WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 02 Temmuz 2026

DANIŞTAY 2. DAIRE

A- A A+

Danıştay 2. Daire Başkanlığı         2021/7888 E.  ,  2023/6007 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
İKİNCİ DAİRE
Esas No : 2021/7888
Karar No : 2023/6007

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...

KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Genel Müdürlüğü
VEKİLİ : Hukuk Müşaviri ...

İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince verilen ... günlü, E:... , K:... sayılı kararın, dilekçede yazılı nedenlerle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması isteminden ibarettir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava Konusu İstem : Dava; davacının Mersin İl Emniyet Müdürlüğünde görev yaptığı dönemdeki fiilleri nedeniyle hakkında yürütülen disiplin soruşturması sonucunda, ... ve ... isimli şahısların iletişimine müdahale edilmesi amacıyla hazırlanan bilgi notları ve teknik takip talep formlarında imzasının bulunması nedeniyle Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8/12 maddesi uyarınca "Kasıtlı olarak gerçek dışı rapor vermek veya tutanak düzenleyip imza etmek veya ettirmek" suçunu işlediğinden bahisle iki defa meslekten çıkarma cezası ile tecziyesi gerekmekte ise de Devlet Memurları Kanunu'nun 127. maddesi gereğince idarenin ceza verme yetkisinin zaman aşımına uğradığından bahisle dosyanın ilgili bölümlerinin işlemden kaldırılmasına ilişkin ... günlü, ... sayılı işlemin kendisine ilişkin kısmı ile soruşturma raporunun iptali istemiyle açılmıştır.
... İdare Mahkemesinin ... günlü, E:... , K:... sayılı kararıyla harç ve posta ücretleri eksikliğinin giderilmemesi nedeniyle davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş, davacının bu karara karşı istinaf talebinde bulunması üzerine ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari dava Dairesinin ... günlü, E:... , K:... sayılı kararıyla davacının istinaf başvurusunun kabülüne, Mahkeme kararının bozulmasına ve işin esası hakkında bir karar verilmek üzere dosyanın Mahkemesine iadesine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti : ... İdare Mahkemesinin ... günlü, E:... , K:... sayılı kararıyla; zaman aşımı nedeniyle işlemden kaldırılmış dosya içeriği fiillerin işlenip işlenmediği ve bu fiillerin Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü uyarınca meslekten çıkarma cezasını gerektirip gerektirmediği, yani öncelikle fiilin sübuta erip ermediği incelendikten sonra, bu sonuca göre, disiplin cezasını gerektiren fiil ve hallerin işlendiği tarihten itibaren ceza verme yetkisinin zamanaşımına uğrayıp uğramadığının tespit edilmesi gerektiği, davacıya isnat edilen fiillerin sübuta erip ermediği ve tatbik edilmesi gereken disiplin cezasının ne olması gerektiği gibi hususların soruşturmacı tarafından irdelenmesinin ardından, idarece öncelikle fiilin sübuta erip ermediğinin ve tatbik edilecek cezanın ne olduğunun değerlendirilmesinin, aynı zamanda usulüne uygun bir soruşturma yürütüldüğünden bahsedilebilmesi için bir gereklilik olduğu göz önünde bulundurulduğunda, salt zaman aşımı süresinin son bulduğunun saptanılması suretiyle işin esasına yönelik bir değerlendirme yapılmamasının disiplin hukuku ilkelerine aykırılık teşkil edeceğinin açık olduğu, bu nedenle davacıya isnad edilen fiillerin subuta erip ermediğinin değerlendirilmesi neticesinde disiplin cezası verme yetkisinin zamanaşımına uğradığı yolunda tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi Kararının Özeti : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince verilen temyize konu kararla; Mahkeme kararının usul ve hukuka uygun bulunduğu gerekçesiyle istinaf başvursunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından; dinlenen şahıslarla ilgili yargılamasının ... Ağır Ceza Mahkemesinin E:... nolu dosyasında devam ettiği, işbu dosyanın anılan davanın neticelenmesine kadar bekletilmesi gerektiği, davanın reddi yolundaki Mahkeme kararında ve bu karara karşı yaptığı istinaf başvurusunun reddi kararında hukuki isabet bulunmadığı ileri sürülerek Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması talep edilmektedir.

