Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2023/11441 E. , 2024/1529 K.
"İçtihat Metni"T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2023/11441
Karar No : 2024/1529
DAVACILAR : 1- ... 2- ...
3- ... 4- ...
5- ... 6- ...
7- ... 8- ...
9- ... 10- ...
VEKİLLERİ : Av. ...
DAVALI : ... Bakanlığı
VEKİLİ : ...
MÜDAHİL (DAVALI YANINDA) : ... Enerji Üretim ve Ticaret Anonim Şirketi
VEKİLİ : Av. ...
DAVANIN KONUSU : Kars İli, Sarıkamış İlçesi, ... Köyü sınırları içerisinde kalan Karakurt Baraji ve HES projesi için verilen ... tarih ve ... karar sayılı ÇED Olumlu Kararıyla, bu kararın dayanağı olan (Mülga) Çevre ve Orman Bakanlığı Çevresel Etki Değerlendirmesi ve Planlama Genel Müdürlüğünün 13/02/2009 tarihli, 2009/7 sayılı "ÇED Yönetmeliği Uygulamaları" konulu Genelgesinin iptali istenilmektedir.
DAVACILARIN İDDİALARI : 2009/7 sayılı Genelge gereğince mahkemece verilen iptal kararı sonrasında yeni ÇED Raporunun halkın katılımına sunulmamasının hukuka aykırı olduğu, bu konuda idarenin genelge ile işlem tesis etme yetkisinin bulunmadığı, Genelge ile idarelerin kendilerine verilen yetkileri aştığı, mahkeme kararlarının yerine getirilmesine engel olduğu, Genelgenin hukuk güvenliği ve hukuk devleti ilkelerine aykırı olduğu, halkın bilgi alma ve karar alma süreçlerine katılma hakkının yok sayıldığı, ihtiyat ilkesinin görmezden gelindiği, ÇED Raporunda yetkisiz kişilerce imza atıldığı, su hakları raporu hazırlanmadığı, Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulunun ... tarih ve ... sayılı ilke kararına aykırı hareket edildiği, hukuka aykırı olarak su tutulmaya başlandığı, Çevre Düzeni Planında belirtilen ekolojik öneme sahip alanların göz ardı edildiği, barajın yapımı ile büyük bir Habitat'ın yok olacağı belirtilerek, davaya konu işlemlerin hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
DAVALININ SAVUNMASI : Davacıların dava açmakta hukuki menfaatlerinin bulunmadığı, davaya konu Genelge bakımından davanın kesin hüküm nedeniyle reddi gerektiği, ÇED Olumlu kararı yönünden derdest dava bulunduğu, 2577 sayılı Yasanın 28. maddesinin uygulanması sırasında birtakım önlemlerin alınmasının zorunlu olduğu, proje sahasını olduğu gibi mühürlemenin, can ve mal güvenliğini tehlikeye düşürecek ve büyük çevresel sorunların ortaya çıkmasına yol açacak olması durumunda, proje alanında ilgili önlemlerin alınması için makul süre verilmesinin zorunlu hale geldiği, Genelge ile hizmet gereklerinin ve kamu yararının gözetildiği, haksız ve mesnetsiz davanın reddi gerektiği, ÇED Raporu imza işlemlerinin geçerli olduğu, canlı hayatın devamı için gerekli su miktarının dereye bırakılacağı, ÇED Raporunda gerekli taahhütler verildiği, süreçlerin ilgili mevzuatlara uygun şekilde tamamlandığı, ÇED Raporlarında verilen taahhütlere uyulmaması durumunda gerekli cezai müeyyidelerin uygulanacağı savunulmaktadır.
DAVALI YANINDA MÜDAHİL TARAFINDAN: Davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Davanın kısmen incelenmeksizin reddi, kısmen reddi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI : ...
DÜŞÜNCESİ : Dava, Kars İli, Sarıkamış İlçesi, ... Köyü sınırları içerisinde kalan Karakurt Baraji ve HES projesi için verilen ... tarih ve ... karar sayılı ÇED Olumlu Kararıyla, bu kararın dayanağı olan (Mülga) Çevre ve Orman Bakanlığı Çevresel Etki Değerlendirmesi ve Planlama Genel Müdürlüğünün 13/02/2009 tarihli, 2009/7 sayılı "ÇED Yönetmeliği Uygulamaları" konulu Genelgesinin iptali istemiyle açılmıştır.
Davalı idarenin usule ilişkin itirazlarına itibar edilmemiştir.
Dava konusu 13/02/2009 tarihli, 2009/7 sayılı "ÇED Yönetmeliği Uygulamaları" konulu Genelgede; "İdari yargı mercilerince, projeler hakkında verilen yürütmenin durdurulması/iptal kararlarının gereğinin yerine getirilmesinin projenin inşaat çalışmalarının devam ettiği zamana denk gelmesi durumunda, can ve mal güvenliği açısından (heyelan, kayma-göçme, taşkın, sel vb gibi) çok ciddi sakıncaların ve büyük çevre sorunlarının ortaya çıkması kuvvetli bir ihtimaldir. Yürütmenin durdurulması/iptal kararları gereğinin yerine getirilmesinden önce çevre emniyetinin alınması, can ve mal güvenliğinin sağlanması ve çevre sorunlarına yol açacak durumların ortadan kaldırılması önem arz etmektedir. Bu amaçla, proje alanında yaptırılacak tespitler sonucunda proje sahibine, söz konusu güvenlik önlemlerinin alınmasına yönelik olarak makul süreler verilmesi uygun olacaktır.
