Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2023/3662 E. , 2024/484 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2023/3662
Karar No:2024/484
TEMYİZ EDENLER : I. (DAVALI) … Valiliği
VEKİLİ : Av. …
II. (MÜDAHİLLER DAVALI YANINDA)
1. …
2. …
3. …
4. …
VEKİLİ : Av. …
5. …
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACILAR): 1. …
2. …
3. …
4. …
5. …
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … İdare Mahkemesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davalı idare tarafından, 24/05/2021 tarihinde 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu'nun 45. maddesi uyarınca açık teklif usûlüyle gerçekleştirilen mülkiyeti Hazine'ye ait, İzmir ili, … ilçesi, … Mahallesi, … ada, … ve … parselde kayıtlı taşınmazların satışına ilişkin ihalelerin ve anılan ihalelerin iptali istemiyle 18/07/2022 tarihinde yapılan başvurunun cevap verilmemek suretiyle (zımnen) reddine ilişkin işlemin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesi'nce verilen kararda; Maliye Bakanlığı Milli Emlak Genel Müdürlüğü'nün 2008/3 sayılı Genelgesi uyarınca Hazine'ye ait taşınmazların satışa çıkarılması hâlinde, ilgili taşınmazları satın alma iradesini ortaya koyan kişilere ve taşınmazın işgalcilerine ihale gün ve saatinin bildirilmesi gerektiği, bu bildirimin ihalede açıklık ve rekabetin sağlanması bakımından önemli olduğu;
İzmir ili, … ilçesi, … Mahallesi, … ada, … parselin (eski … ada, … parsel) tamamı davacıların mülkiyetinde iken 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 18. maddesi uyarınca hazırlanan ve … tarihinde tapuya tescil edilen … sayılı parselasyon planı ile … ada, …, …, …, …ve …parsel olmak üzere beşe ayrıldığı, eski terkler de dikkate alınarak yapılan düzenleme ortaklık payı (DOP) kesintisinden sonra …, …ve …parselin davacılara, …ve …parselin ise Hazine'ye bırakıldığı, davacılar tarafından söz konusu parselasyon uygulamasına karşı …. İdare Mahkemesi'nin E: … sayılı dosyasına kayden açılan davada, mahallinde yapılan bilirkişi incelemesi neticesinde hazırlanan … tarihli bilirkişi raporunda, …ada, …ve … parseller (yeni …ada, …parsel) üzerinde besi damı olarak kullanımlı iki katlı yapının bulunduğu ve bu yapının mülkiyetinin parselasyon öncesinde davacılar üzerinde olduğunun tartışmasız olduğu hususlarına yer verildiği, davacılar tarafından dosyaya ilgili parsellerdeki iki katlı yapıya ait … tarihli yapı ruhsatının ve … tarihli yapı kullanma izin belgesinin sunulduğu;
Bu itibarla, dava konusu ihalelere konu …ada, …ve …parsellerde işgalci konumunda olan davacılara, ihale öncesinde ihale gün ve saatine ilişkin hiçbir bildirimin yapılmadığı dikkate alındığında, açıklık ve rekabet ilkelerine aykırı olarak gerçekleştirilen dava konusu ihale işlemlerinde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle hukuka aykırı bulunan dava konusu işlemlerin iptaline karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, imar uygulaması sonuçlarının tüm taşınmazlar için 24/06/2019 tarihinde tapuya tescil edildiği, …ada, …ve …parsellerde kayıtlı taşınmazların Hazinenin mülkiyetinde ve yönetiminde bulunduğu, dava konusu ihalelerin açıklık ve rekabet ilkeleri ile ihale mevzuatına uygun olarak kamu yararı ve hizmet gerekleri gözetilerek gerçekleştirildiği; müdahiller tarafından, usûle ilişkin olarak, davacıların davaya konu ihalelerden 18/07/2022 tarihi itibarıyla haberdar olduğu, ivedi yargılama usûlüne tâbi uyuşmazlıklarda idareye başvurunun dava açma süresini durdurmadığı ve işbu davanın konusu itibarıyla adli tatilde görülmesi gereken işlerden olduğu dikkate alındığında 30/08/2023 tarihinde açılan davanın süresinde olmadığı, esas yönünden, dava konusu ihalelerin açıklık ve rekabet ilkeleri ile ihale mevzuatına uygun olarak kamu yararı ve hizmet gerekleri gözetilerek gerçekleştirildiği, davacıların söz konusu taşınmazlarda işgalci olduklarına dair herhangi bir delil veya tespit