Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2024/278 E. , 2024/631 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2024/278
Karar No : 2024/631
HASIM DÜZELTME KARARI
... vekili Av. ... tarafından, mülkiyeti Maliye Hazinesi adına kayıtlı İstanbul ili, Beylikdüzü ilçesi, ... (...) Mahallesi, ... ada, ... parsel; ... ada, ... parsel; ... ada,... parsel; ... ada, ... parsel; ... ada, ... parsel ile ..., ...ve ... parsel sayılı taşınmazlardaki Maliye Hazinesi hissesinin, 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun uyarınca gerçekleştirilen ihale sonucunda ... Enerji Sanayi ve Ticaret A.Ş.'ye satışına dair ... tarih ve ... sayılı Özelleştirme Yüksek Kurulu kararı ile ... tarih ve ... sayılı Özelleştirme İdaresi Başkanlığı l. Proje Grup Başkanlığı işleminin iptali istemiyle Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Özelleştirme Yüksek Kurulu'na karşı açılan davada, dava dosyası incelenerek gereği görüşüldü:
Davanın doğru hasım olan Özelleştirme İdaresi Başkanlığı husumetiyle incelenmesi gerektiğinden, Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Özelleştirme Yüksek Kurulu'nun hasım mevkiinden çıkarılmasına, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı'nın hasım mevkiine alınmasına, davanın Özelleştirme İdaresi Başkanlığı husumetiyle görülmesine, kararın taraflara ve Hazine ve Maliye Bakanlığı'na tebliğine, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 15. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi uyarınca 08/02/2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
DAVACI : ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : ... İdaresi Başkanlığı
DAVANIN KONUSU : Mülkiyeti Maliye Hazinesi adına kayıtlı İstanbul ili, Beylikdüzü ilçesi, ... (...) Mahallesi, ... ada, ... parsel;... ada, ... parsel; ... ada, ... parsel; ... ada, ... parsel; ... ada, ... parsel ile ... , ... ve ... parsel sayılı taşınmazlardaki Maliye Hazinesi hissesinin, 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun hükümleri uyarınca ... Enerji Sanayi ve Ticaret A.Ş.'ye satışına dair ... tarih ve ... sayılı Özelleştirme Yüksek Kurulu kararı ile ... tarih ve ... sayılı Özelleştirme İdaresi Başkanlığı l. Proje Grup Başkanlığı işleminin iptali istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI : Dava dışı ... Enerji Sanayi ve Ticaret A.Ş. tarafından söz konusu taşınmazlara malik olunduğu gerekçesiyle, arazinin 17 metre karesinin kendisi tarafından işgal edilmiş olduğu belirtilerek haksız işgalin önlenmesi ve ecrimisil talebiyle adli yargıda açılan davada dava dilekçesinin 03/11/2023 tarihinde kendisine tebliğ edildiği, 3194 sayılı İmar Kanunu'na göre, imar barışına konu Hazine arazilerinin kanunda belirtilmeyen, hak sahibi olmayan 3. kişilere satılamayacağı, satışı yapılan ve aralarında kendisine ait yapı kayıt belgesine de konu olan taşınmazların Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'na tahsis edilecek ve ortak alanlara konu taşınmazlardan olduğu ileri sürülmüştür.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ... 'UN DÜŞÜNCESİ : Davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 14. maddesi uyarınca Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dava dosyası incelendikten sonra gereği görüşüldü:
MADDİ OLAY VE HUKUKÎ SÜREÇ :
... tarih ve ... sayılı Özelleştirme Yüksek Kurulu kararıyla; tapuda Maliye Hazinesi adına kayıtlı İstanbul ili, Beylikdüzü ilçesi, ... (... ) Mahallesi, ... ada, ... parsel; ... ada, ... parsel; ... ada, ... parsel; ... ada, ... parsel;... ada, ... parsel ile ... , ... ve ... parsel sayılı taşınmazlardaki Maliye Hazinesi hissesinin, bir bütün hâlinde 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun hükümleri çerçevesinde satış yöntemi ve pazarlık usulü uygulanmak suretiyle özelleştirilmesini teminen gerçekleştirilen ihale sonucunda, söz konusu taşınmazların ihalede 20.000.000,00-TL bedelle en yüksek teklifi veren ... Enerji Sanayi ve Ticaret A.Ş.'ye satılmasına, karar çerçevesinde satış sözleşmesinin imzalanması ve karar gereklerinin yerine getirilmesi hususunda Özelleştirme İdaresi Başkanlığı'nın yetkili kılınmasına karar verilmiştir.