Diğer taraftan, Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararları hakkındaki yürütmenin durdurulması/iptal kararları, hakkında ÇED Olumlu Kararı verilen ÇED Raporunun bir ya da birkaç bölümüne ilişkin ise ve yürütmenin durdurulması/iptal kararı, ÇED Raporunun diğer bölümlerini olumsuz yönde etkilemiyor, yani Kararın tümünün yeniden ele alınıp değerlendirilmesini gerektirmiyorsa, ÇED Raporunun hazırlanmasına ilişkin tüm sürecin en baştan tekrarlanmasına gerek bulunmamaktadır.
Böyle bir durumda uygulamanın 'yürütmenin durdurulması/iptal kararının gerekçesi dikkate alınarak, sadece eksik veya yetersiz görülen kısımların yeniden düzenlenerek hazırlandığı ÇED Raporunun Bakanlığa sunulmasını müteakip, Bakanlıkça bir toplantı tarihi belirlenerek, İnceleme ve Değerlendirme Komisyonu tekrar toplanır ve komisyonca değerlendirilir. Yapılan düzenlemelerin yeterli görülmesi halinde ÇED Raporu Komisyonca nihai edilir. Komisyonun değerlendirmeleri, üyeler tarafından imzalanarak tutanak altına alınır. Bakanlık, proje ile ilgili olarak ÇED Olumlu ya da ÇED Olumsuz Kararını verir. Bu kararı, proje sahibi ile ilgili kurum ve kuruluşlara yazılı olarak bildirir. Valilik, alınan kararın içeriğini, karara esas gerekçelerini uygun araçlarla halka duyurur." düzenlemesine yer verilmiştir.
Anayasanın 138. maddesinin son fıkrasında, "Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar
ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini
geciktiremez." hükmüne; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun "Kararların sonuçları" başlıklı 28. maddesinin 1. fıkrasında, "Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idare, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecburdur. Bu süre hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemez." hükmüne yer verilmiştir.
Dava konusu Genelgenin ilk kısmında Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği kapsamındaki bir proje hakkında ÇED olumlu kararı verilmesi halinde anılan yöndeki kararın idari yargıda dava konusu olduğu, açılan bu davalar sonucunda ÇED olumlu kararının tümü ya da bazı bölümleri yönünden değişik gerekçelerle yürütmenin durdurulması/iptal kararları verildiği belirtilerek verilen bu kararların gereğinin yerine getirilmesinin projenin inşaat çalışmalarının devam ettiği zamana denk gelmesi durumunda yürütmenin durdurulması/iptal kararlarının yerine getirilmesinden önce proje sahibine çevre emniyetinin alınması, can ve mal güvenliğinin sağlanması ve çevre sorunlarına yol açacak durumların ortadan kaldırılması için makul süreler verilmesinin öngörüldüğü anlaşılmaktadır.
Anayasa ve 2577 sayılı Yasa hükümleri karşısında yargı kararlarının uygulanması konusunda idareye takdir yetkisinin tanınmadığı açıktır.
Bu noktadan hareketle, Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararının iptali/yürütülmesinin durdurulması yolunda verilmiş idari yargı mercii kararını, uygulamakla yükümlü olan davalı idarenin bu karar üzerinde hangi gerekçeyle olursa olsun hiçbir tasarruf hakkının olmadığı tartışmasızdır.
Diğer taraftan, Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinin 4. maddesinde; ÇED Olumlu Kararının tanımına yer verilmiş bulunmaktadır.
Anılan tanıma göre, Yönetmelik kapsamındaki bir projenin çevresel etki değerlendirmesinin olumlu olması, inşaat aşamasından, faaliyete geçtikten ve faaliyetin devam ettiği süreçte de bir bütün olarak çevre üzerindeki olumsuz etkilerinin kabul edilebilir düzeyde olması koşulundadır.
Projenin inşaasında ve devamında "can ve mal güvenliği açısından" (heyelan, kayma-göçme, taşkın ve sel vb) çok ciddi sakıncaların ve büyük çevre sorunlarının ortaya çıkmasının her durumda önlenmiş olduğu göz önünde bulundurularak ancak ÇED olumlu kararı verileceğinden, projenin inşaat, faaliyet herhangi bir aşamasında çevresel etkileri değerlendirilerek, bir tehlike arzetmediği veya olası bir tehlikenin nasıl önleneceği de ortaya konulmuş olmalıdır.
Aksi yoldaki bir kabulün, bir projenin inşaa aşamasında durması halinde dahi çok ciddi sakıncaların ve büyük çevre sorunlarının ortaya çıkması ihtimalinin kuvvetli olmasına rağmen ÇED olumlu kararı verildiği sonucuna ulaştıracağı açıktır.
