Danıştay 2. Daire Başkanlığı 2023/1486 E. , 2023/5874 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
İKİNCİ DAİRE
Esas No : 2023/1486
Karar No : 2023/5874
KARŞILIKLI TEMYİZ İSTEMİNDE BULUNANLAR :
1- (DAVALI): … Genel Müdürlüğü
VEKİLİ : Av. …
2- (DAVACI): …
İSTEMİN KONUSU: … İdare Mahkemesince verilen … günlü, E:…, K:… sayılı kararın, taraflarca dilekçelerde yazılı nedenlerle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması istemlerinden ibarettir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava Konusu İstem : Dava; … Emniyet Müdürlüğü emrinde 3. sınıf emniyet müdürü olarak görev yapan davacının, 2. sınıf emniyet müdürlüğü rütbesine terfi ettirilmemesine ilişkin … günlü, … sayılı işlemin iptali ile terfi ettirilmemesi sebebiyle mahrum kaldığı mali haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi ve diğer özlük haklarının iadesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
... İdare Mahkemesinin, … günlü, E:…, K:… sayılı kararıyla, davalı idarece liyakat değerlendirmesinde dikkate alınması gereken ölçütlerin, rütbe terfiine aday personel yönünden eşit, objektif ve istikrarlı şekilde uygulanmadığından davacı hakkında tesis edilen dava konusu işlemde ilgili mevzuata ve hukuka uyarlık görülmediği, öte yandan Mahkemelerince iptal edilen işlem nedeniyle, davacının 30/06/2014 tarihi itibarıyla 2. sınıf emniyet müdürlüğüne terfi ettirilmesinin gerekmesi karşısında davacının bu tarihten itibaren mahrum kaldığı parasal ve özlük haklarının hesaplanarak yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesi gerektiği gerekçesiyle, dava konusu işlemin iptaline, davacının tazminat isteminin kabulü ile terfi ettirilmeme işlemi nedeniyle mahrum kaldığı özlük haklarının 30/06/2014 tarihinden itibaren hesaplanarak, her bir ödeme tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine hükmedilmiş, anılan kararın davalı idare tarafından temyiz edilmesi üzerine Danıştay İkinci Dairesinin 08/03/2022 günlü, E:2021/1319, K:2022/1099 sayılı kararıyla; davalı idarece, 2014 yılı için ayrı bir liste oluşturularak, kıdem ve liyakat yönünden esasa ilişkin bir değerlendirme yapılmak suretiyle davacı hakkında karar verilmesi gerektiği, dava konusu işlemin hukuka aykırı olduğunun saptanmış olmasının, davacının, doğrudan 2. sınıf emniyet müdürü rütbesine terfi ettirilmesi sonucunu doğurmayacağı, davacının terfi edip etmeyeceği yeniden değerlendirme sonucunda belirleneceğinden bu aşamada davacının parasal ve özlük hak kaybının varlığından söz edilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle mahkeme kararının iptale ilişkin kısmının, gerekçeli onanmasına, tazminat isteminin kabulüne ilişkin kısmının ise bozulmasına hükmedilmiş; davalı idarenin karar düzeltme istemi de Danıştay İkinci Dairesinin 29/11/2022 günlü, E:2022/3335, K:2022/6030 sayılı kararıyla reddedilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti : … İdare Mahkemesince, bozma kararına uyularak bozulan kısım yönünden verilen temyize konu kararla; dava konusu işlemin iptaline ilişkin kısmının, davacının doğrudan terfi ettirilmesi sonucunu doğurmadığı, tespit edilen hususlara göre durumunun yeniden değerlendirilmesine yönelik olduğu ve davacının terfi edip etmeyeceğinin bu değerlendirme sonucunda belirleneceği dikkate alındığında, bu aşamada davacının parasal hak kaybının varlığından söz edilemeyeceği gerekçesiyle davacının işlem nedeniyle mahrum kaldığı mali haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi ve diğer özlük haklarının iadesi istemi yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, yargılama giderleri yarı yarıya taraflar üzerinde bırakılarak, davalı idare lehine vekalet ücretine hükmedilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI :
1- Davalı idare tarafından: Davanın görüm ve çözümünde … İdare Mahkemelerinin yetkili bulunduğu, dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu ileri sürülerek Mahkeme kararının iptale ilişkin kısmının bozulması istenilmektedir.
2- Davacı tarafından: İlk Mahkeme kararında belirtildiği üzere bir üst rütbeye terfi ettiğinin sabit olduğu, mahrum kaldığı parasal haklarının ödenmesine hükmedilmesi gerektiği, vekalet ücretinin üzerinde bırakılmasının hukuka aykırı olduğu, yargılama giderlerinin davalı idareye yükletilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.
TARAFLARIN CEVABI :
1- Davacı tarafından : Cevap verilmemiştir.