Devamında BBC şirketine hitaben yazılan ... tarih ve ... sayılı Özelleştirme İdaresi Başkanlığı 1. Proje Grup Başkanlığı yazısıyla, 15/03/2019 tarihinde varlık satış sözleşmesinin imzalandığı, tapu devrinin tapusuna ipotek konulmaksızın ivedilikle yerine getirilmesi, devir teslim tutanağının bir örneğinin gönderilmesi ve taşınmazın devri konusunda Milli Emlak Genel Müdürlüğü'ne de bilgi verilmesi gerektiği hususları anılan şirkete bildirilmiştir.
Bunun üzerine davacı tarafından, ... tarih ve ... sayılı Özelleştirme Yüksek Kurulu kararı ile ... tarih ve ... sayılı Özelleştirme İdaresi Başkanlığı 1. Proje Grup Başkanlığı işleminin iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.
İNCELEME VE GEREKÇE :
USUL YÖNÜNDEN:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 14. maddesinin 3. fıkrasının (e) bendinde, dilekçelerin süre aşımı yönünden de inceleneceği; 15. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde, 14. maddenin 3. fıkrasının (e) bendine aykırılık görülmesi hâlinde davanın reddine karar verileceği; "İvedi yargılama usulü" başlıklı 20/A maddesinde, ihaleden yasaklama kararları hariç ihale işlemleri ile Özelleştirme Yüksek Kurulu kararlarından doğan uyuşmazlıklar hakkında ivedi yargılama usulünün uygulanacağı, ivedi yargılama usulünde dava açma süresinin otuz gün olduğu kurala bağlanmıştır.
4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun'un "Özelleştirme Yüksek Kurulu ve Görevleri" başlıklı 3. maddesinin 2. fıkrasında, "... d) Özelleştirme programına alınan kuruluşların 'satış, kiralama, işletme hakkı devri, mülkiyetin gayri ayni hakların tesisi ve işin gereğine uygun sair hukuki tasarruflarla gerçek ve/veya özel hukuk tüzel kişilerine devredilmesi' yöntemleriyle yapılan ihaleler sonucunda ihale komisyonlarınca verilen nihaî kararları onaylamak, ..." Kurul'un görevleri arasında sayılmıştır.