Diğer taraftan, proje yatırımcısı projenin başlaması ile birlikte Çevre Kanunu ve diğer ilgili düzenlemelerle bağlı olarak her zaman projeye müdahale edebilecek önlemleri almak ve acil önlemler için prosedürler geliştirmek yükümlülüğü taşımaktadır.
Bu itibarla, dava konusu Genelgenin ilgili düzenlemesi ile mahkemelerce çevresel etki değerlendirmesi olumlu kararının iptali veya yürütülmesinin durdurulması yolunda verilen kararların gereğinin yerine getirilmesini geciktirecek şekilde düzenleme yapılmasında Anayasa'nın 138. ve 2577 sayılı Yasa'nın 28. maddesine uyarlık görülmemiştir.
Genelgenin ikinci kısmında ise; Çevresel Etki Değerlendirmesi raporunun herhangi bir bölümü nedeniyle çevresel etki değerlendirmesi olumlu kararının iptaline veya yürütülmesinin durdurulmasına karar verilmesi halinde, Mahkeme kararında işaret edilen eksikliğin ÇED raporunun diğer bölümlerini olumsuz etkilememesi ve dolayısıyla eksik görülen hususun ÇED sürecinin yeniden başlatılmasını gerektirmemesi şartıyla sadece yargı kararı ile hukuka aykırı bulunan kısım için ÇED sürecinin yeniden başlatılarak sonuçlandırılması öngörülmektedir.
2872 sayılı Çevre Kanunu ve Çevresel Etki Değerlendirilmesi Yönetmeliğine göre, Çevresel etki değerlendirmesinin, gerçekleştirilmesi plânlanan projelerin çevreye olabilecek olumlu ve olumsuz etkilerinin belirlenmesi, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlere yönelik çalışmaları kapsaması ve dava konusu Genelgenin ikinci kısmı ile ÇED raporunun bir kısmına yönelik verilen yürütmenin durdurulması veya iptal kararı üzerine sadece bu kısım için ÇED sürecinin işletilmesinin düzenlenmiş olması karşısında, düzenlemenin pratik çözüm amacına yönelik olarak, çevre hukukunun dinamik yönü ve çevrenin korunmasının önemi dikkate alınmak suretiyle yapıldığı sonucuna ulaşılmıştır.
Bu durumda Genelgenin ikinci kısmında mevzuata aykırılık görülmemiştir.
Dava konusu ... tarih ve ... karar sayılı ÇED Olumlu Kararına gelince;
İdari Yargılama Usulünde, davanın açıldığı sırada, tarafları, konusu, sebebi aynı olan bir davanın önceden açılmış olması ve bu davanın mahkemede görülüyor olması derdestlik durumunu oluşturmakta olup, sonradan açılan davanın esastan incelenmesi mümkün olmamaktadır.
Dosyanın, UYAP kayıtlarıyla birlikte incelenmesinden; dava konusu işlemlerden ... tarihli, ... sayılı ÇED Olumlu kararının iptali istemiyle iş bu davanın da davacıları olan şahıslar tarafından, 03/06/2022 tarihinde ... İdare Mahkemesi'nde de dava açıldığı, anılan Mahkeme'nin ... tarihli, E:..., K: ... sayılı yetki ret kararı üzerine, dosyanın yetkili ... İdare Mahkemesi'ne gönderildiği, ... İdare Mahkemesi'nin ... tarihli, E: ..., K: ... sayılı kararıyla davanın reddine karar verdiği, bu kararın temyiz edilmesi üzerine Danıştay Dördüncü Dairesi'nin E: 2023/12685 sayısına kayıtlı olup henüz karara bağlanmadığı yani yargılama sürecinin devam ettiği; bakılmakta olan davanın ise, 06/06/2022 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır.
Davacılar tarafından, aynı işlemin iptali istemiyle, İdare Mahkemesinde daha önce açılmış ve yargılaması devam eden bir dava bulunması sebebiyle, anılan işlem yönünden davanın esasının incelenmesine olanak bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu Genelgenin 1. kısmının iptaline, Genelgenin 2. kısmına yönelik davanın esastan reddine, ÇED olumlu kararı yönünden davanın derdestlik nedeniyle incelenmeksizin reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince duruşma için taraflara önceden bildirilen 06/03/2024 tarihinde, davacılar vekili Av. ...'ın, davalı idare vekili Hukuk Müşaviri ...'in ve davalı idare yanında müdahil vekili Av. ...'ın geldiği, Danıştay Savcısının hazır olduğu görülmekle, açık duruşmaya başlandı. Taraflara usulüne uygun olarak söz verilerek dinlendikten ve Danıştay Savcısının düşüncesi alındıktan sonra taraflara son kez söz verilip, duruşma tamamlandı. Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY:
(Mülga) Çevre ve Orman Bakanlığı Çevresel Etki Değerlendirmesi ve Planlama Genel Müdürlüğü tarafından, ÇED Yönetmeliği Uygulamaları konulu, 13/02/2009 tarihli, 2009/7 sayılı Genelge çıkarılmıştır. Anılan Genelgede, "İdari yargı mercilerince, projeler hakkında verilen yürütmenin durdurulması/iptal kararlarının gereğinin yerine getirilmesinin projenin inşaat çalışmalarının devam ettiği zamana denk gelmesi durumunda, can ve mal güvenliği açısından (heyelan, kayma-göçme, taşkın, sel vb gibi) çok ciddi sakıncaların ve büyük çevre sorunlarının ortaya çıkması kuvvetli bir ihtimaldir. Yürütmenin durdurulması/iptal kararları gereğinin getirilmesinden önce çevre emniyetinin alınması, can ve mal güvenliğinin sağlanması ve çevre sorunlarına yol açacak durumların ortadan kaldırılması önem arz etmektedir. Bu amaçla, proje alanında yaptırılacak tespitler sonucunda proje sahibine, söz konusu güvenlik önlemlerinin alınmasına yönelik olarak makul süreler verilmesi uygun olacaktır.