KARŞI TARAFIN CEVABI : Temyiz isteminin reddi gerektiği yolundadır.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İkinci Dairesince, Danıştay Beşinci Dairesi tarafından, Danıştay Başkanlık Kurulunun 18/12/2020 günlü, K:2020/62 sayılı kararının "Ortak Hükümler" kısmının 6. fıkrası uyarınca, ayrıca bir gönderme kararı verilmeksizin Dairemize iletilen dosyada, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra davacının adli yardım talebinin ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... günlü, E:... , K:... sayılı kararı ile kabul edildiği görüldüğünden, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 335. maddesinin 3. fıkrasında yer alan "Adli yardım, hükmün kesinleşmesine kadar devam eder." düzenlemesi gereğince, adli yardım istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilerek, işin gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Mersin İl Emniyet Müdürlüğünde komiser olarak görev yapan davacı, hakkında yürütülen disiplin soruşturması sonucunda ... ve ... isimli şahısların iletişimine müdahale edilmesi amacıyla hazırlanan bilgi notları ve teknik takip talep formlarında imzasının bulunması nedeniyle Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8/12 maddesi uyarınca "Kasıtlı olarak gerçek dışı rapor vermek veya tutanak düzenleyip imza etmek veya ettirmek" suçunu işlediğinden bahisle iki defa meslekten çıkarma cezası ile tecziyesi gerekmekte ise de Devlet Memurları Kanunu'nun 127. maddesi gereğince idarenin ceza verme yetkisinin zaman aşımına uğradığından bahisle dosyanın ilgili bölümlerinin işlemden kaldırılmasına ilişkin 27/01/2016 günlü, 2016/19 sayılı işlemin kendisine ilişkin kısmı ile soruşturma raporunun iptali istemiyle temyizen incelenmekte olan davayı açmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT :
(Mülga) Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8/12 maddesinde; "Kasıtlı olarak gerçek dışı rapor vermek veya tutanak düzenleyip imza etmek veya ettirmek" fiili, meslekten çıkarma cezasını gerektiren fiil ve haller arasında sayılmıştır.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 127. maddesinin üçüncü fıkrasında; "Disiplin cezasını gerektiren fiil ve hallerin işlendiği tarihten itibaren nihayet iki yıl içinde disiplin cezası verilmediği takdirde ceza verme yetkisi zaman aşımına uğrar." hükmüne yer verilmiştir.
04/04/2015 günlü, 29316 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6638 sayılı Kanun'un 33. maddesiyle 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu'na eklenen Geçici 28. maddede; "Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önceki son beş yıl içinde disiplin kurullarınca meslekten veya Devlet memurluğundan çıkarma cezasıyla tecziye edilmesi gerektiği hâlde 657 sayılı Kanunun 127 nci maddesine göre ceza verme yetkisi zamanaşımına uğradığı için cezalandırılamayan Emniyet Teşkilatı mensupları, bir ay içinde kamu kurum ve kuruluşlarına nakledilmek üzere İçişleri Bakanlığı tarafından Devlet Personel Başkanlığına bildirilir.
Bu personelin, Devlet Personel Başkanlığınca 24/11/1994 tarihli ve 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanunun 22 nci maddesinin ikinci, üçüncü, beşinci ve altıncı fıkralarında belirtilen esas ve usuller çerçevesinde diğer kamu kurum ve kuruluşlarına, Devlet Personel Başkanlığına bildirim tarihinden itibaren kırk beş gün içinde atama teklifleri yapılır. Bunlardan müdür ve üstü kadrolarda olanlar araştırmacı unvanlı kadrolara, diğerleri ise Devlet Personel Başkanlığınca tespit edilen kadrolara atanırlar. Personel nakledildiği kurumda göreve başlayıncaya kadar eski kurumunda çalışmaya devam eder ve bu personelin her türlü mali ve sosyal hakları çalıştıkları kurum tarafından karşılanır.
