunması, mutlak olarak korunması gereken kesin korunacak hassas alan olarak tescil ve ilan için zorunlu kılınmıştır.
Bu itibarla, bir alanın kesin korunacak hassas alan olarak ilan edilebilmesi için, anılan Yönetmelik'in 7. Maddesinin ikinci fıkrasında yer alan "a) Bölgesel, ulusal veya dünya ölçeğinde olağanüstü ekosistemleri, türleri bulundururlar. b) Jeolojik, jeomorfolojik özellikleri korunmuştur. c) Genel olarak insan etkisi olmadan meydana gelmiştir. ç) İnsan faaliyetleri sonucu bozulma veya tahrip olma riski yüksektir. d) Alan kendine özgü koruma amaçlarına ters düşecek nitelikteki insan faaliyetlerini bünyesinde bulundurmaz. e) Ekolojik açıdan önemli yoğunlukta olması beklenen yerel türlerin büyük kısmını bünyesinde bulundurur. Doğal süreçler veya zamanla sınırlı müdahalelerle bu yoğunluklara dönüşebilme kabiliyetine sahiptir. f) Koruma amaçlarına ulaşmak için önemli ve sürekli müdahale istemeyen özellikleri vardır. g) Gerektiğinde ve mümkün olan durumlarda, alanın belirlenmiş koruma amaçlarına ulaşmasına yardımcı olacak arazi kullanımları ile çevrelenmiştir. ğ) Basit müdahalelerle yönetilebilirlik özelliklerine sahiptir. h) Korunacak hedef tür veya türlerin üreme alanlarını ihtiva eder." hükmünde tahdidi olarak belirtilen şartlardan bir veya birkaçının bulunması gerektiği değerlendirilmektedir.
İçme-Kullanma Suyu Havzalarının Korunmasına Dair Yönetmelik'in "Mutlak koruma alanı" başlıklı 9. maddesinde "Mutlak koruma alanı, içme-kullanma suyu temin edilen veya edilmesi planlanan tabii göl, baraj gölü ve göletlerin, maksimum su seviyesinden itibaren yatayda 300 metre genişliğindeki kara alanıdır. Söz konusu alanın sınırının içme-kullanma suyu havzası sınırını aşması hâlinde, mutlak koruma alanı, havza sınırında son bulur...(3) İçme-kullanma suyu projesine ve mevcut yapıların kanalizasyon sistemlerine ait mecburi teknik tesisler haricinde hiçbir yeni yapı yapılamaz. (4) Hazine arazileri satılamaz. Hazine arazilerinde hiçbir yapı yapılamaz ve faaliyete izin verilemez. Bu araziler suyu kullanan idarelere tahsis edilir ve bu idareler tarafından ağaçlandırılır. (5) Mevcut yapılar aynen korunur. Ancak, insan sağlığı ve çevrede telafisi mümkün olmayan neticelere yol açabilecek faaliyetlerin gerçekleştirildiği tesisler, tehlikeli atık bertaraf tesisi, tehlikeli madde deposu ve benzeri mevcut yapılar kaldırılır. Yapı inşaat alanında değişiklik yapmamak ve kullanım amacını değiştirmemek şartıyla gerekli bakım ve onarım yapılabilir. Mevcut yapılardan, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından lisanslandırılan kurum ve kuruluşlarca riskli yapı olduğu tespit edilenler, inşaat alanında değişiklik yapmamak, kullanım amacını değiştirmemek ve üzerinde bulunduğu taşınmazları ifraz işlemine tabi tutmamak şartıyla yıkılarak yeniden inşa edilebilir. Parsel tevhidi ile yapı yoğunluğu, inşaat alanı ve emsal değeri arttırılamaz..." hükmüne; "Kısa mesafeli koruma alanı" başlıklı 10. maddesinde "1) Kısa mesafeli koruma alanı, içme-kullanma suyu temin edilen veya edilmesi planlanan tabii göl, baraj gölü ve göletlerin, mutlak koruma alanı sınırından itibaren yatayda 700 metre genişliğindeki kara alanıdır. Söz konusu alan sınırının, içme-kullanma suyu havzası sınırını aşması hâlinde, kısa mesafeli koruma alanı havza sınırında son bulur. (2) Mevcut yapılar aynen korunur. Ancak, insan sağlığı ve çevrede telafisi mümkün olmayan neticelere yol açabilecek faaliyetlerin gerçekleştirildiği tesisler, tehlikeli atık bertaraf tesisi, tehlikeli madde deposu ve benzeri mevcut