Diğer taraftan, Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararları hakkındaki yürütmenin durdurulması/iptal kararları, hakkında ÇED Olumlu Kararı verilen ÇED Raporunun bir ya da birkaç bölümüne ilişkin ise ve yürütmenin durdurulması/iptal kararı, ÇED Raporunun diğer bölümlerini olumsuz yönde etkilemiyor, yani Kararın tümünün yeniden ele alınıp değerlendirilmesini gerektirmiyorsa, ÇED Raporunun hazırlanmasına ilişkin tüm sürecin en baştan tekrarlanmasına gerek bulunmamaktadır.
Böyle bir durumda uygulamanın 'yürütmenin durdurulması/iptal kararının gerekçesi dikkate alınarak, sadece eksik veya yetersiz görülen kısımların yeniden düzenlenerek hazırlandığı ÇED Raporunun Bakanlığa sunulmasını müteakip, Bakanlıkça bir toplantı tarihi belirlenerek, İnceleme ve Değerlendirme Komisyonu tekrar toplanır ve komisyonca değerlendirilir. Yapılan düzenlemelerin yeterli görülmesi halinde ÇED Raporu Komisyonca nihai edilir. Komisyonun değerlendirmeleri, üyeler tarafından imzalanarak tutanak altına alınır. Bakanlık, proje ile ilgili olarak ÇED Olumlu ya da ÇED Olumsuz Kararını verir. Bu kararı, proje sahibi ile ilgili kurum ve kuruluşlara yazılı olarak bildirir. Valilik, alınan kararın içeriğini, karara esas gerekçelerini uygun araçlarla halka duyurur." düzenlemesine yer verilmiştir.
Kars İli, Sarıkamış İlçesi, Karakurt Köyü sınırları içerisinde, Aras Nehri üzerinde gerçekleştirilmesi planlanan "Karakurt Barajı ve HES Projesi" için, (Mülga) Çevre ve Orman Bakanlığı Çevresel Etki Değerlendirmesi ve Planlama Genel Müdürlüğünce ilk olarak ... günlü,... sayılı "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararı verilmiş; bu kararın ... İdare Mahkemesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla iptal edilmesi üzerine, yukarıda yer verilen 2009/7 sayılı Genelgenin ikinci kısmı uyarınca revize edilen proje ile ilgili olarak, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Çevresel Etki Değerlendirmesi, İzin ve Denetim Genel ... tarihli, ... sayılı ÇED Olumlu kararı verilmiş; bu kararın da, ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla iptal edilmesi üzerine, 2009/7 sayılı Genelge uyarınca tekrar revize edilen proje ile ilgili olarak, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Çevresel Etki Değerlendirmesi, İzin ve Denetim Genel Müdürlüğünce bu defa ... tarihli, ... sayılı ÇED Olumlu kararı verilmiştir.
Davacılar tarafından, ... tarihli, ... sayılı ÇED Olumlu kararıyla, bu karara dayanak teşkil eden 13/02/2009 tarihli, 2009/7 sayılı Genelgenin iptali istenilmektedir.
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın 138. maddesinin son fıkrasında, "Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar
ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini
geciktiremez." hükmüne; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun "Kararların sonuçları" başlıklı 28. maddesinin 1. fıkrasında, "Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idare, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecburdur. Bu süre hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemez." hükmüne yer verilmiştir. Aynı Kanunun "Dava açma süresi" başlıklı 7. maddesinin 4. fıkrasında, "(4) İlanı gereken düzenleyici işlemlerde dava süresi, ilan tarihini izleyen günden itibaren
başlar. Ancak bu işlemlerin uygulanması üzerine ilgililer, düzenleyici işlem veya uygulanan işlem
yahut her ikisi aleyhine birden dava açabilirler. Düzenleyici işlemin iptal edilmemiş olması bu
düzenlemeye dayalı işlemin iptaline engel olmaz. " hükmü yer almaktadır.