Bu madde kapsamında yer alan personele ilişkin kadrolar; atama teklifi gerçekleştirilen kamu kurum ve kuruluşları tarafından ilgililere ilişkin atama onaylarının alındığı tarih itibarıyla diğer kanunlardaki hükümlere bakılmaksızın ve başka bir işleme gerek kalmaksızın ihdas, tahsis ve vize edilmiş sayılır. İhdas edilmiş sayılan memur kadroları, 13/12/1983 tarihli ve 190 sayılı Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararnameye ekli cetvellerin ilgili bölümüne eklenmiş sayılır. Atama işlemi yapılan personele ilişkin bilgiler ve bu bilgilerdeki değişiklikler, en geç on beş gün içinde Devlet Personel Başkanlığına bildirilir." düzenlemesi yer almaktadır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Disiplin cezaları, kamu hizmetinin gereği gibi yürütülmesi bakımından kamu görevlilerinin mevzuat uyarınca yerine getirmek zorunda oldukları ödev ve sorumlulukları ifa etmemeleri veya mevzuatta yasaklanan fiillerde bulunmaları durumunda uygulanan yaptırımlar olup, bu yaptırımların memurların özlük hakları üzerinde doğrudan ve önemli sonuçlar doğurmaları sebebiyle subjektif ve bireysel etkileri bulunduğu gibi, kamu görevinin gereği gibi sürdürülmesi ve kamu düzeninin sağlanması bakımından da objektif ve kamusal önemleri bulunmaktadır.
Bu bakımdan disiplin soruşturmalarının yapılmasında izlenecek yöntem, ceza verilecek fiiller ve ceza vermeye yetkili makam ve kurullar pozitif olarak mevzuatta belirlenmekte, doktrin ve yargısal içtihatlarla da konu ile ilgili disiplin hukuku ilkeleri oluşturulmaktadır. İlgililer bakımından güvence niteliği taşıyan zamanaşımı süreleri, kamu düzenine ilişkin olmaları nedeniyle disiplin soruşturmasını açmaya yetkili amirlerce uyulması zorunlu olan süreler olduğundan, bu süreler geçirildikten sonra yapılan disiplin soruşturması esas alınarak verilen disiplin cezaları hukuka aykırı olacaktır.
Kural olarak zamanaşımına uğrayan bir fiille ilgili yapılan soruşturmada ilk önce fiilin belirlenmesi ve akabinde zamanaşımı bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi, zamanaşımı tespit edilmesi halinde ise fiilin sübuta erip ermediği tartışılmadan zamanaşımına uğradığı tespiti yapılarak dosyanın işlemden kaldırılması gerekmektedir. Ancak zamanaşımına uğrayan fiil nedeniyle disiplin cezası dışında ayrıca bir idari yaptırım öngörülmüş ise fiilin sübuta erip ermediğinin ortaya konulmasından sonra zamanaşımı değerlendirmesi yapılarak işlemden kaldırma kararı verilmesi gerektiği açıktır.
Bu açıklamalar ışığında, 3201 sayılı Kanun'a eklenen ve 04/04/2015 tarihinde yürürlüğe giren Geçici 28. madde hükmündeki, 04/04/2015 tarihinden önceki son beş yıl içinde meslekten çıkarma cezasıyla tecziye edilmesi gerektiği hâlde, idarenin ceza verme yetkisi zamanaşımına uğradığı için cezalandırılamayan Emniyet Teşkilatı mensuplarının, bir ay içinde kamu kurum ve kuruluşlarına nakledilmek üzere Devlet Personel Başkanlığına bildirileceği ve bildirim tarihinden itibaren kırk beş gün içinde de atama tekliflerinin yapılacağı yolundaki kural ile bu hüküm kapsamındaki personel yönünden, zamanaşımına uğrayan fiile yönelik meslekten çıkarma cezası dışında ayrıca bir idari yaptırım öngörüldüğü hususunda tereddüt bulunmamaktadır.
Dava konusu olayda İdare Mahkemesince; davacının soruşturma raporunun iptali istemi hakkında bir hüküm kurulmadığı, 27/01/2016 günlü İçişleri Bakanlığı işlemi bakımından ise her ne kadar, ceza verme yetkisi zamanaşımına uğramış işlemlerde de fiilin sübuta erip ermediğinin denetlenmesi gerektiği hususu açıklanmak suretiyle kararın gerekçesi oluşturulmuş ise de işlemden kaldırılmış dosya içeriği fiillerin davacı tarafından işlenip işlenmediği, işlenmişse hangi tarihlerde işlendiği, fiillerin meslekten çıkarma cezasını gerektirip gerektirmediği ve ceza verme yetkisinin zamanaşımına uğrayıp uğramadığı konusunda herhangi bir değerlendirme yapılmaksızın davanın reddine karar verildiği, bu karara karşı davacı tarafından yapılan istinaf başvurusunun da reddedildiği görülmektedir.
