Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2023/2902 E. , 2023/6257 K.
"İçtihat Metni"T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2023/2902
Karar No:2023/6257
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Kaymakamlığı …
İSTEMİN KONUSU : … İdare Mahkemesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Sarıkamış Milli Emlak Müdürlüğü'nce Kars ili, Sarıkamış ilçesi, … Köyü … Ada, … Parsel sayılı taşınmazın açık arttırma usulü ile satılmasına ilişkin 01/07/2022 tarihli ihalenin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesi'nce verilen kararda; 2577 sayılı Kanun'un 7. maddesi ile üst makamlara başvurmayı düzenleyen 11. maddesi hükümleri karşısında, 01/07/2022 tarihinde yapılan ihalenin iptali istemiyle ihaleden itibaren 60 günlük dava açma süresi içerisinde, 2577 sayılı Kanun'un 11. maddesi kapsamında başvuruda bulunulması halinde ise de, söz konusu başvuru üzerine idarece verilen cevap üzerine anılan cevabın tebliğinden itibaren bu tarihi takip eden 60 günlük dava açma süresi içinde yapılan başvuruya bu başvurudan itibaren 30 gün içinde cevap verilmeyerek isteğin reddedilmiş sayılması halinde, bu tarihi takip eden 60 günlük dava açma süresi içinde idari dava açılabileceği, davacı tarafından Kars ili, Sarıkamış ilçesi, … Köyü … Ada, … Parsel sayılı taşınmazın açık arttırma usulü ile satılmasına ilişkin Kars ili, Sarıkamış Milli Emlak Müdürlüğü tarafından 01/07/2022 tarihinde yapılan ihalenin iptali istemiyle ihaleden itibaren 60 günlük dava açma süresi içerisinde en geç 30/08/2022 tarihine kadar itirazda bulunulması ya da 07/09/2022 tarihine (dava açma son günü adli ara vermeye denk geldiğinden) kadar dava açılması gerektiği ancak olayda davacı tarafından bu süre geçtikten sonra 13/09/2022 tarihli dilekçe ile 2577 sayılı Kanun'un 11. maddesi kapsamında yapılan ihalenin iptal edilmesi talebinde bulunulduğu dolayısıyla 01/07/2022 tarihinde yapılan ihaleye karşı dava açma süresi içerisinde herhangi bir dava açılmadığı gibi 2577 sayılı Kanun'un 11. maddesi kapsamında başvuruda da bulunulmadığının anlaşıldığı, öte yandan, davacı tarafından 01/07/2022 tarihinde yapılan ihaleye ilişkin ilanın usulüne uygun olarak yapılmadığı iddiasında bulunulduğu görülerek, anılan ihaleden davacının, idareye başvuru tarihi olan 13/09/2022 tarihinde haberdar olduğu kabul edilse dahi, davacının 13/09/2022 tarihli başvurusu, Sarıkamış Kaymakamlığı Milli Emlak Servisi Şefliği tarafından … tarih ve … sayılı işlemle reddedilerek anılan ret kararının davacının adresine 07/10/2022 tarihinde tebliğ edildiği, davacı tarafından söz konusu karara karşı kendisine tebliğinden itibaren 60 günlük dava açma süresi içerisinde dava açmadığı, anılan tebliğden yaklaşık 3 ay 11 gün sonra bu sefer de vekili vasıtası ile 18/01/2023 tarihli dilekçe ile, "yapılan satış ihalesinin usulsüz ilan ve tebligat eksikliği gözetilerek iptal edilmesi, taşınmazın yeniden ihaleye çıkarılması..." talebinde bulunulduğu ancak 18/01/2023 tarihli dilekçe ile yapılmış olan başvurunun dava açma süresini canlandırmayacağı, bu durumda, Hazine mülkiyetinde bulunan Kars ili, Sarıkamış ilçesi, … Köyü … Ada, … Parsel sayılı taşınmazın açık arttırma usulü ile satılmasına ilişkin Kars ili, Sarıkamış Milli Emlak Müdürlüğü tarafından 01/07/2022 tarihinde yapılan ihalenin iptali istemiyle açılan davada süre aşımı bulunduğundan, işin esasının incelenmesinin olanaklı olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle davanın süre aşımı yönünden reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, 13/09/2022 tarihli başvurusuna idarenin