2872 sayılı Çevre Kanununun "Amaç" başlıklı 1. maddesinde, "Bu Kanunun amacı, bütün canlıların ortak varlığı olan çevrenin, sürdürülebilir çevre ve sürdürülebilir kalkınma ilkeleri doğrultusunda korunmasını sağlamaktır." hükmüne yer verilmiş; aynı Kanunun "Tanımlar" başlıklı 2. maddesinde, "Çevresel etki değerlendirmesi", "gerçekleştirilmesi plânlanan projelerin çevreye olabilecek olumlu ve olumsuz etkilerinin belirlenmesinde, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin, seçilen yer ile teknoloji alternatiflerinin belirlenerek değerlendirilmesinde ve projelerin uygulanmasının izlenmesi ve kontrolünde sürdürülecek çalışmalar" olarak tanımlanmış; "Çevresel etki değerlendirilmesi" başlıklı 10. maddesinde ise, " (1) Gerçekleştirmeyi planladıkları faaliyetlerin sonucu çevre sorunlarına yol açabilecek kurum, kuruluş ve işletmeler, Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu veya proje tanıtım dosyası hazırlamakla yükümlüdürler. (2) Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı veya Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir Kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili onay, izin, teşvik, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez; proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez. (3) Çevresel Etki Değerlendirmesine tabi projeler ve Stratejik Çevresel Değerlendirmeye tabi plan ve programlar ve konuya ilişkin usul ve esaslar Bakanlıkça çıkarılacak yönetmeliklerle belirlenir." hükmüne yer verilmiştir.
Çevresel etki değerlendirmesi sürecinde uyulacak idari ve teknik usul ve esasların düzenlenmesi amacıyla çıkarılan ve dava konusu işlemlerden 2009/7 sayılı Genelgenin çıkarıldığı tarihte yürürlükte olan 07/07/2008 tarihli Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinin 4. maddesinin (c) bendinde, Çevresel etki değerlendirmesi (ÇED); "gerçekleştirilmesi planlanan projelerin çevreye olabilecek olumlu ve olumsuz etkilerinin belirlenmesinde, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin, seçilen yer ile teknoloji alternatiflerinin belirlenerek değerlendirilmesinde ve projelerin uygulanmasının izlenmesi ve kontrolünde sürdürülecek çalışmalar" olarak tanımlanmış; aynı Yönetmeliğin 7. maddesinde, EK-I listesinde yer alan projelerin ve Seçme Eleme Kriterlerine tabi olup "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gereklidir" kararı verilen projelerin Çevresel Etki Değerlendirmesine tabi olduğu ve bu projeler için Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu hazırlanmasının zorunlu olduğu belirtilmiş; 15. maddesinde, Yönetmeliğin Ek-II Listesinde yer alan projelerin seçme eleme kriterlerine tabi olduğu; 16. maddesinde, bu faaliyetler için Proje Tanıtım Dosyası hazırlanması gerektiği; 17. maddesinde ise, proje tanıtım dosyasının incelenmesi sonucunda "ÇED Gereklidir." veya "ÇED Gerekli Değildir." kararı verileceği kurala bağlanmıştır. Dava konusu işlemlerden, 26/04/2022 tarihli ÇED Olumlu Kararının verildiği tarihte yürürlükte bulunan 25/11/2014 tarihli Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinde de aynı düzenlemelere yer verilmiştir.
Öte yandan, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun "Dava şartları" başlıklı 114. maddesinde, "(1) Dava şartları şunlardır: ... ı) Aynı davanın, daha önceden açılmış ve hâlen görülmekte olmaması.
..
" hükmüne; "Dava şartlarının incelenmesi
" başlıklı 115. maddesinde ise, "(1) Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler.
(2) Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar
verir...
" hükmüne yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Usul yönünden;
Davalının ehliyete ilişkin savunmaları yerinde görülmemiştir.
.. tarihli, ... sayılı ÇED Olumlu kararı yönünden:
01/10/2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun dava şartlarını düzenleyen 114. maddesinin 1. fıkrasının (ı) bendinde; "Aynı davanın, daha önceden açılmış ve halen görülmekte olmaması" hükmüne, aynı fıkranın (i) bendinde ise; "Aynı davanın, daha önceden kesin hükme bağlanmamış olması" hükmüne yer verilmek suretiyle "derdestlik" ve "kesin hüküm" doğrudan dava açma şartları arasında sayılmış, Kanunun 115. maddesinde; mahkemenin dava şartı noksanlığını tespit etmesi halinde davayı usulden reddedeceği kurala bağlanmış; 303. maddesinin 1. fıkrasında ise; "Bir davaya ait şeklî anlamda kesinleşmiş olan hükmün, diğer bir davada maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesi için, her iki davanın taraflarının, dava sebeplerinin ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması gerekir" hükmüne yer verilmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nda; "derdestlik" ve "kesin hüküm" müesseseleri düzenlenmemiş ve Kanun'un 31. maddesinde; Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununa atıfta bulunulmamış olmakla birlikte, tarafları ve konusu aynı olan bir davanın daha önce aynı veya başka bir mahkemede açıldığının ve görülmekte olduğunun saptanması halinde, usul hukukunun temel kavramlarından olan derdestlik müessesesinin temelinde yatan, ilk davanın aynısı olan ikinci davanın açılmasında davacının hukuki yararı bulunmadığı olgusundan hareketle, ikinci davanın derdestlik nedeniyle incelenmeksizin reddine; bir davaya ait şekli anlamda kesinleşmiş olan hükme karşın tarafları, konusu ve sebepleri aynı olan ikinci bir dava açılmış olması durumunda ise bu davanın kesin hüküm nedeniyle incelenmeksizin reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmaktadır.
