WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 17 Haziran 2026

DANIŞTAY 3. DAIRE

A- A A+

Danıştay 3. Daire Başkanlığı         2024/2756 E.  ,  2025/534 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
ÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2024/2756
Karar No : 2025/534

TEMYİZ EDENLER : 1- (DAVALI) ... Vergi Dairesi Müdürlüğü/...
VEKİLİ: Av. ...

2- (DAVACI) ... İş Güvenliği Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi
VEKİLİ: Av. ...

İSTEMİN KONUSU: ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına yöneltilen istinaf başvurularına ilişkin ... Bölge idare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacının yasal defter ve belgelerini incelemeye ibraz etmediğinden bahisle katma değer vergisi indirimlerinin reddi suretiyle önceki yıldan devreden indirilebilecek katma değer vergisinin bulunmadığı da gözetilerek yeniden oluşturulan beyan tablosu uyarınca 2018 yılının Nisan ila Aralık dönemleri için re'sen salınan katma değer vergisi ile tekerrür hükümleri gereğince artırılarak kesilen üç kat vergi ziyaı cezasının kaldırılması istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Usulüne uygun olarak tebliğ edilen defter belge isteme yazısına rağmen davacı tarafından mücbir sebep gösterilmeksizin defter ve belgelerin incelemeye ibraz edilmediği ve herhangi bir zayi belgesi de sunulmadığı, öte yandan, dava konusu tarhiyatın önceki yıldan devreden indirilebilecek katma değer vergisi yönünden bağlı olduğu 2017 yılının Ocak ila Aralık dönemleri için re'sen salınan üç kat vergi ziyaı cezalı katma değer vergisi tarhiyatı yönünden Mahkemelerinin ... tarih ve E:..., ... sayılı kararıyla davanın reddedildiği dikkate alındığında, yapılan tarhiyatta hukuka aykırılık bulunmadığı ancak 2015 yılına ait olup usulüne uygun kesinleşmeyen vergi ziyaı cezasının tekerrüre esas alınamayacağı gerekçesiyle üç kat vergi ziyaı cezalı katma değer vergisi yönünden dava reddedilmiş, vergi ziyaı cezasının tekerrüre isabet eden kısmı ise kaldırılmıştır.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusunun, usul ve hukuka uygun olduğu sonucuna varılan Vergi Mahkemesi kararının kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI :
Davalı idare tarafından, hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek kararın aleyhe olan hüküm fıkrasının bozulması istenilmektedir.
Davacı tarafından, ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasında ticari defterlerinin zayi olduğuna dair karar verildiği, defter ve belgelerin mücbir sebep nedeniyle ibraz edilemediği, olayda re'sen takdir nedeninin bulunmadığı, vergi ziyaı cezasının üç kat kesilmesinin hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek kararın aleyhe olan hüküm fıkrasının bozulması istenilmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Taraflarca savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Davacı şirketin kanuni temsilcisinin, Ankara'daki evini taşıması sebebiyle eşyalarını İzmir'de bir depoya bıraktığı, eşyaların içinde muhtelif ev aletleri ile birlikte ziynet eşyaları ve şirkete ait defter ve belgelerin bulunduğu, depo sahibi ...'in soruşturma aşamasında eşyaları spotçuya 3.000,00 TL'ye sattığını belirttiği, söz konusu tutarın eşyaların niteliği dikkate alındığında değerinin çok altında olduğu ve mali değeri bulunmayan defter ve belgelerin de spotçuya satıldığı iddiasının hayatın olağan akışı ve mutad ticari icaplar gereği gerçeği yansıtmaktan uzak olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda, olayda normal ve mutad olmayan duruma ilişkin ispat külfetinin davacı tarafından yerine getirildiğinden söz edilemeyeceğinden ve mücbir sebebin varlığının kabulüne imkan bulunmadığından katma değer vergisi indirimlerinin kabul edilmemesi suretiyle yapılan tarhiyatın hukuka uygun olduğu sonucuna ulaşılmakla davacı temyiz isteminin belirtilen gerekçeyle reddi gerektiği, Vergi Dava Dairesi kararının; vergi ziyaı cezasının tekerrürden kaynaklanan kısmına ilişkin hüküm fıkrasına yöneltilen temyiz isteminin ise aynı hukuksal nedenler ve gerekçe ile reddi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Üçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Vergi Denetim Kurulu Sektörel-3 Denetim Daire Başkanlığınca düzenlenen görevlendirme yazısı uyarınca davacının 2017 ve 2018 yıllarına ait hesap ve işlemlerinin sahte belge kullanma yönünden incelenmesi istenilmiştir.
