Danıştay 2. Daire Başkanlığı 2021/2627 E. , 2024/508 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
İKİNCİ DAİRE
Esas No : 2021/2627
Karar No : 2024/508
TEMYİZ EDEN (DAVALI): … Bakanlığı
VEKİLİ: Hukuk Müşaviri …
KARŞI TARAF (DAVACI): …
İSTEMİN KONUSU: ... İdare Mahkemesince verilen … günlü, E:…, K:… sayılı kararın, dilekçede yazılı nedenlerle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması isteminden ibarettir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava Konusu İstem: Dava; Bursa İl Emniyet Müdürlüğünde başpolis memuru olarak görev yapan davacı tarafından, Mardin İl Emniyet Müdürlüğü emrinde görev yapmakta iken, "Görevde kayıtsızlık göstermek, görevi savsaklamak veya geçerli bir özrü olmaksızın belirtilen sürede bitirmemek" fiilini işlediğinden bahisle, Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 5/A-6 maddesi uyarınca "3 günlük aylık kesimi" cezası ile cezalandırılmasına, ancak 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 127. maddesi gereğince disiplin cezası verme yetkisi zamanaşımına uğradığından dosyanın işlemden kaldırılmasına ilişkin Emniyet Genel Müdürlüğü Yüksek Disiplin Kurulunun … günlü, … sayılı kararının iptali istemiyle açılmıştır.
İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti: ... İdare Mahkemesince, Danıştay Beşinci Dairesinin 30/05/2018 günlü, E:2016/17839, K:2018/14642 sayılı bozma kararına uyularak verilen temyize konu kararla; meydana gelen ölüm olayında sorumlulukları bulunduğu iddiasıyla davacı ve diğer görevliler hakkında ... Asliye Ceza Mahkemesinin … esasına kayıtlı olarak açılan ceza davasında tanzim ettirilen bilirkişi raporunda; olay ile davacının görev ve sorumlulukları arasında illiyet bağının bulunmadığı, lav güdümsüz, hafif anti tank roket mühimmatının boş arazide bulunmasında ve maktül tarafından patlatılmasında davacıya cezai sorumluluk açısından kusur izafe edilemeyeceğinin belirtildiği, yapılan yargılama neticesinde de ... Asliye Ceza Mahkemesinin … Tarih, … Esas ve … Karar sayılı hükmü ile davacı hakkında üzerine atılı "taksirle ölüme neden olma" suçundan kusuru bulunmadığından bahisle beraat kararı verildiği, işbu kararın 22/10/2013 tarihinde kesinleştiğinin görüldüğü, davacının soruşturma sırasında alınan beyanlarında yer alan; "Lojistik Şube Müdürlüğünde Eylül 2006-Ağustos 2007 tarihleri arasında İnşaat Emlak Büro Amirliğinde görev yaptığı, tel örgülerin sadece eksik kısımlarının onarılması ve diğer taleplerle ilgili teknik inceleme ve ihtiyaç duyulacak ödeneğin tespiti amacıyla İl Bayındırlık ve İskan Müdürlüğüne tarih ve sayısını hatırlamadığı yazı ile talepte bulunulduğu, Bayındırlık ve İskan Müdürlüğü teknik personeli tarafından keşif ve ön incelemelerin yapıldığı, Mardin ilinden ayrıldığı döneme kadar Bayındırlık ve İskan Müdürlüğünden istenilen çalışmaların tamamlandığına dair herhangi bir cevabın gelmediği" yönündeki ifadeleri, anılan savunmadaki hususlar ile ilgili olarak davalı idarece gerekli araştırmaların (İl Bayındırlık ve İskan Müdürlüğü ve ilgili diğer kurumlardan davacı tarafından ifade olunan belgelerin sorulması gibi) yapıldığına ilişkin bilgi ve belge sunulmaması, söz konusu alanın tecrit edilmesi maksadıyla tel örgü ile çevrilmesi işlemlerinin, diğer kurumlarla koordineli olarak yürütülmesi gereken ve pek çok prosedürü barındıran özelliğinden dolayı kısa sürede sonuçlandırılamayacağı gerçeği, keza olay sonrasında bu konuda yapılan çalışmaların uzun bir süre (10/07/2008 tarihinde yapılan ödenek talebi ile ilgili işlemlerin 17/04/2012 tarihinde gönderilen yazı ile hala ihale aşamasında olduğunun bildirilmesinden hareketle) geçmesine rağmen sonlandırılamamış bulunması, davacının da 2007 yılı Ağustos ayında bulunduğu görevden ayrılması, davacıya verilen disiplin cezasına konu yapılan ve savsaklandığı kabul edilen görevin mesnedini teşkil eden Özel Harekat Şube Müdürlüğü tarafından düzenlenen talep yazısında ölüm olayının meydana geldiği arazinin tel örgüyle çevrilmesinden değil şubenin