Danıştay 2. Daire Başkanlığı 2021/6179 E. , 2024/1218 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
İKİNCİ DAİRE
Esas No : 2021/6179
Karar No : 2024/1218
TEMYİZ EDEN (DAVALI): … Valiliği
KARŞI TARAF (DAVACI): …
İSTEMİN KONUSU: … İdare Mahkemesince verilen … günlü, E:…, K:… sayılı kararın, dilekçede yazılı nedenlerle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması isteminden ibarettir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava Konusu İstem: Dava; Balıkesir Emniyet Müdürlüğünde polis memuru olan davacının, Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 13. maddesi uyarınca 10 ay kısa süreli durdurma cezası ile cezalandırılması gerekmekte ise de, öğrenim durumu nedeniyle yükselebileceği kadronun son kademesinde bulunduğundan, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/5. maddesi gereğince brüt aylığının 1/4 oranında kesilmesine ilişkin Balıkesir Valiliği İl Polis Disiplin Kurulunun … günlü, … sayılı kararın iptali istemiyle açılmıştır.
İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti : … İdare Mahkemesinin temyize konu kararıyla; davacının görevde kayıtsızlık göstermek ve görevi savsaklamak suçunu işlediği kanaatine varılmakla birlikte, soruşturmayı yapan muhakkikçe davacının Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 5/A-6. maddesi uyarınca cezalandırılmasının teklif edilmesine rağmen, dava konusu işlemle Tüzüğün 13. maddesi gereğince 10 ay kısa süreli durdurma cezası ile cezalandırıldığı, her ne kadar disiplin cezasını vermeye yetkili olan makam disiplin soruşturması sonucunda muhakkikçe getirilen teklifle bağlı olmasa da, davacının Tüzüğün 13. maddesi uyarınca cezalandırılabilmesi için, eyleminin anılan maddede açıkça düzenlendiği üzere, Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğünde disiplin suçu olarak saptanan eylem, işlem, tutum, ve davranışlar dışında olması gerektiği, oysa dava konusu olayda davacının işlediği eylemin Tüzüğün 5/A-6. maddesinde açıkça düzenlendiği, bu durumda, eylemi sübut bulan davacının, Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 5/A-6. maddesi gereğince üç güne kadar aylık kesimi cezası ile cezalandırılması gerekirken, Tüzüğün 13. maddesi uyarınca 10 ay kısa süreli durdurma cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin işlemin davacıya yönelik kısmında hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlem iptal edilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davalı idare tarafından; çocuğun cinsel istismarının söz konusu olması nedeniyle Tüzüğün 13. maddesinde belirtilen “kişileri zarara uğratmış” olma durumunun gerçekleştiği, görevde ihmali ve bir çocuğun zarara uğramasında sorumluluğu bulunan davacıya Tüzüğün 5/A-6 maddesi uyarınca ceza verilmesinin etik olmayacağı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN CEVABI: Cevap verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ: …
DÜŞÜNCESİ: Davacının, disiplin cezasına konu eylemi nedeniyle görevin takdir ve yerine getirilmesinde savsaklamada bulunduğundan ve bu savsaklama cinsel istismara maruz kalan çocuğun zararının artmasına neden olduğundan, eylemine uyan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 13. maddesi uyarınca cezalandırılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmamakta olup, aksi yöndeki İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İkinci Dairesince; Danıştay (Kapatılan) Onaltıncı Dairesi tarafından, Danıştay Beşinci Dairesine, Danıştay Beşinci Dairesi tarafından da, Danıştay Başkanlık Kurulunun 18/12/2020 günlü, K:2020/62 sayılı kararının "Ortak Hükümler" kısmının 6. fıkrası uyarınca, ayrıca bir gönderme kararı verilmeksizin Dairemize iletilen dosyada, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY:
Dava dosyasının incelenmesinden; A.K. isimli şahsın 30/12/2013 tarihinde şikayet dilekçesi verdiği Balıkesir Cumhuriyet Başsavcılığının 03/01/2014 tarihli yazısı üzerine başlatılan disiplin soruşturmasında; A.K.'nin 29/12/2013 tarihinde 155 Polis İmdat Hattını arayarak, bodrum katta ikamet eden A.D. isimli şahsın evine 10-11 yaşlarında kim olduğunu bilmediği bir çocuğu getirdiği, akşam saatlerine kadar birlikte zaman geçirdiklerini ihbar ettiği, haber merkezinin yönlendirmesiyle olay yerine gelen Asayiş Ekipler Amirliğinden polis memurları davacı ve M.S.'ye çocuğun teslim edildiği, bu arada ihbarcının görevlilere olayın gelişimini anlattığı, 5-6 dakika sonra Çocuk Şube Müdürlüğüne bağlı ekibin olay yerine geldiği, mağdurun (çocuğun) ve kendilerinin ifadelerinden, mağdur