WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 11 Temmuz 2026

DANIŞTAY 3. DAIRE

A- A A+

Danıştay 3. Daire Başkanlığı         2023/3762 E.  ,  2023/3934 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
ÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2023/3762
Karar No : 2023/3934

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLLERİ : Av. … -Av. …
Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Vergi Dairesi Müdürlüğü/…
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E: …, K: … sayılı kararına yöneltilen istinaf başvurusuna ilişkin … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Davacı şirketin ihtirazi kayıtla verdiği Mart ila Mayıs ve Temmuz ila Kasım 2017 dönemlerine ait katma değer vergisi düzeltme beyannameleri üzerine devreden katma değer vergilerinin azaltılmasına yol açacak şekilde yapılan tahakkuk işleminin iptali istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Davalı idarece düzeltme beyannamesinin verildiği tarih itibariyle davacı hakkında usulüne uygun biçimde vergi incelemesi yapılarak, davacı adına düzenlenmiş olan faturaların sahte ve muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge niteliğinde olduğu hususu somut olarak ortaya konulmadığından tesis edilen işlemde hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle dava konusu işlem iptal edilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Davacı tarafından davalı idarece bazı faturalarında yer alan katma değer vergilerinin indirimlerinden çıkarılarak düzeltme beyannamesi vermesi gerektiğinin bildirildiğinin iddia edildiğinden Dairelerince verilen ara kararıyla davacıdan hangi nedenle düzeltme beyannamesi verdiğinin sorulması üzerine davacı tarafça şifahen bilgilendirme sonrası düzeltme yapıldığının beyan edildiği, müeyyideli yazı olmaksızın beyanname verme süresi geçirildikten sonra, faturaları kayıtlara intikal ettirilen firmalar hakkındaki olumsuz tespitler nedeniyle söz konusu faturalar kayıtlardan çıkarılarak ilgili dönemlere ait katma değer vergisi düzeltme beyannamesine konulan ihtirazi kaydın, süresinden sonra verilen beyanname üzerine tahakkuk eden vergiye dava açılmasına olanak sağlayan bir çekince olarak kabulüne olanak bulunmadığından, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusu kabul edilerek Vergi Mahkemesi kararı kaldırıldıktan sonra dava reddedilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından aranılarak emtia alımında bulunulan firmaların olumsuz mükellefler listesinde olduğu, söz konusu mükelleflerce düzenlenen faturalara konu katma değer vergilerinin indirimlerimlerden çıkartılması, aksi takdirde vergi incelemesi başlanılarak kendilerinin de olumsuz mükellefler listesine alınacaklarının bildirildiği, bu durumun düzeltme beyannamelerinin özgür iradeyle değil zorlama ve baskı ile verildiğini gösterdiği, müeyyideli yazı olmadan ihtirazi kaytla verilen düzeltme beyannameleri üzerine tahakkuk eden vergilerin incelenemeyeceğinin kabulünün idarenin yazı dahi olmadan baskı ve zorlamayla düzeltme beyannamesi almasına yol açacağı, böylelikle mükelleflerin hukuki güvenlikten yoksun olacağı ve idarenin keyfi işlem yapma yetkisi elde edeceği, olumsuz mükellefler listesine alınan bir mükellef sakıncalı kabul edileceğinden kimsenin bu mükellefle alışveriş yapmak istemeyeceği, Vergi Dava Dairesi kararının olumsuz mükellefler listeleri temel alınarak idarenin baskısıyla verilen düzeltme beyannamelerini yargının denetiminde çıkardığı ve idarenin yetkisini alarak kesinleşmiş bir vergi inceleme raporuna dönüştüğü, kaldı ki verilen düzeltme beyannamelerinden vazgeçilmesi mümkün olmadığı gibi idarece re’sen terkin de edilmeyeceği ileri sürülerek kararın bozulması istenilmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Beyan üzerinden alınan vergilere ait matrahın ihtirazi kayıtla beyanının, beyannamenin kanuni süresinde verilmesine bağlı olduğu, beyanname verme süresi geçtikten sonra verilen beyannameye konulan ihtirazi kaydın beyanname üzerinden yapılan tahakkuka etkisi olmadığı gibi dava açma hakkı da vermeyeceği belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ … 'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Üçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Davacı tarafından, faturalarını kayıtlarına aldığı bazı mükelleflerin sahte ve muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge düzenleyenler listesinde olduğu, bu mükelleflerden alınarak kayıtlara intikal ettirilen faturaların kayıtlardan çıkarılarak düzeltme beyannamesi verilmesi gerektiğinin davalı idarece şifahen bildirildiği iddia edilerek 2017 yılının Mart ila Mayıs ve Temmuz ila Kasım dönemlerine ilişkin olarak ihtirazi kayıtla düzeltme beyannameleri verilmesi üzerine devreden katma değer vergilerinin azaltılmasına yol açacak şekilde yapılan tahakkuk işleme karşı dava açıldığı anlaşılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun idari dava türleri ve idari yargı yetkisinin sınırı başlıklı 2. maddesinde, idari dava türleri sayılarak maddenin (a) bendinde iptal davası idarî işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan dava olarak tanımlanmaktadır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Mükelleflerce, ihtirazi kayıtla verilen düzeltme beyannameleri esas alınarak yapılan tahakkuk, hesaplanan gecikme faizi ve kesilen vergi ziyaı cezalarına karşı açılan davaların esası incelenmeden reddedilmeleri nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği ileri sürülerek yapılan başvuru üzerine, Anayasa Mahkemesinin 27/02/2019 tarih ve Başvuru No:2015/15100 sayılı kararıyla; başvurucuların mülkiyet haklarına müdahale teşkil eden vergilendirme işlemlerinin yargı yoluyla denetlenebilmesi imkânına sahip olamadıkları dolayısıyla, derece mahkemelerinin 213 sayılı Vergi Usul Kanun'un 378. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen hukuk kuralını, düzeltme beyannamesine ihtirazi kayıt konulmasının dava açma hakkı vermeyeceği şeklinde yorumlamasının -sürecin bütününe bakıldığında- başvurucuların, müdahalenin hukuka aykırı olduğuna yönelik olarak iddia ve itirazlarını etkin bir biçimde sunamaması sonucuna yol açtığı, buna göre somut olayda mülkiyet hakkının öngördüğü usul güvencelerinin sağlanamamasından dolayı müdahalenin başvuruculara şahsi olarak aşırı bir külfet yüklediği, mülkiyet hakkının korunması ile müdahalenin kamu yararı amacı arasında olması gereken adil dengenin başvurucular aleyhine bozulduğu sonucuna ulaşıldığı, başvurucuların mülkiyet haklarına yapılan müdahale ölçüsüz olduğu gerekçesiyle Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine, kararın bir örneğinin ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere vergi mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Uyuşmazlıkta, davalı idarece, düzeltme beyannamesi verilmesi hususunda davacıya herhangi bir zorlama yazısı tebliğ edilmemiş ise de davacının kayıtlarına almış olduğu faturaların düzenleyicileri hakkında ortaya çıkan olumsuz saptamalar nedeniyle adına yapılacak bir vergi incelemesi neticesinde vergi, ceza ve gecikme faiziyle karşılaşabilme ihtimali bulunduğu gibi bu durumun katma değer vergisi iade işlemleri yönünden bir takım sıkıntılar yaratabileceği dolayısıyla ticari yaşamını olumsuz yönde etkileyebileceği dikkate alındığında, yasal süresinden sonra verdiği düzeltme beyanına koyduğu ihtirazi kaydın tahakkuk eden vergi ve hesaplanan gecikme faizine karşı dava açma hakkı verdiğinin kabulü gerekmektedir. Zira, yukarıda yer verilen Anayasa Mahkemesi kararında da belirtildiği üzere, mülkiyet hakkının korunması ile müdahalenin kamu yararı amacı arasında olması gereken adil dengenin davacı aleyhine bozulduğu değerlendirilmiştir.
Öte yandan, yukarıda "Mevzuat" bölümünde yer verilen tanıma göre açılan bir iptal davasında iptali istenilen işlemin; yetki, şekil, sebep, konu ve maksat unsurları açısından ayrı ayrı hukuka uygun olup olmadıklarının denetlenmesi gerekmekte olup bu unsurlardan birisinde hukuka aykırılık bulunursa işlem iptal edilmelidir.
Hukuka uygunluk denetiminin yapılması gereken sebep unsuru idari yargıda; idareyi işlemi yapmaya iten saik olarak tanımlanmıştır. İdare tesis ettiği işlemi, gerçek ve hukuka uygun sebeplere dayandırmak zorundadır. Sebebin gerçek olması, varlığının usulüne uygun olarak yapılan tespitlerle ortaya konulmuş olması; hukuka uygun olması ise idarenin işlemi dayandırdığı sebebin, kanunda tesisi için dayanabileceği öngörülen sebeplerden olması anlamına gelmektedir.