Dosyanın ve UYAP kayıtlarının incelenmesi sonucunda, dava konusu işlemlerden ... tarihli, ... sayılı ÇED Olumlu kararının iptali istemiyle, davacılar tarafından, İdare Mahkemelerinde açılmış başka bir dava olup olmadığının araştırılması amacıyla verilen Dairemizin 30/11/2022 tarihli, E:2022/4661 sayılı ara kararına, ... İdare Mahkemesinin ... tarihli, E:... sayılı cevabından, davacılar tarafından aynı işlemin iptali istemiyle, 03/06/2022 tarihinde ... İdare Mahkemesinde de dava açıldığı, anılan Mahkemenin ... tarihli, E:..., K: ... sayılı yetki ret kararı üzerine, dosyanın yetkili ... İdare Mahkemesine gönderilerek, E: ... numarasıyla kaydının yapıldığı ve yargılama sürecinin sonunda ... tarih ve K:... sayılı karar ile davanın reddine karar verildiği, kararın davacılar tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairemizin 07/12/2023 tarih ve E:2023/12685, K:2023/6872 sayılı kararı ile onanarak kesinleştiği anlaşılmıştır.
Bu durumda; tarafları, sebebi ve konusu aynı olması nedeniyle ... tarihli, ... sayılı ÇED Olumlu kararına yönelik açılan davanın, kesin hüküm nedeniyle incelenmesine olanak bulunmamaktadır.
13/02/2009 tarihli, 2009/7 sayılı Genelge yönünden ise:
Öncelikle, İdari yargılama Usulü Kanununun yukarıda yer verilen 7. maddesinin 4. fıkrası uyarınca, davacılar tarafından, ... tarihli, ... sayılı ÇED Olumlu kararı üzerine, bu işlemle birlikte 2009/7 sayılı Genelgenin iptali istenebileceği gibi, Genelgenin iptali tek başına da istenebileceğinden, ÇED Olumlu kararının iptali istemiyle davacılar tarafından daha önce açılmış başka bir dava bulunmasının, Genelge yönünden yargılama yapılmasına engel oluşturmayacağı açıktır.
Yukarıda yer verilen Yönetmelik hükümleri uyarınca; EK-I listesindeki faaliyetler ile EK-II listesinde olmakla beraber "Çevresel Etki Değerlendirilmesi Gereklidir" kararı verilen faaliyetler için Yönetmeliğin 8 ila 14. maddeleri arasında düzenlenen şekilde işletilecek ÇED süreci sonunda ÇED Olumlu veya ÇED Olumsuz Kararı verilecek ve böylece sürdürülebilir kalkınma ilkesinin etkin şekilde uygulanmasına hizmet eden önemli bir araç olan, belirli bir proje veya gelişmenin, çevre üzerindeki etkilerinin çok yönlü olarak belirlendiği Çevresel Etki Değerlendirilmesi süreci tamamlanmış olacaktır.
Buna göre; Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği ile Çevresel Etki Değerlendirmesi sürecinde gerçek ve tüzel kişilerin gerçekleştirmeyi planladıkları, Yönetmelik kapsamına giren faaliyetlerinin olumsuz etkilerinin önlenmesi için uygulanacak idari ve teknik, usul ve esaslar belirlenmiş olup, Yönetmelik ile belirlenen tüm idari ve teknik usul ve esaslar yerine getirildikten sonra çevresel etkileri önemli görülenler için alınacak ÇED Olumlu kararı üzerine faaliyete başlanacaktır.
Yukarıda hükümlerine yer verilen Yönetmelik uyarınca hazırlanan projeler için verilen ÇED Olumlu kararları hakkında idari yargı mercilerine iptal davaları açıldığı ve bu davalar sonucunda anılan kararların tümü ya da bazı bölümleri yönünden yürütmenin durdurulması veya iptal kararları verildiğinin görülmesi üzerine bu kararların uygulanması sırasında dikkate alınacak hususları belirlemek amacıyla hazırlandığı anlaşılan dava konusu Genelgenin birinci kısmında; Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği kapsamındaki bir proje hakkında ÇED olumlu kararı verilmesi halinde, bu kararın iptali istemiyle açılan davalar sonucunda ÇED olumlu kararının tümü ya da bazı bölümleri yönünden değişik gerekçelerle yürütmenin durdurulması veya iptal kararları verilmesi ve bu kararların gereğinin yerine getirilmesinin projenin inşaat çalışmalarının devam ettiği zamana denk gelmesi durumunda, kararların yerine getirilmesinden önce proje sahibine çevre emniyetinin alınması, can ve mal güvenliğinin sağlanması ve çevre sorunlarına yol açacak durumların ortadan kaldırılması için makul süreler verilmesi yönünde bir düzenleme yapılmıştır.
