WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 10 Haziran 2026

DANIŞTAY 2. DAIRE

A- A A+

Danıştay 2. Daire Başkanlığı         2021/16345 E.  ,  2023/6118 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
İKİNCİ DAİRE
Esas No : 2021/16345
Karar No : 2023/6118

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVALI) : … Genel Müdürlüğü
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU: … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince verilen … günlü, E:…, K:… sayılı kararın temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava Konusu İstem : Davacı; … Emniyet Müdürlüğü İstihbarat Şube Müdürlüğünde polis memuru olarak görev yaptığı dönemde hakkında yürütülen disiplin soruşturması sonucunda, E.R. isimli şahsı dinlemek amacıyla düzenlenen mahkeme üst yazısında imzasının bulunması nedeniyle "Kasıtlı olarak gerçek dışı rapor vermek veya tutanak düzenleyip imza etmek veya ettirmek" fiilini işlediğinden bahisle Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8/12. maddesi uyarınca "Meslekten Çıkarma" cezası ile tecziyesi gerekmekte ise de suçun işlendiği tarih itibarıyla 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 127. maddesi uyarınca disiplin cezası verme yetkisine ilişkin zamanaşımı süresi dolduğundan "dosyanın ilgili bölümünün işlemden kaldırılmasına" dair … günlü, … sayılı İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulu kararının iptali ve işlem nedeniyle mahrum kaldığı maaş ve diğer parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi ile kıdem ve terfi haklarının iadesine karar verilmesi istemiyle dava açmıştır.
İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti : ... İdare Mahkemesince -Mahkemelerinin … günlü, E:…, K:… sayılı kararının Danıştay Beşinci Dairesinin 10/10/2016 günlü, E:2016/6864, K:2016/4201 sayılı kararıyla bozulması üzerine, bozma kararına uyularak verilen 06/08/2019 günlü, E:2019/777, K:2019/799 sayılı kararla, 2577 sayılı Kanun'un 5. maddesi uyarınca dava dilekçesinin reddi üzerine yenilen dilekçeyle açılan davada- verilen 02/06/2020 günlü, E:2019/996, K:2020/486 sayılı kararla; dava dosyasındaki soruşturma raporu ve ekindeki belgelerin birlikte değerlendirilmesinden, davacının imzası bulunan iletişime müdahale talep formunda, iletişim araçları üzerinden dinlenen E.R. isimli şahsın suç örgütleriyle herhangi bir ilişkisi bulunmamasına karşın organize suç örgütü ile bağlantılıymış gibi gösterildiği ve polis memuru olarak görev yapan kişinin polis memuru olduğunun yazılmadığı, böylece gerçeğe aykırı belge düzenlemek suretiyle iletişimin dinlenmesi kararının alındığının sabit olduğu; bu durumda, davacının, E.R. isimli şahsın telefon hattını dinleme kastı ile hakim kararına dayanak teşkil edecek şekilde, gerçek dışı rapor hazırlayarak, makul sebepler bulunmaksızın adı geçen kişinin iletişimine müdahale edilmesine sebebiyet vermekle "Kasıtlı olarak gerçek dışı rapor vermek veya tutanak düzenleyip imza etmek veya ettirmek" fiilini işlediği hususu sübuta erdiğinden meslekten çıkarma cezası ile tecziyesine ancak ceza verme zamanaşımı süresi dolduğundan dosyanın ilgili bölümünün işlemden kaldırılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varıldığı gerekçesiyle davanın reddine hükmedilmiştir.