bulunmadığı, mahkemece bu yönde bir araştırma yapılmadan sadece davacıların beyanı esas alınarak karar verildiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : Davacılar tarafından savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ : 2577 sayılı Kanun'un 48. maddesinde temyiz dilekçesi verilirken gerekli harç ve giderlerin ödenmemiş olması hâlinde, verilecek yedi günlük süre içerisinde tamamlanması, aksi hâlde temyiz isteminden vazgeçilmiş sayılacağı hususunun temyiz edene yazılı olarak bildirileceği düzenlenmiş olup yapılan bildirime rağmen eksik posta giderinin tamamlanmaması nedeniyle müdahiller ..., ..., ... ve …yönünden kararın temyiz edilmemiş sayılmasına; müdahil ...ve davalı idarenin temyiz istemlerinin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Mahkemesi kararının, uyuşmazlığa konu parsellerin 4706 sayılı Kanun'un 5. maddesinin altıncı fıkrası uyarınca öncelikle yapı sahibi olan davacılara satılmak üzere ilgili belediyeye bedelsiz olarak devredilmesi gerekirken devredilmediği ve bu taşınmazların, yapı sahibi davacılar tarafından rayiç bedel üzerinden doğrudan satın alınması mümkün iken doğrudan satın alma hakkını kullanmalarının engellendiği anlaşıldığından, bu taşınmazların 24/05/2021 tarihinde satış ihalesine çıkarılmasında ve hak sahibi olmayan kişilere satılmasında hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
USUL YÖNÜNDEN:
İLGİLİ MEVZUAT:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 48. maddesinin 6. fıkrasında, temyiz dilekçesi verilirken gerekli harç ve giderlerin tamamının ödenmemiş olması hâlinde, kararı veren merci tarafından verilecek yedi günlük süre içerisinde tamamlanması, aksi takdirde temyizden vazgeçilmiş sayılacağı hususunun temyiz edene yazılı olarak bildirileceği, verilen süre içinde harç ve giderler tamamlanmadığı takdirde, ilgili merciin kararın temyiz edilmemiş sayılmasına karar vereceği; 7. fıkrasında, temyiz dilekçesi verilirken gerekli harç ve giderlerin ödenmemiş olduğunun anlaşılması hâlinde, 6. fıkrada sözü edilen kararın, dosyanın gönderildiği Danıştay'ın ilgili dairesince kesin olarak verileceği kurala bağlanmıştır.
7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun "Elektronik Tebligat" başlıklı 7/a maddesinde, "Aşağıda belirtilen gerçek ve tüzel kişilere tebligatın elektronik yolla yapılması zorunludur. ... 9. Baro levhasına yazılı avukatlar. ... Birinci fıkra kapsamı dışında kalan gerçek ve tüzel kişilere, talepleri hâlinde elektronik tebligat adresi verilir. Bu durumda bu kişilere tebligatın elektronik yolla yapılması zorunludur. Birinci ve ikinci fıkra hükümlerine göre elektronik yolla tebligatın zorunlu bir sebeple yapılamaması hâlinde bu Kanun'da belirtilen diğer usullerle tebligat yapılır. Elektronik yolla tebligat, muhatabın elektronik adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılır. ..."; "Vekile ve kanuni mümessile tebligat" başlıklı 11. maddesinde, “Vekil vasıtasıyla takip edilen işlerde tebligat vekile yapılır. ..." kuralı yer almıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
1. Davalı idare ve müdahil ...'nin temyiz istemleri yönünden;
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
2. Müdahiller ..., ..., ... ve ...'ın temyiz istemleri yönünden;
Temyiz isteminin incelenebilmesi için eksik olan harç ve posta giderinin 2577 sayılı Kanun'un 48. maddesinin 6. ve 7. fıkraları uyarınca yedi (7) gün içerisinde yatırılması gerektiği, aksi hâlde kararın temyiz edilmemiş sayılmasına karar verileceğine dair 25/12/2023 tarihli yazının anılan müdahiller vekili Av. ...'ın elektronik tebligat adresine gönderildiği, söz konusu yazının vekilin elektronik tebligat adresine 26/12/2023 tarihinde ulaştığı ve bu tarihi izleyen beşinci günün sonunda 31/12/2023 tarihinde tebliğ edilmiş sayıldığı, buna karşın verilen süre içerisinde temyiz karar harcı yatırıldığı hâlde posta avansı eksikliğinin giderilmediği anlaşılmaktadır.