Söz konusu düzenlemeyle, mahkemece yürütmenin durdurulması veya iptal kararı verilen ÇED Olumlu kararına konu proje, eğer inşaat aşamasında ise, İdari Yargılama Usulü Kanununun 28. maddesi uyarınca, idarelerin yargı kararını uygulaması sırasında can ve mal güvenliği tehlikeye düşecek ve büyük çevresel sorunlar ortaya çıkacak ise, proje alanında tespit yapılması suretiyle, yasa hükümleri de dikkate alınarak gerekli güvenlik önlemlerinin alınması için proje sahibine makul süre verilmesi öngörülmüştür.
Yönetmelik kapsamındaki bir projenin çevresel etki değerlendirmesinin olumlu olması, inşaat aşamasında, faaliyete geçtikten ve faaliyetin devam ettiği süreçte de bir bütün olarak çevre üzerindeki olumsuz etkilerinin kabul edilebilir düzeyde olması anlamına gelmekle birlikte, inşai faaliyetin büyük çevresel sorunlara yol açabilme ihtimali ile can ve mal güvenliği açısından öngörülemeyecek nitelikte risk taşıması nedeniyle, düzenlemenin, büyük çevresel sorunlarla can ve mal güvenliğini tehdit edebilecek durumların önlenmesine yönelik olarak, hizmet gerekleri ve kamu yararı gözetilerek yapıldığı sonucuna ulaşılmaktadır.
Ayrıca, projenin inşaat çalışmalarının devam ettiği sırada verilecek olan yürütmenin durdurulması veya iptal kararlarının, inşaatın hangi aşamasına denk geleceği tahmin edilemeyeceğinden, proje alanı bakımından hangi önlemlerin ne kadar sürede alınacağı da bilinemeyecektir. Bu nedenle idarece proje sahibine önlemlerin alınması için maktu bir süre yerine makul süre verilmesi durumunun, idarenin yargı kararlarının gereğini yerine getirmesini geciktirecek şekilde düzenleme yapması şeklinde yorumlanması da hukuken olanaklı değildir.
Bu durumda; inşaat aşamasında bulunan proje hakkında verilen yargı kararının uygulanması halinde, inşaatın tamamlanmaması sebebiyle doğabilecek can ve mal güvenliğini tehdit eden risklerin önlenmesi ile çevre sorunlarını ortadan kaldırmaya yönelik düzenleme getiren dava konusu Genelgenin bu kısmında hukuka aykırılık bulunmamıştır.
Genelgenin ikinci kısmında ise; Çevresel Etki Değerlendirmesi raporunun herhangi bir bölümü nedeniyle çevresel etki değerlendirmesi olumlu kararının iptaline veya yürütülmesinin durdurulmasına karar verilmesi halinde, Mahkeme kararında işaret edilen eksikliğin ÇED raporunun diğer bölümlerini etkilememesi ve dolayısıyla eksik görülen hususun ÇED sürecinin yeniden başlatılmasını gerektirmemesi şartıyla sadece yargı kararı ile hukuka aykırı bulunan kısım için ÇED sürecinin yeniden başlatılarak sonuçlandırılması öngörülmektedir.
2872 sayılı Çevre Kanunu ve Çevresel Etki Değerlendirilmesi Yönetmeliğine göre, Çevresel etki değerlendirmesinin, gerçekleştirilmesi plânlanan projelerin çevreye olabilecek olumlu ve olumsuz etkilerinin belirlenmesi, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlere yönelik çalışmaları kapsaması ve dava konusu Genelgenin ikinci kısmı ile ÇED raporunun bir kısmına yönelik verilen yürütmenin durdurulması veya iptal kararı üzerine sadece bu kısım için ÇED sürecinin işletilmesinin düzenlenmiş olması karşısında, düzenlemenin pratik çözüm amacına yönelik olarak, çevre hukukunun dinamik yönü ve çevrenin korunmasının önemi dikkate alınmak suretiyle yapıldığı sonucuna ulaşılmıştır.
Buna göre; Çevresel Etki Değerlendirmesi raporunun mahkeme kararında belirtilen gerekçe doğrultusunda eksik ve yetersiz kısımlarının yeniden düzenlenerek hazırlık işlemine hukukilik kazandırılmasında ve bu hazırlık işlemine dayanılarak yeni bir ÇED Olumlu veya ÇED Olumsuz kararı verilmesine ilişkin Genelgenin ikinci kısmında da 2872 sayılı Çevre Kanununa ve ilgili yönetmeliklere aykırı bir yön görülmemiştir.
Bu durumda; idarenin, mevzuat uygulamasına açıklık getiren, uygulamada karşılaşılan eksiklik ve aksaklıkların giderilme yollarını gösteren dava konusu Genelgede, hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. ... tarihli, ... sayılı ÇED Olumlu Kararı yönünden davanın KESİN HÜKÜM NEDENİYLE İNCELENMEKSİZİN REDDİNE oybirliğiyle,
2. 13/02/2009 tarihli, 2009/7 sayılı Genelge yönünden ise esastan REDDİNE oyçokluğuyla,
3. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ...-TL yargılama giderinin davacılar üzerinde bırakılmasına, davalı yanında müdahil tarafından yapılan ...-TL yargılama giderinin davacılardan alınarak, davalı yanında müdahile verilmesine,
4. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen ...-TL vekâlet ücretinin davacılardan alınarak davalı idareye verilmesine,
5. Varsa posta giderleri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra taraflara ve davalı yanında müdahile iadesine,
6. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 20/A-2-(g) maddesi uyarınca, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 06/03/2024 tarihinde karar verildi.