Dosya incelendiğinde, davacı tarafından dava dilekçesinde, ... şirketince söz konusu taşınmazlara malik olduğu gerekçesiyle, arazinin 17 metre karesinin kendisi tarafından işgal edilmiş olunduğu belirtilerek haksız işgalin önlenmesi ve ecrimisil talebiyle adli yargıda açılan davada, dava dilekçesinin 03/11/2023 tarihinde kendisine tebliğ edilmesi üzerine haberdar olunduğu belirtilerek, dava konusu işlemlerin tebliğ tarihi olarak 03/11/2023 tarihinin gösterilmesi suretiyle, 02/01/2024 tarihinde UYAP üzerinden gönderilen elektronik imzalı dilekçeyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda, davacı tarafından 03/11/2023 tarihinden itibaren otuz günlük dava açma süresi içerisinde en geç 04/12/2023 (sürenin son günü 03/12/2023 pazar gününe geldiğinden) tarihine kadar dava açılması gerekirken, bu süre geçirildikten sonra 02/01/2024 tarihinde açılan davanın süre aşımı nedeniyle esasının incelenme imkânı bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanun'un 15/1-b maddesi uyarınca DAVANIN SÜRE AŞIMI NEDENİYLE REDDİNE,
2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen ...-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
3. Posta giderleri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
4. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (on beş) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'na temyiz yolu açık olmak üzere, 08/02/2024 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY :
Anayasa'nın 40. maddesinin ikinci fıkrası hükmü ile bireylerin yargı ya da idari makamlar önünde haklarını arayabilmelerine kolaylık ve olanak sağlanması amaçlanmış; idareye, işlemlerinde, ilgililerin kaç gün içinde, hangi mercilere başvurabileceklerini bildirme yükümlülüğü getirilmiştir. Anayasa'nın 125. maddesinde de idari işlemlere karşı açılacak davalarda sürenin "yazılı bildirim" tarihinden başlayacağı belirtilmiştir.
20/01/1982 tarihinde yürürlüğe giren 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nda idari yargıda uygulanan “genel yargılama usulü” ve 7. maddesi ile devamı maddelerde de “genel dava açma süreleri” düzenlenmiş bulunmaktadır. Anılan 7. maddesinde, özel süre gösterilmeyen hâllerde idare mahkemelerinde idari işlemlere karşı dava açma süresinin "altmış gün" olduğu ve bu sürenin yazılı bildirim tarihini izleyen günden itibaren başlayacağı kurala bağlanmıştır.
Buna karşılık, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'na, 28/06/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun'un 18. maddesiyle eklenen 20/A maddesiyle, bir kısım işlemlere karşı açılan davalarda, genel yargılama usulünden farklı olarak, gerek dava, gerekse temyiz aşamasında uygulanacak “ivedi yargılama usulü” getirilmiş; ayrıca, ivedi yargılama usulünde dava açma süresinin "otuz gün" olduğu ve bu Kanun'un 11. maddesi hükümlerinin uygulanmayacağı öngörülmüştür. Anılan maddede, ihaleden yasaklama kararları hariç ihale işlemlerinden doğan uyuşmazlıklarda ivedi yargılama usulünün uygulanacağı kuralı yer almıştır.
Genel yargılama usulünün uygulandığı uyuşmazlıklarda, ilgililere dava açmadan önce, 2577 sayılı Kanun’un 10, 11, 12 ve 13. maddeleriyle “idari başvuru” seçeneği getirilmişken, ivedi yargılama usulünün uygulandığı işlemlere karşı doğrudan dava açma zorunluluğu getirilmiş ve 2577 sayılı Kanun’un 11. maddesi uyarınca yapılacak idari başvurunun dava açma süresini durdurmayacağı kurala bağlanmıştır.
Anayasa'nın 40. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca idarenin yükümlülüğünün, ivedi yargılama usûlüne tâbi bir idarî işlem söz konusu olduğunda, ilgilinin yanılgıya düşmemesi açısından özel dava açma süresi içerisinde doğrudan dava açmak zorunda olduğunun, işleme karşı idarî başvuruda bulunularak itiraz edilmesinin dava açma süresini durdurmayacağının bildirilmesini de kapsadığı kuşkusuzdur. Ancak kendisine herhangi bir yazılı bildirim yapılmayan ya da yapılan yazılı bildirimde işleme karşı başvuru yolu ve süresi belirtilmeyen ilgililerin hangi sürede dava açacakları konusunda karışıklık yaşamaları ve yanılgıya düşmeleri söz konusu olmaktadır. Mevzuattan kaynaklanan bu karışıklığın Anayasa’nın 36. maddesinde yer alan mahkemeye erişim hakkını ihlâl eden sonuçlara ulaşmasını engellemek yargı yerine düşen bir görevdir.
