Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2024/3254 E. , 2025/368 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2024/3254
Karar No:2025/368
TEMYİZ EDEN (DAVALI) :... Sigorta Fonu
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI) : ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından, Fon'un kayyım olarak atandığı ... İnşaat Danışmanlık Kuyumculuk Sanayi ve Ticaret Limited Şirketine ait ... plakalı aracın satışına ilişkin işlemin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti:... İdare Mahkemesince verilen... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; davalının kayyım sıfatıyla yönettiği şirketlerin hak ve taraf ehliyetlerini koruduğu, anılan şirketlere ilişkin olarak kayyımın ticârî gerekliliklere göre gerçekleştirdiği iş ve işlemlerin idarî işlem ve eylem niteliğinde olmadığı, kayyım sıfatıyla ticârî kural ve teamüllere dayanılarak tesis edilen işlemlerde kamu yararının değil ticârî faaliyet gereklerinin esas alındığı ve kayyım işlemlerinin idare hukuku ilkelerine göre değil ticaret hukuku ilkelerine göre tesis edildiği, bu itibarla, uyuşmazlığın esas itibarıyla Türk Medenî Kanunu'nda düzenlenen kayyımlık görevinin nasıl îfâ edileceğine dair ilke ve kurallar ile Türk Ticaret Kanunu hükümleri dikkate alınmak suretiyle adlî yargı yerlerince çözümlenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle davanın görev yönünden reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince;
I- İdare Mahkemesi kararının, davanın görev yönünden reddine ilişkin kısmında hukuki isabetsizlik bulunmadığından bu kısım yönünden istinaf başvurularının reddi gerektiği;
II- İdare Mahkemesi kararının, yargılama giderlerine ilişkin kısmı yönünden ise, yargı yolu kavramının bir hukuk sisteminde, herhangi bir davanın o hukuk sistemine dâhil yargı kollarından (adli ve idari) hangisinde bakılacağını ifade ettiği, gerek 2577 sayılı Kanun'da gerek 6100 sayılı Kanun'un sistematiğinde yargı yolu ve görevsizlik hâllerinin farklı düzenlendiği, buna göre görevsizliğin aynı yargı yoluna tabi mahkemeler arasında geçerli olduğu, dolayısıyla 492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli I sayılı Tarifenin Yargı Harçları başlıklı A-I maddesinin 3. fıkrasının parantez içindeki son cümlesinde yer alan "yetkisizlik veya görevsizlik" kavramlarının aynı yargı kolu içerisindeki görevli mahkemeleri ifade ettiği, anılan yasal düzenlemenin aynı yargı yerinde görülecek davalarda ve aynı yargı kolundaki mahkemeler arasındaki görevsizlik ve yetkisizlik kararlarında uygulanması gerektiği, İdare Mahkemesi'nce, "492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (I) sayılı Tarife'nin A-I maddesi gereğince görevli yargı yerinde dava açılması hâlinde başvurma harcının görevli mahkemece yeniden alınmayacağı" yönünde karar verildiği, ancak istinafa konu "davanın görev yönünden reddine" yönelik kararın, dava konusu işlemin farklı yargı düzeni olan adli yargının görev alanına girmesi nedeniyle verilmiş olduğu hususu göz önünde bulundurulduğunda, söz konusu hükmün uyuşmazlıkta uygulama imkanının bulunmadığı, bu durumda, İdare Mahkemesince verilen kararın hüküm fıkrasında yer alan "ve 492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (I) sayılı Tarife'nin A-I maddesi gereğince görevli yargı yerinde dava açılması hâlinde başvurma harcının görevli mahkemece yeniden alınmayacağının" ibaresinin hükümden çıkartılarak kararın düzeltilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usule ve hukuka uygun olduğu anlaşıldığından ve dilekçelerde ileri sürülen iddialar söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediğinden, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurularının yukarıda belirtilen düzeltme ile reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, uyuşmazlıkta görevli mahkemenin İstanbul İdare Mahkemesi olduğu, Fon'un kayyımı olduğu şirketlerle ilgili tesis ettiği işlemler bakımından idari yargının görevli olduğu konusunda Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu tarafından kesin olarak karar verildiği, anılan işlemlere karşı Asliye Ticaret Mahkemelerinde açılan davalarda davanın yargı yolu uygun olmadığından bahisle reddine karar verildiği, Yargıtay kararlarının da bu doğrultuda olduğu, şirketin genel kurul yetkilerinin Fon'a devredildiği ve bu hususta Türk Ticaret Kanunu hükümlerinin uygulama alanı bulamayacağı,... tarafından bu davalarda idari yargının görevli olduğu konusunda hukuki mütalaa hazırlandığı, dava konusu işlemin idari işlem niteliğinde olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