Bu durumda, 2577 sayılı Kanun'un 48. maddesinin 6. fıkrası uyarınca verilen süre içinde eksik posta gideri yatırılmadığından, müdahiller ..., ..., ... ve ...'ın temyiz istemlerinin incelenmesine imkân bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalı idare ve müdahil ...'nin temyiz istemlerinin reddine,
. 2. Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptali yolundaki …. İdare Mahkemesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı temyize konu kararında 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından anılan kararın ONANMASINA oyçokluğuyla,
3. 2577 sayılı Kanun'un 48. maddesinin 7. fıkrası uyarınca, müdahiller ..., ..., ... ve ...'ın temyiz istemleri yönünden, Mahkeme kararının TEMYİZ EDİLMEMİŞ SAYILMASINA oybirliğiyle,
4. Temyiz giderlerinin istemde bulunanlar üzerinde bırakılmasına,
5. Posta giderleri avansından artan tutarın davalıya ve davalı yanında müdahil ...'ye iadesine,
6. Dosyanın anılan Mahkeme'ye gönderilmesine,
7. 2577 sayılı Kanun'un 20/A maddesinin ikinci fıkrasının (i) bendi uyarınca kesin olarak (karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere), 01/02/2024 tarihinde karar verildi.
(X) GEREKÇEDE KARŞI OY :
4706 sayılı Hazineye Ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un dava konusu ihalenin yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan 4916 sayılı Kanun'un 4. maddesiyle değişik 5. maddesinin altıncı fıkrasında, “Belediye ve mücavir alan sınırları içinde olup Bakanlıkça tespit edilecek alanlarda bulunan, Hazineye ait taşınmazlardan, 31.12.2014 tarihinden önce üzerinde yapılanma olanlar; öncelikle yapı sahipleri ile bunların kanunî veya akdi haleflerine satılmak ya da genel hükümlere göre değerlendirilmek üzere ilgili belediyelere bedelsiz olarak devredilir. Bu şekilde devredilen taşınmazlar, haczedilemez ve üzerinde üçüncü kişiler lehine herhangi bir sınırlı ayni hak tesis edilemez. Bu taşınmazlar belediyelerce öncelikle talepleri üzerine yapı sahipleri ile bunların kanunî veya akdi haleflerine, rayiç bedel üzerinden doğrudan satılır. Bu suretle yapılacak satışlarda satış bedeli, en az yüzde onu peşin ödenmek üzere beş yıla kadar taksitlendirilebilir. Taksit tutarlarına kanunî faiz oranının yarısı uygulanır.Taksitle satışa esas bedel ile taksit süresi ve sayısını belirlemeye belediyeler yetkilidir.”; sekizinci fıkrasında, “Yapılacak yazılı tebligat tarihinden itibaren bir yıl içinde satın alınma talebinde bulunulmayan veya üzerinde yapılanma olmayan ve bu madde kapsamında devredilen taşınmazlar genel hükümlere göre belediyece satılabilir. Devir tarihinden itibaren üç yıl içinde belediyece satılamayan taşınmazlar, belediyelerin muvafakatine ve hükme gerek olmaksızın Hazine adına re'sen tescil edilir.” kurallarına yer verilmiştir.
4706 sayılı Kanun'un 5. maddesinin altıncı fıkrası uyarınca, belediye veya mücavir alan sınırları içinde olup, ilgili Bakanlıkça tespit edilen, Hazine'ye ait taşınmazlardan, 31/12/2014 tarihinden önce üzerinde yapılanma olanların, Hazine adına tescil tarihine bakılmaksızın öncelikle yapı sahipleri ile bunların kanunî veya akdî haleflerine satılmak ya da genel hükümlere göre değerlendirilmek üzere ilgili belediyelere bedelsiz olarak devredilmesi ve bu taşınmazların, belediyelerce öncelikle talepleri üzerine yapı sahipleri ile bunların kanunî veya akdî haleflerine, rayiç bedel üzerinden doğrudan satılması gerekmektedir.
