WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 30 Haziran 2026

DANIŞTAY 3. DAIRE

A- A A+

Danıştay 3. Daire Başkanlığı         2023/3301 E.  ,  2023/3082 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
ÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2023/3301
Karar No : 2023/3082

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Vergi Dairesi Müdürlüğü
VEKİLİ : Av. ...

KARŞI TARAF (DAVACI) : ...

İSTEMİN KONUSU: ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına yöneltilen istinaf başvurusuna ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı adına, ... Yapı Grup Turizm Sanayi Ticaret Limited Şirketi'nden alınamayan 2007 ila 2009 yıllarının muhtelif dönemlerine ait katma değer vergisi, vergi ziyaı cezası, gecikme zammı ile özel usulsüzlük cezasından oluşan kamu alacağının tahsili amacıyla ortak sıfatıyla düzenlenen ... tarih ve ... ile ... takip numaralı ödeme emirlerinin ipali istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Asıl kamu borçlusu ... Yapı Grup Turizm Sanayi Ticaret Limited Şirketi'nin, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun Geçici 7. maddesi kapsamında 15/11/2013 tarihli kararla ticaret sicilinden silindiği, 2007, 2008, 2009 yılları muhtelif vergi borçlarının tahsili amacıyla şirket adına ... tarih ve ...; ... tarih ve ...; ... tarih ve ... takip numaralı ödeme emirlerinin düzenlendiği, vergi alacağının şirketten tahsil imkanı bulunmadığının anlaşılması üzerine de şirket ortağı sıfatıyla davacıdan tahsili amacıyla dava konusu ödeme emirlerinin düzenlendiğinin anlaşıldığı olayda, ticaret sicilinden silinmesinden sonra, şirketin haklara sahip olması, borçlu kılınması ve temsilinin mümkün olmadığı, bunun sonucu olarak, tüzel kişiliğin sona ermesinden önceki dönemlerle ilgili olsa dahi, hukuk aleminde varolmayan şirket adına, ödeme emri düzenlenemeyeceği ve diğer takip işlemlerinin gerçekleştirilemeyeceği, tesis edilen işlemlerin de herhangi bir hukuki sonuç doğurmayacağı, bu hukuki durum karşısında, asıl borçlu şirket adına tüzel kişiliği sona erdikten sonra düzenlendiği açık olan ödeme emirlerinin şirket yönünden usulüne uygun biçimde kesinleşmiş bir kamu alacağını içerdiğinden bahsedilemeyeceğinden ortak sıfatıyla davacı adına düzenlenen ödeme emirlerinde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle ödeme emirleri iptal edilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Asıl amme borçlusu ... Yapı Grup Turizm Sanayi Ticaret Limited Şirketi'nin 15/11/2013 tarihinde ticaret sicilinden silindiği, davacının söz konusu şirketin ticaret siciliden silindiği tarihe kadar ortaklığının devam ettiği, şirketten tahsil edilemeyen amme alacağının, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 35. maddesi uyarınca şirket ortağı olan davacıdan tahsili amacıyla düzenlenen ödeme emirlerinden olan dava konusu ... tarih ve ... sayılı ödeme emri içeriği borçlar için asıl kamu borçlusu şirket adına tüzel kişiliğinin silindiği tarihten sonra ... tarih ve ... ile ... sayılı ödeme emirlerinin düzenlendiği, değinilen ödeme emirlerinin dayanağı ihbarnamelerin ise şirket tüzel kişiliğinin silindiği tarihten önce düzenlenmekle birlikte şirketin tüzel kişiliğinin silindiği tarihten sonra ilan yoluyla tebliğ edildiği, ancak ilanen tebliğinden önce posta yoluyla tebligata çıkartıldığına dair herhangi bir belgenin idarece dosyaya sunulmadığı, bu durumda, ihbarnamelerin posta yoluyla tebliğ edilemediği ispatlanamadığından ilanen tebliğin usulsüz olduğu sonucunu varıldığı, kamu alacaklarının 2007 ve 2008 yıllarına ait olduğu ve tarh zamanaşımını durduran herhangi bir sebebin de olmadığı dikkate alındığında, beş yıllık tarh zamanaşımı süresinin, sırasıyla 31/12/2012 ve 31/12/2013 tarihlerinde dolduğu böylece kamu borçlarının tarh zamanaşımına uğradığının anlaşıldığı, zamanaşımına uğramış bir borcun davacından tahsili için düzenlenen ödeme emrinde bu gerekçe ile hukuka uyarlık bulunmadığı, dava konusu ... tarih ve ... sayılı ödeme emri içeriği borçların ise asıl kamu borçlusu şirket adına düzenlenen ... tarih ve ... sayılı ödeme emrine dayandığı, söz konusu ödeme emrinin 06/12/2016 tarihinde dairede tebliğ edildiğinin görüldüğü, ödeme emri içeriği amme alacaklarının vadesinin yine şirketin tüzel kişiliğinin sona erdiği tarihten sonraki 27/02/2014 tarihi olduğu dikkate alındığında tüzel kişiliği ortadan kalkan şirket adına yapılan tarhiyatlar ve düzenlenen ödeme emirleri herhangi bir hukuki sonuç doğurmayacağından, tüzel kişilik sona ermeden usulüne uygun olarak kesinleştirilmeyen amme alacaklarının davacıdan tahsili için düzenlenen ödeme emrinde bu gerekçe ile hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılarak, davalı idarenin İstinaf istemi belirtilen gerekçeyle reddedilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Tüzel kişiliği son bulmuş olan mükellefler hakkında yapılacak tarhiyat ve sair işlemlerin, ilgili olduğu döneme göre kanuni temsilci veya tasfiye memuru adına yapılması gerektiği, yargısal içtihadın bu yönde olduğu buna göre tüzel kişiliği son bulmuş asıl borçlu şirketin faal olduğu dönemlere ait vergi alacağı için davacı adına ödeme emri düzenlenmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek kararın bozulması istenilmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Üçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin reddine,
2. Temyize konu Vergi Dava Dairesi kararının ONANMASINA,
3. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ilgili Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 21/09/2023 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.