Konu ile ilgili incelemenin yapılabilmesi amacıyla davacının 2017 ve 2018 yıllarına ait defter ve belgelerinin istenmesine ilişkin ... tarih ve ... sayılı yazı, şirketin iş yeri adresinde bulunamaması üzerine kanuni temsilcisinin MERNİS adresinde 213 sayılı Kanun'un 101 ve 102. maddeleri uyarınca 12/04/2021 tarihinde tebliğ edilmiş, ayrıca e-mail ve telefon yoluyla da şirket yetkilisi ile iletişime geçilmiş ve şirket yetkilisi tarafından 14/04/2021 tarihinde müfettişliğin e-mail adresine gönderilen mesaj içeriğinden defter ve belge isteme yazısının kanuni temsilciye ulaştığı anlaşılmıştır.
Davacı şirket adına yasal defter ve belgelerini incelemeye ibraz etmediğinden bahisle katma değer vergisi indirimlerinin reddi suretiyle önceki yıldan devreden indirilebilecek katma değer vergisinin bulunmadığı da gözetilerek yeniden oluşturulan beyan tablosu uyarınca dava konusu tarhiyat yapılmıştır.
Davacı tarafından, 2017 ve 2018 yıllarına ait yasal defter ve belgelerinin zayi olduğunun tespit edilmesi amacıyla 20/04/2022 tarihinde açılan davada, ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla, tanık beyanları ve diğer delillerin birlikte değerlendirilmesi sonucunda, davacının defter ve belgelerinin ...'in güveni kötüye kullanma suçunu teşkil eden fiilleri sonucunda zayi olduğu, zayi hususunda davacının kusurunun (ihmalinin) bulunmadığı, ...'in kasıtlı fiili dikkate alındığında davacının özen ve dikkat yükümlülüğünün gereği olarak göstermesi gereken davranışlar ile zayi olgusu arasında nedensellik bağının kesildiği gerekçesiyle davacının 2017 ve 2018 yıllarına ait yevmiye defterleri ile bir kısım alış ve satış faturalarının zayi olduğunun tespitine karar verilmiştir.
İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının ... soruşturma sayılı dosyasında ... tarafından 08/04/2022 tarihinde verilen ifadede, ... İş Güvenliği Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinin ticari defterlerini dükkanında muhafaza etmek üzere şirket yetkilisinin arkadaşı ...'tan teslim aldığı, daha sonra ... isimli kişiyi defalarca aradığı ancak ulaşamadığı, 19/11/2021 tarihli ifadede belirttiği üzere spotçuya eşyaları sattığı, 19/11/2021 tarihli ifadede ticari defterlerle ilgili beyanının olmadığını fark ettiği, ... firmasının ticari defter ve belgelerini yanlışlıkla spotçuya eşyalar ile birlikte verdiği yönünde beyanda bulunulduğu görülmüştür.
... Asliye Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla, ... İş Güvenliği Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinin kanuni temsilcisi olan ...'nin 2021 yılı Ağustos ayı içerisinde Ankara'daki evini taşımaya karar verdiği, memleketi olan Aydın'a yakın olması nedeniyle eşyalarını İzmir'de bir depoya bırakmak istediği, bunun üzerine bir arkadaşı vasıtasıyla şüpheli ile iletişime geçtiği, sanığın ''...'' adresinde bulunan deposunun müsait olduğunu söylemesi üzerine müştekinin eşyalarını buraya gönderdiği, eşyaların içerisinde 1 adet buzdolabı, 1 adet derin dondurucu, 1 adet kahve makinesi, 1 adet koltuk takımı, TV ünitesi, ... marka televizyon, 4 adet halı, 2 adet bazalı tek kişilik yatak, 1 adet çift kişilik yatak, 3 adet elbise dolabı, 6 adet perde, 20 koli kıyafet, 8 adet avize, 2 adet altın küpe, 1 adet inci kolye ve bileklik, 1 adet pırlanta tek taş yüzük, 1 adet altın kolye, 3 adet bileklik, 4 adet orijinal saat, 10 koli içerisinde fatura ve yevmiye defterlerinin bulunduğu, sonrasında şikayet tarihinden önceki yaklaşık 15 gün boyunca müştekinin, sanığı arayarak eşyalarına ulaşmaya çalıştığı ancak sanığın müştekiyi sürekli olarak oyaladığı, 18/11/2021 tarihinde de sanık ile yaptığı telefon görüşmesinde, sanığın eşyalarını sattığını öğrendiği, bunun üzerine müştekinin sanıktan şikayetçi olduğu, sanığın soruşturma aşamasında alınan savunmasında bahse konu eşyaları spotçuya 3.000 TL karşılığında sattığını beyan ettiği, tüm dosya