yapılar kaldırılır... (3) Köy yerleşik alanı ve civarı sınırları içerisinde ve köy gelişme ihtiyacına yönelik köy nüfusuna kayıtlı ve köyde sürekli ikamet edenler için barınma ihtiyacını karşılamak amacı ile yapılacak yapılar, köyün genel ihtiyaçlarına yönelik yapılacak köy konağı, ibadethane, okul, spor alanı, harman yeri, pazar yeri, sağlık ocağı, sağlık evi, PTT, karakol, bakkal gibi yapılara ve ifraz uygulamalarına; imar planı veya köy yerleşme planı yapılmış ise bu Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarih itibariyle yürürlükteki plan hükümlerine göre; imar planı veya köy yerleşme planı yapılmamış ise Plansız Alanlar İmar Yönetmeliği hükümleri çerçevesinde izin verilebilir..." hükmüne; "Orta mesafeli koruma alanı" başlıklı 11. maddesinde "(1) Orta mesafeli koruma alanı, içme-kullanma suyu temin edilen veya edilmesi planlanan tabii göl, baraj gölü ve göletlerin, kısa mesafeli koruma alanı sınırından itibaren yatayda 1000 metre genişliğindeki kara alanıdır. Söz konusu alan sınırının, içme-kullanma suyu havzası sınırını aşması hâlinde, orta mesafeli koruma alanı havza sınırında son bulur. (2) Mevcut yapılar aynen korunur. Ancak, insan sağlığı ve çevrede telafisi mümkün olmayan neticelere yol açabilecek faaliyetlerin gerçekleştirildiği tesisler, tehlikeli atık bertaraf tesisi, tehlikeli madde deposu ve benzeri mevcut yapılar kaldırılır. Yapı inşaat alanında değişiklik yapmamak ve kullanım amacını değiştirmemek şartıyla gerekli bakım ve onarım yapılabilir. (3) Köy yerleşik alanı ve civarı sınırları içerisinde ve köy gelişme ihtiyacına yönelik köy nüfusuna kayıtlı ve köyde sürekli ikamet edenler için barınma ihtiyacını karşılamak amacı ile yapılacak yapılar, köyün genel ihtiyaçlarına yönelik yapılacak köy konağı, ibadethane, okul, spor alanı, harman yeri, pazar yeri, sağlık ocağı, sağlık evi, PTT, karakol, bakkal gibi yapılara ve ifraz uygulamalarına; imar planı veya köy yerleşme planı yapılmış ise bu Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarih itibariyle yürürlükteki plan hükümlerine göre; imar planı veya köy yerleşme planı yapılmamış ise Plansız Alanlar İmar Yönetmeliği hükümleri çerçevesinde izin verilebilir..." hükmüne; "Uzak mesafeli koruma alanı" başlıklı 12. maddesinde ise, "(1) Uzun mesafeli koruma alanı, içme-kullanma suyu temin edilen veya edilmesi planlanan tabii göl, baraj gölü ve göletlerin mutlak, kısa ve orta mesafeli koruma alanlarının dışında kalan içme-kullanma suyu havzasının bütünüdür. (2) Köy yerleşik alanı ve civarı sınırları içerisinde, köy gelişme ihtiyacına yönelik barınma ihtiyacını karşılamak amacıyla yapılacak yapılar ile köyün genel ihtiyaçlarına yönelik yapılacak sosyal ve ticari tesisler kapsamındaki köy konağı, ibadethane, okul, spor alanı, harman yeri, pazar yeri, sağlık ocağı, sağlık evi, PTT, karakol, ticarethane, mezarlık gibi yapılara ve ifraz uygulamalarına, imar planı veya köy yerleşim planı yapılmış ise bu Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarih itibariyle yürürlükteki imar planı hükümlerine göre; imar planı veya köy yerleşim planı yapılmamış ise Plansız Alanlar İmar Yönetmeliği hükümleri çerçevesinde izin verilir. (3) İskân dışı alanlarda yapılacak yapılara ve ifraz uygulamalarına Plansız Alanlar İmar Yönetmeliği hükümleri çerçevesinde izin verilir. Bu alandaki tarım arazileri için yapılacak ifraz uygulamalarında 5403 sayılı Kanun hükümleri esas alınır. (4) Bu alanda belediye sınırı ve belediye mücavir alan sınırları içinde, bu Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarih itibariyle yürürlükteki imar planları aynen geçerlidir. Mevcut imar planlarında; su kalitesi ve miktarını olumsuz yönde etkilememesi, gerekli çevresel altyapı ve kirlenme kontrolü tedbirlerinin yerine getirilmesi şartıyla ve Bakanlık ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığının görüşleri ile değişiklik yapılabilir. (5) Kentsel atıksular havza dışındaki arıtma ile sonlanan atıksu altyapı tesisine verilir. Ancak kentsel atıksuların tarımsal sulama suyu amaçlı yeniden kullanılmasına ilgili mevzuattaki standartlara uygun arıtılması şartı ile (Mülga ibare:RG-10/3/2020-31064) (…) Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün görüşü alınarak Bakanlıkça izin verilir. Kentsel atıksuların, teknik ve ekonomik olarak havza dışına çıkarılmasının veya yeniden kullanımının mümkün olmadığı hallerde, içme-kullanma suyu kaynağının su kalitesini olumsuz yönde etkilemeyecek seviyede arıtılarak deşarjına Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından izin verilebilir. (6) Maksimum su seviyesinden itibaren yatayda 2000 ile 5000 metre arasında kalan kısımlarda, tehlikeli atık ve madde üretmeyen ve depolamayan, endüstriyel atıksu oluşturmayan sanayi tesislerine izin verilebilir. Maksimum su seviyesinden itibaren yatayda 5000 metreden sonra yeni sanayi tesislerine, yedinci fıkrada belirtilen şartların yerine getirilmesi durumunda izin verilebilir. (7) Bu alandaki, mevcut ve yeni sanayi tesislerinden kaynaklanan atıksular, ilgili mevzuattaki standartlarda arıtılarak havza dışına çıkartılır. (Danıştay Altıncı Dairesinin 9/3/2022 tarihli ve E.:2019/15572; K.:2022/2834 sayılı kararı ile iptal cümle; Endüstriyel atıksuların havza dışına çıkarılmasının mümkün olmadığı durumlarda, içme-kullanma suyu kaynağının su kalitesini olumsuz yönde etkilemeyecek seviyede arıtılarak deşarjına, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından izin verilebilir. (8) Uzun mesafeli koruma alanının, maksimum su seviyesinden itibaren yatayda 5000 metreden daha uzakta olan kısımlarında, 26/3/2010 tarihli ve 27533 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Atıkların Düzenli Depolanmasına Dair Yönetmelik hükümlerine uygun olarak inşa edilmesi ve işletilmesi şartlarıyla düzenli katı atık depolama ve bertaraf alanlarına Çevre ve Şehircilik Bakanlığının uygun görüşü ile izin verilir. Oluşacak sızıntı suları havza dışındaki arıtma ile sonlanan atıksu altyapı tesisine verilir. (9) Tarım alanlarında, Bakanlığın kontrolünde organik tarım faaliyetlerine veya İyi Tarım Uygulamalarına geçilmesi teşvik edilir. (10) Bakanlığın kontrolünde hayvancılık faaliyetlerine ve otlatmaya izin verilir. Hayvancılık işletmelerinden kaynaklı hayvansal atık ve atıksuların ilgili mevzuatlar doğrultusunda bertaraf edilmesi zorunludur. (11) Mevcut akaryakıt istasyonları ve gaz dolum istasyonları TSE’nin ilgili standartlarına uygun hale getirilinceye kadar kapatılır. Bu alanda TSE’nin ilgili standartlarına uygun olmak şartıyla yeni akaryakıt istasyonu kurulabilir. (12) Mevcut yol güzergâhlarında bakım, onarım ve genişletme çalışmaları ile yeni karayolu yapımına su kalitesini ve miktarını olumsuz etkilemeyecek şekilde izin verilebilir. Karayolu altyapılarının korunması amacıyla ihtiyaç duyulan istinat duvarı, menfez gibi sanat yapıları yapılabilir. (13) 3213 sayılı Kanun çerçevesinde madencilik faaliyetlerine izin verilir. (14) Gerekli çevresel altyapı önlemlerinin alınması şartıyla güneş enerji santrali, rüzgâr enerji santrali ve hidroelektrik santrali kurulmasına izin verilebilir.