2- Davalı idare tarafından : Davacının temyiz isteminin reddi gerektiği yolundadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ: …
DÜŞÜNCESİ : Davacının temyiz isteminin kısmen kabulü ile yargılama giderlerinin düzelterek onanması; davalı idarenin temyiz isteminin ise incelenmeksizin reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmüştür.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İkinci Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosyanın tekemmül ettiği anlaşıldığından, davalı idarenin yürütmenin durdurulması istemi hakkında bir karar verilmeksizin, gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Davacının, Mahkeme kararının esasına yönelik temyiz istemi yönünden;
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Davacının, Mahkeme kararının yargılama gideri ve vekalet ücretine ilişkin kısmına yönelik temyiz istemi yönünden;
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 6545 sayılı Kanun'un 22. maddesiyle değişik "Temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar" başlıklı 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde; temyiz incelemesi sonunda kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa Danıştayın kararı düzelterek onayacağı hükme bağlanmıştır.
Anılan Kanun maddesinin gerekçesinde ise; temyiz incelemesinde sadece maddi hatalarda değil, aynı zamanda yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen eksiklik ya da yanlışlıklarda da düzelterek onama kararı verilmesinin sağlandığı, uygulamada, vekâlet ücretine, yargılama giderlerine ya da faize hükmedilmesinin unutulması ya da bunların yanlış hesaplanması gibi, kararın asli olmayan unsurlarında görülen bir kısım eksiklik ya da yanlışlıklar nedeniyle bozma kararları verildiği, bunun mahkeme tarafından tekrar karara bağlandığı ve yine bu kararlara karşı yeniden kanun yollarına başvurulabilmesi nedeniyle hem zaman hem de emek kaybına neden olunduğunun görüldüğü, bu suretle esasa etkili olmayan konularda Danıştayın kesin karar vermesi sağlanarak uyuşmazlığın hızla sonuçlandırılmasının amaçlandığı hususlarına yer verilmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun ''Kararlarda bulunacak hususlar'' başlığını taşıyan 24. maddesinin (f) bendinde; kararlarda, yargılama giderleri ve hangi tarafa yükletildiğinin belirtileceği, 31. maddesinin göndermede bulunduğu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 323. maddesinde de; davaya göre Kanun uyarınca takdir olunacak vekalet ücretlerinin yargılama giderlerinden olduğu, 326. maddesinin birinci fıkrasında; kanunda yazılı hâller dışında, yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verileceği, 330. maddesinde; davayı kaybeden taraf aleyhine vekalet ücretine hükmedileceği, 331. maddesinin 1. fıkrasında ise; davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hallerde, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerine hükmedileceği kuralına yer verilmiştir.
Bilindiği üzere, yargılama sonucu bir tarafa yargılama giderlerinin yükletilmesinin nedeni, o tarafın, dava açmak ya da dava açılmasına sebebiyet vermek suretiyle karşı tarafın yargılama masrafı yapmasına neden olmasıdır.
Somut olayda, davacının "2. sınıf emniyet müdürü komiser rütbesine terfi ettirilmemesine ilişkin işlem" hakkında verilen iptal kararı "yeniden değerlendirme yapılması gerektiği" gerekçesiyle onanmış olup, nihayetinde "iptal kararı" bu şekilde kesinleşmiştir. Bu işleme bağlı olan parasal ve özlük hak talebi ile ilgili olarak verilen nihai kararda ise, "davacının durumu hakkında yeniden yapılacak değerlendirme sonucuna göre idarece bir karar verileceği belirtilerek, bu aşamada davacının parasal ve özlük hak kaybının varlığından söz edilemeyeceği" gerekçesiyle karar verilmesine yer olmadığı yolunda hüküm kurulmuştur. Ancak, bu "karar verilmesine yer olmadığı kararı" işlemin hukuka uygunluğunu saptayan ya da davacının haksız olduğunu ortaya koyan nitelikte bir hüküm değildir, Diğer bir ifadeyle davanın esası hakkında bir karar verilmemiştir.
Bu itibarla, parasal hak talebinin bağlı olduğu işlem hakkında iptal kararı verildiği ve temyizen incelenen kararda, dava konusu parasal ve özlük hak talebi hakkında "hukuka aykırılık" yolunda bir tespit yapılmadığı dikkate alındığında, yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılan kısmı ile davalı idare lehine vekalet ücretine hükmedilmesinde hukuki isabet görülmemiştir.
Bu husus, yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan, düzeltilmesi mümkün eksiklik olarak görüldüğünden, İdare Mahkemesince verilen kararın hüküm fıkrasında yer alan "aşağıda dökümü gösterilen ve davacı tarafından yapılan 233,40- TL yargılama giderinden 116,70-TL'nin davacı üzerinde bırakılmasına, kalan 116,70- TL yargılama giderinin davalı idare tarafından davacıya ödenmesine, davalı idare tarafından yapılan 280,10- TL yargılama giderinden 140,05- TL'nin davalı idare üzerinde bırakılmasına, kalan 140,05- TL yargılama giderinin davacı tarafından davalı idareye ödenmesine, karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 5.500,00-TL avukatlık ücretinin davacı tarafından davalı idareye ödenmesine" ibaresinin, "...aşağıda dökümü yapılan 233,40-TL yargılama giderinin davalı idareden alınarak davacıya ödenmesine, davalı idarece yapılan 280,10-TL tutarındaki yargılama giderinin davalı idare üzerinde bırakılmasına" şeklinde düzeltilerek onanması gerektiği sonucuna varılmıştır.