Anılan kararın temyiz edilmesi üzerine, Danıştay Beşinci Dairesinin 30/11/2020 günlü, E:2020/5411, K:2020/5491 sayılı kararıyla, "...ilk derece mahkemesi tarafından verilen esasa ilişkin ilk karar, bölge idare mahkemelerinin tüm yurtta göreve başlayacakları tarihten (20/07/2016) önce verilmiş olmasına rağmen, bozmaya uyularak 2577 sayılı Kanun'un 5. maddesi hükmüne aykırılık nedeniyle verilen dilekçe ret kararı üzerine meslekten çıkarma cezalarına ve işlemden kaldırma kararlarının her birine karşı ayrı ayrı açılan davaların yeni ve birbirinden bağımsız davalar olduğu ve bu davalarda verilen kararların da bölge idare mahkemelerinin tüm yurtta göreve başladığı tarihten (20/07/2016) sonra verildiği dikkate alındığında, davacı tarafından yapılan kanun yolu başvurusunun istinaf başvurusu niteliğinde olduğu ve ilgili Kanun hükümleri uyarınca bölge idare mahkemesinin istinaf incelemesine tabi olduğundan, dosyanın bağlı olduğu İstanbul Bölge İdare Mahkemesine gönderilmek üzere ... İdare Mahkemesine gönderilmesine ..." hükmedilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesinin Kararının Özeti : İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 2. İdari Dava Dairesinin temyize konu kararıyla; davacının istinaf isteminin reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, disiplin cezasına konu dinleme olayıyla ilgili yapılan yargılama sonucunda beraatine karar verildiği, dava konusu işleme dayanak gösterilen işlemleri, yetkisi ve görevi dahilinde hukuka ve usule uygun olarak gerçekleştirdiği, iletişimi denetleme taleplerinde yer alan nedenlerin doğruluğu ve gerçeği yansıtıp yansıtmadığının hakim tarafından değerlendirildiği, tüm dinlemelerin hakim kararına dayalı olarak gerçekleştirildiği, yapılan istihbari dinlemeler sonucunda toplumda infiale neden olabilecek birçok suçun işlenmesinin önlendiği, tarafınca gerçekleştirilen dinlemelerin ilgili mevzuata uygun olduğu, dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN CEVABI : Temyiz isteminin reddi gerektiği yolundadır.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ: …
DÜŞÜNCESİ : Davacının temyiz isteminin kabulü ile İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İkinci Dairesince, Danıştay Başkanlık Kurulunun 18/12/2020 günlü, K:2020/62 sayılı kararı uyarınca doğrudan Dairemiz esasına alınan dosyada;
Üye Keziban Gülcan Kaya'nın, "ilk derece idare mahkemesi tarafından verilen esasa ilişkin ilk karar, bölge idare mahkemelerinin tüm yurtta göreve başlayacakları tarihten (20/07/2016) önce verilmiş olmasına rağmen, bozmaya uyularak 2577 sayılı Kanun'un 5. maddesi hükmüne aykırılık nedeniyle verilen dilekçe ret kararı üzerine, yirmi üç ayrı meslekten çıkarma cezasının her birine karşı ayrı ayrı açılan davaların yeni ve birbirinden bağımsız davalar olduğu ve bu davalarda verilen kararların da bölge idare mahkemelerinin tüm yurtta göreve başladığı tarihten (20/07/2016) sonra verildiği dikkate alındığında, davacı tarafından yapılan kanun yolu başvurusunun istinaf başvurusu niteliğinde olduğu ve anılan Kanun hükümleri uyarınca bölge idare mahkemesinin istinaf incelemesine tabi olduğu" yolundaki karşı oyuna karşılık,
2577 sayılı Kanun'un Geçici 8. maddesi uyarınca ilk mahkeme kararı olan … İdare Mahkemesinin … günlü, E:…, K:… sayılı kararının, 20/07/2016 tarihinden önce verilmiş ve kararın verildiği tarihte yürürlükte bulunan kanun yollarına ilişkin hükümlere tabi bir karar olması nedeniyle, temyiz incelemesi neticesinde bozulması ve ilk derece mahkemesince bozma kararına uyularak dava dilekçesinin reddine karar verilmesi üzerine, yenilenen dilekçe ile açılan davada yapılan yargılama sonucunda verilen … İdare Mahkemesinin … günlü, E:…, K:… sayılı kararının da ilk kararın verildiği tarihte yürürlükte olan kanun yollarına ilişkin hükümlere ve dolayısıyla doğrudan temyize tabi olduğu açık olduğundan, … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … günlü, E:…, K:… sayılı