verdiği cevapta itiraz ile ilgili herhangi bir bilgilendirme yapılmadığı, hangi kanun yoluna başvurulacağının belirtilmediği, okuma yazma bilmeyen davacının dava açma süresini bilemeyeceği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Mahkeme kararının gerekçeli olarak onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Hazine mülkiyetinde bulunan Kars ili, Sarıkamış ilçesi, … Köyü … Ada, …Parsel sayılı taşınmazın Sarıkamış Milli Emlak Müdürlüğü tarafından satışa çıkarıldığı, 01/07/2022 tarihinde açık artırma usulü ile ihalesi yapılarak dava dışı ...'ya satışının yapıldığı, davacı tarafından Sarıkamış Kaymakamlığı'na sunulan 13/09/2022 tarihli dilekçe ile, "yapılan satış ihalesinin usulsüz ilan ve tebligat eksikliği gözetilerek iptal edilmesi, taşınmazın yeniden ihaleye çıkarılması..." talebinde bulunulduğu, davacının söz konusu başvurusu, Sarıkamış Kaymakamlığı Milli Emlak Servisi Şefliği tarafından, Kaymakamlık Makamı Olur'lu … tarih ve … sayılı işlemle, "...ihaleye katılan taşınmazların satışı yapıldığı, ita amirlerinin onayı ile ihale süreçlerinin tamamlandığı" gerekçesiyle reddedildiği, anılan kararın davacının "… Mahallesi, …Sokak, No:…, İç Kapı No:… …/…" adresine 07/10/2022 tarihinde tebliğ edildiği, anılan ret kararının davacıya tebliğinden yaklaşık 3 ay 11 gün sonra davacı tarafından bu sefer de vekili vasıtası ile 18/01/2023 tarihli dilekçe ile, "yapılan satış ihalesinin usulsüz ilan ve tebligat eksikliği gözetilerek iptal edilmesi, taşınmazın yeniden ihaleye çıkarılması..." talebinde bulunulduğu, davacının söz konusu talebi Sarıkamış Kaymakamlığı Milli Emlak Servisi Şefliği tarafından, Kaymakamlık Makamı Olur'lu 27/02/2023 tarih ve … sayılı işlemle, "...ihaleye katılan taşınmazların satışı yapıldığı, ita amirlerinin onayı ile ihale süreçlerinin tamamlandığı" gerekçesiyle reddedildiği, anılan kararın davacı vekilinin "… Mahallesi, … Caddesi, No:…, … Blok, D:…, … … / …" adresine 01/03/2023 tarihinde tebliğ edilmesi üzerine, davacı tarafından 04/04/2023 tarihli dilekçe ile, 01/07/2022 tarihinde gerçekleştirilen ihalenin iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
İLGİLİ MEVZUAT:
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın "Anayasanın bağlayıcılığı ve üstünlüğü" başlıklı 11. maddesinde, Anayasa hükümlerinin, yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kuralları olduğu; "Hak arama hürriyeti" başlıklı 36. maddesinde, herkesin, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu; "Yargı yolu" başlıklı 125. maddesinde, idari işlemlere karşı açılacak davalarda sürenin, yazılı bildirim tarihinden başlayacağı kuralına yer verilmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Dava açma süresi" başlıklı 7. maddesinde, dava açma süresinin, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hâllerde idare mahkemelerinde altmış gün olduğu, bu sürenin, idari uyuşmazlıklarda; yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden başlayacağı kurala bağlanmış; 11. maddesinde de "İlgililer tarafından idari dava açılmadan önce, idari işlemin kaldırılması, geri alınması değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılması üst makamdan, üst makam yoksa işlemi yapmış olan makamdan, idari dava açma süresi içinde istenebilir. Bu başvurma, işlemeye başlamış olan idari dava açma süresini durdurur. Otuz gün içinde bir cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır. İsteğin reddedilmesi veya reddedilmiş sayılması hâlinde dava açma süresi yeniden işlemeye başlar ve başvurma tarihine kadar geçmiş süre de hesaba katılır." kuralına yer verilmiştir.