USUL YÖNÜNDEN:
Görev, bir davanın konusu itibarıyla hangi mahkeme tarafından görüleceğinin belirlenmesine ilişkindir. Gerek özel hukuk gerekse kamu hukuku alanında görev kurallarının kamu düzenine ilişkin olduğu tartışmasız kabul edilmektedir. Zira, bir davanın görevli mahkemede görülmesi, taraflar açısından güvence oluşturduğu gibi, devletin de bir davanın görevli mahkemede görülmesini sağlamakla meşruiyet kazandığı öğretide kabul edilmektedir. Böylece görev kurallarının, yargıya ve dolayısıyla devlete meşruiyet kazandıran, kamu düzenine ilişkin, hak arama hürriyeti ve adil yargılanma hakkına işlerlik kazandıran yönlere sahip olduğu söylenebilir. Anayasa’nın 142’nci maddesinde yer alan, “Mahkemelerin kuruluşu, görev ve yetkileri, işleyişi ve yargılama usulleri kanunla düzenlenir” hükmü ile, “Hak Arama Hürriyeti” başlıklı 36’ncı maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz.” şeklindeki hüküm, bu ilke ve kabulün yansımasıdır. Nitekim, Uyuşmazlık Mahkemesinin 01/07/2004 tarih ve E:2004/12, K:2004/33 sayılı kararında, görev kurallarının kamu düzenine ilişkin olduğu, mahkemelerin görev kurallarını yargılamanın her aşamasında re’sen gözetmesi gerektiği, bu hususta kazanılmış hakkın söz konusu olmayacağı belirtilmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 14. ve 15. maddeleri uyarınca görev ve yetkinin ilk inceleme aşamasında gözetilecek hususlardan olduğu, adli yargının görevli olduğu konularda açılan davaların reddine, idari yargının görevli olduğu konularda ise görevli veya yetkili olmayan mahkemeye açılan davanın görev veya yetki yönünden reddedilerek dava dosyasının görevli veya yetkili mahkemeye gönderilmesine karar verileceği kurala bağlanmıştır.
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun şirket yönetimi için kayyım tayini başlıklı 133. maddesinde, " (1) Suçun bir şirketin faaliyeti çerçevesinde işlenmekte olduğu hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı ve maddî gerçeğin ortaya çıkarılabilmesi için gerekli olması halinde; soruşturma ve kovuşturma sürecinde, hâkim veya mahkeme, şirket işlerinin yürütülmesiyle ilgili olarak kayyım atayabilir. Atama kararında, yönetim organının karar ve işlemlerinin geçerliliğinin kayyımın onayına bağlı kılındığı veya yönetim organının yetkilerinin ya da yönetim organının yetkileri ile birlikte ortaklık payları veya menkul kıymetler idare yetkilerinin tümüyle kayyıma verildiği açıkça belirtilir. Kayyım tayinine ilişkin karar, ticaret sicili gazetesinde ve diğer uygun vasıtalarla ilan olunur.
(2) Hâkim veya mahkemenin kayyım hakkında takdir etmiş bulunduğu ücret, şirket bütçesinden karşılanır. Ancak, soruşturma veya kovuşturma konusu suçtan dolayı kovuşturmaya yer olmadığı veya beraat kararının verilmesi halinde; ücret olarak şirket bütçesinden ödenen paranın tamamı, kanunî faiziyle birlikte Devlet Hazinesinden karşılanır.
(3) İlgililer, atanan kayyımın işlemlerine karşı, görevli mahkemeye 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu ve 29/06/1956 tarihli ve 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre başvurabilirler." ... kuralı yer almıştır.
Dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan hâliyle 6758 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun'un 19. maddesinde, "(1) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce terör örgütlerine aidiyeti, iltisakı veya irtibatı nedeniyle 04/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 133 üncü maddesi uyarınca kayyım atanmasına karar verilen şirketlerde görev yapan kayyımların yetkileri, hâkim veya mahkeme tarafından Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilir ve devirle birlikte kayyımların görevleri sona erer.
(2) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra ve olağanüstü halin devamı süresince terör örgütlerine aidiyeti, iltisakı veya irtibatı nedeniyle Ceza Muhakemesi Kanununun 133 üncü maddesi uyarınca şirketlere ve bu Kanun Hükmünde Kararnamenin 13 üncü maddesi uyarınca varlıklara kayyım atanmasına karar verildiği takdirde, kayyım olarak Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu atanır.