kararı kaldırılarak, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Davacı tarafından; … Emniyet Müdürlüğü İstihbarat Şube Müdürlüğünde polis memuru olarak görev yaptığı dönemde hakkında yürütülen disiplin soruşturması sonucunda, E.R. isimli şahsı dinlemek amacıyla düzenlenen mahkeme üst yazısında imzasının bulunması nedeniyle "Kasıtlı olarak gerçek dışı rapor vermek veya tutanak düzenleyip imza etmek veya ettirmek" fiilini işlediğinden bahisle Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8/12. maddesi uyarınca "Meslekten Çıkarma" cezası ile tecziyesi gerekmekte ise de suçun işlendiği tarih itibarıyla 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 127. maddesi uyarınca disiplin cezası verme yetkisine ilişkin zamanaşımı süresi dolduğundan "dosyanın ilgili bölümünün işlemden kaldırılmasına" dair … günlü, … sayılı İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulu kararının iptali ve işlem nedeniyle mahrum kaldığı maaş ve diğer parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi ile kıdem ve terfi haklarının iadesine karar verilmesi istemiyle temyizen incelenmekte olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

İLGİLİ MEVZUAT :
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun "Zamanaşımı" başlıklı 127. maddesinde;
"Bu Kanunun 125 inci maddesinde sayılan fiil ve halleri işleyenler hakkında, bu fiil ve hallerin işlendiğinin öğrenildiği tarihten itibaren;
a) Uyarma, kınama, aylıktan kesme ve kademe ilerlemesinin durdurulması cezalarında bir ay içinde disiplin soruşturmasına,
b) Memurluktan çıkarma cezasında altı ay içinde disiplin kovuşturmasına,
başlanmadığı takdirde disiplin cezası verme yetkisi zamanaşımına uğrar.
Disiplin cezasını gerektiren fiil ve hallerin işlendiği tarihten itibaren nihayet iki yıl içinde disiplin cezası verilmediği takdirde ceza verme yetkisi zamanaşımına uğrar." hükmü düzenlenmiştir.
04/04/2015 günlü, 29316 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6638 sayılı Kanun'un 33. maddesiyle 3201 sayılı Emniyet Teşkilatı Kanunu'na eklenen Geçici 28. maddede; "Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önceki son beş yıl içinde disiplin kurullarınca meslekten veya Devlet memurluğundan çıkarma cezasıyla tecziye edilmesi gerektiği hâlde 657 sayılı Kanunun 127 nci maddesine göre ceza verme yetkisi zamanaşımına uğradığı için cezalandırılamayan Emniyet Teşkilatı mensupları, bir ay içinde kamu kurum ve kuruluşlarına nakledilmek üzere İçişleri Bakanlığı tarafından Devlet Personel Başkanlığına bildirilir.
Bu personelin, Devlet Personel Başkanlığınca 24/11/1994 tarihli ve 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanunun 22 nci maddesinin ikinci, üçüncü, beşinci ve altıncı fıkralarında belirtilen esas ve usuller çerçevesinde diğer kamu kurum ve kuruluşlarına, Devlet Personel Başkanlığına bildirim tarihinden itibaren kırk beş gün içinde atama teklifleri yapılır. Bunlardan müdür ve üstü kadrolarda olanlar araştırmacı unvanlı kadrolara, diğerleri ise Devlet Personel Başkanlığınca tespit edilen kadrolara atanırlar. Personel nakledildiği kurumda göreve başlayıncaya kadar eski kurumunda çalışmaya devam eder ve bu personelin her türlü mali ve sosyal hakları çalıştıkları kurum tarafından karşılanır.
Bu madde kapsamında yer alan personele ilişkin kadrolar; atama teklifi gerçekleştirilen kamu kurum ve kuruluşları tarafından ilgililere ilişkin atama onaylarının alındığı tarih itibarıyla diğer kanunlardaki hükümlere bakılmaksızın ve başka bir işleme gerek kalmaksızın ihdas, tahsis ve vize edilmiş sayılır. İhdas edilmiş sayılan memur kadroları, 13/12/1983 tarihli ve 190 sayılı Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararnameye ekli cetvellerin ilgili bölümüne eklenmiş sayılır. Atama işlemi yapılan personele ilişkin bilgiler ve bu bilgilerdeki değişiklikler, en geç on beş gün içinde Devlet Personel Başkanlığına bildirilir." düzenlemesi yer almaktadır.
Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8/12. maddesinde; "Kasıtlı olarak gerçek dışı rapor vermek veya tutanak düzenleyip imza etmek veya ettirmek" fiili, meslekten çıkarma cezasını gerektiren eylem, işlem, tutum ve davranışlar arasında sayılmıştır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Disiplin cezaları kamu hizmetinin gereği gibi yürütülmesi bakımından kamu görevlilerinin mevzuat uyarınca yerine getirmek zorunda oldukları ödev ve sorumlulukları ifa etmemeleri veya mevzuatta yasaklanan fiillerde bulunmaları durumunda uygulanan yaptırımlar olup, memurların özlük hakları üzerinde doğrudan ve önemli sonuçlar doğurmaları sebebiyle subjektif ve bireysel etkileri bulunduğu gibi kamu görevinin gereği gibi sürdürülmesi ve kamu düzeninin sağlanması bakımından objektif ve kamusal öneme sahiptirler.
Bu bakımdan disiplin soruşturmalarının yapılmasında izlenecek yöntem, ceza verilecek fiiller ve ceza vermeye yetkili makam ve kurullar pozitif olarak mevzuatta belirlenmekte, doktrin ve yargısal içtihatlarla da konu ile ilgili disiplin hukuku ilkeleri oluşturulmaktadır.
İlgililer bakımından güvence niteliği taşıyan zamanaşımı süreleri, kamu düzenine ilişkin olmaları nedeniyle disiplin soruşturmasını açmaya yetkili amirlerce uyulması zorunlu olan süreler olduğundan, bu süreler geçirildikten sonra yapılan disiplin soruşturması esas alınarak verilen disiplin cezaları hukuka aykırı olacaktır.
Kural olarak, zamanaşımına uğrayan bir fiille ilgili yapılan soruşturmada ilk önce fiilin belirlenmesi ve akabinde zamanaşımı bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi; zamanaşımı tespit edilmesi halinde ise fiilin sübuta erip ermediği tartışılmadan zamanaşımına uğradığı tespiti yapılarak dosyanın işlemden kaldırılması gerekmektedir. Ancak zamanaşımına uğrayan fiil nedeniyle disiplin cezası dışında ayrıca bir idari yaptırım (örneğin, 3201 sayılı Kanun'un Geçici 28. maddesi gereğince başka kuruma atanma gibi) öngörülmüş ise, bu halde fiilin sübuta erip ermediğinin ortaya konulmasından sonra zamanaşımı değerlendirmesi yapılarak işlemden kaldırma kararı verilmesi gerektiği açıktır.
Bu itibarla, incelenen uyuşmazlıkta; dava konusu işlem sonucunda davacıya, 3201 sayılı Kanun'un Geçici 28. maddesi uyarınca ayrıca bir idari yaptırım uygulanacağı dikkate alındığında, davacının eyleminin sübuta erip ermediği hususunun açıklığa kavuşturulması zaruridir.
Kamu görevlilerinin disiplin cezasıyla cezalandırılabilmeleri için; disipline aykırı eylem veya işlemlerinin sübut bulup bulmadığının usulüne uygun olarak yapılacak soruşturma ile ortaya konulması, soruşturma aşamasında kamu görevlisinin lehinde ve aleyhinde olan her türlü bilgi ve belgenin toplanması, bilahare disipline aykırı davranış olarak tespit edilen eylemin hiçbir şüpheye yer bırakmayacak şekilde ispatlanarak bu eyleme uygun olan disiplin cezası maddesinin tayini ve uygulanması gerekmektedir.
Bu bağlamda, yapılan soruşturma sonucunda disiplin cezası verilebilmesi için, suça esas fiilin sübuta erdiğine ilişkin tespitin, hukuken geçerli, her türlü şüpheden uzak, kesin ve somut delillere dayanması gerektiği; aksi durumda; Anayasa, uluslararası sözleşmeler ve yargı kararları ile güvence altına alınmış bulunan masumiyet karinesinin ihlali sonucunun doğabileceği açıktır.