(X) KARŞI OY :
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 14. maddesinde ilk inceleme hususları sayılarak 14/3-e maddesinde dilekçelerin süre aşımı yönünden de inceleneceği belirtilmiş, 15/1-b maddesinde ise süre aşımı halinde davanın reddine karar verileceği 14/6.maddesinde de ilk inceleme hususlarından birinin sonradan tespiti halinde davanın her safhasında 15. madde hükümlerinin uygulanacağı öngörülmüştür.
Anayasanın "Yargı Yolu" başlıklı 125. maddesinde; "... idari işlemlere karşı açılacak davalarda süre yazılı bildirim tarihinden başlar." hükmü yer almış, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun "Sürelerle İlgili Genel Esaslar" başlıklı 8. maddesinde; "... süreler tebliğ, yayın veya ilan tarihini izleyen günden itibaren işlemeye başlar," aynı Yasanın "Dava Açma Süresi" başlıklı 7. maddesinin ilk fıkrasında; "Dava açma süresi, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştay'da ve idare mahkemelerinde altmış ve vergi mahkemelerinde otuz gündür." hükmüne, yine aynı maddenin 4. fıkrasında ''İlanı gereken düzenleyici işlemlerde dava süresi, ilan tarihini izleyen günden başlar. Ancak bu işlemlerin uygulanması üzerine ilgililer, düzenleyici işlem veya uygulanan işlem yahut her ikisi aleyhine birden dava açabilirler...'' hükmüne, 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren "İvedi Yargılama Usulü" başlıklı 20/A maddesinde ise; ivedi yargılama usulünde dava açma süresinin otuz gün olduğuna yer verilmiş ve çevresel etki değerlendirmesi sonucu alınan kararlar, değinilen usul kapsamındaki işlemler arasında sayılmıştır.
İdari davalarda dava açma süresinin başlangıç tarihi; idari işlemin tebliğ, yayın veya ilân tarihidir. Ancak yasada öngörülen bu durumların söz konusu olmadığı hallerde, davacının dava konusu işlemi öğrenme tarihinin iyiniyet kuralları çerçevesinde, olayın özelliği ve niteliği göz önünde tutulmak suretiyle yargı organınca belirleneceği kuşkusuzdur. İdari işlemin usulüne uygun tebliği ve bütün unsurlarıyla ilgililer tarafından öğrenilmesi; ilgililerin dava açma haklarını kullanmalarını ve açılan davanın da gereği gibi yargı mercileri önüne getirilebilmesini doğrudan etkiler. Bu anlamda; bir idari işlemin iptali istemiyle açılan davada usul ve esas yönünden hukuki denetim yapılabilmesi; işlemin içeriğinin tebliğe veya duyuruya ilişkin olarak düzenlenen belgeden kuşkuya yer vermeyecek şekilde açıkça anlaşılabilmesi halinde mümkündür.
Dosyanın incelenmesinden; davaya konu genelgenin 13.02.2009 tarihli olduğu, davaya konu projeye ilişkin ilk olarak 31.12.2010 tarihli ve 2070 sayılı ÇED Olumlu kararının alındığı, söz konusu kararın iptali istemiyle ... İdare Mahkemesinde aynı davacılar tarafından açılan dava sonucunda verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı karar ile dava konusu işlemin iptaline karar verildiği, bu iptal kararı sonrasında, dava konusu genelgenin uygulama işlemi niteliğinde olmak üzere, aynı proje için ... tarihli ve ... sayılı yeni ÇED Olumlu kararı alındığı, bu yeni kararın iptali istemi ile aynı davacılar tarafından ... İdare Mahkemesinde yeniden dava açıldığı, ... tarih ve E:..., K:... sayılı karar ile bu işlemin de iptaline karar verildiği, sonrasında yine iş bu davaya konu ... tarihli ve ... sayılı ÇED Olumlu kararının alındığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda; davaya konu olan genelgenin bahsi geçen proje için ilk olarak uygulandığı işlem olan ... tarihli ve ... sayılı yeni ÇED Olumlu kararı aleyhine açılan dava ile birlikte söz konusu genelgenin de iptalinin istenilmesi gerekirken, davacılar tarafından sadece ÇED Olumlu kararının iptalinin istenildiği, dayanağı Genelgenin iptalinin istenmediği, Genelgeden ilk uygulama işlemi ile haberdar oldukları halde dava açmayan davacıların, Genelge için dava açma süresi geçtikten sonra, yeniden alınan işbu davaya konu ... tarihli ve ... sayılı ÇED Olumlu kararı ile birlikte aynı Genelgenin iptalini istemekte iyi niyetli olduklarının kabul edilemeyeceği, davada Genelge yönünden süre aşımı bulunduğu, davanın 13/02/2009 tarihli, 2009/7 sayılı Genelge yönünden süre aşımı sebebiyle reddi gerektiği oyu ile çoğunluk kararına belirtilen kısım yönünden katılmıyorum.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!