kapsamında yapılan yargılama sonucunda sanık savunmaları, katılan ve tanık beyanları, uzlaşmaya ilişkin tutanaklar, olay tutanağı, sanığa ait adli sicil ve nüfus kayıtları birlikte incelendiğinde, sanığın katılanın kendisine emanet olarak bıraktığı eşyalar üzerinde zilyetliğin devri amacı dışında tasarrufta bulunduğu, soruşturma aşamasında bu durumu samimi olarak ikrar ettiği ancak kovuşturma aşamasında cezadan kurtulmak için inkara yönelik savunma yaptığı, sanığın kendisine tanık vasıtasıyla teslim edilen mallar üzerinde devir amacı dışında tasarrufta bulunduğu sabit kabul edilerek suçtan ve cezadan kurtulmaya yönelik savunmalarına itibar edilmeyerek eşyaların miktarının fazla olması nedeniyle cezanın asgari haddinden ayrılarak cezalandırılması gerektiği gerekçesiyle ...'in 1 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, sözü edilen karara yöneltilen istinaf başvurusunun ise kesin olarak reddedildiği anlaşılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT:
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 30. maddesinde re'sen vergi tarhı, vergi matrahının tamamen veya kısmen defter, kayıt ve belgelere veya kanuni ölçülere dayanılarak tespitine imkan bulunmayan hallerde takdir komisyonları tarafından takdir edilen veya vergi incelemesi yapmaya yetkili olanlarca düzenlenmiş vergi inceleme raporlarında belirtilen matrah veya matrah kısmı üzerinden vergi tarh olunması olarak tanımlanmıştır. Maddenin ikinci fıkrasının (3) numaralı bendinde, bu Kanun'a göre tutulması mecburi olan defterlerin hepsi veya bir kısmının tutulmaması veya tasdik ettirilmemiş olması veya vergi incelemesi yapmaya yetkili olanlara herhangi bir sebeple ibraz edilmemesi re'sen tarh nedeni olarak sayılmıştır.
Kanun'un 3. maddesinin (B) işaretli fıkrasında vergilendirmede, vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin esas olduğu, gerçek mahiyetin, yemin hariç her türlü delille ispatlanabileceği, vergiyi doğuran olayla ilgisi tabii ve açık bulunmayan tanık ifadesinin ispatlama vasıtası olarak kullanılamayacağı; iktisadi, ticari ve teknik icaplara uymayan veya olayın özelliğine göre normal ve mutad olmayan bir durumun iddia olunması halinde ispat külfetinin bunu iddia edene ait olduğu belirtilmiştir.
213 sayılı Kanun'un 256. maddesinde defter ve belgelerin vergi idaresinin yetkili makam ve memurlarına ibraz ve inceleme için arz edilmesinin zorunlu olduğu kurala bağlanmıştır.
Kanun'un 13. maddesinin (2) numaralı fıkrasında da vergi ödevinin yerine getirilmesine engel olacak yangın, yer sarsıntısı ve su basması gibi afetler mücbir sebep hali olarak sayılmıştır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 82. maddesinin (7) numaralı fıkrasında, bir tacirin saklamakla yükümlü olduğu defterler ve belgeler; yangın, su baskını veya yer sarsıntısı gibi bir afet veya hırsızlık sebebiyle ve kanuni saklama süresi içinde zıyaa uğrarsa tacirin zıyaı öğrendiği tarihten itibaren onbeş gün içinde ticari işletmesinin bulunduğu yer yetkili mahkemesinden kendisine bir belge verilmesini isteyebileceği, bu davanın hasımsız açılacağı, Mahkemenin gerekli gördüğü delillerin toplanmasını da emredebileceği düzenlenmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Çekişmesiz yargı işleri" başlıklı 382. maddesinin (2) numaralı fıkrasının (e-1) bendinde ticari defterlerin ziyaı halinde belge verilmesinin ticaret hukukundaki çekişmesiz yargı işlerinden olduğu belirtilmiş; 388. maddesinde ise Kanun'da aksine hüküm bulunmayan hallerde, çekişmesiz yargı kararlarının maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmeyeceği belirtilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Davalı idare tarafından, temyiz istemine konu edilen Vergi Dava Dairesi kararının; vergi ziyaı cezasının tekerrüre isabet eden kısmına ilişkin hüküm fıkrası aynı hukuksal nedenler ve gerekçe ile Dairemizce de uygun bulunmuştur.