Dosyanın incelenmesinden, İzmir ili, … ilçesi, … Mahallesi, … ada, … parselin (eski … ada, … parsel) tamamının davacıların mülkiyetinde olduğu, söz konusu taşınmazın 2019 yılında 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 18. maddesi uyarınca hazırlanan …sayılı parselasyon planı ile ... ada, …, ..., …, …. ve … parseller olmak üzere beşe ayrıldığı, düzenleme ortaklık payı kesintisinden sonra …, … ve … parsellerin davacılar adına, … ve … parsellerin ise Hazine adına tescil edildiği, … ada, … ve … parseller (yeni … ada, … parsel) üzerinde besi damı olarak kullanımlı iki katlı yapının bulunduğu, davacılar tarafından söz konusu parsellerdeki iki katlı yapıya ait 12/03/1987 tarihli yapı ruhsatı ve 27/07/1990 tarihli yapı kullanma izin belgesi sunulduğu, bu yapının mülkiyetinin parselasyon öncesinde davacılara ait olduğu anlaşılmıştır.
Bu durumda, … ada, … ve … parseller (yeni … ada, … parsel) üzerinde davacılar tarafından 31/12/2014 tarihinden önce yapılmış yapılar bulunduğu, söz konusu parsellerin 2019 yılında Hazine adına tescil edildiği, dava konusu ihalelerin ise 24/05/2021 tarihinde gerçekleştirildiği, dolayısıyla bu parsellerin 4706 sayılı Kanun'un 5. maddesinin altıncı fıkrası uyarınca öncelikle yapı sahibi olan davacılara satılmak üzere ilgili belediyeye bedelsiz olarak devredilmesi gerekirken devredilmediği ve bu taşınmazların, yapı sahibi davacılar tarafından rayiç bedel üzerinden doğrudan satın alınması mümkün iken satın alma hakkını kullanmalarının engellendiği anlaşıldığından, bu taşınmazların 24/05/2021 tarihinde satış ihalesine çıkarılmasında ve hak sahibi olmayan kişilere satılmasında hukuka uygunluk bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu işlemlerin iptali yolundaki temyize konu İdare Mahkemesi kararının belirtilen gerekçe ile onanması gerektiği oyu ile, gerekçe yönünden karara katılmıyorum.
(XX) KARŞI OY :
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Dava açma süresi" başlıklı 7. maddesinin 2. fıkrasında, dava açma süresinin özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hâllerde Danıştay'da ve idare mahkemelerinde altmış gün olduğu; 2. fıkrasının (a) bendinde, bu sürelerin idarî uyuşmazlıklarda yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden başladığı; 4. fıkrasında, ilanı gereken düzenleyici işlemlerde dava süresinin, ilan tarihini izleyen günden itibaren başlayacağı; "İvedi yargılama usulü" başlıklı 20/A maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, ihaleden yasaklama kararları hariç ihale işlemlerinden doğan uyuşmazlıklarda ivedi yargılama usulünün uygulanacağı; 2. fıkrasının (a) bendinde, ivedi yargılama usulünde dava açma süresinin otuz gün olduğu kurala bağlanmıştır.
2577 sayılı Kanun'un 7. maddesinde, idarî işlemlere karşı açılacak davalarda sürenin, yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden başlayacağı kurala bağlanmak suretiyle dava açma süresinin başlamasında "yazılı bildirimin” esas alınması gerektiği, ilanı gereken düzenleyici işlemlere karşı açılan idarî davalarda ise, dava açma süresinin hesabında bildirim yerine ilanın esas alınarak sürenin ilan tarihini izleyen günden itibaren başlaması gerektiği öngörülmüştür.
Düzenleyici işlemler dışında kalan bireysel nitelikteki idarî işlemlerin iptali istemiyle açılan davalarda ise, dava açma sürelerinin hesabında, işlemin ilgilisine tebliğ edildiği tarihin esas alınması gerekmekle birlikte, özellikle idarenin tesis ettiği işlemin doğrudan tarafı olmayan ve bu nedenle de idarece yazılı bildirim zorunluluğu bulunmayan kişilerin açacakları davalarda, bu kişilerin idarî işlemi öğrenme tarihinin belirlenebildiği durumlarda, öğrenme tarihinin esas alınması gerektiği yargısal içtihatlarla kabul edilmektedir. Bu itibarla, ihale kararı, ilanı gereken düzenleyici işlem olmadığından dava açma süresinin ilan veya ihale tarihinden itibaren başlatılmaması, yazılı bildirim yapılan hallerde bildirim tarihinde, yazılı bildirim yapılmayan hâllerde ise işlemin öğrenildiği tarihi izleyen günden itibaren başlatılması gerekmektedir.
Ancak, işlemin öğrenme tarihinin belirlenmesi her zaman mümkün olmadığı gibi işlem, çok uzun süre sonra da öğrenilmiş olabilir veya daha önce öğrenildiği hâlde aksi ispat edilemeyeceği için hakkın kötüye kullanılması suretiyle yeni öğrenildiği beyan edilerek dava açılabilir. Oysa ki; dava açma süresi, kamu düzenine ilişkin bir konu olup, sürenin başlangıcının kişilerin takdirine bırakılması mümkün değildir.