Yukarıda yer verilen Geçici 28. madde hükmü kapsamında olan somut olayın çözüme kavuşturulabilmesi için, davacının iki ayrı meslekten çıkarma cezası ile tecziyesi gerekmekte ise de idarenin ceza verme yetkisine ilişkin zamanaşımı süresi dolduğundan dosyanın ilgili bölümlerinin işlemden kaldırılmasına ilişkin İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulu kararının iptali istemine yönelik işbu davada; zamanaşımı nedeniyle işlemden kaldırılmış dosya içeriği fiillerin davacı tarafından işlenip işlenmediğinin, işlenmiş ise hangi tarihlerde işlendiğinin ve bu fiillerin meslekten çıkarma cezasını gerektirip gerektirmediğinin, başka bir ifadeyle öncelikle fiillerin sübûta erip ermediğinin Mahkemece incelenmesi ve isnat edilen fiillerin işlendiğinin yine Mahkemece tespit edilmesi durumunda, fiillerin işlendiği tarih esas alınarak ceza verme yetkisinin zamanaşımına uğrayıp uğramadığının belirlenmesi, varılacak sonuca göre de dava konusu işlemin hukuka uygunluğunun değerlendirilmesi gerekmektedir.
Bu itibarla, öncelikle dava konusu edilen soruşturma raporu ile "zaman aşımı nedeniyle dosyanın ilgili bölümlerinin işlemden kaldırılmasına ilişkin" işlemlerin iptali istemlerinin ayrı ayrı değerlendirilerek her istem hakkında ayrı hüküm kurulması ve davacının meslekten çıkarma cezasını gerektiren fiillerinin sübûta erip ermediğinin, fiillerin sübuta erdiği sonucuna varılmış ise işlendikleri tarih esas alınarak ceza verme yetkisinin zaman aşımına uğrayıp uğramadığının Mahkemece tespit edilmesi gerekirken, işlemlerin yargısal denetiminin gerçekleştirilmesi kapsamında eksik inceleme ile esasa yönelik bir değerlendirme yapılmaksızın doğrudan davanın reddi yolunda hüküm kuran İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine yönelik Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. DAVACININ TEMYİZ İSTEMİNİN KABULÜNE,
2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince verilen ... günlü, E:... , K:... sayılı kararın, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 2/b fıkrası uyarınca BOZULMASINA,
3. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 6545 sayılı Kanun'la değişik 50. maddesinin 2. fıkrası gereğince ve yukarıda belirtilen hususlar da gözetilerek yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın, kararı veren ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 14/12/2023 tarihinde esasta oybirliği, gerekçede oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.

KARŞI OY (X) :

Dava konusu işlem tarihinde yürürlükte bulunduğu şekliyle 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu’nun 3. maddesinde, “Umumi zabıta: Silahlı bir kuvvet olan (polis) ve (jandarma) dır.” hükmü yer almış; 82. maddesinde, Emniyet örgütü mensuplarına verilecek disiplin cezaları sayılmış, Devlet memurluğundan çıkarma cezasının, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu hükümlerine göre ve bu Kanun'da gösterilen yetkili disiplin kurulunca uygulanacağı belirtilmiş; 83. maddesinde de, "Gerek inzibat komisyonları tarafından ve gerek salahiyet dairesinde re'sen verilecek inzibat cezalarını icap ettiren fiil ve hareketlerin ne olduğu ve cezaların derece ve miktarı, polis mesleğinin haiz olduğu hususiyet ve ehemmiyet gözetilerek tanzim edilecek nizamnamede tayin olunur. Memuriyetten ihraç cezası müstesnadır." kuralına yer verilmiştir.