Uyuşmazlıkta; bilirkişiler tarafından hazırlanan raporda (Jeoloji Mühendisi Doç Dr. ... 'nun ayrık oyuyla) dava konusu İstanbul ili, Beykoz ilçesi, ... Mahallesinde kain ... ada, ... parsel sayılı taşınmazın, bölgenin nadir ekosistem, doğal koruma alanları, biyolojik türleri, nesli tehlike altında kalan hayvan ve bitki türleri ile endemik bitki çeşitliliği, peyzaj değerleri, yeraltı ve yerüstü su kaynakları, doğal, tarihi, sosyo-kültürel tüm değerleri açısından herhangi bir öneme (değere) sahip olmadığı; hava fotoğraflarının incelenmesi sonucunda, davaya konu alanın 1963 yılında (veya öncesinde) açmacılık yoluyla fındık bahçesine dönüştürüldüğü, 1963-1982 yılları arasında fındık bahçesi olarak kullanıldığının anlaşıldığı; 1982-2006 yılları arasında alanı net olarak gösteren hava fotoğrafının bulunmadığı, ancak 2006 yılına ait hava fotoğrafı incelendiğinde, dava konusu alanda yer alan konutların mevcut olduğunun anlaşıldığı, mevcut binalar ve yapılaşmanın 1995 yılı sonrasında yapılmış olduğunun tahmin edildiği; bu bilgiler ışığında, dava konusu alanın "doğal sit kesin korunacak hassas alan" olarak tescilinde hava fotoğraflarının ve orman amenajman planlarının incelenmediği, arazi incelemesinin tam olarak yapılmadığı, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü parsel sorgulama uygulaması incelenerek benzer statüdeki alanlar ile kıyaslama yapılmadığı, bu bağlamda 105 ada, 3 parsel sayılı taşınmazın "doğal sit - kesin korunacak hassas alan" olarak tescil edilmesinde bilimsel yönden bir tutarlılık bulunmadığı; öte yandan, hava fotoğrafları, orman amenejman planları, arazi incelemesi, içme suyu havza koruma kriterleri ile Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü parsel sorgulama uygulamasının incelenmesi sonucunda, dava konusu taşınmazın, "doğal sit - sürdürülebilir koruma ve kontrollü kullanım alanı" olarak tescil edilmesinin, doğal sit bütünlüğünü olumsuz yönde etkileyecek anormal bir sonuç doğurmayacağı yolunda görüş bildirildiği görülmektedir.
Buna karşın, söz konusu bilirkişi raporunun dava konusu arazinin morfolojik, jeolojik ve hidrojeolojik açıdan değerlendirmesini içeren ve Jeoloji Mühendisi Doç Dr. ... tarafından hazırlanan kısmında ise; dava konusu parselin içinde bulunduğu Elmalı Havzası'nın, İstanbul Boğazı'na doğudan ulaşan akarsulardan biri olan Göksu Deresi'ni besleyen dereler üzerine kurulduğu, havzanın orta ve yukarı kesimini oluşturduğu belirtilmiş; arazinin önemli bir kısmının içme suyu barajını kuzeyden besleyen Şakıran Deresi'nin devamındaki Arnavut Deresi'nin etkileşim bandı içerisinde kaldığı; dava konusu parselde inşa edilen ve en alt kotlarda bulunan iki villanın dere yatağı düzlüğüne komşu olduğu, dava konusu 105 ada, 3 parsel sayılı taşınmazın İstanbul iline içme suyu temin edilen Elmalı 1-2 Barajı Havzası uzak mesafe koruma alanında kaldığı, uzak mesafe koruma alanının, "içme kullanma suyu temin edilen veya edilmesi planlanan tabii göl, baraj gölü ve göletlerin, göl yeşil kuşaklama alanı, göl koruma alanı ve yakın mesafe koruma alanının dışında kalan içme-kullanma suyu havzasının bütününe karşılık geldiği, Elmalı 1-2 Barajı Havzası Koruma Planı'nın, 28/10/2017 tarih ve 30224 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren İçme - Kullanma Suyu Havzalarının Korunmasına Dair Yönetmelik kapsamında hazırlandığı ve 23/032019 tarihinde Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından onaylanarak yürürlüğe girdiği, Elmalı 1-2 Barajı Uzun Mesafeli Koruma Alanı için getirilen hükümlerin 112 ila 124. maddelerde düzenlendiği; sonuç olarak, keşif sırasında yapılan inceleme ve tespitler ile yukarıda yer verilen esaslar çerçevesinde, dava konusu parselin içme ve kullanma suyu barajı niteliğindeki Elmalı Barajını besleyen Arnavut Deresi etkileşim alanı ve baraj uzak mesafe koruma alanı içerisinde kaldığı, kamu yararı ve sürdürülebilirlik açısından, havza bütünlüğünün korunması için hassas özelliklere sahip olduğu, bu bölgede yapılaşma yapılmasının sakıncalı olduğu yolunda görüş bildirildiği görülmektedir.