Belirtilen hususlarla birlikte; Anayasa Mahkemesi Genel Kurulunun, Karar Tarihi:02/07/2020, Başvuru Numarası:2016/14253 olan "Barış Baş" başvurusunda verdiği kararın 56. paragrafında; "Ceza muhakemesi hukuku ve disiplin hukuku farklı kural ve ilkelere tabi disiplinlerdir. Disiplin hukuku kurumun iç düzenini korumayı amaçlayan ve bunun için kamu görevlilerinin mevzuata, çalışma düzenine, hizmetin gereklerine aykırı fiillerine yönelik olarak uygulanacak yaptırımları ve bu yaptırımların uygulanmasındaki usul ve esasları düzenleyen bir hukuk alanıdır. Bazı hâllerde ise kamu görevlisinin fiili ceza hukuku kapsamında suç tanımına uymasının yanı sıra disiplin hukuku yönünden de sorumluluk gerektiren bir mahiyet taşıyabilir (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Özcan Pektaş, B. No: 2013/6879, 2/12/2015, § 25; Kürşat Eyol, § 30)."; 58. paragrafında ise; "Adli ve idari makamların kendi görev sınırlarını aşarak kişiyi suçlu ilan etmesi veya bu bağlamda birtakım çıkarımlarda bulunması masumiyet karinesinin ihlaline yol açabilir. Masumiyet karinesi kapsamındaki güvencelerin sağlanıp sağlanmadığının tespiti yapılırken ise kararın gerekçesinin bir bütün olarak değerlendirilmesi gerekir (Galip Şahin, § 48; M.I., B. No: 2012/1268, 30/12/2014, § 50). Bu kapsamda karar vericilerin kullandıkları dil kritik önem taşır (Mustafa Kıvrak, B. No: 2013/3175, 20/2/2014, § 36). Kamu makamlarının işlem ya da kararlarında belirttikleri gerekçeler veya kullandıkları dil nedeniyle bireye cezai sorumluluk yüklememeleri, ceza mahkemeleri tarafından suçlu bulunmamış bireyin masumiyeti üzerine gölge düşürülmesine sebebiyet vermemeleri gerekmektedir (Galip Şahin, § 47)." değerlendirmelerine yer verildiği görülmektedir.
Dava dosyasına sunulan belgeler ile Ulusal Yargı Ağı Projesi (UYAP) üzerinden gerçekleştirilen incelemelerde; davacının, dava konusu işleme dayanak gösterilen olaydaki (E.R. isimli şahsın iletişiminin dinlenmesi) fiiline yönelik yargılandığı ceza davasında, Kocaeli 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 11/06/2018 günlü, E:2015/212, K:2018/250 sayılı kararıyla, "...sanığın üzerine atılı bulunan suçları işlediğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediğinden sanık hakkındaki mevcut şüphe, ceza hukuku genel ilkesinden hareketle sanık lehine yorumlanarak müsnet suçları işlediğinin sabit olmadığı..." gerekçesiyle beraatine karar verildiği; anılan kararın istinaf edilmeksizin kesinleştiği görülmektedir.
Bu durumda; davacıya isnat edilen fiilin aynı zamanda Ceza Kanunu bakımından da suç olduğu ve yapılan ceza yargılaması sonucunda davacının isnat edilen suçlardan beraat ettiği göz önünde bulundurulduğunda, disiplin soruşturmasında davacıya isnat edilen "Kasıtlı olarak gerçek dışı rapor vermek veya tutanak düzenleyip imza etmek veya ettirmek" fiilinin sübut bulduğuna ilişkin her türlü şüpheden uzak, kesin, somut ve inandırıcı delil elde edilemediği anlaşılmakla dava konusu işlemde hukuka uyarlık; davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararında ise hukuki isabet görülmemiştir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. DAVACININ TEMYİZ İSTEMİNİN KABULÜNE,
2. ... İdare Mahkemesince verilen … günlü, E:…, K:… sayılı kararın, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun temyize konu ilk kararın verildiği tarih itibarıyla yürürlükte olan haliyle 49. maddesinin 1/b fıkrası uyarınca BOZULMASINA,
3. Aynı maddenin 3622 sayılı Yasa ile değişik 3. fıkrası uyarınca, yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın adı geçen İdare Mahkemesine ve kararın bir örneğinin de İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 2. İdari Dava Dairesine gönderilmesine,
4. 2577 sayılı Yasa'nın (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren onbeş (15) gün içinde Danıştayda karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 19/12/2023 tarihinde esasta oybirliği, gerekçede oyçokluğuyla karar verildi.