3201 sayılı Kanun'un verdiği yetkiye istinaden, Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü 24/04/1979 günlü, 16618 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmış; Anayasa Mahkemesinin 29/01/2016 günlü, 29608 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 13/01/2016 günlü, E:2015/85, K:2016/3 sayılı kararıyla da; "4.6.1937 tarihli ve 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu'nun 83. maddesinin birinci cümlesinin Anayasa'ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, iptal hükmünün, Anayasa'nın 153. maddesinin üçüncü fıkrası ile 6216 sayılı Kanun'un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrası gereğince, kararın Resmî Gazete'de yayımlanmasından başlayarak bir yıl sonra yürürlüğe girmesine" karar verilmiştir. Diğer taraftan, 23/01/2017 günlü, 29957 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 682 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname kanunlaşarak, 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun, 08/03/2018 günlü, 30354 (Mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
7068 sayılı Kanun’un 1. maddesinde, bu Kanun’un Emniyet Genel Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı personeline ilişkin disiplinsizlik hâllerini, disiplin cezalarını, disiplin amirlerini ve kurullarını, disiplin soruşturma usulü ile diğer ilgili hususları düzenlediği belirtilmiş; "Yürürlükten kaldırılan hükümler" başlıklı 37. maddesinde, "(1) 4/6/1937 tarihli ve 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanununun 82 nci maddesinin birinci, üçüncü ve dördüncü fıkraları, 83 üncü, ek 4 üncü, ek 5 inci, ek 6 ncı, ek 7 nci, ek 8 inci ve ek 9 uncu maddeleri yürürlükten kaldırılmıştır." hükmüne; "Geçiş hükümleri" başlıklı Geçici 1. maddesinde ise, "(1) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce 657 sayılı Kanun, 6413 sayılı Kanun ve 3201 sayılı Kanun ile 23/3/1979 tarihli ve 7/17339 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü hükümlerine göre resen veya yetkili disiplin kurullarınca verilmiş olan disiplin cezaları bu Kanun hükümleri uyarınca verilmiş addolunur.
(2) (Değişik:18/10/2018-7148/45 md.) 2/1/2017 tarihli ve 682 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin yürürlüğe girdiği 23/1/2017 tarihinde devam etmekte olan disiplin soruşturmaları ile ilgili olarak;
a) Bu Kanunun usule, yetkili disiplin amiri ve yetkili disiplin kurullarına ilişkin hükümleri derhal uygulanır.
b) Bu Kanun yürürlüğe girmeden önce personelin tabi olduğu disiplin mevzuatının ceza hükümleri ile bu Kanunun ceza hükümlerinin farklı olması halinde personelin lehine olan hükümler uygulanır.
(3) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce disiplin amirleri veya disiplin kurulları tarafından verilmiş ve infaz edilmiş disiplin cezalarına bağlı olarak yapılmış idari işlemler aynen muhafaza olunur." hükümlerine yer verilmiştir.
Aktarılan mevzuat uyarınca, 7068 sayılı Kanun kapsamında bulunan personele, bu Kanun’dan önceki mevzuat esas alınarak verilmiş disiplin cezalarının, 7068 sayılı Kanun hükümleri uyarınca verilmiş sayılacağı, söz konusu disiplin cezalarının iptali istemiyle açılan davaların, 7068 sayılı Kanun hükümleri uyarınca çözüleceği açıktır.
3201 sayılı Kanun’da ve Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü’nde ceza verme yetkisinde zamanaşımına ilişkin düzenleme yer almadığından, 657 sayılı Kanun hükümleri uygulanmış ise de; 7068 sayılı Kanun'un 14. maddesinde, “Maiyetinden birinin disiplinsizlik teşkil eden bir fiilini veya mesleğe aykırı tutum ve davranışını herhangi bir şekilde öğrenen disiplin amirleri, olayın araştırılmasının gerektiğine kanaat getirirse bizzat ya da yazılı olarak görevlendireceği soruşturmacılar vasıtasıyla disiplin soruşturması yapar.”; 29. maddesinde, “Bu Kanunda sayılan fiilleri işleyenler hakkında bu fiillerin işlendiğinin disiplin amiri tarafından öğrenildiği tarihten itibaren;
1) a) Uyarma, kınama, aylıktan kesme ve kısa ve uzun süreli durdurma cezalarında bir ay içinde;
(b) Meslekten çıkarma cezası ve Devlet memurluğundan çıkarma cezasında altı ay içinde, disiplin soruşturmasına başlanmadığı takdirde disiplin cezası verme yetkisi zamanaşımına uğrar.
(2) Disiplin cezasını gerektiren fiillerin işlendiği tarihten itibaren iki yıl içinde disiplin cezası verilmediği takdirde ceza verme yetkisi zamanaşımına uğrar…” düzenlemelerine yer verilmiştir.