etrafının tel örgüyle çevrilmesinden bahsedilmesi, bu durum karşısında ölüm olayı ile ilintili olarak başlatılan soruşturma neticesinde verilen disiplin cezasının nedensellikten de yoksun olması hususları bir bütün olarak nazara alındığında, davacının anılan talep yazısının gereği ile ilgili görevlerini savsakladığından bahsedilemeyeceği ve isnat edilen eylemin sübut bulmadığı kanaatine varıldığı, tesis edilen işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davalı idare tarafından; davacıya isnat edilen suçun subüta erdiği, ancak disiplin cezası verme yetkisi zamanaşımına uğradığından dosyanın işlemden kaldırıldığı, tesis edilen işlemin hukuku uygun olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN CEVABI: Cevap verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ: …
DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile İdare Mahkemesi kararının gerekçesinin değiştirilmesi suretiyle onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İkinci Dairesince; Danıştay Beşinci Dairesi tarafından, Danıştay Başkanlık Kurulunun 18/12/2020 günlü, K:2020/62 sayılı kararının "Ortak Hükümler" kısmının 6. fıkrası uyarınca, ayrıca bir gönderme kararı verilmeksizin Dairemize iletilen dosyada, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosyanın tekemmül ettiği anlaşıldığından davalı idarenin yürütmenin durdurulması istemi hakkında bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY:
Bursa İl Emniyet Müdürlüğünde başpolis memuru olarak görev yapan davacının, 2004 yılı ile 2006 yılı Eylül ayına kadar Mardin Emniyet Müdürlüğü Lojistik Şube Müdürlüğü deposunda görev yaptığı, 2006 yılı Eylül ayından 2007 yılı Ağustos ayı ortalarına kadar İnşaat Büro Amirliğinde büro memuru olarak çalıştığı, 24/05/2008 tarihinde Mardin Emniyet Müdürlüğü Özel Harekat Şube Müdürlüğü sınırları içerisinde bulunan ek hizmet binasının 200 metre kuzeyindeki arazide bulunan Law güdümsüz anti tank roketinin patlaması sonucu hayvanlarını otlatan 12 yaşındaki E. Ç. isimli çocuğun vefat ettiği, ölüm olayı sonrasında yapılan soruşturma neticesinde araziye ilgisiz kişilerin girmesini önlemeye yönelik olarak, Özel Harekat Şube Müdürlüğünün 23/11/2006 tarihli yazısı ile Lojistik Şube Müdürlüğünden, şubenin etrafının tel örgü ile çevrilmesi için gerekli ödeneğin ödenmesi için çalışmaların başlatılmasının talep edildiği, ancak Lojistik Şube Müdürlüğü tarafından olay sonrasına kadar herhangi bir işlem yapılmadığının tespit edilmesi üzerine görevde kayıtsızlık gösterdiği ve görevi savsakladığı iddiasıyla lojistik şubede görevli diğer memurlarla birlikte davacı hakkında dava konusu işlemin tesis edildiği anlaşılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 127. maddesinde; ".. Disiplin cezasını gerektiren fiil ve hallerin işlendiği tarihten itibaren nihayet iki yıl içinde disiplin cezası verilmediği takdirde ceza verme yetkisi zamanaşımına uğrar." hükmü yer almıştır.
Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 5/A-6 maddesinde; "Görevde kayıtsızlık göstermek, görevi savsaklamak veya geçerli bir özrü olmaksızın belirtilen sürede bitirmemek" fiili "3 günlük aylık kesimi" cezası olarak düzenlenmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Disiplin cezaları, kamu hizmetinin gereği gibi yürütülmesi bakımından kamu görevlilerinin mevzuat uyarınca yerine getirmek zorunda oldukları ödev ve sorumlulukları ifa etmemeleri veya mevzuatta yasaklanan fiillerde bulunmaları durumunda uygulanan yaptırımlar olup; memurların özlük hakları üzerinde doğrudan ve önemli sonuçlar doğurmaları sebebiyle subjektif ve bireysel etkileri bulunduğu gibi, kamu görevinin gereği gibi sürdürülmesi ve kamu düzeninin sağlanması bakımından objektif ve kamusal öneme sahiptirler.
Bu bakımdan disiplin soruşturmalarının yapılmasında izlenecek yöntem, ceza verilecek fiiller ve ceza vermeye yetkili makam ve kurullar pozitif olarak mevzuatta belirlenmekte, doktrin ve yargısal içtihatlarla da konuyla ilgili disiplin hukuku ilkeleri oluşturulmaktadır.
