WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 05 Temmuz 2026

DANIŞTAY 3. DAIRE

A- A A+

Danıştay 3. Daire Başkanlığı         2023/4078 E.  ,  2023/3470 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
ÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2023/4078
Karar No : 2023/3470

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Müdürlüğü/…
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVACI) : …
VEKİLLERİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E: …, K: … sayılı kararına yöneltilen istinaf başvurusuna ilişkin … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Davacının taşınmazlarına, kanuni temsilcisi olduğu … Çevrecilik Peyzaj İnşaat Ticaret Limited Şirketinin 2014 ila 2017 yıllarına ait katma değer vergisi, kurumlar vergisi, geçici vergi, vergi ziyaı cezasından oluşan kamu alacağının güvence altına alınması amacıyla 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 13. maddesinin birinci fıkrasının 1. ve 3. bent hükümleri gereğince uygulanan ihtiyati haczin kaldırılması istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Asıl borçlu şirket hakkında vergi incelemesi tamamlandıktan ve şirket adına tarhiyat yapıldıktan sonra ihtiyati haciz kararı alınamayacağından, 6183 sayılı Kanun'un 13. maddesinin birinci fıkrasının (1) bendi uyarınca dava konusu işlemin tesis edilemeyeceği, Mahkemelerinin 11/11/2019 tarihli ara kararı üzerine dosyaya sunulan bilgi ve belgelere göre, salınan vergi, kesilen ceza ve hesaplanan gecikme faizinin yüksek olması, kat'i haczin şartları oluşuncaya kadar geçen sürenin çok uzun olması gibi sebeplerle ihtiyati haciz kararı alındığı, 6183 sayılı Kanun'un 13. maddesinin birinci fıkrasının 3. bendi uyarınca ihtiyati haciz kararının ancak, borçlu kaçmışsa veya kaçması, malları kaçırması ve hileli yollara sapması ihtimalllerinin bulunması halinde mümkün olduğundan, olayda ise bu durumlardan herhangi birinin varlığı hususunda somut hiç bir belirleme yapılmadan sadece soyut ve genel ifadelere dayanılarak ihtiyati haciz kararı alındığından sebep unsuru ispat edilemeyen dava konusu ihtiyati hacizlerde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle ihtiyati hacizler kaldırılmıştır.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Dava konusu ihtiyati hacze ilişkin kararın 05/09/2019 tarihli olur ile vergi dairesi başkan vekili tarafından alındığının görüldüğü, ancak 6183 sayılı Kanun'un 13. maddesine göre ihtiyati haciz kararının alacaklı amme idaresinin mahalli en büyük memurunun kararıyla alınması gerektiğinden, yetkisiz kişi tarafından tesis edilen dava konusu ihtiyati hacizde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusu kabul edilerek Vergi Mahkemesi kararı kaldırıldıktan sonra ihtiyati haciz kaldırılmıştır.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Kanuni temsilcinin sorumluluğunu düzenleyen hükümler çerçevesinde dava konusu işlemin tesis edildiği, 6183 sayılı Kanun'un 13. maddesinin birinci fıkrasının (3) numaralı bendinde; ''Borçlunun kaçması, mallarını kaçırması veya hileli yollara sapması'' ihtimalinin varlığının ihtiyati haciz uygulanması için yeterli olduğu ileri sürülerek kararın bozulması istenilmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ … 'IN DÜŞÜNCESİ : 6183 sayılı Kanun'un "Kanundaki Terimler" başlıklı 3. maddesinde; kamu borçlusu teriminin, kamu alacağını ödemek zorunda olan gerçek veya tüzel kişiler yanında kişilerin kanuni temsilcileri, mirasçıları vergi mükellefleri, vergi sorumluları, kefil ve yabancı şahıs kuruluşların temsilcilerini ifade ettiği açıktır. Buna göre ihtiyati haciz kararının muhatabı kamu borçlusudur. İhtiyati haciz işlemi de amme alacağının korunması amacına yönelik bir işlem olduğundan, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 10. maddesi kapsamında şirket kanuni temsilcilerinin ihtiyati haciz aşamasından sorumlu tutulmalarında yasal bir engel bulunmamaktadır. Dolayısıyla 6183 sayılı Kanun'un 13. maddesinde sayılan hallerden birisinin varlığı halinde, asıl amme borçlusu şirketin kanuni temsilcisinin mal varlığına ihtiyati haciz kararı uygulanabileceği sonucuna ulaşılmakla, temyiz isteminin esasının diğer yönlerden incelenmesi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Üçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Davacı hakkında, kanuni temsilcisi olduğu … Çevrecilik Peyzaj İnşaat Ticaret Limited Şirketinin 2014 ila 2017 yıllarına ait katma değer vergisi, kurumlar vergisi, geçici vergi, vergi ziyaı cezasından oluşan kamu alacağının güvence altına alınması amacıyla taşınmazlarına 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 13. maddesinin birinci fıkrasının 1. ve 3. bent hükümleri gereğince alınan … tarih ve … sayılı ihtiyati haciz kararı uyarınca uygulanan ihtiyati hacizlerin kaldırılması istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

