WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 07 Haziran 2026

DANIŞTAY 3. DAIRE

A- A A+

Danıştay 3. Daire Başkanlığı         2023/10882 E.  ,  2024/1728 K.
"İçtihat Metni"T.C.
D A N I Ş T A Y
ÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2023/10882
Karar No : 2024/1728

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …

KARŞI TARAF (DAVALI) : …Vergi Dairesi Müdürlüğü/…
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU: … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararına yöneltilen istinaf başvurusunu, Danıştay Dördüncü Dairesinin bozma kararı uyarınca yeniden inceleyen … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı adına, asıl borçlu Tasfiye Halinde … Hırdavat Dış Ticaret Limited Şirketinden alınamayan 2005 ve 2006 yıllarına ait muhtelif vergi borçlarının tahsili amacıyla kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen … tarih ve … takip numaralı ödeme emrinin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Asıl borçlu şirket adına düzenlenen ödeme emrinin usulüne uygun olarak tebliğ edilip edilmediği hususunun açıklığa kavuşturulması için Mahkemelerince verilen ara kararıyla dava konusu ödeme emrinin dayanağı olan ve asıl borçlu şirket adına düzenlenerek tebliğ edilen … tarih ve … sayılı ödeme emrinin asıl borçlu şirkete 13/05/2014 tarihinde posta yolu ile tebliğ edildiğini gösteren tebliğ mazbatasının ve ödeme emrinin bir örneğinin istenildiği, idarece gönderilen 27/12/2018 tarihli cevap yazısı ve ekli belgelerden, şirket hakkında düzenlenen ödeme emrinin posta yolu ile 13/05/2014 tarihinde asıl amme borçlusu şirketin kanuni temsilcisinin ikametgah adresi olan "… Mah. … Sok. No:… …" adresinde şirket müdürü …'a tebliğ edildiği, dosyaya ibraz edilen bilgi ve belgelerden asıl amme borçlusu şirket adına düzenlenen ödeme emrinin dayanağı olan vergi/ceza ihbarnamelerinin de şirketin adresinde tebliğ edilemediğinden bahisle ilanen tebliğ edildiği görülmekle birlikte ilanen tebliğin dayanağı olan tebliğ mazbatalarının şirket adresinden başka bir adreste yapılamayan tebligat nedeniyle tutanağa bağlandığı, bu haliyle şirketin kanuni temsilcisinin adresinde şirket borçlarının şirket müdürüne tebliğ edilmesi ve ödeme emrinin dayanağı olan ihbarnamelerin tebliğ edilemediğini gösteren tebliğ mazbataları ve adres tespit tutanaklarında yer alan adresin de yine şirket adresi olmaması karşısında şirket adına usulüne uygun olarak takibin kesinleştirilmediği anlaşıldığından davacının takibinde hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu ödeme emri iptal edilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Asıl borçlu şirketin 2015 yılında ticaret sicilinden silinmeden önceki 15/08/2006 ve 23/02/2006 tarihli Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi ilanlarından, şirketin bilinen son adresinin "… Mah. … Cad. No:…" olduğu, şirket hakkında düzenlenen … tarih ve … sayılı Vergi Tekniği Raporunda, söz konusu adreste 13/02/2007 tarihinde yapılan yoklamada bu adresi 30/10/2006 tarihinde terk ettiğinin tespit edildiğine yer verildiği, ancak yoklama fişine dosyada rastlanılmadığı, dava konusu ödeme emrinin dayanağı olan ve asıl borçlu şirket adına düzenlenen … tarih ve … takip numaralı ödeme emrinin ise şirket müdürü …'ın ikametgah adresinde 13/05/2014 tarihinde bizzat kendisine tebliğ edildiğinin anlaşıldığı olayda Danıştay Dördüncü Dairesinin bozma kararı uyarınca Dairelerince verilen ara kararı ile davalı idareden söz konusu raporda yer alan ve asıl borçlu şirketin adresini 30/10/2006 tarihinde terk ettiğine dair 13/02/2007 tarihinde yapılan yoklama tutanağının dosyaya ibrazının istenildiği, davalı idare tarafından dosyaya sunulan tutanakta asıl borçlu şirketin sözü edilen adresi 30/10/2006 tarihinde terk ettiğinin ve adreste … Makina ve Teknik Hırdavat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinin bulunduğu hususlarının bu şirket çalışanının beyanı ve imzası ile tespit edildiği dikkate