İlgililer bakımından güvence niteliği taşıyan zamanaşımı süreleri, kamu düzenine ilişkin olmaları nedeniyle disiplin soruşturmasını açmaya yetkili amirlerce uyulması zorunlu olan süreler olduğundan, bu süreler geçirildikten sonra yapılan disiplin soruşturması esas alınarak verilen disiplin cezaları hukuka aykırı olacaktır.
Kural olarak, zamanaşımına uğrayan bir fiille ilgili yapılan soruşturmada ilk önce fiilin belirlenmesi ve akabinde zamanaşımına uğrayıp uğramadığının değerlendirilmesi; zamanaşımı tespit edilmesi halinde ise, fiilin sübuta erip ermediği tartışılmadan zamanaşımına uğradığı saptanarak dosyanın işlemden kaldırılması gerekmektedir. Ancak zamanaşımına uğrayan fiile disiplin cezası dışında ayrıca bir idari yaptırım (örneğin, 3201 sayılı Kanun'un Geçici 28. maddesi gereğince başka kuruma atanma gibi) öngörülmüş ise, bu halde fiilin sübuta erip ermediği değerlendirilmesi yapıldıktan sonra zamanaşımı nedeniyle işlemden kaldırma kararı verilmelidir.
Uyuşmazlık konusu olan ve davacı hakkında tesis edilen işlemde, davacıya isnat edilen fiile yönelik değerlendirmeler yapılarak ve eylemin sübuta erdiği kanaati belirtilerek, Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 5/A-6 maddesi gereğince 3 günlük aylık kesimi cezasıyla cezalandırılması gerektiğine yer verildikten sonra, zamanaşımı nedeniyle dosyanın ilgili bölümünün işlemden kaldırılmasına karar verildiği görülmektedir.
Disiplin kurulu kararının verildiği tarihte, ceza verme yetkisinin zamanaşımına uğradığı konusunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Davacıya atfedilen soruşturma konusu eyleme yönelik ceza verme yetkisinin zamanaşımına uğraması ve bu eylem nedeniyle verilen disiplin cezası için mevzuatımızda ayrıca idari bir yaptırım belirlenmemesi karşısında, Mahkemece hukuki denetimin, fiilin işlendiği tarih dikkate alınarak ceza verme yetkisinin zamanaşımına uğrayıp uğramadığının tespitiyle sınırlı olarak yapılması gerekmektedir.
Bu durumda; dava konusu olayda Yüksek Disiplin Kurulunca, davacının disiplin cezasını gerektirecek fiilinin sübuta erip ermediği konusunda bir değerlendirme yapılmaksızın, sadece isnat edilen eylemler için zamanaşımı süresinin dolduğunun saptanması, salt bu saptamayla yetinilmesi, hukuki sonuç doğurabilecek başkaca bir karar alınmaması ve dosyanın zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılması gerekirken, fiil hakkında değerlendirme yapılarak ve sübuta erdiği kanaati belirtilerek dosyanın ilgili bölümünün işlemden kaldırılmasına yönelik tesis edilen işlemde hukuka uyarlık; eylemin sübuta erip ermediğinin irdelenmesi suretiyle dava konusu işlemin iptaline karar veren İdare Mahkemesi kararında ise, sonucu itibarıyla hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. DAVALI İDARENİN TEMYİZ İSTEMİNİN REDDİNE,
2. ... İdare Mahkemesince verilen … günlü, E:…, K:… sayılı kararın yukarıda belirtilen GEREKÇEYLE ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan davalı idare üzerinde bırakılmasına,
4. Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
5. 2577 sayılı Kanun'un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren onbeş (15) gün içinde Danıştay'da karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 30/01/2024 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY : Dava konusu işlemde; idarece yapılan soruşturma sonucunda davacıya isnat edilen fiillerin sübuta erdiğinden bahisle Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 5/A-6 maddesi gereğince 3 günlük aylık kesimi cezasıyla cezalandırılması gerektiğine yer verildikten sonra, zamanaşımı nedeniyle dosyanın ilgili bölümünün işlemden kaldırılmasına karar verildiği görülmektedir.
Disiplin cezaları, kamu hizmetinin gereği gibi yürütülmesi bakımından kamu görevlilerinin mevzuat uyarınca yerine getirmek zorunda oldukları ödev ve sorumlulukları ifa etmemeleri veya mevzuatta yasaklanan fiillerde bulunmaları durumunda uygulanan yaptırımlar olup, memurların özlük hakları üzerinde doğrudan ve önemli sonuçlar doğurmaları sebebiyle subjektif ve bireysel etkileri bulunduğu gibi, kamu görevinin gereği gibi sürdürülmesi ve kamu düzeninin sağlanması bakımından objektif ve kamusal öneme sahiptirler. Bu nedenle, disiplin cezası verilebilmesi için öncelikle isnat edilen kusurlu halin veya fiilin tespiti gerekmektedir. Kusurlu halin veya fiilin tespitinden kasıt ise, disiplin cezasına konu edilen fiil veya halin zamanı, yeri, şekli gibi tüm unsurlarının ortaya konulması, böylelikle fiilin kim tarafından, ne zaman, nerede ve ne şekilde işlendiğinin net ve açık bir şekilde belirlenmesidir.
