Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2023/2876 E. , 2023/3714 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2023/2876
Karar No:2023/3714
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Fonu (…)
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : …
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: ... Giyim ve Deri Sanayicileri Ticaret A.Ş. tarafından ... A.Ş.'den kullanılan ve geri ödenmeyen krediye davacının kanuni temsilcisi olduğu ... Ticaret A.Ş.'nin kefil olduğundan bahisle 143.873,35-TL tutarlı Fon alacağının tahsili amacıyla davacı adına düzenlenen … tarih ve … sayılı ödemeye çağrı mektubu ile … tarih ve … sayılı ödeme emrinin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesi'nce verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; davacıdan tahsili istenilen alacağın Fon tarafından devralınmış bir borç ve alacak niteliğini haiz olduğu, Fon tarafından devralınan alacak ve borçların takip ve tahsilinde 6183 sayılı Kanun'un uygulanacağı ve bu alacakların Fon tarafından devralındığı tarihten itibaren amme alacağı niteliğini kazanacağı, 4389 sayılı Kanun'un 15/3. maddesinin bu hususta amir hüküm olduğu, 4389 sayılı Kanun'un 15/3 ve 15/7-b maddelerindeki hükümler birlikte değerlendirildiğinde, kredi kullanımına konu borcun kefili olan ... Tic. Ltd. Şti.'nin yönetim kurulu üyesi ve kanuni temsilcisi olan davacının bahse konu alacaktan sorumlu tutulabileceği sonucuna varıldığından, alacağın cebren takip ve tahsili için davacı adına sorumlu tutulduğu tutar üzerinden tanzim ve tebliğ olunan ödemeye çağrı mektubunda ve tahsili için düzenlenen ödeme emrinde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nce Dairemizin … tarih ve E:…, K:… sayılı bozma kararına uyularak verilen kararda; Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce 22/11/2022 tarihli ara kararı ile, davalı idareden, ... Giyim ve Deri Sanayicileri Ticaret A.Ş. firması tarafından ... A.Ş.'den kullanılan ve geri ödenmeyen krediye, davacının kanuni temsilcisi olduğu ... Ticaret A.Ş.'nin kefil olduğundan bahisle davacının 6183 sayılı Kanun uyarınca takip edildiği dosyada yer alan bilgi ve belgelerden anlaşıldığından, anılan şirketlerin banka hakim ortağı ile bağlantılı grup şirketlerinden olup olmadığı sorulduğu, davalı idarece ara karara verilen cevapta, söz konusu şirketlerin ... A.Ş. hakim ortak grubu ile bağlantılı grup şirketleri olmadığı, takiplerin sebebinin anılan Banka'dan kullanılan krediler olduğunun belirtildiği, Fon tarafından, ancak 4389 ve 5411 sayılı Kanunlar ile yetki verilen alacaklarla sınırlı olarak ve yine bu Kanunlarda yapılan atıf nedeniyle 6183 sayılı Kanun kapsamında takip ve tahsilat yapılabilineceği, dolayısıyla bu Kanunlar ile yetki verilmeyen alacaklar için Fon tarafından 6183 sayılı Kanun kapsamında takip ve tahsilat yapılması mümkün olmadığı, Fon'un gerek 4389 ve gerekse 5411 sayılı Kanun'dan kaynaklanan yetki ve görevlerinin, bu Kanunların amacına uygun olarak tasarruf sahiplerinin hak ve menfaatlerine zarar veren, mali piyasalarda güven ve istikrarı ve kredi sisteminin etkin bir şekilde çalışmasını engelleyici faaliyette bulunan bankaların, hâkim ortak ve yöneticileri ile bu bankalarla doğrudan veya dolaylı olarak ilişkisi bulunan şirketlerin yol açtığı kamu zararlarının önlenmesi veya giderilmesiyle sınırlı olduğu ve bu noktada Fon gelirlerinin de 4389 ve 5411 sayılı Kanun kapsamında ortaya çıkan ve Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası nezdindeki hesaplarda değerlendirilen Fon mevcudu ve kaynaklarından oluştuğunun kuşkusuz olduğu, bir başka deyişle, Fon tarafından ancak 4389 ve 5411 sayılı Kanunlarda 6183 sayılı Kanun kapsamında takip edilebileceği açıkça belirtilen alacakların takip ve tahsilinde 6183 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanabilineceği, davacı hakkında 6183 sayılı Kanun uyarınca yapılan takibatın konusu 4389 sayılı Kanun'un 15/7-b ve 15/3. maddesinde belirtilen alacaklar kapsamında olmadığından, şirket ile anılan Banka arasındaki ticari kredi ilişkisinden kaynaklanan ve özel hukuk hükümleri uyarınca değerlendirilmesi gereken sözleşmeden doğan ihtilâflı alacağın 6183 sayılı Kanun hükümleri uyarınca takip ve tahsili hukuken mümkün olmadığından tesis edilen dava konusu işlemlerde hukuka uygunluk, davanın reddi yönündeki İdare Mahkemesi kararında ise hukuki isabet bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, davacının istinaf başvurusunun kabulüne, İdare Mahkemesi'nce verilen kararın kaldırılmasına ve dava konusu işlemlerin iptaline karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, 5411 sayılı Kanun'un Geçici 11. maddesi atfı ile yürürlükte bulunan 4389 sayılı mülga Bankalar Kanun'unun 15/3. maddesi uyarınca Fon'un bankalardan temlik aldığı alacaklarını 6183 sayılı Kanun kapsamında takip ve tahsile görevli ve yetkili olduğu, bu konuda birçok yargı kararının mevcut olduğu, bu kapsamda kamu alacağının tahsilini teminen borçlu şirketin kanuni temsilcilerine mükerrer 35. madde gereğince davaya konu işlemlerin tesis edildiği, tesis edilen işlemlerin mevzuata uygun olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Bölge İdare Mahkemesi kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Anılan Kanun'un 50. maddesinin 4. fıkrasında, "Danıştayın bozma kararına uyulduğu takdirde, bu kararın temyiz incelemesi, bozma kararına uygunlukla sınırlı olarak yapılır." hükmü bulunmaktadır.
Aktarılan kurallar göz önünde bulundurulduğunda, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri, Dairemizin bozma kararındaki esaslara uyularak verilen temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun kabulü ile dava konusu işlemin iptali yolundaki … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, anılan Bölge İdare Mahkemesi kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. Posta giderleri avansından artan tutarın davalıya iadesine,
5. 2577 sayılı Kanun'un 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'ne gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesi'ne gönderilmesine, 25/09/2023 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!