Aynı Kanun'un "İvedi yargılama usulü" başlıklı 20/A maddesinde ise, ''1. İvedi yargılama usulü aşağıda sayılan işlemlerden doğan uyuşmazlıklar hakkında uygulanır:
a) İhaleden yasaklama kararları hariç ihale işlemleri.
(...)
2. İvedi yargılama usulünde:
a) Dava açma süresi otuz gündür.
b) Bu Kanunun 11 inci maddesi hükümleri uygulanmaz. ...'' kuralı yer almıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
2577 sayılı Kanun'un aktarılan hükümlerinin değerlendirilmesinden, ihaleden yasaklama kararları hariç ihale işlemlerinden kaynaklanan uyuşmazlıkların ivedi yargılama usûlüne tâbi olduğu, bu usûle tâbi olan uyuşmazlıklarda dava açma süresinin otuz gün olduğu ve dava açılmadan önce idarî işlemin kaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılması istemiyle 2577 sayılı Kanun'un 11. maddesi kapsamında yapılacak bir başvurunun işlemeye başlamış olan dava açma süresini durdurmayacağı anlaşılmaktadır. İvedi yargılama usulüne tâbi işlemlerde 2577 sayılı Kanun'un 11. maddesi hükümlerinin uygulanma imkânı bulunmamaktadır.
Anayasa'nın 125. ve 2577 sayılı Kanun'un 7. maddesinde, idarî işlemlere karşı açılacak davalarda sürenin, yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden başlayacağı kurala bağlanmak suretiyle dava açma süresinin başlamasında "yazılı bildirim"in esas alınması öngörülmüş olup, hak arama özgürlüğünün kullanılması bakımından, idarî işlemlerin idare tarafından ilgililere açık ve anlaşılabilir biçimde bildirilmesi gerekmektedir.
Öte yandan, 2577 sayılı Kanun'un 7. maddesinin dördüncü fıkrasında düzenlenen, dava açma süresinin hesabında bildirim yerine ilanın esas alınarak sürenin ilan tarihini izleyen günden itibaren başlamasına ilişkin kural, ilanı gereken düzenleyici işlemlere karşı açılan idarî davalara yöneliktir.
Düzenleyici işlemler dışında kalan bireysel nitelikteki idarî işlemlerin iptali istemiyle açılan davalarda ise, dava açma sürelerinin hesabında, işlemin ilgilisine tebliğ edildiği tarihin esas alınması gerekmekle birlikte, özellikle idarenin tesis ettiği işlemin doğrudan tarafı olmayan ve bu nedenle de idarece yazılı bildirim zorunluluğu bulunmayan kişilerin açacakları davalarda, bu kişilerin idarî işlemi öğrenme tarihinin belirlenebildiği durumlarda, öğrenme tarihinin esas alınması gerektiği yargısal içtihatlarla kabul edilmektedir. Bu itibarla, ihale kararı, ilanı gereken düzenleyici işlem niteliğinde olmadığından dava açma süresinin ilanla başlamayacağı ve yazılı bildirim yapılmayan hâllerde işlemin bütün unsurlarıyla ilgililer tarafından öğrenildiği tarihten itibaren dava açma süresinin başlayacağı dikkate alındığında, davanın, ilan veya ihale tarihinden itibaren değil, ihaleden haberdar olunduğu ve öğrenme tarihi olarak belirtilen tarihi izleyen günden itibaren süresi içinde açılıp açılmadığının açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.
Dosyanın incelenmesinden, Hazine mülkiyetinde bulunan Kars ili, Sarıkamış ilçesi, …Köyü, …Ada, … Parsel sayılı taşınmazın açık arttırma usulü ile satılmasına ilişkin Sarıkamış Milli Emlak Müdürlüğü tarafından 01/07/2022 tarihinde yapılan ihalenin iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı görülmektedir.