çocuğu görmedikleri, olay yerindeki ekibin beyanına göre hareket edip kendilerini ilgilendiren bir konunun olmadığını, kiracı ve ev sahibi arasında kavga olarak haber merkezini bilgilendirdikleri, daha sonra haber merkezindeki görevlilerin olayın vahameti nedeniyle çocuk şube ekibinde görev yapan K.K.'yi uyarması neticesinde çocukla görüştüklerini, herhangi bir alıkoyma ve cinsel olayın olmadığı, mağdurun GBT'sinin sorulduğu ve mağdurla konuşulduğunu beyan ettiği, alıkoyma ve cinsel suçların 12-15 yaş arasındaki çocuklara karşı işlenmesi suçunun kamu davası olduğu, fakat böyle bir durumda konuyu araştırmadan ve adli mercilere intikal ettirmeden bırakmaması gerektiğini bildikleri halde, haber merkezine yalan beyanda bulunarak çocuk ile görüştüğü, GBT'sini sorduğu hususlarının haber merkeziyle yapılan telefon görüşmesinden anlaşıldığı, olay yerine gelen Asayiş Ekipler Amirliğine ve Çocuk Şube Müdürlüğüne bağlı görevlilerin olaya gerekli özeni göstermeden savsadıkları, konuyu yeterli bir şekilde araştırmadıkları ve bu araştırmama nedeniyle ihbarcının 30/12/2013 tarihinde Balıkesir Cumhuriyet Başsavcılığına şikayet dilekçesi verdiği, Cumhuriyet Savcılığınca aynı gün başlatılan soruşturma sonucunda, şüpheli 1962 doğumlu A.D. isimli şahsın, mağdur 2002 doğumlu M.S.'ye çeşitli tarihlerde olay yerindeki evde ve çalıştırdığı cami tuvaletinde defaten fiili livatada bulunduğu ve bu olaydan dolayı A.D.'nin tutuklandığı, davacının Tüzüğün 5/A-6 maddesi uyarınca "görevde kayıtsızlık göstermek, görevi savsaklamak" suçunu işlediğinin sübuta erdiğinin belirtildiği, dosyanın görüşüldüğü İl Polis Disiplin Kurulunca dava konusu kararın verilmesi üzerine temyizen incelenmekte olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
İLGİLİ MEVZUAT:
Uyuşmazlığa konu disiplin cezasının tesis edildiği tarih itibarıyla yürürlükte bulunan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 13. maddesinde: "Bu Tüzükte disiplin suçu olarak saptanan eylem, işlem, tutum ve davranışlar dışında herhangi bir biçimde görevin takdir ve yerine getirilmesinde hoşgörü veya savsaklaması görülen memura kınama cezası verilir. Bu hoşgörü veya savsaklama Devleti veya kişileri zarar uğratmış veya hizmetin gecikmesine, durmasına ya da aksamasına neden olmuşsa, durumun ağırlığına ve zararın derecesine göre, daha ağır bir ceza verilebilir." kuralı yer almıştır.
7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun'un 8. maddesinin 2. fıkrasında ise; "Kınama cezasını gerektiren fiiller şunlardır: (...)
ı) Bu fıkrada disiplinsizlik olarak saptanan eylem, işlem, tutum ve davranışlar dışında herhangi bir biçimde görevin takdir ve yerine getirilmesinde müsamaha ve savsaklama göstermek." kuralına, aynı Kanun'un "Ağırlaştırıcı nedenler" başlıklı 10. maddesinin 10. fıkrasında da; "Görevin takdir ve yerine getirilmesinde müsamaha veya savsaklama fiili Devleti veya kişileri zarara uğratmış veya hizmetin gecikmesine, durmasına ya da aksamasına neden olmuşsa durumun ağırlığına ve zararın derecesine göre daha ağır cezalardan birisi verilebilir." hükmüne yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Anayasa Mahkemesinin 13/01/2016 günlü, E:2015/85, K:2016/3 sayılı kararı ile Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü uyarınca verilen dava konusu disiplin cezasının yasal dayanağı olan, 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu'nun 83. maddesinin birinci cümlesinin, "yaptırım konusu eylemleri yasal düzeyde belirlememesi ve bireylerin hangi somut olguya hangi hukuksal yaptırımın veya sonucun bağlandığını belirli bir açıklık ve kesinlikte öngörebilmelerine yasal çerçevede imkan tanımaması nedeniyle, Anayasa'nın 38. ve 128. maddelerine aykırı olduğu" gerekçesiyle iptaline karar verilmiş ve anılan madde, 08/03/2018 günlü, 30354 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7068 sayılı "Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin Kabul Edilmesine Dair Kanun"un 37. maddesi ile yürürlükten kaldırılmıştır.
Bununla birlikte, 7068 sayılı Kanun'un Geçici 1. maddesinin 1. fıkrasında, "Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce 657 sayılı Kanun, 6413 sayılı Kanun ve 3201 sayılı Kanun ile 23/3/1979 günlü, 7/17339 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü hükümlerine göre resen veya yetkili disiplin kurullarınca verilmiş olan disiplin cezaları, bu Kanun hükümleri uyarınca verilmiş addolunur." hükmüne yer verildiğinden, dava konusu uyuşmazlığın bu Kanun uyarınca incelenip çözümlenmesi gerekmektedir.