Davalı idarenin temyiz istemine gelince;
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 46. maddesinde; Danıştay dava daireleri ile idare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarına karşı tebliğ tarihini izleyen otuz gün içinde Danıştayda temyiz yoluna başvurulabileceği, 49. maddesinin 5. fıkrasında ise; kararların kısmen onaylanması ve kısmen bozulması hallerinde kesinleşen kısmın Danıştay kararında belirtileceği kurala bağlanmış olup, temyiz yoluna, aleyhine karar verilen taraflarca başvurulabileceği açıktır.
İdari işlemler hakkında iptal davası açılabilmesi için öncelikle idari işlemin ilgilinin hukuki menfaatini ihlal etmesi koşulunun varlığı arandığı gibi, kanun yoluna başvurmada da hukuki yarar bulunması gerekmektedir. Başka bir deyişle, kanun yoluna başvuranın, aleyhine kanun yoluna başvurduğu kararın bozulması veya değiştirilmesinde korunmaya değer hukuki menfaatinin bulunması şarttır.
Somut uyuşmazlıkta, davacının terfi ettirilmemesine ilişkin işlemin iptali, davacının tazminat isteminin kabulü ile yoksun kaldığı özlük haklarının yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesi yolunda verilen Mahkeme kararının, iptale ilişkin kısmının Danıştay İkinci Dairesinin 08/03/2022 günlü, E:2021/1319, K:2022/1099 sayılı kararıyla gerekçeli olarak onanmasına, davacının tazminat isteminin kabulüyle, yoksun kalınan özlük haklarının yasal faiziyle davacıya ödenmesine ilişkin kısmının ise bozulmasına karar verildiği, davalı idarenin karar düzeltme istemi de reddedilerek, kararın iptale ilişkin kısmının kesinleştiği, daha sonra Mahkemece kısmen bozma kararına uyularak, mali haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi ve diğer özlük haklarının iadesi istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına hükmedildiği anlaşılmaktadır.
Davalı idare tarafından dosyaya sunulan temyiz dilekçesinde ise; Mahkeme kararının gerekçeli olarak onanarak kesinleşen iptale ilişkin kısmına yönelik hukuka aykırılık iddialarına yer verilerek bozulması istenilmektedir.
Bu durumda; davalı idarece bozma kararı sonrasında hakkında hüküm kurulmayan ve kesinleşen kısma yönelik iddialarla yapılan temyiz isteminin incelenmesine de yasal olanak bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. DAVALI İDARENİN TEMYİZ İSTEMİNİN İNCELENMEKSİZİN REDDİNE oybirliğiyle,
2. DAVACININ TEMYİZ İSTEMİNİN KISMEN REDDİ ile karar verilmesine yer olmadığı yolunda ... İdare Mahkemesince verilen … günlü, E:…, K:… sayılı kararın ONANMASINA oybirliğiyle,
3. DAVACININ TEMYİZ İSTEMİNİN KISMEN KABULÜ ile anılan kararın yargılama gideri ve vekalet ücretine yönelik hüküm fıkrasının yukarıda belirtildiği şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA oyçokluğuyla,
4. Davacı tarafından yapılan temyiz yargılama giderinin yarısının davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, diğer yarısının davacı üzerinde bırakılmasına, davalı idarece yapılan temyiz posta giderinin davalı idare üzerinde bırakılmasına,
5. Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
6. 2577 sayılı Kanun'un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren onbeş (15) gün içinde Danıştayda karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 07/12/2023 tarihinde karar verildi.
(X) KARŞI OY :
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 6545 sayılı Kanun'un 22. maddesiyle değişik "Temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar" başlıklı 49. maddesinde; "1. Temyiz incelemesi sonunda Danıştay;
a) Kararı hukuka uygun bulursa onar. Kararın sonucu hukuka uygun olmakla birlikte gösterilen gerekçeyi doğru bulmaz veya eksik bulursa, kararı, gerekçesini değiştirerek onar.
b) Kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa kararı düzelterek onar." hükmüne yer verilmiştir.
Temyiz incelemesinde; incelemeye tabi karardaki gerekçenin değiştirilmesi veya maddi hata ve yanlışlıkların düzeltilmesi, eksikliklerin tamamlanması mümkün olmakla birlikte, hükmün sonucunu, kapsamını değiştirecek şekilde düzeltme yapılması mümkün bulunmamaktadır.
Temyiz istemine konu Mahkeme kararı sonucunda haksızlığı yolunda bir tespit yapılmayan davacı aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesinde hukuka uyarlık görülmemiştir.
Bu husus, yukarıda belirtildiği üzere 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar" başlıklı 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi kapsamında bulunmayıp; kararın bozulmasını gerektiren "hukuka aykırılık" teşkil etmektedir.
Bu sebeple, İdare Mahkemesi kararının bu kısmının, Mahkemece yeniden bir karar verilmek üzere bozulması gerektiği oyuyla, aksi yönde oluşan düzeltilerek onama kararına katılmıyorum.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!