Davacı tarafından, ihale konusu taşınmaz satışına ilişkin hususların en geç ihalenin iptali ve taşınmazın yeniden ihaleye çıkarılması talebiyle idareye başvuru yapılan 13/09/2022 tarihinde öğrenildiğinin kabul edilmesi gerektiğinden, öğrenme tarihini izleyen günden itibaren 30 (otuz) gün içinde en son 13/10/2022 tarihine kadar dava açılması gerekirken, bu süre geçirildikten sonra 04/04/2023 tarihinde açılan davanın süre aşımı nedeniyle esasının incelenmesi mümkün değildir.
Bu itibarla, dava konusu ihalenin, başvurunun yapıldığı 13/09/2022 tarihinde öğrenildiği anlaşıldığından, 2577 sayılı Kanun'un 11. maddesi hükümlerinin uygulanma imkânı bulunmayan ivedi yargılama usulüne tâbi işbu uyuşmazlıkta, öğrenme tarihi olan 13/09/2022 tarihinden itibaren 30 gün içerisinde iptali istemiyle dava açılması gerekirken, bu süre geçirildikten sonra 04/04/2022 tarihinde açılan davanın süre aşımı yönünden reddine yönelik Mahkeme kararında sonucu itibarıyla hukukî isabetsizlik bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın süre aşımı yönünden reddi yolundaki … İdare Mahkemesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından anılan Mahkeme kararının yukarıda belirtilen GEREKÇEYLE ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. Posta giderleri avansından artan tutarın davacıya iadesine,
5. Dosyanın anılan Mahkeme'ye gönderilmesine,
6. 2577 sayılı Kanun'un 20/A maddesinin ikinci fıkrasının (i) bendi uyarınca kesin olarak (karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere), 26/12/2023 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(X) GEREKÇEDE KARŞI OY :
Anayasa'nın 40. maddesinin ikinci fıkrası hükmü ile bireylerin yargı ya da idari makamlar önünde haklarını arayabilmelerine kolaylık ve olanak sağlanması amaçlanmış; idareye, işlemlerinde, ilgililerin kaç gün içinde, hangi mercilere başvurabileceklerini bildirme yükümlülüğü getirilmiştir. Anayasa'nın 125. maddesinde de idari işlemlere karşı açılacak davalarda sürenin "yazılı bildirim" tarihinden başlayacağı belirtilmiştir.
20/01/1982 tarihinde yürürlüğe giren 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nda idari yargıda uygulanan “genel yargılama usulü” ve 7. maddesi ile devamı maddelerde de “genel dava açma süreleri” düzenlenmiş bulunmaktadır. Anılan 7. maddesinde, özel süre gösterilmeyen hâllerde idare mahkemelerinde idari işlemlere karşı dava açma süresinin "altmış gün" olduğu ve bu sürenin yazılı bildirim tarihini izleyen günden itibaren başlayacağı kurala bağlanmıştır.
Buna karşılık, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'na, 28/06/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun'un 18. maddesiyle eklenen 20/A maddesiyle, bir kısım işlemlere karşı açılan davalarda, genel yargılama usulünden farklı olarak, gerek dava, gerekse temyiz aşamasında uygulanacak “ivedi yargılama usulü” getirilmiş; ayrıca, ivedi yargılama usulünde dava açma süresinin "otuz gün" olduğu ve bu Kanun'un 11. maddesi hükümlerinin uygulanmayacağı öngörülmüştür. Anılan maddede, ihaleden yasaklama kararları hariç ihale işlemlerinden doğan uyuşmazlıklarda ivedi yargılama usulünün uygulanacağı kuralı yer almıştır.
Anayasa'nın 40. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca idarenin yükümlülüğünün, ivedi yargılama usûlüne tâbi bir idarî işlem söz konusu olduğunda, ilgilinin yanılgıya düşmemesi açısından özel dava açma süresi içerisinde doğrudan dava açmak zorunda olduğunun, işleme karşı idarî başvuruda bulunularak itiraz edilmesinin dava açma süresini durdurmayacağının bildirilmesini de kapsadığı kuşkusuzdur. Ancak kendisine herhangi bir yazılı bildirim yapılmayan ya da yapılan yazılı bildirimde işleme karşı başvuru yolu ve süresi belirtilmeyen ilgililerin hangi sürede dava açacakları konusunda karışıklık yaşamaları ve yanılgıya düşmeleri mümkün bulunmaktadır. Mevzuattan kaynaklanan bu karışıklığın Anayasa’nın 36. maddesinde yer alan mahkemeye erişim hakkını ihlâl eden sonuçlara ulaşmasını engellemek yargı yerine düşen bir görevdir.
