WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 11 Temmuz 2026

DANIŞTAY 3. DAIRE

A- A A+

Danıştay 3. Daire Başkanlığı         2023/3314 E.  ,  2023/4457 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
ÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2023/3314
Karar No : 2023/4457

TEMYİZ EDEN (DAVALI): … Vergi Dairesi Başkanlığı/…
VEKİLİ: Av. …

KARŞI TARAF (DAVACI): … Bankası Anonim Şirketi
VEKİLLERİ: Av. …

İSTEMİN KONUSU: ... Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararına yöneltilen istinaf başvurusuna ilişkin … Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Davacı şirketin, iki yıldan fazla süredir aktifinde bulunan taşınmazları yaptığı kat karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca müteahhit firmaya vermek suretiyle edindiği bağımsız bölümlerin satışından elde edilen kazancın %50'sinin kurumlar vergisinden istisna olduğu ihtirazı kaydıyla verdiği 2018 yılı Temmuz-Eylül dönemine ait geçici vergi beyannamesi üzerinden adına söz konusu çekinceye itibar edilmeksizin yapılan ancak ödenecek vergi çıkmaması nedeniyle zarar tutarının azaltılmasına sebebiyet veren tahakkuk işleminin iptali istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Davacı bankanın sermayesine 1966 yılında giren arsanın üzerindeki binanın yıktırılması ve arsaya yeni bina yapılmasından sonra oluşan 6 ila 8 numaralı bağımsız bölümlerin 14/12/2016 tarihinde banka adına tapuda tescilinin yapılması ve yine sermayeye 1987 yılında intikal eden arsanın üzerindeki binanın yıktırılması ve arsaya yeni bina yapılmasından sonra oluşan 3 numaralı bağımsız bölümün 01/12/2016 tarihinde banka adına tapuda tescilinin yapılmasının yeni bir iktisap olmayıp 1966 ve 1987 yıllarında aktife dahil edilmiş olan taşınmazlardan kaynaklandığı, yeni yapılan binalardaki bağımsız bölümlerin tapuya tescili yeni bir iktisap olmadığından iki yıllık sürenin başlangıcına esas alınanamayacağı, bu durumda, davacı bankanın aktifine kayıtlı taşınmazların satışından kaynaklanan kurum kazancı, 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 5. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereğince %50 oranında kurumlar vergisi istisnasına tabi olacağından yapılan tahakkukta dolayısıyla ödenecek vergi çıkmaması sebebiyle davacının zarar tutarının azaltılmasında hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle tahakkuk işleminin ihtirazı kayda konu edilen kısmı kaldırılmıştır.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusunun, usul ve hukuka uygun olduğu sonucuna varılan Vergi Mahkemesi kararının kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Türk Medeni Kanunu'nun ilgili düzenlemelerinde, arazi ile kat mülkiyeti kütüğüne kayıtlı bağımsız bölümlerin, taşınmaz kavramı içinde yer almakla birlikte birbirinden farklı taşınmazlar olarak açıklandığı, özellikleri, nitelikleri ve kullanım amaçlarının birbirinden farklı olduğu, 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 5. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde öngörülen taşınmazın, başlangıçta devir alınan ve şirket aktifine kaydedilen ve kayıt edildiği gibi duran taşınmaz olarak belirlendiği, inşa edilen binanın bağımsız bölümlerinin, 01/12/2016 ve 14/12/2016 tarihlerinde banka aktifine kaydedilmesine rağmen iki yıllık süre dolmadan 2018 yılı içinde satış yoluyla devredildiği dolayısıyla sözü edilen istisna hükmünden faydalanılmasının mümkün bulunmadığı, yapılan işlemlerin yasal ve yerinde olduğu ileri sürülerek kararın bozulması istenilmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: İhtilafa konu istisnanın uygulanma şartı olan iki yıl banka aktifinde bulunma koşulunun somut olayda gerçekleştiği, mülkiyeti 1966 yılında intikal eden arsa üzerinde yer alan taşınmaz ile 1987 yılında intikal eden arsa üzerinde yer alan taşınmazlar yıkılmak suretiyle yerlerine yeniden binalar inşa edildiği, satılan bağımsız bölümlerin arsanın mütemmim cüzü olduğu, iki yıllık aktifte bulundurma süresinin hesabında bina ve arsa ayrımı yapılmasının hukuka uygun olmadığı dolayısıyla arsanın aktife giriş tarihinin esas alınması gerektiği belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile yasaya uygun Vergi Dava Dairesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Üçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin reddine,
2. Temyize konu Vergi Dava Dairesi kararının ONANMASINA,
3. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ilgili Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 13/11/2023 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.