(3) 20/07/2016 tarihli ve 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hal kapsamında yürürlüğe konulan kanun hükmünde kararnameler gereğince kapatılan ve Vakıflar Genel Müdürlüğüne veya Hazineye devredilen şirketler hariç olmak üzere; birinci ve ikinci fıkra kapsamındaki şirketlerin mali durumu, ortaklık yapısı, diğer sorunları veya piyasa koşulları nedeniyle mevcut halin sürdürülebilir olmadığının Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından tespit edilmesi durumunda, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu şirketin yahut varlıklarının veya bu Kanun Hükmünde Kararnamenin 13. maddesinde belirtilen varlıkların satılmasına veya feshi ile tasfiyesine karar verebilir. Satış ve tasfiye işlemleri Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından yerine getirilir. Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun ilişkili olduğu Bakan onayıyla belirlenir.
(4) Üçüncü fıkra kapsamında gerçekleştirilen varlık ve mal varlığı değeri satışlarına bağlı olarak elde edilen gelirden borçlar ödendikten sonra kalan tutar, şirket işlerinde kullanılabilir. Üçüncü fıkra kapsamında gerçekleştirilen fesih ve tasfiye işlemleri sonunda borçlar ödendikten sonra kalan tutar, yargılamanın kesin hükümle sonuçlandırılmasına kadar bir kamu bankasında açılan hesapta nemalandırılır.(...)" hükmü yer almıştır.
Aynı Kanun'un 20. maddesinde ise, "(1)19/10/2005 tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu ile temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından devralınan şirketler ve bunların varlıkları ile ilgili olarak Fona verilen yetkiler, bu Kanun Hükmünde Kararname ile Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna verilen kayyımlık görevi ile satış veya tasfiye işlemlerinde, bu şirketlerin yahut bunların sahiplerinin Fona borçlu olup olmadığına ve varlıkları üzerinde Fon haczi bulunup bulunmadığına bakılmaksızın kıyasen uygulanır. (...) Şirketlerin tasfiye işlemlerini yürütmek üzere Fon Kurulu tarafından görevlendirilen tasfiye komisyonu, adlî işlemler veya davalar bakımından taraf ehliyetine sahiptir. Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun kayyım olarak atandığı şirketlerin ya da bunların varlıklarının bu madde kapsamında satışından elde edilecek tutarlar yargılamanın kesin hükümle sonuçlandırılmasına kadar bir hesapta nemalandırılır.
(2) Şirket varlıklarının ticârî iktisâdî bütünlük yoluyla satışına karar verilmesi halinde Fon Kurulu, geçmiş dönem borçlarını, bu borçların FETÖ/PDY terör örgütüne aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olmayan kişilerle gerçek mal veya hizmet ilişkisine dayanması şartıyla ihale bedelinden ödemeye veya ihale alıcısına ödettirmeye yetkilidir.
(3) Bu madde hükümleri, kapatılan kurum, kuruluş, özel radyo ve televizyonlar, gazete, dergi, yayınevi ve dağıtım kanallarının veya bunların bağlı olduğu şirketlerin Hazine tarafından devralınan varlıklarının satış ve tasfiyesini teminen Maliye Bakanlığınca Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilmesi durumunda da uygulanır. Devredilen varlıkların satışından elde edilen tutarlar Maliye Bakanlığına aktarılır." kuralına yer verilmiştir.
5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 134. maddesinin beşinci fıkrasında, Fon alacaklarının tahsilini teminen, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümleri uyarınca haczedilen aktif değerler ile lisans, ruhsat ve imtiyaz sözleşmelerinden doğan haklar ve bu varlıkların feri veya mütemmim cüzü niteliğindeki sözleşmelerden doğan, ancak başlı başına iktisadî değeri olmayanlar da dahil olmak üzere diğer tüm hak ve varlıkları bir araya getirerek, ticarî ve iktisadî bütünlük oluşturarak alıcısına geçişini sağlayacak şekilde satışına, hacizli malların birden fazla borçluya ait olması ve/veya birden fazla alacaklının haczi olması hâlinde de satışı yaptırmaya, ihale bedelinin ödenme şeklini, para birimini, alıcıların sahip olması gereken şartları, ödeme tarihini ve ihalenin sair usûl ve esasları ile satış şartlarını 6183 sayılı Kanun hükümlerine bağlı olmaksızın belirlemeye, satışa konu ticarî ve iktisadî bütünlüğü alacağına mahsuben satın almaya, satışa konu varlıkların ait olduğu şirketlerin teknik bilgi, yazılım, donanım, ekipman, mal ve hizmet alımından doğan geçmiş dönem borçlarını ihale bedelinden ödemeye veya ihale alıcısına ödetmeye Fon Kurulu'nun yetkili olduğu kurala bağlanmıştır.