(X) GEREKÇEDE KARŞI OY :
Daire kararında "Kural olarak, zamanaşımına uğrayan bir fiille ilgili yapılan soruşturmada ilk önce fiilin belirlenmesi ve akabinde zamanaşımı bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi; zamanaşımı tespit edilmesi halinde ise fiilin sübuta erip ermediği tartışılmadan zamanaşımına uğradığı tespiti yapılarak dosyanın işlemden kaldırılması gerekmektedir. Ancak zamanaşımına uğrayan fiil nedeniyle disiplin cezası dışında ayrıca bir idari yaptırım (örneğin, 3201 sayılı Kanun'un Geçici 28. maddesi gereğince başka kuruma atanma gibi) öngörülmüş ise, bu halde fiilin sübuta erip ermediğinin ortaya konulmasından sonra zamanaşımı değerlendirmesi yapılarak işlemden kaldırma kararı verilmesi gerektiği açıktır." gerekçesine yer verilmiştir.
Disiplin cezaları, kamu hizmetinin gereği gibi yürütülmesi bakımından kamu görevlilerinin mevzuat uyarınca yerine getirmek zorunda oldukları ödev ve sorumlulukları ifa etmemeleri veya mevzuatta yasaklanan fiillerde bulunmaları durumunda uygulanan yaptırımlar olup, memurların özlük hakları üzerinde doğrudan ve önemli sonuçlar doğurmaları sebebiyle subjektif ve bireysel etkileri olduğu gibi, kamu görevinin gereği gibi sürdürülmesi ve kamu düzeninin sağlanması bakımından objektif ve kamusal öneme sahiptirler. Bu nedenle, disiplin cezası verilebilmesi için öncelikle isnat edilen kusurlu halin veya fiilin tespiti gerekmektedir. Kusurlu halin veya fiilin tespitinden kasıt ise, disiplin cezasına konu edilen fiil veya halin zamanı, yeri, şekli gibi tüm unsurlarının ortaya konulması, böylelikle fiilin kim tarafından, ne zaman, nerede ve ne şekilde işlendiğinin net ve açık bir şekilde belirlenmesidir.
Zamanaşımına ilişkin 657 sayılı Yasa'nın 127. maddesinde getirilen ve ilgililer bakımından güvence niteliği taşıyan zamanaşımı süreleri, kamu düzenine ilişkin olmaları nedeniyle uyulması zorunlu süreler olduğundan, disiplin cezasını gerektiren fiil tespit edilip söz konusu fiilin işlenip işlenmediğinin ortaya konulması ve fiilin işlendiği tarihten itibaren iki yıllık zamanaşımı süresinin geçirildiğinin tespit edilmesi durumunda zamanaşımı nedeniyle disiplin cezası verilmemesi gerekmektedir.
Öte yandan, soruşturma dosyasının, isnat edilen fiilin hiç işlenmediği gerekçesiyle işlemden kaldırılması ile zamanaşımı sebebiyle işlemden kaldırılmasının ilgili kamu görevlisi yönünden hukuki etki ve sonuçlarının birbirinden farklı olacağı kuşkusuzdur. Zira, hukuk aleminde var olmayan ve hiç gerçekleşmemiş bir fiil hakkında ceza verme yetkisinin zamanaşımına uğradığından bahsetmek mümkün değildir.
Belirtilen bu gerekçelerle yalnızca disiplin cezası dışında ayrıca bir yaptırım öngörülmesi halinde değil zamanaşımı nedeniyle dosyanın işlemden kaldırılmasına yönelik tüm işlemlerin yargısal denetiminde fiilin sübuta erip ermediğinin ortaya konulması gerektiği görüşü ve oyuyla kararın yukarıdaki paragrafına katılmıyoruz.