Davacının üzerine atılı olan ve Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 13. maddesinde düzenlenerek kınama cezası öngörülen "görevin takdir ve yerine getirilmesinde hoşgörü veya savsaklama" fiili, 7068 sayılı Kanun'un 8. maddesinin 2. fıkrasının (ı) bendinde de, kınama cezasını gerektiren fiiller arasında sayılmıştır. Bununla birlikte gerek Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nde gerekse 7068 sayılı Kanun'da "Görevin takdir ve yerine getirilmesinde müsamaha veya savsaklama fiili Devleti veya kişileri zarara uğratmış veya hizmetin gecikmesine, durmasına ya da aksamasına neden olmuşsa durumun ağırlığına ve zararın derecesine göre daha ağır cezalardan birisi verilebilir." kuralı yer almıştır.
Yukarıda belirtilen düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde, Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 13. maddesi uyarınca, görevin takdir ve yerine getirilmesinde hoşgörü veya savsaklaması görülen memurun kınama cezası ile cezalandırılabileceği, ancak kınama cezasından daha ağır bir ceza verilebilmesi için, bu hoşgörü veya savsaklama fiilinin Devleti veya kişileri zarara uğrattığının veya hizmetin gecikmesine, durmasına ya da aksamasına neden olduğunun ortaya konulması gerektiği anlaşılmaktadır.
Bu itibarla, Balıkesir Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan soruşturma ve dava konusu olayla ilgili düzenlenen disiplin soruşturması birlikte değerlendirildiğinde, 29/12/2013 tarihinde A.K. isimli şahsın ihbarı üzerine verilen adrese giden davacı ve diğer polis memuruna, ihbarda bulunan şahıs tarafından çocuğun teslim edildiği, ancak gerekli işlemler yapılmadan, konu tam olarak aydınlığa kavuşturulmadan, olayın kiracı-ev sahibi arasında geçen bir tartışma olarak değerlendirilerek çocuğun ve şikayette bulunulan şüpheli A.D. isimli şahsın olay yerinden uzaklaştığı, ertesi gün ihbarda bulunan A.K.'nin Cumhuriyet Başsavcılığına yaptığı şikayet üzerine Cumhuriyet Savcısının başlatmış olduğu soruşturma neticesinde, şüpheli A.D.'nin mağdur M.S. isimli çocuğa çeşitli tarihlerde cinsel istismarda bulunduğu, polis ekiplerince 24/01/2014 tarihinde şüpheli şahsın çalıştırdığı cami tuvaletine gidildiğinde, mağdur M.S. ile birlikte olduklarının görüldüğü, çocuğun Çocuk Şube Müdürlüğüne teslim edildiği, A.D.'nin ise "Çocuğun Cinsel İstismarı" suçundan tutuklandığı hususları göz önünde bulundurulduğunda, ihbar üzerine olay yerine giden davacı ve diğer polis memurunun olayı tam olarak irdelememesi ve araştırma yapmaması nedeniyle görevi savsaklama fiilini işlediği sübuta ermiştir.
Öte yandan, yapılan UYAP sorgulamasında; "Cinsel İstismar, Hürriyetinden Alıkoyma, Tehdit" suçundan A.D. hakkında açılan davada; ... Ağır Ceza Mahkemesinin … günlü, E:…, K:… sayılı kararıyla, sanığın eylemi sonucunda mağdurun beden ve ruh sağlığının bozulduğunun Adli Tıp heyet raporu ile sabit olduğu belirtilerek, sanık A.D.'nin mağdur M.S.'ye karşı cinsel istismar eyleminde bulunduğundan 17 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, ayrıca mağduru hürriyetinden alıkoyma suçu nedeniyle 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, anılan kararın Yargıtay (Kapatılan) ... Ceza Dairesinin … günlü, E:…, K:… sayılı kararıyla onandığı görülmüştür.
Bu durumda, davacının disiplin cezasına konu eylemi nedeniyle görevin takdir ve yerine getirilmesinde savsaklamada bulunduğundan ve bu savsaklama, çocuğun cinsel istismara maruz kalmasına neden olduğundan, eylemine uyan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 13. maddesi uyarınca cezalandırılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık, dava konusu işlemin iptali yolundaki İdare Mahkemesi kararında ise hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. DAVALI İDARENİN TEMYİZ İSTEMİNİN KABULÜNE,
2. … İdare Mahkemesince verilen … günlü, E:…, K:… sayılı kararın, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun temyize konu kararın verildiği tarih itibarıyla yürürlükte olan haliyle 49. maddesinin 1/b fıkrası uyarınca BOZULMASINA,
3. Aynı maddenin 3622 sayılı Yasa ile değişik 3. fıkrası uyarınca, yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın adı geçen İdare Mahkemesine gönderilmesine,
4. 2577 sayılı Yasa'nın (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren onbeş (15) gün içinde Danıştay'da karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 27/02/2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!