İdari işlemin tarafı olmayan ve kendisine bildirim yapılmayan kişiler tarafından, işlemin yeni öğrenildiği beyan edilerek işlemin tesis edildiği tarihten uzunca bir zaman geçtikten sonra dava açılması hâlinde, idarî işlemler ve dolayısıyla işlem neticesi elde edilen haklar devamlı olarak iptal edilme riskine maruz kalacaktır. Bu risk nedeniyle de idarî istikrar ve hukukî güvenlik ilkelerinin ihlâli sonucu doğacak ve bu durum, kamu hizmetlerinin işleyişini aksatacağı için de kamu düzeni bozulacaktır.
Bu nedenle hukuki güvenlik ve idari istikrarın sağlanması ile kişilerin mahkemeye erişim haklarının korunması arasında âdilâne dengenin kurulması gerekmekte olup, bu denge her bir somut uyuşmazlığın özelliğine göre yargı mercilerince makul bir dava açma süresi belirlenmesiyle sağlanabilir.
Nitekim Fransız Danıştayı 13/07/2016 tarihli M.A.B. kararında dava açma süresine ilişkin olarak, Fransız İdarî Yargı Kanunu'ndaki düzenlemelerden hareketle, başvuru yolları, başvuru ve dava süreleri konusunda bilgi verme zorunluluğuna uyulmaması veya idarenin bu bilgileri ilgiliye verdiğine dair kanıt bulunmaması hâllerinde, ilgili kişiye İdarî Yargı Kanunu'nda yer alan genel dava açma sürelerinin uygulanmayacağını ve kişilerin dava açma süreleri geçmiş olsa bile dava açabilecekleri, ancak "hukukî güvenlik” ilkesinin kişilerin süresiz olarak, her istedikleri zaman dava açamamalarını gerektirdiği, bununla birlikte dava yollarına makul süreler içerisinde başvurulabileceği yönünde karar vermiştir. (Conseil d'Etat, Asambleé, 13/07/2016, No:387763) (Erişim: https://www.conseil-etat.fr/arianeweb - Ariane Web Arama Motoru) (Kararın çevirisi için bkz. AYDIN, M. A., Başvuru Yolu ve Süresi Gösterilmeyen Tebligatın Dava Açma Süresine Etkisi, Fransız Danıştayı'nın Eski Polis Komiseri M.A.B. Kararı, Terazi Hukuk Dergisi, C. 12, S. 134, Ekim 2017, s. 86-89)
Anılan kararda makul sürenin belirlenmesindeki amaçlardan biri ise; “dava açma süresinin makul süre ile sınırlandırılması, muhtemel davalı idarelerin aşırı gecikmeli açılan davalar sonucu çıkabilecek iptal kararlarına maruz kalmalarını önleyecek, adaletin daha iyi işlemesini sağlayacak ve hukukî durumların güvenliğe ve sabitliğe kavuşmasını sağlayacaktır." şeklinde belirtilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden, mülkiyeti Hazine'ye ait, İzmir ili, … ilçesi, …Mahallesi, …ada, …ve …parselde kayıtlı taşınmazların 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu'nun 45. maddesi uyarınca açık teklif usûlüyle satılmasına ilişkin 24/05/2021 tarihli ihalelerin ve anılan ihalelerin iptali istemiyle 18/07/2022 tarihinde yapılan başvurunun cevap verilmemek suretiyle (zımnen) reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle 30/08/2022 tarihinde, yani ihale tarihinden yaklaşık 15 ay sonra dava açıldığı anlaşılmaktadır.
Dava konusu ihale işlemleri açısından, makul süre olarak belirli bir süre öngörmek güç olmakla birlikte, işlemin niteliği dikkate alındığında, ihale tarihinden yaklaşık 15 ay sonra açılan davanın süresinde olmadığının kabulü hakkaniyete uygun olacağından davanın süre aşımı nedeniyle reddi gerekmektedir.
Açıklanan nedenle, davanın esası incelenerek verilen dava konusu işlemlerin iptali yolundaki İdare Mahkemesi kararında usul kurallarına uygunluk bulunmadığından, davalı idarenin ve müdahil ...'nin temyiz istemlerinin kabulü ile kararın bozulmasına ve davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiği oyuyla karara katılmıyorum.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!