Dava konusu uyuşmazlıkta sebep unsuru, davacının fatura almış olduğu mükellefler hakkında olumsuz tespit bulunması ve söz konusu faturaları kayıtlarından çıkararak düzeltme beyannamesi vermemesi halinde özel esaslara tabi mükellefler listesine alınacağının tarafına sözlü olarak bildirilmesi, dolayısıyla hakkında olumsuz tespit/rapor bulunduğu belirtilen mükelleflerden yapılan alımların gerçek kabul edilmemesidir.
Bu durumda, davacı tarafından verilen düzeltme beyannamelerine konulan ihtirazi kaydın kabul edilmeyerek devreden katma değer vergilerinin azaltılmasına yol açacak şekilde yapılan dava konusu tahakkuk işleminin sebep unsuru hakkında yargısal denetim yapılması gerekirken bu husus göz ardı edilmek suretiyle verilen kararda hukuka uygunluk görülmemiştir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1.Temyiz isteminin kabulüne,
2.Temyize konu Vergi Dava Dairesi kararının BOZULMASINA, 19/10/2023 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.

(X)-KARŞI OY :

Temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar Vergi Dava Dairesi kararının dayandığı hukuksal nedenler ve gerekçe karşısında, kararın bozulmasını sağlayacak durumda bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile kararın onanması gerektiği görüşüyle Karara katılmıyorum.