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 13. maddesinde mücbir sebep halinin mutlak surette zayi belgesi ile ispatlanması gerektiği yönünde bir hüküm bulunmadığı gibi bu konuda Ticaret Kanunu hükümlerine atıf da yapılmamıştır. Bu nedenle, yargı yerlerince, dava dosyasına sunulan zayi belgesi ve/veya diğer deliller göz önüne alınarak defter ve belgelerin mücbir sebep nedeniyle vergi idaresine ibraz edilip edilemediğinin her uyuşmazlıkta ayrı ayrı değerlendirilerek karar verilmesi gerekmektedir. Mükellefler, defter ve belgelerin zayi olduğu hususunu Ticaret Mahkemesinden alacakları zayi belgesi ile ispat edebilecekleri gibi diğer resmi makamlardan alacakları hukuken geçerli başka belgelerle de ispat edebileceklerdir. Diğer bir ifadeyle zayi belgesinin varlığı tek başına defter ve belgelerin zayi olduğu sonucu doğurmayacağı gibi yokluğu da defter ve belgelerin zayi olmadığı sonucuna götürmeyecektir. Zira, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda zayi belgesi verilmesi istemlerinin çekişmesiz yargı işi olduğu ve verilen kararların kural olarak maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmeyeceği açıkça belirtilmiştir.
Davacı şirketin kanuni temsilcisinin, Ankara'daki evini taşıması sebebiyle eşyalarını İzmir'de bir depoya bıraktığı, eşyaların içinde muhtelif ev aletleri ile birlikte ziynet eşyaları ve şirkete ait defter ve belgelerin bulunduğu, depo sahibi ...'in soruşturma aşamasında eşyaları spotçuya 3.000,00 TL'ye sattığını belirttiği, söz konusu tutarın eşyaların niteliği dikkate alındığında değerinin çok altında olduğu, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma aşamasında ... tarafından verilen ilk ifadede defter ve belgelerin de satıldığı yönünde beyanda bulunulmadığı, söz konusu hususa sonraki beyanlarda yer verildiği ve mali değeri bulunmayan defter ve belgelerin de spotçuya satıldığı iddiasının hayatın olağan akışı ve mutad ticari icaplar gereği gerçeği yansıtmaktan uzak olduğu anlaşılmaktadır.
Davacı tarafından, defter ve belgelerinin zayi olduğuna ilişkin maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmeyen Asliye Ticaret Mahkemesi kararı dışında söz konusu iddianın gerçekliğini ortaya koyabilecek başka bir delil de sunulmamıştır.
Bu durumda, olayda normal ve mutad olmayan duruma ilişkin ispat külfetinin davacı tarafından yerine getirildiğinden söz edilemeyeceğinden ve mücbir sebebin varlığının kabulüne imkan bulunmadığı gibi dava konusu tarhiyatın önceki yıldan devreden indirilebilecek katma değer vergisi yönünden bağlı olduğu 2017 yılının Ocak ila Aralık dönemleri için re'sen salınan üç kat vergi ziyaı cezalı katma değer vergisi tarhiyatı yönünden davanın reddine ilişkin Mahkemelerinin ... tarih ve E:..., ... sayılı kararının ilgili hüküm fıkrasına yöneltilen istinaf başvurusunun reddine dair ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının değinilen hüküm fıkrasına karşı yapılan temyiz başvurusu, Dairemizin 11/02/2025 tarih ve E:2024/2757, K:2024/533 sayılı kararıyla yukarıda belirtilen aynı gerekçeyle reddedildiğinden Vergi Mahkemesince yazılı gerekçeyle üç kat vergi ziyaı cezalı katma değer vergisi yönünden davanın reddine dair hüküm fıkrasına yöneltilen istinaf başvurusunun reddinde sonucu itibarıyla hukuka aykırılık görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Davalı idare temyiz isteminin reddine,
2.Temyize konu Vergi Dava Dairesi kararının; vergi ziyaı cezasının tekerrüre isabet eden kısmına ilişkin hüküm fıkrasının ONANMASINA,
3.Kararın; üç kat vergi ziyaı cezalı katma değer vergisine ilişkin hüküm fıkrasına yöneltilen davacı TEMYİZ İSTEMİNİN REDDİNE,
4.Davacıdan 492 sayılı Harçlar Kanunu'na bağlı (3) sayılı Tarife uyarınca nispi harç alınmasına,
5. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ilgili Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 11/02/2025 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.