Öte yandan 657 sayılı Kanun'un 127. maddesinde düzenlenen ve ilgililer bakımından güvence niteliği taşıyan zamanaşımı süreleri, kamu düzenine ilişkin olmaları nedeniyle uyulması zorunlu süreler olduğundan, disiplin cezasını gerektiren fiilin işlenip işlenmediğinin ortaya konulmasından sonra, fiilin işlendiği tarihten itibaren iki yıllık zamanaşımı süresinin geçirildiğinin tespit edilmesi durumunda zamanaşımı nedeniyle disiplin cezası verilmemesi gerekmektedir.
Ayrıca soruşturma dosyasının, isnat edilen fiilin hiç işlenmediği gerekçesiyle işlemden kaldırılması ile zamanaşımı sebebiyle işlemden kaldırılmasının ilgili kamu görevlisi yönünden hukuki etki ve sonuçlarının farklı olduğunu da belirtmek gerekir. Zira, hukuk âleminde var olmayan ve hiç gerçekleşmemiş bir fiil hakkında ceza verme yetkisinin zamanaşımına uğradığından bahsetmek mümkün değildir. Ancak disiplin cezasına konu fiilin gerçekleştiğinin tespiti halinde ceza verme yetkisinin zamanaşımına uğrayıp uğramadığının araştırılıp ortaya konulması gerekmektedir.
Bu itibarla, zamanaşımı nedeniyle dosyanın işlemden kaldırılmasına ilişkin dava konusu işlem hakkında, davacıya isnat edilen fiillerin sübuta erip ermediği hususunda değerlendirme yapılarak verilen İdare Mahkemesi kararına yönelik temyiz isteminin esasının incelenerek bir karar verilmesi gerektiği görüşünde olduğumdan, "davacının disiplin cezasını gerektirecek fiilinin sübuta erip ermediği konusunda bir değerlendirme yapılmaksızın, sadece isnat edilen eylemler için zamanaşımı süresinin dolduğunun saptanması, salt bu saptamayla yetinilmesi" gerektiği görüşüne dayanan çoğunluk kararına katılmıyorum.
(XX) KARŞI OY : Dava, davacı hakkında disiplin soruşturması açılıp eylemin sabit olduğu tespiti yapıldıktan sonra, ceza verme yetkisinin zamanaşımına uğraması nedeniyle dosyanın işlemden kaldırılması işleminin iptali istemiyle açılmıştır.
İlke olarak isnat edilen ve disiplin soruşturmasına konu olan eylemin zamanaşımına uğraması halinde, bu eylem için mevzuatımızda disiplin cezasından başka bir idari yaptırım öngörülmüyor ise, idarece öncelikle eylemin işlendiği varsayılan tarih dikkate alınarak ceza verme yetkisinin zamanaşımına uğrayıp uğramadığı tespit edilmelidir. Zamanaşımının tespiti halinde ise; eylemin gerçekleşip gerçekleşmediğine ilişkin herhangi bir işlem yapılmaksızın zaman aşımı nedeniyle doğrudan dosyanın işlemden kaldırılması gerekir.
Ancak, idarece bu genel ilkeye aykırı olarak zamanaşımı incelemesinden önce eylemin gerçekleşip gerçekleşmediği incelemesi yapılıp eylemin sabit olduğu sonucuna ulaşıldıktan sonra (davada olduğu gibi) eylemin zamanaşımına uğraması nedeniyle ceza verilemeyeceğinden işlemden kaldırma yönünde işlem tesis edilmesiyle birlikte personelin özlük dosyasına da isnat edilen eylemin sabit olduğu bilgisi girmektedir. Bu durumun ise, ileride personel hakkında idari işlem tesisi sırasında aleyhe etkiye neden olması ihtimali gözetildiğinde; idarenin eylemin sabit olduğu saptaması idari yargı denetimine tabi tutularak yapılan yargılama sonunda eylemin sabit olmadığı sonucuna ulaşılırsa bu gerekçe ile işlemden kaldırma işleminin iptaline karar verilmesi hakkaniyet gereğidir.
Bu durumda; Dairemizce davacıya ceza verilmesine neden olan fiilin sabit olup olmadığı yönünden bir inceleme yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği görüşüyle çoğunluk kararına katılmıyorum.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!