Öte yandan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin 36533/04 başvuru numaralı Mesutoğlu-Türkiye kararında, usul kurallarının nasıl yorumlanması gerektiği hususunda özetle; mahkemeye erişim hakkının mutlak olmadığı, bazı sınırlamalara tâbi olabildiği, bununla birlikte, getirilen kısıtlamaların, hakkın özünü ortadan kaldıracak ölçüde, kişinin mahkemeye erişimini engellememesi gerektiği, mahkemeye erişim hakkına getirilen bu tür sınırlamaların ancak meşru bir amaç güdüldüğü takdirde ve hedeflenen amaç ile başvurulan araçlar arasında makûl bir orantı olması hâlinde Sözleşmenin 6/1. maddesi ile bağdaşabileceği, bu ilkelerden hareketle, dava açma hakkının doğal olarak yasayla belirlenen şartları olmakla birlikte, mahkemelerin yargılama usullerini uygularken bir yandan davanın hakkaniyetine hâlel getirecek kadar abartılı şekilcilikten, öte yandan, kanunla öngörülmüş olan usul şartlarının ortadan kalkmasına neden olacak kadar aşırı bir esneklikten kaçınılması gerektiği belirtilmiştir.
Bu durumda, ilgililere herhangi bir yazılı bildirimin yapılmadığı ve idari işlemin bir şekilde öğrenilmesi üzerine dava açıldığı durumda, bu kişilerin mevzuattan kaynaklanan bu karışıklık nedeniyle kaç gün içinde hangi merciye başvuracaklarını bilmeleri beklenemeyeceğinden, dava açma süresi hesaplanırken öğrenme tarihinin başlangıç alınması ve aynı şekilde özel dava açma süresinin değil açık, anlaşılabilir ve ulaşılabilir olan genel dava açma süresinin işletilmesi gerekir.
Nitekim Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulu'nun 15/03/2022 tarih ve E:2021/2, K:2022/1 sayılı kararıyla da; yazılı olarak bildirilen ve özel dava açma süresine tâbi olan bir işlemde, dava açma süresinin gösterilmemiş olması durumunda genel dava açma süresinin işletilmesi gerektiği yönünde içtihatların birleştirilmesine karar verilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden, davacı tarafından, ... şirketince söz konusu taşınmazlara malik olduğu gerekçesiyle, arazinin 17 metre karesinin kendisi tarafından işgal edilmiş olunduğu belirtilerek haksız işgalin önlenmesi ve ecrimisil talebiyle adli yargıda açılan davada, dava dilekçesinin 03/11/2023 tarihinde kendisine tebliğ edilmesi üzerine haberdar olunduğu belirtilerek, dava konusu işlemlerin tebliğ tarihi olarak 03/11/2023 tarihinin gösterilmesi suretiyle, 02/01/2024 tarihinde UYAP üzerinden gönderilen elektronik imzalı dilekçeyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmıştır.
Bu itibarla, uyuşmazlığın ivedi yargılama usulüne tâbi olduğu ve dava açma süresinin otuz gün olduğu yolunda kendisine yazılı bildirim yapılmayan davacının, hangi tarihten itibaren dava açması gerektiği hususunda tereddüt yaşadığı ve yanılgıya düştüğü, mevzuattan kaynaklanan bu karışıklığın davacının özel süresi içerisinde dava açmasını zorlaştırdığı anlaşıldığından, mahkemeye erişim hakkının ihlâl edilmemesi açısından uyuşmazlıkta özel yargılama süresinin değil genel yargılama süresinin uygulanması gerektiği, dolayısıyla dava konusu işlemlerin davacı tarafından 03/11/2023 tarihinde öğrenildiği; bu tarihten itibaren altmış günlük dava açma süresi içerisinde 02/01/2024 tarihinde açılan davanın süresi içerisinde açıldığından, davanın süre aşımı nedeniyle reddi yolundaki karara katılmıyoruz.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!