Öte yandan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin 36533/04 başvuru numaralı Mesutoğlu-Türkiye kararında, usul kurallarının nasıl yorumlanması gerektiği hususunda özetle; mahkemeye erişim hakkının mutlak olmadığı, bazı sınırlamalara tâbi olabildiği, bununla birlikte, getirilen kısıtlamaların, hakkın özünü ortadan kaldıracak ölçüde, kişinin mahkemeye erişimini engellememesi gerektiği, mahkemeye erişim hakkına getirilen bu tür sınırlamaların ancak meşru bir amaç güdüldüğü takdirde ve hedeflenen amaç ile başvurulan araçlar arasında makûl bir orantı olması hâlinde Sözleşmenin 6/1. maddesi ile bağdaşabileceği, bu ilkelerden hareketle, dava açma hakkının doğal olarak yasayla belirlenen şartları olmakla birlikte, mahkemelerin yargılama usullerini uygularken bir yandan davanın hakkaniyetine hâlel getirecek kadar abartılı şekilcilikten, öte yandan, kanunla öngörülmüş olan usul şartlarının ortadan kalkmasına neden olacak kadar aşırı bir esneklikten kaçınılması gerektiği belirtilmektedir.
Bu durumda, ilgililere herhangi bir yazılı bildirimin yapılmadığı ve idari işlemin bir şekilde öğrenilmesi üzerine dava açıldığı durumda, bu kişilerin mevzuattan kaynaklanan bu karışıklık nedeniyle kaç gün içinde hangi merciye başvuracaklarını bilmeleri beklenemeyeceğinden, dava açma süresi hesaplanırken öğrenme tarihinin başlangıç alınması ve aynı şekilde özel dava açma süresinin değil açık, anlaşılabilir ve ulaşılabilir olan genel dava açma süresinin işletilmesi gerekir.
Nitekim Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulu'nun 15/03/2022 tarih ve E:2021/2, K:2022/1 sayılı kararıyla da; yazılı olarak bildirilen ve özel dava açma süresine tâbi olan bir işlemde, dava açma süresinin gösterilmemiş olması durumunda genel dava açma süresinin işletilmesi gerektiği yönünde içtihatların birleştirilmesine karar verilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden, ihale konusu taşınmaz satışına ilişkin hususların en geç ihalenin iptali ve taşınmazın yeniden ihaleye çıkarılması talebiyle davacı tarafından idareye başvuru yapılan 13/09/2022 tarihinde öğrenildiğinin kabul edilmesi gerektiğinden, dava açma süresinin 13/09/2022 tarihini izleyen günden itibaren başlatılması gerektiği sonucuna varılmıştır.
Bu itibarla, uyuşmazlığın ivedi yargılama usulüne tâbi olduğu ve dava açma süresinin otuz gün olduğu yolunda kendisine yazılı bildirim yapılmayan davacıların, ihalenin iptali istemiyle hangi tarihten itibaren dava açması gerektiği hususunda tereddüt yaşadığı ve yanılgıya düştüğü, mevzuattan kaynaklanan bu karışıklığın davacının özel süresi içerisinde dava açmasını zorlaştırdığı anlaşıldığından, mahkemeye erişim hakkının ihlâl edilmemesi açısından uyuşmazlıkta özel yargılama süresinin değil genel yargılama süresinin uygulanması gerekmektedir.
Bu bağlamda, ihalenin öğrenildiği tarihten itibaren altmış günlük genel dava açma süresi içerisinde dava açılması gerekirken, bu süre geçirildikten sonra, 04/04/2023 tarihinde açılan davanın süre aşımı nedeniyle reddine ilişkin Mahkeme kararında sonucu itibarıyla hukuki isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, temyize konu Mahkeme kararının belirtilen gerekçe ile onanması gerektiği oyu ile gerekçe yönünden karara katılmıyoruz.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!