Uyuşmazlıkta; bilirkişi raporunun Jeoloji Mühendisi Doç Dr. ... tarafından hazırlanan kısmında, dava konusu taşınmaz Elmalı 1-2 Barajı Uzun Mesafeli Koruma Alanı içinde yer aldığı; bu nedenle, dava konusu parselin içme ve kullanma suyu barajı niteliğindeki Elmalı Barajını besleyen Arnavut Deresi etkileşim alanı ve baraj uzak mesafe koruma alanı içerisinde kaldığı, kamu yararı ve sürdürülebilirlik açısından, havza bütünlüğünün korunması için hassas özelliklere sahip olduğu, bu bölgede yapılaşma yapılmasının sakıncalı olduğu yolunda görüş bildirildiği görülmüş ise de; yukarıda yer verilen İçme-Kullanma Suyu Havzalarının Korunmasına Dair Yönetmelik'in "uzun mesafe koruma alanı"nda yapılaşmayı tamamen yasaklayan bir hükmü olmadığı, hatta anılan mevzuat uyarınca belirli koşullar altında yapılaşmaya olanak tanındığı, öte yandan, Korunan Alanların Tespit, Tescil ve Onayına İlişkin Usul ve Esaslara Dair Yönetmelik'in "Kesin korunacak hassas alanların ayırt edici özellikleri" başlıklı 7. maddesinin ikinci fıkrasında belirlenen ve tahdidi olarak sayılan kriterler arasında, tespite konu taşınmazın İçme-Kullanma Suyu Havzalarının Korunmasına Dair Yönetmelik uyarınca uzun mesafeli koruma alanında yer almasına yönelik bir düzenlemeye yer verilmediği, ayrıca anılan Yönetmelik kapsamında kesin korunacak hassas alanın ayırt edici özelliklerinin, dava konusu taşınmaz açısından bulunmadığı hususunun, keşif sonucunda düzenlenen bilirkişi raporunun orman mühendisliği, biyoloji (zooloji ve botanik) ve peyzaj mimarlığı disiplinleri açısından değerlendirmeler içeren kısımlarında da "dava konusu taşınmazın, bölgenin nadir ekosistem, doğal koruma alanları, biyolojik türleri, nesli tehlike altında kalan hayvan ve bitki türleri ile endemik bitki çeşitliliği, peyzaj değerleri, yeraltı ve yerüstü su kaynakları, doğal, tarihi, sosyo-kültürel tüm değerleri açısından herhangi bir öneme (değere) sahip olmadığı" ibarelerine yer verilmek suretiyle belirtildiği görülmektedir.