alındığında, bilinen adresini terk eden ve yeni iş yeri adresini idareye bildirmediğinden bahisle mükellefiyeti de re'sen terkin edilen şirket adına tanzim edilen ihbarnamelerin ve ödeme emirlerinin kanuni temsilcinin ikamet adresinde bizzat kendisine tebliğ edilmesinde usulsüzlük bulunmadığından asıl borçlu şirketten tahsil edilemeyeceği anlaşılan kamu alacağının tahsili amacıyla davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen ödeme emrinde hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle istinaf başvurusu kabul edilerek Vergi Mahkemesi kararı kaldırıldıktan sonra dava reddedilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Ödeme emri içeriği kamu alacağının zamanaşımına uğradığı ileri sürülerek kararın bozulması istenilmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ…'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Üçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin işin gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Asıl borçlu şirketin 30/10/2006 tarihi itibarıyla mükellefiyet kaydının kapatıldığı, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun geçici 7. maddesi uyarınca re'sen kaydı silinmek suretiyle tüzel kişiliğinin son bulduğu hususunun da 18/02/2015 tarihinde Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilan edildiği, davacının asıl borçlu şirketteki hisselerini noter hisse devir sözleşmesiyle 24/01/2006 tarihinde devrettiği ile şirketi temsil ve ilzam yetkisinin sona erdiği hususunun 31/01/2006 tarih ve 6482 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilan edildiği, dava konusu ödeme emri içeriği 2005 yılına ait kurumlar vergisi ve fer'ilerinin, asıl borçlu şirketin sahte fatura düzenlediğinden bahisle tanzim edilen … tarih ve … sayılı vergi inceleme raporu uyarınca tanzim edilen … tarih ve … sayılı ihbarnameden kaynaklandığı ve söz konusu ihbarnamenin de o tarihte kanuni temsilci olan …'ın ikametgah adresinde eşi olduğu belirtilen ... imzasına 21/07/2010 tarihinde tebliğ edildiği, ödeme emrinin diğer bölümünü oluşturan kamu alacağının ise asıl borçlu şirketin 2005 ve 2006 yıllarına ait defter ve belgelerin ibraz edilmemesinden kaynaklandığı, söz konusu defter ve belgelerin ibrazına dair yazının 15/02/2010 ve 15/03/2010 tarihlerinde kanuni temsilci ...'ın ikametgah adresinde eşine tebliğ edildiği, defter ve belgelerin ibraz edilmemesi üzerine düzenlenen vergi inceleme raporları uyarınca indirim konusu yapılan katma değer vergilerinin indirimlerinin reddi suretiyle 2005 yılının Mayıs ila Aralık, 2006 yılının Ocak dönemi için vergi ziyaı cezalı katma değer vergilerinin salındığı ve tebliğ edildiği, vadesinde ödenmeyen sözü edilen kamu alacağının tahsili amacıyla asıl borçlu şirket adına tanzim edilen … tarih ve … takip numaralı ödeme emrinin ise şirket müdürü ...'ın ikametgah adresinde 13/05/2014 tarihinde bizzat kendisine tebliğ edildiği, ödeme yapılmaması ve gerçekleştirilen mal varlığı araştırması sonuçsuz kaldığından bahisle dava konusu ödeme emrinin düzenlendiği anlaşılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT:
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun "Kanuni Temsilcilerin Ödevi" başlıklı 10. maddesinde, tüzel kişilerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları halinde bunlara düşen ödevlerin kanuni temsilcileri tarafından yerine getirileceği, temsilcilerin bu ödevleri yerine getirmemeleri yüzünden mükelleflerin veya vergi sorumlularının varlığından tamamen veya kısmen alınamayan vergi veya buna bağlı alacakların, kanuni ödevleri yerine getirmeyenlerin varlıklarından alınacağı hükme bağlanmıştır.
Aynı Kanun'un tebliğ esasları, tebliğin muhatapları, posta ve ilan yoluyla tebliğler ile memur eliyle tebliğ ve tebliğ yerine geçen işlemler düzenlenmiş, tebligatın nerede, nasıl ve kimlere yapılacağı belirlenmiş, 93. maddesinde, tahakkuk fişinden gayri vergilendirme ile ilgili olup hüküm ifade eden bilumum vesikalar ve yazıların, adresleri bilinen gerçek ve tüzel kişilere posta vasıtasiyle ilmühaberli taahhütlü olarak tebliğ edileceği, şu kadar ki ilgilinin kabul etmesi şartiyle tebliğin daire veya komisyonda yapılmasının mümkün olduğu hüküm altına alınmıştır.