3201 Kanun’a eklenen Geçici 28. maddede; (Ek: 27/3/2015-6638/33 md.), “Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önceki son beş yıl içinde disiplin kurullarınca meslekten veya Devlet memurluğundan çıkarma cezasıyla tecziye edilmesi gerektiği hâlde 657 sayılı Kanunun 127 nci maddesine göre ceza verme yetkisi zamanaşımına uğradığı için cezalandırılamayan Emniyet Teşkilatı mensupları, bir ay içinde kamu kurum ve kuruluşlarına nakledilmek üzere İçişleri Bakanlığı tarafından Devlet Personel Başkanlığına bildirilir. ...” hükmüne yer verilmiş; bu düzenlemenin iptali istemiyle yapılan başvuru, Anayasa Mahkemesinin 04/05/2017 günlü, E:2015/41, K:2017/98 sayılı kararıyla, ”Memuriyetten veya meslekten atılmayı gerektirecek fiiller yönünden Kanun’da belirtilen zamanaşımı sürelerinin geçmiş olması, bu fiiller nedeniyle kişinin disiplin cezasıyla cezalandırılmaması yönünden kesin bir güvence sağlamakla birlikte bu sürelerin geçmiş olması, kanun koyucunun belli şartlar altında personel çalıştırma rejimiyle ilgili sahip olduğu takdir yetkisini kullanmasına engel teşkil edecek bir neden olarak yorumlanamaz. Bu bağlamda kanun koyucunun, anayasal sınırlar içinde kalmak, bu yönüyle hukuki belirsizliğe ve keyfîliğe neden olmamak kaydıyla ceza müeyyidesi uygulama dışında memuriyetten veya meslekten atılmayı gerektirecek nitelikteki fiilleri işleyenleri emniyet hizmetleri gibi kamu güvenliği ve kişi güvenliğini doğrudan ilgilendiren faaliyet alanlarında çalıştırmak istememesi takdir yetkisi kapsamında kalan bir husus olup bunun kişilerin hukuki güvenliğini ihlal eden bir yönünün olduğu söylenemez.” gerekçesine de yer verilerek reddedilmiştir.
Kamu hizmetlerini yürütenlere verilecek disiplin cezalarına ilişkin farklı düzenlemeler bulunmakla birlikte, genel bir usul kanunu ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 158. maddesinde yer alan başlangıç şüphesinin dahi olmadığı durumlarda, lekelenmeme hakkı kapsamında disiplin soruşturması yapılmasını önleyen bir müesseseye ilişkin düzenleme de yapılmamıştır.
Öte yandan, Anayasa Mahkemesi kararları incelendiğinde;
"- Kamu hizmetlerini yürütenlerin görev, yetki ve sorumlulukları kamu hizmeti ve hizmet gerekleri ile sınırlandırılmış; bu sınırların dışına çıkanların ise disiplin cezaları ile cezalandırılmaları ilgili kanunlarda öngörülmüştür (AYM, E.2017/33, K.2019/20, 10/4/2019, § 42)."
"- Masumiyet karinesi, hakkında suç isnadı bulunan bir kişinin adil bir yargılama sonunda suçlu olduğuna dair kesin hüküm tesis edilene kadar masum sayılması gerektiğini ifade etmekte ve hukuk devleti ilkesinin de bir gereğini oluşturmaktadır (AYM, E.2013/133, K.2013/169, 26/12/2013). Adil yargılanma hakkının bir unsuru olan masumiyet karinesinin sağladığı güvencenin iki boyutu bulunmaktadır. Güvencenin ilk boyutu kişi hakkındaki ceza yargılaması sonuçlanıncaya kadar geçen, bir başka ifadeyle kişinin ceza gerektiren bir suçla itham edildiği (suç isnadı altında olduğu) sürece ilişkin olup suçlu olduğuna dair hüküm tesis edilene kadar kişinin suçluluğu ve eylemleri hakkında erken açıklamalarda bulunulmasını yasaklar. Buna göre hiç kimse, suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar yargılama makamları ve kamu otoriteleri tarafından suçlu olarak nitelendirilemez ve suçlu muamelesine tabi tutulamaz (Kürşat Eyol, B. No: 2012/665, 13/6/2013, § 26)."
"- Bununla birlikte tüm idari ve adli makamların işlem ve kararlarında masumiyet karinesine aykırı bir yön olup olmadığı değerlendirilirken kullanılan ifadelerin bağlamının da nazara alınması gerekir. İdari ve adli makamların suç isnadı altındaki kişilerle ilgili verdiği kararlar bütün hâlinde dikkate alınmalı ve kişinin suçlu olduğuna dair bir yargıda ya da imada bulunulup bulunulmadığı bundan sonra değerlendirilmelidir. Diğer taraftan masumiyet karinesi, kişilere soruşturma yapılmamasını isteme yönünde bir güvence sağlamamaktadır (AYM, Murat Şanlı B. No:2018/4962, 21/10/2020)." gerekçelerine yer verildiği görülmektedir.