(X)-KARŞI OY :
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 3. maddesinde, "tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağı", amme borçlusunun haczedilen malvarlığına bu Kanun hükümlerine göre biçilen değerlerin amme alacağını karşılamayacağının veya hakkında iflas kararı verilen amme borçlusundan aranılan amme alacağının iflas masasından tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması gibi nedenlerle tahsil dairelerince yürütülen takip muamelelerinin herhangi bir aşamasında amme borçlusundan tahsil edilemeyeceği ortaya çıkan amme alacakları şeklinde tanımlanmış, aynı Kanun'un mükerrer 35. maddesinde, "Tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacakları, kanuni temsilcilerin ve tüzel kişiliği olmayan teşekkülü idare edenlerin şahsi mal varlıklarından bu Kanun hükümlerine göre tahsil edilir." hükmü öngörülmüş, 55. maddesinin 1. fıkrasında ise amme alacağını vadesinde ödemeyenlere 15 gün içinde borçlarını ödemeleri hususunun bir ödeme emri ile tebliğ olunacağı belirtilmiştir.
Davacının kanuni temsilcisi olduğu şirketin vergi borçları nedeniyle adına düzenlenen ödeme emirleriyle takip edildiği olayda, amme alacağının, asıl borçlu şirket hakkında yapılan mal varlığı araştırması sonucunda borcu karşılayacak mal varlığı bulunmayan şirket tüzelkişiliğinden tahsiline çalışılmasının sonuç doğurmayacağı anlaşıldığından, şirketten tahsiline olanak bulunmayan kamu alacaklarının ilgili olduğu dönemde kanuni temsilci olduğu ihtilafsız olan davacıdan tahsili yoluna gidilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığından, yazılı gerekçeyle dava konusu ödeme emirlerini iptal eden temyize konu kararın bozulması gerektiği oyuyla Daire kararına katılmıyorum.