“Tebliğ yapılacak kimseler” başlıklı 94. maddenin 1.fıkrasında, tebliğin, mükelleflere, bunların kanuni temsilcilerine, umumi vekillerine veya vergi cezası kesilenlere yapılacağı, 2365 sayılı Kanun'un 18. maddesiyle eklenen 3. fıkrasında ise kendisine tebligat yapılacak kimsenin bulunmaması halinde tebliğin, ikametgah adresinde bulunanlardan veya iş yerlerindeki memur ya da müstahdemlerden birine yapılacağı düzenlemesine yer verilmiştir.
Uyuşmazlığın doğduğu dönemde yürürlükte olan haliyle 213 sayılı Kanun'un 101. maddesine göre bilinen adresler; mükellef tarafından işe başlamada bildirilen adresler, adres değişikliğinde bildirilen adresler, işi bırakmada bildirilen adresler, vergi beyannamelerinde bildirilen adresler, yoklama fişinde tesbit edilen adresler, vergi mahkemesinde dava açma dilekçelerinde ve cevaplarında gösterilen adresler, yetkili memurlar tarafından bir tutanakla tesbit edilen adresler (İlgilinin tutanakta imzası bulunmak şartiyle), bina ve arazi vergilerinde komisyonlarca tahrir varakalarında tesbit edilen adresler olarak sayılmış, tebligatın gönderilmesinde bu adreslerden tarih itibariyle tebligat yapacak makama en son olarak bildirilmiş veya bu makamca tesbit edilmiş olan adresin dikkate alınacağı belirtilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Uyuşmazlık konusu olayda, kanuni temsilcilik sıfatı 24/01/2006 tarihinde sona eren davacının, 2005 ve 2006 yıllarına ait defter ve belge ibraz yazısının tebliğ edildiği tarihte kanuni temsilci olmadığı dikkate alındığında, belirtilen tarihten sonraki kanuni temsilciler tarafından yerine getirilmesi gereken defter ve belgeleri ibraz etme ödevini yerine getirmesi beklenemeyeceğinden kendisine bu konuda kusur atfedilmesi düşünülemez.
Bu durumda, kanuni temsilci olarak görev yaptığı yıllara ait defter ve belgelerin şirketi temsil ve ilzam yetkisi bulunmadığı 2010 yılında ibraz edilmediğinden bahisle salınan vergi ve kesilen cezalardan sorumlu tutulmayacağından Vergi Dava Dairesi kararının ödeme emrinin katma değer vergisi tarhiyatına ilişkin kamu alacağı yönünden davanın reddi yolundaki hüküm fıkrasında hukuka uyarlık görülmemiştir.
Tebliğ, hukuki bir işlemden ilgili kimsenin haber almasını sağlamak için, yetkili makamın kanuni şekilde yazı veya ilan ile yapacağı belgelendirme işlemi olup amaç, ilgilinin yasal haklarını kullanabilmesine imkan tanımaktır. Tebliğin esasları, kimlere yapılabileceği ve hangi adreslerde yapılacağı 213 sayılı Kanun'un 93 ve müteakip maddelerinde açıklanmış bulunmaktadır.
Buna göre asıl olan tebligatın mükelleflerin bilinen adreslerinde yapılmasıdır. Bilinen adreslerin hangileri olduğu ise yukarıda da ifade edildiği üzere 213 sayılı Kanun'un 101. maddesinde sayılmıştır.
Mükelleflerin ikamet adresinin bilinen adreslerden olmaması nedeniyle ödeme emri içeriği 2005 yılına ait vergi ziyaı cezalı kurumlar vergisine ait ihbarnamenin kanuni temsilcinin ikamet adresinde eşi olduğu belirtilen ... imzasına tebliğ edilmesinin 213 sayılı Kanun'un tebliğe ilişkin usullere uygun olduğundan söz edilemeyeceği dikkate alındığında, Vergi Dava Dairesi kararının, dava konusu ödeme emrinin değinilen kısmı yönünden de davanın reddine ilişkin hüküm fıkrasının da bozulması gerekmiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin kabulüne,
2. Temyize konu Vergi Dava Dairesi kararının BOZULMASINA, 21/03/2024 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.

(X)-KARŞI OY :
Temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar Vergi Dava Dairesi kararının dayandığı hukuksal nedenler ve gerekçe karşısında, kararın bozulmasını sağlayacak durumda bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile kararın onanması gerektiği görüşüyle Daire kararına katılmıyorum.