Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2023/3307 E. , 2024/268 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2023/3307
Karar No:2024/268
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 17/03/2022 tarihinde gerçekleştirilen "Antalya ili, Alanya ilçesi, ... Mahallesi'ndeki ... ada, ... parsel no'lu taşınmazın kıyı kesiminde bulunan 3.797,35 m² yüz ölçümlü mendirek ve kıyı koruma yapısı için 30 yıl süreli kullanma izni verilmesi" ihalesi uhdesinde kalan davacının 15 (on beş) gün içerisinde mücbir sebep olmaksızın usulüne göre sözleşme yapmadığından bahisle 1 (bir) yıl süreyle Bakanlık ihalelerine katılmaktan yasaklanmasına ilişkin 03/11/2022 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan işlemin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesi'nce verilen ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararda; uyuşmazlık konusu ihalenin davacının uhdesinde kaldığı, bunun üzerine ihaleyi yapan idare tarafından 24/06/2022 tarihli yazı ile davacının en geç on beş gün içinde ihale sözleşmesini imzalamak üzere davet edildiği, davacının verilen süre sonunda ihale sözleşmesini imzalamak üzere idareye müracaat etmemesi nedeniyle dava konusu işlemin tesis edildiği; 24/06/2022 tarihli bildirime ilişkin tebligatın davacının adres kayıt sistemindeki bilinen en son adresine yapıldığı ancak adresin kapalı olması sebebiyle Tebligat Kanunu'nun 21. maddesindeki usule uyularak 28/06/2022 tarihinde mahalle muhtarına imza karşılığında teslim edildiği ve ihbarnamenin kapısına asıldığı, tebligatın usulüne uygun olarak yapıldığı, buna rağmen yasal süre içinde ihale sözleşmesinin imzalanmadığı hususunun sübuta erdiği, ihale uhdesinde kaldığı hâlde mücbir sebep hâli söz konusu olmaksızın usulüne göre sözleşme yapmayan davacının 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu'nun 58. maddesi uyarınca 1 (bir) yıl süreyle Bakanlık ihalelerine katılmaktan yasaklanmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nce; İdare Mahkemesi'nce, dava konusu işlemin 4734 sayılı Kanun'un
"İhalelere katılmaktan yasaklama" başlıklı 58. maddesi uyarınca tesis edildiği belirtilerek, kararda anılan kanun hükmüne yer verildiği, ayrıca davalı idare tarafından da, ihale üzerinde kalan davacı şirketin sözleşme yapmaya davet edilmesine rağmen süresinde idareye başvurmadığı, bu nedenle 4734 sayılı Kanun'un 58. maddesi gereğince yasaklama kararı verildiği ifade edilmesine karşın, dava konusu işlemin 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu'nun "İdarelerce İhalelere Katılmaktan Geçici Yasaklama" başlıklı 84. maddesinin 3. fıkrası ve Hazine Taşınmazlarının İdaresi Hakkında Yönetmeliğin "İhalelere katılmaktan geçici yasaklama" başlıklı 91. maddesinin 2. fıkrası uyarınca tesis edildiği, bu itibarla, ihale üzerinde kalan davacının mücbir sebep hâli söz konusu olmaksızın usulüne göre sözleşme yapmaması nedeniyle 1 (bir) yıl süreyle Bakanlık ihalelerine katılmaktan yasaklanmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı, İdare Mahkemesi'nce dayanak alınan mevzuat hükmü hatalı olmakla birlikte Mahkeme kararının sonucu itibarıyla hukuka uygun olduğu sonucuna varılmışır.
Açıklanan nedenlerle, istinaf başvurusuna konu Mahkeme kararının kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığından istinaf başvurusunun yukarıda belirtilen gerekçeyle reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, 24/06/2022 tarihli yazının usulüne uygun olarak tebliğ edilmediği, sözleşmeye davet yazısının önce normal bir şekilde tebliğ edilip eğer bu tebliğ gerçekleşmezse Mernis şerhli tebligat yapılarak 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21. maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen yöntemin izlenilmesi gerektiği, sözleşmeye davet yazısının tebliğ zarfında "Mernis adresi" şerhinin bulunmadığı, tebliğ evrakının adresteki binanın kapısına yapıştırılmadığı, ilgilinin nerede olduğuna ilişkin bir araştırmanın yapılmadığı, tebligatın usulüne uygun yapıldığı kabul edilse dahi sözleşmeye davet yazısının dayanağı olan ihalenin iptaline ilişkin davalı idare işleminin iptaline dair ... İdare Mahkemesi'nin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararının feragat nedeniyle ortadan kalktığı, dolayısıyla sözleşmeye davet yazısının hükümsüz hâle geldiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, kamu hizmetinin gerekleri ve kamu yararı bakımından haklı, yeterli ve gerektirici sebeplere dayanılarak tesis edilen dava konusu işlemde esas ve usul bakımının hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ... 'UN DÜŞÜNCESİ : 7201 sayılı Kanun'un "Bilinen adrese tebligat" başlıklı 10. maddesinde, "Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır. Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır." hükümleri, "Tebliğ imkansızlığı ve tebellüğden imtina" başlıklı 21. maddesinde, "Kendisine tebligat yapılacak kimse veya yukarıdaki maddeler mucibince tebligat yapılabilecek kimselerden hiçbiri gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden imtina ederse, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza mukabilinde teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber, adreste bulunmama halinde tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirilir. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır. Gösterilen adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olup, muhatap o adreste hiç oturmamış veya o adresten sürekli olarak ayrılmış olsa dahi, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza karşılığında teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırır. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır." hükümleri yer almaktadır.
Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmelik'in "Bilinen adreste tebligat" başlıklı 16. maddesinde ''Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması halinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır." hükmü yer almaktadır.
Tebligat Kanunu'nun 10. ve 21. maddelerine adres kayıt sistemine ilişkin hükümleri getiren 6099 Sayılı Kanun'un genel gerekçesinde, ''(...) Uygulamada yaşanan sorunları önlemek üzere tasarıda yer verilen en önemli değişiklik, 25/4/2006 tarihli ve 5490 Sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu'nda kabul edilen "adres kayıt sistemi"nin Tebligat Kanunu'na intibakının sağlanmasıdır. Hatta bu yolla, bazen on-on beş tebligatla dahi sonuç elde edilemeyen durumlarda (ilânen tebligatın gerektirdiği istisnaî hâller hariç), en fazla iki veya üç tebligatla sorun çözülebilecektir." ifadesi yer almaktadır.
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerin yorumlanmasından, 7201 sayılı Kanun'un 10. maddesine eklenen ikinci fıkra ile gerçek kişilere yapılacak tebligatla ilgili olarak iki aşamalı bir yol benimsendiği, muhatabın adresinin kendi tarafından bildirileceği ve bu adrese normal tebligat çıkarılacağı, bildirilen adrese çıkarılan tebligatın iade edilmesi halinde, tebligatın, muhatabın adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresine 7201 sayılı Kanun'un 21. maddesinin ikinci fıkrasına belirtilen usule göre çıkarılacağı sonucu çıkarılmaktadır. Ancak ilk defa bildirilen adresin muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi veya başka bir adresi olması arasında fark bulunmamaktadır. Her iki adres de 7201 sayılı Kanun'un 10. maddesinin birinci fıkrası kapsamında bilinen adres niteliğindedir. 7201 sayılı Kanun'un 10. maddesinin ikinci fıkrası ve 21. maddesinin ikinci fıkrasının birbirinden bağımsız biçimde değerlendirilerek, muhatabın adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresinden başka adresi bilinmediği gerekçesiyle doğrudan 7201 sayılı Kanun'un 21. maddesinin ikinci fıkrasına belirtilen usule göre tebligat yapılması, bu usulün kanun koyucunun 5490 Sayılı Kanun'a göre doğru adresini zamanında Nüfus Müdürlüğü'ne bildirmeyen vatandaşı cezalandırmak amacına mahsus getirildiği gözetildiğinde Anayasa'nın 36. maddesinde yer alan hak arama özgürlüğünün ihlâline yol açacak düzeyde 7201 sayılı Kanun hükümlerinin dar yorumlanması sonucunu doğuracaktır.
Konu ile ilgili Yargıtay'ın yerleşik içtihatları aynı yönde olup, 20/04/2021 tarih ve 31460 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 20/11/2020 tarih ve E:2019/2, K:2020/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu kararında da Tebligat Kanunu'nun 21. maddesi ikinci fıkrası uyarınca yapılacak tebligatlarda öncelikle Tebligat Kanunu'nun 10. maddesi birinci fıkrası uyarınca bilinen adrese tebligat yapılması gerektiği belirtildikten sonra, bilinen en son adres ile Mernis adresinin farklı olması halinde, Tebligat Kanunu'nun 21. maddesinin ikinci fıkrasına göre tebliğden önce Mernis adresine normal yoldan tekrar tebligat yapılmasına, bir başka deyişle tebligatın üç aşamalı olarak yapılmasına gerek olmadığına karar verilmiştir. Dolayısıyla iki aşamalı bir tebligat usulünün kabul edildiği tartışmasızdır.
Dava konusu olayda, sözleşmeye davet yazısına ilişkin, davacının bilinen adresi ile aynı olan adres kayıt sistemindeki adresine doğrudan 7201 sayılı Kanun'un 21. maddesinin ikinci fıkrasına belirtilen usule göre tebligat yapılmış, normal tebligat yolunda yer alan, adreste bulunmama halinde tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini sağlamak amacıyla en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya bildirilme usulü işletilememiş, adres kapalı olduğundan dolayı tebliğ evrakı mahalle muhtarına imza karşılığı teslim edilmiş ve ihbarname kapıya asılmıştır.
Bu durumda, davacıya önceden hiçbir tebligat çıkarılmadan doğrudan doğruya 7201 sayılı Kanun'un 21. maddesi ikinci fıkrası uyarınca yapılan tebligatın usulsüz ve hukuka aykırı olduğu, sözleşmeye davet yazısının usulüne uygun tebliğ edilmediği, dolayısıyla davacının usulüne göre sözleşme yapmadığından bahsedilemeyeceği anlaşıldığından, dava konusu işlemde hukuka uygunluk, davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun gerekçeli reddi yolundaki temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmadığı düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Bölge idare mahkemesi kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun gerekçeli reddi yolundaki ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin ... tarih ve E:... , K:... sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, anılan Bölge İdare Mahkemesi kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. Posta giderleri avansından artan tutarın davacıya iadesine,
5. 2577 sayılı Kanun'un 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'ne gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesi'ne gönderilmesine, 18/01/2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!