(X)-KARŞI OY :
Davacının 2018 yılına ait yasal defter ve belgelerini incelemeye ibraz etmediğinden bahisle katma değer vergisi indirimlerinin reddi suretiyle önceki yıldan devreden indirilebilecek katma değer vergisinin bulunmadığı da gözetilerek yeniden oluşturulan beyan tablosu uyarınca 2018 yılının Nisan ila Aralık dönemleri için re'sen salınan katma değer vergisi ile tekerrür hükümleri gereğince artırılarak kesilen üç kat vergi ziyaı cezasının kaldırılması istemiyle bakılan dava açılmıştır.
Vergi Mahkemesince, usulüne uygun olarak tebliğ edilen defter belge isteme yazısına rağmen davacı tarafından mücbir sebep gösterilmeksizin defter ve belgeler incelemeye ibraz edilmediğinden ve herhangi bir zayi belgesi de sunulmadığından tarhiyatta hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşılmış, kararın sözü edilen hüküm fıkrasına davacı tarafından yöneltilen istinaf başvurusu ise reddedilmiştir.
Davacı tarafından, 2017 ve 2018 yıllarına ait yasal defter ve belgelerinin zayi olduğunun tespit edilmesi amacıyla 20/04/2022 tarihinde Asliye Ticaret Mahkemesinde dava açılmıştır. Açılan davada ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla, tanık beyanları ve diğer delillerin birlikte değerlendirilmesi sonucunda, davacının defter ve belgelerinin ...'in güveni kötüye kullanma suçunu teşkil eden fiilleri sonucunda zayi olduğu, zayi hususunda davacının kusurunun (ihmalinin) bulunmadığı, ...'in kasıtlı fiili dikkate alındığında davacının özen ve dikkat yükümlülüğünün gereği olarak göstermesi gereken davranışlar ile zayi olgusu arasında nedensellik bağının kesildiği gerekçesiyle davacının 2017 ve 2018 yıllarına ait yevmiye defterleri ile bir kısım alış ve satış faturalarının zayi olduğunun tespitine karar verilmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20. maddesinin 1. bendinde Danıştay ile idare ve vergi mahkemelerinin, bakmakta oldukları davalara ait her çeşit incelemeleri kendiliklerinden yapacakları kurala bağlanarak idari yargılama usulünde re'sen araştırma ilkesi benimsenmiştir. Bu ilke uyarınca idari yargı yerleri, uyuşmazlık konusu olayı hukuki çözüme kavuşturma açısından her türlü inceleme ve araştırmayı yapma, iddia ve savunmalarda ortaya konulan hususlara ilişkin bilgi ve belgeleri isteme ve inceleme yetkisine sahiptir.
213 Sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 3. maddesinin (B) işaretli alt bendinde, vergilendirmede vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin esas olduğu, bunun yemin hariç her türlü delille ispatlanabileceği, iktisadi, ticari ve teknik icaplara uymayan veya olayın özelliğine göre normal ve mutad olmayan bir durumun iddia olunması halinde ispat külfetinin bunu iddia eden tarafa ait olduğu, 134. maddesinde ise vergi incelemesinden maksadın ödenmesi gereken vergilerin doğruluğunu araştırmak, tespit etmek ve sağlamak olduğu hükme bağlanmıştır.
Uyuşmazlıkta, davacı tarafından zayi belgesi alındığına dair bir karar bulunmadığı belirtilerek yargıya ulaşılmış ise de, davacı tarafından defter ve belgelerinin zayi olduğunun tespiti amacıyla 20/04/2022 tarihinde açılan davada verilen ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla, davacının 2017 ve 2018 yıllarına ait yevmiye defterleri ile bir kısım alış ve satış faturalarının zayi olduğunun tespitine karar verilmesi karşısında sözü edilen kararın değerlendirilerek ulaşılacak sonuca göre yeniden karar verilmek üzere davacı temyiz isteminin kabulü ile Vergi Dava Dairesi kararının redde ilişkin hüküm fıkrasının bozulması gerektiği oyuyla Karara bu yönden katılmıyorum.