Aktarılan mevzuatın değerlendirilmesinden, Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 133. maddesi uyarınca suçun bir şirketin faaliyeti çerçevesinde işlenmekte olduğu hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı ve maddî gerçeğin ortaya çıkarılabilmesi için gerekli olması halinde, soruşturma ve kovuşturma sürecinde, hâkim veya mahkemenin şirket işlerinin yürütülmesiyle ilgili olarak kayyım atayabileceği, 6758 sayılı Kanun'un 19. maddesi gereğince Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 133. maddesi uyarınca şirketlere kayyım atanmasına karar verildiği takdirde, kayyım olarak Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'nun atanacağı, Fon'un kayyımlık görevi ile satış veya tasfiye işlemlerinde 5411 sayılı Bankacılık Kanunu ile ilgili yetkilerini kıyasen uygulayabileceği anlaşılmaktadır.
Dosyanın incelenmesinden, davacının hisselerinin tamamına sahip olduğu ... İnşaat Danışmanlık Kuyumculuk Sanayi ve Ticaret Limited Şirketine...Sulh Ceza Hakimliğinin ... tarih ve...D. iş sayılı kararıyla Fon'un kayyım olarak atandığı, Şirket Müdürler Kurulu'nun ... tarih ve ...sayılı kararıyla şirkete ait ... plakalı aracın, şirketin gayrifaal olması, personelinin bulunmaması dolayısıyla ihtiyaç fazlası olması, atıl durumda olmasına rağmen sigorta, vergi ve sair masraf üretmeye devam etmesi ve modelin eskimesi hususları dikkate alınarak satışa çıkarılmasının uygun olacağı değerlendirilerek satış izni için Fona başvurulduğu, Fon Kurulu'nun ... tarih ve ... sayılı kararıyla şirkete ait ... plakalı, ... model... marka aracın satışı konusunda Şirket Müdürler Kuruluna izin verildiği, sonrasında 16/02/2023 tarihinde yapılan ihaleyle 1.311.00,00-TL bedel ile aracın satışı üzerine, satışa ilişkin işlemin iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Dava konusu uyuşmazlığa ilişkin olarak her ne kadar İdare Mahkemesince uyuşmazlığın çözümünde adli yargı yerlerinin görevli olduğundan bahisle davanın görev yönünden reddine karar verilmiş ise de benzer bir uyuşmazlıkta Uyuşmazlık Mahkemesi'nin 04/11/2024 tarih ve E:2024/301, K:2024/498 sayılı kararı ile, " ...5411 sayılı Kanun'un 111. maddesine göre kamu tüzel kişiliğini haiz, idari ve mali özerkliğe sahip Fon Kurulu tarafından, 6758 sayılı Kanun'un 19. ve 20. maddeleri ile kendisine verilen görevlerin ifası kapsamında kamu gücü kullanılmak suretiyle tek taraflı irade beyanıyla Bereket Çiftliği'ne özgülenmiş varlıkların satışına ilişkin dava konusu kararın idari nitelik taşıdığında kuşku yoktur. Ayrıca davacılar vekilinin dosyada mevcut hem adli hem de idari yargıda açtığı dava dilekçelerinde Fon Kurulu tarafından alınan söz konusu kararın iptalini davaya konu ettiği görülmüştür. Tüm bu sebeplerle Fon Kurulunun idari yetki kullanarak tesisi ettiği 26/11/2022 tarih ve 32025 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan kararının iptaline ilişkin davanın görüm ve çözümünde idari yargının görevli olduğu sonucuna ulaşılmıştır...." gerekçesiyle Fon'un kayyım olduğu şirketlerin varlıklarının satışına ilişkin olarak verdiği kararların idari nitelik taşıdığı ve bu uyuşmazlıkların çözümünde idari yargının görevli olduğuna karar verildiğinden, Dairemizce emsal nitelikteki anılan karar dikkate alınmak suretiyle içtihat değişikliğine gidilmiş olup bakılan uyuşmazlığın çözümünde idari yargının görevli olduğuna karar verilmiş, Mahkemelerin görevi kamu düzenine ilişkin olduğundan, somut uyuşmazlık bakımından da idari yargının görevli olması nedeniyle Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği sonucuna varılmıştır.
Bu itibarla, davanın görev yönünden reddine ilişkin olarak verilen İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurularının reddine dair Bölge İdare Mahkemesi kararında usûl hükümlerine uygunluk bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalının temyiz isteminin kabulüne;
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle görev yönünden reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurularının reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ...İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 22/01/2025 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!