(X)-KARŞI OY :
5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 5. maddesinin olay tarihinde yürürlükte bulunan şeklinde, aşağıda belirtilen kazançların kurumlar vergisinden müstesna olduğu belirtilerek aynı maddenin 1.i fıkrasının (e) bendinde, kurumların, en az iki tam yıl süreyle aktiflerinde yer alan iştirak hisseleri ile aynı süreyle sahip oldukları kurucu senetleri, intifa senetleri ve rüçhan haklarının satışından doğan kazançların %75’lik kısmı ile aynı süreyle aktiflerinde yer alan taşınmazların satışından doğan kazançların %50’lik kısmının sayıldığı, bu istisnanın, satışın yapıldığı dönemde uygulanacağı ve satış kazancının istisnadan yararlanan kısmının satışın yapıldığı yılı izleyen beşinci yılın sonuna kadar pasifte özel bir fon hesabında tutulacağı, ancak satış bedelinin, satışın yapıldığı yılı izleyen ikinci takvim yılının sonuna kadar tahsil edilmesinin şart olduğu, bu süre içinde tahsil edilmeyen satış bedeline isabet eden istisna nedeniyle zamanında tahakkuk ettirilmeyen vergilerin ziyaa uğramış sayılacağı hüküm altına alınmıştır.
1 seri No'lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliği'nin istisnaları düzenleyen 5. bölümünün "5.6.2.4.1. Taşınmazlar ile iştirak hisselerinin para karşılığı olmaksızın devir ve temliki, trampası ve kamulaştırılması" kısmında istisna uygulanabilmesi için taşınmazlar ile iştirak hisselerinin satılması ve bu işlemden bir kazanç elde edilerek, satan kurumun mali yapısında bir iyileşmenin olması gerektiği, bu nedenle, söz konusu aktif kalemlerin para karşılığı olmaksızın devir ve temliki, trampası gibi işlemler istisna kapsamına girmediği, kat karşılığında arsa devrinde olduğu gibi, bir mal veya hakkın başka bir mal veya hak ile değiştirilmesini ifade eden trampa işlemlerinde de söz konusu istisna hükmü uygulanmayacağı belirtilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden, davacı bankanın aktifinde kayıtlı bulunan taşınmazları, kat karşılığı inşaat sözleşmesi kapsamında müteahhit firmaya devrettiği, bunun karşılığında yeni yapılan inşaatın bağımsız bölümlerinin ise 14/12/2016 ve 01/12/2016 tarihlerinde banka adına tapuda tescil edildiği anlaşılmıştır.
Uyuşmazlıkta; taşınmaz satışının, mahiyeti itibarıyla trampa niteliğini haiz olan kat karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklandığı, söz konusu husus hakkında taraflar arasında bir ihtilaf bulunmadığı, istisna hükmünün getiriliş amacının kurumların mali yapısını güçlendirmek olduğu dikkate alındığında ve trampa işlemlerinde söz konusu istisna hükmünün uygulanmasının yasal mevzuat uyarınca mümkün bulunmaması karşısında dava konusu tahakkuk işleminde hukuka aykırılık bulunmadığından, davalı idare temyiz isteminin kabulü ile Vergi Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği oyuyla, Daire kararına katılmıyoruz.