Öte yandan; İstanbul ili, Beykoz ilçesi, ... Mahallesi, ... ve ... parsel sayılı taşınmazların "kesin korunacak hassas alan", ... ada, ... , ... , ... , ... , ... ve ... parsel sayılı taşınmazların kısmen "kesin korunacak hassas alan", kısmen "sürdürülebilir koruma ve kontrollü kullanım alanı"; ... ada, ... , ... ve ... parsel sayılı taşınmazların ise "sürdürülebilir koruma ve kontrollü kullanım alanı" olarak belirleme yapılırken, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı İstanbul 2 Numaralı Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Komisyonu'nun doğal sit alanı tescil ve değişiklik teklifine ilişkin ... tarihli, ... sayılı kararında, kesin korunacak hassas alanların "flora ve fauna tür çeşitliliğine sahip, peyzaj unsurlarını barındıran, Kuzey Anadolu Biyota Hattı için son derece önemli ve bozulma ve tahrip olma riski yüksek, barındırdığı türler açısından önemli bir habitat alanı olan, madde döngüsü, enerji akışı ve besin zincirinin devam ettiği büyük orman ekosistemleri, doğal alanlar arasında bağlantı kurarak ekosistem bütünlüğünü sağlayan, kent ekolojisi içerisinde hava koridoru olarak işlev görecek alanlar kaynak değerlerinin korunması" amacıyla tescil ve ilanının yapılması gerektiğinin belirtildiği görülmektedir. Bu itibarla, dava konusu taşınmazın da içinde bulunduğu alanların dava konusu işlem ile kesin korunacak hassas alan olarak tescil ve ilan edilmesi aşamasında, davalı idarelerce, söz konusu taşınmazların Elmalı 1-2 Barajı Uzun Mesafeli Koruma Alanı içinde yer alması hususunun değerlendirmeye dahi alınmadığı, bu yönde bir değerlendirmeden hareketle dava konusu doğal sit alanlarının statülerinin belirlenmediği, bu bağlamda, uzak mesafe koruma alanında kalan taşınmazların "kesin korunacak hassas alan" olarak belirlenmesine yönelik bir değerlendirmenin dava konusu işlemin dayanağında da bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda; "kesin korunacak hassas alan"ın ilan edilmesinin tahdidi olarak belirleyen yukarıda yer verilen mevzuat hükmü uyarınca, İçme-Kullanma Suyu Havzalarının Korunmasına Dair Yönetmelik kapsamında uzak mesafeli koruma alanında kalan taşınmazların kesin korunacak hassas alan olarak ilanına olanak tanıyan bir düzenlemenin bulunmadığı; davalı idareler tarafından da işlem tesis edilirken bu yönde herhangi bir değerlendirme yapılmadığı, dava konusu taşınmaz üzerinde bulunan yapıların imar mevzuatına uygunluğunun ise, kesin korunacak hassas alan olarak tescil ve ilan edilmesine ilişkin dava konusu Cumhurbaşkanı Kararının iptaline yönelik görülen işbu davada değerlendirilmesine gerek ve olanak bulunmadığı hususları birlikte dikkate alındığında; yukarıda yer verilen bilirkişi raporunun jeoloji mühendisliği disiplini açısından değerlendirmeler içeren kısmında yer verilen görüşlere itibar edilmesinin mümkün olmadığı sonucuna varılmıştır.
Bu itibarla; bilirkişiler tarafından hazırlanan raporda (Jeoloji Mühendisi Doç Dr. ... 'nun ayrık oyuyla) dava konusu taşınmazın, bölgenin nadir ekosistem, doğal koruma alanları, biyolojik türleri, nesli tehlike altında kalan hayvan ve bitki türleri ile endemik bitki çeşitliliği, peyzaj değerleri, yeraltı ve yerüstü su kaynakları, doğal, tarihi, sosyo-kültürel tüm değerleri açısından herhangi bir öneme (değere) sahip olmadığı; bu bağlamda ... ada, ... parsel sayılı taşınmazın "doğal sit - kesin korunacak hassas alan" olarak tescil edilmesinde bilimsel yönden bir tutarlılık bulunmadığı ve dava konusu taşınmazın tamamının "doğal sit - sürdürülebilir koruma ve kontrollü kullanım alanı" olarak tescil edilmesinin, doğal sit bütünlüğünü olumsuz yönde etkilemeyeceği anlaşıldığından; dava konusu taşınmazın kısmen "kesin korunacak hassas alan", kısmen "sürdürülebilir koruma ve kontrollü kullanım alanı" olarak tescil ve ilan edilmesine yönelik Çevre ve Şehircilik Bakanlığı İstanbul 2 Numaralı Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Komisyonunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile getirilen teklifin, kesin korunacak hassas alan olarak tescil ve ilana ilişkin dava konusu Cumhurbaşkanı Kararının davacının taşınmazına ilişkin kısmında hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmakta olup; dava konusu işlemin iptaline karar verilmesi gerektiği görüşüyle, aksi yöndeki Dairemiz çoğunluk kararına katılmıyoruz.