"- Hakkaniyete uygun yargılamanın yapılması için elzem olan adil yargılanma hakkının alt ilkelerinden olan masumiyet karinesi ile sağlanan korumalardan biri de kişinin lekelenmeme hakkıdır. Kişi ile ilgili suçlayıcı bir durum söz konusu olduğunda kirlenmenin kolay aklanmanın ise zor olması dolayısıyla kişinin hakları korunmalıdır (Fatih AKINCI, Dergi Park TAAD, Yıl: 11, Sayı: 43,Temmuz 2020)."
7068 sayılı Kanun özelinde, soruşturma yapılması için, fiilin disiplin amirince öğrenilmesi ve olayın araştırılmasının gerektiğine kanaat getirilmesi gerekir. Bu aşamada verilecek kararın, şikayet edilen yönünden "lekelenmeme hakkı"; şikayetçi yönünden "şikayet hakkı"; disiplin amiri yönünden ise "görevin yerine getirilmesi" gibi hususlar açısından sonuçlar doğuracağı açıktır.
Olayın araştırılmasının gerektiğine kanaat getirildiğinde, anılan Kanun uyarınca soruşturmasının yapılması zorunludur. Masumiyet karinesi, kişilere soruşturma yapılmamasını isteme yönünde bir güvence sağlamamaktadır. Soruşturma açılması (soruşturma açılmasının hak kaybı yarattığı haller dışında) ilgilinin aklanmasını da içerdiğinden, tek başına lekelenmeme hakkını ihlal etmeyebilir. Ancak hakkında soruşturmanın açılmasıyla şüphe altında kalan ilgilinin, masumiyet karinesi sürmekle birlikte, kendisini aklama durumu ortaya çıkar.
Anılan Kanun'da sayılan fiillerin işlendiğinin disiplin amiri tarafından öğrenildiği tarihten itibaren zamanaşımı süresi işlemeye başlar. Disiplin soruşturması açılmasını engelleyen zamanaşımı süresi içinde; soruşturmacının belirlenmesi ve soruşturmanın açılması gerekir. Soruşturmacı olayı araştırmak ve değerlendirmek, yetkili kılınan birim de karar vermek durumundadır. Soruşturmanın açılmasını engelleyen "soruşturma zamanaşımı"dır. Zamanaşımı süresinde soruşturmanın açılması sonrası; soruşturmanın tamamlanmamasını öngören yasal bir kural bulunmamaktadır. Disiplin yönünden incelenen fiillerin, disiplin hukuku dışında da sonuçları olabileceği, eylemin sübut bulup bulmadığının tespitinin farklı sonuçlar yaratabileceği açıktır (AYM, E: 2015/41, K: 2017/98, 04/05/2017).
Öte yandan, yine Anayasa Mahkemesinin 10/04/2019 günlü, E:2017/33, K:2019/20 sayılı kararında da bahsedildiği üzere, ceza hukukunda olduğu gibi disiplin hukukunda da idarenin cezalandırma yetkisinin kullanılması belirli sürelerle sınırlandırılmıştır.
Bu aşamada; ceza zamanaşımının idarenin ceza verme yetkisini kaldırdığını, soruşturmayı yapma, sürdürme açısından etkisinin olmadığını, zira soruşturma zamanaşımının başka bir müessese olduğunu da vurgulamak gerekir. Kaldı ki; zamanaşımı, eylemin oluştuğu durumda devreye girdiğinden, eylemin sübut bulmadığının saptanması halinde, zamanaşımı değerlendirmesi yapılamayacaktır. Eylemin sübut bulduğu kanaatine varılarak ceza zamanaşımı nedeniyle işlem tesis edildiğinde ise, ilgilinin açtığı davada yargının bu hususun hukuka uygunluk denetimini yapacağı açıktır.
Zamanaşımına uğrayan fiile, disiplin cezası dışında ayrıca bir idari yaptırım öngörülmüş olması halinde fiilin sübuta erip ermediği tespit edildikten sonra zamanaşımı değerlendirmesi yapılarak işlemden kaldırma kararı verilmesi gerektiği yolundaki gerekçesi yönünden Daire kararına katılmıyorum.