İLGİLİ MEVZUAT:
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 9. maddesinde 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 344. maddesi uyarınca vergi ziyaı cezası kesilmesini gerektiren haller ile 359. maddesinde sayılan hallere temas eden bir amme alacağının salınması için gerekli muamelelere başlanmış olduğu takdirde vergi incelemesine yetkili memurlarca yapılan ilk hesaplara göre belirtilen miktar üzerinden tahsil dairelerince teminat isteneceği, aynı Kanun'un 13. maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinde, 9. madde gereğince teminat istenmesini mucip haller ile (3) bendinde, borçlu kaçmışsa veya kaçması, mallarını kaçırması ve hileli yollara sapması ihtimalleri varsa hiçbir müddetle mukayyet olmaksızın alacaklı amme idaresinin mahalli en büyük memurunun kararıyla, haczin ne suretle yapılacağına dair olan hükümlere göre derhal ihtiyati haciz tatbik olunacağı hüküm altına alınmıştır.
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 10. maddesinde, tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları halinde bunlara düşen ödevlerin yerine getirilmemesi yüzünden mükelleflerin veya vergi sorumlularının varlığından tamamen veya kısmen alınamayan vergi ve buna bağlı alacakların kanuni ödevleri yerine getirmeyenlerin varlıklarından alınacağı kurala bağlanmıştır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
6183 sayılı Kanun'un "Amme Alacaklarının Korunması" başlıklı ikinci bölümünde yer alan teminat isteme, ihtiyati haciz ve ihtiyati tahakkuk işlemleri, icrai muamelelere başlamadan önce tahsile konu kamu alacağının tehlikeye girmesini engellemeye yönelik işlemlerdir. Kamu alacağının cebren tahsil ve takibiyle ilgili olmayıp korunmasına yönelik bu işlemlerin asıl muhatabı ise kamu alacağının gerçek borçlusu, diğer bir ifade ile verginin mükellefi veya sorumlularıdır.
Bu nedenle, esas kamu borçlusu olmayan tüzel kişiliğin kanuni temsilcileri adına teminat isteme, ihtiyati tahakkuk ve ihtiyati haciz gibi kamu alacağının korunmasına yönelik tedbirlerin uygulanması söz konusu olmayacaktır.
Tüzel kişilerin kanuni temsilcilerinin ancak kesinleşen ve tüzel kişiliğin mal varlığından kısmen veya tamamen tahsil edilemeyeceği anlaşılan kamu alacaklarından dolayı sorumlu tutulabilecekleri ve haklarında şirket borçlarıyla ilgili olarak ancak bu aşamada ihtiyati haciz gibi kamu alacağının korunmasına ilişkin bir işlemin uygulanabileceği dikkate alındığında, davacının taşınmazlarına, kanuni temsilcisi olduğu şirket tüzel kişiliğinin vergi borçları nedeniyle uygulanan ihtiyati hacizde hukuka uygunluk görülmediğinden, dava konusu ihtiyati haczin yazılı gerekçeyle kaldırılmasına ilişkin Vergi Dava Dairesi kararında sonucu itibarıyla hukuka aykırılık görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Vergi Dava Dairesi kararına yöneltilen TEMYİZ İSTEMİNİN REDDİNE,
2. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ilgili Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 04/10/2023 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.

(X)-KARŞI OY :
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 9. maddesinin ilk fıkrasında, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 344. maddesi uyarınca vergi ziyaı cezası kesilmesini gerektiren haller ile 359. maddesinde sayılan hallere temas eden bir amme alacağının salınması için gerekli muamelelere başlanmış olduğu takdirde vergi incelemesine yetkili memurlarca yapılan ilk hesaplamalara göre belirlenen miktar üzerinden tahsil dairelerince teminat isteneceği; 13. maddede ihtiyati haczin, maddede sayılan hallerden herhangi birinin mevcudiyeti halinde hiçbir müddette mukayyet olmaksızın alacaklı amme idaresinin mahalli en büyük memurunun kararıyla derhal tatbik edileceği belirtilmiştir.
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun "Kanuni Temsilcilerin Ödevi" başlıklı 10. maddesinde; tüzelkişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, Vakıflar ve cemaatler gibi tüzelkişiliği olmayan teşekküllerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları halinde bunlara düşen ödevlerin kanuni temsilcileri, tüzelkişiliği olmayan teşekkülleri idare edenler varsa bunların temsilcileri tarafından yerine getirileceği, 6183 sayılı Kanun'un 3. maddesinde de amme borçlusu teriminin; amme alacağını ödemek mecburiyetinde olan hakiki ve hükmi şahısların yanında bunların kanuni temsilcilerini de ifade edeceği hüküm altına alınmıştır.
Yukarıda belirtilen yasal düzenlemeler çerçevesinde, tahsil aşamasında şirket borçlarından sorumlu tutulabilecek olan kanuni temsilciler, şirket borçlarından ihtiyati haciz aşamasında da sorumlu tutulabileceklerinden dava konusu ihtiyati haciz işleminde bu yönden hukuka aykırılık bulunmadığı görüşüyle, temyiz isteminin esasının diğer yönlerden incelenmesi gerektiği oyuyla Daire Kararına katılmıyoruz.