KARŞI OY (XX) :

Dava; davacının Mersin İl Emniyet Müdürlüğünde görev yaptığı dönemdeki fiilleri nedeniyle hakkında yürütülen disiplin soruşturması sonucunda, ... ve ... isimli şahısların iletişimine müdahale edilmesi amacıyla hazırlanan bilgi notları ve teknik takip talep formlarında imzasının bulunması nedeniyle Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8/12 maddesi uyarınca "Kasıtlı olarak gerçek dışı rapor vermek veya tutanak düzenleyip imza etmek veya ettirmek" suçunu işlediğinden bahisle iki defa meslekten çıkarma cezası ile tecziyesi gerekmekte ise de Devlet Memurları Kanunu'nun 127. maddesi gereğince idarenin ceza verme yetkisinin zaman aşımına uğradığından bahisle dosyanın ilgili bölümlerinin işlemden kaldırılmasına ilişkin ... günlü, ... sayılı işlem ile soruşturma raporunun iptali istemiyle açılmıştır.
Dava konusu işlemlerin iptali istemiyle açılan davada Mahkemece, davacının soruşturma raporunun iptali istemi hakkında bir hüküm kurulmadığı, ... günlü, ... sayılı İçişleri Bakanlığı işlemi hakkında ise zamanaşımı nedeniyle işlemden kaldırılmış dosya içeriği fiillerin davacı tarafından işlenip işlenmediği, fiiller gerçekleşmiş ise hangi tarihlerde işlendiği, bu fiillerin meslekten çıkarma cezasını gerektirip gerektirmediği ve ceza verme yetkisinin zamanaşımına uğrayıp uğramadığı konusunda irdeleme yapılmaksızın doğrudan davanın reddine karar verildiği, anılan karara karşı davacı tarafından yapılan istinaf başvurusunun da ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince reddedildiği görülmektedir.
Bir kamu görevlisi hakkında disiplin cezası verilebilmesi için öncelikle isnat edilen kusurlu halin veya fiilin tespiti gerekmektedir. Kusurlu halin veya fiilin tespitinden kasıt ise, disiplin cezasına konu edilen fiil veya halin zamanı, yeri, şekli gibi tüm unsurlarının ortaya konulması; böylelikle fiilin kim tarafından, ne zaman, nerede ve ne şekilde işlendiğinin net ve açık bir şekilde belirlenmesidir.
Öte yandan, 657 sayılı Kanun'un 127. maddesinde yer alan hükümle düzenlenen ve ilgililer bakımından güvence niteliği taşıyan zamanaşımı süreleri, kamu düzenine ilişkin olmaları nedeniyle uyulması zorunlu olan süreler olduğundan, disiplin cezasını gerektiren fiil tespit edilip, söz konusu fiilin işlenip işlenmediğinin ortaya konulması ve fiilin işlendiği tarihten itibaren nihayet iki yıllık zamanaşımı süresinin geçirildiğinin tespit edilmesi durumunda, ceza verme yetkisi zamanaşımına uğrayacağından zamanaşımı nedeniyle disiplin cezası verilmemesi gerekmektedir.
Nitekim; soruşturma dosyasının, isnat edilen fiilin hiç işlenmediği gerekçesiyle işlemden kaldırılması ile zamanaşımı sebebiyle işlemden kaldırılmasının ilgili kamu görevlisi yönünden hukuki etki ve sonuçlarının birbirinden farklı olacağı kuşkusuzdur. Zira, hukuk âleminde var olmayan ve hiç gerçekleşmemiş bir fiil hakkında ceza verme yetkisinin zamanaşımına uğradığından bahsetmek mümkün değildir.
Bu itibarla; Mahkemesince işlemin yargısal denetiminin gerçekleştirilmesi kapsamında soruşturma raporunun iptali istemi bakımından hüküm kurulmamasında ve dava konusu edilen diğer işlem olan 27/01/2016 günlü İçişleri Bakanlığı işlemi bakımından da esasa yönelik bir değerlendirme yapılmadan doğrudan davanın reddi yolunda hüküm kurulmasında hukuki isabet bulunmamakla birlikte, Dairemiz çoğunluk kararının, yukarıda anılan disiplin hukuku ilkelerinin, bu kapsamdaki tüm işlemlere uygulanması gerekirken, sadece zamanaşımına uğrayan fiile, disiplin cezası dışında ayrıca bir idari yaptırım öngörülmüş olması halinde fiilin sübuta erip ermediği tespit edildikten sonra zamanaşımı değerlendirmesi yapılarak işlemden kaldırma kararı verilmesi gerektiği yolundaki gerekçesine katılmıyorum.